KÖK HARFLER: أ س ف
ANLAM:
أَسِفَ : Acı çekmek, ağlayıp sızlanmak, üzülmek, bir şey yüzünden derin pişmanlık duymak; (birisine) kızgın olmak.
AÇIKLAMA:
xx
DİĞER BAZI TÜREVLER:
xx
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
آسَفَ | fiil-IV | 1 | Kızdırdı | 43/55 |
أَسَفٌ | isim | 2 | Üzüntü | 12/84 |
أَسِفٌ | isim | 2 | Üzüntülü | 20/86 |
| Toplam | 5 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Esef | أَسَف | Üzüntü, kaygı, tasa. Hüzün, gam, nedamet. | Maa’l-esef, Esefâ |
Esif | أَسِف | Kederli, esefli, tasalı, gamlı. |
|
Esîf | أَسِيف | Kederli, esefli, tasalı, gamlı. |
|
Esûf | أَسُوف | Fazlaca eseflenen, pek üzülen, çok kederlenen, çok fazla acıyan, yufka yürekli. |
|
Me’sûf | مَأْسُوف | *Esefli. |
|
Müessif | مُؤَسِّف | Üzen, üzüntü veren. Eseflendiren. |
|
Îsâf | إِيسَاف | Eseflendirmek. Esef vermek. |
|
Teessüf | تَأَسُّف | Eseflenmek. Kederlenmek. |
|
Müteessif | مُتَأَسِّف | Üzülen, acınan, yerinen, esef eden. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
آسَفَ : Fiil-IV.
43:55 | فَلَمَّا آسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ |
Diyanet Meali: | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. * |
أَسَفٌ : İsim.
12:84 | وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَا أَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ |
Diyanet Meali: | Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi. |
18:6 | إِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهَٰذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا |
Diyanet Meali: | (Demek sen), bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, (arkalarından) üzülerek (âdeta kendini tüketeceksin)! |
أَسِفٌ : İsim.
7:150 | وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰ إِلَىٰ قَوْمِهِ غَضْبَانَ أَسِفًا قَالَ |
Diyanet Meali: | Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, dedi ki.. |
20:86 | فَرَجَعَ مُوسَىٰ إِلَىٰ قَوْمِهِ غَضْبَانَ أَسِفًا |
Diyanet Meali: | Bunun üzerine Mûsâ, öfke dolu ve üzgün bir hâlde halkına döndü. |