TEVBE SURESİ            ANASAYFAYA DÖN
SAYFA 187
Ayet 1 Arapça Ayet
بَرَآءَةٞihtardırمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦٓve Elçisindenإِلَىkimselereٱلَّذِينَ*عَٰهَدتُّمandlaşma yaptığınızمِّنَmüşriklerdenٱلۡمُشۡرِكِينَ*
 
ANLAMI
Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.
Ayet 2 Arapça Ayet
فَسِيحُواْdolaşınفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*أَرۡبَعَةَdörtأَشۡهُرٖayوَٱعۡلَمُوٓاْve bilin kiأَنَّكُمۡsizغَيۡرُdeğilsinizمُعۡجِزِيaciz bırakacakٱللَّهِAllah'ıوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahمُخۡزِيrezil perişan edecektir'ٱلۡكَٰفِرِينَkafirleri
 
ANLAMI
Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَأَذَٰنٞve duyurudurمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦٓve Elçisindenإِلَىinsanlaraٱلنَّاسِ*يَوۡمَgünüٱلۡحَجِّHacٱلۡأَكۡبَرِen büyükأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahبَرِيٓءٞuzaktırمِّنَputa tapanlardanٱلۡمُشۡرِكِينَ*وَرَسُولُهُۥۚve Elçisiفَإِنeğerتُبۡتُمۡtevbe edersenizفَهُوَbuخَيۡرٞdaha iyidirلَّكُمۡۖsizin içinوَإِنve eğerتَوَلَّيۡتُمۡdönersenizفَٱعۡلَمُوٓاْbilin kiأَنَّكُمۡsizغَيۡرُdeğilsinizمُعۡجِزِيaciz bırakacakٱللَّهِۗAllah'ıوَبَشِّرِve müjdeleٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)بِعَذَابٍbir azabıأَلِيمٍacı
 
ANLAMI
Allah'ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.
Ayet 4 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçٱلَّذِينَkimselerعَٰهَدتُّمandlaşma yaptığınızمِّنَmüşriklerdenٱلۡمُشۡرِكِينَ*ثُمَّsonraلَمۡsize eksik bırakmayanيَنقُصُوكُمۡ*شَيۡـٔٗاhiçbir şeyiوَلَمۡveيُظَٰهِرُواْarka çıkmayanlarعَلَيۡكُمۡsize karşıأَحَدٗاhiç kimseyeفَأَتِمُّوٓاْtamamlayınإِلَيۡهِمۡonlarınعَهۡدَهُمۡandlaşmalarınıإِلَىٰkadarمُدَّتِهِمۡۚtanıdığınız süreyeإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلۡمُتَّقِينَkorunanları
 
ANLAMI
Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever.
Ayet 5 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanٱنسَلَخَgeçtiğiٱلۡأَشۡهُرُaylarٱلۡحُرُمُharamفَٱقۡتُلُواْöldürünٱلۡمُشۡرِكِينَortak koşanlarıحَيۡثُneredeوَجَدتُّمُوهُمۡbulursanız onlarıوَخُذُوهُمۡve onları yakalayınوَٱحۡصُرُوهُمۡve hapsedinوَٱقۡعُدُواْve otur(up) bekleyinلَهُمۡonlarıكُلَّherمَرۡصَدٖۚgözetleme yerindeفَإِنeğerتَابُواْtevbe ederlerseوَأَقَامُواْve kılarlarsaٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَوُاْve verirlerseٱلزَّكَوٰةَzekatıفَخَلُّواْserbest bırakınسَبِيلَهُمۡۚyollarınıإِنَّçünküٱللَّهَAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَإِنۡve eğerأَحَدٞbirisiمِّنَortak koşanlardanٱلۡمُشۡرِكِينَ*ٱسۡتَجَارَكَaman dilerseفَأَجِرۡهُonu yanına alحَتَّىٰta kiيَسۡمَعَişitsinكَلَٰمَsözünüٱللَّهِAllah'ınثُمَّsonraأَبۡلِغۡهُonu ulaştırمَأۡمَنَهُۥۚgüvenli bir yereذَٰلِكَböyle (yap)بِأَنَّهُمۡçünkü onlarقَوۡمٞbir toplulukturلَّاbilmezيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur.
SAYFA 188
Ayet 7 Arapça Ayet
كَيۡفَnasılيَكُونُolabilirلِلۡمُشۡرِكِينَortak koşanlarınعَهۡدٌandlaşmasıعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınوَعِندَve yanındaرَسُولِهِۦٓElçisininإِلَّاancak hariçtirٱلَّذِينَkimselerعَٰهَدتُّمۡandlaştıklarınızعِندَyanındaٱلۡمَسۡجِدِMescid-iٱلۡحَرَامِۖHaramفَمَاonlar dürüst davrandıkçaٱسۡتَقَٰمُواْ*لَكُمۡsizeفَٱسۡتَقِيمُواْsiz de dürüst davranınلَهُمۡۚonlaraإِنَّçünküٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلۡمُتَّقِينَkorunanları
 
ANLAMI
Mescidi Haram'ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.
Ayet 8 Arapça Ayet
كَيۡفَnasıl?وَإِنeğerيَظۡهَرُواْonlar galib gelselerdiعَلَيۡكُمۡsizeلَاneيَرۡقُبُواْgözetirlerdiفِيكُمۡsizin hakkınızdaإِلّٗاbir yakınlıkوَلَاne deذِمَّةٗۚbir andlaşmaيُرۡضُونَكُمsizi razı ederlerبِأَفۡوَٰهِهِمۡağızlarıylaوَتَأۡبَىٰfakat (sizi) istemezقُلُوبُهُمۡkalbleriوَأَكۡثَرُهُمۡve çokları daفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır
 
ANLAMI
Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar.
Ayet 9 Arapça Ayet
ٱشۡتَرَوۡاْsattılar;بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınثَمَنٗاbir parayaقَلِيلٗاazıcıkفَصَدُّواْengel oldularعَنO'nun yolundanسَبِيلِهِۦٓۚ*إِنَّهُمۡgerçektenسَآءَne kötüdürمَاşeylerكَانُواْolduklarıيَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Allah'ın ayetlerini az bir değere değişip, O'nun yolundan alıkoydular. Onların işledikleri gerçekten ne kötüdür!
Ayet 10 Arapça Ayet
لَاne gözetirlerيَرۡقُبُونَ*فِيkarşıمُؤۡمِنٍbir mü'mineإِلّٗاbir yakınlıkوَلَاne deذِمَّةٗۚbir andlaşmaوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlardırٱلۡمُعۡتَدُونَsaldırganlar
 
ANLAMI
Onlar hiçbir müminin yakınlık veya ahdini gözetmezler. İşte aşırı gidenler bunlardır.
Ayet 11 Arapça Ayet
فَإِنeğerتَابُواْtevbe ederlerseوَأَقَامُواْve kılarlarsaٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَوُاْve verirlerseٱلزَّكَوٰةَzekatıفَإِخۡوَٰنُكُمۡsizin kardeşlerinizdirlerفِيdindeٱلدِّينِۗ*وَنُفَصِّلُve uzun uzun açıklıyoruzٱلۡأٓيَٰتِayetleriلِقَوۡمٖbir kavmeيَعۡلَمُونَbilen
 
ANLAMI
Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri uzun uzadıya açıklıyoruz.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَإِنve eğerنَّكَثُوٓاْbozarlarsaأَيۡمَٰنَهُمandlarınıمِّنۢsonraبَعۡدِ*عَهۡدِهِمۡandlaşma yaptıktanوَطَعَنُواْve dil uzatırlarsaفِيdininizeدِينِكُمۡ*فَقَٰتِلُوٓاْsavaşınأَئِمَّةَönderleriyleٱلۡكُفۡرِküfrünإِنَّهُمۡçünküلَآyokturأَيۡمَٰنَandlarıلَهُمۡonlarınلَعَلَّهُمۡbelkiيَنتَهُونَvazgeçerler
 
ANLAMI
Eğer andlaşmalarından sonra, yeminlerini bozarlar, dininize dil uzatırlarsa, inkarda önde gidenlerle savaşın, çünkü onların yeminleri sayılmaz, belki vazgeçerler.
Ayet 13 Arapça Ayet
أَلَاsavaşmayacak mısınız?تُقَٰتِلُونَ*قَوۡمٗاbir kavimleنَّكَثُوٓاْbozanأَيۡمَٰنَهُمۡandlarınıوَهَمُّواْve yeltenenبِإِخۡرَاجِçıkarmağaٱلرَّسُولِElçiyiوَهُمve kendileriبَدَءُوكُمۡsiz(inle savaş)a başlamış olanأَوَّلَilkمَرَّةٍۚkezأَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚyoksa onlardan korkuyor musunuz?فَٱللَّهُAllah'tırأَحَقُّen layık olanأَنkendisinden korkmanızaتَخۡشَوۡهُ*إِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَgerçekten inananlar
 
ANLAMI
Yeminlerini bozan, Peygamberi sürgüne göndermeye azmeden bir toplumla savaşmanız gerekmez mi ki, önce onlar başlamışlardır Onlardan korkar mısınız Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah'tır.
SAYFA 189
Ayet 14 Arapça Ayet
قَٰتِلُوهُمۡonlarla savaşın (ki)يُعَذِّبۡهُمُonlara azabetsinٱللَّهُAllahبِأَيۡدِيكُمۡsizin ellerinizleوَيُخۡزِهِمۡve onları rezil etsinوَيَنصُرۡكُمۡve sizi üstün getirsinعَلَيۡهِمۡonlaraوَيَشۡفِve şifa versinصُدُورَgöğüslerineقَوۡمٖtoplumununمُّؤۡمِنِينَinananlar
 
ANLAMI
Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.
Ayet 15 Arapça Ayet
وَيُذۡهِبۡve gidersinغَيۡظَöfkesiniقُلُوبِهِمۡۗyüreklerininوَيَتُوبُve tevbesini kabul ederٱللَّهُAllahعَلَىٰkişininمَن*يَشَآءُۗdilediğiوَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.
Ayet 16 Arapça Ayet
أَمۡyoksaحَسِبۡتُمۡsiz sandınız mı?أَنbırakılacağınızıتُتۡرَكُواْ*وَلَمَّاbilmedenيَعۡلَمِ*ٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriجَٰهَدُواْcihad eden(leri)مِنكُمۡiçinizdenوَلَمۡveيَتَّخِذُواْedinmeyen(leri)مِنbaşkasınıدُونِ*ٱللَّهِAllah('tan)وَلَاveرَسُولِهِۦElçisin(den)وَلَاveٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minler(den)وَلِيجَةٗۚsırdaşوَٱللَّهُve Allahخَبِيرُۢhaber almaktadırبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızı
 
ANLAMI
Allah, içinizden cihat edenleri; Allah'tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz Allah işlediklerinizden haberdardır.
Ayet 17 Arapça Ayet
مَاyokturكَانَyokturلِلۡمُشۡرِكِينَmüşrikler içinأَنimar etmeleriيَعۡمُرُواْ*مَسَٰجِدَmescidleriniٱللَّهِAllah'ınشَٰهِدِينَşahitler ikenعَلَىٰٓkendi nefislerininأَنفُسِهِم*بِٱلۡكُفۡرِۚküfrüneأُوْلَـٰٓئِكَonlarınحَبِطَتۡboşa çıkmıştırأَعۡمَٰلُهُمۡyaptıkları işlerوَفِيveٱلنَّارِateşteهُمۡonlarخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır
 
ANLAMI
Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.
Ayet 18 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakيَعۡمُرُimar ederlerمَسَٰجِدَmescidleriniٱللَّهِAllah'ınمَنۡkimselerءَامَنَinananبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَأَقَامَve kılanٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve verenٱلزَّكَوٰةَzekatıوَلَمۡveيَخۡشَkorkmayanإِلَّاbaşkasındanٱللَّهَۖAllah'tanفَعَسَىٰٓumulurأُوْلَـٰٓئِكَonlarınأَنolmalarıيَكُونُواْ*مِنَdoğru yolu bulanlardanٱلۡمُهۡتَدِينَ*
 
ANLAMI
Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.
Ayet 19 Arapça Ayet
۞أَجَعَلۡتُمۡbir mi tuttunuz?سِقَايَةَsu vermeyiٱلۡحَآجِّhacılaraوَعِمَارَةَve imar etmeyiٱلۡمَسۡجِدِMescid-iٱلۡحَرَامِHaram'ıكَمَنۡkimse gibiءَامَنَinananبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَجَٰهَدَve cihadedenفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِۚAllahلَاolmaz(lar)يَسۡتَوُۥنَeşitعِندَkatındaٱللَّهِۗAllahوَٱللَّهُve Allahلَاyol göstermezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtopluluğunaٱلظَّـٰلِمِينَzalimler
 
ANLAMI
Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez.
Ayet 20 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)وَهَاجَرُواْve hicret eden(ler)وَجَٰهَدُواْve cihad eden(ler)فِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahبِأَمۡوَٰلِهِمۡmallarıylaوَأَنفُسِهِمۡve canlarıylaأَعۡظَمُdaha büyüktürدَرَجَةًdereceleriعِندَkatındaٱللَّهِۚAllahوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlardırٱلۡفَآئِزُونَkurtuluşa erenler
 
ANLAMI
İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.
SAYFA 190
Ayet 21 Arapça Ayet
يُبَشِّرُهُمۡonları müjdelerرَبُّهُمRableriبِرَحۡمَةٖbir rahmetleمِّنۡهُkendisindenوَرِضۡوَٰنٖve rızasıylaوَجَنَّـٰتٖve cennetlerleلَّهُمۡbulunanفِيهَاiçindeنَعِيمٞnimetlerمُّقِيمٌtükenmeyen
 
ANLAMI
Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır.
Ayet 22 Arapça Ayet
خَٰلِدِينَkalacaklardırفِيهَآoradaأَبَدًاۚebediإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعِندَهُۥٓkatındandırأَجۡرٌmükafatعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır.
Ayet 23 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُوٓاْ*ءَابَآءَكُمۡbabalarınızıوَإِخۡوَٰنَكُمۡve kardeşleriniziأَوۡلِيَآءَvelilerإِنِeğerٱسۡتَحَبُّواْseviyorlarsaٱلۡكُفۡرَküfrüعَلَىkarşıٱلۡإِيمَٰنِۚimanaوَمَنve kimيَتَوَلَّهُمonları veli tanırsaمِّنكُمۡsizdenفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلظَّـٰلِمُونَzalimler
 
ANLAMI
Ey inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse doğrusu kendine yazık etmiş olurlar.
Ayet 24 Arapça Ayet
قُلۡde kiإِنeğerكَانَiseءَابَآؤُكُمۡbabalarınızوَأَبۡنَآؤُكُمۡve oğullarınızوَإِخۡوَٰنُكُمۡve kardeşlerinizوَأَزۡوَٰجُكُمۡve eşlerinizوَعَشِيرَتُكُمۡve hısım akrabanızوَأَمۡوَٰلٌve mallarٱقۡتَرَفۡتُمُوهَاkazandığınızوَتِجَٰرَةٞve ticaret(iniz)تَخۡشَوۡنَkorktuğunuzكَسَادَهَاdüşmesindenوَمَسَٰكِنُve konutlarتَرۡضَوۡنَهَآhoşlandığınızأَحَبَّdaha sevgili (ise)إِلَيۡكُمsizeمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦve Elçisi(nden)وَجِهَادٖve cihad etmektenفِيO'nun yolundaسَبِيلِهِۦ*فَتَرَبَّصُواْo halde gözetleyinحَتَّىٰkadarيَأۡتِيَgetirinceyeٱللَّهُAllahبِأَمۡرِهِۦۗemriniوَٱللَّهُve Allahلَا(doğru) yola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtopluluğuٱلۡفَٰسِقِينَyoldan çıkmış
 
ANLAMI
De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez."
Ayet 25 Arapça Ayet
لَقَدۡandolsunنَصَرَكُمُsize yardım etmiştiٱللَّهُAllahفِيyerlerdeمَوَاطِنَ*كَثِيرَةٖbirçokوَيَوۡمَve günündeحُنَيۡنٍHuneynإِذۡhaniأَعۡجَبَتۡكُمۡsizi böbürlendirmiştiكَثۡرَتُكُمۡçokluğunuzفَلَمۡfakatتُغۡنِsağlamamıştıعَنكُمۡsizeشَيۡـٔٗاhiçbir yararوَضَاقَتۡve dar gelmiştiعَلَيۡكُمُbaşınızaٱلۡأَرۡضُyeryüzüبِمَاrağmenرَحُبَتۡbütün genişliğineثُمَّnihayetوَلَّيۡتُمdönmüştünüzمُّدۡبِرِينَgerisin geri
 
ANLAMI
And olsun ki Allah size birçok yerlerde, ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti.
Ayet 26 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَنزَلَindirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥsekinetiniعَلَىٰüzerineرَسُولِهِۦElçisininوَعَلَىve üzerineٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerinوَأَنزَلَve indirdiجُنُودٗاaskerlerلَّمۡsizin görmediğinizتَرَوۡهَا*وَعَذَّبَve azab ettiٱلَّذِينَolanlaraكَفَرُواْۚkafirlereوَذَٰلِكَişte budurجَزَآءُcezasıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerin
 
ANLAMI
Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur.
SAYFA 191
Ayet 27 Arapça Ayet
ثُمَّsonraيَتُوبُtevbesini kabul ederٱللَّهُAllahمِنۢardındanبَعۡدِ*ذَٰلِكَbununعَلَىٰkimseninمَن*يَشَآءُۗdilediğiوَٱللَّهُve Allahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Allah bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 28 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِنَّمَاşüphesizٱلۡمُشۡرِكُونَortak koşanlarنَجَسٞpisliktirفَلَاartıkيَقۡرَبُواْyaklaşmasınlarٱلۡمَسۡجِدَMescid-iٱلۡحَرَامَHaram'aبَعۡدَsonraعَامِهِمۡyıllarındanهَٰذَاۚbuوَإِنۡve eğerخِفۡتُمۡkorkarsanızعَيۡلَةٗyoksulluğa düşmektenفَسَوۡفَyakındaيُغۡنِيكُمُsizi zengin edecektirٱللَّهُAllahمِنkendi lutfundanفَضۡلِهِۦٓ*إِنeğerشَآءَۚdilerseإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ey inananlar! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir.
Ayet 29 Arapça Ayet
قَٰتِلُواْsavaşınٱلَّذِينَkimselerleلَاinanmayanيُؤۡمِنُونَ*بِٱللَّهِAllah'aوَلَاveبِٱلۡيَوۡمِgününeٱلۡأٓخِرِahiretوَلَاveيُحَرِّمُونَharam saymayanlarlaمَاne kiحَرَّمَharam kıldıٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥve Elçisiوَلَاve din edinmeyenlerleيَدِينُونَ*دِينَdiniٱلۡحَقِّgerçekمِنَkendilerineٱلَّذِينَ*أُوتُواْverilenlerdenٱلۡكِتَٰبَKitapحَتَّىٰzamana kadarيُعۡطُواْverecekleriٱلۡجِزۡيَةَcizyeعَنelleriyleيَدٖ*وَهُمۡonlarصَٰغِرُونَküçülerek (boyun eğerek)
 
ANLAMI
Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın.
Ayet 30 Arapça Ayet
وَقَالَتِve dediler kiٱلۡيَهُودُYahudilerعُزَيۡرٌUzeyrٱبۡنُoğludurٱللَّهِAllah'ınوَقَالَتِve dedilerٱلنَّصَٰرَىHıristiyanlarٱلۡمَسِيحُMesihٱبۡنُoğludurٱللَّهِۖAllah'ınذَٰلِكَbuقَوۡلُهُمonların sözleridirبِأَفۡوَٰهِهِمۡۖağızlarıyla (geveledikleri)يُضَٰهِـُٔونَbenzetiyorlarقَوۡلَsözlerineٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar edenlerinمِنöncedenقَبۡلُۚ*قَٰتَلَهُمُonları kahretsinٱللَّهُۖAllahأَنَّىٰnasıl daيُؤۡفَكُونَçevriliyorlar
 
ANLAMI
Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar!
Ayet 31 Arapça Ayet
ٱتَّخَذُوٓاْedindilerأَحۡبَارَهُمۡhahamlarınıوَرُهۡبَٰنَهُمۡve rahipleriniأَرۡبَابٗاrablerمِّنayrıدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanوَٱلۡمَسِيحَve Mesih'i deٱبۡنَoğluمَرۡيَمَMeryemوَمَآoysa emredilmemiştiأُمِرُوٓاْ*إِلَّاdışındaلِيَعۡبُدُوٓاْibadet etmeleriإِلَٰهٗاbir ilahaوَٰحِدٗاۖtek olanلَّآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanسُبۡحَٰنَهُۥO münezzehtirعَمَّاşeylerdenيُشۡرِكُونَortak koştukları
 
ANLAMI
Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.
SAYFA 192
Ayet 32 Arapça Ayet
يُرِيدُونَistiyorlarأَنsöndürmekيُطۡفِـُٔواْ*نُورَnurunuٱللَّهِAllah'ınبِأَفۡوَٰهِهِمۡağızlariyleوَيَأۡبَىhalbuki istemezٱللَّهُAllahإِلَّآbaşkasınıأَنtamamlamaktanيُتِمَّ*نُورَهُۥnurunuوَلَوۡşayetكَرِهَhoşlanmasa daٱلۡكَٰفِرُونَkafirler
 
ANLAMI
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.
Ayet 33 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِيٓkiأَرۡسَلَgönderdiرَسُولَهُۥElçisiniبِٱلۡهُدَىٰhidayetleوَدِينِve din ileٱلۡحَقِّhakلِيُظۡهِرَهُۥonu çıkarsın diyeعَلَىüstüneٱلدِّينِdin(ler)inكُلِّهِۦbütünوَلَوۡşeayetكَرِهَhoşlanmasa daٱلۡمُشۡرِكُونَortak koşanlar
 
ANLAMI
Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah'tır.
Ayet 34 Arapça Ayet
۞يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinananlarإِنَّşüphesizكَثِيرٗاbirçoğuمِّنَhahamlardanٱلۡأَحۡبَارِ*وَٱلرُّهۡبَانِve rahipler(den)لَيَأۡكُلُونَyerlerأَمۡوَٰلَmallarınıٱلنَّاسِinsanlarınبِٱلۡبَٰطِلِhaksızlıklaوَيَصُدُّونَve çevirirlerعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِۗAllahوَٱلَّذِينَkimselerيَكۡنِزُونَyığanٱلذَّهَبَaltınوَٱلۡفِضَّةَve gümüşüوَلَاveيُنفِقُونَهَاonları harcamayanlarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahفَبَشِّرۡهُمişte onlara müjdeleبِعَذَابٍbir azabıأَلِيمٖacıklı
 
ANLAMI
Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.
Ayet 35 Arapça Ayet
يَوۡمَO günيُحۡمَىٰkızdırılırعَلَيۡهَاüzerleriفِيiçindeنَارِateşiجَهَنَّمَcehennemفَتُكۡوَىٰdağlanırبِهَاbunlarlaجِبَاهُهُمۡonların alınlarıوَجُنُوبُهُمۡve yanlarıوَظُهُورُهُمۡۖve sırtlarıهَٰذَا(işte) budurمَاşeylerكَنَزۡتُمۡyığdıklarınızلِأَنفُسِكُمۡnefisleriniz içinفَذُوقُواْo halde tadınمَاşeyleriكُنتُمۡolduğunuzتَكۡنِزُونَyığıyor(lar)
 
ANLAMI
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın" denecek.
Ayet 36 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizعِدَّةَsayısıٱلشُّهُورِaylarınعِندَkatındaٱللَّهِAllah'ınٱثۡنَا(on) ikiعَشَرَon (iki)شَهۡرٗاaydırفِيkitabındaكِتَٰبِ*ٱللَّهِAllah'ınيَوۡمَgünden beriخَلَقَyarattığıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriمِنۡهَآbunlardanأَرۡبَعَةٌdördüحُرُمٞۚharam(ay)lardırذَٰلِكَişte budurٱلدِّينُdinٱلۡقَيِّمُۚdoğruفَلَاzulmetmeyinتَظۡلِمُواْ*فِيهِنَّ(o aylar) içindeأَنفُسَكُمۡۚkendinizeوَقَٰتِلُواْve savaşınٱلۡمُشۡرِكِينَortak koşanlarlaكَآفَّةٗtopyekunكَمَاnasılيُقَٰتِلُونَكُمۡsizinle savaşıyorlarsaكَآفَّةٗۚtopyekunوَٱعۡلَمُوٓاْve bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلۡمُتَّقِينَkorunanlarla
 
ANLAMI
Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
SAYFA 193
Ayet 37 Arapça Ayet
إِنَّمَاşüphesizٱلنَّسِيٓءُertelemekزِيَادَةٞdaha ileri gitmektirفِيküfürdeٱلۡكُفۡرِۖ*يُضَلُّsaptırılırبِهِonunlaٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)يُحِلُّونَهُۥonu helal sayarlarعَامٗاbir yılوَيُحَرِّمُونَهُۥve haram sayarlarعَامٗاbir yılلِّيُوَاطِـُٔواْdenk gelsin diyeعِدَّةَsayısıمَاharam kıldığınınحَرَّمَ*ٱللَّهُAllah'ınفَيُحِلُّواْhelal yapsınlarمَاharam kıldığınıحَرَّمَ*ٱللَّهُۚAllah'ınزُيِّنَsüslü gösterildiلَهُمۡkendilerineسُوٓءُkötülüğüأَعۡمَٰلِهِمۡۗyaptıkları işinوَٱللَّهُve Allahلَاyol göstermezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtoplumunaٱلۡكَٰفِرِينَkafirler
 
ANLAMI
Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmekdir. İnkar edenler Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, böylece Allah'ın haram kıldığını helalkılıyorlar. Kötü işleri kendilerine güzel göründü. Allah inkar eden toplumu doğru yola eriştirmez.
Ayet 38 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)مَاne oldu ki?لَكُمۡsizeإِذَاzamanقِيلَdendiğiلَكُمُsizeٱنفِرُواْsavaşa çıkınفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahٱثَّاقَلۡتُمۡçakılıp kaldınızإِلَىyereٱلۡأَرۡضِۚ*أَرَضِيتُمrazı mı oldunuz?بِٱلۡحَيَوٰةِhayatınaٱلدُّنۡيَاdünyaمِنَkarşılıkٱلۡأٓخِرَةِۚahireteفَمَاamaمَتَٰعُgeçimiٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاdünyaفِيgöreٱلۡأٓخِرَةِahireteإِلَّاpekقَلِيلٌazdır
 
ANLAMI
Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savaşa çıkın" dendiği zaman yere çöküp kaldınız Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.
Ayet 39 Arapça Ayet
إِلَّاeğerتَنفِرُواْtopluca (savaşa) çıkmazsanızيُعَذِّبۡكُمۡsize azabederعَذَابًاbir azaplaأَلِيمٗاacıklıوَيَسۡتَبۡدِلۡve yerinize getirirقَوۡمًاbir toplulukغَيۡرَكُمۡsizden başkaوَلَاO'na zarar veremezsinizتَضُرُّوهُ*شَيۡـٔٗاۗhiçbirوَٱللَّهُve Allahعَلَىٰherكُلِّ*شَيۡءٖşeyiقَدِيرٌyapabilendir
 
ANLAMI
Çıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azabeder ve yerinize başka bir millet getirir. O'na bir şey de yapamazsınız. Allah her şeye kadirdir.
Ayet 40 Arapça Ayet
إِلَّاeğerتَنصُرُوهُsiz ona yardım etmezsenizفَقَدۡiyi bilin kiنَصَرَهُona yardım etmiştiٱللَّهُAllahإِذۡhaniأَخۡرَجَهُ(Mekke'den) çıkardıklarındaٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)ثَانِيَikincisiydiٱثۡنَيۡنِiki kişidenإِذۡikenهُمَاikisiفِيmağaradaٱلۡغَارِ*إِذۡhaniيَقُولُdiyorduلِصَٰحِبِهِۦarkadaşınaلَاüzülmeتَحۡزَنۡ*إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمَعَنَاۖbizimle beraberdirفَأَنزَلَ(İşte o zaman) indirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥsekinesiniعَلَيۡهِonun üzerineوَأَيَّدَهُۥve onu desteklediبِجُنُودٖaskerlerleلَّمۡsizin görmediğinizتَرَوۡهَا*وَجَعَلَve kıldıكَلِمَةَsözünüٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinanmayan(ların)ٱلسُّفۡلَىٰۗalçakوَكَلِمَةُve sözü iseٱللَّهِAllah'ınهِيَoٱلۡعُلۡيَاۗyüce olandırوَٱللَّهُve Allahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir'e) "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.
SAYFA 194
Ayet 41 Arapça Ayet
ٱنفِرُواْsavaşa çıkınخِفَافٗا(gerek) hafif olarakوَثِقَالٗا(gerek) ağır olarakوَجَٰهِدُواْve cihad edinبِأَمۡوَٰلِكُمۡmallarınızlaوَأَنفُسِكُمۡve canlarınızlaفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِۚAllahذَٰلِكُمۡbuخَيۡرٞdaha hayırlıdırلَّكُمۡsizin içinإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡلَمُونَbiliyor
 
ANLAMI
İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Bilirseniz bu sizin için hayırlıdır.
Ayet 42 Arapça Ayet
لَوۡeğerكَانَolsaydıعَرَضٗاbir menfaatقَرِيبٗاyakınوَسَفَرٗاve bir yolculukقَاصِدٗاortaلَّٱتَّبَعُوكَelbette sana tabi olurlardıوَلَٰكِنۢfakatبَعُدَتۡuzak geldiعَلَيۡهِمُkendilerineٱلشُّقَّةُۚaşılacak mesafeوَسَيَحۡلِفُونَbir de yemin edeceklerبِٱللَّهِAllah'aلَوِeğer (diye)ٱسۡتَطَعۡنَاgücümüz yetseydiلَخَرَجۡنَاçıkardıkمَعَكُمۡsizinle beraberيُهۡلِكُونَmahvediyorlarأَنفُسَهُمۡkendileriniوَٱللَّهُve Allahيَعۡلَمُbiliyor;إِنَّهُمۡonlarınلَكَٰذِبُونَyalancı olduklarını
 
ANLAMI
Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.
Ayet 43 Arapça Ayet
عَفَاaffetsinٱللَّهُAllahعَنكَseniلِمَniçinأَذِنتَizin verdinلَهُمۡonlaraحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَiyice belli olanaلَكَsanaٱلَّذِينَkimselerصَدَقُواْdoğru söyleyen(ler)وَتَعۡلَمَve öğreninceyeٱلۡكَٰذِبِينَyalan söyleyenler
 
ANLAMI
Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?
Ayet 44 Arapça Ayet
لَاsenden izin istemezlerيَسۡتَـٔۡذِنُكَ*ٱلَّذِينَkimselerيُؤۡمِنُونَinanan(lar)بِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretأَنcihadetmek içinيُجَٰهِدُواْ*بِأَمۡوَٰلِهِمۡmallariyleوَأَنفُسِهِمۡۗve canlariyleوَٱللَّهُve Allahعَلِيمُۢbilirبِٱلۡمُتَّقِينَkorunanları
 
ANLAMI
Allah'a ve ahiret gününe inananlar, mallariyle, canlariyle savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.
Ayet 45 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakيَسۡتَـٔۡذِنُكَsenden izin isterlerٱلَّذِينَkimselerلَاinanmayanيُؤۡمِنُونَ*بِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَٱرۡتَابَتۡve kuşkuya düşenقُلُوبُهُمۡkalbleriفَهُمۡkendileriفِيiçindeرَيۡبِهِمۡşüpheleriيَتَرَدَّدُونَbocalayıp duranlar
 
ANLAMI
Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.
Ayet 46 Arapça Ayet
۞وَلَوۡve eğerأَرَادُواْisteselerdiٱلۡخُرُوجَçıkmakلَأَعَدُّواْyaparladıلَهُۥonun içinعُدَّةٗbir hazırlıkوَلَٰكِنfakatكَرِهَhoşlanmadıٱللَّهُAllahٱنۢبِعَاثَهُمۡdavranışlarındanفَثَبَّطَهُمۡve onları durdurduوَقِيلَve denildiٱقۡعُدُواْoturunمَعَberaberٱلۡقَٰعِدِينَoturanlarla
 
ANLAMI
Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. "Acizlerle beraber oturun" denildi.
Ayet 47 Arapça Ayet
لَوۡeğerخَرَجُواْçıkmış olsalardıفِيكُمsizin içinizdeمَّاsize bir katkıları olmazdıزَادُوكُمۡ*إِلَّاbaşkaخَبَالٗاbozgunculuktanوَلَأَوۡضَعُواْve hemen sokulurlardıخِلَٰلَكُمۡaranızaيَبۡغُونَكُمُsizi düşürmek içinٱلۡفِتۡنَةَfitneyeوَفِيكُمۡve içinizde de vardıسَمَّـٰعُونَkulak verenlerلَهُمۡۗonlaraوَٱللَّهُAllahعَلِيمُۢbilirبِٱلظَّـٰلِمِينَzalimleri
 
ANLAMI
Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmağa çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazık edenleri bilir.
SAYFA 195
Ayet 48 Arapça Ayet
لَقَدِandolsun kiٱبۡتَغَوُاْistedilerٱلۡفِتۡنَةَfitne çıkarmakمِنönceden deقَبۡلُ*وَقَلَّبُواْve ters çevirdilerلَكَsanaٱلۡأُمُورَnice işleriحَتَّىٰnihayetجَآءَgeldiٱلۡحَقُّhakوَظَهَرَgalebe çaldıأَمۡرُemriٱللَّهِAllah'ınوَهُمۡve onlarكَٰرِهُونَistemedikleri halde
 
ANLAMI
And olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Allah'ın emri üstün geldi.
Ayet 49 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمve içlerindenمَّنkimselerيَقُولُderlerٱئۡذَنizin verلِّيbanaوَلَاveتَفۡتِنِّيٓۚbeni fitneye düşürmeأَلَاiyi bilinkiفِيonlar zaten fitneyeٱلۡفِتۡنَةِ*سَقَطُواْۗdüşmüşlerdirوَإِنَّve şüphesizجَهَنَّمَcehennemلَمُحِيطَةُۢkuşatacaktırبِٱلۡكَٰفِرِينَkafirleri
 
ANLAMI
Onlardan, "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyen vardır. Bilin ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdi. Cehennem, inkar edenleri şüphesiz kuşatacaktır.
Ayet 50 Arapça Ayet
إِنeğerتُصِبۡكَsana ulaşsaحَسَنَةٞbir iyilikتَسُؤۡهُمۡۖonların hoşuna gitmezوَإِنve eğerتُصِبۡكَsana ulaşsaمُصِيبَةٞbir kötülükيَقُولُواْderlerقَدۡmuhakkakأَخَذۡنَآbiz almıştıkأَمۡرَنَاtedbirimiziمِنöncedenقَبۡلُ*وَيَتَوَلَّواْdöner(gider)lerوَّهُمۡve onlarفَرِحُونَsevinirler
 
ANLAMI
Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, "Biz önceden ihtiyatlı davrandık" derler, sevinerek dönüp giderler.
Ayet 51 Arapça Ayet
قُلde kiلَّنbizeيُصِيبَنَآulaşmazإِلَّاbaşkasıمَاşeydenكَتَبَyazdığıٱللَّهُAllah'ınلَنَاbizim içinهُوَO'durمَوۡلَىٰنَاۚbizim sahibimizوَعَلَىAllah'aٱللَّهِ*فَلۡيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلۡمُؤۡمِنُونَinananlar
 
ANLAMI
De ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır, inananlar Allah'a güvensin."
Ayet 52 Arapça Ayet
قُلۡde kiهَلۡgözetiyor musunuz?تَرَبَّصُونَ*بِنَآbizim içinإِلَّآyalnızإِحۡدَىbiriniٱلۡحُسۡنَيَيۡنِۖiki iyiliktenوَنَحۡنُama bizنَتَرَبَّصُgözetiyoruzبِكُمۡsizeأَنulaştırmasınıيُصِيبَكُمُ*ٱللَّهُAllah'ınبِعَذَابٖbir azabمِّنۡkendi tarafındanعِندِهِۦٓ*أَوۡveyaبِأَيۡدِينَاۖbizim ellerimizleفَتَرَبَّصُوٓاْhaydi gözetinإِنَّاbiz deمَعَكُمsizinle beraberمُّتَرَبِّصُونَgözetenleriz
 
ANLAMI
De ki: "Bize iki iyiden, gazilik ve şehidlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."
Ayet 53 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَنفِقُواْsadaka verinطَوۡعًاgönüllüأَوۡveyaكَرۡهٗاgönülsüzلَّنkabul edilmeyecektirيُتَقَبَّلَ*مِنكُمۡsizdenإِنَّكُمۡçünkü sizكُنتُمۡoldunuzقَوۡمٗاbir kavimفَٰسِقِينَyoldan çıkan
 
ANLAMI
De ki: "İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz."
Ayet 54 Arapça Ayet
وَمَاveمَنَعَهُمۡengel olanأَنkabul edilmesineتُقۡبَلَ*مِنۡهُمۡkendilerindenنَفَقَٰتُهُمۡsadakalarınınإِلَّآsadece şudurأَنَّهُمۡonlarınكَفَرُواْinkar etmeleridirبِٱللَّهِAllah'ıوَبِرَسُولِهِۦve elçisiniوَلَاveيَأۡتُونَgelmemeleridirٱلصَّلَوٰةَnamazaإِلَّاdışındaوَهُمۡonlarكُسَالَىٰüşene üşeneوَلَاveيُنفِقُونَsadaka vermemeleriإِلَّاdışındaوَهُمۡonlarكَٰرِهُونَistemeye istemeye
 
ANLAMI
Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir.
SAYFA 196
Ayet 55 Arapça Ayet
فَلَاseni imrendirmesinتُعۡجِبۡكَ*أَمۡوَٰلُهُمۡonların mallarıوَلَآne deأَوۡلَٰدُهُمۡۚevladlarıإِنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahلِيُعَذِّبَهُمonlara azabetmeyiبِهَاbunlarlaفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaوَتَزۡهَقَve çıkmasınıأَنفُسُهُمۡcanlarınınوَهُمۡve onlarكَٰفِرُونَkafir olarak
 
ANLAMI
Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.
Ayet 56 Arapça Ayet
وَيَحۡلِفُونَve yemin ediyorlarبِٱللَّهِAllah'aإِنَّهُمۡmuhakkak onlarلَمِنكُمۡsizden olduklarınaوَمَاoysa değillerهُمonlarمِّنكُمۡsizdenوَلَٰكِنَّهُمۡfakat onlarقَوۡمٞbir toplulukturيَفۡرَقُونَkorkak
 
ANLAMI
Sizden olmadıkları halde, sizinle beraber olduklarına Allah'a yemin ederler. Oysa onlar korkak bir topluluktur.
Ayet 57 Arapça Ayet
لَوۡeğerيَجِدُونَbulsalardıمَلۡجَـًٔاsığınacak bir yerأَوۡyahutمَغَٰرَٰتٍmağaralarأَوۡya daمُدَّخَلٗاsokulacak bir delikلَّوَلَّوۡاْkoşarlardıإِلَيۡهِoraya doğruوَهُمۡve onlarيَجۡمَحُونَhemen
 
ANLAMI
Bir sığınak veya mağara yahut girecek bir yer bulmuş olsalardı, çarçabuk oraya yönelirlerdi.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمve onlardanمَّنkimi deيَلۡمِزُكَsana dil uzatırفِيhakkındaٱلصَّدَقَٰتِsadakalarفَإِنۡeğerأُعۡطُواْkendilerine pay verilseمِنۡهَاonlardanرَضُواْhoşlanırlarوَإِنve eğerلَّمۡkendilerine pay verilmezseيُعۡطَوۡاْ*مِنۡهَآonlardanإِذَاhemenهُمۡonlarيَسۡخَطُونَkızarlar
 
ANLAMI
Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler.
Ayet 59 Arapça Ayet
وَلَوۡve şayetأَنَّهُمۡonlarرَضُواْrazı olsalardıمَآşeyeءَاتَىٰهُمُkendilerine verdiğineٱللَّهُAllah'ınوَرَسُولُهُۥve Elçisininوَقَالُواْve deselerdiحَسۡبُنَاbize yeterٱللَّهُAllahسَيُؤۡتِينَاyakında bize verecekٱللَّهُAllahمِنbol lutfundanفَضۡلِهِۦ*وَرَسُولُهُۥٓve Elçisi deإِنَّآbiz sadeceإِلَىAllah'aٱللَّهِ*رَٰغِبُونَrağbet ederiz
 
ANLAMI
Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve "Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız" deselerdi daha hayırlı olurdu.
Ayet 60 Arapça Ayet
۞إِنَّمَاşüphesiz ancakٱلصَّدَقَٰتُsadakalar (zekatlar)لِلۡفُقَرَآءِfakirlere mahsusturوَٱلۡمَسَٰكِينِve düşkünlereوَٱلۡعَٰمِلِينَve çalışan memurlaraعَلَيۡهَاonlar üzerindeوَٱلۡمُؤَلَّفَةِve ısındırılacak olanlaraقُلُوبُهُمۡkalbleriوَفِيve kölelereٱلرِّقَابِ*وَٱلۡغَٰرِمِينَve borçlularaوَفِيve yolunaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَٱبۡنِve oğluna (yolcuya)ٱلسَّبِيلِۖyol (yolcuya)فَرِيضَةٗbir farz olarakمِّنَAllahtanٱللَّهِۗ*وَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Zekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdir.
Ayet 61 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمُiçlerinden bazılarıٱلَّذِينَonlar kiيُؤۡذُونَincitirlerٱلنَّبِيَّPeygamberiوَيَقُولُونَve derlerهُوَOأُذُنٞۚbir kulaktırقُلۡde kiأُذُنُkulağıdırخَيۡرٖhayırلَّكُمۡsizin içinيُؤۡمِنُinanırبِٱللَّهِAllah'aوَيُؤۡمِنُve inanırلِلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereوَرَحۡمَةٞve bir rahmettirلِّلَّذِينَkimseler içinءَامَنُواْinanan(lar)مِنكُمۡۚsizdenوَٱلَّذِينَve kimselereيُؤۡذُونَincitenlereرَسُولَElçisiniٱللَّهِAllah'ınلَهُمۡvardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
İkiyüzlülerin içinde "O her şeye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır.
SAYFA 197
Ayet 62 Arapça Ayet
يَحۡلِفُونَyemin ederlerبِٱللَّهِAllah'aلَكُمۡsize (gelip)لِيُرۡضُوكُمۡgönlünüzü hoş etmek içinوَٱللَّهُve Allah'ıوَرَسُولُهُۥٓve Resulünüأَحَقُّdaha uygunduأَنhoşnud etmeleriيُرۡضُوهُ*إِنhalbukiكَانُواْolsalardıمُؤۡمِنِينَinanmış
 
ANLAMI
Sizi hoşnut etmek için Allah'a yemin ederler. Eğer inanıyorlarsa Allah'ı ve Peygamberini hoşnut etmeleri daha gereklidir.
Ayet 63 Arapça Ayet
أَلَمۡbilmediler mi kiيَعۡلَمُوٓاْ*أَنَّهُۥmuhakkakمَنkimيُحَادِدِkarşı koymağa kalkarsaٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisineفَأَنَّgerçektenلَهُۥonun için vardırنَارَateşiجَهَنَّمَcehennemخَٰلِدٗاsürekli kalacağıفِيهَاۚiçindeذَٰلِكَişte budurٱلۡخِزۡيُrezillikٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Allah'a ve Peygamberine karşı koymağa kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi Büyük rezillik budur.
Ayet 64 Arapça Ayet
يَحۡذَرُçekiniyorlarٱلۡمُنَٰفِقُونَmünafıklarأَنindirileceğindenتُنَزَّلَ*عَلَيۡهِمۡkendileri hakkındaسُورَةٞbir sureninتُنَبِّئُهُمhaber verecekبِمَاolanıفِيiçindeقُلُوبِهِمۡۚkalbleriقُلِde kiٱسۡتَهۡزِءُوٓاْsiz alay edinإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمُخۡرِجٞortaya çıkaracaktırمَّاşeyiتَحۡذَرُونَçekindiğiniz
 
ANLAMI
İkiyüzlüler, kalblerinde olanı haber verecek bir surenin inmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım, Allah çekindiğiniz şeyi ortaya koyacaktır."
Ayet 65 Arapça Ayet
وَلَئِنve eğerسَأَلۡتَهُمۡonlara sorsanلَيَقُولُنَّderler kiإِنَّمَاsadeceكُنَّاbizنَخُوضُlafa dalmıştıkوَنَلۡعَبُۚve şakalaşıyordukقُلۡde kiأَبِٱللَّهِAllah ile mi?وَءَايَٰتِهِۦve O'nun ayetleriyleوَرَسُولِهِۦve O'nun Elçisi ileكُنتُمۡsizتَسۡتَهۡزِءُونَalay ediyordunuz
 
ANLAMI
Onlara soracak olursan, "Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk" diyecekler; De ki: "Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?"
Ayet 66 Arapça Ayet
لَاhiç özür dilemeyinتَعۡتَذِرُواْ*قَدۡandolsunكَفَرۡتُمsiz inkar ettinizبَعۡدَsonraإِيمَٰنِكُمۡۚinandıktanإِنeğerنَّعۡفُaffetsek bileعَنbir kısmınıطَآئِفَةٖ*مِّنكُمۡsizdenنُعَذِّبۡazab edeceğizطَآئِفَةَۢbir kısmına daبِأَنَّهُمۡdolayıكَانُواْsuç işlediklerindenمُجۡرِمِينَ*
 
ANLAMI
Özür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.
Ayet 67 Arapça Ayet
ٱلۡمُنَٰفِقُونَmünafık erkeklerوَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُve münafık kadınlarبَعۡضُهُمonların bir kısmıمِّنۢdiğerlerindendirبَعۡضٖۚ*يَأۡمُرُونَemrederlerبِٱلۡمُنكَرِkötülüğüوَيَنۡهَوۡنَve menederlerعَنِiyiliktenٱلۡمَعۡرُوفِ*وَيَقۡبِضُونَve sıkı tutarlarأَيۡدِيَهُمۡۚelleriniنَسُواْunuttularٱللَّهَAllah'ıفَنَسِيَهُمۡۚO da onları unuttuإِنَّgerçektenٱلۡمُنَٰفِقِينَMünafıklarهُمُişte onlardırٱلۡفَٰسِقُونَyoldan çıkanlar
 
ANLAMI
İkiyüzlü erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah'ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu ikiyüzlüler fasıktırlar.
Ayet 68 Arapça Ayet
وَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلۡمُنَٰفِقِينَmünafık erkeklereوَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِve münafık kadınlaraوَٱلۡكُفَّارَve kafirlereنَارَateşiniجَهَنَّمَcehennemخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاۚiçindeهِيَOحَسۡبُهُمۡۚonlara yeterوَلَعَنَهُمُve onları la'netlemiştirٱللَّهُۖAllahوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٞbir azabمُّقِيمٞsürekli
 
ANLAMI
Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir (rahmetinden uzak kılmıştır). Onlara devamlı azab vardır.
SAYFA 198
Ayet 69 Arapça Ayet
كَٱلَّذِينَgibiمِنsizden öncekilerقَبۡلِكُمۡ*كَانُوٓاْidilerأَشَدَّdaha yamanمِنكُمۡsizdenقُوَّةٗkuvvetçeوَأَكۡثَرَve daha çokأَمۡوَٰلٗاmalوَأَوۡلَٰدٗاve evladçaفَٱسۡتَمۡتَعُواْonlar zevklerine baktılarبِخَلَٰقِهِمۡkendi paylarına düşenleفَٱسۡتَمۡتَعۡتُمzevkinize baktınızبِخَلَٰقِكُمۡpayınıza düşenleكَمَاgibiٱسۡتَمۡتَعَzevklerine baktıklarıٱلَّذِينَkimselerinمِنsizden öncekilerinقَبۡلِكُم*بِخَلَٰقِهِمۡkendi paylarına düşenleوَخُضۡتُمۡve siz de daldınızكَٱلَّذِيgibiخَاضُوٓاْۚdalanlarأُوْلَـٰٓئِكَonlarحَبِطَتۡboşa gidenlerdirأَعۡمَٰلُهُمۡyaptıklarıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِۖve ahiretteوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlardırٱلۡخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar
 
ANLAMI
Ey ikiyüzlüler! Siz, sizden önce daha kuvvetli, malları ve çocukları daha çok olup, hisselerince bunlardan faydalanan kimseler gibisiniz. Sizden öncekiler, hisselerince faydalandıkları gibi siz de hissenizce faydalandınız ve onların batıla daldıklarıgibi siz de daldınız. İşte bunlar dünyada ve ahirette işleri boşa çıkanlardır, işte bunlar mahvolanlardır.
Ayet 70 Arapça Ayet
أَلَمۡonlara gelmedi mi?يَأۡتِهِمۡ*نَبَأُhaberiٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden öncekilerinقَبۡلِهِمۡ*قَوۡمِkavmininنُوحٖNuhوَعَادٖve Adوَثَمُودَve Semudوَقَوۡمِve kavmininإِبۡرَٰهِيمَİbrahimوَأَصۡحَٰبِve halkınınمَدۡيَنَMedyenوَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتِۚve yerlebir olanlarınأَتَتۡهُمۡonlara getirmiştiرُسُلُهُمelçileriبِٱلۡبَيِّنَٰتِۖaçık delillerفَمَاdeğildiكَانَ*ٱللَّهُAllahلِيَظۡلِمَهُمۡonlara zulmediyorوَلَٰكِنfakatكَانُوٓاْonlarأَنفُسَهُمۡkendi kendilerineيَظۡلِمُونَzulmediyorlardı
 
ANLAMI
Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.
Ayet 71 Arapça Ayet
وَٱلۡمُؤۡمِنُونَinanan erkeklerوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتُve inanan kadınlarبَعۡضُهُمۡkimisininأَوۡلِيَآءُvelisidirlerبَعۡضٖۚkimisiيَأۡمُرُونَemrederlerبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَيَنۡهَوۡنَve men'ederlerعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِ*وَيُقِيمُونَve kılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَيُؤۡتُونَve verirlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَيُطِيعُونَve ita'at ederlerٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥٓۚve Elçisineأُوْلَـٰٓئِكَişteسَيَرۡحَمُهُمُonlara rahmet edecektirٱللَّهُۗAlahإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٞhüküm ve hikmetsahibidir
 
ANLAMI
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.
Ayet 72 Arapça Ayet
وَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلۡمُؤۡمِنِينَinanan erkeklereوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِve inanan kadınlaraجَنَّـٰتٖcennetlerتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاiçindeوَمَسَٰكِنَve meskenlerطَيِّبَةٗgüzelفِيiçindeجَنَّـٰتِcennetleriعَدۡنٖۚAdnوَرِضۡوَٰنٞve razı olmasıمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*أَكۡبَرُۚhepsinden büyüktürذَٰلِكَişteهُوَbudurٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vadetmiştir. Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur.
SAYFA 199
Ayet 73 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّبِيُّpeygamberجَٰهِدِcihadetٱلۡكُفَّارَkafirlerleوَٱلۡمُنَٰفِقِينَve münafıklarlaوَٱغۡلُظۡve sert davranعَلَيۡهِمۡۚonlaraوَمَأۡوَىٰهُمۡve onların varacakları yerجَهَنَّمُۖcehennemdirوَبِئۡسَne kötüٱلۡمَصِيرُbir gidiş yeridir
 
ANLAMI
Ey Peygamber! İnkarcılarla, ikiyüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran. Varacakları yer cehennemdir, ne kötü dönüştür.
Ayet 74 Arapça Ayet
يَحۡلِفُونَyemin ediyorlarبِٱللَّهِAllah'aمَاsöylemediklerineقَالُواْ*وَلَقَدۡhalbukiقَالُواْsöyledilerكَلِمَةَ(o) sözüٱلۡكُفۡرِküfürوَكَفَرُواْve inkar ettilerبَعۡدَsonraإِسۡلَٰمِهِمۡİslam olduktanوَهَمُّواْve yeltendilerبِمَاbir şeyeلَمۡbaşaramadıklarıيَنَالُواْۚ*وَمَاve öc almağa kalktılarنَقَمُوٓاْ*إِلَّآsırfأَنۡdiyeأَغۡنَىٰهُمُkendilerini zengin ettiٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥve Elçisiمِنlutfiyleفَضۡلِهِۦۚ*فَإِنeğerيَتُوبُواْtevbe ederlerseيَكُolurخَيۡرٗاdaha iyiلَّهُمۡۖkendileri içinوَإِنyok eğerيَتَوَلَّوۡاْdönerlerseيُعَذِّبۡهُمُonlara azabedecektirٱللَّهُAllahعَذَابًاbir azaplaأَلِيمٗاacıklıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِۚve ahiretteوَمَاyokturلَهُمۡonlarınفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مِنhiçbirوَلِيّٖvelisiوَلَاne deنَصِيرٖyardımcısı
 
ANLAMI
And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur.
Ayet 75 Arapça Ayet
۞وَمِنۡهُمve onlardanمَّنۡkimileriعَٰهَدَand içtilerٱللَّهَAllah'aلَئِنۡeğerءَاتَىٰنَاbize verirseمِنlutfundanفَضۡلِهِۦ*لَنَصَّدَّقَنَّelbette sadaka vereceğizوَلَنَكُونَنَّve olacağızمِنَyararlı insanlardanٱلصَّـٰلِحِينَ*
 
ANLAMI
Aralarında: "Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye O'na and verenler vardır.
Ayet 76 Arapça Ayet
فَلَمَّآne zaman kiءَاتَىٰهُمonlara verdiمِّنlutfundanفَضۡلِهِۦ*بَخِلُواْcimrilik ettilerبِهِۦO'naوَتَوَلَّواْve döndülerوَّهُمonlarمُّعۡرِضُونَyüz çevirerek
 
ANLAMI
Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yüz çevirdiler. Zaten dönektirler.
Ayet 77 Arapça Ayet
فَأَعۡقَبَهُمۡsokmuşturنِفَاقٗاiki yüzlülükفِيiçineقُلُوبِهِمۡonların kalblerineإِلَىٰkadarيَوۡمِgüneيَلۡقَوۡنَهُۥkendisiyle karşılaşacaklarıبِمَآdolayıأَخۡلَفُواْdöndüklerindenٱللَّهَAllahمَاnedeniyleوَعَدُوهُverdikleri sözdenوَبِمَاve dolayıكَانُواْolduklarındanيَكۡذِبُونَyalan söylüyor(lar)
 
ANLAMI
Allah'a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için O'nunla karşılaşacakları güne kadar Allah kalblerine nifak soktu.
Ayet 78 Arapça Ayet
أَلَمۡbilmediler mi kiيَعۡلَمُوٓاْ*أَنَّmuhakkakٱللَّهَAllahيَعۡلَمُbilirسِرَّهُمۡonların sırlarınıوَنَجۡوَىٰهُمۡve gizli konuşmalarınıوَأَنَّve muhakkakٱللَّهَAllahعَلَّـٰمُbilendirٱلۡغُيُوبِgizlileri
 
ANLAMI
İkiyüzlüler, Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini, Allah'ın görünmeyenleri bilen olduğunu bilmiyorlar mıydı?
Ayet 79 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerيَلۡمِزُونَçekiştirenٱلۡمُطَّوِّعِينَgönülden verenleriمِنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*فِيhususundaٱلصَّدَقَٰتِsadakalarوَٱلَّذِينَve kimseleriلَاbulamayan(ları)يَجِدُونَ*إِلَّاyettiğinden başkasınıجُهۡدَهُمۡgüçlerininفَيَسۡخَرُونَalay edenlerمِنۡهُمۡonlarlaسَخِرَalay etmiştirٱللَّهُAllahمِنۡهُمۡonlarlaوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı
 
ANLAMI
Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır.
SAYFA 200
Ayet 80 Arapça Ayet
ٱسۡتَغۡفِرۡ(ister) af dileلَهُمۡonlar içinأَوۡveyaلَا(ister) dilemeتَسۡتَغۡفِرۡ*لَهُمۡonlar içinإِنşayetتَسۡتَغۡفِرۡaf dilesenلَهُمۡonlar içinسَبۡعِينَyetmişمَرَّةٗdefaفَلَنaslaيَغۡفِرَaffetmezٱللَّهُAllahلَهُمۡۚonlarıذَٰلِكَböyledirبِأَنَّهُمۡçünkü onlarكَفَرُواْinkar ettilerبِٱللَّهِAllah'ıوَرَسُولِهِۦۗve Elçisiniوَٱللَّهُve Allahلَاyola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَkavmiٱلۡفَٰسِقِينَyoldan çıkan
 
ANLAMI
Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez.
Ayet 81 Arapça Ayet
فَرِحَsevindilerٱلۡمُخَلَّفُونَmuhalefet ederek;بِمَقۡعَدِهِمۡoturup kalmalarınaخِلَٰفَgeride kalanlarرَسُولِPeygamberineٱللَّهِAllah'ınوَكَرِهُوٓاْve hoşlanmadılarأَنcihadetmektenيُجَٰهِدُواْ*بِأَمۡوَٰلِهِمۡmallarıyleوَأَنفُسِهِمۡve canlarıyleفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَقَالُواْve dedilerلَاsefere çıkmayınتَنفِرُواْ*فِيsıcaktaٱلۡحَرِّۗ*قُلۡde kiنَارُateşiجَهَنَّمَcehenneminأَشَدُّdahaحَرّٗاۚsıcaktırلَّوۡkeşkeكَانُواْolsalardıيَفۡقَهُونَanlıyor(lar)
 
ANLAMI
Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler!
Ayet 82 Arapça Ayet
فَلۡيَضۡحَكُواْartık gülsünlerقَلِيلٗاazوَلۡيَبۡكُواْve ağlasınlarكَثِيرٗاçokجَزَآءَۢkarşılıkبِمَاşeylereكَانُواْolduklarıيَكۡسِبُونَkazanıyor(lar)
 
ANLAMI
Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar.
Ayet 83 Arapça Ayet
فَإِنeğerرَّجَعَكَseni döndürürseٱللَّهُAllahإِلَىٰbir topluluğaطَآئِفَةٖ*مِّنۡهُمۡonlardanفَٱسۡتَـٔۡذَنُوكَsenden izin isterlerseلِلۡخُرُوجِçıkmak içinفَقُلde kiلَّنçıkmayacaksınızتَخۡرُجُواْ*مَعِيَbenimleأَبَدٗاaslaوَلَنve aslaتُقَٰتِلُواْsavaşmayacaksınızمَعِيَbenimle beraberعَدُوًّاۖdüşmanlaإِنَّكُمۡşüphesiz sizرَضِيتُمrazı olmuştunuzبِٱلۡقُعُودِoturmağaأَوَّلَilkمَرَّةٖönceفَٱقۡعُدُواْöyle ise oturunمَعَberaberٱلۡخَٰلِفِينَgeri kalanlarla
 
ANLAMI
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun."
Ayet 84 Arapça Ayet
وَلَاveتُصَلِّnamaz kılmaعَلَىٰٓüzerineأَحَدٖbirininمِّنۡهُمonlardanمَّاتَölenأَبَدٗاaslaوَلَاveتَقُمۡdurmaعَلَىٰbaşındaقَبۡرِهِۦٓۖonun kabriإِنَّهُمۡçünkü onlarكَفَرُواْinkar ettilerبِٱللَّهِAllah'ıوَرَسُولِهِۦve Elçisiniوَمَاتُواْve öldülerوَهُمۡonlarفَٰسِقُونَyoldan çıkmış olarak
 
ANLAMI
Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.
Ayet 85 Arapça Ayet
وَلَاveتُعۡجِبۡكَseni imrendirmesinأَمۡوَٰلُهُمۡonların mallarıوَأَوۡلَٰدُهُمۡۚve evladlarıإِنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahأَنonlara azabetmeyiيُعَذِّبَهُم*بِهَاbunlarlaفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَتَزۡهَقَve çıkmasınıأَنفُسُهُمۡcanlarınınوَهُمۡonlarكَٰفِرُونَkafir olarak
 
ANLAMI
Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.
Ayet 86 Arapça Ayet
وَإِذَآzamanأُنزِلَتۡindirildiğiسُورَةٌbir sureأَنۡdiyeءَامِنُواْinanınبِٱللَّهِAllah'aوَجَٰهِدُواْve cihadedinمَعَberaberرَسُولِهِElçisiyleٱسۡتَـٔۡذَنَكَsenden izin istedilerأُوْلُواْsahibi olanlarٱلطَّوۡلِservetمِنۡهُمۡiçlerindenوَقَالُواْve dedilerذَرۡنَاbizi bırakنَكُنolalımمَّعَberaberٱلۡقَٰعِدِينَoturanlarla
 
ANLAMI
"Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın" diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler.
SAYFA 201
Ayet 87 Arapça Ayet
رَضُواْrazı oldularبِأَنolmayaيَكُونُواْ*مَعَberaberٱلۡخَوَالِفِgeride kalan kadınlarlaوَطُبِعَve mühürlendiعَلَىٰüzeriقُلُوبِهِمۡkalbleriفَهُمۡartık onlarلَاanlamazlarيَفۡقَهُونَ*
 
ANLAMI
Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar.
Ayet 88 Arapça Ayet
لَٰكِنِfakatٱلرَّسُولُElçiوَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُواْinanan(lar)مَعَهُۥonunla beraberجَٰهَدُواْcihadettilerبِأَمۡوَٰلِهِمۡmallarıylaوَأَنفُسِهِمۡۚve canlarıylaوَأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمُonlarındırٱلۡخَيۡرَٰتُۖbütün hayırlarوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlardırٱلۡمُفۡلِحُونَbaşarıya erenler
 
ANLAMI
Ama Peygamber ve onunla beraber bulunan müminler, mallariyle ve canlariyle savaştılar. İşte iyilikler onlaradır, saadete erişenler de onlardır.
Ayet 89 Arapça Ayet
أَعَدَّhazırlamıştırٱللَّهُAllahلَهُمۡonlar içinجَنَّـٰتٖcennetlerتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاۚiçlerindeذَٰلِكَişte budurٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Allah onlara temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş budur.
Ayet 90 Arapça Ayet
وَجَآءَve geldilerٱلۡمُعَذِّرُونَözür bahane edenمِنَbedevi Araplarٱلۡأَعۡرَابِ*لِيُؤۡذَنَizin verilmesi içinلَهُمۡkendilerineوَقَعَدَve oturdularٱلَّذِينَkimselerكَذَبُواْyalan söyleyen(ler)ٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥۚve Elçisineسَيُصِيبُerişecektirٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)مِنۡهُمۡonlardanعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.
Ayet 91 Arapça Ayet
لَّيۡسَyokturعَلَىüzerineٱلضُّعَفَآءِzayıflarوَلَاve yokturعَلَىüzerineٱلۡمَرۡضَىٰhastalarوَلَاve yokturعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerلَاbulamayan(lar)يَجِدُونَ*مَاbir şeyيُنفِقُونَharcayacakحَرَجٌbir günahإِذَاtakdirdeنَصَحُواْöğüt verdikleriلِلَّهِAllah içinوَرَسُولِهِۦۚve Elçisi içinمَاyokturعَلَىaleyhineٱلۡمُحۡسِنِينَiyilik edenlerinمِنhiçbirسَبِيلٖۚyolوَٱللَّهُve Allahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 92 Arapça Ayet
وَلَاve yoktur (sorumluluk)عَلَىkimselereٱلَّذِينَ*إِذَاzamanمَآsana geldikleriأَتَوۡكَ*لِتَحۡمِلَهُمۡbinek içinقُلۡتَsen deyinceلَآbulamıyorumأَجِدُ*مَآbir şeyأَحۡمِلُكُمۡsizi bindirecekعَلَيۡهِüzerineتَوَلَّواْdönenوَّأَعۡيُنُهُمۡve gözlerindenتَفِيضُakarakمِنَyaşٱلدَّمۡعِ*حَزَنًاüzüntüdenأَلَّاdolayıيَجِدُواْbulamadıklarındanمَاbir şeyيُنفِقُونَinfak edecek
 
ANLAMI
Binek vermen için sana geldiklerinde, "Size binek bulamıyorum" dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de sorumluluk yoktur.
CÜZ 11
Ayet 93 Arapça Ayet
۞إِنَّمَاancakٱلسَّبِيلُ(kınanmasına) yol vardırعَلَىkimselerinٱلَّذِينَ*يَسۡتَـٔۡذِنُونَكَsenden izin isteyenوَهُمۡonlarأَغۡنِيَآءُۚzengin oldukları haldeرَضُواْonlar razı oldularبِأَنolmağaيَكُونُواْ*مَعَberaberٱلۡخَوَالِفِgeri kalan kadınlarlaوَطَبَعَve mühürlediٱللَّهُAllahعَلَىٰüzeriniقُلُوبِهِمۡonların kalbleriفَهُمۡartık onlarلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.
SAYFA 202
Ayet 94 Arapça Ayet
يَعۡتَذِرُونَözür dilerlerإِلَيۡكُمۡsizdenإِذَاzamanرَجَعۡتُمۡgeri dönüp geldiğinizإِلَيۡهِمۡۚonların yanınaقُلde kiلَّاhiçتَعۡتَذِرُواْözür dilemeyinلَنaslaنُّؤۡمِنَinanmayızلَكُمۡsizeقَدۡmuhakkakنَبَّأَنَاbize bildirdiٱللَّهُAllahمِنۡsizin haberleriniziأَخۡبَارِكُمۡۚ*وَسَيَرَىve görecektirٱللَّهُAllahعَمَلَكُمۡyaptığınızıوَرَسُولُهُۥve Elçisi deثُمَّsonraتُرَدُّونَdöndürüleceksinizإِلَىٰbileneعَٰلِمِ*ٱلۡغَيۡبِgörülmeyeniوَٱلشَّهَٰدَةِve görüleniفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecekبِمَاneكُنتُمۡvarsaتَعۡمَلُونَyaptıklarınız
 
ANLAMI
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: "özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir."
Ayet 95 Arapça Ayet
سَيَحۡلِفُونَyemin edeceklerبِٱللَّهِAllah'aلَكُمۡsizإِذَاzamanٱنقَلَبۡتُمۡyanlarına geldiğinizإِلَيۡهِمۡonlarınلِتُعۡرِضُواْvazgeçmeniz içinعَنۡهُمۡۖkendilerindenفَأَعۡرِضُواْvazgeçinعَنۡهُمۡۖonlardanإِنَّهُمۡçünkü onlarرِجۡسٞۖmurdardırوَمَأۡوَىٰهُمۡve varacakları yerجَهَنَّمُcehennemdirجَزَآءَۢcezası olarakبِمَاşeylerinكَانُواْkazandıklarıيَكۡسِبُونَ*
 
ANLAMI
Döndüğünüzde kendilerine çıkışmamanız için, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin; çünkü pistirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir.
Ayet 96 Arapça Ayet
يَحۡلِفُونَyemin ediyorlarلَكُمۡsizeلِتَرۡضَوۡاْrazı olmanız içinعَنۡهُمۡۖkendilerindenفَإِنeğerتَرۡضَوۡاْsiz razı olsanız bileعَنۡهُمۡonlardanفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاrazı olmazيَرۡضَىٰ*عَنِtopluluktanٱلۡقَوۡمِ*ٱلۡفَٰسِقِينَyoldan çıkan
 
ANLAMI
Kendilerinden hoşnut olasınız diye, size and verirler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile, Allah, yoldan çıkmış kimselerden razı olmaz.
Ayet 97 Arapça Ayet
ٱلۡأَعۡرَابُbedevi Araplarأَشَدُّdaha yamandırكُفۡرٗاküfürdeوَنِفَاقٗاve iki yüzlülükteوَأَجۡدَرُve daha müsaittirlerأَلَّاtanımamayaيَعۡلَمُواْ*حُدُودَsınırlarınıمَآşeylerinأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَىٰElçisineرَسُولِهِۦۗ*وَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Bedevilerin küfür ve nifakları her yönden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir.
Ayet 98 Arapça Ayet
وَمِنَveٱلۡأَعۡرَابِbedevi Araplardanمَنkimi var kiيَتَّخِذُsayarمَاşeyiيُنفِقُverdiğiمَغۡرَمٗاangaryaوَيَتَرَبَّصُve gözetlerبِكُمُsizeٱلدَّوَآئِرَۚbelalar gelmesiniعَلَيۡهِمۡonlarınدَآئِرَةُbela başına gelsinٱلسَّوۡءِۗkötüوَٱللَّهُAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.
Ayet 99 Arapça Ayet
وَمِنَbedevi Araplardanٱلۡأَعۡرَابِ*مَنkimi de var kiيُؤۡمِنُinanırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَيَتَّخِذُve vesile sayarمَاşeyiيُنفِقُverdiğiقُرُبَٰتٍyakınlaşmayaعِندَkatındaٱللَّهِAllahوَصَلَوَٰتِve du'alarını almayaٱلرَّسُولِۚElçininأَلَآiyi bilin kiإِنَّهَاgerçekten oقُرۡبَةٞyakınlık vesilesidirلَّهُمۡۚkendileri içinسَيُدۡخِلُهُمُonları sokacaktırٱللَّهُAllahفِيiçineرَحۡمَتِهِۦٓۚrahmetininإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
SAYFA 203
Ayet 100 Arapça Ayet
وَٱلسَّـٰبِقُونَöne geçenlerdenٱلۡأَوَّلُونَilk olanlarمِنَMuhacirlerdenٱلۡمُهَٰجِرِينَ*وَٱلۡأَنصَارِve Ensardanوَٱلَّذِينَve kimselerٱتَّبَعُوهُمona tabi olan(lar)بِإِحۡسَٰنٖgüzelceرَّضِيَrazı olmuşturٱللَّهُAllahعَنۡهُمۡonlardanوَرَضُواْonlar da razı olmuşlardırعَنۡهُO'ndanوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمۡonlaraجَنَّـٰتٖcennetlerتَجۡرِيakanتَحۡتَهَاaltlarındanٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَkalacaklarıفِيهَآiçindeأَبَدٗاۚebediذَٰلِكَişte budurٱلۡفَوۡزُkurtuluşٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.
Ayet 101 Arapça Ayet
وَمِمَّنۡve vardırحَوۡلَكُمçevrenizdekiمِّنَbedevi Araplardanٱلۡأَعۡرَابِ*مُنَٰفِقُونَۖmünafıklarوَمِنۡveأَهۡلِhalkındanٱلۡمَدِينَةِMedineمَرَدُواْiyice alışmışعَلَىiki yüzlülüğeٱلنِّفَاقِ*لَاsen onları bilmezsinتَعۡلَمُهُمۡۖ*نَحۡنُbizنَعۡلَمُهُمۡۚonları bilirizسَنُعَذِّبُهُمonlara azabedeceğizمَّرَّتَيۡنِiki kereثُمَّsonra daيُرَدُّونَonlar itileceklerdirإِلَىٰazabaعَذَابٍ*عَظِيمٖbüyük
 
ANLAMI
Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.
Ayet 102 Arapça Ayet
وَءَاخَرُونَve başka bir kısmı daٱعۡتَرَفُواْitiraf ettilerبِذُنُوبِهِمۡgünahlarınıخَلَطُواْbirbirine karıştırdılarعَمَلٗاameliصَٰلِحٗاiyiوَءَاخَرَdiğerسَيِّئًاkötüsüyleعَسَىbelkiٱللَّهُAllahأَنtevbesini kabul ederيَتُوبَ*عَلَيۡهِمۡۚonlarınإِنَّçünküٱللَّهَAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir
 
ANLAMI
Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 103 Arapça Ayet
خُذۡalمِنۡonların mallarındanأَمۡوَٰلِهِمۡ*صَدَقَةٗbir sadakaتُطَهِّرُهُمۡkendilerini temizleyeceğinوَتُزَكِّيهِمve yücelteceğinبِهَاonunlaوَصَلِّve du'a etعَلَيۡهِمۡۖonlaraإِنَّçünküصَلَوٰتَكَsenin du'anسَكَنٞhuzur verirلَّهُمۡۗonlaraوَٱللَّهُve Allahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir
 
ANLAMI
Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.
Ayet 104 Arapça Ayet
أَلَمۡbilmediler mi kiيَعۡلَمُوٓاْ*أَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'tırهُوَOيَقۡبَلُkabul edenٱلتَّوۡبَةَtevbeyiعَنۡkullarındanعِبَادِهِۦ*وَيَأۡخُذُve alanٱلصَّدَقَٰتِsadakalarıوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahهُوَOٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendirٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Allah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?
Ayet 105 Arapça Ayet
وَقُلِve de kiٱعۡمَلُواْyapın (yapacağınızı)فَسَيَرَىgörecekٱللَّهُAllahعَمَلَكُمۡyaptığınız işleriوَرَسُولُهُۥve Elçisi deوَٱلۡمُؤۡمِنُونَۖve mü'minler deوَسَتُرَدُّونَsonra döndürüleceksinizإِلَىٰbileneعَٰلِمِ*ٱلۡغَيۡبِgörülmeyeniوَٱلشَّهَٰدَةِve görüleniفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecekبِمَاşeyleriكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
De ki: "İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir."
Ayet 106 Arapça Ayet
وَءَاخَرُونَve başkaları da var kiمُرۡجَوۡنَbırakılmışlardırلِأَمۡرِemrineٱللَّهِAllah'ınإِمَّاyaيُعَذِّبُهُمۡonlara azabederوَإِمَّاya daيَتُوبُaffederعَلَيۡهِمۡۗonlarıوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Savaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir.
SAYFA 204
Ayet 107 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَedinenler varٱتَّخَذُواْ*مَسۡجِدٗاbir mescidضِرَارٗاzarar vermek (için)وَكُفۡرٗاve nankörlük etmek (için)وَتَفۡرِيقَۢاve ayrılık sokmak (için)بَيۡنَarasınıٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerinوَإِرۡصَادٗاve gözetlemek (için)لِّمَنۡkimseyiحَارَبَsavaşanٱللَّهَAllahوَرَسُولَهُۥve Elçisiyleمِنöncedenقَبۡلُۚ*وَلَيَحۡلِفُنَّve yemin edeceklerإِنۡbiz istemedikأَرَدۡنَآ*إِلَّاbaşkasınıٱلۡحُسۡنَىٰۖiyilik(ten)وَٱللَّهُoysa Allahيَشۡهَدُşahidtirإِنَّهُمۡonlarınلَكَٰذِبُونَyalan söylediklerine
 
ANLAMI
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.
Ayet 108 Arapça Ayet
لَاnamaza durmaتَقُمۡ*فِيهِoradaأَبَدٗاۚaslaلَّمَسۡجِدٌmescid (ise)أُسِّسَkurulanعَلَىüzereٱلتَّقۡوَىٰtakvaمِنۡilkأَوَّلِ*يَوۡمٍgündenأَحَقُّelbette daha uygundurأَن(namaza) durmanaتَقُومَ*فِيهِۚiçindeفِيهِonda vardırرِجَالٞerkeklerيُحِبُّونَsevenأَنtemizlenmeyiيَتَطَهَّرُواْۚ*وَٱللَّهُve Allahيُحِبُّseverٱلۡمُطَّهِّرِينَtemizlenenleri
 
ANLAMI
O mescide hiç girme! İlk gününden beri Allah'a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.
Ayet 109 Arapça Ayet
أَفَمَنۡkimse mi?أَسَّسَkuranبُنۡيَٰنَهُۥyapısınıعَلَىٰüzerineتَقۡوَىٰkorkuمِنَAllah'tanٱللَّهِ*وَرِضۡوَٰنٍve rızaخَيۡرٌhayırlıdırأَمyoksaمَّنۡkimse mi?أَسَّسَkuranبُنۡيَٰنَهُۥyapısınıعَلَىٰkenarınaشَفَا*جُرُفٍbir uçurumهَارٖçökecekفَٱنۡهَارَve yuvarlananبِهِۦonunla birlikteفِيateşineنَارِ*جَهَنَّمَۗcehennemوَٱللَّهُve Allahلَاdoğru yola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtopluluğunuٱلظَّـٰلِمِينَzalimler
 
ANLAMI
Yapısını, Allah'tan sakınmak ve Onun hoşnudluğuna ermek için yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi Allah, zulmeden kimselere doğru yolu göstermez.
Ayet 110 Arapça Ayet
لَاileri gitmezيَزَالُ*بُنۡيَٰنُهُمُbinalarıٱلَّذِيinşa ettikleriبَنَوۡاْ*رِيبَةٗbir kuşku olmaktanفِيyüreklerindeقُلُوبِهِمۡ*إِلَّآdışındaأَنparçalanmasıتَقَطَّعَ*قُلُوبُهُمۡۗkalbleriوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Yaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir.
Ayet 111 Arapça Ayet
۞إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱشۡتَرَىٰsatın almıştırمِنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*أَنفُسَهُمۡcanlarınıوَأَمۡوَٰلَهُمve mallarınıبِأَنَّkendilerinin olmak üzereلَهُمُ*ٱلۡجَنَّةَۚcennetيُقَٰتِلُونَsavaşırlarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahفَيَقۡتُلُونَöldürürlerوَيُقۡتَلُونَۖve öldürülürlerوَعۡدًاbir sözdürعَلَيۡهِüstlendiğiحَقّٗاgerçekفِيTevrat'taٱلتَّوۡرَىٰةِ*وَٱلۡإِنجِيلِve İncil'deوَٱلۡقُرۡءَانِۚve Kur'an'daوَمَنۡve kimأَوۡفَىٰdaha çok durabilirبِعَهۡدِهِۦsözündeمِنَAllah'tanٱللَّهِۚ*فَٱسۡتَبۡشِرُواْo halde sevininبِبَيۡعِكُمُalışverişinizdenٱلَّذِيyaptığınızبَايَعۡتُم*بِهِۦۚO'nunlaوَذَٰلِكَve işteهُوَoٱلۡفَوۡزُbaşarıdırٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.
SAYFA 205
Ayet 112 Arapça Ayet
ٱلتَّـٰٓئِبُونَtevbe edenlerٱلۡعَٰبِدُونَibadet edenlerٱلۡحَٰمِدُونَhamdedenlerٱلسَّـٰٓئِحُونَseyahat edenlerٱلرَّـٰكِعُونَrüku edenlerٱلسَّـٰجِدُونَsecde edenlerٱلۡأٓمِرُونَemredipبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَٱلنَّاهُونَve men'edenlerعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِ*وَٱلۡحَٰفِظُونَve koruyanlarلِحُدُودِsınırlarınıٱللَّهِۗAllah'ınوَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minleri
 
ANLAMI
Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.
Ayet 113 Arapça Ayet
مَاyokturكَانَ*لِلنَّبِيِّpeygamber içinوَٱلَّذِينَve kimseler içinءَامَنُوٓاْinanan(lar)أَنmağfiret dilemekيَسۡتَغۡفِرُواْ*لِلۡمُشۡرِكِينَortak koşanlar içinوَلَوۡve şayetكَانُوٓاْolsalarأُوْلِيakraba bileقُرۡبَىٰsonraمِنۢ*بَعۡدِ*مَاbelli olduktanتَبَيَّنَ*لَهُمۡonlarınأَنَّهُمۡmuhakkakأَصۡحَٰبُhalkı olduklarıٱلۡجَحِيمِcehennem
 
ANLAMI
Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz.
Ayet 114 Arapça Ayet
وَمَاveكَانَdeğildirٱسۡتِغۡفَارُmağfiret dilemesiإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'inلِأَبِيهِbabası içinإِلَّاbaşka bir şeyعَنbir sözdenمَّوۡعِدَةٖ*وَعَدَهَآverdiğiإِيَّاهُonaفَلَمَّاfakatتَبَيَّنَbelli oluncaلَهُۥٓkendisineأَنَّهُۥonunعَدُوّٞdüşmanı olduğuلِّلَّهِAllah'aتَبَرَّأَuzak durduمِنۡهُۚondanإِنَّgerçektenإِبۡرَٰهِيمَİbrahimلَأَوَّـٰهٌçok içli idiحَلِيمٞyumuşak huylu idi
 
ANLAMI
İbrahim'in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi.
Ayet 115 Arapça Ayet
وَمَاdeğildirكَانَ*ٱللَّهُAllahلِيُضِلَّonları saptıracakقَوۡمَۢاbir kavmiبَعۡدَsonraإِذۡdoğru yola ilettiktenهَدَىٰهُمۡ*حَتَّىٰkadarيُبَيِّنَaçıklayıncayaلَهُمkendilerineمَّاşeyleriيَتَّقُونَۚsakınacaklarıإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٌbilendir
 
ANLAMI
Allah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.
Ayet 116 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَهُۥO'nundurمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۖve yerinيُحۡيِۦyaşatandır;وَيُمِيتُۚve öldürendirوَمَاve yokturلَكُمsizinمِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanمِنhiçbirوَلِيّٖdostوَلَاne deنَصِيرٖyardımcınız
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah'ındır; dirilten ve öldüren O'dur. Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.
Ayet 117 Arapça Ayet
لَّقَدandolsunتَّابَaffettiٱللَّهُAllahعَلَىPeygamberiٱلنَّبِيِّ*وَٱلۡمُهَٰجِرِينَve Muhacirleriوَٱلۡأَنصَارِve Ensarıٱلَّذِينَona uyanٱتَّبَعُوهُ*فِيsa'atindeسَاعَةِ*ٱلۡعُسۡرَةِgüçlükمِنۢO zamanبَعۡدِ*مَاikenكَادَneredeyseيَزِيغُkaymağa yüz tutmuşقُلُوبُkalbleriفَرِيقٖbir kısmınınمِّنۡهُمۡiçlerindenثُمَّyine deتَابَtevbesini kabul ettiعَلَيۡهِمۡۚonlarınإِنَّهُۥçünkü Oبِهِمۡonlara karşıرَءُوفٞçok şefkatliرَّحِيمٞçok merhametlidir
 
ANLAMI
And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.
SAYFA 206
Ayet 118 Arapça Ayet
وَعَلَىveٱلثَّلَٰثَةِüçünün (kişinin)ٱلَّذِينَgeri bırakılanخُلِّفُواْ*حَتَّىٰٓhattaإِذَاdar gelmiştiضَاقَتۡ*عَلَيۡهِمُbaşlarınaٱلۡأَرۡضُdünyaبِمَاrağmenرَحُبَتۡgenişliğineوَضَاقَتۡve sıkıldıkça sıkılmışعَلَيۡهِمۡonlarınأَنفُسُهُمۡcanlarıوَظَنُّوٓاْve anlamışlardıأَنolmadığınıلَّا*مَلۡجَأَbir çareمِنَAllahtanٱللَّهِ*إِلَّآbaşkaإِلَيۡهِyine kendisindenثُمَّsonraتَابَtevbesini kabul buyurduعَلَيۡهِمۡonlarınلِيَتُوبُوٓاْۚtevbe etsinlerإِنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَOٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edenٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalmış üç kişinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onların tevbesini kabul etmiştir. Çünkü O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır.
Ayet 119 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَAllah'tanوَكُونُواْve olunمَعَberaberٱلصَّـٰدِقِينَdoğrularla
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan sakının ve doğrularla beraber olun.
Ayet 120 Arapça Ayet
مَاonlara yakışmazكَانَ*لِأَهۡلِhalkınınٱلۡمَدِينَةِMedineوَمَنۡve kimselerinحَوۡلَهُمonların çevresindenمِّنَbedevi Araplardanٱلۡأَعۡرَابِ*أَنgeri kalmalarıيَتَخَلَّفُواْ*عَنElçisindenرَّسُولِ*ٱللَّهِAllah'ınوَلَاveيَرۡغَبُواْkaygısına düşmeleriبِأَنفُسِهِمۡkendi canlarınınعَنonun canından önceنَّفۡسِهِۦۚ*ذَٰلِكَböyledirبِأَنَّهُمۡçünküلَاyoktur kiيُصِيبُهُمۡonların çekmeleriظَمَأٞbir susuzlukوَلَاve yoktur kiنَصَبٞbir yorgunlukوَلَاve yoktur kiمَخۡمَصَةٞbir açlıkفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَلَاve yoktur kiيَطَـُٔونَayak basmalarıمَوۡطِئٗاbir yereيَغِيظُöfkelendirecekٱلۡكُفَّارَkâfirleriوَلَاve yoktur kiيَنَالُونَsağlamalarıمِنۡdüşman karşısındaعَدُوّٖ*نَّيۡلًاbir başarıإِلَّاmutlakaكُتِبَyazıl(masın)لَهُمkendileri içinبِهِۦonunlaعَمَلٞbir amelصَٰلِحٌۚsalihإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاzayi etmezيُضِيعُecirleriniأَجۡرَiyilik edenlerinٱلۡمُحۡسِنِينَharcamaları
 
ANLAMI
Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.
Ayet 121 Arapça Ayet
وَلَاve yoktur kiيُنفِقُونَsarfettikeriنَفَقَةٗbir masrafصَغِيرَةٗküçükوَلَاveكَبِيرَةٗbüyükوَلَاve yoktur kiيَقۡطَعُونَbir geçmeleriوَادِيًاvadiyiإِلَّاmutlakaكُتِبَyazı(lmasın)لَهُمۡonların lehineلِيَجۡزِيَهُمُonları mükafatlandırması içinٱللَّهُAllah'ınأَحۡسَنَen güzeliyleمَاşeylerinكَانُواْolduklarıيَعۡمَلُونَyapıyorlar
 
ANLAMI
Allah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarfettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır.
Ayet 122 Arapça Ayet
۞وَمَاve değillerdiكَانَinananlarٱلۡمُؤۡمِنُونَ*لِيَنفِرُواْsefere çıkacakكَآفَّةٗۚhepsi toptanفَلَوۡلَاgerekmez mi?نَفَرَgeri kalmalarıمِنherكُلِّ*فِرۡقَةٖkabiledenمِّنۡهُمۡiçlerindenطَآئِفَةٞbir cemaatinلِّيَتَفَقَّهُواْiyice öğrenmek içinفِيdiniٱلدِّينِ*وَلِيُنذِرُواْve uyarmaları içinقَوۡمَهُمۡkavimlerineإِذَاzamanرَجَعُوٓاْdönüp geldikleriإِلَيۡهِمۡonlaraلَعَلَّهُمۡbelkiيَحۡذَرُونَsakınırlar diye
 
ANLAMI
İnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler.
SAYFA 207
Ayet 123 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)قَٰتِلُواْsavaşınٱلَّذِينَkimselerleيَلُونَكُمyakınınızda bulunanمِّنَkafirlerdenٱلۡكُفَّارِ*وَلۡيَجِدُواْve bulsunlarفِيكُمۡsizdeغِلۡظَةٗۚbir katılıkوَٱعۡلَمُوٓاْve bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلۡمُتَّقِينَkorunanlarla
 
ANLAMI
Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
Ayet 124 Arapça Ayet
وَإِذَاve ne zamanمَآindirilseأُنزِلَتۡ*سُورَةٞbir sureفَمِنۡهُمonlardanمَّنkimiيَقُولُderأَيُّكُمۡhanginizinزَادَتۡهُartırdıهَٰذِهِۦٓbuإِيمَٰنٗاۚimanınıفَأَمَّاfakatٱلَّذِينَkimselerinءَامَنُواْinanan(lar)فَزَادَتۡهُمۡartırırإِيمَٰنٗاimanınıوَهُمۡve onlarيَسۡتَبۡشِرُونَsevinirler
 
ANLAMI
Bir sure inince, aralarında "Bu, hanginizin imanını artırdı?" diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler.
Ayet 125 Arapça Ayet
وَأَمَّاfakat gelinceٱلَّذِينَkimselereفِيyüreklerindeقُلُوبِهِم*مَّرَضٞhastalık olan(lara)فَزَادَتۡهُمۡkatmıştır onlarınرِجۡسًاpislikإِلَىٰpisliklerineرِجۡسِهِمۡ*وَمَاتُواْve ölürlerوَهُمۡonlarكَٰفِرُونَkafirler olarak
 
ANLAMI
Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.
Ayet 126 Arapça Ayet
أَوَلَاgörmüyorlar mı?يَرَوۡنَ*أَنَّهُمۡkendilerininيُفۡتَنُونَsınandıklarınıفِيherكُلِّ*عَامٖyılمَّرَّةًbir kezأَوۡveyaمَرَّتَيۡنِiki kezثُمَّyine deلَاtevbe etmiyorيَتُوبُونَ*وَلَاveهُمۡonlarيَذَّكَّرُونَöğüt almıyorlar
 
ANLAMI
Onlar, yılda bir iki defa belaya uğratılıp imtihana çekildiklerini görmüyorlar mı Böyleyken yine tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar.
Ayet 127 Arapça Ayet
وَإِذَاve ne zaman kiمَآindirildiأُنزِلَتۡ*سُورَةٞbir sureنَّظَرَbakarlarبَعۡضُهُمۡkimisiإِلَىٰdiğerineبَعۡضٍ*هَلۡmu?يَرَىٰكُمsizi görüyorمِّنۡbirisiأَحَدٖ*ثُمَّsonraٱنصَرَفُواْۚsıvışırlarصَرَفَçevirmiştirٱللَّهُAllahقُلُوبَهُمonların kalbleriniبِأَنَّهُمۡoldukları içinقَوۡمٞbir toplulukلَّاanlamazيَفۡقَهُونَ*
 
ANLAMI
Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür.
Ayet 128 Arapça Ayet
لَقَدۡandolsunجَآءَكُمۡsize gelmiştirرَسُولٞbir Elçiمِّنۡiçinizdenأَنفُسِكُمۡ*عَزِيزٌağır gelenعَلَيۡهِonaمَاsıkıntıya uğramanızعَنِتُّمۡ*حَرِيصٌdüşkünعَلَيۡكُمsizeبِٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereرَءُوفٞşefkatliرَّحِيمٞmerhametlidir
 
ANLAMI
Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.
Ayet 129 Arapça Ayet
فَإِنeğerتَوَلَّوۡاْyüz çevirirlerseفَقُلۡde kiحَسۡبِيَbana yeterٱللَّهُAllahلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَۖO'ndanعَلَيۡهِO'naتَوَكَّلۡتُۖdayandımوَهُوَve OرَبُّrabbidirٱلۡعَرۡشِArş'ınٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir."