ENFAL SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

SAYFA 177

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ayet 1 Arapça Ayet

يَسۡـَٔلُونَكَsana sorarlarعَنِganimetlerdenٱلۡأَنفَالِۖ*قُلِde kiٱلۡأَنفَالُganimetlerلِلَّهِAllah'ındırوَٱلرَّسُولِۖve Elçi(si)nindirفَٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَAllah'tanوَأَصۡلِحُواْve düzeltinذَاتَhali;بَيۡنِكُمۡۖaranızdakiوَأَطِيعُواْita'at edinٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥٓve Elçisineإِنeğerكُنتُمsiz (gerçekten) isenizمُّؤۡمِنِينَinananlar
 
ANLAMI
Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Ayet 2 Arapça Ayet
إِنَّمَاgerçektenٱلۡمُؤۡمِنُونَMü'minlerٱلَّذِينَo kimselerdir kiإِذَاzamanذُكِرَanıldığıٱللَّهُAllahوَجِلَتۡürperirقُلُوبُهُمۡyürekleriوَإِذَاve zamanتُلِيَتۡokunduğuعَلَيۡهِمۡkendilerineءَايَٰتُهُۥO'nun ayetleriزَادَتۡهُمۡartırırإِيمَٰنٗاimanlarınıوَعَلَىٰveرَبِّهِمۡRablerineيَتَوَكَّلُونَtevekkül ederler
 
ANLAMI
İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.
Ayet 3 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُقِيمُونَkılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazlarınıوَمِمَّاve verdiğimiz rızıktanرَزَقۡنَٰهُمۡ*يُنفِقُونَ(Allah için) harcarlar
 
ANLAMI
İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.
Ayet 4 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerحَقّٗاۚgerçekلَّهُمۡonlara vardırدَرَجَٰتٌderecelerعِندَkatındaرَبِّهِمۡRablerininوَمَغۡفِرَةٞve bağışlanmaوَرِزۡقٞve rızıkكَرِيمٞtükenmez
 
ANLAMI
İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
كَمَآnitekimأَخۡرَجَكَseni çıkardığı zamanرَبُّكَRabbinمِنۢevindenبَيۡتِكَ*بِٱلۡحَقِّhak uğrunaوَإِنَّgerçekten deفَرِيقٗاbir kısmıمِّنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*لَكَٰرِهُونَbundan hoşlanmıyordu
 
ANLAMI
Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı.
Ayet 6 Arapça Ayet
يُجَٰدِلُونَكَseninle tartışıyorlardıفِيdairٱلۡحَقِّhakkaبَعۡدَمَاsonraتَبَيَّنَortaya çıktıktanكَأَنَّمَاgibiيُسَاقُونَsürülüyorlarmışإِلَىölümeٱلۡمَوۡتِ*وَهُمۡve onlarيَنظُرُونَgözleri göre göre
 
ANLAMI
Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَإِذۡo zamanيَعِدُكُمُsize va'dediyorduٱللَّهُAllahإِحۡدَىbirininٱلطَّآئِفَتَيۡنِiki topluluktanأَنَّهَاmuhakkakلَكُمۡsizin olduğunuوَتَوَدُّونَsiz de istiyordunuzأَنَّgerçektenغَيۡرَhaliذَاتِ*ٱلشَّوۡكَةِkuvvetsiz olanınتَكُونُolmasınıلَكُمۡsizinوَيُرِيدُoysa istiyorduٱللَّهُAllahأَنgerçekleştirmekيُحِقَّ*ٱلۡحَقَّhakkıبِكَلِمَٰتِهِۦsözleriyleوَيَقۡطَعَve kesmekدَابِرَardınıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerin
 
ANLAMI
Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
Ayet 8 Arapça Ayet
لِيُحِقَّta ki gerçekleştirsinٱلۡحَقَّhakkıوَيُبۡطِلَve ortadan kaldırsınٱلۡبَٰطِلَbatılıوَلَوۡşayetكَرِهَistemese (bile)ٱلۡمُجۡرِمُونَsuçlular
 
ANLAMI
Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
SAYFA 178
Ayet 9 Arapça Ayet
إِذۡhaniتَسۡتَغِيثُونَsiz yardım istiyordunuzرَبَّكُمۡRabbinizdenفَٱسۡتَجَابَkarşılık vermiştiلَكُمۡsizeأَنِّيşüphesiz benمُمِدُّكُمsize yardım edeceğimبِأَلۡفٖbinمِّنَileٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِmeleklerمُرۡدِفِينَbirbiri ardınca
 
ANLAMI
Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermişti.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَمَاveجَعَلَهُbunu yapmadıٱللَّهُAllahإِلَّاancak (yaptı)بُشۡرَىٰmüjde olsun diyeوَلِتَطۡمَئِنَّve yatışsın diyeبِهِۦbununlaقُلُوبُكُمۡۚkalbinizوَمَاve yokturٱلنَّصۡرُyardımإِلَّاbaşkacaمِنۡkatındanعِندِ*ٱللَّهِۚAllahإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstünحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah güçlüdür, hakimdir.
Ayet 11 Arapça Ayet
إِذۡO zamanيُغَشِّيكُمُsizi bürüyorduٱلنُّعَاسَhafif bir uykuأَمَنَةٗbir güven olmak üzereمِّنۡهُO'ndan (Allah'tan)وَيُنَزِّلُve indiriyorduعَلَيۡكُمüzerinizeمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir suلِّيُطَهِّرَكُمsizi temizlemek içinبِهِۦonunlaوَيُذۡهِبَve gidermek içinعَنكُمۡsizdenرِجۡزَpisliğiniٱلشَّيۡطَٰنِşeytanınوَلِيَرۡبِطَve (birbirine) bağlamak içinعَلَىٰüzeriniقُلُوبِكُمۡkalblerinizinوَيُثَبِّتَve pekiştirmek içinبِهِonunlaٱلۡأَقۡدَامَayakları(nızı)
 
ANLAMI
Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti.
Ayet 12 Arapça Ayet
إِذۡhaniيُوحِيvahyediyorduرَبُّكَRabbinإِلَىmeleklereٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ*أَنِّيşüphesiz benمَعَكُمۡsizinle beraberimفَثَبِّتُواْsiz pekiştirinٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْۚinananlarıسَأُلۡقِيben salacağımفِيiçineقُلُوبِyüreklerineٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar edenlerinٱلرُّعۡبَkorkuفَٱضۡرِبُواْvurunفَوۡقَüstüneٱلۡأَعۡنَاقِboyunların(ın)وَٱضۡرِبُواْve vurunمِنۡهُمۡonlarınكُلَّherبَنَانٖparmağına
 
ANLAMI
Rabbin meleklere, "Ben sizinleyim, inananları destekleyin" diye vahyetti. "Ben inkar edenlerin kalblerine korku salacağım, artık vurun onların boyunları üstüne, vurun her parmağına" dedi.
Ayet 13 Arapça Ayet
ذَٰلِكَböyle (olacak)بِأَنَّهُمۡçünkü onlarشَآقُّواْkarşı geldilerٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥۚve Elçisineوَمَنkimيُشَاقِقِkarşı gelirseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisineفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُçetin olurٱلۡعِقَابِcezası
 
ANLAMI
Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı koymalarındandır. Kim Allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.
Ayet 14 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمۡişte sizفَذُوقُوهُşimdi tadın onuوَأَنَّve şüphesizلِلۡكَٰفِرِينَkafirler için vardırعَذَابَazabıٱلنَّارِateş
 
ANLAMI
İşte bunu tadın, inkar edenlere cehennem azabı da vardır.
Ayet 15 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِذَاne zaman kiلَقِيتُمُkarşılaşırsanızٱلَّذِينَkimselerleكَفَرُواْinkar edenlerleزَحۡفٗاtoplu haldeفَلَاaslaتُوَلُّوهُمُonlara döndürmeyinٱلۡأَدۡبَارَarkalar(ınız)ı
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Savaş için ilerlerken, inkar edenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.
Ayet 16 Arapça Ayet
وَمَنve kimيُوَلِّهِمۡdöner(kaçar)saيَوۡمَئِذٖo günدُبُرَهُۥٓarkasınıإِلَّاdışındaمُتَحَرِّفٗاbir tarafa çekilmekلِّقِتَالٍsavaşmak içinأَوۡya daمُتَحَيِّزًاkatılmakإِلَىٰ(başka) bir birliğeفِئَةٖ*فَقَدۡmuhakkakبَآءَuğrarبِغَضَبٖbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَمَأۡوَىٰهُve onun yeriجَهَنَّمُۖcehennemdirوَبِئۡسَve o ne kötüٱلۡمَصِيرُvarılacak bir yerdir
 
ANLAMI
Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya bir başka topluluğa katılmak maksadı dışında, o gün arkasını düşmana dönen kimse Allah'dan bir gazaba uğramış olur. Onun varacağı yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüştür!
SAYFA 179
Ayet 17 Arapça Ayet
فَلَمۡonları siz öldürmedinizتَقۡتُلُوهُمۡ*وَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahقَتَلَهُمۡۚonları öldürdüوَمَاsen atmadınرَمَيۡتَ*إِذۡzamanرَمَيۡتَattığınوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahرَمَىٰattıوَلِيُبۡلِيَsınamak içinٱلۡمُؤۡمِنِينَMü'minleriمِنۡهُkendindenبَلَآءًbir imtihanlaحَسَنًاۚgüzelإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.
Ayet 18 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمۡişte size böyle yaptıوَأَنَّçünküٱللَّهَAllahمُوهِنُzayıflatırكَيۡدِtuzağınıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerin
 
ANLAMI
İşte bu, Allah'ın inkarcıların düzenini zayıflatıp yok etmesidir.
Ayet 19 Arapça Ayet
إِنeğerتَسۡتَفۡتِحُواْfetih istiyorsanızفَقَدۡişteجَآءَكُمُsize geldiٱلۡفَتۡحُۖfetihوَإِنeğerتَنتَهُواْvazgeçersenizفَهُوَbuخَيۡرٞiyidirلَّكُمۡۖsizin içinوَإِنama yineتَعُودُواْdönersenizنَعُدۡbiz de dönerizوَلَنsağlayamazتُغۡنِيَ*عَنكُمۡsizeفِئَتُكُمۡtopluluğunuzشَيۡـٔٗاhiçbir şey (yarar)وَلَوۡşayetكَثُرَتۡçok da olsaوَأَنَّçünküٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلۡمُؤۡمِنِينَinananlarla
 
ANLAMI
Ey inkarcılar! Zafer istiyorsanız, işte zafer geldi (aleyhinize çıktı). Peygambere karşı gelmekten vazgeçerseniz sizin iyiliğinize olur, yok tekrar dönerseniz biz de döneriz; topluluğunuz çok da olsa size hiçbir fayda vermez. Allah inananlarla beraberdir.
Ayet 20 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)أَطِيعُواْita'at edinٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisineوَلَاve aslaتَوَلَّوۡاْdönmeyinعَنۡهُondanوَأَنتُمۡve sizتَسۡمَعُونَişittiğiniz halde
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَلَاve aslaتَكُونُواْolmayınكَٱلَّذِينَgibiقَالُواْdiyenlerسَمِعۡنَاişittikوَهُمۡve onlarلَاişitmedikleri haldeيَسۡمَعُونَ*
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.
Ayet 22 Arapça Ayet
۞إِنَّşüphesizشَرَّen kötüsüٱلدَّوَآبِّcanlılarınعِندَkatındaٱللَّهِAllahٱلصُّمُّsağırlarٱلۡبُكۡمُve dilsizlerdirٱلَّذِينَonlar kiلَاdüşünmezlerيَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَلَوۡşayetعَلِمَbilseydiٱللَّهُAllahفِيهِمۡonlarda vardırخَيۡرٗاbir iyilikلَّأَسۡمَعَهُمۡۖelbette onlara işittirirdiوَلَوۡşayetأَسۡمَعَهُمۡonlara işittirseydi deلَتَوَلَّواْyine dönerlerdiوَّهُمonlarمُّعۡرِضُونَaldırmayarak
 
ANLAMI
Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.
Ayet 24 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱسۡتَجِيبُواْçağrısına koşunلِلَّهِAllah'ınوَلِلرَّسُولِve Elçisininإِذَاzamanدَعَاكُمۡsizi çağırdığıلِمَاşeylereيُحۡيِيكُمۡۖsizi yaşatacakوَٱعۡلَمُوٓاْve bilin kiأَنَّmuhakkakٱللَّهَAllahيَحُولُgirerبَيۡنَarasınaٱلۡمَرۡءِkişi ileوَقَلۡبِهِۦonun kalbiوَأَنَّهُۥٓve sizإِلَيۡهِO'nun huzurunaتُحۡشَرُونَtoplanacaksınız
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun katında toplanacağınızı bilin.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَٱتَّقُواْsakınınفِتۡنَةٗfitnedenلَّاerişmekle kalmazتُصِيبَنَّ*ٱلَّذِينَkimselereظَلَمُواْhaksızlık edenlereمِنكُمۡaranızdanخَآصَّةٗۖyalnızcaوَٱعۡلَمُوٓاْbilin kiأَنَّmuhakkakٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُçetindirٱلۡعِقَابِazabı
 
ANLAMI
Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.
SAYFA 180
Ayet 26 Arapça Ayet
وَٱذۡكُرُوٓاْdüşünün kiإِذۡbir zamanأَنتُمۡsizقَلِيلٞaz idinizمُّسۡتَضۡعَفُونَhırpalanıyordunuzفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*تَخَافُونَkorkuyordunuzأَنsizi kapıp götürmesindenيَتَخَطَّفَكُمُ*ٱلنَّاسُinsanlarınفَـَٔاوَىٰكُمۡ(Allah) sizi barındırdıوَأَيَّدَكُمve sizi desteklediبِنَصۡرِهِۦyardımıyleوَرَزَقَكُمve sizi beslediمِّنَgüzel şeylerleٱلطَّيِّبَٰتِ*لَعَلَّكُمۡbelkiتَشۡكُرُونَşükredersiniz
 
ANLAMI
Yeryüzünde az sayıda olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi esir olarak alıp götürmesinden korktuğunuz zamanları, hatırlayın. Allah, şükredesiniz diye sizi barındırmış, yardımıyla desteklemiş, temiz şeylerle rızıklandırmıştır.
Ayet 27 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاhiyanet etmeyinتَخُونُواْ*ٱللَّهَAllah'aوَٱلرَّسُولَve Elçisineوَتَخُونُوٓاْhiyanet ederekأَمَٰنَٰتِكُمۡemanetlerinizeوَأَنتُمۡve sizتَعۡلَمُونَbildiğiniz halde
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَٱعۡلَمُوٓاْve bilin kiأَنَّمَآşüphesizأَمۡوَٰلُكُمۡmallarınızوَأَوۡلَٰدُكُمۡve çocuklarınızفِتۡنَةٞbirer fitne(sınav)dırوَأَنَّve süphesizٱللَّهَAllah('a gelince)عِندَهُۥٓo'nun yanındadırأَجۡرٌmükafatعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Mallarınızın ve çocuklarınızın, aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında bulunduğunu bilin.
Ayet 29 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِنeğerتَتَّقُواْkorkarsanızٱللَّهَAllah'tanيَجۡعَلO verirلَّكُمۡsizeفُرۡقَانٗاiyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayışوَيُكَفِّرۡve örterعَنكُمۡsizinسَيِّـَٔاتِكُمۡkötülükleriniziوَيَغۡفِرۡve bağışlarلَكُمۡۗsiziوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirٱلۡفَضۡلِlutufٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırdedecek bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol nimet sahibidir.
Ayet 30 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniيَمۡكُرُtuzak kuruyorlardıبِكَsanaٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar edenlerلِيُثۡبِتُوكَseni tutup bağlamaları içinأَوۡveyaيَقۡتُلُوكَöldürmeleri içinأَوۡya daيُخۡرِجُوكَۚsürmeleri içinوَيَمۡكُرُونَonlar tuzak kurarlarkenوَيَمۡكُرُtuzak kuruyorduٱللَّهُۖAllah daوَٱللَّهُAllahخَيۡرُen iyisidirٱلۡمَٰكِرِينَtuzak kuranların
 
ANLAMI
İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah düzen yapanların en iyisidir.
Ayet 31 Arapça Ayet
وَإِذَاzamanتُتۡلَىٰokunduğuعَلَيۡهِمۡonlaraءَايَٰتُنَاayetlerimizقَالُواْdedilerقَدۡmuhakkakسَمِعۡنَاİşittikلَوۡşayetنَشَآءُistesekلَقُلۡنَاbiz de söylerizمِثۡلَgibisiniهَٰذَآbununإِنۡbuهَٰذَآ*إِلَّآancakأَسَٰطِيرُmasallarındandırٱلۡأَوَّلِينَevvelkilerin
 
ANLAMI
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, "İşittik, işittik! İstesek biz de aynını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır" derlerdi.
Ayet 32 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniقَالُواْdemişlerdiٱللَّهُمَّAllah'ımإِنeğerكَانَiseهَٰذَاbuهُوَ(kişi)ٱلۡحَقَّbir gerçekمِنۡsenin yanından gelmişعِندِكَ*فَأَمۡطِرۡyağdırعَلَيۡنَاbaşımızaحِجَارَةٗtaşمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*أَوِyahutٱئۡتِنَاbize getirبِعَذَابٍbir azabأَلِيمٖacıklı
 
ANLAMI
"Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azab ver" demişlerdi.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَمَاoysaكَانَdeğildiٱللَّهُAllahلِيُعَذِّبَهُمۡonlara azab edecekوَأَنتَve senفِيهِمۡۚonların içinde bulundukçaوَمَاveكَانَdeğildiٱللَّهُAllahمُعَذِّبَهُمۡonlara azab edecekوَهُمۡve onlarيَسۡتَغۡفِرُونَistiğfar ederlerken
 
ANLAMI
Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek değildir.
SAYFA 181
Ayet 34 Arapça Ayet
وَمَاnedenلَهُمۡonlaraأَلَّاazabetmesin?يُعَذِّبَهُمُ*ٱللَّهُAllahوَهُمۡonlarيَصُدُّونَgeri çevirdikleriعَنِMescid-iٱلۡمَسۡجِدِ*ٱلۡحَرَامِharamdanوَمَاveكَانُوٓاْolmadıkları haldeأَوۡلِيَآءَهُۥٓۚonun velisiإِنۡonun velileriأَوۡلِيَآؤُهُۥٓ*إِلَّاsadeceٱلۡمُتَّقُونَkorunanlardırوَلَٰكِنَّfakatأَكۡثَرَهُمۡçoklarıلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Yoksa Mescidi Haram'a girmekten menederlerken Allah onlara niçin azab etmesin Hem de O'nun dostu değiller; O'nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat çoğu bunu bilmiyorlar.
Ayet 35 Arapça Ayet
وَمَاveكَانَdeğildirصَلَاتُهُمۡonların namazlarıعِندَyanındakiٱلۡبَيۡتِBeyt(ullah)إِلَّاbaşkaمُكَآءٗıslık çalmadanوَتَصۡدِيَةٗۚve el çırpmadanفَذُوقُواْO halde tadınٱلۡعَذَابَazabıبِمَاdolayıكُنتُمۡolmanızdanتَكۡفُرُونَinkar ediyor(lar)
 
ANLAMI
Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın.
Ayet 36 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)يُنفِقُونَharcarlarأَمۡوَٰلَهُمۡmallarınıلِيَصُدُّواْengel olmak içinعَنyolunaسَبِيلِ*ٱللَّهِۚAllahفَسَيُنفِقُونَهَاve harcayacaklarثُمَّsonra (bu)تَكُونُolacakعَلَيۡهِمۡkendilerineحَسۡرَةٗdertثُمَّnihayetيُغۡلَبُونَۗyenileceklerوَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُوٓاْinkar eden(ler)إِلَىٰcehennemeجَهَنَّمَ*يُحۡشَرُونَsürüleceklerdir
 
ANLAMI
Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.
Ayet 37 Arapça Ayet
لِيَمِيزَayıklasın diyeٱللَّهُAllahٱلۡخَبِيثَmurdarıمِنَtemizdenٱلطَّيِّبِ*وَيَجۡعَلَve koyupٱلۡخَبِيثَbütün murdarlarıبَعۡضَهُۥbiriniعَلَىٰüzerineبَعۡضٖdiğerininفَيَرۡكُمَهُۥyığsın daجَمِيعٗاhepsiniفَيَجۡعَلَهُۥatsınفِيcehennemeجَهَنَّمَۚ*أُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar
 
ANLAMI
Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.
Ayet 38 Arapça Ayet
قُلsöyleلِّلَّذِينَkimselereكَفَرُوٓاْinkar eden(lere)إِنeğerيَنتَهُواْvazgeçerlerseيُغۡفَرۡbağışlanırلَهُمkendilerineمَّاolanlarقَدۡgeçmiştekilerسَلَفَ*وَإِنyok yineيَعُودُواْdönerlerseفَقَدۡelbetteمَضَتۡgeçerlidirسُنَّتُkanunuٱلۡأَوَّلِينَöncekilerin
 
ANLAMI
İnkar edenlere, eğer savaştan vazgeçerlerse, geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.
Ayet 39 Arapça Ayet
وَقَٰتِلُوهُمۡve onlarla savaşınحَتَّىٰkadarلَاkalmayıncayaتَكُونَ*فِتۡنَةٞfitneوَيَكُونَve oluncaya (kadar)ٱلدِّينُdinكُلُّهُۥtamamenلِلَّهِۚAllah'ınفَإِنِeğerٱنتَهَوۡاْson verirlerseفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahبِمَاneيَعۡمَلُونَyaptıklarınıبَصِيرٞgörmektedir
 
ANLAMI
Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.
Ayet 40 Arapça Ayet
وَإِنeğerتَوَلَّوۡاْdönerlerseفَٱعۡلَمُوٓاْbilin kiأَنَّmuhakkakٱللَّهَAllahمَوۡلَىٰكُمۡۚsizin sahibinizdirنِعۡمَO ne güzel'ٱلۡمَوۡلَىٰsahipوَنِعۡمَve ne güzelٱلنَّصِيرُyardımcıdır
 
ANLAMI
Eğer yüz çevirirlerse Allah'ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!
SAYFA 182  •  CÜZ 10
Ayet 41 Arapça Ayet
۞وَٱعۡلَمُوٓاْbilin kiأَنَّمَاaldığınız ganimetlerinغَنِمۡتُم*مِّنherbirininشَيۡءٖ*فَأَنَّmuhakkakلِلَّهِAllah'a aittirخُمُسَهُۥbeşte biriوَلِلرَّسُولِve Elçisineوَلِذِيve akrabalaraٱلۡقُرۡبَىٰ*وَٱلۡيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلۡمَسَٰكِينِve yoksullaraوَٱبۡنِve yolcu(lar)aٱلسَّبِيلِ*إِنeğerكُنتُمۡisenizءَامَنتُمinanmışبِٱللَّهِAllah'aوَمَآveأَنزَلۡنَاindirdiğimizeعَلَىٰkulumuzaعَبۡدِنَا*يَوۡمَgünündeٱلۡفُرۡقَانِayrılmaيَوۡمَgündeٱلۡتَقَىkarşılaştığıٱلۡجَمۡعَانِۗo iki topluluğunوَٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٌkadirdir
 
ANLAMI
Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
Ayet 42 Arapça Ayet
إِذۡo vakitأَنتُمsizبِٱلۡعُدۡوَةِvadininٱلدُّنۡيَاyakın kenarında idinizوَهُمve onlar daبِٱلۡعُدۡوَةِvadininٱلۡقُصۡوَىٰuzak kenarında idilerوَٱلرَّكۡبُve kervan daأَسۡفَلَdaha aşağıda idiمِنكُمۡۚsizdenوَلَوۡve eğerتَوَاعَدتُّمۡsözleşmiş olsaydınız dahiلَٱخۡتَلَفۡتُمۡbuluşamazdınızفِيsözleştiğiniz vakitteٱلۡمِيعَٰدِ*وَلَٰكِنfakat buلِّيَقۡضِيَyerine getirmesi içindirٱللَّهُAllah'ınأَمۡرٗاbir işiكَانَyapılması gerekenمَفۡعُولٗا*لِّيَهۡلِكَhelak olsun diyeمَنۡkimseهَلَكَhelak olanعَنۢaçık delilleبَيِّنَةٖ*وَيَحۡيَىٰve yaşasın diyeمَنۡkimse (de)حَيَّyaşayanعَنۢaçık delilleبَيِّنَةٖۗ*وَإِنَّçünküٱللَّهَAllahلَسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir
 
ANLAMI
Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.
Ayet 43 Arapça Ayet
إِذۡhaniيُرِيكَهُمُsana onları gösteriyorduٱللَّهُAllahفِيuykundaمَنَامِكَ*قَلِيلٗاۖazوَلَوۡve eğerأَرَىٰكَهُمۡsana onları gösterseydiكَثِيرٗاçokلَّفَشِلۡتُمۡçekinirdinizوَلَتَنَٰزَعۡتُمۡve çekişirdinizفِي(savaş) iş(in)deٱلۡأَمۡرِ*وَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahسَلَّمَۚkurtardıإِنَّهُۥdoğrusu Oعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
 
ANLAMI
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.
Ayet 44 Arapça Ayet
وَإِذۡta kiيُرِيكُمُوهُمۡonları gösteriyorإِذِzamanٱلۡتَقَيۡتُمۡkarşılaştığınızفِيٓsizin gözlerinizeأَعۡيُنِكُمۡ*قَلِيلٗاazوَيُقَلِّلُكُمۡve sizi de azaltıyorduفِيٓonların gözlerindeأَعۡيُنِهِمۡ*لِيَقۡضِيَyerine getirmesi içinٱللَّهُAllah'ınأَمۡرٗاbir işiكَانَyapılması gerekenمَفۡعُولٗاۗ*وَإِلَىveٱللَّهِAllah'aتُرۡجَعُdöndürülecektirٱلۡأُمُورُ(bütün) işler
 
ANLAMI
Karşılaştığınızda, olacak işi oldurmak için, onları gözlerinize az gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler dönüp Allah'a varır.
Ayet 45 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimseler;ءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِذَاzamanلَقِيتُمۡkarşılaştığınızفِئَةٗbir topluluklaفَٱثۡبُتُواْsebat edinوَٱذۡكُرُواْve anınٱللَّهَAllah'ıكَثِيرٗاçokلَّعَلَّكُمۡbelkiتُفۡلِحُونَbaşarıya erişirsiniz
 
ANLAMI
Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın.
SAYFA 183
Ayet 46 Arapça Ayet
وَأَطِيعُواْve ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisineوَلَاbirbirinizle çekişmeyinتَنَٰزَعُواْ*فَتَفۡشَلُواْyoksa korkuya kapılırsınız daوَتَذۡهَبَve giderرِيحُكُمۡۖgücünüz (devletiniz)وَٱصۡبِرُوٓاْۚve sabredinإِنَّçünküٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلصَّـٰبِرِينَsabredenlerle
 
ANLAMI
Allah'a ve Peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَلَاolmayınتَكُونُواْ*كَٱلَّذِينَgibiخَرَجُواْçıkanمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِم*بَطَرٗاçalım satarakوَرِئَآءَve gösteriş yaparakٱلنَّاسِinsanlaraوَيَصُدُّونَve men'edenlerعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِۚAllahوَٱللَّهُve Allahبِمَاonların bütün yaptıklarınıيَعۡمَلُونَ*مُحِيطٞkuşatmıştı
 
ANLAMI
Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların işlediklerini her yönüyle bilendir.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَإِذۡO zamanزَيَّنَsüslemişلَهُمُonlaraٱلشَّيۡطَٰنُşeytanأَعۡمَٰلَهُمۡyaptıkları işiوَقَالَve demiştiلَاyokturغَالِبَyenecek kimseلَكُمُsiziٱلۡيَوۡمَbugünمِنَinsanlardanٱلنَّاسِ*وَإِنِّيve elbette benجَارٞyanınızdayımلَّكُمۡۖsizinفَلَمَّاfakat ne zamanتَرَآءَتِbirbirini görünceٱلۡفِئَتَانِiki toplulukنَكَصَ(geriye) dönüpعَلَىٰüzerineعَقِبَيۡهِiki ökçesiوَقَالَve dedi kiإِنِّيelbette benبَرِيٓءٞuzağımمِّنكُمۡsizdenإِنِّيٓelbette benأَرَىٰgörüyorumمَاşeyleriلَاsizin görmediğiniziتَرَوۡنَ*إِنِّيٓelbette benأَخَافُkorkarımٱللَّهَۚAllah'tanوَٱللَّهُzira Allah'ınشَدِيدُçetindirٱلۡعِقَابِcezası
 
ANLAMI
Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve "Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım" dedi. İki ordu karşılaşınca da, geri dönüp, "Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz Allah'tan korkuyorum, Allah'ın azabı şiddetlidir" dedi.
Ayet 49 Arapça Ayet
إِذۡo vakitيَقُولُdiyorlardıٱلۡمُنَٰفِقُونَMünafıklarوَٱلَّذِينَve kimselerفِيbulunanقُلُوبِهِمkalblerindeمَّرَضٌhastalıkغَرَّaldatmışهَـٰٓؤُلَآءِbunlarıدِينُهُمۡۗdinleriوَمَنoysa kimيَتَوَكَّلۡdayanırsaعَلَىAllah'aٱللَّهِ*فَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima galibtirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı; oysa, kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.
Ayet 50 Arapça Ayet
وَلَوۡve keşkeتَرَىٰٓgörseydinإِذۡcanlarını alırkenيَتَوَفَّى*ٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُواْo inkar eden(leri)ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُMeleklerيَضۡرِبُونَvuruyorlarوُجُوهَهُمۡyüzlerineوَأَدۡبَٰرَهُمۡve kıçlarınaوَذُوقُواْhaydi tadınعَذَابَazabınıٱلۡحَرِيقِyangın
 
ANLAMI
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Ayet 51 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte buبِمَاyüzündendirقَدَّمَتۡyapıp öne sürdüğü işlerأَيۡدِيكُمۡellerinizinوَأَنَّyoksa şüphesizٱللَّهَAllahلَيۡسَdeğildirبِظَلَّـٰمٖzulmediciلِّلۡعَبِيدِkullara
 
ANLAMI
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Ayet 52 Arapça Ayet
كَدَأۡبِtıpkı gidişi gibidirءَالِailesiفِرۡعَوۡنَFir'avnوَٱلَّذِينَve kimselerinمِنonlardan öncekilerinقَبۡلِهِمۡۚ*كَفَرُواْ(onlar da) inkar etmişlerdiبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَأَخَذَهُمُonları yakalamıştıٱللَّهُAllahبِذُنُوبِهِمۡۚgünahlarıylaإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahقَوِيّٞgüçlüdürشَدِيدُçetindirٱلۡعِقَابِcezası
 
ANLAMI
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.
SAYFA 184
Ayet 53 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbu böyledirبِأَنَّçünküٱللَّهَAllahلَمۡaslaيَكُdeğiştirmezمُغَيِّرٗا*نِّعۡمَةًni'metiأَنۡعَمَهَاonları nimetlendirdiğiعَلَىٰbir milletقَوۡمٍ*حَتَّىٰsüreceيُغَيِّرُواْdeğiştirmediğiمَاbulunanıبِأَنفُسِهِمۡkendilerindeوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.
Ayet 54 Arapça Ayet
كَدَأۡبِ(Evet) gidişi gibiءَالِailesiفِرۡعَوۡنَFir'avnوَٱلَّذِينَve kimselerinمِنonlardan öncekilerinقَبۡلِهِمۡۚ*كَذَّبُواْyalanlamışlardıبِـَٔايَٰتِayetleriniرَبِّهِمۡRablerininفَأَهۡلَكۡنَٰهُمbiz de onları mahvetmiştikبِذُنُوبِهِمۡgünahlarıyleوَأَغۡرَقۡنَآve boğmuştukءَالَailesiniفِرۡعَوۡنَۚFir'avnوَكُلّٞve hepsi deكَانُواْzulmedicilerdiظَٰلِمِينَ*
 
ANLAMI
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları günahlarından ötürü yok ettik. Firavun taifesini suda boğduk, hepsi zalimlerdi.
Ayet 55 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizشَرَّen kötüsüٱلدَّوَآبِّcanlılarınعِندَgöreٱللَّهِAllah'aٱلَّذِينَkimselerdirكَفَرُواْkafirlerdirفَهُمۡartık onlarلَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Allah katında yeryüzünde yaşayanların en kötüsü, inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar.
Ayet 56 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerعَٰهَدتَّsen andlaşma yaptığınمِنۡهُمۡkendileriyleثُمَّsonraيَنقُضُونَbozarlarعَهۡدَهُمۡandlaşmalarınıفِيherكُلِّ*مَرَّةٖdefasındaوَهُمۡve onlarلَاhiçيَتَّقُونَçekinmeden
 
ANLAMI
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Ayet 57 Arapça Ayet
فَإِمَّاbundan dolayıتَثۡقَفَنَّهُمۡonları yakalarsanفِيsavaştaٱلۡحَرۡبِ*فَشَرِّدۡdağıtبِهِمonlarıمَّنۡkimseleri deخَلۡفَهُمۡarkalarında kiلَعَلَّهُمۡböyleceيَذَّكَّرُونَibret alsınlar
 
ANLAMI
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَإِمَّاve eğerتَخَافَنَّkorkarsanمِنbir kavminقَوۡمٍ*خِيَانَةٗhiyanet etmesindenفَٱنۢبِذۡsen de davranإِلَيۡهِمۡonlaraعَلَىٰaynı şekildeسَوَآءٍۚ*إِنَّçünküٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*ٱلۡخَآئِنِينَhainleri
 
ANLAMI
Eğer bir topluluğun anlaşmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karşı anlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri sevmez.
Ayet 59 Arapça Ayet
وَلَاsanmasınlarيَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar edenlerسَبَقُوٓاْۚkaçabilecekleriniإِنَّهُمۡşüphesiz onlarلَا(bizi) aciz bırakamazlarيُعۡجِزُونَ*
 
ANLAMI
İnkar edenler, asla öne geçtiklerini sanmasınlar, çünkü onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır.
Ayet 60 Arapça Ayet
وَأَعِدُّواْhazırlayınلَهُمonlara karşıمَّاgücünüz yettiği kadarٱسۡتَطَعۡتُم*مِّنkuvvetقُوَّةٖ*وَمِنve cihad için bağlanıp beslenenرِّبَاطِ*ٱلۡخَيۡلِatlarتُرۡهِبُونَkorkutursunuzبِهِۦbununlaعَدُوَّdüşmanınıٱللَّهِAllah'ınوَعَدُوَّكُمۡve sizin düşmanınızıوَءَاخَرِينَve başkalarınıمِنonların dışındaدُونِهِمۡ*لَاsizin bilmediğinizتَعۡلَمُونَهُمُ*ٱللَّهُAllah'ınيَعۡلَمُهُمۡۚbildiğiوَمَاne kiتُنفِقُواْharcarsanızمِنherşeydenشَيۡءٖ*فِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahيُوَفَّtam olarak ödenirإِلَيۡكُمۡsizeوَأَنتُمۡve sizلَاhiç haksızlığa uğratılmazsınızتُظۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.
Ayet 61 Arapça Ayet
۞وَإِنve eğerجَنَحُواْonlar yanaşırlarsaلِلسَّلۡمِbarışaفَٱجۡنَحۡsen de yanaşلَهَاonaوَتَوَكَّلۡve dayanعَلَىAllah'aٱللَّهِۚ*إِنَّهُۥçünküهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.
SAYFA 185
Ayet 62 Arapça Ayet
وَإِنeğerيُرِيدُوٓاْisterlerseأَنsana hile yapmakيَخۡدَعُوكَ*فَإِنَّşüphesizحَسۡبَكَsana yeterٱللَّهُۚAllahهُوَOٱلَّذِيٓkiأَيَّدَكَseni desteklediبِنَصۡرِهِۦyardımıyleوَبِٱلۡمُؤۡمِنِينَve mü'minleri
 
ANLAMI
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 63 Arapça Ayet
وَأَلَّفَve uzlaştırdıبَيۡنَarasınıقُلُوبِهِمۡۚonların kalblerininلَوۡşayetأَنفَقۡتَsen verseydinمَاbulunanفِي*ٱلۡأَرۡضِyeryüzündeجَمِيعٗاherşeyiمَّآyine de uzlaştıramazdınأَلَّفۡتَ*بَيۡنَarasınıقُلُوبِهِمۡonların kalblerininوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahأَلَّفَuzlaştırdıبَيۡنَهُمۡۚonların arasınıإِنَّهُۥçünkü Oعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 64 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّبِيُّpeygamberحَسۡبُكَsana yeterٱللَّهُAllahوَمَنِve kimselereٱتَّبَعَكَsana tabi olanlaraمِنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*
 
ANLAMI
Allah'ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.
Ayet 65 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّبِيُّpeygamberحَرِّضِteşvik etٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minleriعَلَىsavaşaٱلۡقِتَالِۚ*إِنeğerيَكُنolursaمِّنكُمۡsizdenعِشۡرُونَyirmi (kişi)صَٰبِرُونَsabredenيَغۡلِبُواْyenerlerمِاْئَتَيۡنِۚiki yüz(kafir)iوَإِنve eğerيَكُنolursaمِّنكُمsizdenمِّاْئَةٞyüz (kişi)يَغۡلِبُوٓاْyenerlerأَلۡفٗاbin (kişiyi)مِّنَkimselerdenٱلَّذِينَ*كَفَرُواْkafir(ler)بِأَنَّهُمۡçünkü onlarقَوۡمٞbir toplulukturلَّاanlamazيَفۡقَهُونَ*
 
ANLAMI
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Ayet 66 Arapça Ayet
ٱلۡـَٰٔنَşimdiخَفَّفَhafiflettiٱللَّهُAllahعَنكُمۡsizdenوَعَلِمَve bildiأَنَّsizde bulunduğunuفِيكُمۡ*ضَعۡفٗاۚzayıflıkفَإِنbundan böyleيَكُنolsaمِّنكُمsizdenمِّاْئَةٞyüz (kişi)صَابِرَةٞsabredenيَغۡلِبُواْyenerlerمِاْئَتَيۡنِۚiki yüz(kafir)iوَإِنve eğerيَكُنolsaمِّنكُمۡsizdenأَلۡفٞbin (kişi)يَغۡلِبُوٓاْyenerlerأَلۡفَيۡنِiki bin(kafir)iبِإِذۡنِizniyleٱللَّهِۗAllah'ınوَٱللَّهُAllahمَعَberaberdirٱلصَّـٰبِرِينَsabredenlerle
 
ANLAMI
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Ayet 67 Arapça Ayet
مَاyakışmazكَانَ*لِنَبِيٍّhiçbir peygambereأَنolmakيَكُونَ*لَهُۥٓsahibiأَسۡرَىٰesirlerحَتَّىٰkadarيُثۡخِنَağır basıncayaفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِۚ*تُرِيدُونَsiz istiyorsunuzعَرَضَgeçici malınıٱلدُّنۡيَاdünyaوَٱللَّهُAllah iseيُرِيدُistiyorٱلۡأٓخِرَةَۗahiretiوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌdaima üstünحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 68 Arapça Ayet
لَّوۡلَاeğer olmasaydıكِتَٰبٞbir yazıمِّنَAllahtanٱللَّهِ*سَبَقَgeçmişلَمَسَّكُمۡsize mutlaka dokunurduفِيمَآdolayıأَخَذۡتُمۡaldığınız fidyedenعَذَابٌbir azabعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Daha önceden Allah'tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.
Ayet 69 Arapça Ayet
فَكُلُواْartık yeyinمِمَّاaldığınız ganimettenغَنِمۡتُمۡ*حَلَٰلٗاhelalطَيِّبٗاۚ(ve) temiz olarakوَٱتَّقُواْve korkunٱللَّهَۚAllah'tanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
SAYFA 186
Ayet 70 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّبِيُّpeygamberقُلsöyleلِّمَنkimselereفِيٓbulunanأَيۡدِيكُمellerinizdeمِّنَesirlerdenٱلۡأَسۡرَىٰٓ*إِنeğerيَعۡلَمِbilirseٱللَّهُAllahفِيolduğunuقُلُوبِكُمۡsizin kalblerinizdeخَيۡرٗاbir hayırيُؤۡتِكُمۡsize verirخَيۡرٗاdaha hayırlısınıمِّمَّآ(fidye)denأُخِذَalınanمِنكُمۡsizdenوَيَغۡفِرۡve bağışlarلَكُمۡۚsiziوَٱللَّهُAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Elinizde bulunan esirlere, "Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir" de.
Ayet 71 Arapça Ayet
وَإِنeğerيُرِيدُواْisterlerseخِيَانَتَكَsana hainlik yapmakفَقَدۡmuhakkakخَانُواْhainlik yapmışlardıٱللَّهَAllah'a daمِنdaha önceقَبۡلُ*فَأَمۡكَنَbu yüzden imkan verdiمِنۡهُمۡۗonlara karşıوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٌyerli yerince yapandır
 
ANLAMI
Esirler sana hıyanet etmek isterlerse, bilsinler ki esasen daha önce de Allah'a hıyanet etmişlerdi, Allah bundan ötürü onları yenmen için sana imkan verdi. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
Ayet 72 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlar kiءَامَنُواْinandılarوَهَاجَرُواْve hicret ettilerوَجَٰهَدُواْve savaştılarبِأَمۡوَٰلِهِمۡmallarıylaوَأَنفُسِهِمۡve canlarıylaفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَٱلَّذِينَve onlar kiءَاوَواْbarındırdılarوَّنَصَرُوٓاْve yardım ettilerأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarبَعۡضُهُمۡbir kısmıأَوۡلِيَآءُvelisidirبَعۡضٖۚbir kısmınınوَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُواْinanan(lar)وَلَمۡveيُهَاجِرُواْhicret etmeyenlerمَاyokturلَكُمsizeمِّنonların velayetindenوَلَٰيَتِهِم*مِّنbir şeyشَيۡءٍ*حَتَّىٰkadarيُهَاجِرُواْۚonlar hicret edinceyeوَإِنِfakatٱسۡتَنصَرُوكُمۡyardım isterlerseفِيdindeٱلدِّينِ*فَعَلَيۡكُمُsizin üzerinize borçturٱلنَّصۡرُyardım etmenizإِلَّاyalnız olmazعَلَىٰkarşıقَوۡمِۭbir toplumaبَيۡنَكُمۡaranızdaوَبَيۡنَهُمve aralarındaمِّيثَٰقٞۗandlaşma bulunanوَٱللَّهُAllahبِمَاyaptıklarınızıتَعۡمَلُونَ*بَصِيرٞgörmektedir
 
ANLAMI
Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirinin dostudurlar. İnanıp hicret etmeyenlerle, hicret edene kadar sizin dostluğunuz yoktur. Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah işlediklerinizi görür.
Ayet 73 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)بَعۡضُهُمۡbazılarıأَوۡلِيَآءُvelisidirlerبَعۡضٍۚdiğerlerininإِلَّاeğer bunu yapmazsanızتَفۡعَلُوهُ*تَكُنolurفِتۡنَةٞfitneفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*وَفَسَادٞve bir kargaşaكَبِيرٞbüyük
 
ANLAMI
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.
Ayet 74 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَonlar kiءَامَنُواْinandılarوَهَاجَرُواْve hicret ettilerوَجَٰهَدُواْve savaştılarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَٱلَّذِينَve onlar kiءَاوَواْbarındırdılarوَّنَصَرُوٓاْve yardım ettilerأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerحَقّٗاۚgerçekلَّهُمonlar için vardırمَّغۡفِرَةٞbağışlanmaوَرِزۡقٞve rızıkكَرِيمٞbol
 
ANLAMI
İnanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
Ayet 75 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlar kiءَامَنُواْinandılarمِنۢsonradanبَعۡدُ*وَهَاجَرُواْve hicret ettilerوَجَٰهَدُواْve savaştılarمَعَكُمۡsizinle beraberفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarمِنكُمۡۚsizdendirوَأُوْلُواْve sahipleriٱلۡأَرۡحَامِrahim (akrabalar)بَعۡضُهُمۡbirbirlerineأَوۡلَىٰdaha yakındırlarبِبَعۡضٖbirbirlerineفِيgöreكِتَٰبِKitabınaٱللَّهِۚAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمُۢbilir
 
ANLAMI
Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir.