İNSAN SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


Ayet 1
 Arapça Ayet
هَلۡgeçmedi mi?أَتَىٰ*عَلَىüzerindenٱلۡإِنسَٰنِinsanınحِينٞbir süreمِّنَuzun devirdenٱلدَّهۡرِ*لَمۡolmadığıيَكُن*شَيۡـٔٗاbir şeyمَّذۡكُورًاanılan
 
ANLAMI
İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
Ayet 2 Arapça Ayet
إِنَّاdoğrusu bizخَلَقۡنَاyarattıkٱلۡإِنسَٰنَinsanıمِنbir nutfedenنُّطۡفَةٍ*أَمۡشَاجٖkarışıkنَّبۡتَلِيهِimtihan etmek içinفَجَعَلۡنَٰهُve onu yaptıkسَمِيعَۢاişiticiبَصِيرًاgörücü
 
ANLAMI
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
Ayet 3 Arapça Ayet
إِنَّاelbette bizهَدَيۡنَٰهُona gösterdikٱلسَّبِيلَyoluإِمَّاyaشَاكِرٗاşükrederوَإِمَّاveyaكَفُورًاnankör olur
 
ANLAMI
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
Ayet 4 Arapça Ayet
إِنَّآelbette bizأَعۡتَدۡنَاhazırlamışızdırلِلۡكَٰفِرِينَkafirler içinسَلَٰسِلَاْzincirlerوَأَغۡلَٰلٗاve demir halkalarوَسَعِيرًاve alevli bir ateş
 
ANLAMI
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.
Ayet 5 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلۡأَبۡرَارَiyilerيَشۡرَبُونَiçerlerمِنbir kadehtenكَأۡسٖ*كَانَolanمِزَاجُهَاkarışımıكَافُورًاkâfûr
 
ANLAMI
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.
SAYFA 579
Ayet 6 Arapça Ayet
عَيۡنٗاbir kaynakيَشۡرَبُiçerlerبِهَاondanعِبَادُkullarıٱللَّهِAllah'ınيُفَجِّرُونَهَاakıtırlarتَفۡجِيرٗاfışkırtarak
 
ANLAMI
Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
Ayet 7 Arapça Ayet
يُوفُونَyerine getirirlerبِٱلنَّذۡرِadaklarınıوَيَخَافُونَve korkarlarيَوۡمٗاbir gündenكَانَolanشَرُّهُۥşerriمُسۡتَطِيرٗاsalgın
 
ANLAMI
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَيُطۡعِمُونَve yedirirlerٱلطَّعَامَyemeğiعَلَىٰsevdikleriحُبِّهِۦ*مِسۡكِينٗاyoksulaوَيَتِيمٗاve yetimeوَأَسِيرًاve esire
 
ANLAMI
Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
Ayet 9 Arapça Ayet
إِنَّمَاbizنُطۡعِمُكُمۡsize yediriyoruzلِوَجۡهِrızası içinٱللَّهِAllahلَاbeklemiyoruzنُرِيدُ*مِنكُمۡsizdenجَزَآءٗbir karşılıkوَلَاne deشُكُورًاteşekkür
 
ANLAMI
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
Ayet 10 Arapça Ayet
إِنَّاçünkü bizنَخَافُkorkarızمِنRabbimizdenرَّبِّنَا*يَوۡمًاbir gündeعَبُوسٗاsuratsızقَمۡطَرِيرٗاçok katı
 
ANLAMI
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
Ayet 11 Arapça Ayet
فَوَقَىٰهُمُonları korumuşturٱللَّهُAllahشَرَّşerrindenذَٰلِكَoٱلۡيَوۡمِgününوَلَقَّىٰهُمۡve onlara vermiştirنَضۡرَةٗparlaklıkوَسُرُورٗاve sevinç
 
ANLAMI
Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَجَزَىٰهُمonların ödülleriبِمَاdolayıصَبَرُواْsabrettiklerindenجَنَّةٗcennettirوَحَرِيرٗاve ipektir
 
ANLAMI
Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.
Ayet 13 Arapça Ayet
مُّتَّكِـِٔينَyaslanırlarفِيهَاoradaعَلَىüzerindeٱلۡأَرَآئِكِۖdivanlarلَاgörmezlerيَرَوۡنَ*فِيهَاoradaشَمۡسٗا(yakıcı) güneşوَلَاve ne deزَمۡهَرِيرٗاdondurucu soğuk
 
ANLAMI
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَدَانِيَةًve yaklaşmıştırعَلَيۡهِمۡüzerlerineظِلَٰلُهَاonun gölgeleriوَذُلِّلَتۡve eğdirilmiştirقُطُوفُهَاmeyvalarıتَذۡلِيلٗاaşağı eğdirilerek
 
ANLAMI
Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.
Ayet 15 Arapça Ayet
وَيُطَافُve dolaştırılırعَلَيۡهِمyanlarındaبِـَٔانِيَةٖkablarمِّنgümüştenفِضَّةٖ*وَأَكۡوَابٖve kupalarكَانَتۡolanقَوَارِيرَا۠billur
 
ANLAMI
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
Ayet 16 Arapça Ayet
قَوَارِيرَاْbillurlar kiمِنgümüştenفِضَّةٖ*قَدَّرُوهَاonları takdir etmişlerdirتَقۡدِيرٗاistedikleri ölçüde
 
ANLAMI
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
Ayet 17 Arapça Ayet
وَيُسۡقَوۡنَve onlara içirilirفِيهَاoradaكَأۡسٗاkadehtenكَانَolanمِزَاجُهَاkarışımıزَنجَبِيلًاzencefil
 
ANLAMI
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.
Ayet 18 Arapça Ayet
عَيۡنٗاbir çeşmeفِيهَاoradaتُسَمَّىٰadına denirسَلۡسَبِيلٗاSelsebil
 
ANLAMI
O pınara "Selsebil" denir.
Ayet 19 Arapça Ayet
۞وَيَطُوفُdolaşırعَلَيۡهِمۡçevrelerindeوِلۡدَٰنٞgençlerمُّخَلَّدُونَölümsüzإِذَاonları görsenرَأَيۡتَهُمۡ*حَسِبۡتَهُمۡkendilerini sanırsınلُؤۡلُؤٗاinciمَّنثُورٗاsaçılmış
 
ANLAMI
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanرَأَيۡتَbaktığınثَمَّsonraرَأَيۡتَgörürsünنَعِيمٗاbir ni'metوَمُلۡكٗاve bir mülkكَبِيرًاbüyük
 
ANLAMI
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Ayet 21 Arapça Ayet
عَٰلِيَهُمۡüstlerinde vardırثِيَابُgiysilerسُندُسٍince ipektenخُضۡرٞyeşilوَإِسۡتَبۡرَقٞۖve kalın ipektenوَحُلُّوٓاْve takınmışlardırأَسَاوِرَbileziklerمِنgümüştenفِضَّةٖ*وَسَقَىٰهُمۡve onlara içirmiştirرَبُّهُمۡRableriشَرَابٗاbir içkiطَهُورًاtertemiz
 
ANLAMI
Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
Ayet 22 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizهَٰذَاbuكَانَolduلَكُمۡsizinجَزَآءٗödülünüzوَكَانَve olmuşturسَعۡيُكُمçalışmanızمَّشۡكُورًاteşekküre layık
 
ANLAMI
"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.
Ayet 23 Arapça Ayet
إِنَّاmuhakkak BizizنَحۡنُbizنَزَّلۡنَاindirdikعَلَيۡكَsanaٱلۡقُرۡءَانَKur'an'ıتَنزِيلٗاparça parça
 
ANLAMI
Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.
Ayet 24 Arapça Ayet
فَٱصۡبِرۡo halde sabretلِحُكۡمِhükmüneرَبِّكَRabbininوَلَاveتُطِعۡita'at etmeمِنۡهُمۡonlardanءَاثِمًاgünahkaraأَوۡyahutكَفُورٗاinkarcıya
 
ANLAMI
Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَٱذۡكُرِve anٱسۡمَadınıرَبِّكَRabbininبُكۡرَةٗsabahوَأَصِيلٗاve akşam
 
ANLAMI
Rabbinin adını sabah akşam an.
SAYFA 580
Ayet 26 Arapça Ayet
وَمِنَbir bölümündeٱلَّيۡلِgeceninفَٱسۡجُدۡsecde etلَهُۥO'naوَسَبِّحۡهُve O'nu tesbih eyleلَيۡلٗاgeceleyinطَوِيلًاuzun zaman
 
ANLAMI
Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
Ayet 27 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizهَـٰٓؤُلَآءِbunlarيُحِبُّونَseviyorlarٱلۡعَاجِلَةَçabuk geçeni (dünyayı)وَيَذَرُونَve bırakıyorlarوَرَآءَهُمۡötelerindekiيَوۡمٗاbir günüثَقِيلٗاağır
 
ANLAMI
Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
Ayet 28 Arapça Ayet
نَّحۡنُbizخَلَقۡنَٰهُمۡonları yarattıkوَشَدَدۡنَآve sıkıca bağladıkأَسۡرَهُمۡۖyapılarınıوَإِذَاve zamanشِئۡنَاdilediğimizبَدَّلۡنَآdeğiştiririzأَمۡثَٰلَهُمۡonların benzerleriyleتَبۡدِيلًاtam bir değişiklikle
 
ANLAMI
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
Ayet 29 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizهَٰذِهِۦbuتَذۡكِرَةٞۖbir öğüttürفَمَنkimseشَآءَdileyenٱتَّخَذَtutarإِلَىٰvaranرَبِّهِۦRabbineسَبِيلٗاyolu
 
ANLAMI
Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
Ayet 30 Arapça Ayet
وَمَاveتَشَآءُونَsiz dileyemezsinizإِلَّآdışındaأَنdilemesiيَشَآءَ*ٱللَّهُۚAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbilendirعَلِيمًا*حَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
Ayet 31 Arapça Ayet
يُدۡخِلُsokarمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiفِيrahmetineرَحۡمَتِهِۦۚ*وَٱلظَّـٰلِمِينَve zalimlerأَعَدَّhazırlamıştırلَهُمۡonlar içinعَذَابًاbir azabأَلِيمَۢاacıklı
 
ANLAMI
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.