فَسَتُبۡصِرُgöreceksinوَيُبۡصِرُونَonlar
da görecekler
ANLAMI
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin,
onlar da görecekler.
Ayet 6Arapça
Ayet
بِأَييِّكُمُhanginizٱلۡمَفۡتُونُfitnelenmiştir
ANLAMI
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin,
onlar da görecekler.
Ayet 7Arapça
Ayet
إِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinهُوَO'durأَعۡلَمُen
iyi bilenبِمَنkim(ler)ضَلَّsapmıştırعَنkendi
yolundanسَبِيلِهِۦ*وَهُوَve
O'durأَعۡلَمُen
iyi bilenبِٱلۡمُهۡتَدِينَdoğru
yoldadır
ANLAMI
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O,
doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
وَدُّواْistediler
kiلَوۡkeşkeتُدۡهِنُsen
yağcılık yapasınفَيُدۡهِنُونَonlar
da yağcılık yapsınlar
ANLAMI
(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman
suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle
yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.
Ayet 10Arapça
Ayet
وَلَاveتُطِعۡita'at
etmeكُلَّhiçbirineحَلَّافٖyemin
edip duranمَّهِينٍaşağılık
ANLAMI
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı
giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar
dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları
vardır diye aldırış etmeyesin.
ANLAMI
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı
giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar
dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları
vardır diye aldırış etmeyesin.
ANLAMI
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı
giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar
dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları
vardır diye aldırış etmeyesin.
ANLAMI
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı
giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar
dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları
vardır diye aldırış etmeyesin.
ANLAMI
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı
giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar
dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları
vardır diye aldırış etmeyesin.
ANLAMI
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
SAYFA 565
Ayet 16Arapça
Ayet
سَنَسِمُهُۥbiz
onu damgalayacağızعَلَىüzeriniٱلۡخُرۡطُومِburnunun
ANLAMI
Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.
Ayet 17Arapça
Ayet
إِنَّاelbette
bizبَلَوۡنَٰهُمۡbunlara
da bela verdikكَمَاgibiبَلَوۡنَآbela
verdiğimizأَصۡحَٰبَsahiplerineٱلۡجَنَّةِbahçeإِذۡhaniأَقۡسَمُواْonlar
yemin etmişlerdiلَيَصۡرِمُنَّهَاbahçeyi
mutlaka devşireceklerineمُصۡبِحِينَsabah
olunca
ANLAMI
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi
denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine
bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
Ayet 18Arapça
Ayet
وَلَاveيَسۡتَثۡنُونَistisna
da etmiyorlardı
ANLAMI
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi
denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine
bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
Ayet 19Arapça
Ayet
فَطَافَfakat
sardıعَلَيۡهَاonuطَآئِفٞdolaşıcı
bir belaمِّنRabbindenرَّبِّكَ*وَهُمۡve
onlarنَآئِمُونَuyurlarken
ANLAMI
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir
salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
ANLAMI
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık
edenlerdendik."
Ayet 32Arapça
Ayet
عَسَىٰbelkiرَبُّنَآRabbimizأَنbize
onun yerine verirيُبۡدِلَنَا*خَيۡرٗاdaha
iyisiniمِّنۡهَآondanإِنَّآelbette
bizإِلَىٰRabbimiziرَبِّنَا*رَٰغِبُونَarzulayanlarız
ANLAMI
"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık,
Rabbimizden dilemekteyiz."
ANLAMI
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak
yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri
yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye
çağırılmışlardı.
SAYFA 566
Ayet 43Arapça
Ayet
خَٰشِعَةًkorkuylaأَبۡصَٰرُهُمۡgözleriتَرۡهَقُهُمۡonları
kaplarذِلَّةٞۖbir
zilletوَقَدۡhalbukiكَانُواْda'vet
edilirlerdiيُدۡعَوۡنَ*إِلَىsecdeyeٱلسُّجُودِ*وَهُمۡonlarسَٰلِمُونَsağlam
iken
ANLAMI
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak
yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri
yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye
çağırılmışlardı.
Ayet 44Arapça
Ayet
فَذَرۡنِيbana
bırakوَمَنkimseyiيُكَذِّبُyalanlayanبِهَٰذَاbuٱلۡحَدِيثِۖsözüسَنَسۡتَدۡرِجُهُمonları
derece derece yaklaştıracağızمِّنۡyerdenحَيۡثُ*لَاbilmedikleriيَعۡلَمُونَ*
ANLAMI
Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri
yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
ANLAMI
Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı
yazıyorlar?
Ayet 48Arapça
Ayet
فَٱصۡبِرۡsen
sabretلِحُكۡمِhükmüneرَبِّكَRabbininوَلَاveتَكُنolmaكَصَاحِبِsahibi
gibi (Yunus)ٱلۡحُوتِbalıkإِذۡhaniنَادَىٰseslenmiştiوَهُوَve
oمَكۡظُومٞsıkıntıdan
yutkunarak
ANLAMI
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi
olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.
Ayet 49Arapça
Ayet
لَّوۡلَآeğer
olmasaydıأَنona
yetişmesiتَدَٰرَكَهُۥ*نِعۡمَةٞbir
ni'metinمِّنRabbindenرَّبِّهِۦ*لَنُبِذَelbette
atılırdıبِٱلۡعَرَآءِçıplak
bir yereوَهُوَve
oمَذۡمُومٞkınananrak
ANLAMI
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak
sahile atılacaktı.
Ayet 50Arapça
Ayet
فَٱجۡتَبَٰهُonun
du'asını kabul ettiرَبُّهُۥRabbiفَجَعَلَهُۥve
onu yaptıمِنَsalihlerdenٱلصَّـٰلِحِينَ*
ANLAMI
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı
dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi.
"O delidir" diyorlardı.
ANLAMI
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı
dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi.
"O delidir" diyorlardı.
Ayet 52Arapça
Ayet
وَمَاhalbuki
değildirهُوَoإِلَّاbaşka
bir şeyذِكۡرٞuyarıdanلِّلۡعَٰلَمِينَalemler
için
ANLAMI
Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.