TAHRİM SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 560
Ayet 1 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّpeygamberلِمَniçin?تُحَرِّمُharam kılıyorsunمَآşeyiأَحَلَّhelal kıldığıٱللَّهُAllah'ınلَكَۖsanaتَبۡتَغِيisteyerekمَرۡضَاتَhatırınıأَزۡوَٰجِكَۚeşlerininوَٱللَّهُAllahغَفُورٞbağışlayadırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine yasak ediyorsun Allah bağışlayandır, acıyandır.
Ayet 2 Arapça Ayet
قَدۡandolsunفَرَضَmeşru' kılmıştırٱللَّهُAllahلَكُمۡsizeتَحِلَّةَçözmeyiأَيۡمَٰنِكُمۡۚyeminleriniziوَٱللَّهُve Allahمَوۡلَىٰكُمۡۖsizin sahibinizdirوَهُوَve Oٱلۡعَلِيمُbilendirٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah şüphesiz size, yeminlerinizi keffaretle geri almanızı meşru kılmıştır. Allah sizin dostunuzdur. O, bilendir, Hakim'dir.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniأَسَرَّgizlice söylemiştiٱلنَّبِيُّpeygamberإِلَىٰbirineبَعۡضِ*أَزۡوَٰجِهِۦeşlerindenحَدِيثٗاbir sözفَلَمَّاne zaman kiنَبَّأَتۡ(eşi) haber verdiبِهِۦonu (sözü)وَأَظۡهَرَهُve onu muttali kıldıٱللَّهُAllahعَلَيۡهِona (peypambere)عَرَّفَbildirmiştiبَعۡضَهُۥonun bir kısmınıوَأَعۡرَضَve vazgeçmiştiعَنۢbir kısmından daبَعۡضٖۖ*فَلَمَّاne zaman kiنَبَّأَهَاeşine haber verinceبِهِۦbunuقَالَتۡ(eşi) dediمَنۡkim?أَنۢبَأَكَsana söylediهَٰذَاۖbunuقَالَdedi kiنَبَّأَنِيَbana söylediٱلۡعَلِيمُbilenٱلۡخَبِيرُhaber alan
 
ANLAMI
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyibaşkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" demiş, o da: "Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi" demişti.
Ayet 4 Arapça Ayet
إِنeğerتَتُوبَآikiniz tevbe edersenizإِلَىAllah'aٱللَّهِ*فَقَدۡdolayıصَغَتۡsapmış olmasındanقُلُوبُكُمَاۖkalblerinizinوَإِنve eğerتَظَٰهَرَاbirbirinize arka olursanızعَلَيۡهِona karşıفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'tırهُوَOمَوۡلَىٰهُonun koruyucusuوَجِبۡرِيلُve Cibril'dirوَصَٰلِحُve iyileridirٱلۡمُؤۡمِنِينَۖmü'minlerinوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُve meleklerبَعۡدَsonraذَٰلِكَbundanظَهِيرٌona arkadır
 
ANLAMI
Ey Peygamber'in eşleri! Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Eğer eşinizin aleyhinde yardımlaşarak bir şey yapmağa kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan başka Cebrail, iyi müminler ve melekler de yardımcısıdır.
Ayet 5 Arapça Ayet
عَسَىٰbelki deرَبُّهُۥٓonun Rabbiإِنeğerطَلَّقَكُنَّo sizi boşarsaأَنonu değiştirirيُبۡدِلَهُۥٓ*أَزۡوَٰجًاeşlerleخَيۡرٗاdaha hayırlıمِّنكُنَّsizdenمُسۡلِمَٰتٖ(kendisini Allah'a) teslim edenمُّؤۡمِنَٰتٖinananقَٰنِتَٰتٖgönülden ita'at edenتَـٰٓئِبَٰتٍtevbe edenعَٰبِدَٰتٖibadet edenسَـٰٓئِحَٰتٖseyahat edenثَيِّبَٰتٖdulوَأَبۡكَارٗاve bakire
 
ANLAMI
Ey Peygamber'in eşleri! Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona; sizden daha iyi olan, kendini Allah'a veren, inanan, boyun eğen, tevbe eden, kulluk eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
Ayet 6 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)قُوٓاْkoruyunأَنفُسَكُمۡkendiniziوَأَهۡلِيكُمۡve aileniziنَارٗاbir ateştenوَقُودُهَاonun yakıtı iseٱلنَّاسُinsanlardırوَٱلۡحِجَارَةُve taşlardırعَلَيۡهَاonun başındaمَلَـٰٓئِكَةٌmelekler vardırغِلَاظٞgayet katı;شِدَادٞşiddetliلَّاkarşı gelmeyenيَعۡصُونَ*ٱللَّهَAllah'ınمَآşeyeأَمَرَهُمۡkendilerine buyurduğuوَيَفۡعَلُونَve yapanمَاşeyiيُؤۡمَرُونَemredildikleri
 
ANLAMI
Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.
Ayet 7 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَاözür dilemeyinتَعۡتَذِرُواْ*ٱلۡيَوۡمَۖbugünإِنَّمَاçünkü ancakتُجۡزَوۡنَsiz cezalandırılıyorsunuzمَاşeylerleكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
"Ey inkar edenler! Bugün özür beyan etmeyin, ancak işlediklerinizin karşılığını görmektesiniz" denir.
SAYFA 561
Ayet 8 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)تُوبُوٓاْtevbe edinإِلَىAllah'aٱللَّهِ*تَوۡبَةٗtevbe ileنَّصُوحًاyürektenعَسَىٰumulur kiرَبُّكُمۡRabbinizأَنörterيُكَفِّرَ*عَنكُمۡsizdenسَيِّـَٔاتِكُمۡkötülükleriniziوَيُدۡخِلَكُمۡsizi sokarجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarيَوۡمَgündeلَاutandırmayacağıيُخۡزِي*ٱللَّهُAllah'ınٱلنَّبِيَّpeygamberiوَٱلَّذِينَve olanlarıءَامَنُواْinanmışمَعَهُۥۖonunla beraberنُورُهُمۡonların nuruيَسۡعَىٰkoşarبَيۡنَönleridenأَيۡدِيهِمۡönleridenوَبِأَيۡمَٰنِهِمۡve sağ yanlarındanيَقُولُونَderler kiرَبَّنَآRabbimizأَتۡمِمۡtamamlaلَنَاbizeنُورَنَاnurumuzuوَٱغۡفِرۡve bağışlaلَنَآۖbiziإِنَّكَdoğrusu seninعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞgücün yeter
 
ANLAMI
Ey inananlar! Yürekten tevbe ederek Allah'a dönün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. Allah'ın Peygamberini ve onunla beraber olan müminleri utandırmayacağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürürler ve: "Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu Sen herşeye Kadir'sin" derler.
Ayet 9 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّPeygamberجَٰهِدِcihad etٱلۡكُفَّارَkafirlerleوَٱلۡمُنَٰفِقِينَve münafıklarlaوَٱغۡلُظۡve katı davranعَلَيۡهِمۡۚonlara karşıوَمَأۡوَىٰهُمۡonların varacağı yerجَهَنَّمُۖcehennemdirوَبِئۡسَne kötüٱلۡمَصِيرُvarılacak yerdir
 
ANLAMI
Ey Peygamber! İnkarcılarla ve ikiyüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü dönüştür!...
Ayet 10 Arapça Ayet
ضَرَبَanlattıٱللَّهُAllahمَثَلٗاmisal ileلِّلَّذِينَkimseler içinكَفَرُواْinkar eden(ler)ٱمۡرَأَتَkarısınıنُوحٖNuh'unوَٱمۡرَأَتَve karısınıلُوطٖۖLut'unكَانَتَاbu ikisi idilerتَحۡتَ(nikahı) altındaعَبۡدَيۡنِiki kulunمِنۡkullarımızdanعِبَادِنَا*صَٰلِحَيۡنِsalihفَخَانَتَاهُمَاfakat ihanet ettilerفَلَمۡ(kocaları) savamadıيُغۡنِيَا*عَنۡهُمَاonlardanمِنَAllahtanٱللَّهِ*شَيۡـٔٗا(hiçbir) şeyiوَقِيلَve denildiٱدۡخُلَاhaydi girinٱلنَّارَateşeمَعَberaberٱلدَّـٰخِلِينَgirenlerle
 
ANLAMI
Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısıyla Lut'un karısını misal gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında iken onlara karşı hainlik edip inkarlarını gizlemişlerdi de iki peygamber Allah'tan gelen azabı onlardan savamamışlardı. O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin" dendi.
Ayet 11 Arapça Ayet
وَضَرَبَve anlattıٱللَّهُAllahمَثَلٗاmisal ileلِّلَّذِينَhakkındaءَامَنُواْinananlarٱمۡرَأَتَkarısınıفِرۡعَوۡنَFir'avn'ınإِذۡhaniقَالَتۡdemiştiرَبِّRabbimٱبۡنِyapلِيbanaعِندَكَkatındaبَيۡتٗاbir evفِيiçindeٱلۡجَنَّةِcennetinوَنَجِّنِيve beni kurtarمِنFir'avndanفِرۡعَوۡنَ*وَعَمَلِهِۦve onun (kötü) işindenوَنَجِّنِيve beni kurtarمِنَtopluluğundanٱلۡقَوۡمِ*ٱلظَّـٰلِمِينَzalimler
 
ANLAMI
Allah, inanlara Firavun'un karısını misal gösterir: O: "Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun işlediklerinden kurtar; beni zalim milletten kurtar" demişti.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَمَرۡيَمَve Meryem'iٱبۡنَتَkızıعِمۡرَٰنَİmran'ınٱلَّتِيٓOأَحۡصَنَتۡkorumuştuفَرۡجَهَاırzınıفَنَفَخۡنَاbiz de üflemiştikفِيهِonaمِنruhumuzdanرُّوحِنَا*وَصَدَّقَتۡve doğrulamıştıبِكَلِمَٰتِkelimeleriniرَبِّهَاRabbininوَكُتُبِهِۦve Kitaplarınıوَكَانَتۡve olmuştuمِنَgönülden ita'at edenlerdenٱلۡقَٰنِتِينَ*
 
ANLAMI
Mahrem yerini korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitablarını tasdik etmişti; o, Bize gönülden itaat edenlerdendi.