SAF SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


Ayet 1
 Arapça Ayet
سَبَّحَtesbih etmektedirلِلَّهِAllah'ıمَاne varsaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve ne varsaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۖ*وَهُوَve Oٱلۡعَزِيزُüstündürٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 2 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لِمَniçin?تَقُولُونَsöylüyorsunuzمَاşeyiلَاyapmayacağınızتَفۡعَلُونَ*
 
ANLAMI
Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?
Ayet 3 Arapça Ayet
كَبُرَbüyüktürمَقۡتًاgazabıعِندَkatındaٱللَّهِAllahأَنsöylemeninتَقُولُواْ*مَاşeyiلَاyapmayacağınızتَفۡعَلُونَ*
 
ANLAMI
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.
Ayet 4 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلَّذِينَkimseleriيُقَٰتِلُونَçarpışan(ları)فِيkendi yolundaسَبِيلِهِۦ*صَفّٗاsaf bağlayarakكَأَنَّهُمgibiبُنۡيَٰنٞbinalarمَّرۡصُوصٞkenetlenmiş
 
ANLAMI
Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.
Ayet 5 Arapça Ayet
وَإِذۡbir zamanقَالَdemiştiمُوسَىٰMusaلِقَوۡمِهِۦkavmineيَٰقَوۡمِey kavmimلِمَniçin?تُؤۡذُونَنِيbeni incitiyorsunuzوَقَدhaldeتَّعۡلَمُونَbiliyorsunuzأَنِّيgerçekten benimرَسُولُelçisi (olduğumu)ٱللَّهِAllah'ınإِلَيۡكُمۡۖsizeفَلَمَّاzamanزَاغُوٓاْonlar eğrildiğiأَزَاغَeğrilttiٱللَّهُAllah daقُلُوبَهُمۡۚkalbleriniوَٱللَّهُve Allahلَاdoğru yola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَkavmiٱلۡفَٰسِقِينَyoldan çıkan
 
ANLAMI
Musa milletine: "Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz" demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.
SAYFA 552
Ayet 6 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniقَالَdemiştiعِيسَىÎsaٱبۡنُoğluمَرۡيَمَMeryemيَٰبَنِيٓey oğullarıإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailإِنِّيelbette benرَسُولُelçisiyimٱللَّهِAllah'ınإِلَيۡكُمsize (gönderilen)مُّصَدِّقٗاdoğrulayıcıلِّمَاolanıبَيۡنَelimdeيَدَيَّ*مِنَTevrattanٱلتَّوۡرَىٰةِ*وَمُبَشِّرَۢاve müjdeleyiciyimبِرَسُولٖbir elçiyiيَأۡتِيgelecekمِنۢbenden sonraبَعۡدِي*ٱسۡمُهُۥٓonun ismiأَحۡمَدُۖAhmed'dirفَلَمَّاzamanجَآءَهُمonlara geldiğiبِٱلۡبَيِّنَٰتِapaçık delillerleقَالُواْdedilerهَٰذَاbuسِحۡرٞbir büyüdürمُّبِينٞapaçık
 
ANLAMI
Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَمَنۡve kim (olabilir?)أَظۡلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفۡتَرَىٰiftira atanعَلَىüstüneٱللَّهِAllah'ınٱلۡكَذِبَyalanوَهُوَve oيُدۡعَىٰٓçağırıldığı haldeإِلَىislamaٱلۡإِسۡلَٰمِۚ*وَٱللَّهُve Allahلَاdoğru yola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtopluluğunuٱلظَّـٰلِمِينَzalimler
 
ANLAMI
Müslüman olmağa çağırılmışken gelmeyip Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir Allah, zalim olan milleti doğru yola eriştirmez.
Ayet 8 Arapça Ayet
يُرِيدُونَistiyorlarلِيُطۡفِـُٔواْsöndürmekنُورَnurunuٱللَّهِAllah'ınبِأَفۡوَٰهِهِمۡağızlarıyleوَٱللَّهُve Allahمُتِمُّtamamlayacaktırنُورِهِۦnurunuوَلَوۡve şayetكَرِهَhoşlanmasa daٱلۡكَٰفِرُونَkafirler
 
ANLAMI
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. İnkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır.
Ayet 9 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِيٓkiأَرۡسَلَgönderdiرَسُولَهُۥelçisiniبِٱلۡهُدَىٰhidayetleوَدِينِve din ileٱلۡحَقِّhakلِيُظۡهِرَهُۥonu getirsin diyeعَلَىüstünٱلدِّينِdinlereكُلِّهِۦbütünوَلَوۡve şayetكَرِهَhoşlanmasa daٱلۡمُشۡرِكُونَmüşrikler
 
ANLAMI
Ortak koşanlar istemese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve gerçek dinle gönderen O'dur.
Ayet 10 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)هَلۡsize göstereyimmi?أَدُلُّكُمۡ*عَلَىٰbir ticaretتِجَٰرَةٖ*تُنجِيكُمsizi kurtaracakمِّنۡazabdanعَذَابٍ*أَلِيمٖacıklı
 
ANLAMI
Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?
Ayet 11 Arapça Ayet
تُؤۡمِنُونَinanırsınızبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineوَتُجَٰهِدُونَve cihadedersinizفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahبِأَمۡوَٰلِكُمۡmallarınızlaوَأَنفُسِكُمۡۚve canlarınızlaذَٰلِكُمۡişte budurخَيۡرٞen iyisiلَّكُمۡsizin içinإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡلَمُونَbiliyor(lar)
 
ANLAMI
Allah'a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.
Ayet 12 Arapça Ayet
يَغۡفِرۡbağışlasınلَكُمۡsizinذُنُوبَكُمۡgünahlarınızıوَيُدۡخِلۡكُمۡve sizi koysunجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarوَمَسَٰكِنَve konutlaraطَيِّبَةٗgüzelفِيiçindeجَنَّـٰتِbahçelerعَدۡنٖۚdurulmağa değerذَٰلِكَişte budurٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı size bağışlar, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. Büyük kurtuluş budur.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَأُخۡرَىٰbir şey daha varتُحِبُّونَهَاۖseveceğinizنَصۡرٞbir zaferمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَفَتۡحٞve bir fetihقَرِيبٞۗyakınوَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minleri
 
ANLAMI
Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.
Ayet 14 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)كُونُوٓاْolunأَنصَارَyardımcılarıٱللَّهِAllah'ınكَمَاnitekimقَالَdemiştiعِيسَىÎsaٱبۡنُoğluمَرۡيَمَMeryemلِلۡحَوَارِيِّـۧنَhavarilereمَنۡkimdir?أَنصَارِيٓbenim yardımcılarımإِلَى(yolunda)ٱللَّهِۖAllahقَالَdedilerٱلۡحَوَارِيُّونَhavarilerنَحۡنُbizizأَنصَارُyardımclarınٱللَّهِۖAllah(yolun)unفَـَٔامَنَتinandıطَّآئِفَةٞbir zümreمِّنۢoğullarındanبَنِيٓ*إِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailوَكَفَرَتve inkar ettiطَّآئِفَةٞۖbir zümreفَأَيَّدۡنَاbiz de destekledikٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinanan(ları)عَلَىٰkarşıعَدُوِّهِمۡdüşmanlarınaفَأَصۡبَحُواْonlar oldularظَٰهِرِينَüstün gelenlerden
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler.