سَبَّحَtesbih
ederلِلَّهِAllah'ıمَاbulunanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve
bulunanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۖ*وَهُوَve
Oٱلۡعَزِيزُüstündürٱلۡحَكِيمُhüküm
ve hikmet sahibidir
ANLAMI
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O
güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 2Arapça
Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيٓçıkaranأَخۡرَجَ*ٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُواْinkar
eden(leri)مِنۡsahiplerindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِkitapمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمۡ*لِأَوَّلِilkٱلۡحَشۡرِۚhaşirdeمَاsiz
sanmamıştınızظَنَنتُمۡ*أَنonların
çıkacaklarınıيَخۡرُجُواْۖ*وَظَنُّوٓاْonlar
da sanmışlardıأَنَّهُمkendileriniمَّانِعَتُهُمۡkoruyacağınıحُصُونُهُمkalelerininمِّنَAllahtanٱللَّهِ*فَأَتَىٰهُمُfakat
onlara geldiٱللَّهُAllahمِنۡyerdenحَيۡثُ*لَمۡummadıklarıيَحۡتَسِبُواْۖ*وَقَذَفَve
saldıفِيiçineقُلُوبِهِمُyürekleriٱلرُّعۡبَۚkorkuيُخۡرِبُونَharap
ediyorlardıبُيُوتَهُمevleriniبِأَيۡدِيهِمۡkendi
elleriyleوَأَيۡدِيve
elleriyleٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerinفَٱعۡتَبِرُواْibret
alınيَـٰٓأُوْلِيey
sahipleriٱلۡأَبۡصَٰرِakıl
ANLAMI
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından
çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız,
onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını
sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden
geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve
inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders
alın.
Ayet 3Arapça
Ayet
وَلَوۡلَآeğer
olmasaydıأَنyazmışكَتَبَ*ٱللَّهُAllahعَلَيۡهِمُonlaraٱلۡجَلَآءَsürgünüلَعَذَّبَهُمۡmutlaka
onlara azabederdiفِيdünyadaٱلدُّنۡيَاۖ*وَلَهُمۡonlar
için vardırفِيahirette
deٱلۡأٓخِرَةِ*عَذَابُazabıٱلنَّارِateş
ANLAMI
Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde
azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.
ANLAMI
İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya
onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın
izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.
Ayet 6Arapça
Ayet
وَمَآve
şey iseأَفَآءَverdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَىٰElçisineرَسُولِهِۦ*مِنۡهُمۡonlardan
(ganimetlerden)فَمَآsiz
sürmedinizأَوۡجَفۡتُمۡ*عَلَيۡهِonun
üzerineمِنۡbir
atخَيۡلٖ*وَلَاve
ne deرِكَابٖdeveوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيُسَلِّطُmusallat
ederرُسُلَهُۥelçileriniعَلَىٰüzerineمَنkimselerinيَشَآءُۚdilediğiوَٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞkadirdir
ANLAMI
Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği
şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah
peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah
herşeye Kadir'dir.
Ayet 7Arapça
Ayet
مَّآverdikleri
(ganimetler)أَفَآءَ*ٱللَّهُAllah'ınعَلَىٰElçisineرَسُولِهِۦ*مِنۡhalkındanأَهۡلِ*ٱلۡقُرَىٰo
kentفَلِلَّهِAllah'a
(aittir)وَلِلرَّسُولِve
Elçiyeوَلِذِيve
olanlaraٱلۡقُرۡبَىٰakrabaوَٱلۡيَتَٰمَىٰve
yetimlereوَٱلۡمَسَٰكِينِve
yoksullaraوَٱبۡنِve
yolcuyaٱلسَّبِيلِve
yolcuyaكَيۡta
kiلَاolmasınيَكُونَ*دُولَةَۢdolaşan
bir şeyبَيۡنَarasındaٱلۡأَغۡنِيَآءِzenginlerمِنكُمۡۚiçinizdenوَمَآne
kiءَاتَىٰكُمُsize
verdiٱلرَّسُولُElçiفَخُذُوهُonu
alınوَمَاve
ne kiنَهَىٰكُمۡsize
yasakladıعَنۡهُondanفَٱنتَهُواْۚsakınınوَٱتَّقُواْve
korkunٱللَّهَۖAllah'tanإِنَّçünküٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُşiddetlidirٱلۡعِقَابِazabı
ANLAMI
Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından
Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler,
yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler
arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne
verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun;
Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir.
Ayet 8Arapça
Ayet
لِلۡفُقَرَآءِfakirler
içindirٱلۡمُهَٰجِرِينَhicret
edenٱلَّذِينَçıkarılanأُخۡرِجُواْ*مِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمۡ*وَأَمۡوَٰلِهِمۡve
mallarındanيَبۡتَغُونَararlarفَضۡلٗاbir
lutufمِّنَAllahdanٱللَّهِ*وَرِضۡوَٰنٗاve
rızasınıوَيَنصُرُونَve
yardım ederlerٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥٓۚve
Elçisineأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلصَّـٰدِقُونَdoğru
olanlar
ANLAMI
Allah'ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve
mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen,
Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir
fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.
ANLAMI
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı
yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri
severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir
çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar
bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin
tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete
erenlerdir.
ANLAMI
Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış
olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin
bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin"
derler.
Ayet 11Arapça
Ayet
۞أَلَمۡgörmedin
mi?تَرَ*إِلَىkimseleriٱلَّذِينَ*نَافَقُواْiki
yüzlülük edenيَقُولُونَderlerلِإِخۡوَٰنِهِمُkardeşlerineٱلَّذِينَinkar
edenكَفَرُواْ*مِنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِkitapلَئِنۡeğerأُخۡرِجۡتُمۡsiz
çıkarılırsanızلَنَخۡرُجَنَّmutlaka
biz de çıkarızمَعَكُمۡsizinle
beraberوَلَاveنُطِيعُita'at
etmeyizفِيكُمۡsizin
aleyhinizeأَحَدًاhiç
kimseyeأَبَدٗاaslaوَإِنve
şayetقُوتِلۡتُمۡsizinle
savaşılırsaلَنَنصُرَنَّكُمۡmutlaka
size yardım ederizوَٱللَّهُve
Allahيَشۡهَدُşahidlik
ederإِنَّهُمۡonlarınلَكَٰذِبُونَyalancı
olduklarına
ANLAMI
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine:
"Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de
sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız;
eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini
görmedin mi Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.
Ayet 12Arapça
Ayet
لَئِنۡandolsun
eğerأُخۡرِجُواْonlar
çıkarılsalarلَاçıkmazlarيَخۡرُجُونَ*مَعَهُمۡonlarla
beraberوَلَئِنve
eğerقُوتِلُواْonlarla
savaşılsaلَاonlara
yardım etmezlerيَنصُرُونَهُمۡ*وَلَئِنve
eğerنَّصَرُوهُمۡyardım
etseler bileلَيُوَلُّنَّdönüp
kaçarlarٱلۡأَدۡبَٰرَarkalar(ın)aثُمَّsonraلَاkendilerine
de yardım edilmezيُنصَرُونَ*
ANLAMI
Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber
çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma
koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar,
sonra yardım da görmezler.
ANLAMI
Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar
içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi
aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın,
oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk
olmalarındandır.
Ayet 15Arapça
Ayet
كَمَثَلِdurumu
gibidirٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden
öncekiقَبۡلِهِمۡ*قَرِيبٗاۖyakın
zamanذَاقُواْtadmışlardırوَبَالَvebaliniأَمۡرِهِمۡyaptıklarınınوَلَهُمۡve
onlar için vardırعَذَابٌbir
azabأَلِيمٞacıklı
ANLAMI
Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin
karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı
azap vardır.
ANLAMI
İkiyüzlülerin durumu insana: "İnkar et!" deyip, insan da inkar
edince: "Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan
Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir.
ANLAMI
Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah
korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu
misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
ANLAMI
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal;
esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu
herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları
eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.
ANLAMI
O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel
adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu
tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.