HADİD SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


Ayet 1
 Arapça Ayet
سَبَّحَtesbih etmiştirلِلَّهِAllah'ıمَاher şeyفِيbulunanٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَٱلۡأَرۡضِۖve yerdeوَهُوَOٱلۡعَزِيزُazizdirٱلۡحَكِيمُhakimdir
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 2 Arapça Ayet
لَهُۥO'nundurمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۖve yerinيُحۡيِۦyaşatırوَيُمِيتُۖve öldürürوَهُوَve Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٌkadirdir
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir.
Ayet 3 Arapça Ayet
هُوَOٱلۡأَوَّلُilktirوَٱلۡأٓخِرُve sondurوَٱلظَّـٰهِرُve zahirdirوَٱلۡبَاطِنُۖve batındırوَهُوَve Oبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٌbilendir
 
ANLAMI
O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.
SAYFA 538
Ayet 4 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيyaratanخَلَقَ*ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriفِيaltıسِتَّةِ*أَيَّامٖgündeثُمَّsonraٱسۡتَوَىٰoturanعَلَىüzerineٱلۡعَرۡشِۖArşيَعۡلَمُbilirمَاşeyiيَلِجُgirenفِيyereٱلۡأَرۡضِ*وَمَاve şeyiيَخۡرُجُçıkanمِنۡهَاondanوَمَاve şeyiيَنزِلُinenمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*وَمَاve şeyiيَعۡرُجُçıkanفِيهَاۖonaوَهُوَve Oمَعَكُمۡsizinle beraberdirأَيۡنَneredeمَاolsanızكُنتُمۡۚ*وَٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٞgörmektedir
 
ANLAMI
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
Ayet 5 Arapça Ayet
لَّهُۥO'nundurمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinوَإِلَىveٱللَّهِAllah'aتُرۡجَعُdöndürülecektirٱلۡأُمُورُbütün işler
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Ayet 6 Arapça Ayet
يُولِجُsokarٱلَّيۡلَgeceyiفِيiçineٱلنَّهَارِgündüzünوَيُولِجُve sokarٱلنَّهَارَgündüzüفِيiçineٱلَّيۡلِۚgeceninوَهُوَve Oعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
 
ANLAMI
Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.
Ayet 7 Arapça Ayet
ءَامِنُواْinanınبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineوَأَنفِقُواْve infak edinمِمَّاşeylerdenجَعَلَكُمsizi kıldığıمُّسۡتَخۡلَفِينَhakimفِيهِۖondaفَٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)مِنكُمۡsizdenوَأَنفَقُواْve infak edenlereلَهُمۡonlar için vardırأَجۡرٞmükafatكَبِيرٞbüyük
 
ANLAMI
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır
Ayet 8 Arapça Ayet
وَمَاve ne?لَكُمۡoluyor sizeلَاgüvenmiyorsunuzتُؤۡمِنُونَ*بِٱللَّهِAllah'aوَٱلرَّسُولُve elçiيَدۡعُوكُمۡsizi çağırdığı (halde)لِتُؤۡمِنُواْinanmağaبِرَبِّكُمۡRabbinizeوَقَدۡve muhakkakأَخَذَaldığı (halde)مِيثَٰقَكُمۡsizin sağlam sözünüzüإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَinananlar
 
ANLAMI
Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.
Ayet 9 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيindirenيُنَزِّلُ*عَلَىٰüzerineعَبۡدِهِۦٓkuluءَايَٰتِۭayetlerبَيِّنَٰتٖaçık açıkلِّيُخۡرِجَكُمsizi çıkarmak içinمِّنَkaranlıklardanٱلظُّلُمَٰتِ*إِلَىaydınlığaٱلنُّورِۚ*وَإِنَّve şüphesizٱللَّهَAllahبِكُمۡsize karşıلَرَءُوفٞçok şefkatlidirرَّحِيمٞçok merhametlidir
 
ANLAMI
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَمَاve ne?لَكُمۡoluyor sizeأَلَّاinfak etmiyorsunuzتُنفِقُواْ*فِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَلِلَّهِzaten Allah'ındırمِيرَٰثُmirasıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinلَاbir olmazيَسۡتَوِي*مِنكُمiçinizdenمَّنۡkimselerأَنفَقَinfak edenمِنönceقَبۡلِ*ٱلۡفَتۡحِfetihdenوَقَٰتَلَۚve savaşanlarأُوْلَـٰٓئِكَonlarınأَعۡظَمُdaha büyüktürدَرَجَةٗderecesiمِّنَkimselerdenٱلَّذِينَ*أَنفَقُواْinfak eden(ler)مِنۢsonradanبَعۡدُ*وَقَٰتَلُواْۚve savaşanlar(dan)وَكُلّٗاve hepsineوَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلۡحُسۡنَىٰۚen güzel (sonucu)وَٱللَّهُve Allahبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرٞhaber almaktadır
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Ayet 11 Arapça Ayet
مَّنkimdir?ذَاolan kimseٱلَّذِي*يُقۡرِضُborç verecekٱللَّهَAllah'aقَرۡضًاbir borç ileحَسَنٗاgüzelفَيُضَٰعِفَهُۥki o kat kat artırsınلَهُۥonaوَلَهُۥٓve onun için (versin)أَجۡرٞbir mükafatكَرِيمٞdeğerli
 
ANLAMI
Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır.
SAYFA 539
Ayet 12 Arapça Ayet
يَوۡمَo günتَرَىgörürsünٱلۡمُؤۡمِنِينَinanan erkekleriوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِve inanan kadınlarıيَسۡعَىٰkoşar durumdaنُورُهُمışıklarıبَيۡنَönlerindeأَيۡدِيهِمۡönlerindeوَبِأَيۡمَٰنِهِمۖve sağlarındaبُشۡرَىٰكُمُmüjdenizٱلۡيَوۡمَbugünجَنَّـٰتٞcennetlerdirتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacağınızفِيهَاۚiçindeذَٰلِكَişte budurهُوَoٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir: "Müjde; bugün içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir." İşte bu büyük kurtuluştur.
Ayet 13 Arapça Ayet
يَوۡمَo günيَقُولُderler kiٱلۡمُنَٰفِقُونَmünafık erkeklerوَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُve münafık kadınlarلِلَّذِينَmü'minlereءَامَنُواْ*ٱنظُرُونَاbize bakınنَقۡتَبِسۡyararlanalımمِنsizin nurunuzdanنُّورِكُمۡ*قِيلَdenilir kiٱرۡجِعُواْdönünوَرَآءَكُمۡarkanızaفَٱلۡتَمِسُواْve arayınنُورٗاۖnurفَضُرِبَsonra çekilirبَيۡنَهُمaralarınaبِسُورٖbir surلَّهُۥolanبَابُۢkapısıبَاطِنُهُۥonun içindeفِيهِvardırٱلرَّحۡمَةُrahmetوَظَٰهِرُهُۥve dışمِنyönündeقِبَلِهِ*ٱلۡعَذَابُazab
 
ANLAMI
İkiyüzlü erkek ve kadınlar müminlere: "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün, onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; inananlarla ikiyüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dışında azap olan bir sur çekilir.
Ayet 14 Arapça Ayet
يُنَادُونَهُمۡonlara seslenirlerأَلَمۡdeğil miydik?نَكُن*مَّعَكُمۡۖsizinle beraberقَالُواْderler kiبَلَىٰevetوَلَٰكِنَّكُمۡama sizفَتَنتُمۡkötülük ettinizأَنفُسَكُمۡkendi canlarınızaوَتَرَبَّصۡتُمۡve bekledinizوَٱرۡتَبۡتُمۡve kuşkulandınızوَغَرَّتۡكُمُve sizi aldattıٱلۡأَمَانِيُّkuruntularحَتَّىٰkadarجَآءَgelinceyeأَمۡرُemri (ölüm)ٱللَّهِAllah'ınوَغَرَّكُمve sizi aldattıبِٱللَّهِAllah(ın affı) ileٱلۡغَرُورُçok aldatıcı (şeytan)
 
ANLAMI
İkiyüzlüler, inananlara: "Biz sizinle beraber değil miydik" diye seslenirler. Onlar: "Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah'a karşı da ayarttı."
Ayet 15 Arapça Ayet
فَٱلۡيَوۡمَbugün artıkلَاalınmazيُؤۡخَذُ*مِنكُمۡsizdenفِدۡيَةٞfidyeوَلَاne deمِنَkimselerdenٱلَّذِينَ*كَفَرُواْۚinkar eden(ler)مَأۡوَىٰكُمُvaracağınız yerٱلنَّارُۖateştirهِيَodurمَوۡلَىٰكُمۡۖsizin layığınızوَبِئۡسَne kötüٱلۡمَصِيرُgidilecek yerdir orası
 
ANLAMI
Bugün sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacağınız yer ateştir, layığınız orasıdır; ne kötü bir dönüştür!
Ayet 16 Arapça Ayet
۞أَلَمۡvakti gelmedi mi?يَأۡنِ*لِلَّذِينَiçinءَامَنُوٓاْinananlarأَنsaygı duymasınınتَخۡشَعَ*قُلُوبُهُمۡkalblerininلِذِكۡرِzikrineٱللَّهِAllah'ınوَمَاve şeyeنَزَلَinananlarمِنَhaktanٱلۡحَقِّ*وَلَاveيَكُونُواْolmasınlarكَٱلَّذِينَkimseler gibiأُوتُواْverilenٱلۡكِتَٰبَKitapمِنbundan önceقَبۡلُ*فَطَالَve geçenعَلَيۡهِمُüzerlerindenٱلۡأَمَدُuzun zamanفَقَسَتۡve katılaşanقُلُوبُهُمۡۖkalbleriوَكَثِيرٞve çoğuمِّنۡهُمۡonlarınفَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır
 
ANLAMI
İnananların gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.
Ayet 17 Arapça Ayet
ٱعۡلَمُوٓاْbiliniz kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحۡيِdiriltirٱلۡأَرۡضَyeriبَعۡدَsonraمَوۡتِهَاۚölümündenقَدۡandolsunبَيَّنَّاaçıkladıkلَكُمُsizeٱلۡأٓيَٰتِayetleri;لَعَلَّكُمۡumulur kiتَعۡقِلُونَaklınızı kullanırsınız
 
ANLAMI
Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.
Ayet 18 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلۡمُصَّدِّقِينَsadaka veren erkeklerوَٱلۡمُصَّدِّقَٰتِve sadaka veren kadınlarوَأَقۡرَضُواْve borç verenlerٱللَّهَAllah'aقَرۡضًاbir borçlaحَسَنٗاgüzelيُضَٰعَفُkat kat yapılırلَهُمۡonlaraوَلَهُمۡve onlar için vardırأَجۡرٞbir mükafatكَرِيمٞdeğerli
 
ANLAMI
Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a güzel bir takdimde bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır.
SAYFA 540
Ayet 19 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُواْinananlarبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦٓve elçilerineأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلصِّدِّيقُونَۖsıddiklerوَٱلشُّهَدَآءُve şehidlerعِندَyanındaرَبِّهِمۡRableriلَهُمۡonların vardırأَجۡرُهُمۡmükafatlarıوَنُورُهُمۡۖve nurlarıوَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)وَكَذَّبُواْve yalanlayanlarبِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiziأُوْلَـٰٓئِكَonlarأَصۡحَٰبُhalkıdırٱلۡجَحِيمِcehennem
 
ANLAMI
Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.
Ayet 20 Arapça Ayet
ٱعۡلَمُوٓاْbilin kiأَنَّمَاşüphesizٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَاdünyaلَعِبٞbir oyundurوَلَهۡوٞve eğlencedirوَزِينَةٞve süstürوَتَفَاخُرُۢve övünmedirبَيۡنَكُمۡkendi aranızdaوَتَكَاثُرٞçoğaltma yarışıdırفِيmaldaٱلۡأَمۡوَٰلِ*وَٱلۡأَوۡلَٰدِۖve evladdaكَمَثَلِtıpkı şuna benzerغَيۡثٍbir yağmuraأَعۡجَبَhoşuna gidenٱلۡكُفَّارَekincilerinنَبَاتُهُۥbitirdiği otثُمَّsonraيَهِيجُkururفَتَرَىٰهُonu görürsünمُصۡفَرّٗاsapsarıثُمَّsonraيَكُونُolurحُطَٰمٗاۖçerçöpوَفِيise vardırٱلۡأٓخِرَةِahiretteعَذَابٞbir azabشَدِيدٞçetinوَمَغۡفِرَةٞve mağfiretمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَرِضۡوَٰنٞۚve rızaوَمَاve değildirٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَآdünyaإِلَّاbaşka bir şeyمَتَٰعُbir zevktenٱلۡغُرُورِaldatıcı
 
ANLAMI
Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah'ın hoşnudluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir.
Ayet 21 Arapça Ayet
سَابِقُوٓاْkoşunإِلَىٰbir mağfireteمَغۡفِرَةٖ*مِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*وَجَنَّةٍve bir cenneteعَرۡضُهَاgenişliğiكَعَرۡضِgenişliği gibi (olan)ٱلسَّمَآءِgökوَٱلۡأَرۡضِile yerinأُعِدَّتۡhazırlanmışلِلَّذِينَiçinءَامَنُواْinananlarبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦۚve elçilerineذَٰلِكَişte buفَضۡلُlutfudurٱللَّهِAllah'ınيُؤۡتِيهِvereceğiمَنkimseyeيَشَآءُۚdilediğiوَٱللَّهُve Allahذُوsahibidirٱلۡفَضۡلِlutufٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Ayet 22 Arapça Ayet
مَآyokturأَصَابَisabet edenمِنhiçbirمُّصِيبَةٖmusibetفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*وَلَاve ne deفِيٓkendi canlarınızdaأَنفُسِكُمۡ*إِلَّاolmayanفِيbir Kitaptaكِتَٰبٖ*مِّنönceقَبۡلِ*أَنbiz onu yaratmadanنَّبۡرَأَهَآۚ*إِنَّdoğrusuذَٰلِكَbuعَلَىAllah'aٱللَّهِ*يَسِيرٞkolaydır
 
ANLAMI
Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap'da bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
Ayet 23 Arapça Ayet
لِّكَيۡلَاiçinتَأۡسَوۡاْüzülmemenizعَلَىٰüzerineمَاşeyفَاتَكُمۡelinizden çıkanوَلَاveتَفۡرَحُواْşımarmamanız (için)بِمَآşey ileءَاتَىٰكُمۡۗsize verdiğiوَٱللَّهُve Allahلَاsevmezيُحِبُّ*كُلَّhiçbiriniمُخۡتَالٖkendini beğenenleriفَخُورٍövünenleri
 
ANLAMI
Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez;
Ayet 24 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيَبۡخَلُونَcimrilik ederlerوَيَأۡمُرُونَve emrederlerٱلنَّاسَinsanlaraبِٱلۡبُخۡلِۗcimriliğiوَمَنve kimيَتَوَلَّyüz çevirirseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡغَنِيُّzengindirٱلۡحَمِيدُövgüye layıktır
 
ANLAMI
Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah'ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır.
SAYFA 541
Ayet 25 Arapça Ayet
لَقَدۡandolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikرُسُلَنَاelçilerimiziبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarlaوَأَنزَلۡنَاve indirdikمَعَهُمُonlarla beraberٱلۡكِتَٰبَKitabıوَٱلۡمِيزَانَve ölçüyüلِيَقُومَyerine getirsinler diyeٱلنَّاسُinsanlarبِٱلۡقِسۡطِۖadaletiوَأَنزَلۡنَاve indirdikٱلۡحَدِيدَdemiriفِيهِkendisinde bulunanبَأۡسٞbir kuvvetشَدِيدٞbüyükوَمَنَٰفِعُve birçok yararlarلِلنَّاسِinsanlaraوَلِيَعۡلَمَve bilsin diyeٱللَّهُAllahمَنkiminيَنصُرُهُۥkendisine yardım edeceğiniوَرُسُلَهُۥve elçilerineبِٱلۡغَيۡبِۚgaybdaإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahقَوِيٌّkuvvetlidirعَزِيزٞdaima üstündür
 
ANLAMI
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Ayet 26 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاgönderdikنُوحٗاNuh'uوَإِبۡرَٰهِيمَve İbrahim'iوَجَعَلۡنَاve koydukفِيarasınaذُرِّيَّتِهِمَاbunların zürriyetleriٱلنُّبُوَّةَpeygamberliğiوَٱلۡكِتَٰبَۖve Kitabıفَمِنۡهُمonlardan vardırمُّهۡتَدٖۖdoğru yolda olanlarوَكَثِيرٞama çoğuمِّنۡهُمۡonlardanفَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır
 
ANLAMI
And olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i Biz gönderdik; ikisinin soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi doğru yoldadır, birçoğu da yoldan çıkmıştır.
Ayet 27 Arapça Ayet
ثُمَّsonraقَفَّيۡنَاardarda gönderdikعَلَىٰٓüzerineءَاثَٰرِهِمbunların izleriبِرُسُلِنَاelçilerimiziوَقَفَّيۡنَاve onların ardına kattıkبِعِيسَىÎsa'yıٱبۡنِoğluمَرۡيَمَMeryemوَءَاتَيۡنَٰهُve ona verdikٱلۡإِنجِيلَۖİncil'iوَجَعَلۡنَاve koydukفِيiçineقُلُوبِkalbleriٱلَّذِينَona uyanlarınٱتَّبَعُوهُ*رَأۡفَةٗşefkatوَرَحۡمَةٗۚve merhametوَرَهۡبَانِيَّةًve ruhbanlığıٱبۡتَدَعُوهَاicadettikleriمَاbiz yazmamıştıkكَتَبۡنَٰهَا*عَلَيۡهِمۡonlaraإِلَّاdışında bir şeyٱبۡتِغَآءَkazanmalarıرِضۡوَٰنِrızasınıٱللَّهِAllah'ınفَمَاamaرَعَوۡهَاona uymadılarحَقَّhakkıylaرِعَايَتِهَاۖriayet ederekفَـَٔاتَيۡنَاbiz de verdikٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْiman eden(lere)مِنۡهُمۡonlardanأَجۡرَهُمۡۖmükafatlarınıوَكَثِيرٞfakat birçoğuمِّنۡهُمۡonlardanفَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır
 
ANLAMI
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır.
Ayet 28 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَAllah'tanوَءَامِنُواْve inanınبِرَسُولِهِۦO'nun Elçisineيُؤۡتِكُمۡsize versinكِفۡلَيۡنِiki payمِنrahmetindenرَّحۡمَتِهِۦ*وَيَجۡعَلve yaratsınلَّكُمۡsizin içinنُورٗاbir nurتَمۡشُونَyürüyeceğinizبِهِۦondaوَيَغۡفِرۡve bağışlasınلَكُمۡۚsiziوَٱللَّهُve Allahغَفُورٞçok bağışlayandırرَّحِيمٞçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir ışık var etsin; sizi bağışlasın; Allah bağışlayandır, acıyandır.
Ayet 29 Arapça Ayet
لِّئَلَّاdiyeيَعۡلَمَbilsinlerأَهۡلُehliٱلۡكِتَٰبِKitapأَلَّاmalik olmadıklarınıيَقۡدِرُونَ*عَلَىٰhiçbirشَيۡءٖşeyeمِّنlutfundanفَضۡلِ*ٱللَّهِAllah'ınوَأَنَّve şüphesizٱلۡفَضۡلَlutfunبِيَدِelinde olduğunuٱللَّهِAllah'ınيُؤۡتِيهِonu vereceğiniمَنkimseyeيَشَآءُۚdilediğineوَٱللَّهُve Allahذُوsahibidirٱلۡفَضۡلِlutufٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.