ANLAMI
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana
koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür"
derler.
Ayet 9Arapça
Ayet
۞كَذَّبَتۡyalanlamıştıقَبۡلَهُمۡonlardan
önceقَوۡمُkavmiنُوحٖNuh'unفَكَذَّبُواْyalanladılarعَبۡدَنَاkulumuzuوَقَالُواْve
dedilerمَجۡنُونٞcinlenmiştirوَٱزۡدُجِرَve
o menedildi
ANLAMI
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu
yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.
Ayet 10Arapça
Ayet
فَدَعَاbunun
üzerine yalvardıرَبَّهُۥٓRabbineأَنِّيbenمَغۡلُوبٞyenik
düştümفَٱنتَصِرۡyardım
et
ANLAMI
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.
Ayet 11Arapça
Ayet
فَفَتَحۡنَآbiz
de açtıkأَبۡوَٰبَkapılarınıٱلسَّمَآءِgöğünبِمَآءٖbir
su ileمُّنۡهَمِرٖboşalan
ANLAMI
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
ANLAMI
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik;
inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi
nezaretimiz altında yüzüyordu.
Ayet 14Arapça
Ayet
تَجۡرِيakıp
gidiyorduبِأَعۡيُنِنَاgözlerimizin
önündeجَزَآءٗbir
mükafat olmak üzereلِّمَنkimseyeكَانَedilenكُفِرَnankörlük
ANLAMI
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik;
inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi
nezaretimiz altında yüzüyordu.
Ayet 15Arapça
Ayet
وَلَقَدve
andolsunتَّرَكۡنَٰهَآonu
bıraktıkءَايَةٗbir
ibret olarakفَهَلۡyok
mudur?مِنhiçمُّدَّكِرٖibret
alan
ANLAMI
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan
yok mudur?
ANLAMI
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam
nasılmış?
Ayet 19Arapça
Ayet
إِنَّآelbette
bizأَرۡسَلۡنَاgönderdikعَلَيۡهِمۡonların
üstüneرِيحٗاbir
kasırgaصَرۡصَرٗاuğultuluفِيbir
gündeيَوۡمِ*نَحۡسٖuğursuzluğuمُّسۡتَمِرّٖdevam
eden
ANLAMI
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi
kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam
eden bir günde gönderdik.
ANLAMI
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi
kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam
eden bir günde gönderdik.
فَقَالُوٓاْdedilerأَبَشَرٗاinsana
mı?مِّنَّاbizdenوَٰحِدٗاbirنَّتَّبِعُهُۥٓuyacağızإِنَّآelbette
bizإِذٗاo
takdirdeلَّفِيiçine
düşmüş oluruzضَلَٰلٖapaçık
bir sapıklıkوَسُعُرٍve
çılgınlık
ANLAMI
"İçimizden bir insana mı uyacağız O zaman biz sapıklık ve
delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş Hayır, o
pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
ANLAMI
"İçimizden bir insana mı uyacağız O zaman biz sapıklık ve
delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş Hayır, o
pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
إِنَّآelbette
bizأَرۡسَلۡنَاgönderdikعَلَيۡهِمۡonların
üzerineصَيۡحَةٗsayha
(korkunç bir ses)وَٰحِدَةٗtekفَكَانُواْoldularكَهَشِيمِkuru
ot gibiٱلۡمُحۡتَظِرِağıldaki
ANLAMI
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların
kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
Ayet 32Arapça
Ayet
وَلَقَدۡave
ndolsunيَسَّرۡنَاbiz
kolaylaştırdıkٱلۡقُرۡءَانَKur'an'ıلِلذِّكۡرِöğüt
almak içinفَهَلۡyok
mudur?مِنhiçمُّدَّكِرٖöğüt
alan
ANLAMI
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan
yok mudur?
ANLAMI
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak,
Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti
kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
ANLAMI
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak,
Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti
kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Ayet 36Arapça
Ayet
وَلَقَدۡve
andolsunأَنذَرَهُمonları
uyarmıştıبَطۡشَتَنَاbizim
yakalamamıza karşıفَتَمَارَوۡاْfakat
kuşku duydularبِٱلنُّذُرِuyarılara
karşı
ANLAMI
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama
onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
Ayet 37Arapça
Ayet
وَلَقَدۡve
andolsunرَٰوَدُوهُmurad
almağa kalkıştılarعَنonun
konuklarındanضَيۡفِهِۦ*فَطَمَسۡنَآbiz
de siliverdikأَعۡيُنَهُمۡgözleriniفَذُوقُواْhaydi
tadınعَذَابِيazabımıوَنُذُرِve
uyarılarımı
ANLAMI
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye
kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve
uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Ayet 38Arapça
Ayet
وَلَقَدۡve
andolsunصَبَّحَهُمsabah
onları yakaladıبُكۡرَةًerkenعَذَابٞbir
azabمُّسۡتَقِرّٞkararlı
ANLAMI
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
ANLAMI
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
Ayet 42Arapça
Ayet
كَذَّبُواْyalanladılarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziكُلِّهَاbütünفَأَخَذۡنَٰهُمۡbiz
de onları yakaladıkأَخۡذَyakalaması
gibiعَزِيزٖaziz
olanınمُّقۡتَدِرٍve
güçlü olanın
ANLAMI
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç
ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
Ayet 43Arapça
Ayet
أَكُفَّارُكُمۡsizin
kafirleriniz mi?خَيۡرٞhayırlıمِّنۡötekilerinizdenأُوْلَـٰٓئِكُمۡ*أَمۡyoksaلَكُمsizin
için (var mı?)بَرَآءَةٞbir
beraetفِيKitaplardaٱلزُّبُرِ*
ANLAMI
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür Yoksa
Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?