KAF SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 518
Ayet 1 Arapça Ayet
قٓۚKafوَٱلۡقُرۡءَانِKur'an'a andolsunٱلۡمَجِيدِuyarıcı şerefli
 
ANLAMI
Kaf. Şanlı Kuran'a and olsun.
Ayet 2 Arapça Ayet
بَلۡdoğrusuعَجِبُوٓاْşaştılarأَنgelmesineجَآءَهُم*مُّنذِرٞbir uyarıcıمِّنۡهُمۡiçlerindenفَقَالَdedilerٱلۡكَٰفِرُونَkafirlerهَٰذَاbuشَيۡءٌbir şeydirعَجِيبٌtuhaf
 
ANLAMI
Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.
Ayet 3 Arapça Ayet
أَءِذَاzaman mı?مِتۡنَاbiz öldüğümüzوَكُنَّاve olduğumuzتُرَابٗاۖtoprakذَٰلِكَbuرَجۡعُۢbir dönüştürبَعِيدٞuzak
 
ANLAMI
Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.
Ayet 4 Arapça Ayet
قَدۡandolsunعَلِمۡنَاbiz bilmişizdirمَاneتَنقُصُeksilttiğiniٱلۡأَرۡضُyerinمِنۡهُمۡۖonlardanوَعِندَنَاve yanımızda vardırكِتَٰبٌbir Kitapحَفِيظُۢ(her şeyi) zapteden
 
ANLAMI
Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
بَلۡdoğrusuكَذَّبُواْonlar yalanladılarبِٱلۡحَقِّhak ileلَمَّاkendilerine gelinceجَآءَهُمۡ*فَهُمۡşimdi onlarفِيٓiçindedirlerأَمۡرٖbir durumunمَّرِيجٍçalkantılı
 
ANLAMI
Hayır; onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.
Ayet 6 Arapça Ayet
أَفَلَمۡbakmadılar mı?يَنظُرُوٓاْ*إِلَىgöğeٱلسَّمَآءِ*فَوۡقَهُمۡüstlerindekiكَيۡفَnasılبَنَيۡنَٰهَاonu bina ettikوَزَيَّنَّـٰهَاve onu süsledikوَمَاve yokturلَهَاonunمِنhiçbirفُرُوجٖçatlağı
 
ANLAMI
Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı Onda hiçbir çatlak da yoktur.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَٱلۡأَرۡضَve arzıمَدَدۡنَٰهَاyaydık onuوَأَلۡقَيۡنَاve attıkفِيهَاonaرَوَٰسِيَsağlam dağlarوَأَنۢبَتۡنَاve bitirdikفِيهَاondaمِنher-tenكُلِّherزَوۡجِۭ*بَهِيجٖgüzel
 
ANLAMI
Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.
Ayet 8 Arapça Ayet
تَبۡصِرَةٗbasirettir;وَذِكۡرَىٰve ibrettirلِكُلِّhepsi içinعَبۡدٖkul(ların)مُّنِيبٖyönelen
 
ANLAMI
Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَنَزَّلۡنَاve indirdikمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir suمُّبَٰرَكٗاbereketliفَأَنۢبَتۡنَاbitirdikبِهِۦonunlaجَنَّـٰتٖbahçelerوَحَبَّve danelerٱلۡحَصِيدِbiçilecek
 
ANLAMI
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَٱلنَّخۡلَve hurmalarبَاسِقَٰتٖyüksekلَّهَاolanطَلۡعٞtomurcuklarıنَّضِيدٞbirbirine girmiş
 
ANLAMI
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.
Ayet 11 Arapça Ayet
رِّزۡقٗاrızıktırلِّلۡعِبَادِۖkullar içinوَأَحۡيَيۡنَاve can verdikبِهِۦonunla (su ile)بَلۡدَةٗbir ülkeyeمَّيۡتٗاۚölüكَذَٰلِكَişte öyledirٱلۡخُرُوجُçıkış
 
ANLAMI
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.
Ayet 12 Arapça Ayet
كَذَّبَتۡyalanlamıştıقَبۡلَهُمۡonlardan önceقَوۡمُkavmiنُوحٖNuhوَأَصۡحَٰبُve halkıٱلرَّسِّResوَثَمُودُve Semud
 
ANLAMI
Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَعَادٞve Adوَفِرۡعَوۡنُve Fir'avnوَإِخۡوَٰنُve kardeşleriلُوطٖLut'un
 
ANLAMI
Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَأَصۡحَٰبُve halkıٱلۡأَيۡكَةِEykeوَقَوۡمُve kavmiتُبَّعٖۚTubba'كُلّٞbunların hepsiكَذَّبَyalanlayıpٱلرُّسُلَelçileriفَحَقَّhak ettilerوَعِيدِtehdidimi
 
ANLAMI
Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.
Ayet 15 Arapça Ayet
أَفَعَيِينَاaciz mi kaldık?بِٱلۡخَلۡقِyaratıştaٱلۡأَوَّلِۚilkبَلۡdoğrusuهُمۡonlarفِيiçindedirlerلَبۡسٖkuşkuمِّنۡbir yaratmadanخَلۡقٖ*جَدِيدٖyeni
 
ANLAMI
Biz ilk yaratışta yorulduk mu Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.
SAYFA 519
Ayet 16 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunخَلَقۡنَاbiz yarattıkٱلۡإِنسَٰنَinsanıوَنَعۡلَمُve bilirizمَاneتُوَسۡوِسُfısıldadığınıبِهِۦonaنَفۡسُهُۥۖnefsininوَنَحۡنُçünkü bizأَقۡرَبُdaha yakınızإِلَيۡهِonaمِنۡşah damarındanحَبۡلِ*ٱلۡوَرِيدِ*
 
ANLAMI
And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız.
Ayet 17 Arapça Ayet
إِذۡo zamanيَتَلَقَّىkaydetmektedirٱلۡمُتَلَقِّيَانِiki alıcı (melek)عَنِonun sağındaٱلۡيَمِينِ*وَعَنِveٱلشِّمَالِsolundaقَعِيدٞoturan
 
ANLAMI
Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.
Ayet 18 Arapça Ayet
مَّاsöylemezيَلۡفِظُ*مِنhiçbirقَوۡلٍsözإِلَّاolmadanلَدَيۡهِyanındaرَقِيبٌgözetleyicilerعَتِيدٞhazır bulunan
 
ANLAMI
Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.
Ayet 19 Arapça Ayet
وَجَآءَتۡve geldiسَكۡرَةُsarhoşluğuٱلۡمَوۡتِölümبِٱلۡحَقِّۖgerçektenذَٰلِكَişte buمَاşeydirكُنتَsenin olduğunمِنۡهُondanتَحِيدُkaçmış
 
ANLAMI
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir, ey insan, işte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَنُفِخَve üflendiفِيSur'aٱلصُّورِۚ*ذَٰلِكَişte buيَوۡمُgündürٱلۡوَعِيدِkendisine karşı uyarılan
 
ANLAMI
Sura üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَجَآءَتۡve geldiكُلُّherنَفۡسٖcanمَّعَهَاyanındaسَآئِقٞbir sürücüوَشَهِيدٞve şahidle
 
ANLAMI
Her can, kendisiyle beraber bir sürücü ve şahit bulunduğu halde gelir.
Ayet 22 Arapça Ayet
لَّقَدۡandolsunكُنتَsen idinفِيiçindeغَفۡلَةٖgafletمِّنۡbundanهَٰذَا*فَكَشَفۡنَاbiz açtıkعَنكَsendenغِطَآءَكَperdeniفَبَصَرُكَartık gözünٱلۡيَوۡمَbugünحَدِيدٞkeskindir
 
ANLAMI
Ona: "And olsun ki, sen, bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir" denir.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiقَرِينُهُۥarkadaşıهَٰذَاişteمَاyanımdakiلَدَيَّ*عَتِيدٌhazır
 
ANLAMI
Yanındaki melek: "İşte bu yanımdaki hazırdır" der.
Ayet 24 Arapça Ayet
أَلۡقِيَاhaydi ikiniz atınفِيcehennemeجَهَنَّمَ*كُلَّherكَفَّارٍnankörüعَنِيدٖinatçı
 
ANLAMI
Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.
Ayet 25 Arapça Ayet
مَّنَّاعٖengel olanلِّلۡخَيۡرِhayraمُعۡتَدٖsaldırganمُّرِيبٍşüpheciyi
 
ANLAMI
Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.
Ayet 26 Arapça Ayet
ٱلَّذِيo kiجَعَلَedindiمَعَile beraberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاtanrılarءَاخَرَbaşkaفَأَلۡقِيَاهُbundan dolayı onu atınفِيbir azabaٱلۡعَذَابِ*ٱلشَّدِيدِçetin
 
ANLAMI
Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.
Ayet 27 Arapça Ayet
۞قَالَdedi kiقَرِينُهُۥarkadaşıرَبَّنَاRabbimizمَآben onu azdırmadımأَطۡغَيۡتُهُۥ*وَلَٰكِنzatenكَانَidiفِيiçindeضَلَٰلِۭbir sapıklıkبَعِيدٖderin
 
ANLAMI
Yanındaki şeytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der.
Ayet 28 Arapça Ayet
قَالَ(Allah) buyurdu kiلَاçekişmeyinتَخۡتَصِمُواْ*لَدَيَّuzurumdaوَقَدۡve andolsunقَدَّمۡتُönceden yaptımإِلَيۡكُمsizeبِٱلۡوَعِيدِuyarı
 
ANLAMI
Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.
Ayet 29 Arapça Ayet
مَاdeğiştirilmezيُبَدَّلُ*ٱلۡقَوۡلُsözلَدَيَّbenim huzurumdaوَمَآve değil(im)أَنَا۠benبِظَلَّـٰمٖzulmediciلِّلۡعَبِيدِkullara
 
ANLAMI
Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.
Ayet 30 Arapça Ayet
يَوۡمَ(o) günنَقُولُderizلِجَهَنَّمَcehennemeهَلِdoldunmu?ٱمۡتَلَأۡتِ*وَتَقُولُve derهَلۡhiç (yok)mu?مِن*مَّزِيدٖdaha
 
ANLAMI
O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o: "Daha var mı?" der.
Ayet 31 Arapça Ayet
وَأُزۡلِفَتِve yaklaştırılmıştırٱلۡجَنَّةُcennetلِلۡمُتَّقِينَkorunanlaraغَيۡرَdeğildirبَعِيدٍuzak
 
ANLAMI
Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır, zaten uzakta değildir.
Ayet 32 Arapça Ayet
هَٰذَاişte budurمَاsize va'dedilenتُوعَدُونَ*لِكُلِّdaimaأَوَّابٍ(Allah'a) yüz tutanحَفِيظٖkoruyan
 
ANLAMI
Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.
Ayet 33 Arapça Ayet
مَّنۡkimse(lere)خَشِيَsaygı gösterenٱلرَّحۡمَٰنَRahman'aبِٱلۡغَيۡبِgörmedenوَجَآءَve getirenبِقَلۡبٖbir yürekمُّنِيبٍ(Hakka) dönük
 
ANLAMI
Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.
Ayet 34 Arapça Ayet
ٱدۡخُلُوهَاona girinبِسَلَٰمٖۖselam (esenlik) ileذَٰلِكَbuيَوۡمُgünüdürٱلۡخُلُودِsüreklilik
 
ANLAMI
Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.
Ayet 35 Arapça Ayet
لَهُمonlara vardırمَّاherşeyيَشَآءُونَistedikleriفِيهَاoradaوَلَدَيۡنَاve katımızda vardırمَزِيدٞdaha fazlası
 
ANLAMI
Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır.
SAYFA 520
Ayet 36 Arapça Ayet
وَكَمۡve nicesiniأَهۡلَكۡنَاhelak etmiştikقَبۡلَهُمbunlardan önceمِّنkuşaklardanقَرۡنٍ*هُمۡonlarأَشَدُّdaha kuvvetli idiمِنۡهُمbunlardanبَطۡشٗاtutuşuفَنَقَّبُواْgezip dolaşmışlardıفِيülkelerdeٱلۡبِلَٰدِ*هَلۡ(var) mı?مِنhiçمَّحِيصٍkaçacak yer
 
ANLAMI
Bu inkarcılardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluşu var mı?
Ayet 37 Arapça Ayet
إِنَّmuhakkak kiفِيvardırذَٰلِكَbundaلَذِكۡرَىٰbir öğütلِمَنkimse içinكَانَolanلَهُۥonunقَلۡبٌkalbiأَوۡyahutأَلۡقَىverenٱلسَّمۡعَkulakوَهُوَve oشَهِيدٞşahid olarak
 
ANLAMI
Doğrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.
Ayet 38 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunخَلَقۡنَاbiz yarattıkٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriوَمَاve bulunanlarıبَيۡنَهُمَاikisi arasındaفِيaltıسِتَّةِ*أَيَّامٖgündeوَمَاveمَسَّنَاbize dokunmadıمِنhiçbirلُّغُوبٖyorgunluk
 
ANLAMI
And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.
Ayet 39 Arapça Ayet
فَٱصۡبِرۡo halde sabretعَلَىٰüzerineمَاonların dedikleriيَقُولُونَ*وَسَبِّحۡve tesbih etبِحَمۡدِövgü ileرَبِّكَRabbiniقَبۡلَönceطُلُوعِdoğmadanٱلشَّمۡسِgüneşوَقَبۡلَve önceٱلۡغُرُوبِbatmadan
 
ANLAMI
Söylediklerine sabret; Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce överek tesbih et.
Ayet 40 Arapça Ayet
وَمِنَve bir kısmındaٱلَّيۡلِgeceninفَسَبِّحۡهُO'nu tesbih etوَأَدۡبَٰرَve arkalarındaٱلسُّجُودِsecde
 
ANLAMI
Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.
Ayet 41 Arapça Ayet
وَٱسۡتَمِعۡve dinleيَوۡمَ(o) günيُنَادِçağırırٱلۡمُنَادِo ünleyiciمِنbir yerdenمَّكَانٖ*قَرِيبٖyakın
 
ANLAMI
Bir çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Ayet 42 Arapça Ayet
يَوۡمَ(o) günيَسۡمَعُونَduyarlarٱلصَّيۡحَةَçağrıyıبِٱلۡحَقِّۚgerçek olarakذَٰلِكَişte buيَوۡمُgünüdürٱلۡخُرُوجِçıkış
 
ANLAMI
O gün çığlığı gerçekten duyarlar; işte o, kabirden çıkış günüdür.
Ayet 43 Arapça Ayet
إِنَّاelbette bizنَحۡنُbizنُحۡيِۦyaşatırızوَنُمِيتُve öldürürüzوَإِلَيۡنَاve bizedirٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bize'dir.
Ayet 44 Arapça Ayet
يَوۡمَ(o) günتَشَقَّقُyarılırٱلۡأَرۡضُyerعَنۡهُمۡonlar(ın üstün)denسِرَاعٗاۚsür'atle koşarlarذَٰلِكَişte buحَشۡرٌtoplamadırعَلَيۡنَاbize göreيَسِيرٞkolaydır
 
ANLAMI
O gün, yer yarılır, onlar çabucak ayrılır; bu, Bize göre kolay bir toplamadır.
Ayet 45 Arapça Ayet
نَّحۡنُbizأَعۡلَمُbiliyoruzبِمَاşeyleriيَقُولُونَۖonların dedikleriوَمَآve değilsinأَنتَsenعَلَيۡهِمonların üstündeبِجَبَّارٖۖbir zorlayıcıفَذَكِّرۡöğüt verبِٱلۡقُرۡءَانِKur'an ileمَنkimselereيَخَافُkorkanوَعِيدِtehdidimden
 
ANLAMI
Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran'la öğüt ver.