FETİH SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 511
Ayet 1 Arapça Ayet
إِنَّاelbette bizفَتَحۡنَاaçtık (fetih verdik)لَكَsanaفَتۡحٗاbir fetihمُّبِينٗاapaçık
 
ANLAMI
Doğrusu Biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır.
Ayet 2 Arapça Ayet
لِّيَغۡفِرَki bağışlasın (diye)لَكَseninٱللَّهُAllahمَاne varsaتَقَدَّمَgeçmişمِنgünahlarındanذَنۢبِكَ*وَمَاve ne varsaتَأَخَّرَgelecek (günahlarından)وَيُتِمَّve tamamlasın (diye)نِعۡمَتَهُۥni'metiniعَلَيۡكَsana olanوَيَهۡدِيَكَve seni iletsin (diye)صِرَٰطٗاbir yolaمُّسۡتَقِيمٗاdoğru
 
ANLAMI
Allah böylece, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَيَنصُرَكَve sana yardım etsin (diye)ٱللَّهُAllahنَصۡرًاbir yardımla (zaferle)عَزِيزًاşanlı
 
ANLAMI
Böylece sana, kimsenin güç yetiremeyeceği bir şekilde yardım eder.
Ayet 4 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِيٓkiأَنزَلَindirendirٱلسَّكِينَةَhuzurفِيkalblerineقُلُوبِ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerinلِيَزۡدَادُوٓاْartırmak içinإِيمَٰنٗاimanlarınıمَّعَberaberإِيمَٰنِهِمۡۗimanlarıylaوَلِلَّهِAllah'ındırجُنُودُaskerleriٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلِيمًاbilendirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
İnananların, imanlarını kat kat artırmaları için, kalblerine güven indiren O'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah bilendir, Hakim olandır.
Ayet 5 Arapça Ayet
لِّيُدۡخِلَsoksun diyeٱلۡمُؤۡمِنِينَinanan erkekleriوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِve inanan kadınlarıجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاiçindeوَيُكَفِّرَve örtsün diyeعَنۡهُمۡonlarınسَيِّـَٔاتِهِمۡۚkötülükleriniوَكَانَve (gerçekten)ذَٰلِكَbuعِندَkatındaٱللَّهِAllahفَوۡزًاbir başarıdırعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
İnanan erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَيُعَذِّبَve azabetsin diyeٱلۡمُنَٰفِقِينَmünafık erkeklereوَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِve münafık kadınlaraوَٱلۡمُشۡرِكِينَve ortak koşan erkeklereوَٱلۡمُشۡرِكَٰتِve ortak koşan kadınlaraٱلظَّآنِّينَzanda bulunanبِٱللَّهِAllah hakkındaظَنَّzan ileٱلسَّوۡءِۚkötüعَلَيۡهِمۡbaşlarına gelsin!دَآئِرَةُçemberi (olaylar)ٱلسَّوۡءِۖkötülükوَغَضِبَgazab etmiştirٱللَّهُAllahعَلَيۡهِمۡonlaraوَلَعَنَهُمۡve onları la'netlemiştirوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمۡonlaraجَهَنَّمَۖcehennemiوَسَآءَتۡve orası ne kötüمَصِيرٗاbir varılacak yerdir
 
ANLAMI
İnananlara yardım etmez diye Allah'a kötü sanıda bulunan ikiyüzlü erkek ve kadınlara, puta tapan erek ve kadınlara Allah azabetsin; kötü sanıları kendi baslarına gelsin! Allah onlara gazabetmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Ne kötü dönüş yeridir!
Ayet 7 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırجُنُودُaskerleriٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinوَكَانَveٱللَّهُAllahعَزِيزًاazizdirحَكِيمًاhakimdir
 
ANLAMI
Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah güçlü olandır. Hakim olandır.
Ayet 8 Arapça Ayet
إِنَّآelbette bizأَرۡسَلۡنَٰكَseni gönderdikشَٰهِدٗاşahidوَمُبَشِّرٗاve müjdeleyiciوَنَذِيرٗاve uyarıcı
 
ANLAMI
Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve O'nu sabah akşam tesbih edesiniz.
Ayet 9 Arapça Ayet
لِّتُؤۡمِنُواْki inanasınızبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve ResulüneوَتُعَزِّرُوهُO'nu destekleyesinizوَتُوَقِّرُوهُۚOna saygı gösteresinizوَتُسَبِّحُوهُve O'nu tesbih edesinizبُكۡرَةٗsabahوَأَصِيلًاve akşam
 
ANLAMI
Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve O'nu sabah akşam tesbih edesiniz.
SAYFA 512
Ayet 10 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيُبَايِعُونَكَsana bi'at eden(ler)إِنَّمَاgerçekteيُبَايِعُونَbi'at etmektedirlerٱللَّهَAllah'aيَدُeliٱللَّهِAllah'ınفَوۡقَüzerindedirأَيۡدِيهِمۡۚonların ellerininفَمَنo halde kimنَّكَثَahdini bozarsaفَإِنَّمَاşüphesizيَنكُثُbozmuş olurعَلَىٰaleyhineنَفۡسِهِۦۖkendiوَمَنۡve kimأَوۡفَىٰtutarsaبِمَاverdiği sözüعَٰهَدَ*عَلَيۡهُO'naٱللَّهَAllahفَسَيُؤۡتِيهِona verecektirأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük ecir verecektir.
Ayet 11 Arapça Ayet
سَيَقُولُdiyecekler kiلَكَsanaٱلۡمُخَلَّفُونَgeri bırakılanlarمِنَAraplardanٱلۡأَعۡرَابِ*شَغَلَتۡنَآbizi alıkoyduأَمۡوَٰلُنَاmallarımızوَأَهۡلُونَاve çocuklarımızفَٱسۡتَغۡفِرۡmağfiret dileلَنَاۚbizim içinيَقُولُونَonlar söylüyorlarبِأَلۡسِنَتِهِمdilleriyleمَّاbir şeyiلَيۡسَolmayanفِيkalblerindeقُلُوبِهِمۡۚ*قُلۡde kiفَمَنkim?يَمۡلِكُengel olabilirلَكُمsizin içinمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيۡـًٔاherhangi bir şeyleإِنۡeğerأَرَادَisteseبِكُمۡsizeضَرًّاbir zarar vermekأَوۡyahutأَرَادَisteseبِكُمۡsizeنَفۡعَۢاۚbir yarar vermekبَلۡhayırكَانَAllahٱللَّهُ*بِمَاolduklarınızıتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)خَبِيرَۢاhaber almaktadır
 
ANLAMI
Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile" diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: "Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin gücü bir şeye yeter Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Ayet 12 Arapça Ayet
بَلۡherhaldeظَنَنتُمۡsiz sandınızأَنkiلَّنdönmeyeceklerيَنقَلِبَ*ٱلرَّسُولُelçiوَٱلۡمُؤۡمِنُونَve mü'minlerإِلَىٰٓailelerineأَهۡلِيهِمۡ*أَبَدٗاbir daha aslaوَزُيِّنَve süslendirildiذَٰلِكَbuفِيgönüllerinizdeقُلُوبِكُمۡ*وَظَنَنتُمۡve zanda bulundunuzظَنَّbir zan ileٱلسَّوۡءِkötüوَكُنتُمۡve oldunuzقَوۡمَۢاbir toplulukبُورٗاhelaki hak etmiş
 
ANLAMI
Aslında siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, gönüllerinize güzel görünmüştü de kötü sanıda bulunmuştunuz. Hayırsız bir topluluk oldunuz.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَمَنve kimلَّمۡinanmazsaيُؤۡمِنۢ*بِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineفَإِنَّآbilsin ki bizأَعۡتَدۡنَاhazırlamışızdırلِلۡكَٰفِرِينَkafirler içinسَعِيرٗاalevli bir ateş
 
ANLAMI
Allah'a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkarcılar için çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَلِلَّهِve Allah'ındırمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinيَغۡفِرُbağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُve azab ederمَنkimseyiيَشَآءُۚdilediğiوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاbağışlayandırرَّحِيمٗاesirgeyendir
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 15 Arapça Ayet
سَيَقُولُdiyeceklerٱلۡمُخَلَّفُونَgeri bırakılanlarإِذَاzamanٱنطَلَقۡتُمۡgittiğinizإِلَىٰganimetlereمَغَانِمَ*لِتَأۡخُذُوهَاonları almak içinذَرُونَاbizi bırakınنَتَّبِعۡكُمۡۖsizinle beraber gelelimيُرِيدُونَonlar istiyorlarأَنdeğiştirmekيُبَدِّلُواْ*كَلَٰمَsözünüٱللَّهِۚAllah'ınقُلde kiلَّنaslaتَتَّبِعُونَاsiz bizimle gelemezsinizكَذَٰلِكُمۡböyleقَالَbuyurduٱللَّهُAllahمِنöncedenقَبۡلُۖ*فَسَيَقُولُونَonlar diyeceklerبَلۡhayırتَحۡسُدُونَنَاۚbizi çekemiyorsunuzبَلۡhayırكَانُواْonlarلَاanlamazlarيَفۡقَهُونَ*إِلَّاdışındaقَلِيلٗاpek azı
 
ANLAMI
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: "Bırakın, biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur." Size: "Hayır, bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.
SAYFA 513
Ayet 16 Arapça Ayet
قُلde kiلِّلۡمُخَلَّفِينَgeride kalanlaraمِنَdanٱلۡأَعۡرَابِ*سَتُدۡعَوۡنَsiz yakında da'vet edileceksinizإِلَىٰkarşıقَوۡمٍbir kavmeأُوْلِيsahibiبَأۡسٖgüçشَدِيدٖçok kuvvetliتُقَٰتِلُونَهُمۡonlarla savaşırsınızأَوۡyahutيُسۡلِمُونَۖ(onlar) müslüman olurlarفَإِنeğerتُطِيعُواْita'at edersenizيُؤۡتِكُمُsize verirٱللَّهُAllahأَجۡرًاbir mükafatحَسَنٗاۖgüzelوَإِنve eğerتَتَوَلَّوۡاْdönersenizكَمَاgibiتَوَلَّيۡتُمdöndüğünüzمِّنöncedenقَبۡلُ*يُعَذِّبۡكُمۡsize azabederعَذَابًاbir azaplaأَلِيمٗاacıklı
 
ANLAMI
Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki: "güçlü kuvvetli bir millete karşı, onlar müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksanız; eğer itaat ederseniz Allah size güzel ecir verir, ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi can yakan bir azaba uğratır."
Ayet 17 Arapça Ayet
لَّيۡسَyokturعَلَىköreٱلۡأَعۡمَىٰ*حَرَجٞgüçlükوَلَاve yokturعَلَىtopalaٱلۡأَعۡرَجِ*حَرَجٞgüçlükوَلَاve yokturعَلَىhastayaٱلۡمَرِيضِ*حَرَجٞۗgüçlükوَمَنve kimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisine;يُدۡخِلۡهُonu sokarجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُۖırmaklarوَمَنve kimيَتَوَلَّyüz çevirirseيُعَذِّبۡهُonu azablandırırعَذَابًاbir azabaأَلِيمٗاacıklı
 
ANLAMI
Ama, gözleri görmeyen kimse savaşa gelmezse ona bir sorumluluk yoktur; topala ve hastaya da sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.
Ayet 18 Arapça Ayet
۞لَّقَدۡandolsunرَضِيَrazı olmuşturٱللَّهُAllahعَنِmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*إِذۡzamanيُبَايِعُونَكَsana bi'at ettikleriتَحۡتَaltındaٱلشَّجَرَةِağacınفَعَلِمَbildiمَاolanıفِيonların kalplerindeقُلُوبِهِمۡ*فَأَنزَلَve indirdiٱلسَّكِينَةَhuzur ve güvenعَلَيۡهِمۡonların üzerineوَأَثَٰبَهُمۡve onlara verdiفَتۡحٗاbir fetihقَرِيبٗاyakın
 
ANLAMI
Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.
Ayet 19 Arapça Ayet
وَمَغَانِمَve ganimetler (bahşeyledi)كَثِيرَةٗbirçokيَأۡخُذُونَهَاۗalacaklarıوَكَانَveٱللَّهُAllahعَزِيزًاüstündürحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَعَدَكُمُsize va'dettiٱللَّهُAllahمَغَانِمَganimetlerكَثِيرَةٗbirçokتَأۡخُذُونَهَاelde edeceğinizفَعَجَّلَşimdilik verdiلَكُمۡsizeهَٰذِهِۦbunu (Hudeybiye Barışı)وَكَفَّve çektiأَيۡدِيَelleriniٱلنَّاسِinsanlarınعَنكُمۡsizdenوَلِتَكُونَolsun diyeءَايَةٗbir ibretلِّلۡمُؤۡمِنِينَinananlaraوَيَهۡدِيَكُمۡve sizi iletsin diyeصِرَٰطٗاyolaمُّسۡتَقِيمٗاdosdoğru
 
ANLAMI
Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vadetmiştir. İnananlar için bir belge olması, sizi doğru yola eriştirmesi için bunları size hemen vermiş ve insanların size uzanan ellerini önlemiştir.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَأُخۡرَىٰve başka (şeyler)لَمۡhenüz ele geçiremedinizتَقۡدِرُواْ*عَلَيۡهَاonlarıقَدۡfakatأَحَاطَkuşatmıştırٱللَّهُAllahبِهَاۚonlarıوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٗاkadirdir
 
ANLAMI
Bundan başka, sizin gücünüzün yetmediği fakat Allah'ın sizin için sakladığı ganimetler de vardır. Allah her şeye Kadir olandır.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَلَوۡve eğerقَٰتَلَكُمُsizinle savaşsalardıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَوَلَّوُاْdön(üp kaç)arlardıٱلۡأَدۡبَٰرَarkalarınaثُمَّsonraلَاbulamazlardıيَجِدُونَ*وَلِيّٗاbir koruyucuوَلَاne deنَصِيرٗاbir yardımcı
 
ANLAMI
İnkar edenler sizinle savaşsalardı yüzgeri döneceklerdi. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardı.
Ayet 23 Arapça Ayet
سُنَّةَsünnetidir (yasasadır)ٱللَّهِAllah'ınٱلَّتِيöyle kiقَدۡsüregelirخَلَتۡ*مِنötedenberiقَبۡلُۖ*وَلَنve aslaتَجِدَbulamazsınلِسُنَّةِyasasındaٱللَّهِAllah'ınتَبۡدِيلٗاbir değişme
 
ANLAMI
Allah'ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah'ın yasasında değişme bulamazsın.
SAYFA 514
Ayet 24 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيçekenكَفَّ*أَيۡدِيَهُمۡonların elleriniعَنكُمۡsizdenوَأَيۡدِيَكُمۡve sizin elleriniziعَنۡهُمonlardanبِبَطۡنِgöbeğindeمَكَّةَMekke'ninمِنۢsonraبَعۡدِ*أَنۡsizi galip getirdiktenأَظۡفَرَكُمۡ*عَلَيۡهِمۡۚonlaraوَكَانَveٱللَّهُAllahبِمَاyaptıklarınızıتَعۡمَلُونَ*بَصِيرًاgörmektedir
 
ANLAMI
Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O'dur. Allah yaptıklarınızı görendir.
Ayet 25 Arapça Ayet
هُمُonlarٱلَّذِينَkimselerdirكَفَرُواْinkar eden(lerdir)وَصَدُّوكُمۡve size engel olanlardırعَنِMescid-i-danٱلۡمَسۡجِدِMescid-iٱلۡحَرَامِ*وَٱلۡهَدۡيَve kurbanlardanمَعۡكُوفًاbekletilenأَنvarmasınaيَبۡلُغَ*مَحِلَّهُۥۚyerlerineوَلَوۡلَاeğer olmasaydıرِجَالٞerkeklerمُّؤۡمِنُونَinanmışوَنِسَآءٞve kadınlarمُّؤۡمِنَٰتٞinanmışلَّمۡbilmeyerekتَعۡلَمُوهُمۡ*أَنtepelediğinizتَطَـُٔوهُمۡ*فَتُصِيبَكُمisabet edecek (olmasaydı)مِّنۡهُمonlardanمَّعَرَّةُۢbir eziyetبِغَيۡرِolmadanعِلۡمٖۖbilginizلِّيُدۡخِلَki soksunٱللَّهُAllahفِيrahmetineرَحۡمَتِهِۦ*مَنkimseyiيَشَآءُۚdilediğiلَوۡşayetتَزَيَّلُواْayrılmış olsalardıلَعَذَّبۡنَاelbette azab ederdikٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُواْinkar eden(leri)مِنۡهُمۡonlardanعَذَابًاbir azablaأَلِيمًاacıklı
 
ANLAMI
Onlar inkar edenlerdir, sizi Mescidi Haram'ı ziyaretten ve bağlı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek için böyle yapmıştır. Eğer inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, inkar edenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık.
Ayet 26 Arapça Ayet
إِذۡo zamanجَعَلَkoymuşlardıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)فِيkalblerineقُلُوبِهِمُ*ٱلۡحَمِيَّةَöfke ve gayretiحَمِيَّةَöfke ve gayretiniٱلۡجَٰهِلِيَّةِcahiliyye (çağının)فَأَنزَلَve indirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥhuzur ve güveniniعَلَىٰüzerineرَسُولِهِۦElçisiوَعَلَىve üzerineٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereوَأَلۡزَمَهُمۡve onları bağladıكَلِمَةَkelimesineٱلتَّقۡوَىٰtakvaوَكَانُوٓاْzaten onlar idilerأَحَقَّdaha layıkبِهَاbunaوَأَهۡلَهَاۚve ehilوَكَانَveٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٗاbilendir
 
ANLAMI
İnkar edenler, gönüllerindeki cahiliyye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilmektedir.
Ayet 27 Arapça Ayet
لَّقَدۡandolsunصَدَقَdoğruladıٱللَّهُAllahرَسُولَهُElçisininٱلرُّءۡيَاrüyasınıبِٱلۡحَقِّۖhak ileلَتَدۡخُلُنَّgireceksinizٱلۡمَسۡجِدَMescid-iٱلۡحَرَامَHaram'aإِنeğerشَآءَdilerseٱللَّهُAllahءَامِنِينَgüven içindeمُحَلِّقِينَtraş ederekرُءُوسَكُمۡbaşlarınızıوَمُقَصِّرِينَve(ya) kısaltarakلَاkorkmadanتَخَافُونَۖ*فَعَلِمَböylece bildiمَاşeyiلَمۡsizin bilmediğinizتَعۡلَمُواْ*فَجَعَلَve verdiمِنbaşkaدُونِ*ذَٰلِكَbundanفَتۡحٗاbir fetihقَرِيبًاyakın
 
ANLAMI
And olsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescidi Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Size, bundan başka, yakın zamanda bir zafer verecektir.
Ayet 28 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِيٓgönderendirأَرۡسَلَ*رَسُولَهُۥElçisiniبِٱلۡهُدَىٰhidayet ileوَدِينِve din ileٱلۡحَقِّhakلِيُظۡهِرَهُۥonu üstün kılmak içinعَلَىdinlereٱلدِّينِ*كُلِّهِۦۚbütünوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدٗاşahid olarak
 
ANLAMI
Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.
SAYFA 515
Ayet 29 Arapça Ayet
مُّحَمَّدٞMuhammedرَّسُولُelçisidirٱللَّهِۚAllah'ınوَٱلَّذِينَve bulunanlarمَعَهُۥٓonun yanındaأَشِدَّآءُkatıعَلَىkarşıٱلۡكُفَّارِkafirlereرُحَمَآءُmerhametlidirlerبَيۡنَهُمۡۖbirbirlerine karşıتَرَىٰهُمۡonları görürsünرُكَّعٗاrüku' ederekسُجَّدٗاsecde ederekيَبۡتَغُونَaradıklarınıفَضۡلٗاbir lutufمِّنَAllahdanٱللَّهِ*وَرِضۡوَٰنٗاۖve rızasınıسِيمَاهُمۡnişanları vardırفِيyüzlerindeوُجُوهِهِم*مِّنۡizindenأَثَرِ*ٱلسُّجُودِۚsecdeذَٰلِكَşöyledirمَثَلُهُمۡonların vasıflarıفِيTevrat'takiٱلتَّوۡرَىٰةِۚ*وَمَثَلُهُمۡve vasıflarıفِيİncildekiٱلۡإِنجِيلِ*كَزَرۡعٍbir ekin gibidirأَخۡرَجَçıkaranشَطۡـَٔهُۥfiliziniفَـَٔازَرَهُۥonu güçlendirenفَٱسۡتَغۡلَظَsonra kalınlaşanفَٱسۡتَوَىٰderken dikilenعَلَىٰüstüneسُوقِهِۦgövdesininيُعۡجِبُhoşuna giderٱلزُّرَّاعَekincilerinلِيَغِيظَöfkelendirsin diyeبِهِمُonlara karşıٱلۡكُفَّارَۗkafirleriوَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَinananlaraءَامَنُواْ*وَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerمِنۡهُمonlardanمَّغۡفِرَةٗmağfiretوَأَجۡرًاve mükafatعَظِيمَۢاbüyük
 
ANLAMI
Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.