CASİYE SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 499
Ayet 1 Arapça Ayet
حمٓHâ Mîm
 
ANLAMI
Ha, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
تَنزِيلُindirilmesiٱلۡكِتَٰبِKitabınمِنَ(tarafın)dandırٱللَّهِAllahٱلۡعَزِيزِüstünٱلۡحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibi
 
ANLAMI
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.
Ayet 3 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِve yerdeلَأٓيَٰتٖibretler vardırلِّلۡمُؤۡمِنِينَinananlar için
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَفِيveخَلۡقِكُمۡsizin yaratılışınızdaوَمَاveيَبُثُّyaymakta olduğundaمِنcanlılardanدَآبَّةٍ*ءَايَٰتٞibretler vardırلِّقَوۡمٖkavimler içinيُوقِنُونَkesin olarak inanan
 
ANLAMI
Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
وَٱخۡتِلَٰفِve değişmesindeٱلَّيۡلِgeceninوَٱلنَّهَارِve gündüzünوَمَآveأَنزَلَindirmesindeٱللَّهُAllah'ınمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مِن(sebebi)رِّزۡقٖrızıkفَأَحۡيَاve diriltmesindeبِهِonunlaٱلۡأَرۡضَyeriبَعۡدَsonraمَوۡتِهَاölümündenوَتَصۡرِيفِve estirmesindeٱلرِّيَٰحِrüzgarlarıءَايَٰتٞibretler vardırلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَعۡقِلُونَdüşünen
 
ANLAMI
Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.
Ayet 6 Arapça Ayet
تِلۡكَişte şunlarءَايَٰتُayetleridirٱللَّهِAllah'ınنَتۡلُوهَاonları okuyoruzعَلَيۡكَsanaبِٱلۡحَقِّۖgerçek ileفَبِأَيِّhangiحَدِيثِۭsözeبَعۡدَsonraٱللَّهِAllah'tanوَءَايَٰتِهِۦve O'nun ayetlerindenيُؤۡمِنُونَinanacaklar
 
ANLAMI
İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?
Ayet 7 Arapça Ayet
وَيۡلٞyuh olsunلِّكُلِّherأَفَّاكٍyalancıأَثِيمٖgünah yüklü kimseye
 
ANLAMI
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
Ayet 8 Arapça Ayet
يَسۡمَعُo işitirءَايَٰتِayetlerininٱللَّهِAllah'ınتُتۡلَىٰokunduğunuعَلَيۡهِkendisineثُمَّsonraيُصِرُّdirenirمُسۡتَكۡبِرٗاbüyüklük taslarكَأَنsankiلَّمۡhiç onları işitmemişيَسۡمَعۡهَاۖ*فَبَشِّرۡهُonu müjdeleبِعَذَابٍbir azab ileأَلِيمٖacı
 
ANLAMI
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَإِذَاzamanعَلِمَöğrendiğiمِنۡbizim ayetlerimizdenءَايَٰتِنَا*شَيۡـًٔاbir şeyٱتَّخَذَهَاonu edinirهُزُوًاۚalay konusuأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمۡöyleleri için vardırعَذَابٞbir azabمُّهِينٞalçaltıcı
 
ANLAMI
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Ayet 10 Arapça Ayet
مِّنötelerinden deوَرَآئِهِمۡ*جَهَنَّمُۖcehennemوَلَاveيُغۡنِيbir yarar sağlamazعَنۡهُمkendilerineمَّاkazandıklarıكَسَبُواْ*شَيۡـٔٗاşeylerوَلَاve (sağlamaz)مَاşeylerٱتَّخَذُواْedindikleriمِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanأَوۡلِيَآءَۖvelilerوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük
 
ANLAMI
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Ayet 11 Arapça Ayet
هَٰذَاişte budurهُدٗىۖyol göstericiوَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)بِـَٔايَٰتِayetleriniرَبِّهِمۡRablerininلَهُمۡonlar için vardırعَذَابٞbir azabمِّنçok çetinرِّجۡزٍ*أَلِيمٌincitici
 
ANLAMI
İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.
Ayet 12 Arapça Ayet
۞ٱللَّهُAllah'tırٱلَّذِيO kiسَخَّرَboyun eğdirdiلَكُمُsizeٱلۡبَحۡرَdeniziلِتَجۡرِيَakıp gitsin diyeٱلۡفُلۡكُgemilerفِيهِonun içindeبِأَمۡرِهِۦbuyruğuylaوَلِتَبۡتَغُواْve payınızı arayasınız diyeمِنO'nun lutfundanفَضۡلِهِۦ*وَلَعَلَّكُمۡve umulur kiتَشۡكُرُونَşükredersiniz
 
ANLAMI
Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَسَخَّرَve boyun eğdirdiلَكُمsizeمَّاbulunan şeyleriفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve bulunan şeyleriفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*جَمِيعٗاhepsiniمِّنۡهُۚkendisindenإِنَّelbetteفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَٰتٖibretlerلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَتَفَكَّرُونَdüşünen
 
ANLAMI
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
SAYFA 500
Ayet 14 Arapça Ayet
قُلsöyleلِّلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)يَغۡفِرُواْaffetsinlerلِلَّذِينَkimseleriلَاummayan(ları)يَرۡجُونَ*أَيَّامَgünleriniٱللَّهِAllah'ınلِيَجۡزِيَcezalandırması içinقَوۡمَۢاbir toplumuبِمَاsebebiyleكَانُواْolduklarıيَكۡسِبُونَyapıyorlar
 
ANLAMI
İnanmışlara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karşılık cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar.
Ayet 15 Arapça Ayet
مَنۡkimعَمِلَyaparsaصَٰلِحٗاiyi bir işفَلِنَفۡسِهِۦۖyararı kendisinedirوَمَنۡve kimأَسَآءَkötülük yaparsaفَعَلَيۡهَاۖzararı kendisinedirثُمَّsonundaإِلَىٰRabbinizeرَبِّكُمۡ*تُرۡجَعُونَdöndürüleceksiniz
 
ANLAMI
Kim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.
Ayet 16 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz verdikبَنِيٓoğullarınaإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailٱلۡكِتَٰبَKitapوَٱلۡحُكۡمَve hükümوَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlikوَرَزَقۡنَٰهُمve onları besledikمِّنَgüzel rızıklarlaٱلطَّيِّبَٰتِ*وَفَضَّلۡنَٰهُمۡve onları üstün kıldıkعَلَىüzerineٱلۡعَٰلَمِينَalemler
 
ANLAMI
And olsun ki Biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz şeylerle rızıklandırdık; onları dünyalara üstün kıldık.
Ayet 17 Arapça Ayet
وَءَاتَيۡنَٰهُمve onlara verdikبَيِّنَٰتٖaçık delillerمِّنَbu işdeٱلۡأَمۡرِۖ*فَمَاonlar ayrılığa düşmedilerٱخۡتَلَفُوٓاْ*إِلَّاsadece (yüzünden)مِنۢsonraبَعۡدِ*مَاkendilerine geldiktenجَآءَهُمُ*ٱلۡعِلۡمُbilgiبَغۡيَۢاçekememezlikبَيۡنَهُمۡۚaralarındakiإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinيَقۡضِيhüküm verecektirبَيۡنَهُمۡonlar arasındaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاşeylerdeكَانُواْolduklarıفِيهِondaيَخۡتَلِفُونَayrılığa düşüyor(lar)
 
ANLAMI
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.
Ayet 18 Arapça Ayet
ثُمَّsonraجَعَلۡنَٰكَseni koydukعَلَىٰüzerineشَرِيعَةٖbir şeriatمِّنَemrimizdenٱلۡأَمۡرِ*فَٱتَّبِعۡهَاsen ona uyوَلَاveتَتَّبِعۡuymaأَهۡوَآءَkeyiflerineٱلَّذِينَkimselerinلَاbilmeyen(lerin)يَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Ayet 19 Arapça Ayet
إِنَّهُمۡçünkü onlarلَنaslaيُغۡنُواْsavamazlarعَنكَsendenمِنَAllahtanٱللَّهِ*شَيۡـٔٗاۚhiçbir şeyiوَإِنَّve şüphesizٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerبَعۡضُهُمۡbir kısmıأَوۡلِيَآءُvelisidirlerبَعۡضٖۖdiğerininوَٱللَّهُAllah iseوَلِيُّvelisidirٱلۡمُتَّقِينَmuttakilerin
 
ANLAMI
Şüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır.
Ayet 20 Arapça Ayet
هَٰذَاbu (Kur'an)بَصَـٰٓئِرُkanıtlar(sunmakta)dırلِلنَّاسِinsanlaraوَهُدٗىve yol göstericidirوَرَحۡمَةٞve rahmettirلِّقَوۡمٖkavimler içinيُوقِنُونَkesin olarak inanan
 
ANLAMI
Bu Kuran, insanlar için açık belgeler; kesin olarak inanan millet için doğruluk rehberi ve rahmettir.
Ayet 21 Arapça Ayet
أَمۡyoksaحَسِبَsandılar (mı ki?)ٱلَّذِينَkimselerٱجۡتَرَحُواْişleyenٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleriأَنonları yapacağımızıنَّجۡعَلَهُمۡ*كَٱلَّذِينَkimseler gibiءَامَنُواْinananوَعَمِلُواْve yapanٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi amellerسَوَآءٗbir olacak (öyle mi?)مَّحۡيَاهُمۡyaşamalarıوَمَمَاتُهُمۡۚve ölümleriسَآءَne kötüمَاhüküm veriyorlarيَحۡكُمُونَ*
 
ANLAMI
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ayet 22 Arapça Ayet
وَخَلَقَve yaratmıştırٱللَّهُAllahٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriبِٱلۡحَقِّgerçek olarakوَلِتُجۡزَىٰcezalandırılsın diyeكُلُّherنَفۡسِۭcanبِمَاşey ileكَسَبَتۡkazandığıوَهُمۡve onlaraلَاaslaيُظۡلَمُونَhaksızlık edilmesin
 
ANLAMI
Allah gökleri ve yeri gerçekle yaratmıştır; her cana, kazandığının karşılığı verilir, onlara zulmedilmez.
SAYFA 501
Ayet 23 Arapça Ayet
أَفَرَءَيۡتَgördün mü?مَنِkimseyiٱتَّخَذَedinenإِلَٰهَهُۥtanrıهَوَىٰهُkeyfiniوَأَضَلَّهُve saptırdığıٱللَّهُAllah'ınعَلَىٰbir bilgiye göreعِلۡمٖ*وَخَتَمَve mühürlediğiعَلَىٰüzeriniسَمۡعِهِۦkulağınınوَقَلۡبِهِۦve kalbiniوَجَعَلَve çektiğiعَلَىٰüstüneبَصَرِهِۦgözününغِشَٰوَةٗperdeفَمَنşimdi kim?يَهۡدِيهِona doğru yolu gösterecekمِنۢsonraبَعۡدِ*ٱللَّهِۚAllah'tanأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?تَذَكَّرُونَ*
 
ANLAMI
Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir Ey insanlar! Anlamaz mısınız?
Ayet 24 Arapça Ayet
وَقَالُواْve dediler kiمَاyokturهِيَbaşka bir şeyإِلَّا*حَيَاتُنَاhayatımızdanٱلدُّنۡيَاdünyaنَمُوتُölürüzوَنَحۡيَاve yaşarızوَمَاveيُهۡلِكُنَآbizi helak etmiyorإِلَّاbaşkasıٱلدَّهۡرُۚzamandanوَمَاfakat yokturلَهُمonlarınبِذَٰلِكَbu husustaمِنۡhiçbirعِلۡمٍۖbilgileriإِنۡ(hayır)هُمۡonlarإِلَّاsadeceيَظُنُّونَzannediyorlar
 
ANLAMI
"Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanتُتۡلَىٰokunduğuعَلَيۡهِمۡonlaraءَايَٰتُنَاayetlerimizبَيِّنَٰتٖaçık açıkمَّاolmamıştırكَانَ*حُجَّتَهُمۡbir delilleriإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُواْ*ٱئۡتُواْgetirinبِـَٔابَآئِنَآbabalarımızıإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğrular(dan)
 
ANLAMI
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: "Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur.
Ayet 26 Arapça Ayet
قُلِde kiٱللَّهُAllahيُحۡيِيكُمۡsizi yaşatıyorثُمَّsonraيُمِيتُكُمۡsizi öldürüyorثُمَّsonraيَجۡمَعُكُمۡsizi toplayıp getirecektirإِلَىٰgününeيَوۡمِ*ٱلۡقِيَٰمَةِkıyametلَاaslaرَيۡبَşüphe yokturفِيهِbundaوَلَٰكِنَّamaأَكۡثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
De ki: "Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler."
Ayet 27 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinوَيَوۡمَve günتَقُومُbaşladığıٱلسَّاعَةُsa'atيَوۡمَئِذٖişte o günيَخۡسَرُhüsrana uğrayacaktırٱلۡمُبۡطِلُونَiptalciler
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, batıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَتَرَىٰve görürsünكُلَّherأُمَّةٖümmetiجَاثِيَةٗۚtoplanmışكُلُّherأُمَّةٖümmetتُدۡعَىٰٓçağırılırإِلَىٰkendi Kitabınaكِتَٰبِهَا*ٱلۡيَوۡمَbugünتُجۡزَوۡنَcezalandırılacaksınızمَاşeylerleكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır. Onlara denir ki: "Bugün, size işlediğinizin karşılığı verilecektir."
Ayet 29 Arapça Ayet
هَٰذَاişteكِتَٰبُنَاKitabımızيَنطِقُsöylüyorعَلَيۡكُمaleyhinizeبِٱلۡحَقِّۚgerçeğiإِنَّاçünkü bizكُنَّاidikنَسۡتَنسِخُyazıyorمَاşeyleriكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
"Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk."
Ayet 30 Arapça Ayet
فَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)وَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerفَيُدۡخِلُهُمۡonları sokarرَبُّهُمۡRableriفِيrahmetineرَحۡمَتِهِۦۚ*ذَٰلِكَişteهُوَbudurٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡمُبِينُapaçık
 
ANLAMI
İnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur.
Ayet 31 Arapça Ayet
وَأَمَّاama gelinceٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوٓاْinkar eden(lere)أَفَلَمۡdeğil mi?تَكُنۡ*ءَايَٰتِيayetlerimتُتۡلَىٰokunurduعَلَيۡكُمۡsizeفَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡfakat siz büyüklük tasladınızوَكُنتُمۡve oldunuzقَوۡمٗاbir toplumمُّجۡرِمِينَsuçlulardan
 
ANLAMI
Ama, inkar eden kimselere denir ki: "Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir millet olmuştunuz değil mi?"
Ayet 32 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanقِيلَdendiğiإِنَّşüphesizوَعۡدَva'diٱللَّهِAllah'ınحَقّٞgerçektirوَٱلسَّاعَةُve sa'atteلَاyokturرَيۡبَşüpheفِيهَاondaقُلۡتُمdemiştinizمَّاbilmiyoruzنَدۡرِي*مَاnedirٱلسَّاعَةُSa'atإِن(hayır)نَّظُنُّsanıyoruz kiإِلَّاsadeceظَنّٗاbir kuruntudurوَمَاve değilizنَحۡنُbizبِمُسۡتَيۡقِنِينَinananlardan
 
ANLAMI
"Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.
SAYFA 502
Ayet 33 Arapça Ayet
وَبَدَاve göründüلَهُمۡonlaraسَيِّـَٔاتُkötülükleriمَاşeylerinعَمِلُواْyaptıklarıوَحَاقَve kuşattıبِهِمonlarıمَّاşeyكَانُواْolduklarıبِهِۦonunlaيَسۡتَهۡزِءُونَalay ediyor(lar)
 
ANLAMI
İşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti.
Ayet 34 Arapça Ayet
وَقِيلَve denildiٱلۡيَوۡمَbugünنَنسَىٰكُمۡsizi unuttukكَمَاgibiنَسِيتُمۡunuttuğunuzلِقَآءَkarşılaşmayıيَوۡمِكُمۡgününüzleهَٰذَاbuوَمَأۡوَىٰكُمُve yerinizٱلنَّارُateştirوَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنhiçbirنَّـٰصِرِينَyardımcınız
 
ANLAMI
Onlara denir ki: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur."
Ayet 35 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمböyledirبِأَنَّكُمُçünkü sizٱتَّخَذۡتُمۡedindinizءَايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınهُزُوٗاeğlenceوَغَرَّتۡكُمُve sizi aldattıٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَاۚdünyaفَٱلۡيَوۡمَartık bugünلَاonlar çıkarılmazlarيُخۡرَجُونَ*مِنۡهَاondan (ateşten)وَلَاve olmazهُمۡonlarيُسۡتَعۡتَبُونَmazeret istenenlerden
 
ANLAMI
"Bu, Allah'ın ayetlerini alaya almanızdan ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasından ötürüdür." O gün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir.
Ayet 36 Arapça Ayet
فَلِلَّهِAllah'a mahsusturٱلۡحَمۡدُhamdرَبِّRabbiٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَرَبِّve RabbiٱلۡأَرۡضِyerinرَبِّRabbiٱلۡعَٰلَمِينَbütün alemlerin
 
ANLAMI
Övülmek, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir.
Ayet 37 Arapça Ayet
وَلَهُyalnız O'na aittirٱلۡكِبۡرِيَآءُululukفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۖve yerdeوَهُوَve Oٱلۡعَزِيزُazizdirٱلۡحَكِيمُhakimdir
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde azamet O'nundur, O, güçlüdür, Hakim'dir.