FUSSİLET SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 477
Ayet 1 Arapça Ayet
حمٓHâ Mîm
 
ANLAMI
Ha, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
تَنزِيلٞindirilmiştirمِّنَRahmandanٱلرَّحۡمَٰنِ*ٱلرَّحِيمِRahim(den)
 
ANLAMI
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Ayet 3 Arapça Ayet
كِتَٰبٞbir KitaptırفُصِّلَتۡaçıklanmışءَايَٰتُهُۥayetleriقُرۡءَانًاokunanعَرَبِيّٗاArapçaلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَعۡلَمُونَbilen
 
ANLAMI
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Ayet 4 Arapça Ayet
بَشِيرٗاmüjdeleyici olarakوَنَذِيرٗاve uyarıcı olarakفَأَعۡرَضَfakat yüz çevirmiştirأَكۡثَرُهُمۡçoklarıفَهُمۡonlarلَاişitmezlerيَسۡمَعُونَ*
 
ANLAMI
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Ayet 5 Arapça Ayet
وَقَالُواْve dediler kiقُلُوبُنَاkalblerimizفِيٓiçinde varأَكِنَّةٖkılıflarمِّمَّاşeye karşıتَدۡعُونَآbizi çağırdığınإِلَيۡهِkendisineوَفِيٓve varءَاذَانِنَاkulaklarımızdaوَقۡرٞbir ağırlıkوَمِنۢveبَيۡنِنَاbizim aramızda varوَبَيۡنِكَve senin arandaحِجَابٞbir perdeفَٱعۡمَلۡsen (istediğini) yapإِنَّنَاelbette biz deعَٰمِلُونَyapıyoruz
 
ANLAMI
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Ayet 6 Arapça Ayet
قُلۡde kiإِنَّمَآelbetteأَنَا۠benبَشَرٞbir insanımمِّثۡلُكُمۡsizin gibiيُوحَىٰٓvahyediliyorإِلَيَّbanaأَنَّمَآelbetteإِلَٰهُكُمۡtanrınızınإِلَٰهٞtanrı olduğuوَٰحِدٞbir tekفَٱسۡتَقِيمُوٓاْartık doğrulunإِلَيۡهِO'naوَٱسۡتَغۡفِرُوهُۗve O'ndan mağfiret dileyinوَوَيۡلٞvay halineلِّلۡمُشۡرِكِينَortak koşanların
 
ANLAMI
Onlara söyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!"
Ayet 7 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiلَاvermezlerيُؤۡتُونَ*ٱلزَّكَوٰةَzekatوَهُمve onlarبِٱلۡأٓخِرَةِahiretiهُمۡonlarكَٰفِرُونَinkar ederler
 
ANLAMI
Onlar zekat vermezler; ahireti inkar edenler de yalnız onlardır.
Ayet 8 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْiman eden(ler)وَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَهُمۡonlar için vardırأَجۡرٌbir mükafatغَيۡرُolmaksızınمَمۡنُونٖkesinti
 
ANLAMI
Doğrusu inanıp yararlı iş işleyenlere, onlara kesintisiz bir ecir vardır.
Ayet 9 Arapça Ayet
۞قُلۡde kiأَئِنَّكُمۡsiz mi?لَتَكۡفُرُونَinkar ediyorsunuzبِٱلَّذِيyaratanıخَلَقَ*ٱلۡأَرۡضَarzıفِيiçindeيَوۡمَيۡنِiki günوَتَجۡعَلُونَve koşuyorsunuzلَهُۥٓO'naأَندَادٗاۚeşlerذَٰلِكَOرَبُّRabbidirٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
"Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz! O, alemlerin Rabbidir" de.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَجَعَلَve yaptıفِيهَاorada (arzda)رَوَٰسِيَağır baskılarمِنüstündenفَوۡقِهَا*وَبَٰرَكَve bereketlerفِيهَاoradaوَقَدَّرَve takdir ettiفِيهَآoradaأَقۡوَٰتَهَاgıdalarınıفِيٓiçindeأَرۡبَعَةِdörtأَيَّامٖgünسَوَآءٗeşit olarakلِّلسَّآئِلِينَarayıp soranlar için
 
ANLAMI
Yeryüzüne üstünden ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar için gıdalarını tam (toplam) dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu (takdir etti).
Ayet 11 Arapça Ayet
ثُمَّsonraٱسۡتَوَىٰٓyöneldiإِلَىgöğeٱلسَّمَآءِ*وَهِيَve oدُخَانٞduman halinde olanفَقَالَsonra dediلَهَاonaوَلِلۡأَرۡضِve arzaٱئۡتِيَاgelinطَوۡعًاisteyerekأَوۡveyaكَرۡهٗاistemeyerekقَالَتَآdediler kiأَتَيۡنَاgeldikطَآئِعِينَisteyerek
 
ANLAMI
Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik" dediler.
SAYFA 478
Ayet 12 Arapça Ayet
فَقَضَىٰهُنَّböylece onları yaptıسَبۡعَyediسَمَٰوَاتٖgökفِيiçindeيَوۡمَيۡنِiki günوَأَوۡحَىٰve vahyettiفِيherكُلِّ*سَمَآءٍgöğeأَمۡرَهَاۚemriniوَزَيَّنَّاve biz donattıkٱلسَّمَآءَsemasınıٱلدُّنۡيَاdünyaبِمَصَٰبِيحَlambalarlaوَحِفۡظٗاۚve koruma ileذَٰلِكَişte buتَقۡدِيرُtakdiridirٱلۡعَزِيزِgüçlü olanınٱلۡعَلِيمِbilenin
 
ANLAMI
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur.
Ayet 13 Arapça Ayet
فَإِنۡfakat eğerأَعۡرَضُواْyüz çevirirlerseفَقُلۡde kiأَنذَرۡتُكُمۡben sizi uyardımصَٰعِقَةٗbir yıldırıma karşıمِّثۡلَgibiصَٰعِقَةِbaşına düşen yıldırımعَادٖAdوَثَمُودَve Semud'un
 
ANLAMI
Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: "İşte sizi, Ad ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım."
Ayet 14 Arapça Ayet
إِذۡhaniجَآءَتۡهُمُonlara gelmiştiٱلرُّسُلُelçilerمِنۢönlerindenبَيۡنِ*أَيۡدِيهِمۡ*وَمِنۡveخَلۡفِهِمۡarkalarındanأَلَّاsakınتَعۡبُدُوٓاْkulluk etmeyinإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَۖAllah'tanقَالُواْdedilerلَوۡşayetشَآءَdileseydiرَبُّنَاRabbimizلَأَنزَلَelbette indirirdiمَلَـٰٓئِكَةٗmeleklerفَإِنَّاelbette bizبِمَآşeyi (mesajı)أُرۡسِلۡتُمgönderildiğinizبِهِۦonunlaكَٰفِرُونَtanımıyoruz
 
ANLAMI
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmişti: "Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz" demişlerdi.
Ayet 15 Arapça Ayet
فَأَمَّاfakatعَادٞAd (kavmi)فَٱسۡتَكۡبَرُواْbüyüklük tasladılarفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*بِغَيۡرِolmaksızınٱلۡحَقِّhakkıوَقَالُواْve dedilerمَنۡkimdir?أَشَدُّdaha şiddetliمِنَّاbizdenقُوَّةًۖkuvvetiأَوَلَمۡgörmediler mi?يَرَوۡاْ*أَنَّelbetteٱللَّهَAllahٱلَّذِيo kiخَلَقَهُمۡonları yaratanهُوَOأَشَدُّdaha güçlüdürمِنۡهُمۡkendilerindenقُوَّةٗۖkuvvetçeوَكَانُواْve devam ettilerبِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimiziيَجۡحَدُونَinkara
 
ANLAMI
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.
Ayet 16 Arapça Ayet
فَأَرۡسَلۡنَاbiz de gönderdikعَلَيۡهِمۡüzerlerineرِيحٗاbir rüzgarصَرۡصَرٗاdondurucuفِيٓgünlerdeأَيَّامٖ*نَّحِسَاتٖuğursuzلِّنُذِيقَهُمۡtaddırmak içinعَذَابَazabınıٱلۡخِزۡيِrezillikفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاۖdünyaوَلَعَذَابُazabı iseٱلۡأٓخِرَةِahiretأَخۡزَىٰۖdaha da kepaze edicidirوَهُمۡve onlaraلَاhiçيُنصَرُونَyardım edilmeyecektir
 
ANLAMI
Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
Ayet 17 Arapça Ayet
وَأَمَّاgelinceثَمُودُSemud(kavmin)eفَهَدَيۡنَٰهُمۡonlara yol gösterdikفَٱسۡتَحَبُّواْfakat onlar yeğledilerٱلۡعَمَىٰkörlüğüعَلَىdoğru yolu bulmağaٱلۡهُدَىٰ*فَأَخَذَتۡهُمۡböylece onları yakaladıصَٰعِقَةُyıldırımıٱلۡعَذَابِazabٱلۡهُونِalçaltıcıبِمَاyüzündenكَانُواْolduklarıيَكۡسِبُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَنَجَّيۡنَاve kurtardıkٱلَّذِينَinananlarıءَامَنُواْ*وَكَانُواْveيَتَّقُونَkorunanları
 
ANLAMI
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtardık.
Ayet 19 Arapça Ayet
وَيَوۡمَve (o) günيُحۡشَرُtoplanırأَعۡدَآءُdüşmanlarıٱللَّهِAllah'ınإِلَىateşeٱلنَّارِ*فَهُمۡonlarيُوزَعُونَbir araya getirilirler
 
ANLAMI
Allah'ın düşmanları o gün cehenneme sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.
Ayet 20 Arapça Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanمَاoraya vardıklarıجَآءُوهَا*شَهِدَşahidlik ettilerعَلَيۡهِمۡaleyhlerineسَمۡعُهُمۡkulaklarıوَأَبۡصَٰرُهُمۡve gözleriوَجُلُودُهُمve derileriبِمَاhakkındaكَانُواْoldukları (işler)يَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Sonunda oraya varınca, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde şahidlik ederler.
SAYFA 479
Ayet 21 Arapça Ayet
وَقَالُواْve dedilerلِجُلُودِهِمۡderilerineلِمَniçin?شَهِدتُّمۡşahidlik ettinizعَلَيۡنَاۖaleyhimizeقَالُوٓاْdedilerأَنطَقَنَاbizi konuşturduٱللَّهُAllahٱلَّذِيٓkonuşturanأَنطَقَ*كُلَّherشَيۡءٖۚşeyiوَهُوَve Oخَلَقَكُمۡsizi yaratmıştıأَوَّلَilkمَرَّةٖdefaوَإِلَيۡهِişte O'naتُرۡجَعُونَdöndürülüyorsunuz
 
ANLAMI
Derilerine: "Aleyhimize niçin şahidlik ettiniz?" derler. "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önce yaratan O'dur ve O'na döndürülüyorsunuz" cevabını verirler.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَمَاve değildinizكُنتُمۡsizتَسۡتَتِرُونَgizleniyorأَنşahidlik etmesindenيَشۡهَدَ*عَلَيۡكُمۡaleyhinizeسَمۡعُكُمۡkulaklarınızınوَلَآve değildinizأَبۡصَٰرُكُمۡgözlerinizinوَلَاve değildinizجُلُودُكُمۡderilerinizinوَلَٰكِنfakatظَنَنتُمۡsanıyordunuz kiأَنَّelbetteٱللَّهَAllahلَاbilmezيَعۡلَمُ*كَثِيرٗاçoğunuمِّمَّاyaptıklarınızınتَعۡمَلُونَ*
 
ANLAMI
Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَذَٰلِكُمۡve işte buظَنُّكُمُzannınızٱلَّذِيzannettiğinizظَنَنتُم*بِرَبِّكُمۡRabbinize karşıأَرۡدَىٰكُمۡsizi helak ettiفَأَصۡبَحۡتُمve oldunuzمِّنَziyana uğrayanlardanٱلۡخَٰسِرِينَ*
 
ANLAMI
İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Ayet 24 Arapça Ayet
فَإِنşimdi eğerيَصۡبِرُواْdayanabilirlerseفَٱلنَّارُateştirمَثۡوٗىyeriلَّهُمۡۖonlarınوَإِنve eğerيَسۡتَعۡتِبُواْaffedilmek isterlerseفَمَاdeğildirهُمonlarمِّنَdenٱلۡمُعۡتَبِينَ*
 
ANLAMI
İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir. Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar.
Ayet 25 Arapça Ayet
۞وَقَيَّضۡنَاve biz musallat ettikلَهُمۡonlaraقُرَنَآءَbirtakım arkadaşlarفَزَيَّنُواْsüslü gösterdilerلَهُمonlaraمَّاbulunanıبَيۡنَonların önlerindeأَيۡدِيهِمۡonların önlerindeوَمَاve bulunanıخَلۡفَهُمۡarkalarındaوَحَقَّve gerekli olduعَلَيۡهِمُkendilerineٱلۡقَوۡلُsözفِيٓtopluluklarınaأُمَمٖ*قَدۡgelip geçmiş olanخَلَتۡ*مِنkendilerinden önceقَبۡلِهِم*مِّنَcin(ler)denٱلۡجِنِّ*وَٱلۡإِنسِۖve insan(lardan)إِنَّهُمۡçünkü onlarكَانُواْidilerخَٰسِرِينَziyanda
 
ANLAMI
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Verilen söz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip geçmiş ümmetler içinde, onların aleyhine gerçekleşmiştir. Doğrusu onlar hüsranda idiler.
Ayet 26 Arapça Ayet
وَقَالَve dediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَاdinlemeyinتَسۡمَعُواْ*لِهَٰذَاbuٱلۡقُرۡءَانِKur'an'ıوَٱلۡغَوۡاْve gürültü edinفِيهِonda (okunduğunda)لَعَلَّكُمۡbelkiتَغۡلِبُونَona galib gelirsiniz
 
ANLAMI
İnkar edenler: "Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız" dediler.
Ayet 27 Arapça Ayet
فَلَنُذِيقَنَّfakat taddıracağızٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)عَذَابٗاbir azabشَدِيدٗاşiddetliوَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡve onları cezalandıracağızأَسۡوَأَen kötüsüyleٱلَّذِيolduklarınınكَانُواْ*يَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
İnkar edenlere çetin bir azap tattıracağız. İşledikleri en kötü işlere karşılık onların cezasını vereceğiz.
Ayet 28 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbuجَزَآءُcezasıأَعۡدَآءِdüşmanlarınınٱللَّهِAllahٱلنَّارُۖateştirلَهُمۡonlara vardırفِيهَاoradaدَارُyurduٱلۡخُلۡدِsürekli kalmaجَزَآءَۢceza olarakبِمَاsebebiyleكَانُواْayetlerimiziبِـَٔايَٰتِنَا*يَجۡحَدُونَinkar etmeleri
 
ANLAMI
İşte böyle; Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karşılığı orası onların temelli kalacakları yerdir.
Ayet 29 Arapça Ayet
وَقَالَve dediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)رَبَّنَآRabbimizأَرِنَاbize gösterٱلَّذَيۡنِbizi saptıranأَضَلَّانَا*مِنَcinٱلۡجِنِّ*وَٱلۡإِنسِve insanlarıنَجۡعَلۡهُمَاonları alalımتَحۡتَaltınaأَقۡدَامِنَاayaklarımızınلِيَكُونَاolsunlarمِنَalçaklardanٱلۡأَسۡفَلِينَ*
 
ANLAMI
İnkar edenler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan, bizi saptıranları göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en altta kalanlardan olsunlar" derler.
SAYFA 480
Ayet 30 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereقَالُواْdiyen(lere)رَبُّنَاRabbimizٱللَّهُAllah'tırثُمَّsonraٱسۡتَقَٰمُواْdoğru olanlaraتَتَنَزَّلُinerعَلَيۡهِمُüzerineٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerأَلَّاkorkmayınتَخَافُواْ*وَلَاveتَحۡزَنُواْüzülmeyinوَأَبۡشِرُواْfakat sevininبِٱلۡجَنَّةِcennetleٱلَّتِيöyle kiكُنتُمۡsize söz verilenتُوعَدُونَ*
 
ANLAMI
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Ayet 31 Arapça Ayet
نَحۡنُbizأَوۡلِيَآؤُكُمۡsizin dostlarınızızفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaوَفِيveٱلۡأٓخِرَةِۖahiretteوَلَكُمۡve size vardırفِيهَاoradaمَاher şeyتَشۡتَهِيٓçektiğiأَنفُسُكُمۡcanlarınızınوَلَكُمۡve size vardırفِيهَاoradaمَاher şeyتَدَّعُونَistediğiniz
 
ANLAMI
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Ayet 32 Arapça Ayet
نُزُلٗاağırlamasıdırمِّنۡçok bağışlayanınغَفُورٖ*رَّحِيمٖçok esirgeyenin
 
ANLAMI
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَمَنۡve kim olabilir?أَحۡسَنُdaha güzelقَوۡلٗاsözlüمِّمَّنkimsedenدَعَآçağıranإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَعَمِلَve yapandanصَٰلِحٗاiyi işوَقَالَve diyendenإِنَّنِيşüphesiz benمِنَmüslümanlardanımٱلۡمُسۡلِمِينَ*
 
ANLAMI
"Doğrusu ben, kendini Allah'a verenlerdenim" diyen, yararlı iş işleyen ve Allah'a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Ayet 34 Arapça Ayet
وَلَاve değildirتَسۡتَوِيeşitٱلۡحَسَنَةُiyilikوَلَاve ne deٱلسَّيِّئَةُۚkötülükٱدۡفَعۡsav (onu)بِٱلَّتِيolanlaهِيَ*أَحۡسَنُen güzelفَإِذَاbir de bakarsın kiٱلَّذِيseninle arandaبَيۡنَكَ*وَبَيۡنَهُۥonun arasındaعَدَٰوَةٞdüşmanlık olanكَأَنَّهُۥsankiوَلِيٌّbir dostturحَمِيمٞsıcak
 
ANLAMI
İyilik ve fenalık bir değildir. Ey inanan kişi: Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün.
Ayet 35 Arapça Ayet
وَمَاbuna kavuşturulmazيُلَقَّىٰهَآ*إِلَّاbaşkasıٱلَّذِينَkimselerdenصَبَرُواْsabreden(lerden)وَمَاveيُلَقَّىٰهَآbuna kavuşturulmazإِلَّاbaşkasıذُوolandanحَظٍّşansıعَظِيمٖbüyük
 
ANLAMI
Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.
Ayet 36 Arapça Ayet
وَإِمَّاve eğerيَنزَغَنَّكَseni dürtecek olursaمِنَşeytandanٱلشَّيۡطَٰنِ*نَزۡغٞkötü bir düşünceفَٱسۡتَعِذۡhemen sığınبِٱللَّهِۖAllah'aإِنَّهُۥçünkü OهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir.
Ayet 37 Arapça Ayet
وَمِنۡveءَايَٰتِهِO'nun ayetlerindendirٱلَّيۡلُgeceوَٱلنَّهَارُve gündüzوَٱلشَّمۡسُve güneşوَٱلۡقَمَرُۚve ayلَاsecde etmeyinتَسۡجُدُواْ*لِلشَّمۡسِgüneşeوَلَاne deلِلۡقَمَرِayaوَٱسۡجُدُواْۤfakat secde edinلِلَّهِۤAllah'aٱلَّذِيonları yaratanخَلَقَهُنَّ*إِنeğerكُنتُمۡisenizإِيَّاهُO'naتَعۡبُدُونَtapıyor(sanız)
 
ANLAMI
Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.
Ayet 38 Arapça Ayet
فَإِنِfakat eğerٱسۡتَكۡبَرُواْbüyüklük taslarlarsaفَٱلَّذِينَyanında bulunanlarعِندَ*رَبِّكَRabbininيُسَبِّحُونَtesbih ederlerلَهُۥO'nuبِٱلَّيۡلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzوَهُمۡve onlarلَاhiçيَسۡـَٔمُونَ۩usanmazlar
 
ANLAMI
Eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz tesbih ederler.
SAYFA 481
Ayet 39 Arapça Ayet
وَمِنۡbiri de (şudur)ءَايَٰتِهِۦٓO'nun ayetlerindenأَنَّكَsenتَرَىgörürsünٱلۡأَرۡضَtoprağıخَٰشِعَةٗboynu bükükفَإِذَآzamanأَنزَلۡنَاdöktüğümüzعَلَيۡهَاonun üzerineٱلۡمَآءَsuyuٱهۡتَزَّتۡtitreşirوَرَبَتۡۚve kabarırإِنَّelbetteٱلَّذِيٓonu diriltenأَحۡيَاهَا*لَمُحۡيِdiriltirٱلۡمَوۡتَىٰٓۚölüleri deإِنَّهُۥelbette Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٌkadirdir
 
ANLAMI
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir'dir.
Ayet 40 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَdoğruluktan sapanlarيُلۡحِدُونَ*فِيٓhususundaءَايَٰتِنَاayetlerimizلَاgizli kalmazlarيَخۡفَوۡنَ*عَلَيۡنَآۗbizeأَفَمَنkimse mi?يُلۡقَىٰatılanفِيiçineٱلنَّارِateşinخَيۡرٌdaha iyidirأَمyoksaمَّنkimse (mi?)يَأۡتِيٓgelenءَامِنٗاgüvenleيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۚkıyametٱعۡمَلُواْyapınمَاneشِئۡتُمۡdiliyorsanızإِنَّهُۥelbette Oبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızıبَصِيرٌgörmektedir
 
ANLAMI
Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli değillerdir. Kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir Dilediğinizi işleyin, doğrusu O, yaptıklarınızı gören'dir.
Ayet 41 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlarكَفَرُواْinkar ettilerبِٱلذِّكۡرِZikr'i (Kur'an'ı)لَمَّاkendilerine gelenجَآءَهُمۡۖ*وَإِنَّهُۥhalbuki oلَكِتَٰبٌbir Kitaptırعَزِيزٞaziz
 
ANLAMI
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Ayet 42 Arapça Ayet
لَّاona gelmezيَأۡتِيهِ*ٱلۡبَٰطِلُboşa çıkaracak bir sözمِنۢönündenبَيۡنِ*يَدَيۡهِ*وَلَاne deمِنۡarkasındanخَلۡفِهِۦۖ*تَنزِيلٞindirilmiştirمِّنۡhüküm ve hikmet sahibindenحَكِيمٍ*حَمِيدٖçok övülenden
 
ANLAMI
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Ayet 43 Arapça Ayet
مَّاdeğildirيُقَالُsöylenenلَكَsanaإِلَّاbaşka bir şeyمَاolandanقَدۡsöylenmişقِيلَ*لِلرُّسُلِelçilereمِنsenden öncekiقَبۡلِكَۚ*إِنَّkuşkusuzرَبَّكَRabbinلَذُوsahibiمَغۡفِرَةٖbağışlamaوَذُوve sahibidirعِقَابٍazabأَلِيمٖacı
 
ANLAMI
Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.
Ayet 44 Arapça Ayet
وَلَوۡve eğerجَعَلۡنَٰهُbiz onu yapsaydıkقُرۡءَانًاbir Kur'anأَعۡجَمِيّٗاyabancı (dilde)لَّقَالُواْderlerdi kiلَوۡلَاdeğil miydi?فُصِّلَتۡaçıklanmalıءَايَٰتُهُۥٓۖonun ayetleriءَا۬عۡجَمِيّٞyabancı söz mü?وَعَرَبِيّٞۗarab olanaقُلۡde kiهُوَoلِلَّذِينَiçinءَامَنُواْinananlarهُدٗىbir yol göstericidirوَشِفَآءٞۚve (gönüllere) şifadırوَٱلَّذِينَgelinceلَاinanmayanlaraيُؤۡمِنُونَ*فِيٓvardırءَاذَانِهِمۡonların kulaklarındaوَقۡرٞbir ağırlıkوَهُوَve oعَلَيۡهِمۡonlaraعَمًىۚbir körlüktürأُوْلَـٰٓئِكَonlarيُنَادَوۡنَçağırılıyorlarمِنbir yerdenمَّكَانِۭ*بَعِيدٖuzak
 
ANLAMI
Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi Araba yabancı bir dille söylenir mi?" derlerdi. De ki: "Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır." İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.
Ayet 45 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz vermiştikمُوسَىMusa'yaٱلۡكِتَٰبَKitabıفَٱخۡتُلِفَfakat ayrılığa düşülmüştüفِيهِۚondaوَلَوۡلَاve eğer olmasaydıكَلِمَةٞbir sözسَبَقَتۡgeçmişمِنRabbindenرَّبِّكَ*لَقُضِيَderhal hüküm verilirdiبَيۡنَهُمۡۚaralarındaوَإِنَّهُمۡfakat onlarلَفِيiçindedirlerشَكّٖbir kuşkuمِّنۡهُondanمُرِيبٖişkilli
 
ANLAMI
And olsun ki Musa'ya Kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe ve endişe içindedirler.
Ayet 46 Arapça Ayet
مَّنۡkimعَمِلَyaparsaصَٰلِحٗاiyi işفَلِنَفۡسِهِۦۖyararı kendisinedir;وَمَنۡve kimأَسَآءَkötülük yaparsaفَعَلَيۡهَاۗzararı kendisinedirوَمَاve değildirرَبُّكَRabbinبِظَلَّـٰمٖzulmediciلِّلۡعَبِيدِkullara
 
ANLAMI
Kim yararlı iş işlerse kendi lehinedir; kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karşı zalim değildir.
SAYFA 482  •  CÜZ 25
Ayet 47 Arapça Ayet
۞إِلَيۡهِO'naيُرَدُّdöndürülürعِلۡمُbilgisiٱلسَّاعَةِۚsa'at (kıyamet)وَمَاveتَخۡرُجُçıkmazمِنmeyvalarثَمَرَٰتٖ*مِّنۡkabuklarındanأَكۡمَامِهَا*وَمَاgebe kalmazتَحۡمِلُ*مِنۡhiçbirأُنثَىٰdişiوَلَاveتَضَعُdoğurmazإِلَّاolmadanبِعِلۡمِهِۦۚO'nun bilgisiوَيَوۡمَve (o) günيُنَادِيهِمۡonlara seslenildiğiأَيۡنَnerede?شُرَكَآءِيortaklarımقَالُوٓاْdemişlerdirءَاذَنَّـٰكَsana arz ederiz kiمَاyokمِنَّاbizdenمِنhiçbirشَهِيدٖgören
 
ANLAMI
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi ona aittir. O'nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Bana koştuğunuz ortaklar nerede?" diye seslendiği gün: "Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığınıarzederiz" derler.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَضَلَّve sapıp gitmiştirعَنۡهُمonlardanمَّاşeylerكَانُواْolduklarıيَدۡعُونَyalvarıp duruyor(lar)مِنöncedenقَبۡلُۖ*وَظَنُّواْve onlar anlamışlardırمَاolmadığınıلَهُمkendileri içinمِّنhiçbirمَّحِيصٖkaçacak yer
 
ANLAMI
Önceden yalvarıp durdukları şeyler onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Ayet 49 Arapça Ayet
لَّاusanmazيَسۡـَٔمُ*ٱلۡإِنسَٰنُinsanمِنistemektenدُعَآءِ*ٱلۡخَيۡرِhayır (iyilik)وَإِنama eğerمَّسَّهُkendisine dokunursaٱلشَّرُّbir şerفَيَـُٔوسٞhemen üzülürقَنُوطٞümitsiz olur
 
ANLAMI
İnsan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, meyus olur.
Ayet 50 Arapça Ayet
وَلَئِنۡve eğerأَذَقۡنَٰهُbiz ona taddırırsakرَحۡمَةٗbir rahmetمِّنَّاkendimizdenمِنۢsonraبَعۡدِ*ضَرَّآءَbir zarardanمَسَّتۡهُona dokunanلَيَقُولَنَّelbette der kiهَٰذَاbuلِيbenim hakkımdırوَمَآveأَظُنُّsanmıyorumٱلسَّاعَةَkıyametinقَآئِمَةٗkopacağınıوَلَئِنeğerرُّجِعۡتُgötürülmüş olsam bileإِلَىٰRabbimeرَبِّيٓ*إِنَّmuhakkakلِيbenim için vardırعِندَهُۥO'nun yanındaلَلۡحُسۡنَىٰۚdaha güzel şeylerفَلَنُنَبِّئَنَّbiz mutlaka haber vereceğizٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar edenlereبِمَاyaptıklarınıعَمِلُواْ*وَلَنُذِيقَنَّهُمve mutlaka taddıracağızمِّنۡazabdanعَذَابٍ*غَلِيظٖkaba
 
ANLAMI
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O'nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.
Ayet 51 Arapça Ayet
وَإِذَآne zaman kiأَنۡعَمۡنَاbir ni'met verdiğimizdeعَلَىinsanaٱلۡإِنسَٰنِ*أَعۡرَضَyüz çevirirوَنَـَٔاve yan çizerبِجَانِبِهِۦve yan çizerوَإِذَاve ne zaman kiمَسَّهُona dokunduğundaٱلشَّرُّbir şerفَذُوhemenدُعَآءٍyalvarıp dururعَرِيضٖbol bol
 
ANLAMI
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.
Ayet 52 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَرَءَيۡتُمۡgördünüz mü kiإِنeğer (Kur'an)كَانَiseمِنۡtarafındanعِندِ*ٱللَّهِAllahثُمَّsonraكَفَرۡتُمsiz de inkar etmişsenizبِهِۦonuمَنۡkim olabilir?أَضَلُّdaha sapıkمِمَّنۡkimsedenهُوَoفِيbir ayrılığa düşenشِقَاقِۭ*بَعِيدٖuzak
 
ANLAMI
De ki: "Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?"
Ayet 53 Arapça Ayet
سَنُرِيهِمۡbiz onlara göstereceğizءَايَٰتِنَاayetlerimiziفِيufuklardaٱلۡأٓفَاقِ*وَفِيٓveأَنفُسِهِمۡkendi canlarındaحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَiyice belli olanaلَهُمۡonlaraأَنَّهُo(Kur'a)n'ınٱلۡحَقُّۗgerçek olduğuأَوَلَمۡmi?يَكۡفِyetmezبِرَبِّكَRabbininأَنَّهُۥO'nunعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyشَهِيدٌşahit olması
 
ANLAMI
Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Ayet 54 Arapça Ayet
أَلَآiyi bil kiإِنَّهُمۡonlarفِيiçindedirlerمِرۡيَةٖkuşkuمِّنkavuşmaktanلِّقَآءِ*رَبِّهِمۡۗRablerineأَلَآiyi bil kiإِنَّهُۥOبِكُلِّherشَيۡءٖşeyiمُّحِيطُۢkuşatmıştır
 
ANLAMI
Dikkat edin; onlar Rablerine kavuşmaktan şüphededirler; dikkat edin; Allah şüphesiz her şeyi bilgisiyle kuşatandır.