MÜMİN SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


Ayet 1
 Arapça Ayet
حمٓHâ Mîm
 
ANLAMI
Ha, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
تَنزِيلُindirilişiٱلۡكِتَٰبِKitabınمِنَtarafındandırٱللَّهِAllahٱلۡعَزِيزِaziz (daima galib)ٱلۡعَلِيمِalim (herşeyi en iyi bilen)
 
ANLAMI
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve bilgin olan Allah katındandır.
Ayet 3 Arapça Ayet
غَافِرِbağışlayandırٱلذَّنۢبِgünahıوَقَابِلِve kabul edendirٱلتَّوۡبِtevbeyiشَدِيدِçetin olandırٱلۡعِقَابِazabıذِيsahibidirٱلطَّوۡلِۖlutufلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَۖO'ndanإِلَيۡهِO'nadırٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.
Ayet 4 Arapça Ayet
مَاmücadele etmezيُجَٰدِلُ*فِيٓhakkındaءَايَٰتِayetleriٱللَّهِAllah'ınإِلَّاbaşkasıٱلَّذِينَkimselerdenكَفَرُواْinkar eden(lerden)فَلَاo haldeيَغۡرُرۡكَseni aldatmasınتَقَلُّبُهُمۡonların dolaşmalarıفِيşehirledeٱلۡبِلَٰدِ*
 
ANLAMI
Allah'ın ayetleri üzerinde, inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.
Ayet 5 Arapça Ayet
كَذَّبَتۡyalanladıقَبۡلَهُمۡonlardan önceقَوۡمُkavmiنُوحٖNuhوَٱلۡأَحۡزَابُve kollarمِنۢonlardan sonrakiبَعۡدِهِمۡۖ*وَهَمَّتۡve yeltendiكُلُّherأُمَّةِۭmilletبِرَسُولِهِمۡelçisiniلِيَأۡخُذُوهُۖyakalamağaوَجَٰدَلُواْve tartıştılarبِٱلۡبَٰطِلِboş şeyler ileri sürerekلِيُدۡحِضُواْgidermek içinبِهِonunlaٱلۡحَقَّhakkıفَأَخَذۡتُهُمۡۖbu yüzden onları yakaladımفَكَيۡفَnasılكَانَolduعِقَابِazabım
 
ANLAMI
Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?
Ayet 6 Arapça Ayet
وَكَذَٰلِكَve böyleceحَقَّتۡyerini bulduكَلِمَتُsözüرَبِّكَRabbininعَلَىhakkındakiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓاْinkar eden(ler)أَنَّهُمۡonlar ki;أَصۡحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِateş
 
ANLAMI
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.
Ayet 7 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerيَحۡمِلُونَtaşıyan(lar)ٱلۡعَرۡشَArş'ıوَمَنۡve bulunanlarحَوۡلَهُۥonun çevresindeيُسَبِّحُونَtesbih ederlerبِحَمۡدِhamd ile (överek)رَبِّهِمۡRableriniوَيُؤۡمِنُونَve inanırlarبِهِۦO'naوَيَسۡتَغۡفِرُونَve mağfiret dilerlerلِلَّذِينَkimseler içinءَامَنُواْۖinanan(lar)رَبَّنَاRabbimizوَسِعۡتَsen kapladınكُلَّherشَيۡءٖşeyiرَّحۡمَةٗrahmet ileوَعِلۡمٗاve bilgi ileفَٱغۡفِرۡbağışlaلِلَّذِينَkimseleriتَابُواْtevbe eden(leri)وَٱتَّبَعُواْve uyanlarıسَبِيلَكَsenin yolunaوَقِهِمۡve onları koruعَذَابَazabındanٱلۡجَحِيمِcehennem
 
ANLAMI
Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler.
SAYFA 468
Ayet 8 Arapça Ayet
رَبَّنَاRabbimizوَأَدۡخِلۡهُمۡve onları sokجَنَّـٰتِcennetlerineعَدۡنٍAdnٱلَّتِيonlara söz verdiğinوَعَدتَّهُمۡ*وَمَنve kimseleriصَلَحَiyi olanمِنۡbabalarındanءَابَآئِهِمۡ*وَأَزۡوَٰجِهِمۡve eşleri(nden)وَذُرِّيَّـٰتِهِمۡۚve çocukları(ndan)إِنَّكَşüphesiz senأَنتَsensinٱلۡعَزِيزُüstün olanٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibi olan
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Müminleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakim olan ancak Sensin"
Ayet 9 Arapça Ayet
وَقِهِمُve onları koruٱلسَّيِّـَٔاتِۚkötülüklerdenوَمَنve kimiتَقِsen korursanٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerdenيَوۡمَئِذٖo günفَقَدۡelbetteرَحِمۡتَهُۥۚona acımışsındırوَذَٰلِكَve işte budurهُوَoٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
"Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur."
Ayet 10 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)يُنَادَوۡنَ(şöyle) seslenilirلَمَقۡتُ(size) kızmasıٱللَّهِAllah'ınأَكۡبَرُdaha büyüktürمِنsizin kızmanızdanمَّقۡتِكُمۡ*أَنفُسَكُمۡkendi kendinizeإِذۡziraتُدۡعَوۡنَsiz çağrılırdınızإِلَىimanaٱلۡإِيمَٰنِ*فَتَكۡفُرُونَfakat inkar ederdiniz
 
ANLAMI
Ama inkar edenlere, "Allah'ın gazabı, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür; imana çağrıldığınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir.
Ayet 11 Arapça Ayet
قَالُواْdediler kiرَبَّنَآRabbimizأَمَتَّنَاbizi öldürdünٱثۡنَتَيۡنِiki kezوَأَحۡيَيۡتَنَاve dirilttinٱثۡنَتَيۡنِiki kezفَٱعۡتَرَفۡنَاitiraf ettikبِذُنُوبِنَاgünahlarımızıفَهَلۡvar mı?إِلَىٰçıkmak içinخُرُوجٖ*مِّنhiçbirسَبِيلٖbir yol
 
ANLAMI
Onlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?" derler.
Ayet 12 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمbuبِأَنَّهُۥٓsebebiyledirإِذَاzamanدُعِيَçağrıldığınızٱللَّهُAllah'aوَحۡدَهُۥtek olanكَفَرۡتُمۡinkar etmenizوَإِنve eğerيُشۡرَكۡortak koşulursaبِهِۦO'naتُؤۡمِنُواْۚinanmanızفَٱلۡحُكۡمُartık hükümلِلَّهِAllah'a aittirٱلۡعَلِيِّyüceٱلۡكَبِيرِve büyük
 
ANLAMI
Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.
Ayet 13 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيkiيُرِيكُمۡsize gösteriyorءَايَٰتِهِۦayetleriniوَيُنَزِّلُve indiriyorلَكُمsizin içinمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*رِزۡقٗاۚrızıkوَمَاveيَتَذَكَّرُöğüt almazإِلَّاbaşkasıمَنkimsedenيُنِيبُ(O'na) yönelen
 
ANLAMI
Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Ayet 14 Arapça Ayet
فَٱدۡعُواْo halde çağırınٱللَّهَAllah'aمُخۡلِصِينَhalis kılarakلَهُyalnız O'naٱلدِّينَdiniوَلَوۡşayetكَرِهَhoşuna gitmese deٱلۡكَٰفِرُونَkafirlerin
 
ANLAMI
Ey inananlar! İnkarcılar istemese de, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın.
Ayet 15 Arapça Ayet
رَفِيعُyükseltenٱلدَّرَجَٰتِdereceleriذُوsahibiٱلۡعَرۡشِArş'ınيُلۡقِيindirirٱلرُّوحَruhuمِنۡemrinden olanأَمۡرِهِۦ*عَلَىٰüzerineمَنdilediğiيَشَآءُ*مِنۡkullarındanعِبَادِهِۦ*لِيُنذِرَuyarmak içinيَوۡمَgününe karşıٱلتَّلَاقِbuluşma
 
ANLAMI
Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.
Ayet 16 Arapça Ayet
يَوۡمَo günهُمonlarبَٰرِزُونَۖortaya çıkarlarلَاgizli kalmazيَخۡفَىٰ*عَلَىAllah'aٱللَّهِ*مِنۡهُمۡonlardanشَيۡءٞۚhiçbir şeyلِّمَنِkimindir?ٱلۡمُلۡكُmülkٱلۡيَوۡمَۖbugünلِلَّهِAllah'ınٱلۡوَٰحِدِtekٱلۡقَهَّارِve kahhar
 
ANLAMI
O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugün hükümranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gücü herşeye yeten tek Allah'ındır" derler.
SAYFA 469
Ayet 17 Arapça Ayet
ٱلۡيَوۡمَbugünتُجۡزَىٰcezalanırكُلُّherنَفۡسِۭcanبِمَاkazandığıyleكَسَبَتۡۚ*لَاyokturظُلۡمَzulümٱلۡيَوۡمَۚbugünإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلۡحِسَابِhesabı
 
ANLAMI
Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَأَنذِرۡهُمۡve onları uyarيَوۡمَgüne (karşı)ٱلۡأٓزِفَةِyaklaşanإِذِziraٱلۡقُلُوبُyüreklerلَدَىdayanmıştırٱلۡحَنَاجِرِgırtlaklaraكَٰظِمِينَۚyutkunur dururlarمَاyokturلِلظَّـٰلِمِينَzalimlerinمِنۡhiçbirحَمِيمٖdostuوَلَاve yokturشَفِيعٖbir aracılarıيُطَاعُsözü tutulur
 
ANLAMI
Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.
Ayet 19 Arapça Ayet
يَعۡلَمُbilirخَآئِنَةَhain(bakışlar)ınıٱلۡأَعۡيُنِgözlerinوَمَاve neتُخۡفِيgizliyorlarsaٱلصُّدُورُgöğüslerinde
 
ANLAMI
Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَٱللَّهُAllahيَقۡضِيhükmederبِٱلۡحَقِّۖhak ileوَٱلَّذِينَkimseler iseيَدۡعُونَyalvardıklarıمِنO'ndan başkaدُونِهِۦ*لَاhüküm veremezlerيَقۡضُونَ*بِشَيۡءٍۗhiçbir şeyeإِنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلۡبَصِيرُgörendir
 
ANLAMI
Allah, gerçekle hükmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür.
Ayet 21 Arapça Ayet
۞أَوَلَمۡgezip dolaşmadılar mı?يَسِيرُواْ*فِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَيَنظُرُواْgörsünlerكَيۡفَnasılكَانَolduğunuعَٰقِبَةُsonununٱلَّذِينَkimselerinكَانُواْolanمِنkendilerinden öncekiقَبۡلِهِمۡۚ*كَانُواْidilerهُمۡonlarأَشَدَّdaha üstünمِنۡهُمۡkendilerindenقُوَّةٗkuvvet bakımındanوَءَاثَارٗاve eserleri bakımındanفِيyeryüzündekiٱلۡأَرۡضِ*فَأَخَذَهُمُfakat onları yakaladıٱللَّهُAllahبِذُنُوبِهِمۡgünahları yüzündenوَمَاveكَانَolmadıلَهُمonlarıمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aمِنhiçbirوَاقٖkoruyan
 
ANLAMI
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur.
Ayet 22 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbuبِأَنَّهُمۡonların (sebebiyledir)كَانَتolmalarıتَّأۡتِيهِمۡonlara getirirdiرُسُلُهُمelçileriبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarفَكَفَرُواْama inkar ediyorlardıفَأَخَذَهُمُbu yüzden onları yakaladıٱللَّهُۚAllahإِنَّهُۥzira Oقَوِيّٞgüçlüdürشَدِيدُçetin olandırٱلۡعِقَابِcezası
 
ANLAMI
Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikمُوسَىٰMusa'yıبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleوَسُلۡطَٰنٖve bir yetki ileمُّبِينٍapaçık
 
ANLAMI
And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.
Ayet 24 Arapça Ayet
إِلَىٰFir'avn'eفِرۡعَوۡنَ*وَهَٰمَٰنَve Haman'aوَقَٰرُونَve Karun'aفَقَالُواْdedilerسَٰحِرٞbir büyücüdürكَذَّابٞyalancı
 
ANLAMI
And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.
Ayet 25 Arapça Ayet
فَلَمَّا(Musa) ne zaman kiجَآءَهُمonlara gelinceبِٱلۡحَقِّhakk ileمِنۡkatımızdanعِندِنَا*قَالُواْdedilerٱقۡتُلُوٓاْöldürünأَبۡنَآءَoğullarınıٱلَّذِينَkimselerinءَامَنُواْinanan(ların)مَعَهُۥonunla beraberوَٱسۡتَحۡيُواْve sağ bırakınنِسَآءَهُمۡۚkadınlarınıوَمَاve değildirكَيۡدُtuzağıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerinإِلَّاbaşkasıفِيboşa çıkandanضَلَٰلٖ*
 
ANLAMI
Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.
SAYFA 470
Ayet 26 Arapça Ayet
وَقَالَve dediفِرۡعَوۡنُFir'avnذَرُونِيٓbırakın beniأَقۡتُلۡöldüreyimمُوسَىٰMusa'yıوَلۡيَدۡعُve yalvarsınرَبَّهُۥٓۖRabbineإِنِّيٓçünkü benأَخَافُkorkuyorumأَنdiyeيُبَدِّلَonun değiştirecekدِينَكُمۡdininiziأَوۡyahutأَنdiyeيُظۡهِرَçıkaracakفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*ٱلۡفَسَادَfesad
 
ANLAMI
Firavun: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum" dedi.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَقَالَve dediمُوسَىٰٓMusaإِنِّيelbette benعُذۡتُsığındımبِرَبِّيbenim de Rabbimوَرَبِّكُمve sizin de Rabbinizeمِّنhepsindenكُلِّ*مُتَكَبِّرٖkibirlilerinلَّاinanmayanيُؤۡمِنُ*بِيَوۡمِgününeٱلۡحِسَابِhesap
 
ANLAMI
Musa: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَقَالَve (şöyle) dediرَجُلٞbir adamمُّؤۡمِنٞmü'minمِّنۡailesindenءَالِ*فِرۡعَوۡنَFir'avnيَكۡتُمُgizleyenإِيمَٰنَهُۥٓimanınıأَتَقۡتُلُونَöldürüyor musunuz?رَجُلًاbir adamıأَنdiyeيَقُولَdiyorرَبِّيَRabbimٱللَّهُAllah'tırوَقَدۡoysa gerçektenجَآءَكُمsize gelmiştirبِٱلۡبَيِّنَٰتِkanıtlarlaمِنRabbinizdenرَّبِّكُمۡۖ*وَإِنve eğerيَكُo iseكَٰذِبٗاbir yalancıفَعَلَيۡهِkendi zararınadırكَذِبُهُۥۖyalanıوَإِنve eğerيَكُo iseصَادِقٗاdoğru söylüyorيُصِبۡكُمbaşınıza gelirبَعۡضُbir kısmıٱلَّذِيsize va'dettiklerininيَعِدُكُمۡۖ*إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdoğru yola iletmezيَهۡدِي*مَنۡkimseyiهُوَoمُسۡرِفٞaşırı gidenكَذَّابٞyalancı
 
ANLAMI
Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez."
Ayet 29 Arapça Ayet
يَٰقَوۡمِey kavmimلَكُمُsizindirٱلۡمُلۡكُmülkٱلۡيَوۡمَbugünظَٰهِرِينَhakimsinizفِيyeryüzüneٱلۡأَرۡضِ*فَمَنkimيَنصُرُنَاbizi kurtarır?مِنۢhışmındanبَأۡسِ*ٱللَّهِAllâh'ınإِنeğerجَآءَنَاۚbize gelirseقَالَdediفِرۡعَوۡنُFir'avnمَآben size göstermiyorumأُرِيكُمۡ*إِلَّاbaşkasınıمَآşeydenأَرَىٰgördüğümوَمَآveأَهۡدِيكُمۡben sizi iletmemإِلَّاbaşkasınaسَبِيلَyoldanٱلرَّشَادِdoğru
 
ANLAMI
"Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize çatınca, O'na karşı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum" dedi.
Ayet 30 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiٱلَّذِيٓ(adam)ءَامَنَinananيَٰقَوۡمِey kavmimإِنِّيٓelbette benأَخَافُkorkuyorumعَلَيۡكُمüzerinizeمِّثۡلَmislindenيَوۡمِgünününٱلۡأَحۡزَابِöncekilerin
 
ANLAMI
İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez."
Ayet 31 Arapça Ayet
مِثۡلَgibiدَأۡبِdurumuقَوۡمِkavmininنُوحٖNûhوَعَادٖve 'Adوَثَمُودَve Semud'unوَٱلَّذِينَveمِنۢonlardan sonrakilerinبَعۡدِهِمۡۚ*وَمَاve değildirٱللَّهُAllahيُرِيدُisteyecekظُلۡمٗاzulmetmekلِّلۡعِبَادِkullara
 
ANLAMI
İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez."
Ayet 32 Arapça Ayet
وَيَٰقَوۡمِve ey kavmimإِنِّيٓgerçekten benأَخَافُkorkuyorumعَلَيۡكُمۡsizin içinيَوۡمَgünündenٱلتَّنَادِo çağırma
 
ANLAMI
"Ey milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum."
Ayet 33 Arapça Ayet
يَوۡمَo günتُوَلُّونَarkanızı dönüpمُدۡبِرِينَkaçarsınızمَاama yokturلَكُمsizin içinمِّنَAllahtanٱللَّهِ*مِنۡhiç;عَاصِمٖۗkurtaracak kimseوَمَنve kimiيُضۡلِلِşaşırtırsaٱللَّهُAllahفَمَاartık olmazلَهُۥonaمِنۡhiçbirهَادٖyol gösteren
 
ANLAMI
"Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur."
SAYFA 471
Ayet 34 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunجَآءَكُمۡsize gelmiştiيُوسُفُYusufمِنdaha önceقَبۡلُ*بِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarlaفَمَاfakatزِلۡتُمۡgeri durmadınızفِي(olmaktan)شَكّٖşüphedeمِّمَّاşeyler hakkındaجَآءَكُمsize getirdikleriبِهِۦۖonunحَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanهَلَكَöldüğüقُلۡتُمۡdedinizلَنaslaيَبۡعَثَgöndermezٱللَّهُAllahمِنۢondan sonraبَعۡدِهِۦ*رَسُولٗاۚelçiكَذَٰلِكَişte böyleيُضِلُّsaptırırٱللَّهُAllahمَنۡkimseleriهُوَoمُسۡرِفٞaşırı gidenمُّرۡتَابٌşüpheci
 
ANLAMI
"And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır."
Ayet 35 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُجَٰدِلُونَtartışırlarفِيٓhakkındaءَايَٰتِayetleriٱللَّهِAllah'ınبِغَيۡرِolmadanسُلۡطَٰنٍbir delilأَتَىٰهُمۡۖkendilerine gelmişكَبُرَne büyükمَقۡتًاbir kızgınlıktırعِندَyanındaٱللَّهِAllahوَعِندَve yanındaٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْۚinanan(lar)كَذَٰلِكَişte böyleيَطۡبَعُmühürlerٱللَّهُAllahعَلَىٰüzeriniكُلِّherقَلۡبِkalbiمُتَكَبِّرٖkibirliجَبَّارٖzorbanın
 
ANLAMI
"Bunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler."
Ayet 36 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiفِرۡعَوۡنُFir'avnيَٰهَٰمَٰنُey Hâmânٱبۡنِyapلِيbanaصَرۡحٗاyüksek bir kuleلَّعَلِّيٓbelkiأَبۡلُغُerişirimٱلۡأَسۡبَٰبَsebeplere
 
ANLAMI
Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.
Ayet 37 Arapça Ayet
أَسۡبَٰبَsebeplerineٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinفَأَطَّلِعَböylece bakayımإِلَىٰٓtanrısınaإِلَٰهِ*مُوسَىٰMusâ'nınوَإِنِّيçünkü benلَأَظُنُّهُۥonu sanıyorumكَٰذِبٗاۚyalancıdırوَكَذَٰلِكَve böyleceزُيِّنَsüslü gösterildiلِفِرۡعَوۡنَFir'avn'aسُوٓءُkötüعَمَلِهِۦişiوَصُدَّve çıkarıldıعَنِyoldanٱلسَّبِيلِۚ*وَمَاve değildiكَيۡدُtuzağıفِرۡعَوۡنَFir'avn'ınإِلَّاbaşkaفِيhüsrandanتَبَابٖ*
 
ANLAMI
Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.
Ayet 38 Arapça Ayet
وَقَالَdedi kiٱلَّذِيٓ(adam)ءَامَنَinananيَٰقَوۡمِey kavmimٱتَّبِعُونِbana uyunأَهۡدِكُمۡsizi götüreyimسَبِيلَyolaٱلرَّشَادِdoğru
 
ANLAMI
O inanan kimse dedi ki: "Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim."
Ayet 39 Arapça Ayet
يَٰقَوۡمِey kavmimإِنَّمَاgerçektenهَٰذِهِbuٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَاdünyaمَتَٰعٞbir geçinmedirوَإِنَّve gerçektenٱلۡأٓخِرَةَahiretهِيَoدَارُyerdirٱلۡقَرَارِebedi olarak durulacak
 
ANLAMI
"Ey milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur."
Ayet 40 Arapça Ayet
مَنۡkimعَمِلَyaparsaسَيِّئَةٗbir kötülükفَلَاcezalandırılmazيُجۡزَىٰٓ*إِلَّاbaşkasıylaمِثۡلَهَاۖonun mislindenوَمَنۡve her kimعَمِلَyaparsaصَٰلِحٗاfaydalı bir işمِّنerkektenذَكَرٍ*أَوۡveyaأُنثَىٰkadın(dan)وَهُوَve oمُؤۡمِنٞinanarakفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarيَدۡخُلُونَgirerlerٱلۡجَنَّةَcenneteيُرۡزَقُونَkendilerine rızık verilirفِيهَاoradaبِغَيۡرِolmaksızınحِسَابٖhesabı
 
ANLAMI
"Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar."
SAYFA 472
Ayet 41 Arapça Ayet
۞وَيَٰقَوۡمِve ey kavmimمَاne oluyor?لِيٓbanaأَدۡعُوكُمۡben sizi çağırıyorumإِلَىkurtuluşaٱلنَّجَوٰةِ*وَتَدۡعُونَنِيٓve siz beni çağırıyorsunuzإِلَىateşeٱلنَّارِ*
 
ANLAMI
"Ey milletim! Nedir başıma gelen Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."
Ayet 42 Arapça Ayet
تَدۡعُونَنِيsiz beni çağırıyorsunuzلِأَكۡفُرَnankörlük etmeğeبِٱللَّهِAllah'aوَأُشۡرِكَve ortak koşmağaبِهِۦO'naمَاşeyleriلَيۡسَolmayanلِيbenimبِهِۦonun hakkındaعِلۡمٞbilgimوَأَنَا۠ben iseأَدۡعُوكُمۡsizi çağırıyorumإِلَىaziz olanaٱلۡعَزِيزِ*ٱلۡغَفَّـٰرِçok bağışlayana
 
ANLAMI
"Siz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum."
Ayet 43 Arapça Ayet
لَاyok (ki)جَرَمَşüpheأَنَّمَاkesinlikleتَدۡعُونَنِيٓsiz beni çağırıyorsunuzإِلَيۡهِonaلَيۡسَ(oysa) yokturلَهُۥonunدَعۡوَةٞdu'aya değer tarafıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَلَاne deفِيahiretteٱلۡأٓخِرَةِ*وَأَنَّve elbetteمَرَدَّنَآbizim dönüşümüzإِلَىAllah'adırٱللَّهِ*وَأَنَّve elbetteٱلۡمُسۡرِفِينَaşırı gidenlerهُمۡişte onlarأَصۡحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِateş
 
ANLAMI
"Beni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabiliyette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduklarında şüphe yoktur."
Ayet 44 Arapça Ayet
فَسَتَذۡكُرُونَyakında hatırlayacaksınızمَآneأَقُولُsöylediysemلَكُمۡۚsizeوَأُفَوِّضُve bırakıyorumأَمۡرِيٓişimiإِلَىAllah'aٱللَّهِۚ*إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبَصِيرُۢgörürبِٱلۡعِبَادِkulları
 
ANLAMI
"Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür."
Ayet 45 Arapça Ayet
فَوَقَىٰهُonu koruduٱللَّهُAllahسَيِّـَٔاتِkötülüklerindenمَاonların kurdukları tuzaklarınمَكَرُواْۖ*وَحَاقَve kuşattıبِـَٔالِailesiniفِرۡعَوۡنَFir'avnسُوٓءُen kötüsüٱلۡعَذَابِazabın
 
ANLAMI
Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı.
Ayet 46 Arapça Ayet
ٱلنَّارُateşيُعۡرَضُونَsunulurlarعَلَيۡهَاonaغُدُوّٗاsabahوَعَشِيّٗاۚve akşamوَيَوۡمَve günüتَقُومُkoptuğuٱلسَّاعَةُkıyametinأَدۡخِلُوٓاْsokun (denilir)ءَالَailesiniفِرۡعَوۡنَFir'avnأَشَدَّen çetinineٱلۡعَذَابِazabın
 
ANLAMI
Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, "Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun"denir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَإِذۡveيَتَحَآجُّونَbirbirleriyle tartışırlarkenفِيiçindeٱلنَّارِateşinفَيَقُولُdediler kiٱلضُّعَفَـٰٓؤُاْzayıf olanlarلِلَّذِينَbüyüklük taslayanlaraٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ*إِنَّاelbette bizكُنَّاidikلَكُمۡsizeتَبَعٗاuymuşفَهَلۡsiz-misiniz?أَنتُمsizمُّغۡنُونَ*عَنَّاbizdenنَصِيبٗاufak bir parçasınıمِّنَateşinٱلنَّارِ*
 
ANLAMI
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler.
Ayet 48 Arapça Ayet
قَالَdedi(ler) kiٱلَّذِينَbüyüklük taslayanlarٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ*إِنَّاelbette bizكُلّٞhepimizفِيهَآonun içindeyizإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahقَدۡelbetteحَكَمَhüküm verdiبَيۡنَarasındaٱلۡعِبَادِkullar
 
ANLAMI
Büyüklük taslayanlar: "Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir" derler.
Ayet 49 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi(ler) kiٱلَّذِينَiçindekilerفِي*ٱلنَّارِateşلِخَزَنَةِbekçilerineجَهَنَّمَcehenneminٱدۡعُواْdu'a edinرَبَّكُمۡRabbinizeيُخَفِّفۡhafifletsinعَنَّاbizdenيَوۡمٗاbir günمِّنَbirazٱلۡعَذَابِazabı
 
ANLAMI
Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin" derler.
SAYFA 473
Ayet 50 Arapça Ayet
قَالُوٓاْdedilerأَوَلَمۡdeğilmiydi?تَكُ*تَأۡتِيكُمۡsize geliyorرُسُلُكُمelçilerinizبِٱلۡبَيِّنَٰتِۖaçık kanıtlarlaقَالُواْdedilerبَلَىٰۚevet (gelirlerdi)قَالُواْdedilerفَٱدۡعُواْۗöyle ise yalvar(ıp dur)unوَمَاfakat değildirدُعَـٰٓؤُاْyalvarmasıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerinإِلَّاbaşkasıفِيdalalettenضَلَٰلٍ*
 
ANLAMI
Bekçiler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmişti" derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.
Ayet 51 Arapça Ayet
إِنَّاelbette bizلَنَنصُرُyardım ederizرُسُلَنَاelçilerimizeوَٱلَّذِينَve kimselereءَامَنُواْinanan(lara)فِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaوَيَوۡمَve gündeيَقُومُ(şahidliğe) duracaklarıٱلۡأَشۡهَٰدُşahidlerin
 
ANLAMI
Doğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz.
Ayet 52 Arapça Ayet
يَوۡمَo günلَاfayda vermezيَنفَعُ*ٱلظَّـٰلِمِينَzalimlereمَعۡذِرَتُهُمۡۖma'zeretleriوَلَهُمُve onlar için vardırٱللَّعۡنَةُla'netوَلَهُمۡve onlara vardırسُوٓءُen kötüsüٱلدَّارِyurt(lar)ın
 
ANLAMI
O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.
Ayet 53 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz verdikمُوسَىMusa'yaٱلۡهُدَىٰhidayetوَأَوۡرَثۡنَاve miras kıldıkبَنِيٓoğullarınaإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailٱلۡكِتَٰبَKitabı
 
ANLAMI
And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.
Ayet 54 Arapça Ayet
هُدٗىbir yol göstericidirوَذِكۡرَىٰve öğüttürلِأُوْلِيsahiplerineٱلۡأَلۡبَٰبِsağduyu
 
ANLAMI
And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.
Ayet 55 Arapça Ayet
فَٱصۡبِرۡo halde sabretإِنَّmutlakaوَعۡدَva'diٱللَّهِAllah'ınحَقّٞgerçektirوَٱسۡتَغۡفِرۡve istiğfar etلِذَنۢبِكَgünahınaوَسَبِّحۡve anبِحَمۡدِövgü ileرَبِّكَRabbiniبِٱلۡعَشِيِّakşamوَٱلۡإِبۡكَٰرِsabah
 
ANLAMI
Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.
Ayet 56 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيُجَٰدِلُونَtartışan(lar)فِيٓhakkındaءَايَٰتِayetleriٱللَّهِAllah'ınبِغَيۡرِolmadanسُلۡطَٰنٍ(hiçbir) delilأَتَىٰهُمۡkendilerine gelenإِنyokturفِيonların göğüslerindeصُدُورِهِمۡ*إِلَّاbaşka bir şeyكِبۡرٞbüyüklük (taslamaktan)مَّاonlarهُم*بِبَٰلِغِيهِۚerişemeyecekleriفَٱسۡتَعِذۡsen sığınبِٱللَّهِۖAllah'aإِنَّهُۥçünkü OهُوَO'durٱلسَّمِيعُişitenٱلۡبَصِيرُgören
 
ANLAMI
Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.
Ayet 57 Arapça Ayet
لَخَلۡقُyaratmakٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضِve yeriأَكۡبَرُçok daha zordurمِنۡyaratmaktanخَلۡقِ*ٱلنَّاسِinsanlarıوَلَٰكِنَّfakatأَكۡثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَمَاolmazيَسۡتَوِيeşitٱلۡأَعۡمَىٰkörوَٱلۡبَصِيرُve görenوَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُواْinanan(lar)وَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerوَلَاve ne deٱلۡمُسِيٓءُۚkötülük yapanقَلِيلٗاazمَّاne kadarتَتَذَكَّرُونَdüşünüyorsunuz
 
ANLAMI
Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
SAYFA 474
Ayet 59 Arapça Ayet
إِنَّmutlakaٱلسَّاعَةَsa'atلَأٓتِيَةٞgelecektirلَّاasla yokturرَيۡبَşüpheفِيهَاbundaوَلَٰكِنَّfakatأَكۡثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda şüphe yoktur, fakat, insanların çoğu inanmıyor.
Ayet 60 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiرَبُّكُمُRabbinizٱدۡعُونِيٓbana du'a edinأَسۡتَجِبۡkabul edeyimلَكُمۡۚsizdenإِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَسۡتَكۡبِرُونَbüyüklenen(ler)عَنۡbana kulluk etmeğeعِبَادَتِي*سَيَدۡخُلُونَgireceklerdirجَهَنَّمَcehennemeدَاخِرِينَaşağılık olarak
 
ANLAMI
Rabbiniz: "Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuştur.
Ayet 61 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahٱلَّذِيO'dur kiجَعَلَyaptıلَكُمُsizeٱلَّيۡلَgeceyiلِتَسۡكُنُواْistirahat etmeniz içinفِيهِiçindeوَٱلنَّهَارَve gündüzüمُبۡصِرًاۚgörmeniz içinإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَذُوsahibidirفَضۡلٍlutufعَلَىkarşıٱلنَّاسِinsanlaraوَلَٰكِنَّfakatأَكۡثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاşükretmezlerيَشۡكُرُونَ*
 
ANLAMI
Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler.
Ayet 62 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمۡRabbinizخَٰلِقُyaratıcısı olanكُلِّherشَيۡءٖşeyinلَّآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَۖO'ndanفَأَنَّىٰnasıl da?تُؤۡفَكُونَçevriliyorsunuz
 
ANLAMI
İşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz?
Ayet 63 Arapça Ayet
كَذَٰلِكَişte böyleيُؤۡفَكُçevriliyorlardıٱلَّذِينَkimselerكَانُواْolanlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınيَجۡحَدُونَkasden inkar etmekte
 
ANLAMI
Allah'ın ayetlerini bile bile inkar edenler böylece döndürülüyorlardı.
Ayet 64 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahٱلَّذِيO'dur kiجَعَلَyaptıلَكُمُsizeٱلۡأَرۡضَarzıقَرَارٗاdurulacak yerوَٱلسَّمَآءَve göğüبِنَآءٗbinaوَصَوَّرَكُمۡve sizi şekillendirdiفَأَحۡسَنَve güzel yaptıصُوَرَكُمۡşekilleriniziوَرَزَقَكُمve sizi beslediمِّنَgüzel rızıklarlaٱلطَّيِّبَٰتِۚ*ذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمۡۖRabbinizفَتَبَارَكَne yücedirٱللَّهُAllahرَبُّRabbiٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
Sizin için yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de, şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
Ayet 65 Arapça Ayet
هُوَOٱلۡحَيُّdiridirلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanفَٱدۡعُوهُO'na yalvarınمُخۡلِصِينَhalis kılarakلَهُyalnız kendisineٱلدِّينَۗdiniٱلۡحَمۡدُhamdلِلَّهِAllah'a mahsusturرَبِّRabbiٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
O diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir.
Ayet 66 Arapça Ayet
۞قُلۡde kiإِنِّيelbette benنُهِيتُmen'olundumأَنۡtapmaktanأَعۡبُدَ*ٱلَّذِينَsizin yalvardıklarınızaتَدۡعُونَ*مِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanلَمَّاzamanجَآءَنِيَbana geldiğiٱلۡبَيِّنَٰتُaçık delillerمِنRabbimdenرَّبِّي*وَأُمِرۡتُve emrolundumأَنۡteslim olmaklaأُسۡلِمَ*لِرَبِّRabbineٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
De ki: "Sizin, Allah'ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum."
SAYFA 475
Ayet 67 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيkiخَلَقَكُمsizi yarattıمِّنtopraktanتُرَابٖ*ثُمَّsonraمِنnutfe(sperm)denنُّطۡفَةٖ*ثُمَّsonraمِنۡalaka(embriyo)danعَلَقَةٖ*ثُمَّsonraيُخۡرِجُكُمۡsizi çıkarıyorطِفۡلٗاçocuk olarakثُمَّsonraلِتَبۡلُغُوٓاْermeniz içinأَشُدَّكُمۡgüçlü çağınızaثُمَّsonraلِتَكُونُواْolmanız içinشُيُوخٗاۚihtiyarlarوَمِنكُمve içinizdenمَّنkimiيُتَوَفَّىٰöldürülüyorمِنdaha önceقَبۡلُۖ*وَلِتَبۡلُغُوٓاْve erişmeniz içinأَجَلٗاsüreyeمُّسَمّٗىbelliوَلَعَلَّكُمۡve umulur kiتَعۡقِلُونَaklınızı kullanırsınız
 
ANLAMI
Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz.
Ayet 68 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيyaşatanيُحۡيِۦ*وَيُمِيتُۖve öldürenفَإِذَاzamanقَضَىٰٓhükmettiğiأَمۡرٗاbir işiفَإِنَّمَاsadeceيَقُولُderلَهُۥonaكُنol!فَيَكُونُo da olur
 
ANLAMI
Dirilten, öldüren O'dur. Bir şeye karar verirse "Ol" der, o da oluverir.
Ayet 69 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*إِلَىkimseleriٱلَّذِينَ*يُجَٰدِلُونَtartışan(ları)فِيٓhakkındaءَايَٰتِayetleriٱللَّهِAllah'ınأَنَّىٰnasıl da?يُصۡرَفُونَçevriliyorlar
 
ANLAMI
Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin Nasıl da döndürülüyorlar?
Ayet 70 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُواْyalanlayan(lar)بِٱلۡكِتَٰبِKitabıوَبِمَآve şeyiأَرۡسَلۡنَاgönderdiğimizبِهِۦonunlaرُسُلَنَاۖelçilerimiziفَسَوۡفَfakat yakındaيَعۡلَمُونَbileceklerdir
 
ANLAMI
Kitap'ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir.
Ayet 71 Arapça Ayet
إِذِo zamanٱلۡأَغۡلَٰلُdemir halkalarفِيٓboyunlarındaأَعۡنَٰقِهِمۡ*وَٱلسَّلَٰسِلُve zincirlerيُسۡحَبُونَsürüklenceklerdir
 
ANLAMI
Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.
Ayet 72 Arapça Ayet
فِيiçindeٱلۡحَمِيمِkaynar suثُمَّsonraفِيateşteٱلنَّارِ*يُسۡجَرُونَyakılacaklardır
 
ANLAMI
Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.
Ayet 73 Arapça Ayet
ثُمَّsonraقِيلَdenilecektirلَهُمۡonlaraأَيۡنَnerede?مَاşeylerكُنتُمۡolduğunuzتُشۡرِكُونَortak koşuyor(lar)
 
ANLAMI
Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.
Ayet 74 Arapça Ayet
مِنbaşkaları?دُونِ*ٱللَّهِۖAllah'tanقَالُواْdiyecekler kiضَلُّواْkayboldularعَنَّاbizdenبَلhayırلَّمۡdeğilmişizنَكُن*نَّدۡعُواْbiz tapmıyorمِنöncedenقَبۡلُ*شَيۡـٔٗاۚhiçbir şeyeكَذَٰلِكَişte böyleيُضِلُّşaşırtırٱللَّهُAllahٱلۡكَٰفِرِينَkafirleri
 
ANLAMI
Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.
Ayet 75 Arapça Ayet
ذَٰلِكُمbu durumبِمَاötürüdürكُنتُمۡsizinتَفۡرَحُونَşımarmanızdanفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*بِغَيۡرِolmaksızınٱلۡحَقِّhakkıوَبِمَاve ötürüdürكُنتُمۡolmanızdanتَمۡرَحُونَböbürlenmiş
 
ANLAMI
Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!
Ayet 76 Arapça Ayet
ٱدۡخُلُوٓاْgirinأَبۡوَٰبَkapılarındanجَهَنَّمَcehenneminخَٰلِدِينَebedi kalacaksınızفِيهَاۖoradaفَبِئۡسَne kötüdürمَثۡوَىyeriٱلۡمُتَكَبِّرِينَkibirlenenlerin
 
ANLAMI
Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!
Ayet 77 Arapça Ayet
فَٱصۡبِرۡartık sabretإِنَّşüphesizوَعۡدَva'di (sözü)ٱللَّهِAllah'ınحَقّٞۚgerçektirفَإِمَّاyaنُرِيَنَّكَsana gösteririzبَعۡضَbir kısmınıٱلَّذِيşeylerinنَعِدُهُمۡonları tehdidettiğimizأَوۡyahutنَتَوَفَّيَنَّكَseni vefat ettiririzفَإِلَيۡنَاsonunda bizeيُرۡجَعُونَdöndürüleceklerdir
 
ANLAMI
Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.
SAYFA 476
Ayet 78 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikرُسُلٗاelçilerمِّنsenden önce deقَبۡلِكَ*مِنۡهُمonlardanمَّنkiminiقَصَصۡنَاanlattıkعَلَيۡكَsanaوَمِنۡهُمve onlardanمَّنkiminiلَّمۡanlatmadıkنَقۡصُصۡ*عَلَيۡكَۗsanaوَمَاve değildirكَانَmümkünلِرَسُولٍhiçbir elçininأَنgetirmesiيَأۡتِيَ*بِـَٔايَةٍbir mu'cizeإِلَّاdışındaبِإِذۡنِizniٱللَّهِۚAllah'ınفَإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَمۡرُemriٱللَّهِAllah'ınقُضِيَyerine getirilirبِٱلۡحَقِّhak ileوَخَسِرَve hüsrana uğrarlarهُنَالِكَoradaٱلۡمُبۡطِلُونَboşa çıkarmağa uğraşanlar
 
ANLAMI
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.
Ayet 79 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahٱلَّذِيO'dur kiجَعَلَyarattıلَكُمُsizeٱلۡأَنۡعَٰمَhayvanlarıلِتَرۡكَبُواْbinmeniz içinمِنۡهَاkimineوَمِنۡهَاve kimindenتَأۡكُلُونَyemeniz için
 
ANLAMI
Binek olarak kullanmanız ve yemeniz için hayvanları sizin için yaratan Allah'tır.
Ayet 80 Arapça Ayet
وَلَكُمۡve sizin için vardırفِيهَاonlardaمَنَٰفِعُfaydalarوَلِتَبۡلُغُواْerersinizعَلَيۡهَاonların üstündeحَاجَةٗarzuyaفِيgönüllerinizdekiصُدُورِكُمۡ*وَعَلَيۡهَاve onların üstündeوَعَلَىve üstündeٱلۡفُلۡكِgemilerinتُحۡمَلُونَtaşınırsınız
 
ANLAMI
Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır; gönüllerinizdeki arzulara, onlara binerek ulaşırsınız. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
Ayet 81 Arapça Ayet
وَيُرِيكُمۡsize gösteriyorءَايَٰتِهِۦayetleriniفَأَيَّhangisini?ءَايَٰتِayetlerindenٱللَّهِAllah'ınتُنكِرُونَinkar ediyorsunuz
 
ANLAMI
Allah size delillerini gösteriyor. Allah'ın delillerinden hangisini inkar edersiniz?
Ayet 82 Arapça Ayet
أَفَلَمۡgezip dolaşmadılar mı?يَسِيرُواْ*فِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَيَنظُرُواْgörsünlerكَيۡفَnasılكَانَolduğunuعَٰقِبَةُsonununٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden öncekiقَبۡلِهِمۡۚ*كَانُوٓاْonlar idilerأَكۡثَرَdaha çokمِنۡهُمۡbunlardanوَأَشَدَّve daha şiddetliقُوَّةٗkuvvet bakımındanوَءَاثَارٗاve eserleri bakımındanفِيyeryüzündekiٱلۡأَرۡضِ*فَمَآama hiçbirأَغۡنَىٰyarar sağlamadıعَنۡهُمkendilerine;مَّاşeylerكَانُواْolduklarıيَكۡسِبُونَkazanıyor(lar)
 
ANLAMI
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.
Ayet 83 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَتۡهُمۡonlara gelinceرُسُلُهُمelçileriبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarlaفَرِحُواْsevindilerبِمَاileعِندَهُمyanlarında bulunanمِّنَbilgidenٱلۡعِلۡمِ*وَحَاقَsonunda kuşatıverdiبِهِمkendileriniمَّاşeyكَانُواْolduklarıبِهِۦonunlaيَسۡتَهۡزِءُونَalay ediyor(lar)
 
ANLAMI
Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
Ayet 84 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiرَأَوۡاْgördülerبَأۡسَنَاhışmımızıقَالُوٓاْdedilerءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَحۡدَهُۥtekوَكَفَرۡنَاve inkar ettikبِمَاşeyleriكُنَّاolanبِهِۦO'naمُشۡرِكِينَortak koştuğumuz
 
ANLAMI
Şiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler.
Ayet 85 Arapça Ayet
فَلَمۡfakatيَكُsağlamadıيَنفَعُهُمۡkendilerine bir faydaإِيمَٰنُهُمۡinanmalarıلَمَّاzamanرَأَوۡاْgördükleriبَأۡسَنَاۖhışmımızıسُنَّتَyasası budurٱللَّهِAllah'ınٱلَّتِيelbetteقَدۡ*خَلَتۡgelip geçenفِيhakkındaعِبَادِهِۦۖkullarıوَخَسِرَve ziyana uğramışlardırهُنَالِكَoradaٱلۡكَٰفِرُونَkafirler
 
ANLAMI
Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.