NİSA SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

SAYFA 77

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ayet 1 Arapça Ayet

يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarٱتَّقُواْkorkunرَبَّكُمُRabbinizdenٱلَّذِيo kiخَلَقَكُمsizi yarattıمِّنbir nefistenنَّفۡسٖ*وَٰحِدَةٖbir tekوَخَلَقَve yarattıمِنۡهَاondanزَوۡجَهَاeşiniوَبَثَّve ürettiمِنۡهُمَاikisindenرِجَالٗاerkeklerكَثِيرٗاbirçokوَنِسَآءٗۚve kadınlarوَٱتَّقُواْve sakınınٱللَّهَAllah'tanٱلَّذِيo kiتَسَآءَلُونَbirbirinizden dilekte bulunduğunuzبِهِۦadınaوَٱلۡأَرۡحَامَۚve akrabalık(bağlarını kırmak)tanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَsizin üzerinizdeعَلَيۡكُمۡ*رَقِيبٗاgözetleyicidir
 
ANLAMI
Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.
Ayet 2 Arapça Ayet
وَءَاتُواْve verinٱلۡيَتَٰمَىٰٓöksüzlereأَمۡوَٰلَهُمۡۖmallarınıوَلَاdeğiştirmeyinتَتَبَدَّلُواْ*ٱلۡخَبِيثَpis olanıبِٱلطَّيِّبِۖtemiz olanlaوَلَاyemeyinتَأۡكُلُوٓاْ*أَمۡوَٰلَهُمۡonların mallarınıإِلَىٰٓkatarakأَمۡوَٰلِكُمۡۚsizin mallarınızaإِنَّهُۥçünkü buكَانَbir günahtırحُوبٗا*كَبِيرٗاbüyük
 
ANLAMI
Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin, onların mallariyle kendi mallarınızı karıştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَإِنۡşayetخِفۡتُمۡkorkarsanızأَلَّاadaleti sağlayamıyacağınızdanتُقۡسِطُواْ*فِيhakkındaٱلۡيَتَٰمَىٰöksüz(kızlar)فَٱنكِحُواْalınمَاolanطَابَhelalلَكُمsizeمِّنَkadınlardanٱلنِّسَآءِ*مَثۡنَىٰikişerوَثُلَٰثَve üçerوَرُبَٰعَۖve dörderفَإِنۡyineخِفۡتُمۡkorkarsanızأَلَّاadalet yapamayacağınızdanتَعۡدِلُواْ*فَوَٰحِدَةًbir tane (alın)أَوۡyahutمَاşeyle (yetinin)مَلَكَتۡsahip olduğuأَيۡمَٰنُكُمۡۚellerinizinذَٰلِكَbudurأَدۡنَىٰٓen uygun olanأَلَّاhaksızlık etmemeniz içinتَعُولُواْ*
 
ANLAMI
Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَءَاتُواْve verinٱلنِّسَآءَkadınlaraصَدُقَٰتِهِنَّmehirleriniنِحۡلَةٗۚbir hak olarakفَإِنeğerطِبۡنَbağışlarlarsaلَكُمۡsizeعَنbir kısmınıشَيۡءٖ*مِّنۡهُondanنَفۡسٗاkendi istekleriyleفَكُلُوهُonu yeyinهَنِيٓـٔٗاafiyetleمَّرِيٓـٔٗاiç huzuruyla
 
ANLAMI
Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.
Ayet 5 Arapça Ayet
وَلَاvermeyinتُؤۡتُواْ*ٱلسُّفَهَآءَaklı ermezlereأَمۡوَٰلَكُمُmallarınızıٱلَّتِيkiجَعَلَyapmıştırٱللَّهُAllahلَكُمۡsizin içinقِيَٰمٗاbir geçim kaynağıوَٱرۡزُقُوهُمۡve onları besleyinفِيهَاonunlaوَٱكۡسُوهُمۡve giydirinوَقُولُواْve söyleyinلَهُمۡonlaraقَوۡلٗاsözمَّعۡرُوفٗاgüzel
 
ANLAMI
Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَٱبۡتَلُواْdeneyinٱلۡيَتَٰمَىٰöksüzleriحَتَّىٰٓkadarإِذَاvarıncayaبَلَغُواْ*ٱلنِّكَاحَnikah (çağına)فَإِنۡeğerءَانَسۡتُمgörürsenizمِّنۡهُمۡonlardaرُشۡدٗاbir olgunlukفَٱدۡفَعُوٓاْhemen verinإِلَيۡهِمۡkendilerineأَمۡوَٰلَهُمۡۖmallarınıوَلَاyemeğe kalkmayınتَأۡكُلُوهَآ*إِسۡرَافٗاisraf ileوَبِدَارًاve tez eldenأَنbüyüyüp (geri alacaklar) diyeيَكۡبَرُواْۚ*وَمَنve kimseكَانَolanغَنِيّٗاzenginفَلۡيَسۡتَعۡفِفۡۖçekinsinوَمَنve kimse deكَانَolanفَقِيرٗاyoksulفَلۡيَأۡكُلۡyesinبِٱلۡمَعۡرُوفِۚuygun şekildeفَإِذَاzaman daدَفَعۡتُمۡgeri verdiğinizإِلَيۡهِمۡonlaraأَمۡوَٰلَهُمۡmallarınıفَأَشۡهِدُواْşahid bulundurunعَلَيۡهِمۡۚyanlarındaوَكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahحَسِيبٗاhesapçı olarak
 
ANLAMI
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.
SAYFA 78
Ayet 7 Arapça Ayet
لِّلرِّجَالِerkeklere vardırنَصِيبٞbir payمِّمَّاşeylerdenتَرَكَgeriye bıraktıklarıٱلۡوَٰلِدَانِana babanınوَٱلۡأَقۡرَبُونَve akrabanınوَلِلنِّسَآءِve kadınlara vardırنَصِيبٞbir payمِّمَّاşeylerdenتَرَكَgeriye bıraktıklarıٱلۡوَٰلِدَانِana babanınوَٱلۡأَقۡرَبُونَve akrabanınمِمَّاolandanقَلَّazمِنۡهُondanأَوۡveyaكَثُرَۚçoğundanنَصِيبٗاbir hisseمَّفۡرُوضٗاayrılmıştır
 
ANLAMI
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَإِذَاne zamanحَضَرَhazır bulunursaٱلۡقِسۡمَةَ(miras) taksim(in)deأُوْلُواْakrabalarٱلۡقُرۡبَىٰ*وَٱلۡيَتَٰمَىٰve öksüzlerوَٱلۡمَسَٰكِينُve yoksullarفَٱرۡزُقُوهُمonları rızıklandırınمِّنۡهُondanوَقُولُواْve söyleyinلَهُمۡonlaraقَوۡلٗاsözمَّعۡرُوفٗاgüzel
 
ANLAMI
Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَلۡيَخۡشَkaygı duyanlarٱلَّذِينَşayetلَوۡ*تَرَكُواْbırakırlarsaمِنۡarkalarındaخَلۡفِهِمۡ*ذُرِّيَّةٗçocuklarضِعَٰفًاgüçsüzخَافُواْçekinsinlerعَلَيۡهِمۡonların durumundanفَلۡيَتَّقُواْkorksunlarٱللَّهَAllah'tanوَلۡيَقُولُواْve söylesinlerقَوۡلٗاsözسَدِيدًاdoğru
 
ANLAMI
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.
Ayet 10 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَأۡكُلُونَyiyen(ler)أَمۡوَٰلَmallarınıٱلۡيَتَٰمَىٰöksüzlerinظُلۡمًاzulüm ileإِنَّمَاdoğrusuيَأۡكُلُونَyemektedirlerفِيkarınlarınaبُطُونِهِمۡ*نَارٗاۖateşوَسَيَصۡلَوۡنَve gireceklerdirسَعِيرٗاçılgın bir ateşe
 
ANLAMI
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.
Ayet 11 Arapça Ayet
يُوصِيكُمُsize tavsiye ederٱللَّهُAllahفِيٓhakkındaأَوۡلَٰدِكُمۡۖçocuklarınız(ın alacağı miras)لِلذَّكَرِerkeğeمِثۡلُkadarحَظِّpayıٱلۡأُنثَيَيۡنِۚiki kadınınفَإِنeğerكُنَّiselerنِسَآءٗkadınفَوۡقَfazlaٱثۡنَتَيۡنِikidenفَلَهُنَّonlarındırثُلُثَاüçte ikisiمَاneتَرَكَۖbıraktıysaوَإِنve eğer (çocuk)كَانَتۡiseوَٰحِدَةٗyalnız bir kadınفَلَهَاonundurٱلنِّصۡفُۚ(mirasın) yarısıوَلِأَبَوَيۡهِana babasındanلِكُلِّherوَٰحِدٖbirininمِّنۡهُمَاvardırٱلسُّدُسُaltıda bir hissesiمِمَّاbıraktığı mirastaتَرَكَ*إِنeğerكَانَvarsaلَهُۥonun (ölenin)وَلَدٞۚçocuğuفَإِنeğerلَّمۡyok daيَكُن*لَّهُۥonunوَلَدٞçocuğuوَوَرِثَهُۥٓve ona varis oluyorsaأَبَوَاهُana babasıفَلِأُمِّهِanasına düşerٱلثُّلُثُۚüçte birفَإِنeğerكَانَvarsaلَهُۥٓonunإِخۡوَةٞkardeşleriفَلِأُمِّهِanasının payıٱلسُّدُسُۚaltıda birdirمِنۢ(bu hükümler) sonradırبَعۡدِ*وَصِيَّةٖvasiyyettenيُوصِيyapacağıبِهَآya daأَوۡ*دَيۡنٍۗborcundanءَابَآؤُكُمۡbabalarınızوَأَبۡنَآؤُكُمۡve oğullarınızdanلَاbilmezsinizتَدۡرُونَ*أَيُّهُمۡhangisininأَقۡرَبُdaha yakın olduğunuلَكُمۡsizeنَفۡعٗاۚfayda bakımındanفَرِيضَةٗbunlar koyulmuş haklardırمِّنَtarafındanٱللَّهِۗAllahإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbilendirعَلِيمًا*حَكِيمٗاhikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.
SAYFA 79
Ayet 12 Arapça Ayet
۞وَلَكُمۡsizindirنِصۡفُyarısıمَاbıraktıkları mirasınتَرَكَ*أَزۡوَٰجُكُمۡeşlerinizinإِنeğerلَّمۡyoksaيَكُن*لَّهُنَّonlarınوَلَدٞۚçocuklarıفَإِنeğerكَانَonların varsaلَهُنَّ*وَلَدٞçocuklarıفَلَكُمُsizindirٱلرُّبُعُdörtte biriمِمَّاbıraktıklarınınتَرَكۡنَۚ*مِنۢsonraبَعۡدِ*وَصِيَّةٖvasiyyettenيُوصِينَyapacaklarıبِهَآondanأَوۡveyaدَيۡنٖۚborçtanوَلَهُنَّonlarındırٱلرُّبُعُdörtte biriمِمَّاbıraktığınızınتَرَكۡتُمۡ*إِنeğerلَّمۡyoksaيَكُن*لَّكُمۡsizin deوَلَدٞۚçocuğunuzفَإِنeğerكَانَvarsaلَكُمۡsizinوَلَدٞçocuğunuzفَلَهُنَّonlarındırٱلثُّمُنُsekizde biriمِمَّاbıraktığınızınتَرَكۡتُمۚ*مِّنۢsonraبَعۡدِ*وَصِيَّةٖvasiyyetتُوصُونَyapacağınızبِهَآondanأَوۡveyaدَيۡنٖۗborçtanوَإِنeğerكَانَiseرَجُلٞerkeğinيُورَثُmiras bırakanكَلَٰلَةًevladı ve ana babası olmayıpأَوِveyaٱمۡرَأَةٞkadınınوَلَهُۥٓvarsaأَخٌbir erkekأَوۡveyaأُخۡتٞbir kızkardeşiفَلِكُلِّherوَٰحِدٖbirineمِّنۡهُمَاonlardanٱلسُّدُسُۚaltıda bir düşerفَإِنeğerكَانُوٓاْiselerأَكۡثَرَfazlaمِنbundanذَٰلِكَ*فَهُمۡonlarشُرَكَآءُortaktırlarفِيüçte bireٱلثُّلُثِۚ*مِنۢsonradırبَعۡدِ*وَصِيَّةٖvasiyyettenيُوصَىٰyapılanبِهَآondanأَوۡveyaدَيۡنٍborçtanغَيۡرَolmayanمُضَآرّٖۚzarar vericiوَصِيَّةٗvasiyyettirمِّنَAllahtanٱللَّهِۗ*وَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَلِيمٞhalimdir
 
ANLAMI
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim'dir.
Ayet 13 Arapça Ayet
تِلۡكَbunlarحُدُودُsınırlarıdırٱللَّهِۚAllah'ınوَمَنkimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisineيُدۡخِلۡهُ(Allah onu) sokarجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَsürekli kalacaklarıفِيهَاۚiçindeوَذَٰلِكَişte budurٱلۡفَوۡزُbaşarıٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük kurtuluş budur.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَعۡصِkarşı gelirٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisi'neوَيَتَعَدَّve aşarsaحُدُودَهُۥO'nun sınırlarınıيُدۡخِلۡهُ(Allah onu) sokarنَارًاateşeخَٰلِدٗاsürekli kalacağıفِيهَاiçindeوَلَهُۥve ona vardırعَذَابٞbir azabمُّهِينٞalçaltıcı
 
ANLAMI
Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.
SAYFA 80
Ayet 15 Arapça Ayet
وَٱلَّـٰتِيve kimselerيَأۡتِينَyapanlarٱلۡفَٰحِشَةَfuhuşمِنkadınlarınızdan;نِّسَآئِكُمۡ*فَٱسۡتَشۡهِدُواْşahid getirinعَلَيۡهِنَّonlara karşıأَرۡبَعَةٗdörtمِّنكُمۡۖiçinizdenفَإِنeğerشَهِدُواْonlar şahidlik ederlerseفَأَمۡسِكُوهُنَّtutun (dışarı çıkarmayın)فِيevlerdeٱلۡبُيُوتِ*حَتَّىٰkadarيَتَوَفَّىٰهُنَّo kadınları alıncayaٱلۡمَوۡتُölümأَوۡya daيَجۡعَلَgösterinceyeٱللَّهُAllahلَهُنَّonların yararınaسَبِيلٗاbir yol
 
ANLAMI
Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.
Ayet 16 Arapça Ayet
وَٱلَّذَانِiki kişiيَأۡتِيَٰنِهَاfuhuş yaparsaمِنكُمۡiçinizdenفَـَٔاذُوهُمَاۖonlara eziyet edinفَإِنeğerتَابَاtevbe ederوَأَصۡلَحَاve uslanırlarsaفَأَعۡرِضُواْartık vazgeçinعَنۡهُمَآۗonlardanإِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَtevbeleri çok kabul edendirتَوَّابٗا*رَّحِيمًاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
İçinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tevbe edip düzeltirlerse onları bırakın. Doğrusu Allah tevbeleri daima kabul ve merhamet eder.
Ayet 17 Arapça Ayet
إِنَّمَاşüphesizٱلتَّوۡبَةُtevbesi makbuldürعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aلِلَّذِينَşu kimselerinيَعۡمَلُونَyaparlarٱلسُّوٓءَbir kötülükبِجَهَٰلَةٖcahillikleثُمَّsonraيَتُوبُونَdönerler (tevbe ederler)مِنhemen ardındanقَرِيبٖ*فَأُوْلَـٰٓئِكَişteيَتُوبُtevbesini kabul ederٱللَّهُAllahعَلَيۡهِمۡۗonlarınوَكَانَAllahٱللَّهُ*عَلِيمًاbilendirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen'dir, Hakim olandır.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَلَيۡسَتِ(geçerli) değildirٱلتَّوۡبَةُtevbesiلِلَّذِينَkimselerinيَعۡمَلُونَyapan(ların)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerحَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanحَضَرَgelip çattığıأَحَدَهُمُkendilerineٱلۡمَوۡتُölümقَالَderإِنِّيmuhakkak benتُبۡتُtevbe ettimٱلۡـَٰٔنَşimdiوَلَاve (değildir)ٱلَّذِينَkimselerinيَمُوتُونَölenlereوَهُمۡolarakكُفَّارٌۚkafirأُوْلَـٰٓئِكَişteأَعۡتَدۡنَاhazırlamışızdırلَهُمۡonlar içinعَذَابًاbir azabأَلِيمٗاacı
 
ANLAMI
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.
Ayet 19 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاhelal değildirيَحِلُّ*لَكُمۡsizeأَنmiras yoluyla almanızتَرِثُواْ*ٱلنِّسَآءَkadınlarıكَرۡهٗاۖzorlaوَلَاonları sıkıştırmayınتَعۡضُلُوهُنَّ*لِتَذۡهَبُواْalıp götürmek içinبِبَعۡضِbir kısmınıمَآşeylerinءَاتَيۡتُمُوهُنَّonlara verdiğinizإِلَّآdışındaأَنyapmalarıيَأۡتِينَ*بِفَٰحِشَةٖedepsizlikمُّبَيِّنَةٖۚaçık birوَعَاشِرُوهُنَّve onlarla geçininبِٱلۡمَعۡرُوفِۚiyiفَإِنeğerكَرِهۡتُمُوهُنَّonlardan hoşlanmazsanızفَعَسَىٰٓbilinkiأَنsizin hoşlanmadığınızتَكۡرَهُواْ*شَيۡـٔٗاbir şeyeوَيَجۡعَلَkoymuş olabilirٱللَّهُAllahفِيهِonaخَيۡرٗاhayırكَثِيرٗاçok
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.
SAYFA 81
Ayet 20 Arapça Ayet
وَإِنۡeğerأَرَدتُّمُalmak istersenizٱسۡتِبۡدَالَbaşkaزَوۡجٖbir eşمَّكَانَyerineزَوۡجٖbir eşinوَءَاتَيۡتُمۡvermiş olsanız (dahi)إِحۡدَىٰهُنَّonlardan birineقِنطَارٗاkantarlarca (mal)فَلَاgeri almayınتَأۡخُذُواْ*مِنۡهُondan (verdiğinizden)شَيۡـًٔاۚhiçbir şeyiأَتَأۡخُذُونَهُۥverdiğinizi alacak mısınız?بُهۡتَٰنٗاiftira ederekوَإِثۡمٗاve günaha girerekمُّبِينٗاaçıkça
 
ANLAMI
Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız?
Ayet 21 Arapça Ayet
وَكَيۡفَve nasılتَأۡخُذُونَهُۥonu alırsınızوَقَدۡandolsunأَفۡضَىٰgeçmiş(içli dışlı olmuş)kenبَعۡضُكُمۡbazınızإِلَىٰbazınızaبَعۡضٖ*وَأَخَذۡنَve onlar almışlardıمِنكُمsizdenمِّيثَٰقًاte'minatغَلِيظٗاsağlam
 
ANLAMI
Nasıl alırsınız ki siz birbirinize katılmıştınız ve onlar sizden sağlam teminat almışlardı.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَلَاartık evlenmeyinتَنكِحُواْ*مَاevlendiğiنَكَحَ*ءَابَآؤُكُمbabalarınızınمِّنَkadınlarlaٱلنِّسَآءِ*إِلَّاhariçمَاolanlarقَدۡgeçmişteسَلَفَۚ*إِنَّهُۥçünkü buكَانَedepsizliktirفَٰحِشَةٗ*وَمَقۡتٗاve (Allah'ın) hışm(ı)dırوَسَآءَve iğrençسَبِيلًاbir yoldur
 
ANLAMI
Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, geçmişte olanlar artık geçmiştir çünkü bu bir fuhuş ve igrenç bir şeydi, ne kötü yoldu!
Ayet 23 Arapça Ayet
حُرِّمَتۡharam kılındıعَلَيۡكُمۡsizeأُمَّهَٰتُكُمۡanalarınızوَبَنَاتُكُمۡve kızlarınızوَأَخَوَٰتُكُمۡve kızkardeşlerinizوَعَمَّـٰتُكُمۡve halalarınızوَخَٰلَٰتُكُمۡve teyzelerinizوَبَنَاتُve kızlarıٱلۡأَخِkardeşوَبَنَاتُe kızlarıٱلۡأُخۡتِkızkardeşوَأُمَّهَٰتُكُمُve analarınızٱلَّـٰتِيٓsizi emzirenأَرۡضَعۡنَكُمۡ*وَأَخَوَٰتُكُمve bacılarınızمِّنَsütٱلرَّضَٰعَةِ*وَأُمَّهَٰتُve analarıنِسَآئِكُمۡkarılarınızınوَرَبَـٰٓئِبُكُمُüvey kızlarınızٱلَّـٰتِيolanفِيbirleştiğinizحُجُورِكُم*مِّنkarılarınızdanنِّسَآئِكُمُ*ٱلَّـٰتِيevlerinizde bulunanدَخَلۡتُم*بِهِنَّeğerفَإِن*لَّمۡolmamışsaتَكُونُواْ*دَخَلۡتُمbirleşmenizبِهِنَّonlarlaفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيۡكُمۡüzerinizeوَحَلَـٰٓئِلُve karılarıأَبۡنَآئِكُمُoğullarınızınٱلَّذِينَkendi sulbünüzdenمِنۡ*أَصۡلَٰبِكُمۡ*وَأَنve almanızتَجۡمَعُواْ*بَيۡنَbir aradaٱلۡأُخۡتَيۡنِiki kızkardeşiإِلَّاancak hariçمَاolanlarقَدۡgeçmişteسَلَفَۗ*إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَçok bağışlayanغَفُورٗا*رَّحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Sizlere, analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızin yanınızda kalan üvey kızlarınız ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
SAYFA 82  •  CÜZ 5
Ayet 24 Arapça Ayet
۞وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُve evli olanlar (haramdır)مِنَkadınlardanٱلنِّسَآءِ*إِلَّاdışındaمَاgeçen(cariye)lerمَلَكَتۡ*أَيۡمَٰنُكُمۡۖellerinizeكِتَٰبَyazdığı(yasaklar)dırٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡۚsizeوَأُحِلَّve helal kılındıلَكُمsizeمَّاötesiوَرَآءَ*ذَٰلِكُمۡbunlardanأَنistemenizتَبۡتَغُواْ*بِأَمۡوَٰلِكُمmallarınızlaمُّحۡصِنِينَiffetli yaşamakغَيۡرَzina etmemekمُسَٰفِحِينَۚ*فَمَاyararlanmanıza karşılıkٱسۡتَمۡتَعۡتُم*بِهِۦonlardanمِنۡهُنَّ*فَـَٔاتُوهُنَّonlara verinأُجُورَهُنَّkesilen ücretleriniفَرِيضَةٗۚbir hak olarakوَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيۡكُمۡüzerinizeفِيمَاhakkındaتَرَٰضَيۡتُمkarşılıklı anlaşmanızبِهِۦsonraمِنۢ*بَعۡدِ*ٱلۡفَرِيضَةِۚhakkın kesimindenإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbilendirعَلِيمًا*حَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَمَنve kimseلَّمۡgücü yetmeyenيَسۡتَطِعۡ*مِنكُمۡiçinizdenطَوۡلًاmali güceأَنevlenmek içinيَنكِحَ*ٱلۡمُحۡصَنَٰتِhür kadınlarlaٱلۡمُؤۡمِنَٰتِinanmışفَمِنsahip olduğunuzمَّا*مَلَكَتۡ*أَيۡمَٰنُكُمellerinizdeمِّنgenç kızlarınızdan (alsın)فَتَيَٰتِكُمُ*ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۚinanmışوَٱللَّهُAllahأَعۡلَمُdaha iyi bilirبِإِيمَٰنِكُمۚsizin imanınızıبَعۡضُكُمhepinizمِّنۢbirbirinizdensinizبَعۡضٖۚ*فَٱنكِحُوهُنَّöyle ise onlarla evleninبِإِذۡنِizniyleأَهۡلِهِنَّailelerininوَءَاتُوهُنَّve verinأُجُورَهُنَّücretlerini (mehirlerini)بِٱلۡمَعۡرُوفِgüzelceمُحۡصَنَٰتٍiffetli yaşamalarıغَيۡرَzina etmemeleriمُسَٰفِحَٰتٖ*وَلَاve (gizli) edinmemeleriمُتَّخِذَٰتِ*أَخۡدَانٖۚdostفَإِذَآikenأُحۡصِنَّevliفَإِنۡeğerأَتَيۡنَyaparlarsaبِفَٰحِشَةٖfuhuşفَعَلَيۡهِنَّonlaraنِصۡفُyarısı (uygulanır)مَاüzerineعَلَى*ٱلۡمُحۡصَنَٰتِhür kadınlarمِنَyapılan işkenceninٱلۡعَذَابِۚ*ذَٰلِكَbu (cariye ile evlenme)لِمَنۡiçindirخَشِيَkorkanlarٱلۡعَنَتَsıkıntıya düşmektenمِنكُمۡۚiçinizdenوَأَنfakatتَصۡبِرُواْsabretmenizخَيۡرٞdaha iyidirلَّكُمۡۗsizin içinوَٱللَّهُAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 26 Arapça Ayet
يُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahلِيُبَيِّنَaçıklamakلَكُمۡsizeوَيَهۡدِيَكُمۡve sizi iletmekسُنَنَyasalarınaٱلَّذِينَkimselerinمِنsizden önceki(lerin)قَبۡلِكُمۡ*وَيَتُوبَve bağışlamakعَلَيۡكُمۡۗgünahlarınızıوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
SAYFA 83
Ayet 27 Arapça Ayet
وَٱللَّهُAllahيُرِيدُistiyorأَنtevbenizi kabul etmekيَتُوبَ*عَلَيۡكُمۡsizinوَيُرِيدُve istiyorlarٱلَّذِينَkimselerيَتَّبِعُونَuyan(lar)ٱلشَّهَوَٰتِşehvetlerineأَنsizin düşmeniziتَمِيلُواْ*مَيۡلًاbir sapıklığaعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.
Ayet 28 Arapça Ayet
يُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahأَنhafifletmekيُخَفِّفَ*عَنكُمۡۚsizdenوَخُلِقَve yaratılmıştırٱلۡإِنسَٰنُinsanضَعِيفٗاzayıf
 
ANLAMI
İnsan zayıf yaratılmış olduğundan Allah sizden yükü hafifletmek ister.
Ayet 29 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاyemeyinتَأۡكُلُوٓاْ*أَمۡوَٰلَكُمmallarınızıبَيۡنَكُمaranızdaبِٱلۡبَٰطِلِbatılla (haksız yere)إِلَّآharicindeأَنolanتَكُونَ*تِجَٰرَةًticaretعَنrızanızla yaptığınızتَرَاضٖ*مِّنكُمۡۚkendiوَلَاöldürmeyinتَقۡتُلُوٓاْ*أَنفُسَكُمۡۚcanlarınızıإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahكَانَsize karşıبِكُمۡ*رَحِيمٗاçok merhametlidir
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder.
Ayet 30 Arapça Ayet
وَمَنkimيَفۡعَلۡyaparsa (bilsin ki)ذَٰلِكَbunuعُدۡوَٰنٗاdüşmanlık ileوَظُلۡمٗاve zulüm ileفَسَوۡفَyakındaنُصۡلِيهِonu sokacağızنَارٗاۚcehennemeوَكَانَve buذَٰلِكَ*عَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aيَسِيرًاkolaydır
 
ANLAMI
Bunu kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa, onu ateşe sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır.
Ayet 31 Arapça Ayet
إِنeğerتَجۡتَنِبُواْkaçınırsanızكَبَآئِرَbüyük günahlardanمَاne kiتُنۡهَوۡنَsize yasaklananعَنۡهُondanنُكَفِّرۡörterizعَنكُمۡsizinسَيِّـَٔاتِكُمۡküçük günahlarınızıوَنُدۡخِلۡكُمve sizi sokarızمُّدۡخَلٗاbir yereكَرِيمٗاgüzel
 
ANLAMI
Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.
Ayet 32 Arapça Ayet
وَلَاgöz dikmeyinتَتَمَنَّوۡاْ*مَاşeylereفَضَّلَüstün kıldığıٱللَّهُAllah'ınبِهِۦonunlaبَعۡضَكُمۡbir kısmınızıعَلَىٰkarşıبَعۡضٖۚdiğerineلِّلرِّجَالِerkeklere vardırنَصِيبٞbir payمِّمَّاşeylerdenٱكۡتَسَبُواْۖkazandıklarıوَلِلنِّسَآءِve kadınlara vardırنَصِيبٞbir payمِّمَّاşeylerdenٱكۡتَسَبۡنَۚkazandıklarıوَسۡـَٔلُواْisteyinٱللَّهَAlla'ınمِنlutfundanفَضۡلِهِۦٓۚ*إِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahكَانَherبِكُلِّ*شَيۡءٍşeyiعَلِيمٗاbilendir
 
ANLAMI
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَلِكُلّٖve her birineجَعَلۡنَاkıldıkمَوَٰلِيَvarislerمِمَّاbıraktıklarındanتَرَكَ*ٱلۡوَٰلِدَانِana babanınوَٱلۡأَقۡرَبُونَۚve akrabanınوَٱلَّذِينَve kimselereعَقَدَتۡbağladığıأَيۡمَٰنُكُمۡyeminlerinizinفَـَٔاتُوهُمۡverinنَصِيبَهُمۡۚhisseleriniإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَüzerineعَلَىٰ*كُلِّherشَيۡءٖşeyiشَهِيدًاşahittir
 
ANLAMI
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.
SAYFA 84
Ayet 34 Arapça Ayet
ٱلرِّجَالُerkeklerقَوَّـٰمُونَyöneticidirlerعَلَىüzerindeٱلنِّسَآءِkadınlarبِمَاziraفَضَّلَüstün kılmıştırٱللَّهُAllahبَعۡضَهُمۡbir kısmınıعَلَىٰüzerineبَعۡضٖdiğerininوَبِمَآve çünküأَنفَقُواْinfak ederlerمِنۡmallarındanأَمۡوَٰلِهِمۡۚ*فَٱلصَّـٰلِحَٰتُiyi kadınlarقَٰنِتَٰتٌita'atkar olupحَٰفِظَٰتٞkorurlarلِّلۡغَيۡبِgizliyiبِمَاkarşılıkحَفِظَkendilerini korumasınaٱللَّهُۚAllah'ınوَٱلَّـٰتِيkadınlaraتَخَافُونَkorktuğunuzنُشُوزَهُنَّhırçınlık etmelerindenفَعِظُوهُنَّöğüt verinوَٱهۡجُرُوهُنَّonlara sokulmayınفِيyataklardaٱلۡمَضَاجِعِ*وَٱضۡرِبُوهُنَّۖve onları dövünفَإِنۡeğerأَطَعۡنَكُمۡsize ita'at ederlerseفَلَاartık aramayınتَبۡغُواْ*عَلَيۡهِنَّonların aleyhineسَبِيلًاۗbaşka bir yolإِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَyücedirعَلِيّٗا*كَبِيرٗاbüyüktür
 
ANLAMI
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür.
Ayet 35 Arapça Ayet
وَإِنۡeğerخِفۡتُمۡendişe duyarsanızشِقَاقَaçılmasındanبَيۡنِهِمَاaralarınınفَٱبۡعَثُواْgönderinحَكَمٗاbir hakemمِّنۡerkeğin ailesindenأَهۡلِهِۦ*وَحَكَمٗاve bir hakemمِّنۡkadının ailesindenأَهۡلِهَآ*إِنeğerيُرِيدَآisterlerseإِصۡلَٰحٗاuzlaştırmakيُوَفِّقِbulurٱللَّهُAllahبَيۡنَهُمَآۗonların arasınıإِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَ(herşeyi) bilendirعَلِيمًا*خَبِيرٗاhaber alandır
 
ANLAMI
Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.
Ayet 36 Arapça Ayet
۞وَٱعۡبُدُواْve kulluk edinٱللَّهَAllah'aوَلَاortak koşmayınتُشۡرِكُواْ*بِهِۦO'naشَيۡـٔٗاۖhiçbir şeyiوَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِve ana babayaإِحۡسَٰنٗاiyilik edinوَبِذِيveٱلۡقُرۡبَىٰakrabayaوَٱلۡيَتَٰمَىٰve öksüzlereوَٱلۡمَسَٰكِينِve yoksullaraوَٱلۡجَارِve komşuyaذِيyakınٱلۡقُرۡبَىٰ*وَٱلۡجَارِve komşuyaٱلۡجُنُبِuzakوَٱلصَّاحِبِve arkadaşaبِٱلۡجَنۢبِyan(ınız)dakiوَٱبۡنِveٱلسَّبِيلِyolcuyaوَمَاveمَلَكَتۡaltında bulunanlaraأَيۡمَٰنُكُمۡۗellerinizinإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*مَنkimselerinكَانَkurumluمُخۡتَالٗا*فَخُورًاböbürlenen
 
ANLAMI
Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez.
Ayet 37 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَbunlarيَبۡخَلُونَcimrilik ederlerوَيَأۡمُرُونَve emrederlerٱلنَّاسَinsanlaraبِٱلۡبُخۡلِcimriliğiوَيَكۡتُمُونَve gizlerlerمَآşeyiءَاتَىٰهُمُkendilerine verdiğiٱللَّهُAllah'ınمِنbol hazinesindenفَضۡلِهِۦۗ*وَأَعۡتَدۡنَا(biz de) hazırlamışızdırلِلۡكَٰفِرِينَinkarcılar içinعَذَابٗاbir azabمُّهِينٗاalçaltıcı
 
ANLAMI
Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'ın bol nimetinden kendilerine verdiğini gizlerler. Kafirlere aşağılık bir azab hazırlamışızdır.
SAYFA 85
Ayet 38 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَbunlarيُنفِقُونَverirlerأَمۡوَٰلَهُمۡmallarınıرِئَآءَgösteriş içinٱلنَّاسِinsanlaraوَلَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*بِٱللَّهِAllah'aوَلَاve gününeبِٱلۡيَوۡمِ*ٱلۡأٓخِرِۗahiretوَمَنkiminيَكُنِiseٱلشَّيۡطَٰنُşeytanلَهُۥo(nun)قَرِينٗاarkadaşıفَسَآءَne kötüقَرِينٗاbir arkadaş(ı var)dır
 
ANLAMI
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır!
Ayet 39 Arapça Ayet
وَمَاذَاne olurduعَلَيۡهِمۡonlaraلَوۡsankiءَامَنُواْinansalardıبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَأَنفَقُواْve harcasalardıمِمَّاkendilerine verdiği rızıktanرَزَقَهُمُ*ٱللَّهُۚAllah'ınوَكَانَve idiٱللَّهُAllahبِهِمۡonlarıعَلِيمًاbiliyor
 
ANLAMI
Bunlar Allah'a, ahiret gününe inanmış, Allah'ın verdiği rızıklardan sarfetmiş olsalardı ne zararı olurdu Oysa Allah onları bilir.
Ayet 40 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاhaksızlık etmezيَظۡلِمُ*مِثۡقَالَkadarذَرَّةٖۖzerreوَإِنeğerتَكُolsaحَسَنَةٗ(zerre miktarı) bir iyilikيُضَٰعِفۡهَاonu kat kat yaparوَيُؤۡتِve verirمِنkendi katındanلَّدُنۡهُ*أَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.
Ayet 41 Arapça Ayet
فَكَيۡفَ(halleri) nice olur?إِذَاzamanجِئۡنَاgetirdiğimizمِنherكُلِّ*أُمَّةِۭümmettenبِشَهِيدٖbir şahidوَجِئۡنَاve getirdiğimizdeبِكَseni deعَلَىٰüzerineهَـٰٓؤُلَآءِbunlarشَهِيدٗاşahid olarak
 
ANLAMI
Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak?
Ayet 42 Arapça Ayet
يَوۡمَئِذٖo günيَوَدُّisterlerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)وَعَصَوُاْve karşı gelenlerٱلرَّسُولَElçi'yeلَوۡ(mümkün olsa)تُسَوَّىٰbir olmayıبِهِمُyer ileٱلۡأَرۡضُ*وَلَاve gizleyemezlerيَكۡتُمُونَ*ٱللَّهَAllah'tanحَدِيثٗا(hiçbir) söz
 
ANLAMI
O gün, inkar edip Peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler.
Ayet 43 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاyaklaşmayınتَقۡرَبُواْ*ٱلصَّلَوٰةَnamazaوَأَنتُمۡve sizسُكَٰرَىٰsarhoşkenحَتَّىٰkiتَعۡلَمُواْbilesinizمَاne dediğiniziتَقُولُونَ*وَلَاve (yaklaşmayın)جُنُبًاcünüp ikenإِلَّاdışındaعَابِرِيgeçici olmanızسَبِيلٍyoldanحَتَّىٰkadarتَغۡتَسِلُواْۚyıkanıncayaوَإِنeğerكُنتُمisenizمَّرۡضَىٰٓhastaأَوۡyahutعَلَىٰüzerindeسَفَرٍyolculukأَوۡyahutجَآءَgelmişseأَحَدٞbirinizمِّنكُمsizdenمِّنَtuvalettenٱلۡغَآئِطِ*أَوۡyahutلَٰمَسۡتُمُdokunmuşsanızٱلنِّسَآءَkadınlaraفَلَمۡbulamadığınız takdirdeتَجِدُواْ*مَآءٗsuفَتَيَمَّمُواْteyemmüm edinصَعِيدٗاtoprağaطَيِّبٗاtemizفَٱمۡسَحُواْsürünبِوُجُوهِكُمۡyüzlerinizeوَأَيۡدِيكُمۡۗve ellerinizeإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَçok affedendirعَفُوًّا*غَفُورًاçok bağışlayandır
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.
Ayet 44 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*إِلَىkimselerinٱلَّذِينَ*أُوتُواْkendilerine verilenنَصِيبٗاbir payمِّنَKitaptanٱلۡكِتَٰبِ*يَشۡتَرُونَsatın alıyorlarٱلضَّلَٰلَةَsapıklığıوَيُرِيدُونَve istiyorlarأَنsizin sapıtmanızıتَضِلُّواْ*ٱلسَّبِيلَyolu
 
ANLAMI
Kendilerine Kitap'dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?
SAYFA 86
Ayet 45 Arapça Ayet
وَٱللَّهُAllahأَعۡلَمُdaha iyi bilirبِأَعۡدَآئِكُمۡۚsizin düşmanlarınızıوَكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahوَلِيّٗاdost olarakوَكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahنَصِيرٗاyardımcı olarak
 
ANLAMI
Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter.
Ayet 46 Arapça Ayet
مِّنَöyleleri var kiٱلَّذِينَ*هَادُواْYahudilerdenيُحَرِّفُونَkaydırıyorlarٱلۡكَلِمَkelimeleriعَنyerlerinden;مَّوَاضِعِهِۦ*وَيَقُولُونَve diyorlarسَمِعۡنَاişittikوَعَصَيۡنَاve isyan ettikوَٱسۡمَعۡve dinleغَيۡرَdinlemez olasıمُسۡمَعٖ*وَرَٰعِنَاve ra'inaلَيَّۢاeğip bükerekبِأَلۡسِنَتِهِمۡdilleriniوَطَعۡنٗاve taşlayarakفِيdiniٱلدِّينِۚ*وَلَوۡkeşke (eğer)أَنَّهُمۡonlarقَالُواْdeselerdiسَمِعۡنَاişittikوَأَطَعۡنَاve ita'at ettikوَٱسۡمَعۡve dinleوَٱنظُرۡنَاve bize bakلَكَانَelbette olurduخَيۡرٗاdaha iyiلَّهُمۡkendileri içinوَأَقۡوَمَve daha sağlamوَلَٰكِنfakatلَّعَنَهُمُonları la'netlemiştirٱللَّهُAllahبِكُفۡرِهِمۡinkarlarından dolayıفَلَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*إِلَّاhariçقَلِيلٗاpek azı
 
ANLAMI
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.
Ayet 47 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerأُوتُواْverilen(ler)ٱلۡكِتَٰبَKitapءَامِنُواْinanınبِمَاşeye (Kur'ana)نَزَّلۡنَاindirdiğimizمُصَدِّقٗاdoğrulayıcı olarakلِّمَاyanınızdakiniمَعَكُم*مِّنönceقَبۡلِ*أَنbiz silipنَّطۡمِسَ*وُجُوهٗاbazı yüzleriفَنَرُدَّهَاdöndürmemizdenعَلَىٰٓüzerineأَدۡبَارِهَآarkalarıأَوۡya daنَلۡعَنَهُمۡonları da la'netlememizdenكَمَاgibiلَعَنَّآla'netlediğimizأَصۡحَٰبَadamlarınıٱلسَّبۡتِۚcumartesiوَكَانَbuyruğuأَمۡرُ*ٱللَّهِAllah'ınمَفۡعُولًاyapılır
 
ANLAMI
Ey Kitap verilenler! Yüzleri silip arkaya çevirerek enseler gibi dümdüz yapmadan, yahut cumartesi güncüleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, yanınızdakini tasdik ederek indirdiğimiz Kuran'a inanın; Allah'ın emri daima yapılagelmiştir.
Ayet 48 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاbağışlamazيَغۡفِرُ*أَنortak koşulmasınıيُشۡرَكَ*بِهِۦkendisineوَيَغۡفِرُve bağışlarمَاbaşkasınıدُونَ*ذَٰلِكَbundanلِمَنkimsedenيَشَآءُۚdilediğiوَمَنve kimseيُشۡرِكۡortak koşanبِٱللَّهِAllah'aفَقَدِgerçektenٱفۡتَرَىٰٓiftira etmiştirإِثۡمًاbir günahعَظِيمًاbüyük
 
ANLAMI
Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Ayet 49 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*إِلَىşuٱلَّذِينَ*يُزَكُّونَövüp yüceltenleriأَنفُسَهُمۚkendileriniبَلِHayır ancak'ٱللَّهُAllahيُزَكِّيyüceltirمَنdilediğiniيَشَآءُ*وَلَاonlara zulmedilmezيُظۡلَمُونَ*فَتِيلًاkıl kadar
 
ANLAMI
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.
Ayet 50 Arapça Ayet
ٱنظُرۡbakكَيۡفَnasılيَفۡتَرُونَuyduruyorlarعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلۡكَذِبَۖyalanوَكَفَىٰve yeterبِهِۦٓbu (onlara)إِثۡمٗاbir günah olarakمُّبِينًاapaçık
 
ANLAMI
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.
Ayet 51 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*إِلَىkendilerineٱلَّذِينَ*أُوتُواْverilenleriنَصِيبٗاbir payمِّنَKitaptanٱلۡكِتَٰبِ*يُؤۡمِنُونَinanıyorlarبِٱلۡجِبۡتِcibt'eوَٱلطَّـٰغُوتِve tağut'aوَيَقُولُونَve diyorlarلِلَّذِينَiçinكَفَرُواْinkar edenlerهَـٰٓؤُلَآءِbunlarأَهۡدَىٰdaha doğruمِنَkimselerdenٱلَّذِينَ*ءَامَنُواْinanan(lar)سَبِيلًاyolda(dırlar)
 
ANLAMI
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar" dediklerini görmedin mi?
SAYFA 87
Ayet 52 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَla'netlediği (insanlardır)لَعَنَهُمُ*ٱللَّهُۖAllah'ınوَمَنkimiيَلۡعَنِla'netlerseٱللَّهُAllahفَلَنartık bulamazsınتَجِدَ*لَهُۥonun içinنَصِيرًا(hiçbir) yardımcı
 
ANLAMI
İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla yardımcı bulamayacaksın.
Ayet 53 Arapça Ayet
أَمۡyoksaلَهُمۡonların var mı?نَصِيبٞbir payıمِّنَmülktenٱلۡمُلۡكِ*فَإِذٗاöyle olsaydıلَّاvermezlerdiيُؤۡتُونَ*ٱلنَّاسَinsanlaraنَقِيرًاbir çekirdek zerresi bile
 
ANLAMI
Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var O zaman insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.
Ayet 54 Arapça Ayet
أَمۡyoksaيَحۡسُدُونَkıskanıyorlar mıٱلنَّاسَinsanlaraعَلَىٰyüzündenمَآşeyi (vahiyleri)ءَاتَىٰهُمُverdiğiٱللَّهُAllah'ınمِنlutfundanفَضۡلِهِۦۖ*فَقَدۡoysaءَاتَيۡنَآbiz verdikءَالَsoyunaإِبۡرَٰهِيمَİbrahimٱلۡكِتَٰبَKitabıوَٱلۡحِكۡمَةَve hikmetiوَءَاتَيۡنَٰهُمve onlara verdikمُّلۡكًاbir mülkعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar Oysa İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.
Ayet 55 Arapça Ayet
فَمِنۡهُمonlardanمَّنۡkimiءَامَنَinandıبِهِۦO(Hak Kitabı)naوَمِنۡهُمonlardanمَّنkimi deصَدَّyüz çevirdiعَنۡهُۚondanوَكَفَىٰöylesine de yettiبِجَهَنَّمَcehennemسَعِيرًاçılgın alevli
 
ANLAMI
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 56 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُواْinkar eden(leri)بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziسَوۡفَyakındaنُصۡلِيهِمۡsokacağızنَارٗاbir ateşeكُلَّمَاherنَضِجَتۡpiştikçeجُلُودُهُمderileriبَدَّلۡنَٰهُمۡdeğiştireceğizجُلُودًاderileriغَيۡرَهَاbaşkasıylaلِيَذُوقُواْtadsınlar diyeٱلۡعَذَابَۗazabıإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَdaima üstündürعَزِيزًا*حَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 57 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinananوَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerسَنُدۡخِلُهُمۡsokacağızجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَkalacaklardırفِيهَآoradaأَبَدٗاۖsürekliلَّهُمۡkendilerine vardırفِيهَآoradaأَزۡوَٰجٞeşler deمُّطَهَّرَةٞۖtertemizوَنُدۡخِلُهُمۡve onları sokacağızظِلّٗاbir gölgeyeظَلِيلًا(hiç güneş sızmayan) eşsiz
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.
Ayet 58 Arapça Ayet
۞إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَأۡمُرُكُمۡsize emrederأَنvermeniziتُؤَدُّواْ*ٱلۡأَمَٰنَٰتِemanetleriإِلَىٰٓehlineأَهۡلِهَا*وَإِذَاve zamanحَكَمۡتُمhükmettiğinizبَيۡنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarأَنhükmetmeniziتَحۡكُمُواْ*بِٱلۡعَدۡلِۚadaletleإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahنِعِمَّاne güzelيَعِظُكُمsize öğüt veriyorبِهِۦٓۗonunlaإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahكَانَişitendirسَمِيعَۢا*بَصِيرٗاgörendir
 
ANLAMI
Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.
Ayet 59 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْiman eden(ler)أَطِيعُواْita'at edinٱللَّهَAllah'aوَأَطِيعُواْve ita'at edinٱلرَّسُولَElçiyeوَأُوْلِيve sahibineٱلۡأَمۡرِbuyrukمِنكُمۡۖsizden olanفَإِنeğerتَنَٰزَعۡتُمۡanlaşmazlığa düşersenizفِيhakkındaشَيۡءٖherhangi bir şeyفَرُدُّوهُonu götürünإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَٱلرَّسُولِve ElçiyeإِنeğerكُنتُمۡisenizتُؤۡمِنُونَinanıyorبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِۚahiretذَٰلِكَbuخَيۡرٞdaha iyidirوَأَحۡسَنُve daha güzeldirتَأۡوِيلًاsonuç bakımından da
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.
SAYFA 88
Ayet 60 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin miتَرَ*إِلَىkimseleriٱلَّذِينَ*يَزۡعُمُونَzanneden(leri)أَنَّهُمۡsadece kendilerininءَامَنُواْinandıklarınıبِمَآşeylereأُنزِلَindirileneإِلَيۡكَsanaوَمَآve şeylereأُنزِلَindirileneمِنve senden önceقَبۡلِكَ*يُرِيدُونَistiyorlarأَنhakem olarak başvurmakيَتَحَاكَمُوٓاْ*إِلَىtağutaٱلطَّـٰغُوتِ*وَقَدۡoysaأُمِرُوٓاْemredilmiştiأَنinkar etmeleriيَكۡفُرُواْ*بِهِۦۖonuوَيُرِيدُve istiyorٱلشَّيۡطَٰنُŞeytan daأَنonları saptırmakيُضِلَّهُمۡ*ضَلَٰلَۢاsapkınlıklaبَعِيدٗاiyice
 
ANLAMI
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.
Ayet 61 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanقِيلَdendiğiلَهُمۡkendilerineتَعَالَوۡاْgelinإِلَىٰşeyeمَآ*أَنزَلَindirdiği(ne)ٱللَّهُAllah'ınوَإِلَىveٱلرَّسُولِElçiyeرَأَيۡتَgörürsünٱلۡمُنَٰفِقِينَo ikiyüzlülerinيَصُدُّونَuzaklaştıklarınıعَنكَsendenصُدُودٗاbüsbütün uzaklaşmakla
 
ANLAMI
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin" dendiği zaman, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
Ayet 62 Arapça Ayet
فَكَيۡفَnasılإِذَآne zaman kiأَصَٰبَتۡهُمbaşlarına gelinceمُّصِيبَةُۢbir felaketبِمَاyüzündenقَدَّمَتۡyaptıkları (kötülükler)أَيۡدِيهِمۡelleriyleثُمَّsonra hemenجَآءُوكَsana gelirlerيَحۡلِفُونَyemin ederlerبِٱللَّهِAllah'aإِنۡdiyeأَرَدۡنَآbiz istedikإِلَّآsadeceإِحۡسَٰنٗاiyilik etmekوَتَوۡفِيقًاve uzlaştırmak
 
ANLAMI
Başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet çattığında sana gelip: "Biz, iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye de nasıl Allah'a yemin ederler?
Ayet 63 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteٱلَّذِينَonlar kiيَعۡلَمُbilirٱللَّهُAllahمَاolanıفِيonların kalblerindeقُلُوبِهِمۡ*فَأَعۡرِضۡaldırmaعَنۡهُمۡonlaraوَعِظۡهُمۡve onlara öğüt verوَقُلve söyleلَّهُمۡonlarınفِيٓiçlerine işleyecekأَنفُسِهِمۡ*قَوۡلَۢاbir sözبَلِيغٗاgüzel
 
ANLAMI
İşte bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver, kendilerine tesirli sözler söyle.
Ayet 64 Arapça Ayet
وَمَآbiz göndermedikأَرۡسَلۡنَا*مِنhiçbirرَّسُولٍelçiyiإِلَّاbaşka bir amaçlaلِيُطَاعَita'at edilmektenبِإِذۡنِizniyleٱللَّهِۚAllah'ınوَلَوۡeğerأَنَّهُمۡonlarإِذzamanظَّلَمُوٓاْzulmettikleriأَنفُسَهُمۡkendilerineجَآءُوكَsana gelselerفَٱسۡتَغۡفَرُواْbağışlanma dileselerٱللَّهَAllah'tanوَٱسۡتَغۡفَرَve bağışlanmasını dileseydiلَهُمُonlarınٱلرَّسُولُElçiلَوَجَدُواْelbette bulurlardıٱللَّهَAllah'ıتَوَّابٗاaffediciرَّحِيمٗاmerhametli
 
ANLAMI
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.
Ayet 65 Arapça Ayet
فَلَاhayırوَرَبِّكَRabin hakkı içinلَاolmazlarيُؤۡمِنُونَinanmışحَتَّىٰseni hakem yaparakيُحَكِّمُوكَ*فِيمَاişlerdeشَجَرَçekişmeliبَيۡنَهُمۡaralarında çıkanثُمَّsonra daلَاbulunmadanيَجِدُواْ*فِيٓiçlerindeأَنفُسِهِمۡkendilerininحَرَجٗاbir buruklukمِّمَّاsenin verdiğin hükmeقَضَيۡتَ*وَيُسَلِّمُواْve teslim olmadıkçaتَسۡلِيمٗاtam bir teslimiyetle
 
ANLAMI
Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.
SAYFA 89
Ayet 66 Arapça Ayet
وَلَوۡve eğerأَنَّاbizكَتَبۡنَاyazsaydıkعَلَيۡهِمۡonlaraأَنِöldürünٱقۡتُلُوٓاْ*أَنفُسَكُمۡkendiniziأَوِya daٱخۡرُجُواْçıkınمِنyurtlarınızdanدِيَٰرِكُم*مَّاbunu yapmazlardıفَعَلُوهُ*إِلَّاhariçقَلِيلٞpek azıمِّنۡهُمۡۖiçlerindenوَلَوۡeğerأَنَّهُمۡonlarفَعَلُواْyapsalardıمَاşeyiيُوعَظُونَöğütlenenبِهِۦkendilerineلَكَانَelbette olurduخَيۡرٗاdaha iyiلَّهُمۡkendileri içinوَأَشَدَّve daha sağlamتَثۡبِيتٗاsağlamlıkta
 
ANLAMI
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Ayet 67 Arapça Ayet
وَإِذٗاve o zamanلَّأٓتَيۡنَٰهُمkendilerine verirdikمِّنkatımızdanلَّدُنَّآ*أَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
Ayet 68 Arapça Ayet
وَلَهَدَيۡنَٰهُمۡve onları iletirdikصِرَٰطٗاbir yolaمُّسۡتَقِيمٗاdoğru
 
ANLAMI
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
Ayet 69 Arapça Ayet
وَمَنve kimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَٱلرَّسُولَve Elçi'yeفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarمَعَberaberdirٱلَّذِينَkimselerleأَنۡعَمَni'metlendirdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَيۡهِمkendileriniمِّنَpeygamberlerleٱلنَّبِيِّـۧنَ*وَٱلصِّدِّيقِينَve sıddiklarlaوَٱلشُّهَدَآءِve şehidlerleوَٱلصَّـٰلِحِينَۚve Salihlerleوَحَسُنَve ne güzelأُوْلَـٰٓئِكَonlarرَفِيقٗاarkadaştır
 
ANLAMI
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!
Ayet 70 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbuٱلۡفَضۡلُni'metمِنَAllahtandırٱللَّهِۚ*وَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahعَلِيمٗاbilen olarak
 
ANLAMI
Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Ayet 71 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)خُذُواْalınحِذۡرَكُمۡkorunma(tedbirleri)niziفَٱنفِرُواْsavaşa gidinثُبَاتٍbölük bölükأَوِya daٱنفِرُواْsavaşa gidinجَمِيعٗاhep birlikte
 
ANLAMI
Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Ayet 72 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizمِنكُمۡiçinizdenلَمَنbir kısmı var kiلَّيُبَطِّئَنَّpek ağır davranırفَإِنۡeğerأَصَٰبَتۡكُمsize erişirseمُّصِيبَةٞbir felaketقَالَder kiقَدۡmuhakkakأَنۡعَمَlutfettiٱللَّهُAllahعَلَيَّbanaإِذۡbulunmadımلَمۡ*أَكُن*مَّعَهُمۡonlarla beraberشَهِيدٗاhazır
 
ANLAMI
Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: "Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim" der.
Ayet 73 Arapça Ayet
وَلَئِنۡve eğerأَصَٰبَكُمۡsize erişirseفَضۡلٞbir ni'metمِّنَAllahtanٱللَّهِ*لَيَقُولَنَّderكَأَنsankiلَّمۡyokmuş gibiتَكُنۢ*بَيۡنَكُمۡsizinleوَبَيۡنَهُۥkendisi arasındaمَوَدَّةٞhiç sevgiيَٰلَيۡتَنِيkeşke ben deكُنتُolsaydımمَعَهُمۡonlarla beraberفَأَفُوزَkazansaydımفَوۡزًاbir başarıعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım" der.
Ayet 74 Arapça Ayet
۞فَلۡيُقَٰتِلۡsavaşsınlarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahٱلَّذِينَkimselerيَشۡرُونَsatan(lar)ٱلۡحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنۡيَاdünyaبِٱلۡأٓخِرَةِۚahireti karşılığındaوَمَنve kimيُقَٰتِلۡsavaşır daفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahفَيُقۡتَلۡöldürülürأَوۡveyaيَغۡلِبۡgalib gelirseفَسَوۡفَyakındaنُؤۡتِيهِbiz ona vereceğizأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
O halde, dünya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galib gelirse, Biz ona büyük bir ecir vereceğiz.
SAYFA 90
Ayet 75 Arapça Ayet
وَمَاne oldu?لَكُمۡsizeلَاsavaşmıyorsunuzتُقَٰتِلُونَ*فِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَٱلۡمُسۡتَضۡعَفِينَve zayıfمِنَ(uğrunda)ٱلرِّجَالِerkeklerوَٱلنِّسَآءِve kadınlarوَٱلۡوِلۡدَٰنِve çocuklarٱلَّذِينَkimselerيَقُولُونَdiyorlarرَبَّنَآRabbimizأَخۡرِجۡنَاbizi çıkarمِنۡşuهَٰذِهِ*ٱلۡقَرۡيَةِkenttenٱلظَّالِمِzalimأَهۡلُهَاhalkıوَٱجۡعَلve verلَّنَاbizeمِنkatındanلَّدُنكَ*وَلِيّٗاbir koruyucuوَٱجۡعَلve verلَّنَاbizeمِنkatındanلَّدُنكَ*نَصِيرًاbir yardımcı
 
ANLAMI
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
Ayet 76 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)يُقَٰتِلُونَsavaşırlarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِۖAllahوَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)يُقَٰتِلُونَsavaşırlarفِيyolundaسَبِيلِ*ٱلطَّـٰغُوتِtağutفَقَٰتِلُوٓاْo halde savaşınأَوۡلِيَآءَdostlarıyleٱلشَّيۡطَٰنِۖşeytanınإِنَّşüphesizكَيۡدَhilesiٱلشَّيۡطَٰنِşeytanınكَانَzayıftırضَعِيفًا*
 
ANLAMI
İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler ise tağut yolunda harbederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.
Ayet 77 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin miتَرَ*إِلَىkimseleriٱلَّذِينَ*قِيلَdenilen(leri)لَهُمۡkendilerineكُفُّوٓاْ(savaştan) çekinأَيۡدِيَكُمۡelleriniziوَأَقِيمُواْve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُواْve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıفَلَمَّاzamanكُتِبَyazılıdığıعَلَيۡهِمُkendilerineٱلۡقِتَالُsavaşإِذَاhemenفَرِيقٞbir grupمِّنۡهُمۡiçlerindenيَخۡشَوۡنَkorkmaya başladılarٱلنَّاسَinsanlardanكَخَشۡيَةِkorkar gibiٱللَّهِAllah'tanأَوۡhattaأَشَدَّdaha fazlaخَشۡيَةٗۚkorkuylaوَقَالُواْve dediler kiرَبَّنَاRabbimizلِمَniçinكَتَبۡتَyazdınعَلَيۡنَاbizeٱلۡقِتَالَsavaşلَوۡلَآkeşkeأَخَّرۡتَنَآbizi erteleseydinإِلَىٰٓkadarأَجَلٖbir süreyeقَرِيبٖۗyakınقُلۡde kiمَتَٰعُgeçimiٱلدُّنۡيَاdünyaقَلِيلٞazdırوَٱلۡأٓخِرَةُve ahiretخَيۡرٞdaha iyidirلِّمَنِkimse içinٱتَّقَىٰkorunanوَلَاsize haksızlık edilmezتُظۡلَمُونَ*فَتِيلًاkıl kadar
 
ANLAMI
Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri görmedin mi Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez".
Ayet 78 Arapça Ayet
أَيۡنَمَاneredeتَكُونُواْolsanızيُدۡرِككُّمُyine sizi bulurٱلۡمَوۡتُölümوَلَوۡve eğerكُنتُمۡbulunsanızفِيiçindeبُرُوجٖkalelerمُّشَيَّدَةٖۗsağlamوَإِنve eğerتُصِبۡهُمۡonlara erişirseحَسَنَةٞbir iyilikيَقُولُواْderlerهَٰذِهِۦbuمِنۡtarafındandırعِندِ*ٱللَّهِۖAllahوَإِنeğerتُصِبۡهُمۡonlara erişirseسَيِّئَةٞbir kötülükيَقُولُواْderlerهَٰذِهِۦbuمِنۡsenin yüzündendirعِندِكَۚ*قُلۡde kiكُلّٞhepsiمِّنۡtarafındandırعِندِ*ٱللَّهِۖAllahفَمَالِne oluyor kiهَـٰٓؤُلَآءِbuٱلۡقَوۡمِtoplumaلَاyanaşmıyorlarيَكَادُونَ*يَفۡقَهُونَanlamayaحَدِيثٗاsöz
 
ANLAMI
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Ayet 79 Arapça Ayet
مَّآşeyأَصَابَكَsana gelenمِنۡherحَسَنَةٖiyilikفَمِنَAllah'tandırٱللَّهِۖ*وَمَآve şeyأَصَابَكَsana gelenمِنherسَيِّئَةٖkötülükفَمِنkendi(günahın yüzü)-ndendirنَّفۡسِكَۚkendi(günahın yüzü)وَأَرۡسَلۡنَٰكَve seni gönderdikلِلنَّاسِinsanlaraرَسُولٗاۚelçiوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدٗاşahid olarak
 
ANLAMI
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
SAYFA 91
Ayet 80 Arapça Ayet
مَّنkimيُطِعِita'at ederseٱلرَّسُولَElçi'yeفَقَدۡmuhakkak kiأَطَاعَita'at etmiş olurٱللَّهَۖAllah'aوَمَنkim deتَوَلَّىٰyüz çevirirseفَمَآbiz seni göndermedikأَرۡسَلۡنَٰكَ*عَلَيۡهِمۡonların üzerineحَفِيظٗاbekçi
 
ANLAMI
Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik.
Ayet 81 Arapça Ayet
وَيَقُولُونَderler kiطَاعَةٞpeki (tamam)فَإِذَاfakatبَرَزُواْçıkıncaمِنۡsenin yanındanعِندِكَ*بَيَّتَgeceleyin kurarlarطَآئِفَةٞbirtakımıمِّنۡهُمۡiçlerindenغَيۡرَtersiniٱلَّذِيşeyinتَقُولُۖsöylemiş olduğunوَٱللَّهُAllahيَكۡتُبُyazmaktadırمَاşeyleriيُبَيِّتُونَۖgeceleyin düşünüp kurduklarınفَأَعۡرِضۡsen aldırmaعَنۡهُمۡonlaraوَتَوَكَّلۡve dayanعَلَىAllah'aٱللَّهِۚ*وَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلًاvekil olarak
 
ANLAMI
"Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
Ayet 82 Arapça Ayet
أَفَلَاdüşünmüyorlar mı?يَتَدَبَّرُونَ*ٱلۡقُرۡءَانَۚKur'an'ıوَلَوۡve eğerكَانَolsaydıمِنۡtarafındanعِندِ*غَيۡرِbaşkasıٱللَّهِAllah'tanلَوَجَدُواْbulurlardıفِيهِondaٱخۡتِلَٰفٗاbirbirini tutmaz;كَثِيرٗاçok şey
 
ANLAMI
Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.
Ayet 83 Arapça Ayet
وَإِذَاne zaman kiجَآءَهُمۡonlara gelseأَمۡرٞbir haberمِّنَ(dair)ٱلۡأَمۡنِgüveneأَوِveyaٱلۡخَوۡفِkorkuyaأَذَاعُواْyayarlarبِهِۦۖonuوَلَوۡhalbukiرَدُّوهُonu götürselerdiإِلَىElçi'yeٱلرَّسُولِ*وَإِلَىٰٓve sahiplerineأُوْلِي*ٱلۡأَمۡرِbuyrukمِنۡهُمۡaralarındakiلَعَلِمَهُbilirlerdiٱلَّذِينَkimselerيَسۡتَنۢبِطُونَهُۥişin içyüzünü araştıran(lar)مِنۡهُمۡۗonun ne olduğunuوَلَوۡلَاeğer olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsizeوَرَحۡمَتُهُۥve rahmetiلَٱتَّبَعۡتُمُuyardınızٱلشَّيۡطَٰنَşeytanaإِلَّاhariçقَلِيلٗاpek azınız
 
ANLAMI
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.
Ayet 84 Arapça Ayet
فَقَٰتِلۡ(o halde) savaşفِيyolundaسَبِيلِAllahٱللَّهِ*لَاsen sorumlu değilsinتُكَلَّفُ*إِلَّاbaşkasındanنَفۡسَكَۚkendindenوَحَرِّضِve teşvik etٱلۡمُؤۡمِنِينَۖinananlarıعَسَىumulur kiٱللَّهُAllahأَنkırarيَكُفَّ*بَأۡسَgücünüٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْۚinkar eden(lerin)وَٱللَّهُAllah'ınأَشَدُّdaha güçlüdürبَأۡسٗاbaskınıوَأَشَدُّve daha çetindirتَنكِيلٗاcezası
 
ANLAMI
Allah yolunda savaş; sen ancak kendinden sorumlusun, inananları teşvik et; umulur ki Allah, inkar edenlerin baskınını önler. Allah'ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek şiddetlidir.
Ayet 85 Arapça Ayet
مَّنkimيَشۡفَعۡdestek olursaشَفَٰعَةًbir destekleحَسَنَةٗgüzelيَكُنvardırلَّهُۥonunنَصِيبٞbir payıمِّنۡهَاۖo iştenوَمَنve kimيَشۡفَعۡdestek olursaشَفَٰعَةٗbir destekleسَيِّئَةٗkötü bir (işe)يَكُنolurلَّهُۥonunكِفۡلٞbir payıمِّنۡهَاۗo iştenوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰherكُلِّ*شَيۡءٖşeyiمُّقِيتٗاgözetip karşılığını verendir
 
ANLAMI
Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.
Ayet 86 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanحُيِّيتُمselamlandığınızبِتَحِيَّةٖbir selam ileفَحَيُّواْsiz de selam verinبِأَحۡسَنَdaha güzeliyleمِنۡهَآondanأَوۡyahutرُدُّوهَآۗaynen iade edinإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَher şeyiعَلَىٰ*كُلِّ*شَيۡءٍ*حَسِيبًاhesaplayandır
 
ANLAMI
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
SAYFA 92
Ayet 87 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllah (ki)لَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanلَيَجۡمَعَنَّكُمۡsizi bir araya toplayacaktırإِلَىٰgünündeيَوۡمِ*ٱلۡقِيَٰمَةِkıyametلَاolmayanرَيۡبَşüpheفِيهِۗkendindeوَمَنۡkim olabilir?أَصۡدَقُdaha doğruمِنَAllahtanٱللَّهِ*حَدِيثٗاsözlü
 
ANLAMI
Allah'tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Ayet 88 Arapça Ayet
۞فَمَاne oldu kiلَكُمۡsizeفِيhakkındaٱلۡمُنَٰفِقِينَmünafıklarفِئَتَيۡنِiki gruba ayrıldınızوَٱللَّهُoysa Allahأَرۡكَسَهُمonları baş aşağı etmiştirبِمَاişlerden dolayıكَسَبُوٓاْۚyaptıklarıأَتُرِيدُونَmi istiyorsunuz?أَنdoğru yola iletmekتَهۡدُواْ*مَنۡkimseyiأَضَلَّsaptırdığıٱللَّهُۖAllah'ınوَمَنve biriniيُضۡلِلِsaptırırsaٱللَّهُAllahفَلَنartıkتَجِدَbulamazsınızلَهُۥonun içinسَبِيلٗاbir yol
 
ANLAMI
Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye Allah onları, yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz Allah'ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın.
Ayet 89 Arapça Ayet
وَدُّواْistedilerلَوۡkeşkeتَكۡفُرُونَsiz de inkar etsenizكَمَاgibiكَفَرُواْkendilerin inkar ettiğiفَتَكُونُونَki onlarla olsanızسَوَآءٗۖeşitفَلَاo halde edinmeyinتَتَّخِذُواْ*مِنۡهُمۡonlardanأَوۡلِيَآءَdostlarحَتَّىٰkadarيُهَاجِرُواْonlar göç edinceyeفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِۚAllahفَإِنeğerتَوَلَّوۡاْyüz çevirirlerseفَخُذُوهُمۡonları yakalayınوَٱقۡتُلُوهُمۡve öldürünحَيۡثُneredeوَجَدتُّمُوهُمۡۖbulursanızوَلَاve tutmayınتَتَّخِذُواْ*مِنۡهُمۡonlardanوَلِيّٗا(ne) bir dostوَلَاne deنَصِيرًاbir yardımcı
 
ANLAMI
Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.
Ayet 90 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçٱلَّذِينَkimselerيَصِلُونَsığınan(lar)إِلَىٰbir toplumaقَوۡمِۭ*بَيۡنَكُمۡsizinleوَبَيۡنَهُمkendileri arasındaمِّيثَٰقٌandlaşma bulunanأَوۡyahutجَآءُوكُمۡsize gelenlerحَصِرَتۡsıkılarakصُدُورُهُمۡyürekleriأَنsizinle savaşmaktanيُقَٰتِلُوكُمۡ*أَوۡveyaيُقَٰتِلُواْsavaşmaktanقَوۡمَهُمۡۚkendi toplumlarıyleوَلَوۡeğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahلَسَلَّطَهُمۡonları salardıعَلَيۡكُمۡsizin üstünüzeفَلَقَٰتَلُوكُمۡۚsizinle savaşırlardıفَإِنِo haldeٱعۡتَزَلُوكُمۡonlar sizden uzak dururlarفَلَمۡsizinle savaşmazlarيُقَٰتِلُوكُمۡ*وَأَلۡقَوۡاْve isterlerseإِلَيۡكُمُsizinleٱلسَّلَمَbarış içinde yaşamakفَمَاvermemiştirجَعَلَ*ٱللَّهُAllahلَكُمۡsizeعَلَيۡهِمۡonların aleyhineسَبِيلٗاbir yol
 
ANLAMI
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.
Ayet 91 Arapça Ayet
سَتَجِدُونَbulacaksınızءَاخَرِينَbaşkalarınıيُرِيدُونَisterأَنsizden emin olmakيَأۡمَنُوكُمۡ*وَيَأۡمَنُواْve emin olmakقَوۡمَهُمۡkendi toplumlarındanكُلَّher ne zamanمَاgötürülselerرُدُّوٓاْ*إِلَىfitneyeٱلۡفِتۡنَةِ*أُرۡكِسُواْbaşaşağı atılırlarفِيهَاۚ(fitnenin) içineفَإِنeğerلَّمۡsizden uzak durmazlarsaيَعۡتَزِلُوكُمۡ*وَيُلۡقُوٓاْve istemezlerseإِلَيۡكُمُsizinleٱلسَّلَمَbarış içinde yaşamakوَيَكُفُّوٓاْ(saldırıdan) çekmezlerseأَيۡدِيَهُمۡelleriniفَخُذُوهُمۡonları yakalayınوَٱقۡتُلُوهُمۡve öldürünحَيۡثُneredeثَقِفۡتُمُوهُمۡۚbulursanızوَأُوْلَـٰٓئِكُمۡişte öylelerineجَعَلۡنَاverdikلَكُمۡsizeعَلَيۡهِمۡkarşıسُلۡطَٰنٗاbir yetkiمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.
SAYFA 93
Ayet 92 Arapça Ayet
وَمَاyokturكَانَbir mü'mininلِمُؤۡمِنٍ*أَنöldürmesiيَقۡتُلَ*مُؤۡمِنًاbir mü'miniإِلَّاdışındaخَطَـٔٗاۚyanlışlıkوَمَنve kim kiقَتَلَöldürdüمُؤۡمِنًاbir mü'miniخَطَـٔٗاyanlışlıklaفَتَحۡرِيرُazadetmelidirرَقَبَةٖbir köleمُّؤۡمِنَةٖmü'minوَدِيَةٞve bir diyetمُّسَلَّمَةٌvermelidirإِلَىٰٓölenin ailesineأَهۡلِهِۦٓ*إِلَّآbaşkaأَنbağışlamalarıيَصَّدَّقُواْۚ*فَإِنeğerكَانَiseمِنbir topluluktanقَوۡمٍ*عَدُوّٖdüşmanınız olanلَّكُمۡsizinوَهُوَo (öldürülen)مُؤۡمِنٞmü'minفَتَحۡرِيرُazadetmelidirرَقَبَةٖbir köleمُّؤۡمِنَةٖۖmü'minوَإِنve eğerكَانَiseمِنbir topluluktanقَوۡمِۭ*بَيۡنَكُمۡsizinleوَبَيۡنَهُمkendileri arasındaمِّيثَٰقٞandlaşma bulunanفَدِيَةٞbir diyetمُّسَلَّمَةٌverilecektirإِلَىٰٓailesineأَهۡلِهِۦ*وَتَحۡرِيرُve azadetmek lazımdırرَقَبَةٖbir köleمُّؤۡمِنَةٖۖmü'minفَمَنkimseلَّمۡbunları bulamayanيَجِدۡ*فَصِيَامُoruç tutmalıdırشَهۡرَيۡنِiki ayمُتَتَابِعَيۡنِardı ardınaتَوۡبَةٗtevbesinin kabulü içinمِّنَtarafındanٱللَّهِۗAllahوَكَانَAllahٱللَّهُ*عَلِيمًاbilendirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir. Bir mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin, size düşman bir topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet aranızda anlaşma olan bir millettense, ailesine diyet ödemek ve mümin bir köleyi azat etmek gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulü için, ard arda iki ay oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir.
Ayet 93 Arapça Ayet
وَمَنher kimيَقۡتُلۡöldürürseمُؤۡمِنٗاbir mü'miniمُّتَعَمِّدٗاkasdenفَجَزَآؤُهُۥonun cezasıجَهَنَّمُcehennemdirخَٰلِدٗاsürekli kalacağıفِيهَاiçindeوَغَضِبَve gazabetmiştirٱللَّهُAllahعَلَيۡهِonaوَلَعَنَهُۥve la'net etmiştirوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُۥonun içinعَذَابًاbir azabعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabetmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır.
Ayet 94 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِذَاzamanضَرَبۡتُمۡsavaşa çıktığınızفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahفَتَبَيَّنُواْiyi anlayın dinleyin'وَلَاdemeyinتَقُولُواْ*لِمَنۡkimseyeأَلۡقَىٰٓverenإِلَيۡكُمُsizeٱلسَّلَٰمَselamلَسۡتَsen değilsinمُؤۡمِنٗاmü'minتَبۡتَغُونَgözeterekعَرَضَgeçici menfaatiniٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاdünyaفَعِندَçünkü yanındaٱللَّهِAllah'ınمَغَانِمُganimetler vardırكَثِيرَةٞۚçokكَذَٰلِكَböyle idinizكُنتُمsiz deمِّنöncedenقَبۡلُ*فَمَنَّlutfettiٱللَّهُAllahعَلَيۡكُمۡsizeفَتَبَيَّنُوٓاْۚo halde iyice anlayınإِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَşeyleriبِمَا*تَعۡمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرٗاhaber almaktadır
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Allah yolunda yürüdüğünüz vakit, her şeyi iyice anlayın. Size, müslüman olduğunu bildirene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır. Evvelce siz de öyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice araştırıp anlayın, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
SAYFA 94
Ayet 95 Arapça Ayet
لَّاolmazيَسۡتَوِيeşitٱلۡقَٰعِدُونَyerlerinde oturanlarمِنَinananlardanٱلۡمُؤۡمِنِينَ*غَيۡرُdışındaأُوْلِيsahipleriٱلضَّرَرِözürوَٱلۡمُجَٰهِدُونَve cihad edenlerفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahبِأَمۡوَٰلِهِمۡmallariyleوَأَنفُسِهِمۡۚcanlariyleفَضَّلَüstün kılmıştırٱللَّهُAllahٱلۡمُجَٰهِدِينَcihadedenleriبِأَمۡوَٰلِهِمۡmallariyleوَأَنفُسِهِمۡcanlariyleعَلَىoturanlardanٱلۡقَٰعِدِينَ*دَرَجَةٗۚderece bakımındanوَكُلّٗاve hepsineوَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلۡحُسۡنَىٰۚgüzellikوَفَضَّلَve üstün kılmıştırٱللَّهُAllahٱلۡمُجَٰهِدِينَmücahidleriعَلَىoturanlardanٱلۡقَٰعِدِينَ*أَجۡرًاecirleعَظِيمٗاçok daha büyük
 
ANLAMI
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 96 Arapça Ayet
دَرَجَٰتٖyüksek derecelerمِّنۡهُkendi katındanوَمَغۡفِرَةٗve bağışوَرَحۡمَةٗۚve rahmetوَكَانَAllahٱللَّهُ*غَفُورٗاbağışlayandırرَّحِيمًاesirgeyendir
 
ANLAMI
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 97 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَcanlarını alırkenتَوَفَّىٰهُمُ*ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerظَالِمِيٓyazık eden kimselereأَنفُسِهِمۡnefislerineقَالُواْdedilerفِيمَne işteكُنتُمۡۖidinizقَالُواْdedilerكُنَّاbiz aciz düşürülmüştükمُسۡتَضۡعَفِينَ*فِيyer yüzündeٱلۡأَرۡضِۚ*قَالُوٓاْ(Melekler) dediler kiأَلَمۡdeğil miydi?تَكُنۡ*أَرۡضُyeriٱللَّهِAllah'ınوَٰسِعَةٗgenişفَتُهَاجِرُواْgöç edeydinizفِيهَاۚondaفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarınمَأۡوَىٰهُمۡdurağıجَهَنَّمُۖcehennemdirوَسَآءَتۡve ne kötüمَصِيرًاbir gidiş yeridir
 
ANLAMI
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir!
Ayet 98 Arapça Ayet
إِلَّاyalnız hariçtirٱلۡمُسۡتَضۡعَفِينَgerçekten zayıfمِنَerkeklerٱلرِّجَالِ*وَٱلنِّسَآءِve kadınlarوَٱلۡوِلۡدَٰنِve çocuklarلَاgücü yetmeyenlerيَسۡتَطِيعُونَ*حِيلَةٗhiçbir çareyeوَلَاve (göç için) bulamayanيَهۡتَدُونَ*سَبِيلٗاyol
 
ANLAMI
Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar.
Ayet 99 Arapça Ayet
فَأُوْلَـٰٓئِكَişteعَسَىumulurٱللَّهُAllah'ınأَنaffetmesiيَعۡفُوَ*عَنۡهُمۡۚonlarıوَكَانَve Allahٱللَّهُ*عَفُوًّاçok affedendirغَفُورٗاçok bağışlayandır
 
ANLAMI
İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır.
Ayet 100 Arapça Ayet
۞وَمَنve kim kiيُهَاجِرۡgöç ederفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahيَجِدۡbulurفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مُرَٰغَمٗاgidecekكَثِيرٗاçok yerوَسَعَةٗۚve bollukوَمَنve kim kiيَخۡرُجۡçıkarمِنۢevindenبَيۡتِهِۦ*مُهَاجِرًاgöç etmek amacıyleإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦve Elçisineثُمَّsonraيُدۡرِكۡهُkendisine yetişirseٱلۡمَوۡتُölümفَقَدۡmuhakkakوَقَعَdüşerأَجۡرُهُۥonun mükafatıعَلَىAllah'aٱللَّهِۗ*وَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاbağışlayandırرَّحِيمٗاesirgeyendir
 
ANLAMI
Allah yolunda hicret eden kişi, yeryüzünde çok bereketli yer ve genişlik bulur. Evinden, Allah'a ve Peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah'a düşer. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 101 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanضَرَبۡتُمۡsefere çıktığınızفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَلَيۡسَyokturعَلَيۡكُمۡsizeجُنَاحٌbir günahأَنkısaltmanızdan ötürüتَقۡصُرُواْ*مِنَnamazdanٱلصَّلَوٰةِ*إِنۡeğerخِفۡتُمۡkorkarsanızأَنsize bir kötülük yapmalarındanيَفۡتِنَكُمُ*ٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوٓاْۚinkar eden(lerin)إِنَّmuhakkak kiٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerكَانُواْsizinلَكُمۡ*عَدُوّٗاdüşmanınızdırمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.
SAYFA 95
Ayet 102 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanكُنتَsenفِيهِمۡiçlerindeفَأَقَمۡتَkıldırdığınلَهُمُonlaraٱلصَّلَوٰةَnamazıفَلۡتَقُمۡnamaza dursunطَآئِفَةٞbir bölükمِّنۡهُمonlardanمَّعَكَseninle beraberوَلۡيَأۡخُذُوٓاْve (yanlarına) alsınlarأَسۡلِحَتَهُمۡۖsilahlarını daفَإِذَاsecde edinceسَجَدُواْ*فَلۡيَكُونُواْgeçsinlerمِنarkanızaوَرَآئِكُمۡ*وَلۡتَأۡتِbu kez gelsinطَآئِفَةٌbölükأُخۡرَىٰötekiلَمۡnamaz kılmayanيُصَلُّواْ*فَلۡيُصَلُّواْve namaz kılsınlarمَعَكَseninle beraberوَلۡيَأۡخُذُواْve alsınlarحِذۡرَهُمۡkorunma(tedbir)leriniوَأَسۡلِحَتَهُمۡۗve silahlarını daوَدَّistediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَوۡkeşkeتَغۡفُلُونَsiz gaflet etseniz deعَنۡsilahlarınızdanأَسۡلِحَتِكُمۡ*وَأَمۡتِعَتِكُمۡve eşyanızdanفَيَمِيلُونَbirden yapsalarعَلَيۡكُمüzerinizeمَّيۡلَةٗbaskınوَٰحِدَةٗۚbirوَلَاbir günah yokturجُنَاحَ*عَلَيۡكُمۡsizeإِنeğerكَانَsizبِكُمۡ*أَذٗىzahmet çekersenizمِّنyağmurdanمَّطَرٍ*أَوۡya daكُنتُمolursanızمَّرۡضَىٰٓhastaأَنbırakmanızdaتَضَعُوٓاْ*أَسۡلِحَتَكُمۡۖsilahlarınızıوَخُذُواْama alınحِذۡرَكُمۡۗkorunma tedbiriniziإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahأَعَدَّhazırlamıştırلِلۡكَٰفِرِينَkafirlereعَذَابٗاbir azabمُّهِينٗاalçaltıcı
 
ANLAMI
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab hazırlamıştır.
Ayet 103 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanقَضَيۡتُمُbitirdiğinizٱلصَّلَوٰةَnamazıفَٱذۡكُرُواْanınٱللَّهَAllah'ıقِيَٰمٗاayaktaوَقُعُودٗاve oturarakوَعَلَىٰve üzerinde (uzanarak)جُنُوبِكُمۡۚyanlarınızفَإِذَاzamanٱطۡمَأۡنَنتُمۡgüvene kavuştuğunuzفَأَقِيمُواْ(tam) kılınٱلصَّلَوٰةَۚnamazıإِنَّşüphesizٱلصَّلَوٰةَnamazكَانَتۡüzerineعَلَى*ٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerكِتَٰبٗاfarz kılınmıştırمَّوۡقُوتٗاvakitli olarak
 
ANLAMI
Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.
Ayet 104 Arapça Ayet
وَلَاgevşeklik göstermeyinتَهِنُواْ*فِيtakibetmekteٱبۡتِغَآءِ*ٱلۡقَوۡمِۖo topluluğuإِنeğerتَكُونُواْsizتَأۡلَمُونَacı çekiyorsanuzفَإِنَّهُمۡonlar daيَأۡلَمُونَacı çekmektedirlerكَمَاgibiتَأۡلَمُونَۖsizin acı çektiğinizوَتَرۡجُونَve siz ummaktasınızمِنَAllah'tanٱللَّهِ*مَاşeyleriلَاonların ummayacaklarıيَرۡجُونَۗ*وَكَانَAlahٱللَّهُ*عَلِيمًاbilendirحَكِيمًاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır.
Ayet 105 Arapça Ayet
إِنَّآmuhakkak bizأَنزَلۡنَآindirdik kiإِلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَKitabıبِٱلۡحَقِّgerçek ileلِتَحۡكُمَhüküm veresin diyeبَيۡنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarبِمَآbiçimdeأَرَىٰكَsana gösterdiğiٱللَّهُۚAllah'ınوَلَاolmaتَكُن*لِّلۡخَآئِنِينَhainlerinخَصِيمٗاsavunucusu
 
ANLAMI
Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.
SAYFA 96
Ayet 106 Arapça Ayet
وَٱسۡتَغۡفِرِve mağfiret dileٱللَّهَۖAllah'tanإِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahكَانَbağışlayandırغَفُورٗا*رَّحِيمٗاesirgeyendir
 
ANLAMI
Allah'tan mağfiret dile. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 107 Arapça Ayet
وَلَاsavunmaتُجَٰدِلۡ*عَنِkimseleriٱلَّذِينَ*يَخۡتَانُونَhainlik eden(leri)أَنفُسَهُمۡۚkendilerineإِنَّziraٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*مَنkimseyiكَانَhainlik yapanخَوَّانًا*أَثِيمٗاgünah işleyen
 
ANLAMI
Kendilerine hainlik edenlerden yana uğraşmaya kalkma. Allah, hainlikte direnen suçluyu sevmez.
Ayet 108 Arapça Ayet
يَسۡتَخۡفُونَgizleniyorlarمِنَinsanlardanٱلنَّاسِ*وَلَاgizlenmiyorlarيَسۡتَخۡفُونَ*مِنَAllah'tanٱللَّهِ*وَهُوَoysa Oمَعَهُمۡonlarla beraberdirإِذۡzamanيُبَيِّتُونَgeceleyin söyledikleriمَاşeyleriلَا(O'nun) istemediğiيَرۡضَىٰ*مِنَsözüٱلۡقَوۡلِۚ*وَكَانَAllahٱللَّهُ*بِمَاherşeyiيَعۡمَلُونَonların yaptıklarıمُحِيطًاkuşatmıştır
 
ANLAMI
Allah'ın razı olmadığı sözü gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'dan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini bilmektedir.
Ayet 109 Arapça Ayet
هَـٰٓأَنتُمۡhaydi sizهَـٰٓؤُلَآءِsavundunuzجَٰدَلۡتُمۡsavundunuzعَنۡهُمۡonlarıفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaفَمَنya kimيُجَٰدِلُsavunacakٱللَّهَAllah'a karşıعَنۡهُمۡonlarıيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametأَمya daمَّنkimيَكُونُolacakعَلَيۡهِمۡonlaraوَكِيلٗاvekil
 
ANLAMI
İşte siz dünya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır?
Ayet 110 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَعۡمَلۡyaparsaسُوٓءًاbir kötülükأَوۡyahutيَظۡلِمۡzulmederseنَفۡسَهُۥnefsineثُمَّsonraيَسۡتَغۡفِرِmağfiret dilerseٱللَّهَAllah'tanيَجِدِbulurٱللَّهَAllah'ıغَفُورٗاbağışlayıcıرَّحِيمٗاve esirgeyici
 
ANLAMI
Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.
Ayet 111 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَكۡسِبۡişlerseإِثۡمٗاbir günahفَإِنَّمَاmuhakkakيَكۡسِبُهُۥonu kazanırعَلَىٰaleyhineنَفۡسِهِۦۚkendiوَكَانَAllahٱللَّهُ*عَلِيمًاbilendirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Kim günah işlerse bunu ancak kendi aleyhine yapmış olur. Allah bilendir, Hakim'dir.
Ayet 112 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَكۡسِبۡişlerseخَطِيٓـَٔةًbir hataأَوۡya daإِثۡمٗاgünahثُمَّsonraيَرۡمِüstüne atarsaبِهِۦonuبَرِيٓـٔٗاbir suçsuzunفَقَدِmuhakkak kiٱحۡتَمَلَyüklenmiş olurبُهۡتَٰنٗاbüyük bir iftiraوَإِثۡمٗاve bir günahمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
Kim yanılır veya suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Ayet 113 Arapça Ayet
وَلَوۡلَاve olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكَsana;وَرَحۡمَتُهُۥve acımasıلَهَمَّتyeltenmiştiطَّآئِفَةٞbir grupمِّنۡهُمۡonlardanأَنseni saptırmağaيُضِلُّوكَ*وَمَاonlar saptıramazlarيُضِلُّونَ*إِلَّآbaşkasınıأَنفُسَهُمۡۖkendilerindenوَمَاsana zarar veremezlerيَضُرُّونَكَ*مِنhiçbirشَيۡءٖۚşeyوَأَنزَلَve indirdiٱللَّهُAllahعَلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَKitabıوَٱلۡحِكۡمَةَve hikmetiوَعَلَّمَكَve sana öğrettiمَاşeyleriلَمۡolmadığınتَكُن*تَعۡلَمُۚbiliyorوَكَانَveفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكَsanaعَظِيمٗاbüyüktür
 
ANLAMI
Eğer sana Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan nimeti ne büyüktür.
SAYFA 97
Ayet 114 Arapça Ayet
۞لَّاyokturخَيۡرَhayırفِيçoğundaكَثِيرٖ*مِّنgizli konuşmalarınınنَّجۡوَىٰهُمۡ*إِلَّاyalnız hariçمَنۡkimseأَمَرَemredenبِصَدَقَةٍsadakayıأَوۡyahutمَعۡرُوفٍiyiliğiأَوۡya daإِصۡلَٰحِۭdüzeltmeyiبَيۡنَarasınıٱلنَّاسِۚinsanlarınوَمَنve kimيَفۡعَلۡyaparsaذَٰلِكَbunuٱبۡتِغَآءَamacıyleمَرۡضَاتِrızasını kazanmakٱللَّهِAllah'ınفَسَوۡفَyakındaنُؤۡتِيهِona vereceğizأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.
Ayet 115 Arapça Ayet
وَمَنkim deيُشَاقِقِkarşı gelirٱلرَّسُولَElçi'yeمِنۢsonraبَعۡدِ*مَاbelli olduktanتَبَيَّنَ*لَهُkendisineٱلۡهُدَىٰdoğru yolوَيَتَّبِعۡve uyarsaغَيۡرَbaşkasınaسَبِيلِyolundanٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerinنُوَلِّهِۦonu yöneltirizمَاdöndüğü (yola)تَوَلَّىٰ*وَنُصۡلِهِۦve sokarızجَهَنَّمَۖcehennemeوَسَآءَتۡne kötüمَصِيرًاbir gidiş yeridir
 
ANLAMI
Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!
Ayet 116 Arapça Ayet
إِنَّşüpheizٱللَّهَAllahلَاbağışlamazيَغۡفِرُ*أَنortak koşulmasınıيُشۡرَكَ*بِهِۦkendisineوَيَغۡفِرُve bağışlarمَاherşeyiدُونَbaşkaذَٰلِكَbundanلِمَنkimseyeيَشَآءُۚdilediğiوَمَنve kimيُشۡرِكۡortak koşarsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدۡmuhakkakضَلَّsapıklığa düşmüştürضَلَٰلَۢاbir sapkınlıklaبَعِيدًاuzak
 
ANLAMI
Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.
Ayet 117 Arapça Ayet
إِنeğerيَدۡعُونَçağırıyorlarمِنO'nu bırakıp daدُونِهِۦٓ*إِلَّآyalnızcaإِنَٰثٗاbirtakım dişilereوَإِنve çağırıyorlarيَدۡعُونَ*إِلَّاyalnızcaشَيۡطَٰنٗاşeytanaمَّرِيدٗاasi
 
ANLAMI
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Ayet 118 Arapça Ayet
لَّعَنَهُona la'net ettiٱللَّهُۘAllahوَقَالَve (o da) dediلَأَتَّخِذَنَّelbette alacağımمِنۡsenin kullarındanعِبَادِكَ*نَصِيبٗاbir payمَّفۡرُوضٗاbelirli
 
ANLAMI
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Ayet 119 Arapça Ayet
وَلَأُضِلَّنَّهُمۡve onları mutlaka saptıracağımوَلَأُمَنِّيَنَّهُمۡve mutlaka onları boş kuruntulara sokacağımوَلَأٓمُرَنَّهُمۡve onlara emredeceğimفَلَيُبَتِّكُنَّyaracaklarءَاذَانَkulaklarınıٱلۡأَنۡعَٰمِhayvanlarınوَلَأٓمُرَنَّهُمۡve onlara emredeceğimفَلَيُغَيِّرُنَّdeğiştireceklerخَلۡقَyaratışınıٱللَّهِۚAllah'ınوَمَنve kimيَتَّخِذِtutarsaٱلشَّيۡطَٰنَşeytanıوَلِيّٗاdostمِّنyerineدُونِ*ٱللَّهِAllah'ınفَقَدۡmuhakkak kiخَسِرَziyana uğramıştırخُسۡرَانٗاbir ziyanlaمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Ayet 120 Arapça Ayet
يَعِدُهُمۡ(Şeytan) onlara söz verirوَيُمَنِّيهِمۡۖve umut verirوَمَاve değildirيَعِدُهُمُsözüٱلشَّيۡطَٰنُşeytanınإِلَّاbaşka bir şeyغُرُورًاaldatmadan
 
ANLAMI
Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaadde bulunuyor.
Ayet 121 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişte onlarınمَأۡوَىٰهُمۡvaracağı yerجَهَنَّمُcehennemdirوَلَاasla bulamazlarيَجِدُونَ*عَنۡهَاondanمَحِيصٗاkaçmak (imkanı)
 
ANLAMI
İşte onların varacağı yer cehennemdir. Oradan kaçacak yer de bulamıyacaklardır.
SAYFA 98
Ayet 122 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinanan(ları)وَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerسَنُدۡخِلُهُمۡsokacağızجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَkalacaklardırفِيهَآoradaأَبَدٗاۖebediوَعۡدَbu va'didirٱللَّهِAllah'ınحَقّٗاۚgerçekوَمَنۡkim olabilir?أَصۡدَقُdaha doğruمِنَAllahtanٱللَّهِ*قِيلٗاsözlü
 
ANLAMI
İnanıp yararlı işler yapanları, Allah'ın gerçek bir sözü olarak, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
Ayet 123 Arapça Ayet
لَّيۡسَ(İş) olmazبِأَمَانِيِّكُمۡsizin kuruntularınızlaوَلَآve olmazأَمَانِيِّkuruntularıylaأَهۡلِehlininٱلۡكِتَٰبِۗKitapمَنkimseيَعۡمَلۡyapanسُوٓءٗاkötülükيُجۡزَcezalandırılırبِهِۦonunlaوَلَاve bulamazيَجِدۡ*لَهُۥkendisineمِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanوَلِيّٗا(ne) bir dostوَلَاne deنَصِيرٗاbir yardımcı
 
ANLAMI
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur.
Ayet 124 Arapça Ayet
وَمَنve her kimيَعۡمَلۡyaparsaمِنَgüzel işlerٱلصَّـٰلِحَٰتِ*مِنerkektenذَكَرٍ*أَوۡveyaأُنثَىٰkadındanوَهُوَve onlarمُؤۡمِنٞinanarakفَأُوْلَـٰٓئِكَişte öyle kimselerيَدۡخُلُونَgirerlerٱلۡجَنَّةَcenneteوَلَاve haksızlığa uğratılmazlarيُظۡلَمُونَ*نَقِيرٗاzerre kadar
 
ANLAMI
Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
Ayet 125 Arapça Ayet
وَمَنۡve kimأَحۡسَنُdaha güzeldir?دِينٗاdin yönündenمِّمَّنۡkimsedenأَسۡلَمَteslim edenوَجۡهَهُۥyüzünüلِلَّهِAllah'aوَهُوَoمُحۡسِنٞiyilik edici olarakوَٱتَّبَعَve tabi olanمِلَّةَdinineإِبۡرَٰهِيمَİbrahimحَنِيفٗاۗdosdoğruوَٱتَّخَذَedinmiştiٱللَّهُAllahإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'iخَلِيلٗاdost
 
ANLAMI
İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim edip, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir Allah İbrahim'i dost edinmişti.
Ayet 126 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırمَاhepsiفِيolanlarınٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَمَاhepsiفِيolanlarınٱلۡأَرۡضِۚve yerdeوَكَانَAllahٱللَّهُ*بِكُلِّherشَيۡءٖşeyiمُّحِيطٗاkuşatmıştır
 
ANLAMI
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatır.
Ayet 127 Arapça Ayet
وَيَسۡتَفۡتُونَكَsenden fetva istiyorlarفِيhakkındaٱلنِّسَآءِۖkadınlarقُلِde kiٱللَّهُAllahيُفۡتِيكُمۡsize hükmünü açıklıyorفِيهِنَّonlar hakkındaوَمَاvardırيُتۡلَىٰokunan(ayet)lerعَلَيۡكُمۡsizeفِيKitaptaٱلۡكِتَٰبِ*فِيhakkındaيَتَٰمَىöksüzٱلنِّسَآءِkadınlarٱلَّـٰتِيonlar kiلَاonlara vermiyorsunuzتُؤۡتُونَهُنَّ*مَاolanıكُتِبَyazılmışلَهُنَّkendilerineوَتَرۡغَبُونَve istiyorsunuzأَنkendileriyle evlenmekتَنكِحُوهُنَّ*وَٱلۡمُسۡتَضۡعَفِينَve zavallıمِنَhakkındaٱلۡوِلۡدَٰنِçocuklarوَأَنve hakkındaتَقُومُواْyerine getirmenizلِلۡيَتَٰمَىٰöksüzlere karşıبِٱلۡقِسۡطِۚadaletiوَمَاyapacağınızتَفۡعَلُواْ*مِنۡherخَيۡرٖhayrıفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahكَانَonuبِهِۦ*عَلِيمٗاbilir
 
ANLAMI
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.
SAYFA 99
Ayet 128 Arapça Ayet
وَإِنِve eğerٱمۡرَأَةٌbir kadınخَافَتۡkorkarsaمِنۢkocasınınبَعۡلِهَا*نُشُوزًاhuysuzluğundanأَوۡyahutإِعۡرَاضٗاyüz çevirmesindenفَلَاyokturجُنَاحَgünahعَلَيۡهِمَآikisine deأَنdüzeltmelerindeيُصۡلِحَا*بَيۡنَهُمَاaralarınıصُلۡحٗاۚanlaşma ileوَٱلصُّلۡحُve barışخَيۡرٞۗdaima iyidirوَأُحۡضِرَتِve hazırdırٱلۡأَنفُسُnefislerٱلشُّحَّۚcimriliğeوَإِنeğerتُحۡسِنُواْgüzel geçinirوَتَتَّقُواْve sakınırsanızفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَşeyleriبِمَا*تَعۡمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرٗاhaber alır
 
ANLAMI
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsaniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
Ayet 129 Arapça Ayet
وَلَنve yapamazsınızتَسۡتَطِيعُوٓاْ*أَن(tam) adaletتَعۡدِلُواْ*بَيۡنَarasındaٱلنِّسَآءِkadınlarوَلَوۡne kadarحَرَصۡتُمۡۖisteseniz deفَلَاöyle ise meylemeyinتَمِيلُواْ*كُلَّ(birine) tamamenٱلۡمَيۡلِyönelişleفَتَذَرُوهَاötekini bırakmayınكَٱلۡمُعَلَّقَةِۚaskıda (kocasızmış) gibiوَإِنeğerتُصۡلِحُواْarayı düzeltirوَتَتَّقُواْsakınırsanızفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbağışlayandırغَفُورٗا*رَّحِيمٗاesirgeyendir
 
ANLAMI
Adil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız, kadınlar arasında eşitlik yapamayacaksınız, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki diğerini askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. İşleri düzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 130 Arapça Ayet
وَإِنeğerيَتَفَرَّقَا(eşler) ayrılırlarsaيُغۡنِzengin ederٱللَّهُAllahكُلّٗاonların her biriniمِّنbol ni'metiyleسَعَتِهِۦۚ*وَكَانَAllah(ın)ٱللَّهُ*وَٰسِعًا(ni'meti) geniştirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ayrılırlarsa, Allah her birini nimetinin genişliğiyle yoksulluktan kurtarır, Allah her şeyi kaplayandır. Hakim'dir.
Ayet 131 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۗ*وَلَقَدۡmuhakkakوَصَّيۡنَاtavsiye ettikٱلَّذِينَkimselereأُوتُواْverilen(lere)ٱلۡكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبۡلِكُمۡ*وَإِيَّاكُمۡve size deأَنِdiyeٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَۚAllah'tanوَإِنeğerتَكۡفُرُواْinkar edersenizفَإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*وَكَانَAllahٱللَّهُ*غَنِيًّاzengindirحَمِيدٗاövgüye layıktır
 
ANLAMI
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. İnkar ederseniz bilin ki, göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır.
Ayet 132 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*وَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلًاvekil olarak
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Ayet 133 Arapça Ayet
إِنeğerيَشَأۡ(Allah) dilerseيُذۡهِبۡكُمۡsizi götürürأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarوَيَأۡتِve getirirبِـَٔاخَرِينَۚbaşkalarınıوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰbunaذَٰلِكَ*قَدِيرٗاhakkıyla kadirdir
 
ANLAMI
Ey İnsanlar! Allah dilerse sizi yok eder, başkalarını getirir, O, buna Kadir'dir.
Ayet 134 Arapça Ayet
مَّنkimكَانَisterseيُرِيدُ*ثَوَابَsevabınıٱلدُّنۡيَاdünyaفَعِندَ(bilsin ki) katındadırٱللَّهِAllahثَوَابُsevabıٱلدُّنۡيَاdünyaوَٱلۡأٓخِرَةِۚve ahiretوَكَانَAllahٱللَّهُ*سَمِيعَۢاişitendirبَصِيرٗاgörendir
 
ANLAMI
Dünya nimetini kim isterse, bilsin ki, dünyanın ve ahiretin nimeti Allah'ın katındadır. Allah işitir ve görür.
SAYFA 100
Ayet 135 Arapça Ayet
۞يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)كُونُواْolunقَوَّـٰمِينَayakta tutarakبِٱلۡقِسۡطِadaletiشُهَدَآءَşahidlerلِلَّهِAllah içinوَلَوۡbile olsaعَلَىٰٓaleyhindeأَنفُسِكُمۡkendinizinأَوِveyaٱلۡوَٰلِدَيۡنِana babanızınوَٱلۡأَقۡرَبِينَۚve yakınlarınızınإِنeğerيَكُنۡolsalarغَنِيًّاzenginأَوۡveyaفَقِيرٗاfakir deفَٱللَّهُçünkü Allahأَوۡلَىٰdaha yakındırبِهِمَاۖikisine deفَلَاöyle ise sapmayınتَتَّبِعُواْuyarakٱلۡهَوَىٰٓkeyfinizeأَنadalettenتَعۡدِلُواْۚ*وَإِنve eğerتَلۡوُۥٓاْeğip bükersenizأَوۡya daتُعۡرِضُواْdoğruyu söylemezsenizفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahكَانَolandırبِمَاyaptıklarınızdanتَعۡمَلُونَ*خَبِيرٗاhaberdar
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
Ayet 136 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)ءَامِنُواْinanınبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineوَٱلۡكِتَٰبِve Kitabaٱلَّذِيo kiنَزَّلَindirdiعَلَىٰElçisineرَسُولِهِۦ*وَٱلۡكِتَٰبِve Kitaba (inanın)ٱلَّذِيٓo kiأَنزَلَindirdiمِنdaha öncekilereقَبۡلُۚ*وَمَنve kimيَكۡفُرۡinkar ederseبِٱللَّهِAllah'ıوَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦve melekleriniوَكُتُبِهِۦve Kitaplarınıوَرُسُلِهِۦve elçileriniوَٱلۡيَوۡمِve gününüٱلۡأٓخِرِahiretفَقَدۡmuhakkakضَلَّsapıtmıştırضَلَٰلَۢاsapıklıklaبَعِيدًاuzak bir
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap'a ve daha önce indirdiği Kitap'a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.
Ayet 137 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَo kimselerءَامَنُواْinandılarثُمَّsonraكَفَرُواْinkar ettilerثُمَّsonraءَامَنُواْinandılarثُمَّyineكَفَرُواْinkar ettilerثُمَّsonraٱزۡدَادُواْarttıكُفۡرٗاinkarlarıلَّمۡdeğildirيَكُنِ*ٱللَّهُAllahلِيَغۡفِرَbağışlayacakلَهُمۡonlarıوَلَاiletmeyecektirلِيَهۡدِيَهُمۡ*سَبِيلَۢا(doğru) yola
 
ANLAMI
Doğrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra da inkarları artmış olanları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez.
Ayet 138 Arapça Ayet
بَشِّرِmüjdeleٱلۡمُنَٰفِقِينَMünafıklaraبِأَنَّşüphesizلَهُمۡkendilerinin olacağınıعَذَابًاbir azabınأَلِيمًاacıklı
 
ANLAMI
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
Ayet 139 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlarيَتَّخِذُونَtutuyorlarٱلۡكَٰفِرِينَkafirleriأَوۡلِيَآءَdostمِنbırakıpدُونِ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَۚmü'minleriأَيَبۡتَغُونَmi arıyorlar?عِندَهُمُonların yanındaٱلۡعِزَّةَşerefفَإِنَّşüphesizٱلۡعِزَّةَşerefلِلَّهِAllaha aittirجَمِيعٗاtamamen
 
ANLAMI
Onlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinirler; onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar Doğrusu kudret bütün olarak Allah'ındır.
Ayet 140 Arapça Ayet
وَقَدۡmuhakkakنَزَّلَindirmiştirعَلَيۡكُمۡsizeفِيKitaptaٱلۡكِتَٰبِ*أَنۡdiyeإِذَاzamanسَمِعۡتُمۡişittiğinizءَايَٰتِayetlerininٱللَّهِAllah'ınيُكۡفَرُinkar edildiğiniبِهَاonlarınوَيُسۡتَهۡزَأُve alay edildiğiniبِهَاonlarlaفَلَاoturmayınتَقۡعُدُواْ*مَعَهُمۡonlarla beraberحَتَّىٰkadarيَخُوضُواْonlar dalıncayaفِيbir sözeحَدِيثٍ*غَيۡرِهِۦٓbaşkaإِنَّكُمۡsiz deإِذٗاo zamanمِّثۡلُهُمۡۗonlar gibi olursunuzإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahجَامِعُbütünٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlüleriوَٱلۡكَٰفِرِينَve kafirleriفِيcehennemdeجَهَنَّمَ*جَمِيعًاtoplayacaktır
 
ANLAMI
O, size Kitap'da "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
SAYFA 101
Ayet 141 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيَتَرَبَّصُونَgözetleyip dururlarبِكُمۡsiziفَإِنeğerكَانَ(nasib)olursaلَكُمۡsizeفَتۡحٞbir fetihمِّنَAllah'tanٱللَّهِ*قَالُوٓاْderlerأَلَمۡdeğil miydik?نَكُنbiz deمَّعَكُمۡsizinle beraberوَإِنve eğerكَانَolursaلِلۡكَٰفِرِينَkafirlerinنَصِيبٞ(savaşta) bir payıقَالُوٓاْderlerأَلَمۡbiz üstünlük sağlamadık mıنَسۡتَحۡوِذۡ*عَلَيۡكُمۡsizeوَنَمۡنَعۡكُمve sizi korumadık mı?مِّنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَۚ*فَٱللَّهُartık Allahيَحۡكُمُhükmedecekبَيۡنَكُمۡaranızdaيَوۡمَgünündeٱلۡقِيَٰمَةِۚkıyametوَلَنve aslaيَجۡعَلَvermeyecektirٱللَّهُAllahلِلۡكَٰفِرِينَkafirlereعَلَىkarşıٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereسَبِيلًاbir yol
 
ANLAMI
Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.
Ayet 142 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlülerيُخَٰدِعُونَaldatmağa çalışırlarٱللَّهَAllah'ıوَهُوَoysa Oخَٰدِعُهُمۡonları aldatırوَإِذَاzamanقَامُوٓاْkalktıklarıإِلَىnamazaٱلصَّلَوٰةِ*قَامُواْkalkarlarكُسَالَىٰüşene üşeneيُرَآءُونَgösteriş yaparlarٱلنَّاسَinsanlaraوَلَاanmazlarيَذۡكُرُونَ*ٱللَّهَAllah'ıإِلَّاancakقَلِيلٗاbiraz
 
ANLAMI
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
Ayet 143 Arapça Ayet
مُّذَبۡذَبِينَyalpalayıp dururlarبَيۡنَaradaذَٰلِكَbuلَآneإِلَىٰbunlaraهَـٰٓؤُلَآءِ*وَلَآne deإِلَىٰonlaraهَـٰٓؤُلَآءِۚ*وَمَنve kimseyeيُضۡلِلِşaşırttığıٱللَّهُAllah'ınفَلَنbulamazsınتَجِدَ*لَهُۥonaسَبِيلٗاbir (çıkar) yol
 
ANLAMI
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
Ayet 144 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُواْ*ٱلۡكَٰفِرِينَkafirleriأَوۡلِيَآءَdostمِنbırakıpدُونِ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَۚmü'minleriأَتُرِيدُونَmi istiyorsunuz?أَنvermekتَجۡعَلُواْ*لِلَّهِAllah'aعَلَيۡكُمۡaleyhinizde olacakسُلۡطَٰنٗاbir delilمُّبِينًاapaçık
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
Ayet 145 Arapça Ayet
إِنَّdoğrusuٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlülerفِيtabakasındadırlarٱلدَّرۡكِ*ٱلۡأَسۡفَلِen aşağıمِنَateşinٱلنَّارِ*وَلَنve aslaتَجِدَbulamazsınلَهُمۡonlar içinنَصِيرًاhiçbir yardımcı
 
ANLAMI
Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamayacaksın.
Ayet 146 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçtirٱلَّذِينَkimselerتَابُواْtevbe edenlerوَأَصۡلَحُواْve uslananlarوَٱعۡتَصَمُواْve yapışanlarبِٱللَّهِAllah'aوَأَخۡلَصُواْve yapanlarدِينَهُمۡdinleriniلِلَّهِsırf Allah içinفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarمَعَberaberdirٱلۡمُؤۡمِنِينَۖmü'minlerleوَسَوۡفَyakındaيُؤۡتِverecektirٱللَّهُAllah daٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın Kitap'ına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnadır. Onlar inananlarla beraberdirler. Allah müminlere büyük ecir verecektir.
Ayet 147 Arapça Ayet
مَّاne?يَفۡعَلُyapacakٱللَّهُAllahبِعَذَابِكُمۡsize azabetmeyiإِنeğerشَكَرۡتُمۡsiz şükrederوَءَامَنتُمۡۚve inanırsanızوَكَانَveٱللَّهُAllahشَاكِرًاşükrün karşılığını verendirعَلِيمٗا(herşeyi) bilendir
 
ANLAMI
Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azabetsin Allah şükrün karşılığını verir ve bilir.
SAYFA 102  •  CÜZ 6
Ayet 148 Arapça Ayet
۞لَّاsevmezيُحِبُّ*ٱللَّهُAllahٱلۡجَهۡرَaçıkçaبِٱلسُّوٓءِkötüمِنَsöz söylenmesiniٱلۡقَوۡلِ*إِلَّاdışındaمَنkendisineظُلِمَۚhaksızlık edilenوَكَانَdoğrusu Allahٱللَّهُ*سَمِيعًاişitendirعَلِيمًاbilendir
 
ANLAMI
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.
Ayet 149 Arapça Ayet
إِنeğerتُبۡدُواْaçığa vurursanızخَيۡرًاbir iyiliğiأَوۡveyaتُخۡفُوهُonu gizlersenizأَوۡyahutتَعۡفُواْaffedersenizعَنbir kötülüğüسُوٓءٖ*فَإِنَّ(bilin ki) şüphesizٱللَّهَAllah daكَانَaffedicidirعَفُوّٗا*قَدِيرًاgüçlüdür
 
ANLAMI
Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki Allah da Affeden'dir, Güçlü Olan'dır.
Ayet 150 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَokimseler kiيَكۡفُرُونَinkar ederlerبِٱللَّهِAllah'ıوَرُسُلِهِۦve elçilerini;وَيُرِيدُونَve isterlerأَنayırmakيُفَرِّقُواْ*بَيۡنَarasınıٱللَّهِAllahوَرُسُلِهِۦile elçilerininوَيَقُولُونَve derlerنُؤۡمِنُinanırızبِبَعۡضٖkimineوَنَكۡفُرُve inkar ederizبِبَعۡضٖkiminiوَيُرِيدُونَve isterlerأَنtutmakيَتَّخِذُواْ*بَيۡنَarasındaذَٰلِكَbunun (ikisinin)سَبِيلًاbir yol
 
ANLAMI
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
Ayet 151 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡكَٰفِرُونَkafirlerdirحَقّٗاۚgerçekوَأَعۡتَدۡنَاbiz de hazırlamışızdırلِلۡكَٰفِرِينَkafirlereعَذَابٗاbir azabمُّهِينٗاalçaltıcı
 
ANLAMI
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
Ayet 152 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlar kiءَامَنُواْinandılarبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦve elçilerineوَلَمۡveيُفَرِّقُواْayırım yapmadılarبَيۡنَarasındaأَحَدٖhiçbiriمِّنۡهُمۡonlardanأُوْلَـٰٓئِكَişte (Allah)سَوۡفَpek yakındaيُؤۡتِيهِمۡverecektirأُجُورَهُمۡۚonların da mükafatlarınıوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاçok bağışlayandırرَّحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Allah'a ve peygamberlerine inanıp, onlardan hiçbirini ayırmayanlara, işte onlara Allah ecirlerini verecektir. O, bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 153 Arapça Ayet
يَسۡـَٔلُكَsenden istiyorlarأَهۡلُehliٱلۡكِتَٰبِKitapأَنindirmeniتُنَزِّلَ*عَلَيۡهِمۡkendilerineكِتَٰبٗاbir Kitapمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِۚ*فَقَدۡmuhakkakسَأَلُواْistemişlerمُوسَىٰٓMusa'danأَكۡبَرَdaha büyüğünüمِنbundanذَٰلِكَ*فَقَالُوٓاْdemişlerdiأَرِنَاbize gösterٱللَّهَAllah'ıجَهۡرَةٗaçıkçaفَأَخَذَتۡهُمُderhal onları yakalamıştıٱلصَّـٰعِقَةُyıldırım gürültüsüبِظُلۡمِهِمۡۚhaksızlıklarından dolayıثُمَّsonraٱتَّخَذُواْtutmuşlardıٱلۡعِجۡلَbuzağıyı (tanrı)مِنۢsonraبَعۡدِ*مَاkendilerine geldikkenجَآءَتۡهُمُ*ٱلۡبَيِّنَٰتُaçık delillerفَعَفَوۡنَاvazgeçtikعَنbundan daذَٰلِكَۚ*وَءَاتَيۡنَاve verdikمُوسَىٰMusa'yaسُلۡطَٰنٗاbir yetkiمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.
Ayet 154 Arapça Ayet
وَرَفَعۡنَاve kaldırdıkفَوۡقَهُمُüzerlerineٱلطُّورَTur'uبِمِيثَٰقِهِمۡsöz vermeleri içinوَقُلۡنَاve dedikلَهُمُonlaraٱدۡخُلُواْgirinٱلۡبَابَkapıdanسُجَّدٗاsecde ederekوَقُلۡنَاve dedikلَهُمۡonlaraلَاçiğnemeyinتَعۡدُواْ*فِيcumartesi(yasakları)nıٱلسَّبۡتِ*وَأَخَذۡنَاve aldıkمِنۡهُمonlardanمِّيثَٰقًاbir sözغَلِيظٗاsağlam
 
ANLAMI
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.
SAYFA 103
Ayet 155 Arapça Ayet
فَبِمَاsebebiyleنَقۡضِهِمbozmalarıمِّيثَٰقَهُمۡsözleriniوَكُفۡرِهِمve inkar etmeleriبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَقَتۡلِهِمُve öldürmeleriٱلۡأَنۢبِيَآءَpeygamberleriبِغَيۡرِyereحَقّٖhaksızوَقَوۡلِهِمۡve demeleri(nden ötürü)قُلُوبُنَاkalblerimizغُلۡفُۢۚkılıflıdırبَلۡhayır fakat'طَبَعَmühürlemiştirٱللَّهُAllahعَلَيۡهَاüzeriniبِكُفۡرِهِمۡinkarlarından ötürüفَلَاartık inanmazlarيُؤۡمِنُونَ*إِلَّاancakقَلِيلٗاpek az
 
ANLAMI
Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, "Kalblerimiz perdelidir" demelerinden ötürü Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların ancak pek azı inanır.
Ayet 156 Arapça Ayet
وَبِكُفۡرِهِمۡve küfürlerinden (ötürü)وَقَوۡلِهِمۡve sözlerindenعَلَىٰkarşıمَرۡيَمَMeryem'eبُهۡتَٰنًاbir iftiraعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 157 Arapça Ayet
وَقَوۡلِهِمۡve demelerinden (ötürü)إِنَّاelbetteقَتَلۡنَاbiz öldürdükٱلۡمَسِيحَMesih'iعِيسَىÎsaٱبۡنَoğluمَرۡيَمَMeryemرَسُولَelçisiٱللَّهِAllah'ınوَمَاoysaقَتَلُوهُonu öldürmedilerوَمَاveصَلَبُوهُasmadılarوَلَٰكِنfakatشُبِّهَbenzer gösterildiلَهُمۡۚkendilerineوَإِنَّve şüphesizٱلَّذِينَayrılığa düşenlerٱخۡتَلَفُواْ*فِيهِonun hakkındaلَفِيiçindedirlerشَكّٖtam bir kuşkuمِّنۡهُۚondan yanaمَاyokturلَهُمonlarınبِهِۦo husustaمِنۡhiçعِلۡمٍbilgileriإِلَّاsadeceٱتِّبَاعَuyuyorlarٱلظَّنِّۚzannaوَمَاonu öldürmedilerقَتَلُوهُ*يَقِينَۢاyakinen
 
ANLAMI
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 158 Arapça Ayet
بَلhayırرَّفَعَهُonu yükselttiٱللَّهُAllahإِلَيۡهِۚkendisineوَكَانَveٱللَّهُAllahعَزِيزًاdaima üstündürحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Ayet 159 Arapça Ayet
وَإِنve andolsunمِّنۡher biriأَهۡلِehlininٱلۡكِتَٰبِKitapإِلَّاancakلَيُؤۡمِنَنَّmutlaka inanacaktırبِهِۦonaقَبۡلَönceمَوۡتِهِۦۖölümündenوَيَوۡمَgünü deٱلۡقِيَٰمَةِkıyametيَكُونُO olacaktırعَلَيۡهِمۡonların aleyhineشَهِيدٗاşahid
 
ANLAMI
Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa'ya inanmayacak yoktur. O, gerektiği gibi inanmadıklarından, kıyamet günü onların aleyhine şahit olur.
Ayet 160 Arapça Ayet
فَبِظُلۡمٖzulümlerinden dolayıمِّنَolanlarınٱلَّذِينَ*هَادُواْyahudilerinحَرَّمۡنَاyasakladıkعَلَيۡهِمۡonlaraطَيِّبَٰتٍtemiz ve hoş şeyleriأُحِلَّتۡhelal kılınmışلَهُمۡkendilerineوَبِصَدِّهِمۡve çevirmelerinden dolayıعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahكَثِيرٗاçoklarını
 
ANLAMI
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
Ayet 161 Arapça Ayet
وَأَخۡذِهِمُve almalarından ötürüٱلرِّبَوٰاْribaوَقَدۡrağmenنُهُواْmenedilmelerineعَنۡهُondanوَأَكۡلِهِمۡve yemelerinden ötürüأَمۡوَٰلَmallarınıٱلنَّاسِinsanlarınبِٱلۡبَٰطِلِۚhaksız yereوَأَعۡتَدۡنَاve hazırladıkلِلۡكَٰفِرِينَinkar edenlereمِنۡهُمۡiçlerindenعَذَابًاbir azabأَلِيمٗاacı
 
ANLAMI
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
Ayet 162 Arapça Ayet
لَّـٰكِنِfakatٱلرَّـٰسِخُونَderinleşmiş olanlarفِيilimdeٱلۡعِلۡمِ*مِنۡهُمۡiçlerindenوَٱلۡمُؤۡمِنُونَve mü'minlerيُؤۡمِنُونَinanırlarبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيۡكَsanaوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenمِنsenden önceقَبۡلِكَۚ*وَٱلۡمُقِيمِينَO kılanlarٱلصَّلَوٰةَۚnamazıوَٱلۡمُؤۡتُونَverenlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلۡمُؤۡمِنُونَinananlar var yaبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretأُوْلَـٰٓئِكَişte onlaraسَنُؤۡتِيهِمۡvereceğizأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük
 
ANLAMI
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.
SAYFA 104
Ayet 163 Arapça Ayet
۞إِنَّآelbette bizأَوۡحَيۡنَآvahyettikإِلَيۡكَsana daكَمَآgibiأَوۡحَيۡنَآvahyettiğimizإِلَىٰNuh'aنُوحٖ*وَٱلنَّبِيِّـۧنَve peygamberlereمِنۢondan sonrakiبَعۡدِهِۦۚ*وَأَوۡحَيۡنَآnitekim vahyetmiştikإِلَىٰٓİbrahim'eإِبۡرَٰهِيمَ*وَإِسۡمَٰعِيلَve İsma'il'eوَإِسۡحَٰقَve İshak'aوَيَعۡقُوبَve Ya'kub'aوَٱلۡأَسۡبَاطِve sıbtlaraوَعِيسَىٰve Îsa'yaوَأَيُّوبَve Eyyub'aوَيُونُسَve Yunus'aوَهَٰرُونَve Harun'aوَسُلَيۡمَٰنَۚve Süleyman'aوَءَاتَيۡنَاve vermiştikدَاوُۥدَDavud'a daزَبُورٗاZebur'u
 
ANLAMI
Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.
Ayet 164 Arapça Ayet
وَرُسُلٗاve elçilereقَدۡelbetteقَصَصۡنَٰهُمۡanlattığımızعَلَيۡكَsanaمِنdaha önceقَبۡلُ*وَرُسُلٗاve elçilereلَّمۡanlatmadığımızنَقۡصُصۡهُمۡ*عَلَيۡكَۚsanaوَكَلَّمَve konuşmuştuٱللَّهُAllahمُوسَىٰMusa'yaتَكۡلِيمٗاsözle
 
ANLAMI
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 165 Arapça Ayet
رُّسُلٗاelçiler (gönderdik) kiمُّبَشِّرِينَmüjdeleyiciوَمُنذِرِينَve uyarıcıلِئَلَّاkalmasınيَكُونَ*لِلنَّاسِinsanlarınعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aحُجَّةُۢbahaneleriبَعۡدَsonraٱلرُّسُلِۚelçilerdenوَكَانَveٱللَّهُAllahعَزِيزًاüstündürحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 166 Arapça Ayet
لَّـٰكِنِoysaٱللَّهُAllahيَشۡهَدُşahidlik ederبِمَآne kiأَنزَلَindirdiإِلَيۡكَۖsanaأَنزَلَهُۥindirmiş olduğunaبِعِلۡمِهِۦۖkendi bilgisiyleوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُve melekler deيَشۡهَدُونَۚşahidlik ederlerوَكَفَىٰkafidirبِٱللَّهِAllah'ınشَهِيدًاşahidliği
 
ANLAMI
Fakat Allah sana indirdiğine şahidlik eder, onu bilerek indirmiştir, melekler de şahidlik ederler. Şahid olarak Allah yeter.
Ayet 167 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)وَصَدُّواْve menedenlerعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahقَدۡhakikatenضَلُّواْdüşmüşlerdirضَلَٰلَۢاbir sapıklığaبَعِيدًاuzak
 
ANLAMI
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmışlardır.
Ayet 168 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)وَظَلَمُواْve zulmedenlerلَمۡolmayacakيَكُنِ*ٱللَّهُAllahلِيَغۡفِرَbağışlayanلَهُمۡonlarıوَلَاve iletmeyecektirلِيَهۡدِيَهُمۡ*طَرِيقًاyola
 
ANLAMI
İnkar edenleri ve zalimleri Allah şüphesiz bağışlamaz, onları içinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah'a kolaydır.
Ayet 169 Arapça Ayet
إِلَّاsadeceطَرِيقَyoluna (iletecektir)جَهَنَّمَcehenneminخَٰلِدِينَkalacaklardırفِيهَآoradaأَبَدٗاۚsürekliوَكَانَveذَٰلِكَbu daعَلَىAllah'aٱللَّهِ*يَسِيرٗاçok kolaydır
 
ANLAMI
İnkar edenleri ve zalimleri Allah şüphesiz bağışlamaz, onları içinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah'a kolaydır.
Ayet 170 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدۡmuhakkak kiجَآءَكُمُsize getirdiٱلرَّسُولُElçiبِٱلۡحَقِّgerçeğiمِنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*فَـَٔامِنُواْinanınخَيۡرٗاyararınıza olarakلَّكُمۡۚkendiوَإِنeğerتَكۡفُرُواْinkar edersenizفَإِنَّbilin kiلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۚve yerdeوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلِيمًاbilendirحَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ey İnsanlar! Peygamber Rabbiniz'den size gerçekle geldi, inanın, bu sizin hayrınızadır. İnkar ederseniz, bilin ki, göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah bilendir. Hakim'dir.
SAYFA 105
Ayet 171 Arapça Ayet
يَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلَاtaşkınlık etmeyinتَغۡلُواْ*فِيdininizdeدِينِكُمۡ*وَلَاve söylemeyinتَقُولُواْ*عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahإِلَّاdışındaٱلۡحَقَّۚgerçekإِنَّمَاşüphesizٱلۡمَسِيحُMesihعِيسَىÎsaٱبۡنُoğluمَرۡيَمَMeryemرَسُولُelçisidirٱللَّهِAllah'ınوَكَلِمَتُهُۥٓve O'nun kelimesidirأَلۡقَىٰهَآattığıإِلَىٰMeryem'eمَرۡيَمَ*وَرُوحٞve bir ruhturمِّنۡهُۖO'ndanفَـَٔامِنُواْinanınبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦۖve elçilerineوَلَاdemeyinتَقُولُواْ*ثَلَٰثَةٌۚ(Allah) Üçtürٱنتَهُواْbuna son verinخَيۡرٗاyararınıza olarakلَّكُمۡۚkendiإِنَّمَاçünküٱللَّهُAllahإِلَٰهٞtanrıdırوَٰحِدٞۖbir tekسُبۡحَٰنَهُۥٓO yücedirأَنolmaktanيَكُونَ*لَهُۥkendisiوَلَدٞۘçocuk sahibiلَّهُۥO'nundurمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۗ*وَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلٗاvekil olarak
 
ANLAMI
Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın, "üçtür" demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek Tanrı'dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
Ayet 172 Arapça Ayet
لَّنçekinmezيَسۡتَنكِفَ*ٱلۡمَسِيحُMesihأَنolmaktanيَكُونَ*عَبۡدٗاkulلِّلَّهِAllah'aوَلَاve melekler deٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ*ٱلۡمُقَرَّبُونَۚ(Allah'a) yaklaştırılmışوَمَنve kimيَسۡتَنكِفۡçekinirseعَنۡO'na kulluktanعِبَادَتِهِۦ*وَيَسۡتَكۡبِرۡve büyüklük taslarsaفَسَيَحۡشُرُهُمۡbilsin ki O toplayacaktırإِلَيۡهِkendi huzurunaجَمِيعٗاonların hepsini
 
ANLAMI
Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır.
Ayet 173 Arapça Ayet
فَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)وَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerفَيُوَفِّيهِمۡeksiksiz ödeyecektirأُجُورَهُمۡmükafatlarınıوَيَزِيدُهُمve daha fazlasını da verecektirمِّنlutfundanفَضۡلِهِۦۖ*وَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereٱسۡتَنكَفُواْçekinen(lere)وَٱسۡتَكۡبَرُواْve büyüklük taslayanlaraفَيُعَذِّبُهُمۡazabedecektirعَذَابًاbir azaplaأَلِيمٗاacıklıوَلَاve onlar bulamayacaklardırيَجِدُونَ*لَهُمkendilerineمِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanوَلِيّٗاbir dostوَلَاve bir yardımcıنَصِيرٗا*
 
ANLAMI
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.
Ayet 174 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدۡmuhakkak kiجَآءَكُمsize geldiبُرۡهَٰنٞbir delilمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*وَأَنزَلۡنَآve indirdikإِلَيۡكُمۡsizeنُورٗاbir nurمُّبِينٗاapaçık
 
ANLAMI
Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.
Ayet 175 Arapça Ayet
فَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)بِٱللَّهِAlah'aوَٱعۡتَصَمُواْve yapışanlaraبِهِۦO'naفَسَيُدۡخِلُهُمۡsokacaktırفِيbir rahmetin içineرَحۡمَةٖ*مِّنۡهُkendindenوَفَضۡلٖve lutfunوَيَهۡدِيهِمۡve onları iletecektirإِلَيۡهِkendisine varanصِرَٰطٗاbir yolaمُّسۡتَقِيمٗاdoğru
 
ANLAMI
Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.
SAYFA 106
Ayet 176 Arapça Ayet
يَسۡتَفۡتُونَكَsenden fetva istiyorlarقُلِde kiٱللَّهُAllahيُفۡتِيكُمۡsize şöyle açıklıyorفِيhakkındaٱلۡكَلَٰلَةِۚkelaleإِنِeğerٱمۡرُؤٌاْkişininهَلَكَölenلَيۡسَyoksaلَهُۥonunوَلَدٞçocuğuوَلَهُۥٓve varsaأُخۡتٞbir kızkardeşiفَلَهَاo(kızkardeşi)nindirنِصۡفُyarısıمَاne kiتَرَكَۚmiras bıraktıوَهُوَfakat kendisiيَرِثُهَآonun mirasını alırإِنeğerلَّمۡyoksa (kızkardeşinin)يَكُن*لَّهَاkendiوَلَدٞۚçocuğuفَإِنeğerكَانَتَاvarsaٱثۡنَتَيۡنِiki kızkardeşiفَلَهُمَاonlarındırٱلثُّلُثَانِüçte ikisiمِمَّاbıraktığı mirasınتَرَكَۚ*وَإِنve eğerكَانُوٓاْolursa (birçok)إِخۡوَةٗkardeşlerرِّجَالٗاerkekوَنِسَآءٗve kadınفَلِلذَّكَرِerkeğeمِثۡلُkadar (verilir)حَظِّpayıٱلۡأُنثَيَيۡنِۗiki kadınınيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمۡsizeأَنdiyeتَضِلُّواْۗşaşırırsınızوَٱللَّهُAllahبِكُلِّheشَيۡءٍşeyiعَلِيمُۢbilir
 
ANLAMI
Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: "Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor." Allah her şeyi bilir.