ANLAMI
And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için
artık inanmazlar.
Ayet 8Arapça
Ayet
إِنَّاelbette
bizجَعَلۡنَاgeçirdikفِيٓonların
boyunlarınaأَعۡنَٰقِهِمۡ*أَغۡلَٰلٗاhalkalarفَهِيَo
(halkalar)إِلَىçenelere
kadar dayanırٱلۡأَذۡقَانِ*فَهُمbu
yüzden onlarınمُّقۡمَحُونَkafaları
kalkıktır
ANLAMI
Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar
geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.
Ayet 9Arapça
Ayet
وَجَعَلۡنَاve
kıldık (çektik)مِنۢönlerindenبَيۡنِ*أَيۡدِيهِمۡönlerindenسَدّٗاbir
sedوَمِنۡveخَلۡفِهِمۡarkalarındanسَدّٗاbir
sedفَأَغۡشَيۡنَٰهُمۡve
onları kapattıkفَهُمۡartık
onlarلَاgörmezlerيُبۡصِرُونَ*
ANLAMI
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini
perdelediğimizden artık göremezler.
ANLAMI
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Ayet 11Arapça
Ayet
إِنَّمَاancakتُنذِرُsen
uyarabilirsinمَنِkimseyiٱتَّبَعَuyanٱلذِّكۡرَZikreوَخَشِيَve
korkanٱلرَّحۡمَٰنَRahman'danبِٱلۡغَيۡبِۖgörmedenفَبَشِّرۡهُişte
öylesini müjdeleبِمَغۡفِرَةٖbir
mağfiretleوَأَجۡرٖve
bir mükafatlaكَرِيمٍgüzel
ANLAMI
Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan
kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe
verilecek bir ecirle müjdele.
ANLAMI
Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir;
bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.
Ayet 17Arapça
Ayet
وَمَاve
yokturعَلَيۡنَآüzerimize
düşenإِلَّاbaşka
bir şeyٱلۡبَلَٰغُduyurmaktanٱلۡمُبِينُaçıkça
ANLAMI
Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir;
bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.
Ayet 18Arapça
Ayet
قَالُوٓاْdediler
kiإِنَّاdoğrusu
bizتَطَيَّرۡنَاuğursuzluğa
uğradıkبِكُمۡۖsizin
yüzünüzdenلَئِنeğerلَّمۡvazgeçmezsenizتَنتَهُواْ*لَنَرۡجُمَنَّكُمۡsizi
mutlaka taşlarızوَلَيَمَسَّنَّكُمve
size dokunurمِّنَّاbizdenعَذَابٌbir
azabأَلِيمٞacıklı
ANLAMI
"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz
and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir
azap dokunacaktır" dediler.
Ayet 19Arapça
Ayet
قَالُواْdediler
kiطَـٰٓئِرُكُمuğursuzluğunuzمَّعَكُمۡsizin
kendinizdedirأَئِنsize
öğüt verildiğiiçin mi?ذُكِّرۡتُمۚ*بَلۡhayırأَنتُمۡsizقَوۡمٞbir
kavimsinizمُّسۡرِفُونَaşırı
giden
ANLAMI
Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt
verildiği için mi Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz"
demişlerdi.
Ayet 20Arapça
Ayet
وَجَآءَve
geldiمِنۡen
uzak yerindenأَقۡصَا*ٱلۡمَدِينَةِkentinرَجُلٞbir
adamيَسۡعَىٰkoşarakقَالَdediيَٰقَوۡمِey
kavmimٱتَّبِعُواْuyunٱلۡمُرۡسَلِينَelçilere
ANLAMI
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti:
"Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun."
ANLAMI
"O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim Eğer Rahman olan Allah
bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda
vermez, beni kurtaramazlar."
وَءَايَةٞve
bir ayettirلَّهُمُonlar
içinٱلۡأَرۡضُtoprakٱلۡمَيۡتَةُölüأَحۡيَيۡنَٰهَاbiz
onu dirilttikوَأَخۡرَجۡنَاve
çıkardıkمِنۡهَاondanحَبّٗاdaneفَمِنۡهُve
ondanيَأۡكُلُونَyiyorlar
ANLAMI
İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler
çıkarırız da ondan yerler.
ANLAMI
Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde
ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.
Ayet 47Arapça
Ayet
وَإِذَاve
zamanقِيلَdendiğiلَهُمۡonlaraأَنفِقُواْinfak
edinمِمَّاsize
verdiği rızıktanرَزَقَكُمُ*ٱللَّهُAllah'ınقَالَderlerٱلَّذِينَnankörlerكَفَرُواْ*لِلَّذِينَkimselereءَامَنُوٓاْinanan(lara)أَنُطۡعِمُbiz
mi yedirelim?مَنkimseyeلَّوۡdilediği
takdirdeيَشَآءُ*ٱللَّهُAllah'ınأَطۡعَمَهُۥٓyedireceğiإِنۡhayırأَنتُمۡsizإِلَّاdoğrusuفِيiçindesinizضَلَٰلٖbir
sapıklıkمُّبِينٖapaçık
ANLAMI
Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar
edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi
biz mi doyuralım Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız"
derler.
ANLAMI
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.
Ayet 49Arapça
Ayet
مَاbeklemiyorlarيَنظُرُونَ*إِلَّاbaşka
bir şeyصَيۡحَةٗkorkunç
sestenوَٰحِدَةٗbir
tekتَأۡخُذُهُمۡansızın
onları yakalarوَهُمۡve
onlarيَخِصِّمُونَçekişip
dururlarken
ANLAMI
Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı
beklerler.
ANLAMI
Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.
Ayet 52Arapça
Ayet
قَالُواْdedilerيَٰوَيۡلَنَاeyvah
bizeمَنۢkim?بَعَثَنَاbizi
kaldırdıمِنyattığımız
yerdenمَّرۡقَدِنَاۜۗ*هَٰذَاişte
budurمَاşeyوَعَدَva'dettiğiٱلرَّحۡمَٰنُRahman'ınوَصَدَقَdemek
doğru söylemişٱلۡمُرۡسَلُونَpeygamberler
ANLAMI
"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler.
Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler
doğru söylemişlerdi" denir.
ANLAMI
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey
insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık
bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye
bildirmedim mi?
Ayet 60Arapça
Ayet
۞أَلَمۡben
and vermedim mi?أَعۡهَدۡ*إِلَيۡكُمۡsizeيَٰبَنِيٓey
oğullarıءَادَمَAdemأَنdiyeلَّاtapmayınتَعۡبُدُواْ*ٱلشَّيۡطَٰنَۖşeytanaإِنَّهُۥşüphesiz
oلَكُمۡsizinعَدُوّٞdüşmanınızdırمُّبِينٞapaçık
ANLAMI
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey
insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık
bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye
bildirmedim mi?
ANLAMI
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey
insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık
bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye
bildirmedim mi?
ANLAMI
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen
apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da;
"Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye
kalkar?
Ayet 78Arapça
Ayet
وَضَرَبَve
misal verdiلَنَاbizeمَثَلٗاbir
örnekleوَنَسِيَunutarakخَلۡقَهُۥۖkendi
yaratılışınıقَالَdediمَنkim?يُحۡيِdiriltecekٱلۡعِظَٰمَkemikleriوَهِيَşuرَمِيمٞçürümüş
ANLAMI
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen
apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da;
"Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye
kalkar?