AHZAB SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 418
Ayet 1 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّpeygamberٱتَّقِkorkٱللَّهَAllah'tanوَلَاve aslaتُطِعِita'at etmeٱلۡكَٰفِرِينَkafirlereوَٱلۡمُنَٰفِقِينَۚve münafıklaraإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbilendirعَلِيمًا*حَكِيمٗاhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ey peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim'dir.
Ayet 2 Arapça Ayet
وَٱتَّبِعۡve uyمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyedilenإِلَيۡكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَۚ*إِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahكَانَşeyleriبِمَا*تَعۡمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرٗاhaber almaktadır;
 
ANLAMI
Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَتَوَكَّلۡve dayanعَلَىAllah'aٱللَّهِۚ*وَكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلٗاvekil olarak
 
ANLAMI
Allah'a güven, Allah, vekil olarak yeter.
Ayet 4 Arapça Ayet
مَّاyaratmadıجَعَلَ*ٱللَّهُAllahلِرَجُلٖbir adamaمِّنiki kalbقَلۡبَيۡنِ*فِي(göğüs) boşluğundaجَوۡفِهِۦۚ*وَمَاveجَعَلَyapmadıأَزۡوَٰجَكُمُeşleriniziٱلَّـٰٓـِٔيzıhar yaptığınızتُظَٰهِرُونَ*مِنۡهُنَّonlarlaأُمَّهَٰتِكُمۡۚsizin annelerinizوَمَاveجَعَلَkılmadıأَدۡعِيَآءَكُمۡevlatlıklarınızıأَبۡنَآءَكُمۡۚsizin öz oğullarınızذَٰلِكُمۡbunlarقَوۡلُكُمsizin sözlerinizdirبِأَفۡوَٰهِكُمۡۖağızlarınıza gelenوَٱللَّهُAllahيَقُولُsöylerٱلۡحَقَّgerçeğiوَهُوَve Oيَهۡدِيiletirٱلسَّبِيلَdoğru yola
 
ANLAMI
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
Ayet 5 Arapça Ayet
ٱدۡعُوهُمۡonları çağırınلِأٓبَآئِهِمۡbabalarına nisbetleهُوَbuأَقۡسَطُdaha adaletlidirعِندَyanındaٱللَّهِۚAllahفَإِنeğerلَّمۡbilmiyorsanızتَعۡلَمُوٓاْ*ءَابَآءَهُمۡbabalarınıفَإِخۡوَٰنُكُمۡonlar sizin kardeşlerinizdirفِيdindeٱلدِّينِ*وَمَوَٰلِيكُمۡۚve dostlarınızdırوَلَيۡسَve yokturعَلَيۡكُمۡsizeجُنَاحٞbir günahفِيمَآyaptığınızdaأَخۡطَأۡتُمyanılarakبِهِۦbu konudaوَلَٰكِنfakat vardırمَّاbile bile yaptığındaتَعَمَّدَتۡ*قُلُوبُكُمۡۚkalblerinizinوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاçok bağışlayandırرَّحِيمًاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 6 Arapça Ayet
ٱلنَّبِيُّpeygamberأَوۡلَىٰdaha yakındırبِٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereمِنۡcanlarındanأَنفُسِهِمۡۖ*وَأَزۡوَٰجُهُۥٓve onun eşleriأُمَّهَٰتُهُمۡۗonların anneleridirوَأُوْلُواْ(anne tarafından akrabalar)ٱلۡأَرۡحَامِ(anne tarafından akrabalar)بَعۡضُهُمۡbir kısmıأَوۡلَىٰdaha yakındırlarبِبَعۡضٖdiğerineفِيkitabındaكِتَٰبِ*ٱللَّهِAllah'ınمِنَötekiٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerdenوَٱلۡمُهَٰجِرِينَve muhacirlerdenإِلَّآancak hariçأَنyapmanızتَفۡعَلُوٓاْ*إِلَىٰٓdostlarınızaأَوۡلِيَآئِكُم*مَّعۡرُوفٗاۚbir iyilikكَانَbunlarذَٰلِكَ*فِيKitaptaٱلۡكِتَٰبِ*مَسۡطُورٗاyazılmıştır
 
ANLAMI
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
SAYFA 419
Ayet 7 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniأَخَذۡنَاbiz almıştıkمِنَpeygamberlerdenٱلنَّبِيِّـۧنَ*مِيثَٰقَهُمۡahidleriniوَمِنكَve sendenوَمِنveنُّوحٖNuh'danوَإِبۡرَٰهِيمَve İbrahim'denوَمُوسَىٰve Musa'danوَعِيسَىve Îsa'danٱبۡنِoğluمَرۡيَمَۖMeryemوَأَخَذۡنَاve almıştıkمِنۡهُمonlardanمِّيثَٰقًاsözغَلِيظٗاsapasağlam
 
ANLAMI
Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır.
Ayet 8 Arapça Ayet
لِّيَسۡـَٔلَsorması içinٱلصَّـٰدِقِينَdoğrularaعَنdoğruluklarındanصِدۡقِهِمۡۚ*وَأَعَدَّve hazırlamıştırلِلۡكَٰفِرِينَkafirler içinعَذَابًاbir azabأَلِيمٗاacıklı
 
ANLAMI
Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.
Ayet 9 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱذۡكُرُواْhatırlayınنِعۡمَةَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsize olanإِذۡhani bir zamanجَآءَتۡكُمۡsize gelmiştiجُنُودٞordularفَأَرۡسَلۡنَاve biz göndermiştikعَلَيۡهِمۡonların üzerineرِيحٗاbir rüzgarوَجُنُودٗاve ordularلَّمۡsizin görmediğinizتَرَوۡهَاۚ*وَكَانَve idiٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرًاgörmekte
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.
Ayet 10 Arapça Ayet
إِذۡhaniجَآءُوكُمonlar gelmişlerdiمِّنüstünüzdenفَوۡقِكُمۡ*وَمِنۡveأَسۡفَلَalt tarafınızdanمِنكُمۡsizinوَإِذۡve haniزَاغَتِkaymıştıٱلۡأَبۡصَٰرُgözlerوَبَلَغَتِve dayanmıştıٱلۡقُلُوبُyüreklerٱلۡحَنَاجِرَhançerelereوَتَظُنُّونَve zanda bulunuyordunuzبِٱللَّهِAllah hakındaٱلظُّنُونَا۠türlü düşüncelerle
 
ANLAMI
Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.
Ayet 11 Arapça Ayet
هُنَالِكَişte oradaٱبۡتُلِيَdenenmiştiٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerوَزُلۡزِلُواْve sarsılmışlardıزِلۡزَالٗاbir sarsıntı ileشَدِيدٗاşiddetli
 
ANLAMI
İşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniيَقُولُdiyorduٱلۡمُنَٰفِقُونَmünafıklarوَٱلَّذِينَve bulunanlarفِيkalblerindeقُلُوبِهِم*مَّرَضٞhastalıkمَّاbize vaadde bulunmadıوَعَدَنَا*ٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥٓve Resulüإِلَّاdışındaغُرُورٗاboş vaatler
 
ANLAMI
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniقَالَتdemişti kiطَّآئِفَةٞbir grupمِّنۡهُمۡonlardanيَـٰٓأَهۡلَey halkıيَثۡرِبَYesrib (Medine)لَاartık yokturمُقَامَduracak yerلَكُمۡsizeفَٱرۡجِعُواْۚdönünوَيَسۡتَـٔۡذِنُve izin istiyorduفَرِيقٞbir toplulukمِّنۡهُمُonlardanٱلنَّبِيَّpeygamberdenيَقُولُونَdiyerekإِنَّgerçektenبُيُوتَنَاevlerimizعَوۡرَةٞ(sağlam değil) açıktırوَمَاoysa değildiهِيَonlar(ın evleri)بِعَوۡرَةٍۖaçıkإِنistemiyorlardıيُرِيدُونَ*إِلَّاbaşka bir şeyفِرَارٗاkaçmak(tan)
 
ANLAMI
İçlerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün" demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz düşmana açıktır" diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَلَوۡve eğerدُخِلَتۡgirilseydiعَلَيۡهِمonların üzerineمِّنۡher yandanأَقۡطَارِهَا*ثُمَّsonraسُئِلُواْistenseydiٱلۡفِتۡنَةَbaskı ve işkence yapmalarıلَأٓتَوۡهَاelbette yaparlardıوَمَاveتَلَبَّثُواْgecikmezlerdiبِهَآbundaإِلَّاdışındaيَسِيرٗاazıcık
 
ANLAMI
Eğer Medine'nin etrafından üzerlerine varılmış olsa, sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları istense hemen buna girişip derhal yapmaktan geri kalmazlardı.
Ayet 15 Arapça Ayet
وَلَقَدۡoysaكَانُواْidilerعَٰهَدُواْsöz vermişlerٱللَّهَAllah'aمِنdaha önceقَبۡلُ*لَاdön(üp kaç)mayacaklarınaيُوَلُّونَ*ٱلۡأَدۡبَٰرَۚarkalarınaوَكَانَve idilerعَهۡدُverilen sözdenٱللَّهِAllah'aمَسۡـُٔولٗاsorumlu
 
ANLAMI
And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.
SAYFA 420
Ayet 16 Arapça Ayet
قُلde kiلَّنsize fayda vermezيَنفَعَكُمُ*ٱلۡفِرَارُkaçmakإِنeğerفَرَرۡتُمkaçıyorsanızمِّنَölümdenٱلۡمَوۡتِ*أَوِveyaٱلۡقَتۡلِöldürülmektenوَإِذٗاo zaman bileلَّاyaşatılmazsınızتُمَتَّعُونَ*إِلَّاdışındaقَلِيلٗاpek az
 
ANLAMI
De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız."
Ayet 17 Arapça Ayet
قُلۡde kiمَنkimdir?ذَاşuٱلَّذِيkimse kiيَعۡصِمُكُمsizi koruyacakمِّنَAllahdanٱللَّهِ*إِنۡeğerأَرَادَisteseبِكُمۡsizeسُوٓءًاbir kötülükأَوۡveyaأَرَادَdileseبِكُمۡsizeرَحۡمَةٗۚrahmetوَلَاbulamazlarيَجِدُونَ*لَهُمkendilerineمِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanوَلِيّٗاbir dostوَلَاne deنَصِيرٗاbir yardımcı
 
ANLAMI
De ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız."
Ayet 18 Arapça Ayet
۞قَدۡelbetteيَعۡلَمُbiliyorٱللَّهُAllahٱلۡمُعَوِّقِينَalıkoyanlarıمِنكُمۡiçinizdenوَٱلۡقَآئِلِينَve diyenleriلِإِخۡوَٰنِهِمۡkardeşlerineهَلُمَّgelinإِلَيۡنَاۖbizeوَلَاonlar gelmezlerيَأۡتُونَ*ٱلۡبَأۡسَsavaşaإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek azı
 
ANLAMI
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
Ayet 19 Arapça Ayet
أَشِحَّةًcimriler olarakعَلَيۡكُمۡۖsize karşıفَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceٱلۡخَوۡفُkorkuرَأَيۡتَهُمۡgörürsünيَنظُرُونَbaktıklarınıإِلَيۡكَsanaتَدُورُdönerekأَعۡيُنُهُمۡgözleriكَٱلَّذِيgibiيُغۡشَىٰbaygınlığıعَلَيۡهِonların üstüneمِنَölümٱلۡمَوۡتِۖ*فَإِذَاne zaman kiذَهَبَgidinceٱلۡخَوۡفُkorkuسَلَقُوكُمsizi incitirlerبِأَلۡسِنَةٍdillerleحِدَادٍsivriأَشِحَّةًdüşkünlük göstererekعَلَىkarşıٱلۡخَيۡرِۚhayraأُوْلَـٰٓئِكَonlarلَمۡinanmamışlarيُؤۡمِنُواْ*فَأَحۡبَطَbu yüzden boşa çıkarmıştırٱللَّهُAllahأَعۡمَٰلَهُمۡۚonların işleriniوَكَانَveذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرٗاkolaydır
 
ANLAMI
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
Ayet 20 Arapça Ayet
يَحۡسَبُونَsanıyorlardıٱلۡأَحۡزَابَordularınلَمۡgitmedikleriniيَذۡهَبُواْۖ*وَإِنeğerيَأۡتِgelselerٱلۡأَحۡزَابُordularيَوَدُّواْarzu ederlerdiلَوۡkeşkeأَنَّهُمkendileriبَادُونَçölde bulunmayıفِيarasındaٱلۡأَعۡرَابِAraplarيَسۡـَٔلُونَsorup öğrenmeyiعَنۡsizin haberleriniz-denأَنۢبَآئِكُمۡۖ*وَلَوۡve şayetكَانُواْbulunsalardıفِيكُمiçinizdeمَّاdövüşmezlerdiقَٰتَلُوٓاْ*إِلَّاdışındaقَلِيلٗاpek azı
 
ANLAMI
Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.
Ayet 21 Arapça Ayet
لَّقَدۡandolsunكَانَvardırلَكُمۡsizin içinفِيElçisindeرَسُولِ*ٱللَّهِAllah'ınأُسۡوَةٌbir örnekحَسَنَةٞen güzelلِّمَنkimseler içinكَانَkavuşmaya inananيَرۡجُواْ*ٱللَّهَAllah'aوَٱلۡيَوۡمَve gününeٱلۡأٓخِرَahiretوَذَكَرَve ananٱللَّهَAllah'ıكَثِيرٗاçokça
 
ANLAMI
Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَلَمَّاzamanرَءَاgördükleriٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerٱلۡأَحۡزَابَ(düşman) ordularıقَالُواْdedilerهَٰذَاbuمَاbize va'dettiğidirوَعَدَنَا*ٱللَّهُAllah'ınوَرَسُولُهُۥve Resulününوَصَدَقَve doğrudurٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥۚve Resulüوَمَاveزَادَهُمۡartırmadıإِلَّآbaşka bir şeyإِيمَٰنٗاimanlarınıوَتَسۡلِيمٗاve teslimiyetlerini
 
ANLAMI
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.
SAYFA 421
Ayet 23 Arapça Ayet
مِّنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*رِجَالٞerkeklerصَدَقُواْdurdularمَاverdikleri sözdeعَٰهَدُواْ*ٱللَّهَAllahعَلَيۡهِۖüzerineفَمِنۡهُمonlardanمَّنkimiقَضَىٰyerine getirdiنَحۡبَهُۥadağınıوَمِنۡهُمve onlardanمَّنkimiيَنتَظِرُۖ(şehidlik) beklemektedirوَمَاve aslaبَدَّلُواْ(sözlerini) değiştirmemişlerdirتَبۡدِيلٗاdeğişiklikle
 
ANLAMI
İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.
Ayet 24 Arapça Ayet
لِّيَجۡزِيَmükafatladırsınٱللَّهُAllahٱلصَّـٰدِقِينَdoğrularıبِصِدۡقِهِمۡdoğruluklarıyleوَيُعَذِّبَve azabetsinٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlülereإِنşayetشَآءَdilerseأَوۡyahutيَتُوبَtevbelerini kabul buyursunعَلَيۡهِمۡۚonlardanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَçok bağışlayandırغَفُورٗا*رَّحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَرَدَّgeri çevirdiٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُواْinkar edenleriبِغَيۡظِهِمۡöfkeleriyleلَمۡeremedilerيَنَالُواْ*خَيۡرٗاۚhayraوَكَفَىve yeterٱللَّهُAllahٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereٱلۡقِتَالَۚsavaştaوَكَانَveٱللَّهُAllahقَوِيًّاgüçlüdürعَزِيزٗاüstündür
 
ANLAMI
Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.
Ayet 26 Arapça Ayet
وَأَنزَلَve indirdiٱلَّذِينَkimseleriظَٰهَرُوهُمonlara yardım edenمِّنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapمِنkalelerindenصَيَاصِيهِمۡ*وَقَذَفَve düşürdüفِيiçineقُلُوبِهِمُkalbleriٱلرُّعۡبَkorkuفَرِيقٗاbir kısmınıتَقۡتُلُونَöldürüyordunuzوَتَأۡسِرُونَve esir alıyordunuzفَرِيقٗاbir kısmını da
 
ANLAMI
Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَأَوۡرَثَكُمۡve size miras verdiأَرۡضَهُمۡtopraklarınıوَدِيَٰرَهُمۡve yurtlarınıوَأَمۡوَٰلَهُمۡve mallarınıوَأَرۡضٗاve bir toprağıلَّمۡhenüz ayak basmadığınızتَطَـُٔوهَاۚ*وَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٗاkadirdir
 
ANLAMI
Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye Kadir olandır.
Ayet 28 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّpeygamberقُلsöyleلِّأَزۡوَٰجِكَeşlerineإِنeğerكُنتُنَّsizتُرِدۡنَistiyorsanızٱلۡحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنۡيَاdünyaوَزِينَتَهَاve süsünüفَتَعَالَيۡنَgelinأُمَتِّعۡكُنَّsize (boşanma bedeli) vereyimوَأُسَرِّحۡكُنَّve sizi salayımسَرَاحٗاbir salışlaجَمِيلٗاgüzel
 
ANLAMI
Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim."
Ayet 29 Arapça Ayet
وَإِنve eğerكُنتُنَّsizتُرِدۡنَistiyorsanızٱللَّهَAllah'ıوَرَسُولَهُۥve Eçisiniوَٱلدَّارَve yurdunuٱلۡأٓخِرَةَahiretفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahأَعَدَّhazırlamıştırلِلۡمُحۡسِنَٰتِgüzel hareket edenlereمِنكُنَّsizdenأَجۡرًاbir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
"Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır."
Ayet 30 Arapça Ayet
يَٰنِسَآءَey kadınlarıٱلنَّبِيِّpeygamberمَنkimيَأۡتِyaparsaمِنكُنَّsizdenبِفَٰحِشَةٖbir fuhuş (edepsizlik)مُّبَيِّنَةٖaçıkيُضَٰعَفۡartırılırلَهَاonun içinٱلۡعَذَابُazabضِعۡفَيۡنِۚiki katوَكَانَveذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرٗاkolaydır
 
ANLAMI
Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
SAYFA 422  •  CÜZ 22
Ayet 31 Arapça Ayet
۞وَمَنfakat kimيَقۡنُتۡita'ate devam ederseمِنكُنَّsizdenلِلَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Resulüneوَتَعۡمَلۡve yaparsaصَٰلِحٗاyararlı işنُّؤۡتِهَآona veririzأَجۡرَهَاmükafatınıمَرَّتَيۡنِiki kezوَأَعۡتَدۡنَاve hazırlamışızdırلَهَاonun içinرِزۡقٗاbir rızıkكَرِيمٗاbol
 
ANLAMI
Sizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.
Ayet 32 Arapça Ayet
يَٰنِسَآءَey kadınlarıٱلنَّبِيِّpeygamberلَسۡتُنَّsiz değilsinizكَأَحَدٖherhangi biri gibiمِّنَkadınlardanٱلنِّسَآءِ*إِنِeğerٱتَّقَيۡتُنَّۚ(Allah'tan) sakınıyorsanızفَلَاyumuşak bir eda yapmayınتَخۡضَعۡنَ*بِٱلۡقَوۡلِsözlerinizdeفَيَطۡمَعَböylece tamah etmesinٱلَّذِيbulunanفِيkalbindeقَلۡبِهِۦ*مَرَضٞhastalıkوَقُلۡنَve söyleyinقَوۡلٗاbir sözمَّعۡرُوفٗاgüzel
 
ANLAMI
Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَقَرۡنَve vakarla oturunفِيevlerinizdeبُيُوتِكُنَّ*وَلَاaslaتَبَرَّجۡنَaçılıp kırıtmayınتَبَرُّجَaçılıp kırıtması gibiٱلۡجَٰهِلِيَّةِcahiliyeninٱلۡأُولَىٰۖilkوَأَقِمۡنَve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتِينَve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıوَأَطِعۡنَve ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥٓۚve ResulüneإِنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahلِيُذۡهِبَgidermekعَنكُمُsizdenٱلرِّجۡسَkiriأَهۡلَ(ey) Ehl-iٱلۡبَيۡتِBeytوَيُطَهِّرَكُمۡve sizi temizlemekتَطۡهِيرٗاtertemiz
 
ANLAMI
Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.
Ayet 34 Arapça Ayet
وَٱذۡكُرۡنَve hatırlayınمَاokunanıيُتۡلَىٰ*فِيevlerinizdeبُيُوتِكُنَّ*مِنۡayetlerindenءَايَٰتِ*ٱللَّهِAllah'ınوَٱلۡحِكۡمَةِۚve hikmetiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَlatiftirلَطِيفًا*خَبِيرًاhaber alandır
 
ANLAMI
Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.
Ayet 35 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلۡمُسۡلِمِينَmüslüman erkeklerوَٱلۡمُسۡلِمَٰتِve müslüman kadınlarوَٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'min erkeklerوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِve mü'min kadınlarوَٱلۡقَٰنِتِينَta'ate devam eden erkeklerوَٱلۡقَٰنِتَٰتِve ta'ate devam eden kadınlarوَٱلصَّـٰدِقِينَdoğru erkeklerوَٱلصَّـٰدِقَٰتِve doğru kadınlarوَٱلصَّـٰبِرِينَsabreden erkeklerوَٱلصَّـٰبِرَٰتِve sabreden kadınlarوَٱلۡخَٰشِعِينَsaygılı erkeklerوَٱلۡخَٰشِعَٰتِve saygılı kadınlarوَٱلۡمُتَصَدِّقِينَsadaka veren erkeklerوَٱلۡمُتَصَدِّقَٰتِve sadaka veren kadınlarوَٱلصَّـٰٓئِمِينَoruç tutan erkeklerوَٱلصَّـٰٓئِمَٰتِve oruç tutan kadınlarوَٱلۡحَٰفِظِينَkoruyan erkeklerفُرُوجَهُمۡırzlarınıوَٱلۡحَٰفِظَٰتِve koruyan kadınlarوَٱلذَّـٰكِرِينَzikreden erkeklerٱللَّهَAllah'ıكَثِيرٗاçokوَٱلذَّـٰكِرَٰتِve zikreden kadınlarأَعَدَّhazırlamıştırٱللَّهُAllahلَهُمbunlar içinمَّغۡفِرَةٗbağışlanmaوَأَجۡرًاve bir mükafatعَظِيمٗاbüyük
 
ANLAMI
Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.
SAYFA 423
Ayet 36 Arapça Ayet
وَمَاartık yokturكَانَinanmış bir erkek içinلِمُؤۡمِنٖ*وَلَاveمُؤۡمِنَةٍinanmış kadın (için)إِذَاzamanقَضَىhüküm verdiğiٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥٓve Resulüأَمۡرًاbir işteأَنolmasıيَكُونَ*لَهُمُonlar içinٱلۡخِيَرَةُseçme hakkıمِنۡo işiأَمۡرِهِمۡۗ*وَمَنve kimيَعۡصِkarşı gelirseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Resulüneفَقَدۡelbetteضَلَّsapıklığa düşerضَلَٰلٗاbir sapkınlıklaمُّبِينٗاapaçık
 
ANLAMI
Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.
Ayet 37 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniتَقُولُdiyordunلِلَّذِيٓkimseyeأَنۡعَمَni'met verdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَيۡهِonaوَأَنۡعَمۡتَve senin ni'met verdiğinعَلَيۡهِkendisineأَمۡسِكۡtutعَلَيۡكَyanındaزَوۡجَكَeşiniوَٱتَّقِve korkٱللَّهَAllah'tanوَتُخۡفِيfakat gizliyordunفِيiçindeنَفۡسِكَ*مَاşeyiٱللَّهُAllah'ınمُبۡدِيهِaçığa vuracağıوَتَخۡشَىve çekiniyordunٱلنَّاسَinsanlardanوَٱللَّهُAllah'tırأَحَقُّlayık olanأَنçekinmeneتَخۡشَىٰهُۖ*فَلَمَّاne zaman kiقَضَىٰkesinceزَيۡدٞZeydمِّنۡهَاo kadındanوَطَرٗاilişiğiniزَوَّجۡنَٰكَهَاbiz onu sana nikahladıkلِكَيۡiçinلَاolmamasıيَكُونَ*عَلَىüzerineٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerحَرَجٞbir güçlükفِيٓhususundaأَزۡوَٰجِevlenmekأَدۡعِيَآئِهِمۡevlatlıklarıإِذَاzamanقَضَوۡاْkestikleriمِنۡهُنَّkadınlarıyleوَطَرٗاۚilişkileriniوَكَانَveأَمۡرُbuyruğuٱللَّهِAllah'ınمَفۡعُولٗاyerine getirilmiştir
 
ANLAMI
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.
Ayet 38 Arapça Ayet
مَّاyokturكَانَüzerineعَلَى*ٱلنَّبِيِّPeygamberمِنۡherhangiحَرَجٖbir güçlükفِيمَاbir şeydeفَرَضَtakdir ettiği;ٱللَّهُAllah'ınلَهُۥۖkendisineسُنَّةَyasasıdırٱللَّهِAllah'ınفِيarasındaٱلَّذِينَgeçenlerخَلَوۡاْ*مِنsizden önceقَبۡلُۚ*وَكَانَveأَمۡرُemriٱللَّهِAllah'ınقَدَرٗاbir kaderdirمَّقۡدُورًاtakdir edilmiş
 
ANLAMI
Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.
Ayet 39 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُبَلِّغُونَduyururlarرِسَٰلَٰتِelçiliğiniٱللَّهِAllah'ınوَيَخۡشَوۡنَهُۥve O'ndan korkarlarوَلَاveيَخۡشَوۡنَkorkmazlarأَحَدًاkimsedenإِلَّاbaşkaٱللَّهَۗAllah'danوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahحَسِيبٗاhesap görücü olarak
 
ANLAMI
Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.
Ayet 40 Arapça Ayet
مَّاdeğildirكَانَMuhammedمُحَمَّدٌ*أَبَآbabasıأَحَدٖbirininمِّنsizin erkeklerinizdenرِّجَالِكُمۡ*وَلَٰكِنfakatرَّسُولَElçisidirٱللَّهِAllah'ınوَخَاتَمَve sonuncusudurٱلنَّبِيِّـۧنَۗpeygamberlerinوَكَانَveٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٗاbilendir
 
ANLAMI
Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.
Ayet 41 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱذۡكُرُواْanınٱللَّهَAllah'ıذِكۡرٗاanışlaكَثِيرٗاçok
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'ı çok anın.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَسَبِّحُوهُve O'nu tesbih edinبُكۡرَةٗsabahوَأَصِيلًاakşam
 
ANLAMI
O'nu sabah akşam tesbih edin.
Ayet 43 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِي(Allah) kiيُصَلِّيrahmet ederعَلَيۡكُمۡüzerinizeوَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥve melekleriلِيُخۡرِجَكُمsizi çıkarmak içinمِّنَkaranlıklardanٱلظُّلُمَٰتِ*إِلَىaydınlığaٱلنُّورِۚ*وَكَانَveبِٱلۡمُؤۡمِنِينَinananlara karşıرَحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O'dur.
SAYFA 424
Ayet 44 Arapça Ayet
تَحِيَّتُهُمۡkarşılanırlarيَوۡمَgünيَلۡقَوۡنَهُۥkendisine kavuştuklarıسَلَٰمٞۚselam ileوَأَعَدَّve hazırlanmıştırلَهُمۡonlaraأَجۡرٗاbir mükafatكَرِيمٗاgüzel
 
ANLAMI
O'na kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara cömertçe verilecek ecir hazırlamıştır.
Ayet 45 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّpeygamberإِنَّآelbette bizأَرۡسَلۡنَٰكَseni gönderdikشَٰهِدٗاşahidوَمُبَشِّرٗاve müjdeciوَنَذِيرٗاve uyarıcı
 
ANLAMI
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
Ayet 46 Arapça Ayet
وَدَاعِيًاve da'vetçiإِلَىAllah'aٱللَّهِ*بِإِذۡنِهِۦizniyleوَسِرَاجٗاve bir lambaمُّنِيرٗاaydınlatıcı
 
ANLAMI
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereبِأَنَّki gerçektenلَهُمonlara vardırمِّنَAllahtanٱللَّهِ*فَضۡلٗاbir lutufكَبِيرٗاbüyük
 
ANLAMI
İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَلَاve aslaتُطِعِita'at etmeٱلۡكَٰفِرِينَkafirlereوَٱلۡمُنَٰفِقِينَve münafıklaraوَدَعۡve aldırmaأَذَىٰهُمۡonların eziyetlerineوَتَوَكَّلۡve dayanعَلَىAllah'aٱللَّهِۚ*وَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلٗاvekil olarak
 
ANLAMI
İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter.
Ayet 49 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِذَاzamanنَكَحۡتُمُnikahladığınızٱلۡمُؤۡمِنَٰتِinanan kadınlarıثُمَّsonraطَلَّقۡتُمُوهُنَّboşarsanızمِنönceقَبۡلِ*أَنonlara dokunmadanتَمَسُّوهُنَّ*فَمَاyokturلَكُمۡsizeعَلَيۡهِنَّonların üzerindeمِنۡbir iddet (hakkınız)عِدَّةٖ*تَعۡتَدُّونَهَاۖsayacağınızفَمَتِّعُوهُنَّhemen geçimliklerini verinوَسَرِّحُوهُنَّve onları serbest bırakınسَرَاحٗاbir bırakışlaجَمِيلٗاgüzel
 
ANLAMI
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
Ayet 50 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّpeygamberإِنَّآşüphesiz bizأَحۡلَلۡنَاhelal kıldıkلَكَsanaأَزۡوَٰجَكَeşleriniٱلَّـٰتِيٓverdiğinءَاتَيۡتَ*أُجُورَهُنَّücretlerini (mehirlerini)وَمَاveمَلَكَتۡbulunanlarıيَمِينُكَelindeمِمَّآganimet verdiğindenأَفَآءَ*ٱللَّهُAllah'ınعَلَيۡكَsanaوَبَنَاتِve kızlarınıعَمِّكَamcanınوَبَنَاتِve kızlarınıعَمَّـٰتِكَhalalarınınوَبَنَاتِve kızlarınıخَالِكَdayınınوَبَنَاتِve kızlarınıخَٰلَٰتِكَteyzelerininٱلَّـٰتِيhicret edenهَاجَرۡنَ*مَعَكَseninle beraberوَٱمۡرَأَةٗve kadınıمُّؤۡمِنَةًinanmışإِنeğerوَهَبَتۡhibe ederseنَفۡسَهَاkendisiniلِلنَّبِيِّpeygambereإِنۡeğerأَرَادَdilediyseٱلنَّبِيُّpeygamberiأَنkendisini nikahlamayıيَسۡتَنكِحَهَا*خَالِصَةٗmahsus olarakلَّكَsanaمِنdışındaدُونِ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَۗmü'minlerinقَدۡelbetteعَلِمۡنَاbiz biliyoruzمَاşeyiفَرَضۡنَاgerekli kıldığımızعَلَيۡهِمۡonlaraفِيٓhakkındaأَزۡوَٰجِهِمۡeşleriوَمَاveمَلَكَتۡbulunanlarأَيۡمَٰنُهُمۡellerininلِكَيۡلَاiçinيَكُونَolmamasıعَلَيۡكَsanaحَرَجٞۗbir zorlukوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاçok bağışlayanرَّحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
SAYFA 425
Ayet 51 Arapça Ayet
۞تُرۡجِيgeri bırakırمَنkimseyiتَشَآءُdilediğiمِنۡهُنَّonlardanوَتُـٔۡوِيٓve alırsınإِلَيۡكَyanınaمَنkimseyiتَشَآءُۖdilediğinوَمَنِve kimseyeٱبۡتَغَيۡتَarzu ettiği(ne dönmekte)مِمَّنۡayrıldıklarındanعَزَلۡتَ*فَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيۡكَۚsenin üzerineذَٰلِكَbudurأَدۡنَىٰٓen elverişli olanأَنaydınlanmasınaتَقَرَّ*أَعۡيُنُهُنَّonların gözlerininوَلَاveيَحۡزَنَّtasalanmamalarınaوَيَرۡضَيۡنَve razı olmalarınaبِمَآsenin verdiklerineءَاتَيۡتَهُنَّ*كُلُّهُنَّۚhepsininوَٱللَّهُAllahيَعۡلَمُbilirمَاolanıفِيsizin kalblerinizdeقُلُوبِكُمۡۚ*وَكَانَveٱللَّهُAllahعَلِيمًاbilendirحَلِيمٗاhalimdir
 
ANLAMI
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.
Ayet 52 Arapça Ayet
لَّاdeğildirيَحِلُّhelalلَكَsanaٱلنِّسَآءُ(başka) kadınlarمِنۢbundan sonraبَعۡدُ*وَلَآve yokturأَنdeğiştirmenتَبَدَّلَ*بِهِنَّbunlarıمِنۡbaşka eşlerleأَزۡوَٰجٖ*وَلَوۡşayetأَعۡجَبَكَçok hoşuna gitse deحُسۡنُهُنَّgüzellikleriإِلَّاbunun dışındadırمَاbulunanlar (cariyeler)مَلَكَتۡ*يَمِينُكَۗelindeوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyرَّقِيبٗاgözetleyicidir
 
ANLAMI
Bundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir.
Ayet 53 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاgirmeyinتَدۡخُلُواْ*بُيُوتَevlerineٱلنَّبِيِّPeygamber'inإِلَّآancak hariçtirأَنizin verilmesiيُؤۡذَنَ*لَكُمۡsizeإِلَىٰyemeğeطَعَامٍ*غَيۡرَolmadanنَٰظِرِينَgözetleyicilerإِنَىٰهُvaktiniوَلَٰكِنۡfakatإِذَاzamanدُعِيتُمۡçağrıldığınızفَٱدۡخُلُواْgirinفَإِذَاyemeği yeyinceطَعِمۡتُمۡ*فَٱنتَشِرُواْdağılınوَلَاdalmayınمُسۡتَـٔۡنِسِينَ*لِحَدِيثٍۚsözeإِنَّçünküذَٰلِكُمۡbuكَانَincitiyorduيُؤۡذِي*ٱلنَّبِيَّPeygamberiفَيَسۡتَحۡيِۦfakat o utanıyorduمِنكُمۡۖsizdenوَٱللَّهُfakat Allahلَاutanmazيَسۡتَحۡيِۦ*مِنَgerçek(i söylemek)tenٱلۡحَقِّۚ*وَإِذَاzamanسَأَلۡتُمُوهُنَّonlarda istediğinizمَتَٰعٗاbir şeyفَسۡـَٔلُوهُنَّisteyinمِنarkasındanوَرَآءِ*حِجَابٖۚperdeذَٰلِكُمۡbuأَطۡهَرُdaha temizdirلِقُلُوبِكُمۡsizin kalbleriniz içinوَقُلُوبِهِنَّۚve onların kalbleri içinوَمَاve olamazكَانَsizinلَكُمۡ*أَنincitmenizتُؤۡذُواْ*رَسُولَElçisiniٱللَّهِAllah'ınوَلَآve olamazأَنnikahlamanızتَنكِحُوٓاْ*أَزۡوَٰجَهُۥonun eşleriniمِنۢkendisinden sonraبَعۡدِهِۦٓ*أَبَدًاۚaslaإِنَّçünküذَٰلِكُمۡbuكَانَkatındaعِندَ*ٱللَّهِAllahعَظِيمًاbüyük(bir günah)tır
 
ANLAMI
Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nuneşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.
Ayet 54 Arapça Ayet
إِنeğerتُبۡدُواْaçığa vursanızشَيۡـًٔاbir şeyiأَوۡyahutتُخۡفُوهُonu gizlesenizفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَherبِكُلِّ*شَيۡءٍşeyiعَلِيمٗاbilmektedir
 
ANLAMI
Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir.
SAYFA 426
Ayet 55 Arapça Ayet
لَّاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيۡهِنَّonlaraفِيٓhakkındaءَابَآئِهِنَّbabalarıوَلَآve yokturأَبۡنَآئِهِنَّoğullarıوَلَآve yokturإِخۡوَٰنِهِنَّkardeşleriوَلَآve yokturأَبۡنَآءِoğullarıإِخۡوَٰنِهِنَّkardeşlerininوَلَآve yokturأَبۡنَآءِoğullarıأَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerininوَلَاve yokturنِسَآئِهِنَّkadınlarıوَلَاve yokturمَاbulunan(köle)leriمَلَكَتۡ*أَيۡمَٰنُهُنَّۗellerindeوَٱتَّقِينَve korkunٱللَّهَۚAllah'tanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَüzerineعَلَىٰ*كُلِّherشَيۡءٖşeyشَهِيدًاşahittir
 
ANLAMI
Onların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah'tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir.
Ayet 56 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahوَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥve melekleriيُصَلُّونَsalat etmektedirعَلَىüzerineٱلنَّبِيِّۚPeygamberيَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)صَلُّواْsiz de salat edinعَلَيۡهِonaوَسَلِّمُواْve selam edinتَسۡلِيمًاiçtenlikle
 
ANLAMI
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.
Ayet 57 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَincitenlerيُؤۡذُونَ*ٱللَّهَAllah'ıوَرَسُولَهُۥve Elçisiniلَعَنَهُمُonlara la'net etmiştirٱللَّهُAllahفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمۡonlar içinعَذَابٗاbir azabمُّهِينٗاalçaltıcı
 
ANLAMI
Allah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَincitenlerيُؤۡذُونَ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'min erkekleriوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِve mü'min kadınlarıبِغَيۡرِdışındakiمَاbir şeyleٱكۡتَسَبُواْyaptıklarınınفَقَدِelbetteٱحۡتَمَلُواْyüklenmişlerdirبُهۡتَٰنٗاbir iftiraوَإِثۡمٗاve bir günahمُّبِينٗاaçık
 
ANLAMI
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.
Ayet 59 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِيُّPeygamberقُلsöyleلِّأَزۡوَٰجِكَeşlerineوَبَنَاتِكَve kızlarınaوَنِسَآءِve kadınlarınaٱلۡمُؤۡمِنِينَinananlarınيُدۡنِينَsalsınlarعَلَيۡهِنَّüstlerineمِنörtüleriniجَلَٰبِيبِهِنَّۚ*ذَٰلِكَbudurأَدۡنَىٰٓen elverişli olanأَنonların tanınması içinيُعۡرَفۡنَ*فَلَاincitilmemesi içinيُؤۡذَيۡنَۗ*وَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاçok bağışlayandırرَّحِيمٗاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 60 Arapça Ayet
۞لَّئِنandolsun eğerلَّمۡvazgeçmezlerseيَنتَهِ*ٱلۡمُنَٰفِقُونَiki yüzlülerوَٱلَّذِينَveفِيbulunanlarقُلُوبِهِمkalblerindeمَّرَضٞbir hastalıkوَٱلۡمُرۡجِفُونَkötü haberler yayanlarفِيşehirdeٱلۡمَدِينَةِ*لَنُغۡرِيَنَّكَseni üstüne sürerizبِهِمۡonlarınثُمَّsonraلَاsenin yanında kalamazlarيُجَاوِرُونَكَ*فِيهَآoradaإِلَّاdışındaقَلِيلٗاaz bir zaman
 
ANLAMI
İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
Ayet 61 Arapça Ayet
مَّلۡعُونِينَۖla'netlenirlerأَيۡنَمَاneredeثُقِفُوٓاْrastlansalarأُخِذُواْyakalanırlarوَقُتِّلُواْve öldürülürlerتَقۡتِيلٗاşiddetle
 
ANLAMI
Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.
Ayet 62 Arapça Ayet
سُنَّةَsünneti (yasası) budurٱللَّهِAllah'ınفِيarasındakiٱلَّذِينَgeçen(millet)lerخَلَوۡاْ*مِنöncedenقَبۡلُۖ*وَلَنveتَجِدَ(imkan) bulamazsınلِسُنَّةِsünnetini (yasasını)ٱللَّهِAllah'ınتَبۡدِيلٗاdeğiştirmeğe
 
ANLAMI
Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın.
SAYFA 427
Ayet 63 Arapça Ayet
يَسۡـَٔلُكَsana soruyorlarٱلنَّاسُinsanlarعَنِsa'attenٱلسَّاعَةِۖ*قُلۡde kiإِنَّمَاşüphesizعِلۡمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırٱللَّهِۚAllah'ınوَمَاve ne?يُدۡرِيكَbilirsinلَعَلَّbelkiٱلسَّاعَةَsa'atتَكُونُolurقَرِيبًاyakın
 
ANLAMI
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır."
Ayet 64 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَعَنَla'net etmiştirٱلۡكَٰفِرِينَkafirlereوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمۡonlar içinسَعِيرًاçılgın bir ateş
 
ANLAMI
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
Ayet 65 Arapça Ayet
خَٰلِدِينَkalacaklardırفِيهَآoradaأَبَدٗاۖebediyyenلَّاbulamayacaklardırيَجِدُونَ*وَلِيّٗاbir dostوَلَاve ne deنَصِيرٗاyardımcı
 
ANLAMI
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
Ayet 66 Arapça Ayet
يَوۡمَgünتُقَلَّبُçevrildiğiوُجُوهُهُمۡyüzleriفِيiçindeٱلنَّارِateşinيَقُولُونَderler kiيَٰلَيۡتَنَآey(vah) keşke bizأَطَعۡنَاita'at etseydikٱللَّهَAllah'aوَأَطَعۡنَاve ita'at etseydikٱلرَّسُولَا۠elçiye
 
ANLAMI
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: "Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygamber'e itaat etseydik!" derler.
Ayet 67 Arapça Ayet
وَقَالُواْve dediler kiرَبَّنَآrabbimizإِنَّآşüphesiz bizأَطَعۡنَاuydukسَادَتَنَاbeylerimizeوَكُبَرَآءَنَاve büyüklerimizeفَأَضَلُّونَاbizi saptırdılarٱلسَّبِيلَا۠yoldan
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
Ayet 68 Arapça Ayet
رَبَّنَآrabbimizءَاتِهِمۡonlara verضِعۡفَيۡنِiki katمِنَazabdanٱلۡعَذَابِ*وَٱلۡعَنۡهُمۡve onlara la'net eyleلَعۡنٗاbir la'netleكَبِيرٗاbüyük
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
Ayet 69 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاolmayınتَكُونُواْ*كَٱلَّذِينَkimseler gibiءَاذَوۡاْeziyet edenمُوسَىٰMusa'yaفَبَرَّأَهُonu beraat ettirdiٱللَّهُAllahمِمَّاonların dediklerindenقَالُواْۚ*وَكَانَve idiعِندَyanındaٱللَّهِAllahوَجِيهٗاitibarlı
 
ANLAMI
Ey inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah'ın katında değerli bir kişiydi.
Ayet 70 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَAllah'tanوَقُولُواْve söyleyinقَوۡلٗاsözسَدِيدٗاdoğru
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Ayet 71 Arapça Ayet
يُصۡلِحۡdüzeltsinلَكُمۡsizinأَعۡمَٰلَكُمۡişleriniziوَيَغۡفِرۡve bağışlasınلَكُمۡsizinذُنُوبَكُمۡۗgünahlarınızıوَمَنve kimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Resulüneفَقَدۡelbetteفَازَermiş olurفَوۡزًاbir başarıyaعَظِيمًاbüyük
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Ayet 72 Arapça Ayet
إِنَّاşüphesiz bizعَرَضۡنَاsundukٱلۡأَمَانَةَemanetiعَلَىgöklereٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِve yereوَٱلۡجِبَالِve dağlaraفَأَبَيۡنَfakat kaçındılarأَنonu yüklenmektenيَحۡمِلۡنَهَا*وَأَشۡفَقۡنَve korktularمِنۡهَاondanوَحَمَلَهَاve onu yüklendiٱلۡإِنسَٰنُۖinsanإِنَّهُۥdoğrusu oكَانَçok zalimdirظَلُومٗا*جَهُولٗاçok cahildir
 
ANLAMI
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)
Ayet 73 Arapça Ayet
لِّيُعَذِّبَazab etsin diyeٱللَّهُAllahٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlü erkeklereوَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِve iki yüzlü kadınlaraوَٱلۡمُشۡرِكِينَve ortak koşan erkeklereوَٱلۡمُشۡرِكَٰتِve ortak koşan kadınlaraوَيَتُوبَve bağışlasın diyeٱللَّهُAllahعَلَىinanan erkekleriٱلۡمُؤۡمِنِينَ*وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗve inanan kadınlarıوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورٗاçok bağışlayandırرَّحِيمَۢاçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder.