SECDE SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 415
Ayet 1 Arapça Ayet
الٓمٓElif Lâm Mîm
 
ANLAMI
Elif, Lam, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
تَنزِيلُindirilişiٱلۡكِتَٰبِKitabınلَاyokturرَيۡبَşüpheفِيهِondaمِنRabbindendirرَّبِّ*ٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
Şüphe götürmeyen Kitap, Alemlerin Rabbi'nin indirdiğidir.
Ayet 3 Arapça Ayet
أَمۡyoksa?يَقُولُونَ*ٱفۡتَرَىٰهُۚonu uydurduبَلۡhayırهُوَoٱلۡحَقُّgerçektirمِنtarafındanرَّبِّكَRabbinلِتُنذِرَuyarman içinقَوۡمٗاbir kavmiمَّآkendilerine gelmeyenأَتَىٰهُم*مِّنhiçbirنَّذِيرٖuyarıcıمِّنsenden önceقَبۡلِكَ*لَعَلَّهُمۡumuduylaيَهۡتَدُونَdoğru yola gelirler
 
ANLAMI
"Onu peygamberin kendisi uydurdu" diyorlar, öyle mi Hayır; O, senden önce peygamber gönderilmemiş olan bir milleti uyarman için sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Belki artık doğru yolu bulurlar.
Ayet 4 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahٱلَّذِيkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriوَمَاveبَيۡنَهُمَاbunlar arasındakileriفِيaltıسِتَّةِ*أَيَّامٖgündeثُمَّsonraٱسۡتَوَىٰistiva ettiعَلَىüzerineٱلۡعَرۡشِۖArşمَاyokturلَكُمsizinمِّنO'ndan başkaدُونِهِۦ*مِنhiçbirوَلِيّٖdostunuzوَلَاve yokturشَفِيعٍۚşefa'atçinizأَفَلَاdüşünüp öğüt almıyor musunuz?تَتَذَكَّرُونَ*
 
ANLAMI
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'tır. O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?
Ayet 5 Arapça Ayet
يُدَبِّرُtedbir eder (indirir)ٱلۡأَمۡرَemriمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*إِلَىyereٱلۡأَرۡضِ*ثُمَّsonraيَعۡرُجُçıkarإِلَيۡهِO'naفِيiçindeيَوۡمٖbir günكَانَonun süresiمِقۡدَارُهُۥٓ*أَلۡفَbinسَنَةٖyıldırمِّمَّاsizin hesabınızcaتَعُدُّونَ*
 
ANLAMI
Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir.
Ayet 6 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte O'durعَٰلِمُbilenٱلۡغَيۡبِgörünmeyeniوَٱلشَّهَٰدَةِve görüneniٱلۡعَزِيزُgüçlüٱلرَّحِيمُve esirgeyici
 
ANLAMI
O, görülmeyeni de görüleni de bilendir, güçlüdür, merhametlidir.
Ayet 7 Arapça Ayet
ٱلَّذِيٓO'dur kiأَحۡسَنَgüzel yaptıكُلَّherشَيۡءٍşeyiخَلَقَهُۥۖyarattığıوَبَدَأَve başladıخَلۡقَyaratmağaٱلۡإِنسَٰنِinsanıمِنçamurdanطِينٖ*
 
ANLAMI
Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Ayet 8 Arapça Ayet
ثُمَّsonraجَعَلَyaptıنَسۡلَهُۥonun nesliniمِنbir özündenسُلَٰلَةٖ*مِّنbir suyunمَّآءٖ*مَّهِينٖhakir
 
ANLAMI
Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Ayet 9 Arapça Ayet
ثُمَّsonraسَوَّىٰهُona biçim verdiوَنَفَخَve üflediفِيهِonaمِنkendi ruhundanرُّوحِهِۦۖ*وَجَعَلَve yarattıلَكُمُsizin içinٱلسَّمۡعَkulak(lar)وَٱلۡأَبۡصَٰرَve gözlerوَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚve gönüllerقَلِيلٗاne kadar azمَّاşükrediyorsunuzتَشۡكُرُونَ*
 
ANLAMI
Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَقَالُوٓاْve dedilerأَءِذَاsonra mı?ضَلَلۡنَاbiz kaybolduktanفِيtopraktaٱلۡأَرۡضِ*أَءِنَّاbiz mi?لَفِيiçinde olacağızخَلۡقٖbir yaratılışجَدِيدِۭۚyeniبَلۡdoğrusuهُمonlarبِلِقَآءِkavuşmayıرَبِّهِمۡRablerineكَٰفِرُونَinkar edenlerdir
 
ANLAMI
Puta tapanlar: "Toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" derler. Evet; onlar, Rab'lerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
Ayet 11 Arapça Ayet
۞قُلۡde kiيَتَوَفَّىٰكُمcanınızı alırمَّلَكُmeleğiٱلۡمَوۡتِölümٱلَّذِيvekil edilenوُكِّلَ*بِكُمۡüzerinizeثُمَّsonraإِلَىٰRabbinizeرَبِّكُمۡ*تُرۡجَعُونَdöndürülürsünüz
 
ANLAMI
De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."
SAYFA 416
Ayet 12 Arapça Ayet
وَلَوۡve eğerتَرَىٰٓbir görsenإِذِ(demekte) ikenٱلۡمُجۡرِمُونَsuçlularıنَاكِسُواْöne eğmişرُءُوسِهِمۡbaşlarınıعِندَhuzurundaرَبِّهِمۡRablerininرَبَّنَآRabbimizأَبۡصَرۡنَاgördükوَسَمِعۡنَاve işittikفَٱرۡجِعۡنَاbizi geri döndürنَعۡمَلۡyapalımصَٰلِحًاiyi işإِنَّاartık bizمُوقِنُونَkesin olarak inandık
 
ANLAMI
Suçluları Rablerinin huzurunda, başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık" derlerken bir görsen!
Ayet 13 Arapça Ayet
وَلَوۡve şayetشِئۡنَاdileseydikلَأٓتَيۡنَاverirdikكُلَّherنَفۡسٍnefseهُدَىٰهَاhidayetiniوَلَٰكِنۡfakatحَقَّhak olduٱلۡقَوۡلُsözمِنِّيbendenلَأَمۡلَأَنَّmutlaka dolduracağımجَهَنَّمَcehennemiمِنَbir kısmiyleٱلۡجِنَّةِcinlerdenوَٱلنَّاسِve insanlardanأَجۡمَعِينَtamamen
 
ANLAMI
Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair Benden söz çıkmıştır.
Ayet 14 Arapça Ayet
فَذُوقُواْo halde tadınبِمَاkarşılığını (cezasını)نَسِيتُمۡunutmanızınلِقَآءَkarşılaşmayıيَوۡمِكُمۡgününüzleهَٰذَآbuإِنَّاbiz deنَسِينَٰكُمۡۖsizi unuttukوَذُوقُواْve tadınعَذَابَazabıٱلۡخُلۡدِebediبِمَاötürüكُنتُمۡoluklarınızdanتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
"Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını görün; doğrusu Biz de sizi unuttuk, yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın" deriz.
Ayet 15 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakيُؤۡمِنُinanırlarبِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimizeٱلَّذِينَo kimseler kiإِذَاzamanذُكِّرُواْöğüt verildiğiبِهَاkendilerineخَرُّواْۤderhal kapanırlarسُجَّدٗاۤsecdeyeوَسَبَّحُواْve tesbih ederlerبِحَمۡدِöverekرَبِّهِمۡRableriniوَهُمۡve onlarلَاaslaيَسۡتَكۡبِرُونَ۩büyüklük taslamazlar
 
ANLAMI
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.
Ayet 16 Arapça Ayet
تَتَجَافَىٰuzaklaşırجُنُوبُهُمۡyanlarıعَنِyataklardanٱلۡمَضَاجِعِ*يَدۡعُونَdu'a ederlerرَبَّهُمۡRablerineخَوۡفٗاkorkarakوَطَمَعٗاve umarakوَمِمَّاve şeylerdenرَزَقۡنَٰهُمۡrızıklandırdığımızيُنفِقُونَhayır için harcarlar
 
ANLAMI
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.
Ayet 17 Arapça Ayet
فَلَاve aslaتَعۡلَمُbilemezنَفۡسٞhiç kimseمَّآneأُخۡفِيَsaklandığınıلَهُمonlar içinمِّنaydınlatıcıقُرَّةِ*أَعۡيُنٖgözlerجَزَآءَۢkarşılık olarakبِمَاşeylereكَانُواْolduklarıيَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez.
Ayet 18 Arapça Ayet
أَفَمَنhiç olur mu?كَانَ*مُؤۡمِنٗاinanan kişiكَمَنkimse gibiكَانَolanفَاسِقٗاۚfasıkلَّاelbetteيَسۡتَوُۥنَbir olmazlar
 
ANLAMI
İnanan kimse yoldan çıkmış kimseye benzer mi Bunlar bir olamazlar.
Ayet 19 Arapça Ayet
أَمَّاfakatٱلَّذِينَinananlarءَامَنُواْ*وَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerفَلَهُمۡonlarجَنَّـٰتُcennetlerdeٱلۡمَأۡوَىٰdurulmağa değerنُزُلَۢاağırlanırlarبِمَاkarşılıkكَانُواْolduklarınaيَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenlere gelince, onların yaptıklarına karşılık, varacakları cennet konakları vardır.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَأَمَّاve fakatٱلَّذِينَyoldan çıkanlarınفَسَقُواْ*فَمَأۡوَىٰهُمُbarınacakları yerٱلنَّارُۖateştirكُلَّمَآherأَرَادُوٓاْistediklerindeأَنçıkmakيَخۡرُجُواْ*مِنۡهَآoradanأُعِيدُواْyine geri çevrilirlerفِيهَاorayaوَقِيلَve denilirلَهُمۡonlaraذُوقُواْtadınعَذَابَazabınıٱلنَّارِateşٱلَّذِيolduğunuzكُنتُم*بِهِۦonuتُكَذِّبُونَyalanlamakta
 
ANLAMI
Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın" denir.
SAYFA 417
Ayet 21 Arapça Ayet
وَلَنُذِيقَنَّهُمmutlaka onlara taddıracağızمِّنَazabdanٱلۡعَذَابِ*ٱلۡأَدۡنَىٰdaha yakınدُونَayrı olarakٱلۡعَذَابِazabdanٱلۡأَكۡبَرِbüyükلَعَلَّهُمۡbelkiيَرۡجِعُونَdönerler
 
ANLAMI
Belki yollarından dönerler diye and olsun onlara büyük azabdan önce dünya azabından tattırırız.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَمَنۡve kim olabilir?أَظۡلَمُdaha zalimمِمَّنkimsedenذُكِّرَöğüt verilenبِـَٔايَٰتِayetleriyleرَبِّهِۦRabbininثُمَّsonraأَعۡرَضَyüz çevirenعَنۡهَآۚonlardanإِنَّاmuhakkak ki bizمِنَsuçlulardanٱلۡمُجۡرِمِينَ*مُنتَقِمُونَöç alıcıyız
 
ANLAMI
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim var mıdır Şüphesiz suçlulardan öç alacağız.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz verdikمُوسَىMusa'yaٱلۡكِتَٰبَKitabıفَلَاsakınتَكُنolmaفِيiçindeمِرۡيَةٖkuşkuمِّنonun ulaşmasındanلِّقَآئِهِۦۖ*وَجَعَلۡنَٰهُve onu yaptıkهُدٗىyol göstericiلِّبَنِيٓoğullarınaإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrail
 
ANLAMI
And olsun ki Musa'ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Musa'ya verdiğimizi İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık.
Ayet 24 Arapça Ayet
وَجَعَلۡنَاve yetiştirmiştikمِنۡهُمۡonların içindenأَئِمَّةٗönderlerيَهۡدُونَdoğru yola iletenبِأَمۡرِنَاbuyruğumuzlaلَمَّاzamanصَبَرُواْۖsabrettikleriوَكَانُواْve olduklarındaبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizeيُوقِنُونَkesinlikle inanıyor
 
ANLAMI
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık.
Ayet 25 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinهُوَOيَفۡصِلُhükmedecektirبَيۡنَهُمۡonların aralarındaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاşeylerdeكَانُواْolduklarıفِيهِkonulardaيَخۡتَلِفُونَayrılığa düştükleri
 
ANLAMI
Muhakkak ki Rabbin ayrılığa düştükleri şeylerde kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Ayet 26 Arapça Ayet
أَوَلَمۡyola getirmedi mi?يَهۡدِ*لَهُمۡonlarıكَمۡniceأَهۡلَكۡنَاhelak etmemizمِنdaha öncekiقَبۡلِهِم*مِّنَkuşaklarıٱلۡقُرُونِ*يَمۡشُونَdolaştıklarıفِيyurtlarındaمَسَٰكِنِهِمۡۚ*إِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَٰتٍۚibretlerأَفَلَاişitmiyorlar mı?يَسۡمَعُونَ*
 
ANLAMI
Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevketmez mi Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi?
Ayet 27 Arapça Ayet
أَوَلَمۡgörmüyorlar mı?يَرَوۡاْ*أَنَّاbizنَسُوقُsürüyoruzٱلۡمَآءَsuyuإِلَىyereٱلۡأَرۡضِ*ٱلۡجُرُزِkuru otsuzفَنُخۡرِجُve bitiriyoruzبِهِۦonunlaزَرۡعٗاekinتَأۡكُلُyiyorمِنۡهُondanأَنۡعَٰمُهُمۡhayvanları daوَأَنفُسُهُمۡۚkendileri deأَفَلَاgörmüyorlar mı?يُبۡصِرُونَ*
 
ANLAMI
Kuru yerlere suyu gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi Görmüyorlar mı?
Ayet 28 Arapça Ayet
وَيَقُولُونَve diyorlarمَتَىٰne zaman?هَٰذَاbuٱلۡفَتۡحُfetihإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğrular(dan)
 
ANLAMI
"Doğru söylüyorsanız bildirin bu hüküm ne zaman verilecektir?" derler.
Ayet 29 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَوۡمَgünüٱلۡفَتۡحِfetihلَاfayda vermezيَنفَعُ*ٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوٓاْinkar eden(lere)إِيمَٰنُهُمۡinanmalarıوَلَاve değildirهُمۡonlarيُنظَرُونَmühlet verilenler(den)
 
ANLAMI
De ki: "Hükmün verileceği gün inkarcılara ne inanmaları fayda verir ve ne de ertelenirler."
Ayet 30 Arapça Ayet
فَأَعۡرِضۡsen yüz çevirعَنۡهُمۡonlardanوَٱنتَظِرۡve bekleإِنَّهُمzaten onlar daمُّنتَظِرُونَbeklemektedirler
 
ANLAMI
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.