LOKMAN SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 411
Ayet 1 Arapça Ayet
الٓمٓElif Lâm Mîm
 
ANLAMI
Elif, Lam, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
تِلۡكَşunlarءَايَٰتُayetleridirٱلۡكِتَٰبِKitabınٱلۡحَكِيمِhikmetli
 
ANLAMI
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
Ayet 3 Arapça Ayet
هُدٗىyol göstericidirوَرَحۡمَةٗve rahmettirلِّلۡمُحۡسِنِينَgüzel davrananlara
 
ANLAMI
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
Ayet 4 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُقِيمُونَkılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَيُؤۡتُونَve verirlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَهُمve onlarبِٱلۡأٓخِرَةِahireteهُمۡonlarيُوقِنُونَkesin olarak inanırlar
 
ANLAMI
O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.
Ayet 5 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişte onlarعَلَىٰüzerindedirlerهُدٗىdoğru bir yolمِّنtarafındanرَّبِّهِمۡۖRableriوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlarٱلۡمُفۡلِحُونَumduklarına ereceklerdir
 
ANLAMI
İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimiيَشۡتَرِيsatın alırلَهۡوَboşٱلۡحَدِيثِhadisi (sözü)لِيُضِلَّsaptırmak içinعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِAllah'ınبِغَيۡرِolmaksızınعِلۡمٖbilgisiوَيَتَّخِذَهَاve onu edinmek içinهُزُوًاۚalay konusuأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمۡonlara vardırعَذَابٞbir azabمُّهِينٞküçük düşürücü
 
ANLAMI
İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanتُتۡلَىٰokunduğuعَلَيۡهِonaءَايَٰتُنَاayetlerimizوَلَّىٰsırtını dönerمُسۡتَكۡبِرٗاbüyüklük taslayarakكَأَنsankiلَّمۡonları hiç işitmemişيَسۡمَعۡهَا*كَأَنَّsankiفِيٓkulaklarındaأُذُنَيۡهِ*وَقۡرٗاۖağırlık varmışفَبَشِّرۡهُona müjdeleبِعَذَابٍbir azabıأَلِيمٍacıklı
 
ANLAMI
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
Ayet 8 Arapça Ayet
إِنَّelbetteٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)وَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَهُمۡonlara vardırجَنَّـٰتُcennetlerٱلنَّعِيمِni'meti bol
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
Ayet 9 Arapça Ayet
خَٰلِدِينَebedi kalacaklardırفِيهَاۖoradaوَعۡدَva'didirٱللَّهِAllah'ınحَقّٗاۚgerçekوَهُوَve Oٱلۡعَزِيزُüstündürٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
Ayet 10 Arapça Ayet
خَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriبِغَيۡرِolmadanعَمَدٖbir direkتَرَوۡنَهَاۖgörebildiğinizوَأَلۡقَىٰve attıفِيyereٱلۡأَرۡضِ*رَوَٰسِيَsağlam ve yüksek dağlarأَنdiyeتَمِيدَsarsarبِكُمۡsiziوَبَثَّve yaydıفِيهَاoradaمِنher çeşitكُلِّ*دَآبَّةٖۚcanlıyıوَأَنزَلۡنَاve indirdikمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir suفَأَنۢبَتۡنَاve bitirdikفِيهَاoradaمِنher-tenكُلِّherزَوۡجٖ*كَرِيمٍgüzel (bitkiler)
 
ANLAMI
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
Ayet 11 Arapça Ayet
هَٰذَاişte bunlarخَلۡقُyarattıklarıdırٱللَّهِAllah'ınفَأَرُونِيgösterin banaمَاذَاne?خَلَقَyarattıٱلَّذِينَkimselerمِنO'ndan başkaدُونِهِۦۚ*بَلِdoğrusuٱلظَّـٰلِمُونَo zalimlerفِيiçindedirlerضَلَٰلٖbir sapıklıkمُّبِينٖaçık
 
ANLAMI
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.
SAYFA 412
Ayet 12 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz verdikلُقۡمَٰنَLokman'aٱلۡحِكۡمَةَhikmetأَنِiçinٱشۡكُرۡşükretmesiلِلَّهِۚAllah'aوَمَنve kimيَشۡكُرۡşükrederseفَإِنَّمَاşüphesizيَشۡكُرُşükrederلِنَفۡسِهِۦۖkendisi içinوَمَنve kimكَفَرَinkar ederseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَنِيٌّzengindirحَمِيدٞövülmüştür
 
ANLAMI
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَإِذۡve haniقَالَdemişti kiلُقۡمَٰنُLokmanلِٱبۡنِهِۦoğlunaوَهُوَOيَعِظُهُۥöğüt vererekيَٰبُنَيَّey yavrumلَاaslaتُشۡرِكۡortak koşmaبِٱللَّهِۖAllah'aإِنَّçünküٱلشِّرۡكَortak koşmakلَظُلۡمٌbir zulümdürعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَوَصَّيۡنَاve biz tavsiye ettikٱلۡإِنسَٰنَinsanaبِوَٰلِدَيۡهِana babasınıحَمَلَتۡهُonu taşımıştırأُمُّهُۥanasıوَهۡنًاzayıflıkعَلَىٰüstüneوَهۡنٖzayıflıklaوَفِصَٰلُهُۥve onun sütten kesilmesiفِيiçindedirعَامَيۡنِiki yılأَنِkiٱشۡكُرۡşükretلِيbanaوَلِوَٰلِدَيۡكَve anana-babanaإِلَيَّbanadırٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.
Ayet 15 Arapça Ayet
وَإِنve eğerجَٰهَدَاكَseni zorlarlarsaعَلَىٰٓiçinأَنortak koşmanتُشۡرِكَ*بِيbanaمَاbir şeyiلَيۡسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلۡمٞbilginفَلَاaslaتُطِعۡهُمَاۖonlara ita'at etmeوَصَاحِبۡهُمَاve onlarla geçinفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*مَعۡرُوفٗاۖiyilikleوَٱتَّبِعۡve uyسَبِيلَyolunaمَنۡkimseninأَنَابَyönelenإِلَيَّۚbanaثُمَّsonraإِلَيَّbanadırمَرۡجِعُكُمۡdönüşünüzفَأُنَبِّئُكُمsize haber vereceğimبِمَاşeyleriكُنتُمۡolduklarnızتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.
Ayet 16 Arapça Ayet
يَٰبُنَيَّey yavrumإِنَّهَآonlarإِنeğerتَكُbir şey olsaمِثۡقَالَağırlığıncaحَبَّةٖdanesiمِّنۡhardalخَرۡدَلٖ*فَتَكُنve bulunsaفِيbir kayanın içindeصَخۡرَةٍ*أَوۡveyaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*أَوۡveyaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*يَأۡتِmutlaka getirirبِهَاonuٱللَّهُۚAllahإِنَّçünküٱللَّهَAllahلَطِيفٌlatiftirخَبِيرٞhaber alır
 
ANLAMI
Lokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır".
Ayet 17 Arapça Ayet
يَٰبُنَيَّey yavrumأَقِمِkılٱلصَّلَوٰةَnamazıوَأۡمُرۡve emretبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَٱنۡهَve vazgeçirعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِ*وَٱصۡبِرۡve sabretعَلَىٰbaşınaمَآneأَصَابَكَۖgeldiyseإِنَّçünküذَٰلِكَbunlarمِنۡyapılması gerekenعَزۡمِ*ٱلۡأُمُورِişlerdendir
 
ANLAMI
"Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir."
Ayet 18 Arapça Ayet
وَلَاaslaتُصَعِّرۡçevirneخَدَّكَyüzünüلِلنَّاسِinsanlardanوَلَاveتَمۡشِyürümeفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مَرَحًاۖböbürlenerekإِنَّziraٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*كُلَّhepsiniمُخۡتَالٖkendini beğenenleriفَخُورٖövünenleri
 
ANLAMI
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
Ayet 19 Arapça Ayet
وَٱقۡصِدۡve tutumlu olفِيyürüyüşündeمَشۡيِكَ*وَٱغۡضُضۡve kısمِنsesiniصَوۡتِكَۚ*إِنَّçünküأَنكَرَen çirkiniٱلۡأَصۡوَٰتِseslerinلَصَوۡتُsesidirٱلۡحَمِيرِeşeklerin
 
ANLAMI
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeblerin sesidir."
SAYFA 413
Ayet 20 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmediniz mi?تَرَوۡاْ*أَنَّelbetteٱللَّهَAllahسَخَّرَboyun eğdirdiلَكُمsizeمَّاbulunanlarıفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve bulunanlarıفِيve yerdeٱلۡأَرۡضِ*وَأَسۡبَغَve bol bol verdiعَلَيۡكُمۡsizeنِعَمَهُۥni'metleriniظَٰهِرَةٗgörünürوَبَاطِنَةٗۗve gizliوَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimi var kiيُجَٰدِلُtartışır (durur)فِيhakkındaٱللَّهِAllahبِغَيۡرِolmadanعِلۡمٖbilgisiوَلَاve olmadanهُدٗىyol göstereniوَلَاve olmadanكِتَٰبٖbir Kitabıمُّنِيرٖaydınlatıcı
 
ANLAMI
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَإِذَاne zaman kiقِيلَdenseلَهُمُonlaraٱتَّبِعُواْuyunمَآindirdiğineأَنزَلَ*ٱللَّهُAllah'ınقَالُواْderlerبَلۡhayırنَتَّبِعُbiz uyarızمَاşeyeوَجَدۡنَاbulduğumuzعَلَيۡهِüzerindeءَابَآءَنَآۚbabalarımızıأَوَلَوۡşayetكَانَolsa da mı?ٱلشَّيۡطَٰنُşeytanيَدۡعُوهُمۡonları çağırmışإِلَىٰazabınaعَذَابِ*ٱلسَّعِيرِalevli ateşin
 
ANLAMI
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?
Ayet 22 Arapça Ayet
۞وَمَنve kimيُسۡلِمۡteslim ederseوَجۡهَهُۥٓyüzünüإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَهُوَve oمُحۡسِنٞgüzel davranarakفَقَدِelbetteٱسۡتَمۡسَكَo yapışmıştırبِٱلۡعُرۡوَةِkulpaٱلۡوُثۡقَىٰۗen sağlamوَإِلَىve dönerٱللَّهِAllah'aعَٰقِبَةُsonuٱلۡأُمُورِişlerin
 
ANLAMI
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَمَنve kimكَفَرَinkar ederseفَلَاseni üzmesinيَحۡزُنكَ*كُفۡرُهُۥٓۚonun inkarıإِلَيۡنَاsonunda bizedirمَرۡجِعُهُمۡonların dönüşleriفَنُنَبِّئُهُمve kendilerine haber veririzبِمَاşeyleriعَمِلُوٓاْۚyaptıklarıإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
 
ANLAMI
İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir.
Ayet 24 Arapça Ayet
نُمَتِّعُهُمۡonları yaşatırızقَلِيلٗاbirazثُمَّsonraنَضۡطَرُّهُمۡsürerizإِلَىٰbir azabaعَذَابٍ*غَلِيظٖkaba
 
ANLAMI
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَلَئِنve andolsunسَأَلۡتَهُمonlara sorsanمَّنۡkim?خَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriلَيَقُولُنَّmutlaka derlerٱللَّهُۚAllahقُلِde kiٱلۡحَمۡدُhamdلِلَّهِۚAllah'a layıktırبَلۡhayırأَكۡثَرُهُمۡçoklarıلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler.
Ayet 26 Arapça Ayet
لِلَّهِAllah'ındırمَاne varsaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۚve yerdeإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahهُوَişte O'durٱلۡغَنِيُّzenginٱلۡحَمِيدُövülen
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَلَوۡşayet olsaأَنَّمَاbulunanفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مِنağaçlarشَجَرَةٍ*أَقۡلَٰمٞkalemوَٱلۡبَحۡرُve deniz (mürekkep)يَمُدُّهُۥona katılsaمِنۢarkasındanبَعۡدِهِۦ*سَبۡعَةُyediأَبۡحُرٖdeniz (daha)مَّاyine tükenmezنَفِدَتۡ*كَلِمَٰتُkelimeleriٱللَّهِۚAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌüstündürحَكِيمٞhikmet sahibidir
 
ANLAMI
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir.
Ayet 28 Arapça Ayet
مَّاdeğildirخَلۡقُكُمۡsizin yaratılmanızوَلَاve değildirبَعۡثُكُمۡdiriltilmenizإِلَّاbaşka bir şeyكَنَفۡسٖkişi(nin yaratılmasından)وَٰحِدَةٍۚbir tekإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَمِيعُۢişitendirبَصِيرٌgörendir
 
ANLAMI
Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
SAYFA 414
Ayet 29 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin miتَرَ*أَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُولِجُsokuyorٱلَّيۡلَgeceyiفِيiçineٱلنَّهَارِgündüzünوَيُولِجُve sokuyorٱلنَّهَارَgündüzüفِيiçineٱلَّيۡلِgeceninوَسَخَّرَve emrine boyun eğdirmiştirٱلشَّمۡسَgüneşiوَٱلۡقَمَرَۖve ayıكُلّٞher biriيَجۡرِيٓakıp giderإِلَىٰٓkadarأَجَلٖbir süreyeمُّسَمّٗىbelliوَأَنَّve elbetteٱللَّهَAllahبِمَاyaptıklarınızıتَعۡمَلُونَ*خَبِيرٞhaber almaktadır
 
ANLAMI
Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?
Ayet 30 Arapça Ayet
ذَٰلِكَböyledirبِأَنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡحَقُّhaktırوَأَنَّve elbetteمَاyalvardıklarıيَدۡعُونَ*مِنO'ndan başkaدُونِهِ*ٱلۡبَٰطِلُbatıldırوَأَنَّve gerçektenٱللَّهَAllah'tırهُوَOٱلۡعَلِيُّuluٱلۡكَبِيرُve büyük
 
ANLAMI
Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
Ayet 31 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*أَنَّkiٱلۡفُلۡكَgemilerتَجۡرِيgidiyorفِيdenizdeٱلۡبَحۡرِ*بِنِعۡمَتِni'metiyleٱللَّهِAllah'ınلِيُرِيَكُمsize göstersin diyeمِّنۡbir kısımءَايَٰتِهِۦٓۚayetleriniإِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَٰتٖibretlerلِّكُلِّherkes içinصَبَّارٖsabredenشَكُورٖşükreden
 
ANLAMI
Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
Ayet 32 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanغَشِيَهُمonları sardığıمَّوۡجٞdalga(lar)كَٱلظُّلَلِgölgeler gibiدَعَوُاْyalvarırlarٱللَّهَAllah'aمُخۡلِصِينَyalnız has kılarakلَهُO'naٱلدِّينَdiniفَلَمَّاfakat o zamanنَجَّىٰهُمۡonları kurtarıncaإِلَىkaraya çıkarıpٱلۡبَرِّ*فَمِنۡهُمiçlerinden bir kısmıمُّقۡتَصِدٞۚorta yolu tutarوَمَاzatenيَجۡحَدُinkar etmezبِـَٔايَٰتِنَآbizim ayetlerimiziإِلَّاbaşkasıكُلُّherخَتَّارٖgaddarlardanكَفُورٖinkarcıdan
 
ANLAMI
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.
Ayet 33 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarٱتَّقُواْkorkunرَبَّكُمۡRabbinizdenوَٱخۡشَوۡاْve çekininيَوۡمٗاgünden (ki)لَّاödeyemezيَجۡزِي*وَالِدٌbabaعَنçocuğununوَلَدِهِۦ*وَلَاdeğildirمَوۡلُودٌçocuk daهُوَoجَازٍödeyecekعَنiçinوَالِدِهِۦbabasıشَيۡـًٔاۚbir şeyإِنَّşüphesizوَعۡدَva'diٱللَّهِAllah'ınحَقّٞۖgerçektirفَلَاaslaتَغُرَّنَّكُمُsizi aldatmasınٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَاdünyaوَلَاve aslaيَغُرَّنَّكُمsizi aldatmasınبِٱللَّهِAllah hakkındaٱلۡغَرُورُaldatıcı (şeytan)
 
ANLAMI
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
Ayet 34 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعِندَهُۥO'nun yanındadırعِلۡمُbilgisiٱلسَّاعَةِsa'atinوَيُنَزِّلُve O yağdırırٱلۡغَيۡثَyağmuruوَيَعۡلَمُve bilirمَاolanıفِيrahimlerdeٱلۡأَرۡحَامِۖ*وَمَاveتَدۡرِيbilmezنَفۡسٞhiç kimseمَّاذَاneتَكۡسِبُkazanacağınıغَدٗاۖyarınوَمَاveتَدۡرِيbilmezنَفۡسُۢhiç kimseبِأَيِّhangiأَرۡضٖyerdeتَمُوتُۚöleceğiniإِنَّşüphesiz yalnızٱللَّهَAllahعَلِيمٌbilendirخَبِيرُۢhaberi olandır
 
ANLAMI
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.