ANLAMI
İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan
saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu
alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
Ayet 7Arapça
Ayet
وَإِذَاve
zamanتُتۡلَىٰokunduğuعَلَيۡهِonaءَايَٰتُنَاayetlerimizوَلَّىٰsırtını
dönerمُسۡتَكۡبِرٗاbüyüklük
taslayarakكَأَنsankiلَّمۡonları
hiç işitmemişيَسۡمَعۡهَا*كَأَنَّsankiفِيٓkulaklarındaأُذُنَيۡهِ*وَقۡرٗاۖağırlık
varmışفَبَشِّرۡهُona
müjdeleبِعَذَابٍbir
azabıأَلِيمٍacıklı
ANLAMI
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında
ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte
ona can yakıcı azabı müjde et.
Ayet 8Arapça
Ayet
إِنَّelbetteٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)وَعَمِلُواْve
yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi
işlerلَهُمۡonlara
vardırجَنَّـٰتُcennetlerٱلنَّعِيمِni'meti
bol
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince
temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür,
hakim'dir.
Ayet 9Arapça
Ayet
خَٰلِدِينَebedi
kalacaklardırفِيهَاۖoradaوَعۡدَva'didirٱللَّهِAllah'ınحَقّٗاۚgerçekوَهُوَve
Oٱلۡعَزِيزُüstündürٱلۡحَكِيمُhüküm
ve hikmet sahibidir
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince
temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür,
hakim'dir.
Ayet 10Arapça
Ayet
خَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriبِغَيۡرِolmadanعَمَدٖbir
direkتَرَوۡنَهَاۖgörebildiğinizوَأَلۡقَىٰve
attıفِيyereٱلۡأَرۡضِ*رَوَٰسِيَsağlam
ve yüksek dağlarأَنdiyeتَمِيدَsarsarبِكُمۡsiziوَبَثَّve
yaydıفِيهَاoradaمِنher
çeşitكُلِّ*دَآبَّةٖۚcanlıyıوَأَنزَلۡنَاve
indirdikمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir
suفَأَنۢبَتۡنَاve
bitirdikفِيهَاoradaمِنher-tenكُلِّherزَوۡجٖ*كَرِيمٍgüzel
(bitkiler)
ANLAMI
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar
diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı
yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten
yetiştirmişizdir.
ANLAMI
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik.
Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden
ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık
olandır.
ANLAMI
Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma,
doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
Ayet 14Arapça
Ayet
وَوَصَّيۡنَاve
biz tavsiye ettikٱلۡإِنسَٰنَinsanaبِوَٰلِدَيۡهِana
babasınıحَمَلَتۡهُonu
taşımıştırأُمُّهُۥanasıوَهۡنًاzayıflıkعَلَىٰüstüneوَهۡنٖzayıflıklaوَفِصَٰلُهُۥve
onun sütten kesilmesiفِيiçindedirعَامَيۡنِiki
yılأَنِkiٱشۡكُرۡşükretلِيbanaوَلِوَٰلِدَيۡكَve
anana-babanaإِلَيَّbanadırٱلۡمَصِيرُdönüş
ANLAMI
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye
etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak
karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde
olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.
Dönüş Bana'dır.
Ayet 15Arapça
Ayet
وَإِنve
eğerجَٰهَدَاكَseni
zorlarlarsaعَلَىٰٓiçinأَنortak
koşmanتُشۡرِكَ*بِيbanaمَاbir
şeyiلَيۡسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلۡمٞbilginفَلَاaslaتُطِعۡهُمَاۖonlara
ita'at etmeوَصَاحِبۡهُمَاve
onlarla geçinفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*مَعۡرُوفٗاۖiyilikleوَٱتَّبِعۡve
uyسَبِيلَyolunaمَنۡkimseninأَنَابَyönelenإِلَيَّۚbanaثُمَّsonraإِلَيَّbanadırمَرۡجِعُكُمۡdönüşünüzفَأُنَبِّئُكُمsize
haber vereceğimبِمَاşeyleriكُنتُمۡolduklarnızتَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
ANLAMI
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için
zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel
geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz
Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.
Ayet 16Arapça
Ayet
يَٰبُنَيَّey
yavrumإِنَّهَآonlarإِنeğerتَكُbir
şey olsaمِثۡقَالَağırlığıncaحَبَّةٖdanesiمِّنۡhardalخَرۡدَلٖ*فَتَكُنve
bulunsaفِيbir
kayanın içindeصَخۡرَةٍ*أَوۡveyaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*أَوۡveyaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*يَأۡتِmutlaka
getirirبِهَاonuٱللَّهُۚAllahإِنَّçünküٱللَّهَAllahلَطِيفٌlatiftirخَبِيرٞhaber
alır
ANLAMI
Lokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi
ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut
yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor.
Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır".
ANLAMI
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz
merkeblerin sesidir."
SAYFA 413
Ayet 20Arapça
Ayet
أَلَمۡgörmediniz
mi?تَرَوۡاْ*أَنَّelbetteٱللَّهَAllahسَخَّرَboyun
eğdirdiلَكُمsizeمَّاbulunanlarıفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve
bulunanlarıفِيve
yerdeٱلۡأَرۡضِ*وَأَسۡبَغَve
bol bol verdiعَلَيۡكُمۡsizeنِعَمَهُۥni'metleriniظَٰهِرَةٗgörünürوَبَاطِنَةٗۗve
gizliوَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimi
var kiيُجَٰدِلُtartışır
(durur)فِيhakkındaٱللَّهِAllahبِغَيۡرِolmadanعِلۡمٖbilgisiوَلَاve
olmadanهُدٗىyol
göstereniوَلَاve
olmadanكِتَٰبٖbir
Kitabıمُّنِيرٖaydınlatıcı
ANLAMI
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz
altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca
ihsan ettiğini görmez misiniz İnsanlardan, Allah hakkında
hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir
Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.
Ayet 21Arapça
Ayet
وَإِذَاne
zaman kiقِيلَdenseلَهُمُonlaraٱتَّبِعُواْuyunمَآindirdiğineأَنزَلَ*ٱللَّهُAllah'ınقَالُواْderlerبَلۡhayırنَتَّبِعُbiz
uyarızمَاşeyeوَجَدۡنَاbulduğumuzعَلَيۡهِüzerindeءَابَآءَنَآۚbabalarımızıأَوَلَوۡşayetكَانَolsa
da mı?ٱلشَّيۡطَٰنُşeytanيَدۡعُوهُمۡonları
çağırmışإِلَىٰazabınaعَذَابِ*ٱلسَّعِيرِalevli
ateşin
ANLAMI
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı
üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını
alevli ateşin azabına çağırmışsa?
ANLAMI
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam
kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
Ayet 23Arapça
Ayet
وَمَنve
kimكَفَرَinkar
ederseفَلَاseni
üzmesinيَحۡزُنكَ*كُفۡرُهُۥٓۚonun
inkarıإِلَيۡنَاsonunda
bizedirمَرۡجِعُهُمۡonların
dönüşleriفَنُنَبِّئُهُمve
kendilerine haber veririzبِمَاşeyleriعَمِلُوٓاْۚyaptıklarıإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
ANLAMI
İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir;
o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah,
kalblerde olanı şüphesiz bilir.
ANLAMI
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah
müstağnidir, övülmeğe layıktır.
Ayet 27Arapça
Ayet
وَلَوۡşayet
olsaأَنَّمَاbulunanفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مِنağaçlarشَجَرَةٍ*أَقۡلَٰمٞkalemوَٱلۡبَحۡرُve
deniz (mürekkep)يَمُدُّهُۥona
katılsaمِنۢarkasındanبَعۡدِهِۦ*سَبۡعَةُyediأَبۡحُرٖdeniz
(daha)مَّاyine
tükenmezنَفِدَتۡ*كَلِمَٰتُkelimeleriٱللَّهِۚAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌüstündürحَكِيمٞhikmet
sahibidir
ANLAMI
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve
yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın
sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir.
Ayet 28Arapça
Ayet
مَّاdeğildirخَلۡقُكُمۡsizin
yaratılmanızوَلَاve
değildirبَعۡثُكُمۡdiriltilmenizإِلَّاbaşka
bir şeyكَنَفۡسٖkişi(nin
yaratılmasından)وَٰحِدَةٍۚbir
tekإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَمِيعُۢişitendirبَصِيرٌgörendir
ANLAMI
Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir
nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz
Allah işitendir, görendir.
ANLAMI
Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri
belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı
buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar
olduğunu bilmez misin?
Ayet 30Arapça
Ayet
ذَٰلِكَböyledirبِأَنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡحَقُّhaktırوَأَنَّve
elbetteمَاyalvardıklarıيَدۡعُونَ*مِنO'ndan
başkaدُونِهِ*ٱلۡبَٰطِلُbatıldırوَأَنَّve
gerçektenٱللَّهَAllah'tırهُوَOٱلۡعَلِيُّuluٱلۡكَبِيرُve
büyük
ANLAMI
Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin
batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
ANLAMI
Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin
Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda,
pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
Ayet 32Arapça
Ayet
وَإِذَاve
zamanغَشِيَهُمonları
sardığıمَّوۡجٞdalga(lar)كَٱلظُّلَلِgölgeler
gibiدَعَوُاْyalvarırlarٱللَّهَAllah'aمُخۡلِصِينَyalnız
has kılarakلَهُO'naٱلدِّينَdiniفَلَمَّاfakat
o zamanنَجَّىٰهُمۡonları
kurtarıncaإِلَىkaraya
çıkarıpٱلۡبَرِّ*فَمِنۡهُمiçlerinden
bir kısmıمُّقۡتَصِدٞۚorta
yolu tutarوَمَاzatenيَجۡحَدُinkar
etmezبِـَٔايَٰتِنَآbizim
ayetlerimiziإِلَّاbaşkasıكُلُّherخَتَّارٖgaddarlardanكَفُورٖinkarcıdan
ANLAMI
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen
Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak
kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten
ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.
ANLAMI
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu,
oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun.
Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi
aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
Ayet 34Arapça
Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعِندَهُۥO'nun
yanındadırعِلۡمُbilgisiٱلسَّاعَةِsa'atinوَيُنَزِّلُve
O yağdırırٱلۡغَيۡثَyağmuruوَيَعۡلَمُve
bilirمَاolanıفِيrahimlerdeٱلۡأَرۡحَامِۖ*وَمَاveتَدۡرِيbilmezنَفۡسٞhiç
kimseمَّاذَاneتَكۡسِبُkazanacağınıغَدٗاۖyarınوَمَاveتَدۡرِيbilmezنَفۡسُۢhiç
kimseبِأَيِّhangiأَرۡضٖyerdeتَمُوتُۚöleceğiniإِنَّşüphesiz
yalnızٱللَّهَAllahعَلِيمٌbilendirخَبِيرُۢhaberi
olandır
ANLAMI
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O
indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne
kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah
şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.