ÂLİ İMRAN SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

SAYFA 50

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ayet 1 Arapça Ayet

الٓمٓElif Lâm Mîm
 
ANLAMI
Elif, Lam, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllah (ki)لَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلۡحَيُّdaima diridirٱلۡقَيُّومُ(yaratıklarını) koruyup yöneticidir
 
ANLAMI
Allah, Ondan başka tanrı olmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır.
Ayet 3 Arapça Ayet
نَزَّلَindirdiعَلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَKitabıبِٱلۡحَقِّhak ileمُصَدِّقٗاdoğrulayıcı olarakلِّمَاkendinden öncekiniبَيۡنَ*يَدَيۡهِ*وَأَنزَلَve indirmiştiٱلتَّوۡرَىٰةَTevratوَٱلۡإِنجِيلَve İncil'i de
 
ANLAMI
Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi. Doğrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır.
Ayet 4 Arapça Ayet
مِنdaha önceقَبۡلُ*هُدٗىyol gösterici olarakلِّلنَّاسِinsanlaraوَأَنزَلَve indirdiٱلۡفُرۡقَانَۗFurkan'ı daإِنَّmuhakkak kiٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar edenبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınلَهُمۡonlara vardırعَذَابٞbir azabشَدِيدٞۗçetinوَٱللَّهُAllahعَزِيزٞdaima üstündürذُوöc alandırٱنتِقَامٍ*
 
ANLAMI
Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi. Doğrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır.
Ayet 5 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'aلَاgizli kalmazيَخۡفَىٰ*عَلَيۡهِonaشَيۡءٞhiçbir şeyفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*وَلَاve gökteفِي*ٱلسَّمَآءِ*
 
ANLAMI
Şüphesiz gökte ve yerde hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.
Ayet 6 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيsizi şekillendirenيُصَوِّرُكُمۡ*فِيrahimlerdeٱلۡأَرۡحَامِ*كَيۡفَgibiيَشَآءُۚdilediğiلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلۡعَزِيزُazizdirٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 7 Arapça Ayet
هُوَOٱلَّذِيٓindirdiأَنزَلَ*عَلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَKitabıمِنۡهُOnunءَايَٰتٞ(bazı) ayetleriمُّحۡكَمَٰتٌmuhkemdir (ki)هُنَّonlarأُمُّanasıdırٱلۡكِتَٰبِKitabınوَأُخَرُve diğerleri deمُتَشَٰبِهَٰتٞۖmüteşabihdirفَأَمَّاolanlarٱلَّذِينَkalblerindeفِي*قُلُوبِهِمۡ*زَيۡغٞeğrilikفَيَتَّبِعُونَardına düşerlerمَاolanlarınınتَشَٰبَهَmüteşabihمِنۡهُonunٱبۡتِغَآءَçıkarmak içinٱلۡفِتۡنَةِfitneوَٱبۡتِغَآءَve bulmak içinتَأۡوِيلِهِۦۖonun te'viliniوَمَاoysaيَعۡلَمُbilmezتَأۡوِيلَهُۥٓonun te'viliniإِلَّاbaşka kimseٱللَّهُۗAllah'tanوَٱلرَّـٰسِخُونَileri gidenlerفِيilimdeٱلۡعِلۡمِ*يَقُولُونَderlerءَامَنَّاinandıkبِهِۦOnaكُلّٞhepsiمِّنۡkatındandırعِندِ*رَبِّنَاۗRabbimizوَمَاdüşünüp öğüt almazيَذَّكَّرُ*إِلَّآbaşkasıأُوْلُواْsahiplerindenٱلۡأَلۡبَٰبِsağduyu
 
ANLAMI
Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
Ayet 8 Arapça Ayet
رَبَّنَاRabbimizلَاeğriltmeتُزِغۡ*قُلُوبَنَاkalblerimiziبَعۡدَsonraإِذۡbizi doğru yola ilettiktenهَدَيۡتَنَا*وَهَبۡve verلَنَاbizeمِنkatındanلَّدُنكَ*رَحۡمَةًۚbir rahmetإِنَّكَkuşkusuz senأَنتَyalnız senٱلۡوَهَّابُçok bağış yapansın
 
ANLAMI
Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın.
Ayet 9 Arapça Ayet
رَبَّنَآRabbimizإِنَّكَsen mutlakaجَامِعُtoplayacaksınٱلنَّاسِinsanlarıلِيَوۡمٖbir gündeلَّاasla şüphe olmayanرَيۡبَ*فِيهِۚkendisindeإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdönmezيُخۡلِفُ*ٱلۡمِيعَادَsözünden
 
ANLAMI
Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz.
SAYFA 51
Ayet 10 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَنyarar sağlamazتُغۡنِيَ*عَنۡهُمۡonlaraأَمۡوَٰلُهُمۡmallarıوَلَآne deأَوۡلَٰدُهُمçocuklarıمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيۡـٔٗاۖhiçbirوَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمۡonlarوَقُودُyakıtıdırlarٱلنَّارِateşin
 
ANLAMI
İnkar edenlerin malları ve çocukları, Allah'a karşı onlara bir şey sağlamaz. İşte onlar ateşin yakıtlarıdır.
Ayet 11 Arapça Ayet
كَدَأۡبِdurumu gibiءَالِailesininفِرۡعَوۡنَFir'avnوَٱلَّذِينَve kimselerinمِنonlardan öncekiقَبۡلِهِمۡۚ*كَذَّبُواْonlar da yalanladılarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziفَأَخَذَهُمُonları yakaladıٱللَّهُAllahبِذُنُوبِهِمۡۗgünahlarıylaوَٱللَّهُAllah'ınشَدِيدُçetindirٱلۡعِقَابِcezası
 
ANLAMI
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.
Ayet 12 Arapça Ayet
قُلsöyleلِّلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar edenlereسَتُغۡلَبُونَyenileceksinizوَتُحۡشَرُونَve sürüleceksinizإِلَىٰcehennemeجَهَنَّمَۖ*وَبِئۡسَ(orası) ne kötüٱلۡمِهَادُbir döşektir
 
ANLAMI
İnkar edenlere: "Yenileceksiniz, toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü döşektir" de.
Ayet 13 Arapça Ayet
قَدۡmuhakakكَانَsizin için vardırلَكُمۡ*ءَايَةٞbir ibretفِيşu iki topluluktaفِئَتَيۡنِ*ٱلۡتَقَتَاۖkarşılaşanفِئَةٞbir toplulukتُقَٰتِلُçarpışıyorduفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَأُخۡرَىٰöteki deكَافِرَةٞnankördüيَرَوۡنَهُمonları görüyorlardıمِّثۡلَيۡهِمۡkendilerinin iki katıرَأۡيَgörüşüyleٱلۡعَيۡنِۚgözlerininوَٱللَّهُAllahيُؤَيِّدُdesteklerبِنَصۡرِهِۦyardımıyleمَنkimseyiيَشَآءُۚdilediğiإِنَّelbetteفِيbundaذَٰلِكَ*لَعِبۡرَةٗbir ibret vardırلِّأُوْلِيolanlar içinٱلۡأَبۡصَٰرِgözleri
 
ANLAMI
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.
Ayet 14 Arapça Ayet
زُيِّنَsüslü (cazip) gösterildiلِلنَّاسِinsanlaraحُبُّaşırı düşkünlükٱلشَّهَوَٰتِzevklereمِنَkadınlardanٱلنِّسَآءِ*وَٱلۡبَنِينَve oğullardanوَٱلۡقَنَٰطِيرِve kantarlarcaٱلۡمُقَنطَرَةِyığılmışمِنَaltındanٱلذَّهَبِ*وَٱلۡفِضَّةِve gümüştenوَٱلۡخَيۡلِve atlardanٱلۡمُسَوَّمَةِsalmaوَٱلۡأَنۡعَٰمِdavarlardanوَٱلۡحَرۡثِۗve ekinlerden (gelen)ذَٰلِكَbunlar (sadece)مَتَٰعُgeçimidirٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاۖdünyaوَٱللَّهُAllah'ınعِندَهُۥyanındadırحُسۡنُgüzelٱلۡمَـَٔابِvarılacak yer
 
ANLAMI
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.
Ayet 15 Arapça Ayet
۞قُلۡde kiأَؤُنَبِّئُكُمsize söyleyeyim mi?بِخَيۡرٖdaha iyisiniمِّنbunlardanذَٰلِكُمۡۖ*لِلَّذِينَkorunanlar için vardırٱتَّقَوۡاْ*عِندَkatındaرَبِّهِمۡRableriجَنَّـٰتٞcennetlerتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَsürekli kalacaklarıفِيهَاiçindeوَأَزۡوَٰجٞve eşlerمُّطَهَّرَةٞtertemizوَرِضۡوَٰنٞve rızasıمِّنَAllah'ınٱللَّهِۗ*وَٱللَّهُAllahبَصِيرُۢgörürبِٱلۡعِبَادِkullarını
 
ANLAMI
De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rab'lerinin katında, altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkiyle görücüdür.
SAYFA 52
Ayet 16 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَ(onlar ki)يَقُولُونَderlerرَبَّنَآRabbimizإِنَّنَآgerçekten bizءَامَنَّاinandıkفَٱغۡفِرۡbağışlaلَنَاbizdenذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَقِنَاve bizi koruعَذَابَazabındanٱلنَّارِateş
 
ANLAMI
Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Ayet 17 Arapça Ayet
ٱلصَّـٰبِرِينَsabredenlerوَٱلصَّـٰدِقِينَve sadık olanlarوَٱلۡقَٰنِتِينَve gönülden itaat edenlerوَٱلۡمُنفِقِينَve infak edenlerوَٱلۡمُسۡتَغۡفِرِينَve istiğfar edenlerبِٱلۡأَسۡحَارِseherlerde
 
ANLAMI
Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Ayet 18 Arapça Ayet
شَهِدَşahiddir (ki)ٱللَّهُAllahأَنَّهُۥşüphesizلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُve meleklerوَأُوْلُواْve sahipleriٱلۡعِلۡمِilimقَآئِمَۢاgözetenبِٱلۡقِسۡطِۚadaletleلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلۡعَزِيزُazizdirٱلۡحَكِيمُhakimdir
 
ANLAMI
Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O'ndan başka tanrı olmadığına şahidlik etmişlerdir. O'ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 19 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلدِّينَdinعِندَkatındaٱللَّهِAllahٱلۡإِسۡلَٰمُۗİslamdırوَمَاayrılığa düşmedilerٱخۡتَلَفَ*ٱلَّذِينَkimselerأُوتُواْverilmiş olanٱلۡكِتَٰبَKitapإِلَّاbaşka (bir sebeple)مِنۢsonraبَعۡدِ*مَاgeldiktenجَآءَهُمُ*ٱلۡعِلۡمُilimبَغۡيَۢاaşırılıklarıبَيۡنَهُمۡۗaralarındaki;وَمَنve kimيَكۡفُرۡinkar ederseبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَإِنَّ(bilsin ki) şüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلۡحِسَابِhesabı
 
ANLAMI
Allah katında din, şüphesiz İslam'dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür.
Ayet 20 Arapça Ayet
فَإِنۡeğerحَآجُّوكَseninle tartışmaya girişirlerseفَقُلۡde kiأَسۡلَمۡتُben teslim ettimوَجۡهِيَözümüلِلَّهِAllah'aوَمَنِve kimselerٱتَّبَعَنِۗbana uyanوَقُلve de kiلِّلَّذِينَkendilerineأُوتُواْverilenlereٱلۡكِتَٰبَKitapوَٱلۡأُمِّيِّـۧنَve ümmilereءَأَسۡلَمۡتُمۡۚSiz de İslam (teslim) oldunuz mu?فَإِنۡeğerأَسۡلَمُواْİslam olurlarsaفَقَدِmuhakkakٱهۡتَدَواْۖdoğru yolu bulmuşlardırوَّإِنyok eğerتَوَلَّوۡاْdönerlerseفَإِنَّمَاartıkعَلَيۡكَsana düşenٱلۡبَلَٰغُۗsadece duyurmaktırوَٱللَّهُAllahبَصِيرُۢgörmektedirبِٱلۡعِبَادِkulları(nın yaptıkları)nı
 
ANLAMI
Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, "Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a verdim" de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: "Siz de İslam oldunuz mu?" de, şayet İslam olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.
Ayet 21 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَكۡفُرُونَinkar eden(ler)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقۡتُلُونَve öldürenlerٱلنَّبِيِّـۧنَpeygamberleriبِغَيۡرِolmaksızınحَقّٖhakوَيَقۡتُلُونَve öldürenler (var ya)ٱلَّذِينَkimseleriيَأۡمُرُونَemredenبِٱلۡقِسۡطِadaletleمِنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarفَبَشِّرۡهُمonlara müjdeleبِعَذَابٍbir azabıأَلِيمٍacı
 
ANLAMI
Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele.
Ayet 22 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَböyleceٱلَّذِينَboşa çıkmıştırحَبِطَتۡ*أَعۡمَٰلُهُمۡonların yaptıklarıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteوَمَاve yokturلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّـٰصِرِينَyardımcıları
 
ANLAMI
Onlar, dünya ve ahirette işleri boşa çıkacak olanlardır. Onların hiç yardımcıları da yoktur.
SAYFA 53
Ayet 23 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*إِلَىkimseleriٱلَّذِينَ*أُوتُواْverilmiş olanنَصِيبٗاbir (nasip) payمِّنَKitaptanٱلۡكِتَٰبِ*يُدۡعَوۡنَçağırılıyorlar daإِلَىٰKitabınaكِتَٰبِ*ٱللَّهِAllah'ınلِيَحۡكُمَhüküm versin diyeبَيۡنَهُمۡaralarındaثُمَّsonraيَتَوَلَّىٰdönüyorlarفَرِيقٞbir toplulukمِّنۡهُمۡonlardanوَهُمve onlarمُّعۡرِضُونَyüz çeviriyorlar
 
ANLAMI
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi Onlar aralarında hüküm vermek için Allah'ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.
Ayet 24 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbu (hareketleri)بِأَنَّهُمۡonlarınقَالُواْdemelerindendirلَنbize dokunmayacakتَمَسَّنَا*ٱلنَّارُateşإِلَّآbaşkaأَيَّامٗاbirkaç gündenمَّعۡدُودَٰتٖۖsayılıوَغَرَّهُمۡve onları yanıltmıştırفِيdinlerindeدِينِهِم*مَّاşeylerكَانُواْolduklarıيَفۡتَرُونَuyduruyor
 
ANLAMI
Bu, onların: "Bize ateş sadece sayılı birkaç gün değecektir" demelerindendir. Uydurup durdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır.
Ayet 25 Arapça Ayet
فَكَيۡفَpeki nasıl (olacak)?إِذَاzamanجَمَعۡنَٰهُمۡtopladığımızلِيَوۡمٖbir gün içinلَّاhiç şüphe olmayanرَيۡبَ*فِيهِkendisindeوَوُفِّيَتۡve tastamam verilipكُلُّherنَفۡسٖinsanınمَّاkazandığıكَسَبَتۡ*وَهُمۡve onlarınلَاaslaيُظۡلَمُونَzulme uğratılmadığı
 
ANLAMI
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?
Ayet 26 Arapça Ayet
قُلِde kiٱللَّهُمَّAllah'ımمَٰلِكَsahibisinٱلۡمُلۡكِmülkünتُؤۡتِيsen verirsinٱلۡمُلۡكَmülküمَنkimseyeتَشَآءُdilediğinوَتَنزِعُve alırsınٱلۡمُلۡكَmülküمِمَّنkimsedenتَشَآءُdilediğinوَتُعِزُّve yükseltirsinمَنkimseyiتَشَآءُdilediğinوَتُذِلُّve alçaltırsınمَنkimseyiتَشَآءُۖdilediğiniبِيَدِكَsenin elindedirٱلۡخَيۡرُۖhayır (mal iyilik)'إِنَّكَşüphesiz senعَلَىٰherكُلِّ*شَيۡءٖşeyeقَدِيرٞkadirsin
 
ANLAMI
De ki: "Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu Sen, her şeye Kadir'sin.
Ayet 27 Arapça Ayet
تُولِجُsokarsınٱلَّيۡلَgeceyiفِيgündüzeٱلنَّهَارِ*وَتُولِجُve sokarsınٱلنَّهَارَgündüzüفِيgeceyeٱلَّيۡلِۖ*وَتُخۡرِجُve çıkarırsınٱلۡحَيَّdiriyiمِنَölüdenٱلۡمَيِّتِ*وَتُخۡرِجُve çıkarırsınٱلۡمَيِّتَölüyüمِنَdiridenٱلۡحَيِّۖ*وَتَرۡزُقُve rızıklandırırsınمَنkimseyiتَشَآءُdilediğinبِغَيۡرِolmaksızınحِسَابٖhesap
 
ANLAMI
Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın".
Ayet 28 Arapça Ayet
لَّاedinmesinيَتَّخِذِ*ٱلۡمُؤۡمِنُونَMü'minlerٱلۡكَٰفِرِينَkafirleriأَوۡلِيَآءَdostمِنbırakıpدُونِ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَۖinananlarıوَمَنve kimيَفۡعَلۡyaparsaذَٰلِكَböyleفَلَيۡسَkalmaz (değildir)مِنَAllah ileٱللَّهِ*فِيbir şey (dostluğu)شَيۡءٍ*إِلَّآancak başkaأَنkorunmanızتَتَّقُواْ*مِنۡهُمۡonlardanتُقَىٰةٗۗ(gelebilecek) tehlikedenوَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırırٱللَّهُAllahنَفۡسَهُۥۗkendisin(in emirlerine karşı gelmek)denوَإِلَىve Allah'adırٱللَّهِ*ٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah'adır.
Ayet 29 Arapça Ayet
قُلۡde kiإِنeğerتُخۡفُواْgizlesenizمَاolanıفِيgöğüslerinizdeصُدُورِكُمۡ*أَوۡveyaتُبۡدُوهُaçığa vursanız onuيَعۡلَمۡهُonu bilirٱللَّهُۗAllahوَيَعۡلَمُve bilirمَاolanıفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanıفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۗ*وَٱللَّهُAllahعَلَىٰherكُلِّ*شَيۡءٖşeyeقَدِيرٞkadirdir
 
ANLAMI
De ki: "İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir'dir".
SAYFA 54
Ayet 30 Arapça Ayet
يَوۡمَO günتَجِدُbulacaktırكُلُّherنَفۡسٖnefisمَّاşeyleriعَمِلَتۡyaptığıمِنۡhayırdanخَيۡرٖ*مُّحۡضَرٗاhazırوَمَاve şeyleriعَمِلَتۡişlediğiمِنkötülüktenسُوٓءٖ*تَوَدُّisterلَوۡkeşke olsaأَنَّonunla (kötülükle)بَيۡنَهَا*وَبَيۡنَهُۥٓkendisi arasındaأَمَدَۢاbir mesafeبَعِيدٗاۗuzakوَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırıyorٱللَّهُAllahنَفۡسَهُۥۗkendisin(in emirlerine karşı gelmek)denوَٱللَّهُAllahرَءُوفُۢşefkatlidirبِٱلۡعِبَادِkulllarına
 
ANLAMI
Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.
Ayet 31 Arapça Ayet
قُلۡde kiإِنeğerكُنتُمۡsizتُحِبُّونَseviyorsanızٱللَّهَAllah'ıفَٱتَّبِعُونِيbana uyun kiيُحۡبِبۡكُمُsizi sevsinٱللَّهُAllah daوَيَغۡفِرۡve bağışlasınلَكُمۡsizinذُنُوبَكُمۡۚgünahlarınızıوَٱللَّهُAllahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٞesirgeyendir
 
ANLAMI
De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder".
Ayet 32 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَطِيعُواْita'at edinٱللَّهَAllah'aوَٱلرَّسُولَۖve Elçiyeفَإِنeğerتَوَلَّوۡاْdönerlerseفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*ٱلۡكَٰفِرِينَkafirleri
 
ANLAMI
De ki: "Allah'a ve Peygambere itaat edin". Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez.
Ayet 33 Arapça Ayet
۞إِنَّelbetteٱللَّهَAllahٱصۡطَفَىٰٓseçip üstün kıldıءَادَمَAdem'iوَنُوحٗاve Nuh'uوَءَالَve ailesiniإِبۡرَٰهِيمَİbrahimوَءَالَve ailesiniعِمۡرَٰنَİmranعَلَىüzerineٱلۡعَٰلَمِينَalemler
 
ANLAMI
Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.
Ayet 34 Arapça Ayet
ذُرِّيَّةَۢtüreyen nesil(ler)dirبَعۡضُهَاbazısı (birbirinden)مِنۢbazısındanبَعۡضٖۗ*وَٱللَّهُAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir
 
ANLAMI
Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.
Ayet 35 Arapça Ayet
إِذۡhaniقَالَتِdemişti kiٱمۡرَأَتُkarısıعِمۡرَٰنَİmran'ınرَبِّRabbimإِنِّيşüphesiz benنَذَرۡتُadadımلَكَsanaمَاolanıفِيkarnımdaبَطۡنِي*مُحَرَّرٗاtam hür olarakفَتَقَبَّلۡkabul buyurمِنِّيٓۖbendenإِنَّكَşüphesizأَنتَsenٱلسَّمِيعُişitensinٱلۡعَلِيمُbilensin
 
ANLAMI
İmran'ın karısı: "Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin" demişti.
Ayet 36 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiوَضَعَتۡهَاonu doğuruncaقَالَتۡşöyle söylediرَبِّRabbimإِنِّيşüphesiz benوَضَعۡتُهَآonu doğurdumأُنثَىٰbir kızوَٱللَّهُAllahأَعۡلَمُbilirkenبِمَا(onun) neوَضَعَتۡdoğurduğunuوَلَيۡسَve değildirٱلذَّكَرُerkekكَٱلۡأُنثَىٰۖkız gibiوَإِنِّيdoğrusu benسَمَّيۡتُهَاona adını verdimمَرۡيَمَMeryemوَإِنِّيٓşüphesiz benأُعِيذُهَاonu ısmarlıyorumبِكَsanaوَذُرِّيَّتَهَاve soyunuمِنَşeytan(ın şerri)ndenٱلشَّيۡطَٰنِ*ٱلرَّجِيمِkovulmuş
 
ANLAMI
Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken "Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım" dedi.
Ayet 37 Arapça Ayet
فَتَقَبَّلَهَاkabul buyurdu onuرَبُّهَاRabbiبِقَبُولٍkabulle (şekilde)حَسَنٖgüzel birوَأَنۢبَتَهَاve onu yetiştirdiنَبَاتًاbir bitki (gibi)حَسَنٗاgüzelوَكَفَّلَهَاve onun bakımını üstlendiزَكَرِيَّاۖZekeriyya daكُلَّمَاherدَخَلَgirdiğindeعَلَيۡهَاonun yanınaزَكَرِيَّاZekeriyyaٱلۡمِحۡرَابَmihrabaوَجَدَbulurduعِندَهَاyanındaرِزۡقٗاۖbir rızıkقَالَderdiيَٰمَرۡيَمُEy Meryemأَنَّىٰnereden?لَكِsanaهَٰذَاۖbuقَالَتۡ(O da) derdiهُوَBuمِنۡkatındanعِندِ*ٱللَّهِۖAllahإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَرۡزُقُrızık verirمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiبِغَيۡرِolmaksızınحِسَابٍhesap
 
ANLAMI
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya'nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" demiş, o da: Bu, Allah'ın katındandır" cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.
SAYFA 55
Ayet 38 Arapça Ayet
هُنَالِكَoradaدَعَاdu'a ettiزَكَرِيَّاZekeriyyaرَبَّهُۥۖRabbineقَالَdedi kiرَبِّRabbimهَبۡverلِيbanaمِنkatındanلَّدُنكَ*ذُرِّيَّةٗbir nesilطَيِّبَةًۖtemizإِنَّكَşüphesiz senسَمِيعُişitensinٱلدُّعَآءِdu'ayı
 
ANLAMI
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet, doğrusu Sen duayı işitirsin".
Ayet 39 Arapça Ayet
فَنَادَتۡهُona seslendilerٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerوَهُوَve O (Zekeriyya)قَآئِمٞdurupيُصَلِّيnamaz kılarkenفِيmabeddeٱلۡمِحۡرَابِ*أَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُبَشِّرُكَsana müjdelerبِيَحۡيَىٰYahya'yıمُصَدِّقَۢاdoğrulayıcıبِكَلِمَةٖbir kelimeyiمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَسَيِّدٗاve efendiوَحَصُورٗاve nefsine hakimوَنَبِيّٗاve bir peygamber olacakمِّنَiyilerdenٱلصَّـٰلِحِينَ*
 
ANLAMI
Mabedde namaz kılarken melekler ona seslendiler: "Allah sana Allah'ın emriyle (vücud bulan İsa'yı) tasdik eden, efendi, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler".
Ayet 40 Arapça Ayet
قَالَdedi kiرَبِّRabbimأَنَّىٰnasıl?يَكُونُolurلِيbenimغُلَٰمٞoğlumوَقَدۡhalbukiبَلَغَنِيَbana gelip çatmışٱلۡكِبَرُihtiyarlıkوَٱمۡرَأَتِيve karım daعَاقِرٞۖkısırkenقَالَ(Allah) dediكَذَٰلِكَöyle (ama)ٱللَّهُAllahيَفۡعَلُyaparمَاşeyiيَشَآءُdilediği
 
ANLAMI
"Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?" dedi. Allah: "Böyledir, Allah dilediğini yapar" dedi.
Ayet 41 Arapça Ayet
قَالَdedi diرَبِّRabbimٱجۡعَلo halde verلِّيٓbanaءَايَةٗۖbir alametقَالَ(Allah) dedi kiءَايَتُكَsenin alametinأَلَّاkonuşamamandırتُكَلِّمَ*ٱلنَّاسَinsanlarlaثَلَٰثَةَüçأَيَّامٍgünإِلَّاbaşkaرَمۡزٗاۗişarettenوَٱذۡكُرve anرَّبَّكَRabbiniكَثِيرٗاçokوَسَبِّحۡve (O'nu) tesbih etبِٱلۡعَشِيِّakşamوَٱلۡإِبۡكَٰرِve sabah
 
ANLAMI
"Ya Rabbi! Bana bir alamet ver" dedi, "Alametin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır; Rabbini çok an, akşam sabah hamd et" dedi.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَإِذۡbir zamanقَالَتِdemişti kiٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُMeleklerيَٰمَرۡيَمُEy MeryemإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصۡطَفَىٰكِseni seçtiوَطَهَّرَكِve temizlediوَٱصۡطَفَىٰكِve seni üstün kıldıعَلَىٰüzerineنِسَآءِkadınlarıٱلۡعَٰلَمِينَdünyaların
 
ANLAMI
Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni seçip temizledi. Dünyaların kadınlarından seni üstün tuttu."
Ayet 43 Arapça Ayet
يَٰمَرۡيَمُEy Meryemٱقۡنُتِيdivan durلِرَبِّكِRabbineوَٱسۡجُدِيve secde etوَٱرۡكَعِيve (huzurunda) eğilمَعَberaberٱلرَّـٰكِعِينَeğilenlerle
 
ANLAMI
"Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rüku edenlerle birlikte rüku et."
Ayet 44 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbunlarمِنۡhaberlerindendirأَنۢبَآءِ*ٱلۡغَيۡبِgörünmez aleminنُوحِيهِvahyettiğimizإِلَيۡكَۚsanaوَمَاsen değildinكُنتَ*لَدَيۡهِمۡonların yanındaإِذۡzamanيُلۡقُونَattıklarıأَقۡلَٰمَهُمۡ(kur'a) oklarınıأَيُّهُمۡhangisiيَكۡفُلُkefil olacak (diye)مَرۡيَمَMeryem'eوَمَاsen değildinكُنتَ*لَدَيۡهِمۡyanlarındaإِذۡzamanيَخۡتَصِمُونَbirbirleriyle çekiştikleri
 
ANLAMI
Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın.
Ayet 45 Arapça Ayet
إِذۡhaniقَالَتِdemiştiٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُMeleklerيَٰمَرۡيَمُEy MeryemإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُبَشِّرُكِseni müjdeliyorبِكَلِمَةٖbir kelime ileمِّنۡهُkendisindenٱسۡمُهُonun adıٱلۡمَسِيحُMesih'dirعِيسَىÎsaٱبۡنُoğluمَرۡيَمَMeryemوَجِيهٗاyüzdedir (şereflidir)فِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteوَمِنَve (Allah'a) yakın olanlardandırٱلۡمُقَرَّبِينَ*
 
ANLAMI
Melekler demişti ki: "Ey Meryem! Allah sana, Kendinden bir sözü, adı Meryem oğlu İsa olan Mesihi, dünya ve ahirette şerefli ve Allah'a yakın kılınanlardan olarak müjdeler".
SAYFA 56
Ayet 46 Arapça Ayet
وَيُكَلِّمُve konuşacakٱلنَّاسَinsanlaraفِيbeşikteٱلۡمَهۡدِ*وَكَهۡلٗاve yetişkinlikteوَمِنَve iyilerden olacaktırٱلصَّـٰلِحِينَ*
 
ANLAMI
"İnsanlarla, beşikte iken de, yetişkin iken de konuşacaktır ve o, iyilerdendir".
Ayet 47 Arapça Ayet
قَالَتۡdedi kiرَبِّRabbimأَنَّىٰnasılيَكُونُolurلِيbenimوَلَدٞçocuğumوَلَمۡbana dokunmamışkenيَمۡسَسۡنِي*بَشَرٞۖbir beşerقَالَdediكَذَٰلِكِböyledirٱللَّهُAllahيَخۡلُقُyaratırمَاşeyiيَشَآءُۚdilediğiإِذَاzamanقَضَىٰٓistediğiأَمۡرٗاbir şey(in olmasını)فَإِنَّمَاsadeceيَقُولُderلَهُۥonaكُنol'فَيَكُونُo da oluverir
 
ANLAMI
Meryem: "Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" demişti. Melekler şöyle dediler: "Allah dilediğini böylece yaratır. Bir işin olmasını dilerse ona ol der ve olur".
Ayet 48 Arapça Ayet
وَيُعَلِّمُهُve ona öğretecektirٱلۡكِتَٰبَKitabıوَٱلۡحِكۡمَةَve Hikmetiوَٱلتَّوۡرَىٰةَve Tevrat'ıوَٱلۡإِنجِيلَve İncil'i
 
ANLAMI
Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah'ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah'ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır".
Ayet 49 Arapça Ayet
وَرَسُولًاve bir elçi (şöyle diyen)إِلَىٰoğullarınaبَنِيٓ*إِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailأَنِّيbenقَدۡdoğrusuجِئۡتُكُمsize getirdimبِـَٔايَةٖbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*أَنِّيٓbenأَخۡلُقُyaratırımلَكُمsizin içinمِّنَçamurdanٱلطِّينِ*كَهَيۡـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيۡرِkuşفَأَنفُخُüflerimفِيهِonaفَيَكُونُhemen oluverirطَيۡرَۢاbir kuşبِإِذۡنِizniyleٱللَّهِۖAllah'ınوَأُبۡرِئُve iyileştiririmٱلۡأَكۡمَهَkörüوَٱلۡأَبۡرَصَve alacalıyıوَأُحۡيِve diriltirimٱلۡمَوۡتَىٰölüleriبِإِذۡنِizniyleٱللَّهِۖAllah'ınوَأُنَبِّئُكُمve size haber veririmبِمَاneتَأۡكُلُونَyediğiniziوَمَاve neتَدَّخِرُونَbiriktirdiğiniziفِيevlerinizdeبُيُوتِكُمۡۚ*إِنَّelbetteفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَةٗbir ibret vardırلَّكُمۡsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَinanıyor
 
ANLAMI
Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah'ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah'ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır".
Ayet 50 Arapça Ayet
وَمُصَدِّقٗاve doğrulayıcı olarakلِّمَاşeyiبَيۡنَbenden önce gelenيَدَيَّ*مِنَTevrat'ıٱلتَّوۡرَىٰةِ*وَلِأُحِلَّve helal kılmak içinلَكُمsizeبَعۡضَbazıٱلَّذِيşeyleriحُرِّمَharam kılınanعَلَيۡكُمۡۚsizeوَجِئۡتُكُمve size getirdimبِـَٔايَةٖbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*فَٱتَّقُواْo halde korkunٱللَّهَAllah'tanوَأَطِيعُونِve bana ita'at edin
 
ANLAMI
"Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".
Ayet 51 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahرَبِّيbenim Rabbimdirوَرَبُّكُمۡve sizin de RabbinizdirفَٱعۡبُدُوهُۚO'na kulluk edinهَٰذَاbudurصِرَٰطٞyolمُّسۡتَقِيمٞdoğru
 
ANLAMI
"Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".
Ayet 52 Arapça Ayet
۞فَلَمَّآne zaman kiأَحَسَّsezdiعِيسَىٰÎsaمِنۡهُمُonlardanٱلۡكُفۡرَinkarıقَالَdedi kiمَنۡkimlerأَنصَارِيٓbana yardımcı olacakإِلَى(yolunda)ٱللَّهِۖAllahقَالَdedilerٱلۡحَوَارِيُّونَHavarilerنَحۡنُBizأَنصَارُyardımcılarıyızٱللَّهِAllah(yolun)unءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَٱشۡهَدۡşahid olبِأَنَّاbizمُسۡلِمُونَmüslümanlarız
 
ANLAMI
İsa onların inkarlarını hissedince: "Allah uğrunda yardımcılarım kimlerdir?" dedi. Havariler şöyle dediler: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'a inandık, O'na teslim olduğumuza şahid ol".
SAYFA 57
Ayet 53 Arapça Ayet
رَبَّنَآRabbimizءَامَنَّاinandıkبِمَآşeyeأَنزَلۡتَsenin indirdiğinوَٱتَّبَعۡنَاve uydukٱلرَّسُولَelçiyeفَٱكۡتُبۡنَاbizi yazمَعَberaberٱلشَّـٰهِدِينَşahidlerle
 
ANLAMI
"Rabbimiz! İndirdiğine inandık, Peygambere uyduk; bizi sahid olanlarla beraber yaz".
Ayet 54 Arapça Ayet
وَمَكَرُواْve tuzak kurdularوَمَكَرَve tuzak kurduٱللَّهُۖAllah daوَٱللَّهُçünkü Allahخَيۡرُen iyiٱلۡمَٰكِرِينَtuzak kurandır
 
ANLAMI
Fakat (inkarcılar) hile yaptılar. Allah da onları cezalandırdı. Allah, hile yapanların cezasını en iyi verendir.
Ayet 55 Arapça Ayet
إِذۡhaniقَالَdemiştiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىٰٓEy Îsaإِنِّيelbette benمُتَوَفِّيكَsenin canını alacağımوَرَافِعُكَve seni yükselteceğimإِلَيَّbanaوَمُطَهِّرُكَve seni temizleyeceğimمِنَkimselerdenٱلَّذِينَ*كَفَرُواْinkar edenوَجَاعِلُve tutacağımٱلَّذِينَkimseleriٱتَّبَعُوكَsana uyanفَوۡقَüstündeٱلَّذِينَkimselerimكَفَرُوٓاْinkar edenإِلَىٰkadarيَوۡمِgününeٱلۡقِيَٰمَةِۖkıyametثُمَّsonraإِلَيَّbana olacaktırمَرۡجِعُكُمۡdönüşünüzفَأَحۡكُمُben hükmedeceğimبَيۡنَكُمۡaranızdaفِيمَاşeyler (hakkında)كُنتُمۡsizinفِيهِondaتَخۡتَلِفُونَayrılığa düştüğünüz
 
ANLAMI
Allah demişti ki: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır."
Ayet 56 Arapça Ayet
فَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar edenفَأُعَذِّبُهُمۡonlara azabedeceğimعَذَابٗاazaplaشَدِيدٗاşiddetliفِيdünyada daٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahirette deوَمَاolmayacaktırلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّـٰصِرِينَyardımcıları da
 
ANLAMI
Allah demişti ki: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır."
Ayet 57 Arapça Ayet
وَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinananوَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi şeylerفَيُوَفِّيهِمۡ(Allah) tam olarak verecektirأُجُورَهُمۡۗmükafatlarınıوَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّ*ٱلظَّـٰلِمِينَzalimleri
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenlerin ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez.
Ayet 58 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte buنَتۡلُوهُokuduğumuzعَلَيۡكَsanaمِنَayetlerdenٱلۡأٓيَٰتِ*وَٱلذِّكۡرِve Zikir(Kitap)dandırٱلۡحَكِيمِhikmetli
 
ANLAMI
Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran'dandır.
Ayet 59 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizمَثَلَdurumuعِيسَىٰÎsa'nınعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınكَمَثَلِdurumu gibidirءَادَمَۖAdem'inخَلَقَهُۥOnu yarattıمِنtopraktanتُرَابٖ*ثُمَّsonraقَالَdedi kiلَهُۥonaكُنOl!فَيَكُونُve oldu
 
ANLAMI
Allah'ın katında İsa'nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra ol demesiyle olmuş olan Adem'in durumu gibidir.
Ayet 60 Arapça Ayet
ٱلۡحَقُّ(Bu) gerçektir'مِنRabbinden (gelen)رَّبِّكَ*فَلَاöyle ise olmaتَكُن*مِّنَkuşkulananlardanٱلۡمُمۡتَرِينَ*
 
ANLAMI
Gerçek Rabb'indendir, o halde şüphelenenlerden olma.
Ayet 61 Arapça Ayet
فَمَنۡkimحَآجَّكَseninle tartışmaya kalkarsaفِيهِoun hakkındaمِنۢsonraبَعۡدِ*مَاşeylerdenجَآءَكَsana gelenمِنَilimdenٱلۡعِلۡمِ*فَقُلۡde kiتَعَالَوۡاْgelinنَدۡعُçağıralımأَبۡنَآءَنَاoğullarımızıوَأَبۡنَآءَكُمۡve oğullarınızıوَنِسَآءَنَاve kadınlarımızı;وَنِسَآءَكُمۡve kadınlarınızıوَأَنفُسَنَاve kendimiziوَأَنفُسَكُمۡve kendiniziثُمَّsonraنَبۡتَهِلۡgönülden la'netle du'a edelim deفَنَجۡعَلatalım (kılalım)لَّعۡنَتَla'netiniٱللَّهِAllah'ınعَلَىüstüneٱلۡكَٰذِبِينَyalancıların
 
ANLAMI
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".
SAYFA 58
Ayet 62 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizهَٰذَاbudurلَهُوَ(Îsa hakkındaki) oٱلۡقَصَصُkıssa (öykü)ٱلۡحَقُّۚgerçekوَمَاyokturمِنۡhiçbirإِلَٰهٍtanrıإِلَّاbaşkaٱللَّهُۚAllah'tanوَإِنَّve elbetteٱللَّهَAllahلَهُوَOٱلۡعَزِيزُazizdir (kesin galib)ٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah'tan başka tanrı yoktur. Doğrusu Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 63 Arapça Ayet
فَإِنeğerتَوَلَّوۡاْdönerlerseفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahعَلِيمُۢbilirبِٱلۡمُفۡسِدِينَbozguncuları
 
ANLAMI
Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları bilir.
Ayet 64 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapتَعَالَوۡاْgelinإِلَىٰbir kelimeyeكَلِمَةٖ*سَوَآءِۭeşit olanبَيۡنَنَاbizim aramızdaوَبَيۡنَكُمۡve sizin aranızdaأَلَّاibadet etmeyelimنَعۡبُدَ*إِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanوَلَاortak koşmayalımنُشۡرِكَ*بِهِۦO'naشَيۡـٔٗاhiçbirşeyiوَلَاedinmeyelimيَتَّخِذَ*بَعۡضُنَاbazımızبَعۡضًاbazımızıأَرۡبَابٗاtanrılarمِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِۚAllah'tanفَإِنeğerتَوَلَّوۡاْyüz çevirirlerseفَقُولُواْdeyinٱشۡهَدُواْşahid olunبِأَنَّاşüphesiz bizمُسۡلِمُونَmüslümanlarız
 
ANLAMI
De ki: "Ey Kitap ehli! Ancak Allah'a kulluk etmek, O'na bir şeyi eş koşmamak, Allah'ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin". Eğer yüz çevirirlerse: "Bizim müslüman olduğumuza şahid olun" deyin.
Ayet 65 Arapça Ayet
يَـٰٓأَهۡلَey ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلِمَnedenتُحَآجُّونَtartışıyorsunuzفِيٓhakkındaإِبۡرَٰهِيمَİbrahimوَمَآoysa indirilmiştirأُنزِلَتِ*ٱلتَّوۡرَىٰةُTevratوَٱلۡإِنجِيلُve İncilإِلَّاancakمِنۢondan sonraبَعۡدِهِۦٓۚ*أَفَلَاdüşünmüyor musunuz?تَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz Tevrat da, İncil de şüphesiz ondan sonra indirilmiştir. Akletmiyor musunuz?
Ayet 66 Arapça Ayet
هَـٰٓأَنتُمۡişte sizهَـٰٓؤُلَآءِböylesinizحَٰجَجۡتُمۡtartışıyorsunuzفِيمَاolan şeyلَكُمsizinبِهِۦonun (hakkında)عِلۡمٞbiraz bilginizفَلِمَama neden?تُحَآجُّونَtartışıyorsunuzفِيمَاhakkındaلَيۡسَolmayanلَكُمsizinبِهِۦonun (hakkında)عِلۡمٞۚbilginizوَٱللَّهُAllahيَعۡلَمُbilirوَأَنتُمۡve sizلَاbilmezsinizتَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Siz, hadi bilginiz olan şey üzerinde tartışanlarsınız. Ama bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışırsınız Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
Ayet 67 Arapça Ayet
مَاdeğildiكَانَ*إِبۡرَٰهِيمُİbrahimيَهُودِيّٗاyahudiوَلَاne deنَصۡرَانِيّٗاhıristiyanوَلَٰكِنfakatكَانَidiحَنِيفٗاdosdoğruمُّسۡلِمٗاbir müslümanوَمَاve değildiكَانَ*مِنَmüşriklerdenٱلۡمُشۡرِكِينَ*
 
ANLAMI
İbrahim, yahudi de, hıristiyan da değildi, ama doğruya yönelen bir müslimdi; ortak koşanlardan değildi.
Ayet 68 Arapça Ayet
إِنَّdoğrusuأَوۡلَىen yakın olanıٱلنَّاسِinsanlarınبِإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'eلَلَّذِينَkimselerdirٱتَّبَعُوهُona uyan(lar)وَهَٰذَاve buٱلنَّبِيُّpeygamberوَٱلَّذِينَve kimselerdirءَامَنُواْۗinanan(lar)وَٱللَّهُAllah daوَلِيُّdostudurٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerin
 
ANLAMI
Doğrusu İbrahim'e en yakın olanlar, ona uyanlar, bu Peygamber ve inananlardır. Allah inananların dostudur.
Ayet 69 Arapça Ayet
وَدَّتistedi kiطَّآئِفَةٞbir grupمِّنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapلَوۡeğerيُضِلُّونَكُمۡsizi saptırsınlarوَمَاoysaيُضِلُّونَsaptırıyorlarإِلَّآsadeceأَنفُسَهُمۡkendileriniوَمَاfarkında değillerيَشۡعُرُونَ*
 
ANLAMI
Kitap ehlinden bir takımı sizi sapıtmak isterler; oysa kendilerini saptırırlar da farkına varmazlar.
Ayet 70 Arapça Ayet
يَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلِمَniçin?تَكۡفُرُونَinkar ediyorsunuzبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَأَنتُمۡve sizتَشۡهَدُونَ(gerçeği) gördüğünüz halde
 
ANLAMI
Ey Kitap ehli! Sizler göz göre göre Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?
SAYFA 59
Ayet 71 Arapça Ayet
يَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلِمَniçinتَلۡبِسُونَkarıştırıyorsunuzٱلۡحَقَّhakkıبِٱلۡبَٰطِلِbatıllaوَتَكۡتُمُونَve gizliyorsunuzٱلۡحَقَّgerçeğiوَأَنتُمۡve sizتَعۡلَمُونَbildiğiniz halde
 
ANLAMI
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ayet 72 Arapça Ayet
وَقَالَتve dedi kiطَّآئِفَةٞbir grupمِّنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapءَامِنُواْinanınبِٱلَّذِيٓolanaأُنزِلَindirilmişعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lara)وَجۡهَönündeٱلنَّهَارِgününوَٱكۡفُرُوٓاْve inkar edinءَاخِرَهُۥsonundaلَعَلَّهُمۡbelki onlarيَرۡجِعُونَdönerler
 
ANLAMI
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".
Ayet 73 Arapça Ayet
وَلَاve güvenmeyinتُؤۡمِنُوٓاْ*إِلَّاbaşkasınaلِمَنkimsedenتَبِعَuyanدِينَكُمۡsizin dininizeقُلۡde kiإِنَّşüphesizٱلۡهُدَىٰHidayetهُدَىhidayetidirٱللَّهِAllah'ınأَنverilmesinden (mi?)يُؤۡتَىٰٓ*أَحَدٞbirineمِّثۡلَbenzerininمَآşeyinأُوتِيتُمۡsize verilenأَوۡveyaيُحَآجُّوكُمۡ(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)عِندَhuzurundaرَبِّكُمۡۗRabbinizinقُلۡde kiإِنَّşüphesizٱلۡفَضۡلَLutufبِيَدِelindedirٱللَّهِAllah'ınيُؤۡتِيهِonu verirمَنkimseyeيَشَآءُۗdilediğiوَٱللَّهُAllah'ınوَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٞ(O her şeyi) bilendir
 
ANLAMI
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".
Ayet 74 Arapça Ayet
يَخۡتَصُّhas kılarبِرَحۡمَتِهِۦRahmetiniمَنkimseyeيَشَآءُۗdilediğiوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirٱلۡفَضۡلِlutuf ve ikramٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
"Rahmetini dilediğine tahsis eder, Allah büyük, bol nimet sahibidir".
Ayet 75 Arapça Ayet
۞وَمِنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapمَنۡöylesi (vardır ki)إِنeğerتَأۡمَنۡهُona emanet bıraksanبِقِنطَارٖyüklerle malيُؤَدِّهِۦٓonu öderإِلَيۡكَsanaوَمِنۡهُمve onlardanمَّنۡöylesi (de vardır ki)إِنeğerتَأۡمَنۡهُona versenبِدِينَارٖbir dinarلَّاonu ödemezيُؤَدِّهِۦٓ*إِلَيۡكَsanaإِلَّاbaşka türlüمَاsürekliدُمۡتَ*عَلَيۡهِbaşınaقَآئِمٗاۗdikilmedenذَٰلِكَbuبِأَنَّهُمۡonların (içindir)قَالُواْdedikleriلَيۡسَyokturعَلَيۡنَاbizeفِيkarşıٱلۡأُمِّيِّـۧنَümmilereسَبِيلٞbir yol (sorumluluk)وَيَقُولُونَve söylüyorlarعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلۡكَذِبَyalanوَهُمۡve onlarيَعۡلَمُونَbile bile
 
ANLAMI
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Ayet 76 Arapça Ayet
بَلَىٰۚHayırمَنۡkimأَوۡفَىٰyerine getirirبِعَهۡدِهِۦsözünüوَٱتَّقَىٰve (günahtan) korunursaفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah (da)يُحِبُّseverٱلۡمُتَّقِينَkorunanları
 
ANLAMI
Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları şüphesiz sever.
Ayet 77 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseler (var ya)يَشۡتَرُونَsatanlarبِعَهۡدِverdikleri sözüٱللَّهِAllah'aوَأَيۡمَٰنِهِمۡve yeminleriniثَمَنٗاparayaقَلِيلًاaz birأُوْلَـٰٓئِكَişteلَاyokturخَلَٰقَbir payıلَهُمۡonlarınفِيahiretteٱلۡأٓخِرَةِ*وَلَاonlara konuşmayacakيُكَلِّمُهُمُ*ٱللَّهُAllahوَلَاbakmayacakيَنظُرُ*إِلَيۡهِمۡonlaraيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametوَلَاve onları yüceltmeyecektirيُزَكِّيهِمۡ*وَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.
SAYFA 60
Ayet 78 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizمِنۡهُمۡonlardanلَفَرِيقٗاbir grup (var ki)يَلۡوُۥنَeğip bükerlerأَلۡسِنَتَهُمdilleriniبِٱلۡكِتَٰبِKitaplaلِتَحۡسَبُوهُsiz sanasınız diyeمِنَKitaptanٱلۡكِتَٰبِ*وَمَا(halbuki) yokturهُوَoمِنَKitaptaٱلۡكِتَٰبِ*وَيَقُولُونَve derlerهُوَoمِنۡkatındandırعِندِ*ٱللَّهِAllahوَمَاoysa değildirهُوَoمِنۡkatındanعِندِ*ٱللَّهِۖAllahوَيَقُولُونَve söylerlerعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلۡكَذِبَyalanوَهُمۡve onlarيَعۡلَمُونَbile bile
 
ANLAMI
Onlardan bir takımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Ayet 79 Arapça Ayet
مَاmümkün değildirكَانَ*لِبَشَرٍhiçbir insanınأَنona vermesinden (sonra)يُؤۡتِيَهُ*ٱللَّهُAllahٱلۡكِتَٰبَKitapوَٱلۡحُكۡمَhüküm (hikmet)وَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlikثُمَّsonra (o kalksın)يَقُولَdemesiلِلنَّاسِinsanlaraكُونُواْolunعِبَادٗاkul(lar)لِّيbanaمِنbırakıpدُونِ*ٱللَّهِAllah'ıوَلَٰكِنfakat (der ki)كُونُواْolunرَبَّـٰنِيِّـۧنَRabbe halis kullarبِمَاşeyler gereğinceكُنتُمۡolduğunuzتُعَلِّمُونَokuyorٱلۡكِتَٰبَKitapوَبِمَاveكُنتُمۡolduğunuzتَدۡرُسُونَöğretiyor
 
ANLAMI
Allah'ın kendisine Kitap'ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" demek yaraşmaz, fakat: "Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb'e kul olun" demek yaraşır.
Ayet 80 Arapça Ayet
وَلَاve size emretmezيَأۡمُرَكُمۡ*أَنdiyeتَتَّخِذُواْedininٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَMelekleriوَٱلنَّبِيِّـۧنَve peygamberleriأَرۡبَابًاۚtanrılarأَيَأۡمُرُكُمsize emreder mi?بِٱلۡكُفۡرِinkar etmeyiبَعۡدَsonraإِذۡolduktanأَنتُمsizمُّسۡلِمُونَmüslümanlar
 
ANLAMI
Size melekleri, peygamberleri Rab olarak benimsemenizi emretmesi de yaraşmaz. Siz müslüman olduktan sonra, size inkar etmeyi mi emredecek?
Ayet 81 Arapça Ayet
وَإِذۡve ne zamanأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَşöyle sözٱلنَّبِيِّـۧنَpeygamberlerdenلَمَآelbetteءَاتَيۡتُكُمsize verdimمِّنKitapكِتَٰبٖ*وَحِكۡمَةٖve hikmetثُمَّsonraجَآءَكُمۡgeldiğindeرَسُولٞbir peygamberمُّصَدِّقٞdoğrulayıcıلِّمَاbulunan(Kitap)ıمَعَكُمۡyanınızdaلَتُؤۡمِنُنَّmutlaka inanacakبِهِۦonaوَلَتَنصُرُنَّهُۥۚve ona mutlaka yardım edeceksinizقَالَdemiştiءَأَقۡرَرۡتُمۡbunu kabul ettiniz mi?وَأَخَذۡتُمۡve aldınız mı?عَلَىٰüzerinizeذَٰلِكُمۡbu husustaإِصۡرِيۖağır ahdimiقَالُوٓاْdedilerأَقۡرَرۡنَاۚkabul ettikقَالَdediفَٱشۡهَدُواْo halde tanık olunوَأَنَا۠ben deمَعَكُمsizinle beraberمِّنَtanık olanlardanımٱلشَّـٰهِدِينَ*
 
ANLAMI
Allah peygamberlerden ahid almıştı: "And olsun ki size Kitap, hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?" demişti. "İkrar ettik" demişlerdi de: "Şahid olun, Ben de sizinle beraber şahidlerdenim" demişti.
Ayet 82 Arapça Ayet
فَمَنartık kimتَوَلَّىٰdönerseبَعۡدَsonraذَٰلِكَbundanفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡفَٰسِقُونَfasıklardır
 
ANLAMI
Bunun ardından yüz çeviren var ya, işte onlar fasık olanlardır.
Ayet 83 Arapça Ayet
أَفَغَيۡرَbaşkasını mıدِينِdinindenٱللَّهِAllah'ınيَبۡغُونَarıyorlarوَلَهُۥٓoysa O'naأَسۡلَمَteslim olmuşturمَنolanların hepsiفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِve yerdeطَوۡعٗاisteyerekوَكَرۡهٗاve(ya) istemeyerekوَإِلَيۡهِve O'naيُرۡجَعُونَdöndürüleceklerdir
 
ANLAMI
Allah'ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur, O'na döneceklerdir.
SAYFA 61
Ayet 84 Arapça Ayet
قُلۡde kiءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَمَآşeyeأُنزِلَindirilenعَلَيۡنَاbizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenعَلَىٰٓİbrahim'eإِبۡرَٰهِيمَ*وَإِسۡمَٰعِيلَve İsma'il'eوَإِسۡحَٰقَve İshak'aوَيَعۡقُوبَve Ya'kub'aوَٱلۡأَسۡبَاطِve sıbtlaraوَمَآve şeyeأُوتِيَverilenمُوسَىٰMusa'yaوَعِيسَىٰve Îsa'yaوَٱلنَّبِيُّونَve peygamberlereمِنtarafındanرَّبِّهِمۡRableriلَاayırım yapmayızنُفَرِّقُ*بَيۡنَarasındaأَحَدٖhiçbirininمِّنۡهُمۡonlarوَنَحۡنُve bizلَهُۥO'naمُسۡلِمُونَteslim olanlarız
 
ANLAMI
"Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Rableri tarafından Musa, İsa ve peygamberlere verilene inandık, onları birbirinden ayırt etmeyiz, biz O'na teslim olanlarız" de.
Ayet 85 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَبۡتَغِararsaغَيۡرَbaşkaٱلۡإِسۡلَٰمِİslam'danدِينٗاbir dinفَلَن(bilsin ki) aslaيُقۡبَلَ(o din) kabul edilmeyecekمِنۡهُondanوَهُوَve oفِيahiretteٱلۡأٓخِرَةِ*مِنَkaybedenlerden olacaktırٱلۡخَٰسِرِينَ*
 
ANLAMI
Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
Ayet 86 Arapça Ayet
كَيۡفَnasılيَهۡدِيyol gösterirٱللَّهُAllahقَوۡمٗاbir toplumaكَفَرُواْinkar edenبَعۡدَsonraإِيمَٰنِهِمۡİman ettiktenوَشَهِدُوٓاْve gördüktenأَنَّgerçektenٱلرَّسُولَResul'ünحَقّٞhak olduğunuوَجَآءَهُمُve kendilerine geldiktenٱلۡبَيِّنَٰتُۚaçık delillerوَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهۡدِي*ٱلۡقَوۡمَtoplumuٱلظَّـٰلِمِينَzalim
 
ANLAMI
İnandıktan, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.
Ayet 87 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteجَزَآؤُهُمۡonların cezasıأَنَّgerçektenعَلَيۡهِمۡonların üzerine olmasıdırلَعۡنَةَla'netiٱللَّهِAllah'ınوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِve meleklerinوَٱلنَّاسِve insanlarınأَجۡمَعِينَhepsinin
 
ANLAMI
İşte bunların cezası, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lanetine uğramalarıdır.
Ayet 88 Arapça Ayet
خَٰلِدِينَebedi kalacaklardırفِيهَاO(la'net)in içindeلَاhafifletilmeyecekيُخَفَّفُ*عَنۡهُمُonlardanٱلۡعَذَابُazabوَلَاve onlaraهُمۡ*يُنظَرُونَfırsat verilmeyecektir
 
ANLAMI
Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onların azabı geciktirilmez.
Ayet 89 Arapça Ayet
إِلَّاdışındaٱلَّذِينَkimselerتَابُواْtevbe edenمِنۢsonraبَعۡدِ*ذَٰلِكَondanوَأَصۡلَحُواْve uslananlarفَإِنَّçünküٱللَّهَAllahغَفُورٞçok bağışlayanرَّحِيمٌçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnadır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 90 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlar kiكَفَرُواْinkar ettilerبَعۡدَsonraإِيمَٰنِهِمۡinandıktanثُمَّsonraٱزۡدَادُواْarttıكُفۡرٗاinkarlarıلَّنkabul edilmeyecektirتُقۡبَلَ*تَوۡبَتُهُمۡonların tevbeleriوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlarٱلضَّآلُّونَsapıkların ta kendileridir
 
ANLAMI
İnandıktan sonra inkar edip, inkarda aşırı gidenler var ya, onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. İşte sapıklar onlardır.
Ayet 91 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar edenوَمَاتُواْve ölenlerوَهُمۡve onlarكُفَّارٞkafir olarakفَلَنkabul edilmeyecektirيُقۡبَلَ*مِنۡhiçbirindenأَحَدِهِم*مِّلۡءُdolusuٱلۡأَرۡضِdünyaذَهَبٗاaltınوَلَوِve olsa dahiٱفۡتَدَىٰfidye vermişبِهِۦٓۗonuأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمۡonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklıوَمَاve yokturلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّـٰصِرِينَyardımcıları
 
ANLAMI
Doğrusu inkar edip, inkarcı olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye vermiş olsa bile, bu kabul edilmeyecektir. İşte elem verici azab onlaradır, onların hiç yardımcıları da yoktur.
SAYFA 62
Ayet 92 Arapça Ayet
لَنaslaتَنَالُواْeremezsinizٱلۡبِرَّiyiliğeحَتَّىٰkadarتُنفِقُواْ(Allah için) harcayıncayaمِمَّاşeylerdenتُحِبُّونَۚsevdiğinizوَمَاve ne ki?تُنفِقُواْharcarsanızمِنherhangi birشَيۡءٖşeydenفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِهِۦonuعَلِيمٞbilir
 
ANLAMI
Sevdiğiniz şeylerden sarfetmedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne sarfederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
CÜZ 4
Ayet 93 Arapça Ayet
۞كُلُّbütünٱلطَّعَامِyiyeceklerكَانَidiحِلّٗاhelalلِّبَنِيٓoğullarınaإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailإِلَّاdışındaمَاşeylerحَرَّمَharam kıldığıإِسۡرَـٰٓءِيلُİsrail'inعَلَىٰkendisineنَفۡسِهِۦ*مِنönceقَبۡلِ*أَنindirilmedenتُنَزَّلَ*ٱلتَّوۡرَىٰةُۚTevratقُلۡde kiفَأۡتُواْgetirinبِٱلتَّوۡرَىٰةِTevrat'ıفَٱتۡلُوهَآve okuyunإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğru
 
ANLAMI
Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun".
Ayet 94 Arapça Ayet
فَمَنِartık kimٱفۡتَرَىٰuydurursaعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahٱلۡكَذِبَbir yalanمِنۢsonra daبَعۡدِ*ذَٰلِكَbundanفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerdir
 
ANLAMI
Bundan sonra Allah'a karşı kim yalan isnad ederse, işte onlar zalimlerdir.
Ayet 95 Arapça Ayet
قُلۡde kiصَدَقَdoğru söylediٱللَّهُۗAllahفَٱتَّبِعُواْöyle ise uyunمِلَّةَdinineإِبۡرَٰهِيمَİbrahimحَنِيفٗاۖhanif (Allah'ı birleyici) olarakوَمَا(O) değilكَانَidiمِنَortak koşanlardanٱلۡمُشۡرِكِينَ*
 
ANLAMI
De ki: "Allah doğru söyledi, doğruya meyleden İbrahim'in dinine uyun; O, puta tapanlardan değildi".
Ayet 96 Arapça Ayet
إِنَّdoğrusuأَوَّلَilkبَيۡتٖevوُضِعَ(ma'bed olarak) kurulanلِلنَّاسِinsanlaraلَلَّذِيolandırبِبَكَّةَMekke'deمُبَارَكٗاuğur bereketlidir'وَهُدٗىve hidayet kaynağıdırلِّلۡعَٰلَمِينَalemlere
 
ANLAMI
Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe'dir.
Ayet 97 Arapça Ayet
فِيهِonda vardırءَايَٰتُۢdelillerبَيِّنَٰتٞaçık açıkمَّقَامُMakamıإِبۡرَٰهِيمَۖİbrahim'inوَمَنve kimدَخَلَهُۥona girseكَانَgüvene ererءَامِنٗاۗ*وَلِلَّهِAllah'ın bir hakkıdırعَلَىüzerindeٱلنَّاسِinsanlarحِجُّ(gidip) haccetmesiٱلۡبَيۡتِEv'eمَنِherkesinٱسۡتَطَاعَgücü yetenإِلَيۡهِonunسَبِيلٗاۚyolunaوَمَنve kimكَفَرَnankörlük ederseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَنِيٌّzengindirعَنِbütün alemlerdenٱلۡعَٰلَمِينَ*
 
ANLAMI
Orada apaçık deliller vardır, İbrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.
Ayet 98 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلِمَneden?تَكۡفُرُونَinkar ediyorsunuzبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَٱللَّهُAllahشَهِيدٌtanık ikenعَلَىٰşeylereمَا*تَعۡمَلُونَyaptığınız
 
ANLAMI
De ki: "Ey Kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
Ayet 99 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَهۡلَEy ehliٱلۡكِتَٰبِKitapلِمَniçin?تَصُدُّونَçevirmeğe çalışıyorsunuzعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahمَنۡkimseleriءَامَنَinananتَبۡغُونَهَاgöstermeğe yeltenerekعِوَجٗاeğriوَأَنتُمۡve sizشُهَدَآءُۗ(gerçeğe) tanık olduğunuz haldeوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاyaptıklarınızdanتَعۡمَلُونَ*
 
ANLAMI
De ki: "Ey Kitap ehli! Siz doğru olduğuna şahidken, niçin inananları Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek ondan çeviriyorsunuz Allah işlediklerinizden gafil değildir".
Ayet 100 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِنşayetتُطِيعُواْuyarsanızفَرِيقٗاgrubaمِّنَherhangi birٱلَّذِينَkimselerdenأُوتُواْverilen(ler)ٱلۡكِتَٰبَKitapيَرُدُّوكُمsizi döndürürlerبَعۡدَsonraإِيمَٰنِكُمۡimanınızdanكَٰفِرِينَkafir olarak
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Kitap verilenlerin bir takımına uyarsanız, inanmanızdan sonra sizi kafir olmağa çevirirler.
SAYFA 63
Ayet 101 Arapça Ayet
وَكَيۡفَve nasıl?تَكۡفُرُونَinkar edersinizوَأَنتُمۡve üstelik sizeتُتۡلَىٰokunmaktaعَلَيۡكُمۡsizeءَايَٰتُayetleriٱللَّهِAllah'ınوَفِيكُمۡve aranızda ikenرَسُولُهُۥۗO'nun Elçisiوَمَنve kimيَعۡتَصِمsarılırsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدۡmuhakkak ki oهُدِيَiletilmiştirإِلَىٰyolaصِرَٰطٖ*مُّسۡتَقِيمٖdoğru
 
ANLAMI
Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda da Peygamberi bulunurken nasıl inkar edersiniz Kim Allah'ın Kitabına sarılırsa şüphesiz doğru yola erişir.
Ayet 102 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱتَّقُواْkorkunٱللَّهَAllah'tanحَقَّhakkıylaتُقَاتِهِۦO'na yaraşır biçimdeوَلَاölmeyinتَمُوتُنَّ*إِلَّاdışındaوَأَنتُمsizمُّسۡلِمُونَmüslümanlar olmak
 
ANLAMI
Ey inananlar! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.
Ayet 103 Arapça Ayet
وَٱعۡتَصِمُواْve yapışınبِحَبۡلِipineٱللَّهِAllah'ınجَمِيعٗاtoplucaوَلَاayrılmayınتَفَرَّقُواْۚ*وَٱذۡكُرُواْve hatırlayınنِعۡمَتَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsize olanإِذۡhaniكُنتُمۡsiz idinizأَعۡدَآءٗbirbirinize düşmanفَأَلَّفَ(Allah) uzlaştırdıبَيۡنَarasınıقُلُوبِكُمۡkalblerinizinفَأَصۡبَحۡتُم(haline) geldinizبِنِعۡمَتِهِۦٓO'un ni'metiyleإِخۡوَٰنٗاkardeşlerوَكُنتُمۡsiz bulunuyordunuzعَلَىٰkenarında;شَفَا*حُفۡرَةٖbir çukurunمِّنَateştenٱلنَّارِ*فَأَنقَذَكُم(Allah) sizi kurtardıمِّنۡهَاۗondanكَذَٰلِكَböyleيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمۡsizeءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمۡumulur kiتَهۡتَدُونَyola gelirsiniz
 
ANLAMI
Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.
Ayet 104 Arapça Ayet
وَلۡتَكُنolsunمِّنكُمۡiçinizdenأُمَّةٞbir toplulukيَدۡعُونَçağıranإِلَىhayraٱلۡخَيۡرِ*وَيَأۡمُرُونَve emredenبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَيَنۡهَوۡنَve men'edenعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِۚ*وَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡمُفۡلِحُونَkurtuluşa erenlerdir
 
ANLAMI
Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.
Ayet 105 Arapça Ayet
وَلَاolmayınتَكُونُواْ*كَٱلَّذِينَgibiتَفَرَّقُواْbölünüpوَٱخۡتَلَفُواْve ihtilaf edenlerمِنۢsonradanبَعۡدِ*مَاkendilerine geldiktenجَآءَهُمُ*ٱلۡبَيِّنَٰتُۚaçık delillerوَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarلَهُمۡ(evet) onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır. Yüzleri kararanlara: "İnanmanızdan sonra inkar eder misiniz İnkar etmenizden dolayı tadın azabı" denecektir.
Ayet 106 Arapça Ayet
يَوۡمَO günتَبۡيَضُّağarırوُجُوهٞ(bazı) yüzlerوَتَسۡوَدُّkararırوُجُوهٞۚ(bazı) yüzlerفَأَمَّاo zamanٱلَّذِينَkimselereٱسۡوَدَّتۡkararanوُجُوهُهُمۡyüzleriأَكَفَرۡتُمinkar ettiniz ha (denilir)بَعۡدَsonraإِيمَٰنِكُمۡinanmanızdanفَذُوقُواْöyle ise tadınٱلۡعَذَابَazabıبِمَاkarşılıkكُنتُمۡetmenizeتَكۡفُرُونَinkar
 
ANLAMI
Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır. Yüzleri kararanlara: "İnanmanızdan sonra inkar eder misiniz İnkar etmenizden dolayı tadın azabı" denecektir.
Ayet 107 Arapça Ayet
وَأَمَّاiseٱلَّذِينَkimselerٱبۡيَضَّتۡağaranوُجُوهُهُمۡyüzleriفَفِيiçindedirlerرَحۡمَةِrahmetiٱللَّهِۖAllah'ınهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır
 
ANLAMI
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmetindedirler. Onlar orada temellidirler.
Ayet 108 Arapça Ayet
تِلۡكَişte onlarءَايَٰتُayetleridirٱللَّهِAllah'ınنَتۡلُوهَاonları okuyoruzعَلَيۡكَsanaبِٱلۡحَقِّۗgerçek ileوَمَاAllahٱللَّهُ*يُرِيدُistemezظُلۡمٗاzulmetmekلِّلۡعَٰلَمِينَalemlere
 
ANLAMI
İşte bunlar, sana doğru olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.
SAYFA 64
Ayet 109 Arapça Ayet
وَلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*وَإِلَىve Allah'aٱللَّهِ*تُرۡجَعُdöndürülürٱلۡأُمُورُbütün işler
 
ANLAMI
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. İşler Allah'a varacaktır.
Ayet 110 Arapça Ayet
كُنتُمۡsiz oldunuzخَيۡرَen hayırlıأُمَّةٍbir ümmetأُخۡرِجَتۡçıkarılmışلِلنَّاسِinsanlar içinتَأۡمُرُونَemrediyorsunuzبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَتَنۡهَوۡنَmen'ediyorsunuzعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِ*وَتُؤۡمِنُونَve inanıyorsunuzبِٱللَّهِۗAllah'aوَلَوۡeğerءَامَنَinanmış olsaydıأَهۡلُehliٱلۡكِتَٰبِKitapلَكَانَelbette olurduخَيۡرٗاhayırlıلَّهُمۚkendileri içinمِّنۡهُمُonlardanٱلۡمُؤۡمِنُونَinananlar da varوَأَكۡثَرُهُمُama çoklarıٱلۡفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır
 
ANLAMI
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.
Ayet 111 Arapça Ayet
لَنsize zarar veremezlerيَضُرُّوكُمۡ*إِلَّآdışındaأَذٗىۖincitmeوَإِنeğerيُقَٰتِلُوكُمۡsizinle savaşsalar (bile)يُوَلُّوكُمُsize dönüp kaçarlarٱلۡأَدۡبَارَarkalarınıثُمَّsonraلَاonlara yardım da edilmezيُنصَرُونَ*
 
ANLAMI
Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Ayet 112 Arapça Ayet
ضُرِبَتۡvurulmuşturعَلَيۡهِمُonlaraٱلذِّلَّةُalçaklık (damgası)أَيۡنَneredeمَاbulunsalarثُقِفُوٓاْ*إِلَّاancak hariçبِحَبۡلٖahdine (ipine)مِّنَAllah'ınٱللَّهِ*وَحَبۡلٖve ahdine (ipine)مِّنَ(inanan) insanlarınٱلنَّاسِ*وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٖgazabınaمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*وَضُرِبَتۡve vurulduعَلَيۡهِمُüzerlerineٱلۡمَسۡكَنَةُۚmiskinlik (damgası)ذَٰلِكَböyledirبِأَنَّهُمۡçünkü onlarكَانُواْinkar ediyorlarيَكۡفُرُونَ*بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقۡتُلُونَöldürüyorlardıٱلۡأَنۢبِيَآءَpeygamberleriبِغَيۡرِhaksız yereحَقّٖۚ*ذَٰلِكَböyledirبِمَاçünküعَصَواْisyan etmişlerdiوَّكَانُواْve haddi aşıyorlardıيَعۡتَدُونَ*
 
ANLAMI
Nerede bulunsalar Allah'ın ve inanan insanların himayesinde olanlar müstesna onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğradılar, onlara aşağılık damgası vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır.
Ayet 113 Arapça Ayet
۞لَيۡسُواْ(ama) hepsi değildirسَوَآءٗۗaynıمِّنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapأُمَّةٞbir topluluk vardırقَآئِمَةٞayakta duranيَتۡلُونَokuyarakءَايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınءَانَآءَsaatlerindeٱلَّيۡلِgeceوَهُمۡve onlarيَسۡجُدُونَsecdeye kapanırlar
 
ANLAMI
Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.
Ayet 114 Arapça Ayet
يُؤۡمِنُونَinanırlarبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِahiretوَيَأۡمُرُونَve emrederبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَيَنۡهَوۡنَve men'ederlerعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِ*وَيُسَٰرِعُونَve koşarlarفِيhayır işlerineٱلۡخَيۡرَٰتِۖ*وَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarمِنَiyilerdendirٱلصَّـٰلِحِينَ*
 
ANLAMI
Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.
Ayet 115 Arapça Ayet
وَمَاve şeylerيَفۡعَلُواْyapacaklarıمِنۡiyiliktenخَيۡرٖ*فَلَنinkar edilmeyecektirيُكۡفَرُوهُۗ*وَٱللَّهُŞüphesiz Allahعَلِيمُۢbilmektedirبِٱلۡمُتَّقِينَ(günahlardan) korunanları
 
ANLAMI
Ne iyilik yaparlarsa, karşılığını bulacaklardır. Allah sakınanları bilir.
SAYFA 65
Ayet 116 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَنyarar sağlamayacaktırتُغۡنِيَ*عَنۡهُمۡonlaraأَمۡوَٰلُهُمۡmallarıوَلَآne deأَوۡلَٰدُهُمevladlarıمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيۡـٔٗاۖhiçbir şeyوَأُوْلَـٰٓئِكَve onlarأَصۡحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِۖateşهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır
 
ANLAMI
İnkar eden kimselerin malları ve çocukları, Allah'tan yana, onlara bir fayda vermeyecektir. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temellidirler.
Ayet 117 Arapça Ayet
مَثَلُdurumuمَاşeylerin (malların)يُنفِقُونَharcadıklarıفِيbuهَٰذِهِ*ٱلۡحَيَوٰةِdünyaٱلدُّنۡيَاhayatındaكَمَثَلِbenzerرِيحٖbir rüzgaraفِيهَاkendisineصِرٌّdondurucuأَصَابَتۡvurupحَرۡثَekinineقَوۡمٖbir topluluğunظَلَمُوٓاْzulmedenأَنفُسَهُمۡnefislerineفَأَهۡلَكَتۡهُۚonu mahvedenوَمَاonlara zulmetmediظَلَمَهُمُ*ٱللَّهُAllahوَلَٰكِنۡfakatأَنفُسَهُمۡonlar kendi kendilerineيَظۡلِمُونَzulmediyorlardı
 
ANLAMI
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.
Ayet 118 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُواْ*بِطَانَةٗkendinize dostمِّنkendinizden başkasınıدُونِكُمۡ*لَاonlar sizi geri durmazlarيَأۡلُونَكُمۡ*خَبَالٗاbozmaktanوَدُّواْisterlerمَاşeyleriعَنِتُّمۡsize sıkıntı verecekقَدۡdoğrusuبَدَتِtaşmaktadırٱلۡبَغۡضَآءُöfkeمِنۡonların ağızlarındanأَفۡوَٰهِهِمۡ*وَمَاşeyler (kin) iseتُخۡفِيgizledikleriصُدُورُهُمۡgöğüslerindeأَكۡبَرُۚdaha büyüktürقَدۡelbetteبَيَّنَّاaçıkladıkلَكُمُsizeٱلۡأٓيَٰتِۖayetleriإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡقِلُونَdüşünüyor
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, kalblerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklediyorsanız, şüphesiz size ayetleri açıkladık.
Ayet 119 Arapça Ayet
هَـٰٓأَنتُمۡişte sizأُوْلَآءِöyle kimselersiniz kiتُحِبُّونَهُمۡonları seversinizوَلَاhalbuki onlar sizi sevmezlerيُحِبُّونَكُمۡ*وَتُؤۡمِنُونَve inanırsınızبِٱلۡكِتَٰبِKitabınكُلِّهِۦhepsineوَإِذَاzamanلَقُوكُمۡsizinle karşılaştıklarıقَالُوٓاْderlerءَامَنَّاinandıkوَإِذَاve zamanخَلَوۡاْyalnız kaldıklarıعَضُّواْısırırlarعَلَيۡكُمُsize karşıٱلۡأَنَامِلَparmak uçlarınıمِنَöfkedenٱلۡغَيۡظِۚ*قُلۡde kiمُوتُواْölünبِغَيۡظِكُمۡۗöfkenizdenإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
 
ANLAMI
İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların bütününe inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: "İnandık" derler, yalnız kaldıklarında da, size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden çatlayın". Allah kalblerde olanı bilir.
Ayet 120 Arapça Ayet
إِنeğerتَمۡسَسۡكُمۡsize dokunsaحَسَنَةٞbir iyilikتَسُؤۡهُمۡonları tasalandırırوَإِنve eğerتُصِبۡكُمۡsize dokunsaسَيِّئَةٞbir kötülükيَفۡرَحُواْsevinirlerبِهَاۖonaوَإِنeğerتَصۡبِرُواْsabrederوَتَتَّقُواْve korunursanızلَاsize zarar vermezيَضُرُّكُمۡ*كَيۡدُهُمۡonların tuzağıشَيۡـًٔاۗhiçbir şekildeإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriيَعۡمَلُونَonların yaptıklarıمُحِيطٞkuşatmıştır
 
ANLAMI
Size bir iyilik gelse, onların fenasına gider; başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Allah işlediklerinin hepsini ilmiyle kuşatmıştır.
Ayet 121 Arapça Ayet
وَإِذۡhaniغَدَوۡتَsen erkendenمِنۡailendenأَهۡلِكَ*تُبَوِّئُayrılmıştınٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minleriمَقَٰعِدَyerleştiriyordunلِلۡقِتَالِۗsavaş içinوَٱللَّهُAllah daسَمِيعٌişitendiعَلِيمٌbilendi
 
ANLAMI
Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitir ve bilir.
SAYFA 66
Ayet 122 Arapça Ayet
إِذۡo vakitهَمَّتyüz tutmuştuطَّآئِفَتَانِiki takımمِنكُمۡsizdenأَنkorkup bozulmayaتَفۡشَلَا*وَٱللَّهُhalbuki Allahوَلِيُّهُمَاۗkendilerinin dostu idiوَعَلَىAllah'aٱللَّهِ*فَلۡيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلۡمُؤۡمِنُونَinananlar
 
ANLAMI
Sizden iki takım bozulup geri çekilmek üzere idi; oysa Allah onların dostu idi, inananlar yalnız Allah'a güvensinler.
Ayet 123 Arapça Ayet
وَلَقَدۡnitekimنَصَرَكُمُsize yardım etmiştiٱللَّهُAllahبِبَدۡرٖBedir'deوَأَنتُمۡve sizأَذِلَّةٞۖzayıf durumdaykenفَٱتَّقُواْO halde korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمۡumulur kiتَشۡكُرُونَşükredersiniz
 
ANLAMI
And olsun ki, siz düşkün bir durumda iken, Bedir'de, Allah size yardım etmişti; Allah'tan sakının ki şükredebilesiniz.
Ayet 124 Arapça Ayet
إِذۡO zamanتَقُولُsen diyordunلِلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereأَلَنsize yetmez mi?يَكۡفِيَكُمۡ*أَنsize yardım etmesiيُمِدَّكُمۡ*رَبُّكُمRabbinizinبِثَلَٰثَةِüçءَالَٰفٖbinمِّنَmelek ileٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ*مُنزَلِينَindirilmiş
 
ANLAMI
İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.
Ayet 125 Arapça Ayet
بَلَىٰٓۚevetإِنeğerتَصۡبِرُواْsabredersenizوَتَتَّقُواْve korunursanızوَيَأۡتُوكُمüzerinize gelselerمِّنonlar ansızınفَوۡرِهِمۡ*هَٰذَاşu (anda)يُمۡدِدۡكُمۡsize yardım ederرَبُّكُمRabbinizبِخَمۡسَةِbeşءَالَٰفٖbinمِّنَmelekleٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ*مُسَوِّمِينَnişanlı
 
ANLAMI
İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.
Ayet 126 Arapça Ayet
وَمَاonu yapmazجَعَلَهُ*ٱللَّهُAllahإِلَّاancak (yapar)بُشۡرَىٰmüjde olsun diyeلَكُمۡsizeوَلِتَطۡمَئِنَّve güven bulsun diyeقُلُوبُكُمkalblerinizبِهِۦۗbununlaوَمَاve yokturٱلنَّصۡرُyardımإِلَّاancak( vardır)مِنۡkatındaعِندِ*ٱللَّهِAllahٱلۡعَزِيزِdaima galibٱلۡحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibi
 
ANLAMI
Allah bunu, ancak size müjde olsun ve böylece kalbleriniz yatışsın diye yapmıştır. İnkar edenlerin bir kısmını kesmek veya ümidsiz olarak geri dönecek şekilde bozguna uğratmak için gereken yardım, ancak Güçlü ve Hakim olan Allah katından olur.
Ayet 127 Arapça Ayet
لِيَقۡطَعَkessin diyeطَرَفٗاbir kısmınıمِّنَkimselerdenٱلَّذِينَ*كَفَرُوٓاْinkar eden(ler)أَوۡyahutيَكۡبِتَهُمۡve perişan etsin deفَيَنقَلِبُواْdönüp gitsinler diyeخَآئِبِينَumutsuz olarak
 
ANLAMI
Allah bunu, ancak size müjde olsun ve böylece kalbleriniz yatışsın diye yapmıştır. İnkar edenlerin bir kısmını kesmek veya ümidsiz olarak geri dönecek şekilde bozguna uğratmak için gereken yardım, ancak Güçlü ve Hakim olan Allah katından olur.
Ayet 128 Arapça Ayet
لَيۡسَyokturلَكَseninمِنَo konudaٱلۡأَمۡرِ*شَيۡءٌ(yapacağın) bir şeyأَوۡyaيَتُوبَ(Allah) tevbelerini kabul ederعَلَيۡهِمۡonlarınأَوۡya daيُعَذِّبَهُمۡonlara azab ederفَإِنَّهُمۡşüphesiz onlar (diye)ظَٰلِمُونَzalimlerdir
 
ANLAMI
Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.
Ayet 129 Arapça Ayet
وَلِلَّهِve Allah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve olanlarفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*يَغۡفِرُ(O) bağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُve azabederمَنdimseyeيَشَآءُۚdilediğiوَٱللَّهُAllahغَفُورٞçok bağışlayanرَّحِيمٞçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 130 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاyemeyinتَأۡكُلُواْ*ٱلرِّبَوٰٓاْribaأَضۡعَٰفٗاkat katمُّضَٰعَفَةٗۖarttırarakوَٱتَّقُواْve korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمۡumulur kiتُفۡلِحُونَkurtuluşa erersiniz
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. Allah'tan sakının ki başarıya erişesiniz.
Ayet 131 Arapça Ayet
وَٱتَّقُواْve sakınınٱلنَّارَateştenٱلَّتِيٓo kiأُعِدَّتۡhazırlanmıştırلِلۡكَٰفِرِينَkafirler için
 
ANLAMI
İnkar edenler için hazırlanmış ateşten sakının.
Ayet 132 Arapça Ayet
وَأَطِيعُواْve ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَٱلرَّسُولَve Elçiyeلَعَلَّكُمۡumulur ki olursunuzتُرۡحَمُونَmerhamet edilenlerden
 
ANLAMI
Size merhamet edilmesi için, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.
SAYFA 67
Ayet 133 Arapça Ayet
۞وَسَارِعُوٓاْve koşunإِلَىٰbir bağışlanmayaمَغۡفِرَةٖ*مِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*وَجَنَّةٍve cenneteعَرۡضُهَاgenişliğiٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerleوَٱلۡأَرۡضُve yer kadar olanأُعِدَّتۡhazırlanmışلِلۡمُتَّقِينَkorunanlar için
 
ANLAMI
Rabbinizin mağfiretine ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun.
Ayet 134 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُنفِقُونَinfak ederlerفِيbolluktaٱلسَّرَّآءِ*وَٱلضَّرَّآءِve darlıktaوَٱلۡكَٰظِمِينَyutkunurlarٱلۡغَيۡظَöfke(lerin)iوَٱلۡعَافِينَve affederlerعَنِinsanlarıٱلنَّاسِۗ*وَٱللَّهُAllah daيُحِبُّseverٱلۡمُحۡسِنِينَgüzel davrananları
 
ANLAMI
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.
Ayet 135 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlarإِذَاzamanفَعَلُواْyaptıklarıفَٰحِشَةًbir kötülükأَوۡya daظَلَمُوٓاْzulmettikleriأَنفُسَهُمۡnefislerineذَكَرُواْhatırlayarakٱللَّهَAllah'ıفَٱسۡتَغۡفَرُواْbağışlanmasını dilerlerلِذُنُوبِهِمۡgünahlarınınوَمَنve kimيَغۡفِرُbağışlayabilirٱلذُّنُوبَgünahlarıإِلَّاbaşkaٱللَّهُAllah'tanوَلَمۡve onlar ısrar etmezlerيُصِرُّواْ*عَلَىٰşeylerde (hatalarında)مَا*فَعَلُواْyaptıklarıوَهُمۡonlarيَعۡلَمُونَbile bile
 
ANLAMI
Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler.
Ayet 136 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteجَزَآؤُهُمonların mükafatıمَّغۡفِرَةٞbağışlanmaمِّنtarafındanرَّبِّهِمۡRableriوَجَنَّـٰتٞve cennetlerdirتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَsürekli kalırlarفِيهَاۚiçindeوَنِعۡمَve ne güzeldirأَجۡرُücretiٱلۡعَٰمِلِينَçalışanların
 
ANLAMI
Onların hareketlerinin karşılığı Rablerinden bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlerdir. İyi davrananların ne güzel ecri vardır!
Ayet 137 Arapça Ayet
قَدۡşüphesizخَلَتۡuygulanmıştırمِنsizden önce deقَبۡلِكُمۡ*سُنَنٞyasalarفَسِيرُواْdolaşınفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَٱنظُرُواْve görünكَيۡفَnasılكَانَolduğunuعَٰقِبَةُsonununٱلۡمُكَذِّبِينَyalanlayıcıların
 
ANLAMI
Sizden önce neler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin de, yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın.
Ayet 138 Arapça Ayet
هَٰذَاbuبَيَانٞbir açıklamadırلِّلنَّاسِinsanlaraوَهُدٗىve yol göstermedirوَمَوۡعِظَةٞve öğüttürلِّلۡمُتَّقِينَkorunanlara
 
ANLAMI
Bu Kuran, insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve bir öğüttür.
Ayet 139 Arapça Ayet
وَلَاgevşemeyinتَهِنُواْ*وَلَاüzülmeyinتَحۡزَنُواْ*وَأَنتُمُmutlaka sizٱلۡأَعۡلَوۡنَüstün geleceksinizإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَinanıyor
 
ANLAMI
Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür.
Ayet 140 Arapça Ayet
إِنeğerيَمۡسَسۡكُمۡsize dokunduysaقَرۡحٞbir yaraفَقَدۡmuhakkakمَسَّdokunmuştuٱلۡقَوۡمَo topluluğa daقَرۡحٞbir yaraمِّثۡلُهُۥۚbenzeriوَتِلۡكَişte oٱلۡأَيَّامُgünlerنُدَاوِلُهَاbiz onları çeviririzبَيۡنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarوَلِيَعۡلَمَ(bu) bilmesi içindirٱللَّهُAllah'ınٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinanan(ları)وَيَتَّخِذَve edinmesi içindirمِنكُمۡsizdenشُهَدَآءَۗşehidler (şahidler)وَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّ*ٱلظَّـٰلِمِينَzalimleri
 
ANLAMI
Eğer siz (Uhud'da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah'ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.
SAYFA 68
Ayet 141 Arapça Ayet
وَلِيُمَحِّصَve temize çıkarması içinٱللَّهُAllah'ınٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinanan(ları)وَيَمۡحَقَve mahvetmesi içinٱلۡكَٰفِرِينَkafirleri
 
ANLAMI
Bir de Allah, böylece iman edenleri günahlardan arıtmak, inkarcıları ise yok etmek ister.
Ayet 142 Arapça Ayet
أَمۡyoksaحَسِبۡتُمۡsiz sandınızأَنgireceğiniziتَدۡخُلُواْ*ٱلۡجَنَّةَcenneteوَلَمَّاbilmedenيَعۡلَمِ*ٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriجَٰهَدُواْcihad edenleriمِنكُمۡiçinizdenوَيَعۡلَمَ(sınayıp) bilmedenٱلصَّـٰبِرِينَsabredenleri
 
ANLAMI
Yoksa içinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?
Ayet 143 Arapça Ayet
وَلَقَدۡandolsun kiكُنتُمۡsizتَمَنَّوۡنَarzuluyordunuzٱلۡمَوۡتَölümüمِنönceقَبۡلِ*أَنonunla karşılaşmadanتَلۡقَوۡهُ*فَقَدۡişteرَأَيۡتُمُوهُonu gördünüzوَأَنتُمۡve sizتَنظُرُونَbakıp duruyorsunuz
 
ANLAMI
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; işte onu gözlerinizle bakarak gördünüz.
Ayet 144 Arapça Ayet
وَمَاve değildirمُحَمَّدٌMuhammedإِلَّاbaşka (bir şey)رَسُولٞbir elçiقَدۡmuhakkakخَلَتۡgelip geçmiştirمِنondan önce deقَبۡلِهِ*ٱلرُّسُلُۚelçilerأَفَإِيْنeğer şimdiمَّاتَo ölürأَوۡveyaقُتِلَöldürülürseٱنقَلَبۡتُمۡgeriye mi döneceksiniz?عَلَىٰٓüzerindeأَعۡقَٰبِكُمۡۚökçelerinizinوَمَنkimيَنقَلِبۡgeriye dönerseعَلَىٰüzerindeعَقِبَيۡهِökçesiفَلَنziyan veremezيَضُرَّ*ٱللَّهَAllah'aشَيۡـٔٗاۚhiçbirوَسَيَجۡزِيve mükafatlandıracaktırٱللَّهُAllahٱلشَّـٰكِرِينَşükredenleri
 
ANLAMI
Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.
Ayet 145 Arapça Ayet
وَمَاve yokturكَانَhiçbir kişi içinلِنَفۡسٍ*أَنölmekتَمُوتَ*إِلَّاolmadanبِإِذۡنِizniٱللَّهِAllah'ınكِتَٰبٗاyazılmıştırمُّؤَجَّلٗاۗbelirli bir süreye göreوَمَنve kimيُرِدۡisterseثَوَابَsevabını (menfaatini)ٱلدُّنۡيَاdünyaنُؤۡتِهِۦkendisine veririzمِنۡهَاondanوَمَنve kimيُرِدۡisterseثَوَابَsevabınıٱلۡأٓخِرَةِahiretنُؤۡتِهِۦkendisine veririzمِنۡهَاۚondanوَسَنَجۡزِيve mükafatlandıracağızٱلشَّـٰكِرِينَşükredenleri
 
ANLAMI
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez; o, belli bir vakte bağlanmıştır. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Şükredenlerin mükafatını vereceğiz.
Ayet 146 Arapça Ayet
وَكَأَيِّنnice var kiمِّنdenنَّبِيّٖ*قَٰتَلَçarpıştılarمَعَهُۥkendileriyle beraberرِبِّيُّونَRabbani (erenler)كَثِيرٞbirçokفَمَاyılmadılarوَهَنُواْ*لِمَآşeylerdenأَصَابَهُمۡbaşlarında gelenفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahوَمَاzayıflık göstermedilerضَعُفُواْ*وَمَاboyun eğmedilerٱسۡتَكَانُواْۗ*وَٱللَّهُAllahيُحِبُّseverٱلصَّـٰبِرِينَsabredenleri
 
ANLAMI
Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmuş pek çok kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.
Ayet 147 Arapça Ayet
وَمَاve değildiكَانَsözleriقَوۡلَهُمۡ*إِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُواْ*رَبَّنَاRabbimizٱغۡفِرۡbağışlaلَنَاbizimذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَإِسۡرَافَنَاve taşkınlığımızıفِيٓişimizdeأَمۡرِنَا*وَثَبِّتۡve sağlam tutأَقۡدَامَنَاayaklarımızıوَٱنصُرۡنَاbize yardım eyleعَلَىkarşıٱلۡقَوۡمِtoplumunaٱلۡكَٰفِرِينَkafirler
 
ANLAMI
Dedikleri ancak şu idi: "Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et".
Ayet 148 Arapça Ayet
فَـَٔاتَىٰهُمُonlara verdiٱللَّهُAllah (da)ثَوَابَkarşılığınıٱلدُّنۡيَاdünyaوَحُسۡنَve en güzeliniثَوَابِkarşılığının;ٱلۡأٓخِرَةِۗahiretوَٱللَّهُ(çünkü) Allahيُحِبُّseverٱلۡمُحۡسِنِينَgüzel davrananları
 
ANLAMI
Bu yüzden Allah onlara dünya nimetini de ahiret nimetini de fazlasiyle verdi. Allah işlerini iyi yapanları sever.
SAYFA 69
Ayet 149 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)إِنeğerتُطِيعُواْita'at edersenizٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)يَرُدُّوكُمۡsizi çevirirlerعَلَىٰٓüzereأَعۡقَٰبِكُمۡarkanız (küfre)فَتَنقَلِبُواْo zaman dönersinizخَٰسِرِينَkaybedenlere
 
ANLAMI
Ey İnananlar! İnkar edenlere itaat ederseniz, sizi geriye döndürürler de kayba uğrarsınız.
Ayet 150 Arapça Ayet
بَلِhayırٱللَّهُAllah'tırمَوۡلَىٰكُمۡۖMevlanızوَهُوَve O'durخَيۡرُen iyisiٱلنَّـٰصِرِينَyardımcıların
 
ANLAMI
Halbuki Mevlanız Allah'tır. O, yardımcıların en iyisidir.
Ayet 151 Arapça Ayet
سَنُلۡقِيsalacağızفِيkalblerineقُلُوبِ*ٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar edenlerinٱلرُّعۡبَkorkuبِمَآdolayıأَشۡرَكُواْortak koştuklarındanبِٱللَّهِAllah'aمَاşeyleriلَمۡindirmediğiيُنَزِّلۡ*بِهِۦkendilerineسُلۡطَٰنٗاۖhiçbir güçوَمَأۡوَىٰهُمُve gidecekleri yer deٱلنَّارُۖcehennemdirوَبِئۡسَne kötüdürمَثۡوَىvaracağı yerٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerin
 
ANLAMI
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmalarından ötürü, inkar edenlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür!
Ayet 152 Arapça Ayet
وَلَقَدۡelbetteصَدَقَكُمُsize doğruladıٱللَّهُAllahوَعۡدَهُۥٓ(yardım) va'diniإِذۡsüreceتَحُسُّونَهُمonları öldürdüğünüzبِإِذۡنِهِۦۖkendi izniyleحَتَّىٰٓnihayetإِذَاnezaman kiفَشِلۡتُمۡsiz korktunuzوَتَنَٰزَعۡتُمۡve (birbirinizle) çekiştinizفِيhakkındaٱلۡأَمۡرِ(verilen) emirوَعَصَيۡتُمve isyan ettinizمِّنۢsonraبَعۡدِ*مَآsize gösterdiktenأَرَىٰكُم*مَّاşey(galibiyet)iتُحِبُّونَۚsevdiğinizمِنكُمsizdenمَّنkiminizيُرِيدُistiyorduٱلدُّنۡيَاdünyayıوَمِنكُمve sizdenمَّنkiminizيُرِيدُistiyorduٱلۡأٓخِرَةَۚahiretiثُمَّsonraصَرَفَكُمۡ(Allah) geri çevirdiعَنۡهُمۡonlardanلِيَبۡتَلِيَكُمۡۖsizi denemek içinوَلَقَدۡandolsun kiعَفَاbağışladıعَنكُمۡۗsiziوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirفَضۡلٍlütufعَلَىkarşıٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlere
 
ANLAMI
And olsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biçiyordunuz, ama Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşeyip bu hususta çekiştiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip bozguna uğrattı. And olsun ki O, sizi bağışladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur.
Ayet 153 Arapça Ayet
۞إِذۡhaniتُصۡعِدُونَboyuna uzaklaşıyordunuzوَلَاdönüp bakmıyordunuzتَلۡوُۥنَ*عَلَىٰٓhiç kimseyeأَحَدٖ*وَٱلرَّسُولُve Elçiيَدۡعُوكُمۡsizi çağırırkenفِيٓarkanızdanأُخۡرَىٰكُمۡ*فَأَثَٰبَكُمۡbundan dolayı size verdiغَمَّۢاgamبِغَمّٖgam üstüneلِّكَيۡلَاdiyeتَحۡزَنُواْüzülmeyesinizعَلَىٰşeyeمَا*فَاتَكُمۡelinizden gidenوَلَاvwمَآşeyeأَصَٰبَكُمۡۗbaşınıza gelenوَٱللَّهُAllahخَبِيرُۢhaberdardırبِمَاşeylerdenتَعۡمَلُونَyaptıklarınız(dan)
 
ANLAMI
Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
SAYFA 70
Ayet 154 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَنزَلَindirdiعَلَيۡكُمsizeمِّنۢardındanبَعۡدِ*ٱلۡغَمِّo üzüntününأَمَنَةٗbir güvenنُّعَاسٗاbir uykuيَغۡشَىٰbürüyenطَآئِفَةٗbir kısmınızıمِّنكُمۡۖsizdenوَطَآئِفَةٞve bir kısmınız daقَدۡdoğrusuأَهَمَّتۡهُمۡkaygısına düşmüştüأَنفُسُهُمۡkendi canlarınınيَظُنُّونَbir zanda bulunuyorlarبِٱللَّهِAllah'a karşıغَيۡرَhaksızٱلۡحَقِّ*ظَنَّzannı (gibi)ٱلۡجَٰهِلِيَّةِۖcahiliyyeيَقُولُونَdiyorlardıهَلvar mıلَّنَاbizeمِنَbu iştenٱلۡأَمۡرِ*مِنhiçbirشَيۡءٖۗşeyقُلۡde kiإِنَّşüphesizٱلۡأَمۡرَكُلَّهُۥbütünüyleلِلَّهِۗAllah'a aittirيُخۡفُونَonlar gizliyorlarفِيٓiçlerindeأَنفُسِهِم*مَّاşeyleriلَاaçıklayamadıklarıيُبۡدُونَ*لَكَۖsanaيَقُولُونَdiyorlar kiلَوۡşayetكَانَolsaydıلَنَاbizeمِنَbu iştenٱلۡأَمۡرِ*شَيۡءٞbir şey (fayda)مَّاöldürülmezdikقُتِلۡنَا*هَٰهُنَاۗburadaقُلde kiلَّوۡşayetكُنتُمۡolsaydınızفِيevlerinizde dahiبُيُوتِكُمۡ*لَبَرَزَmutlaka boylardıٱلَّذِينَolanlarكُتِبَyazılmışعَلَيۡهِمُüzerineٱلۡقَتۡلُöldürülme(si)إِلَىٰyatacakları yeriمَضَاجِعِهِمۡۖ*وَلِيَبۡتَلِيَve denemesi içindirٱللَّهُAllah'ınمَاolanıفِيiçindeصُدُورِكُمۡgöğüslerinizوَلِيُمَحِّصَve açığa çıkarması içindirمَاolanıفِيiçindeقُلُوبِكُمۡۚkalblerinizوَٱللَّهُAllahعَلِيمُۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin
 
ANLAMI
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. "Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?" diyorlardı; De ki: "Buyruğun hepsi Allah'ındır". Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah'ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.
Ayet 155 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseleriتَوَلَّوۡاْyüz çevirip gidenمِنكُمۡiçinizdenيَوۡمَgünٱلۡتَقَىkarşılaştığıٱلۡجَمۡعَانِiki topluluğunإِنَّمَاşüphesizٱسۡتَزَلَّهُمُ(yoldan) kaydırmak istemiştiٱلشَّيۡطَٰنُşeytanبِبَعۡضِbazıمَاdolayıكَسَبُواْۖyaptıkları işlerdenوَلَقَدۡama elbetteعَفَاaffettiٱللَّهُAllahعَنۡهُمۡۗonlarıإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌçok bağışlayandırحَلِيمٞhalimdir
 
ANLAMI
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim'dir.
Ayet 156 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinananlarلَاolmayınتَكُونُواْ*كَٱلَّذِينَkimseler (gibi)كَفَرُواْinkar eden(ler)وَقَالُواْve diyenler (gibi)لِإِخۡوَٰنِهِمۡkardeşleri içinإِذَاzamanضَرَبُواْsefere çıktıklarıفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*أَوۡya daكَانُواْsavaşa çıktıklarıغُزّٗى*لَّوۡeğerكَانُواْolsalardıعِندَنَاbizim yanımızdaمَاölmezlerdiمَاتُواْ*وَمَاve öldürülmezlerdiقُتِلُواْ*لِيَجۡعَلَyaparٱللَّهُAllahذَٰلِكَbu (düşünce ve sözlerini)حَسۡرَةٗbir dertفِيkalblerindeقُلُوبِهِمۡۗ*وَٱللَّهُAllahtırيُحۡيِۦyaşatanوَيُمِيتُۗve öldürenوَٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٞgörmektedir
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.
Ayet 157 Arapça Ayet
وَلَئِنeğerقُتِلۡتُمۡöldürülürفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahأَوۡya daمُتُّمۡölürsenizلَمَغۡفِرَةٞbağışlaması vardırمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*وَرَحۡمَةٌve rahmetiخَيۡرٞdaha hayırlıdırمِّمَّاşeylerdenيَجۡمَعُونَonların topladıkları
 
ANLAMI
Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, size Allah'tan onların topladıklarından hayırlı bir mağfiret ve rahmet vardır.
SAYFA 71
Ayet 158 Arapça Ayet
وَلَئِنelbetteمُّتُّمۡölürأَوۡveyaقُتِلۡتُمۡöldürülürsenizلَإِلَىelbetteٱللَّهِAllah'aتُحۡشَرُونَgötürüleceksiniz
 
ANLAMI
And olsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de Allah katında toplanacaksınız.
Ayet 159 Arapça Ayet
فَبِمَاsebebiyleرَحۡمَةٖrahmetiمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*لِنتَsen yumuşak davrandınلَهُمۡۖonlaraوَلَوۡeğerكُنتَolsaydınفَظًّاkabaغَلِيظَkatıٱلۡقَلۡبِyürekliلَٱنفَضُّواْdağılır giderlerdi'مِنۡçevrendenحَوۡلِكَۖ*فَٱعۡفُöyleyse affetعَنۡهُمۡonlarıوَٱسۡتَغۡفِرۡve mağfiret dileلَهُمۡonlar içinوَشَاوِرۡهُمۡve onlara danışفِيişiniٱلۡأَمۡرِۖ*فَإِذَاzamanعَزَمۡتَkarar verdiğinفَتَوَكَّلۡdayanعَلَىAllah'aٱللَّهِۚ*إِنَّelbetteٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلۡمُتَوَكِّلِينَkendine dayanıp güvenenleri
 
ANLAMI
Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.
Ayet 160 Arapça Ayet
إِنeğerيَنصُرۡكُمُsize yardım ederseٱللَّهُAllahفَلَاartık yokturغَالِبَyenecekلَكُمۡۖsiziوَإِنve eğerيَخۡذُلۡكُمۡsizi yüz üstü bırakırsaفَمَنkimdirذَاkimseٱلَّذِي*يَنصُرُكُمsize yardım edebilecekمِّنۢO'ndan sonraبَعۡدِهِۦۗ*وَعَلَىve Allah'aٱللَّهِ*فَلۡيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلۡمُؤۡمِنُونَMü'minler
 
ANLAMI
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O'ndan başka size yardım edecek kimdir İnananlar yalnız Allah'a güvensinler.
Ayet 161 Arapça Ayet
وَمَاve değildirكَانَolur şeyلِنَبِيٍّbir peygamberinأَنhiyanet etmesiيَغُلَّۚ*وَمَنve kimيَغۡلُلۡhıyanet ederseيَأۡتِgetirirبِمَاşeyiغَلَّhıyanet ettiğiيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۚkıyametثُمَّsonraتُوَفَّىٰtastamam verilirكُلُّherنَفۡسٖkişiyeمَّاne kiكَسَبَتۡkazandıوَهُمۡve onlarلَاhiçbir haksızlığa uğratılmazlarيُظۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.
Ayet 162 Arapça Ayet
أَفَمَنِhiç olur mu?ٱتَّبَعَuyanرِضۡوَٰنَrızasınaٱللَّهِAllah'ınكَمَنۢkimse gibiبَآءَuğrayanبِسَخَطٖhışmınaمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*وَمَأۡوَىٰهُve yeriجَهَنَّمُۖcehennem (olan)وَبِئۡسَne kötüٱلۡمَصِيرُsonuçtur orası
 
ANLAMI
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın hışmına uğrayan gibi midir Bu kimsenin varacağı yer cehennemdir; o ne kötü varılacak yerdir!
Ayet 163 Arapça Ayet
هُمۡO(insa)nlarدَرَجَٰتٌderece derecedirlerعِندَkatındaٱللَّهِۗAllahوَٱللَّهُAllahبَصِيرُۢgörmektedirبِمَاşeyleriيَعۡمَلُونَonların yaptıkları
 
ANLAMI
Onlar Allah katında derece derecedir. Allah, işlediklerini görmektedir.
Ayet 164 Arapça Ayet
لَقَدۡandolsun kiمَنَّlutufta bulunduٱللَّهُAllahعَلَىkarşıٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlereإِذۡgöndermekleبَعَثَ*فِيهِمۡkendilerineرَسُولٗاbir elçiمِّنۡkendi içlerindenأَنفُسِهِمۡ*يَتۡلُواْokuyanعَلَيۡهِمۡonlaraءَايَٰتِهِۦ(Allah'ın) ayetleriniوَيُزَكِّيهِمۡve kendilerini yüceltenوَيُعَلِّمُهُمُve kendilerine öğretenٱلۡكِتَٰبَKitapوَٱلۡحِكۡمَةَve hikmetiوَإِنbulunuyorlarkenكَانُواْ*مِنdaha önceقَبۡلُ*لَفِيiçindeضَلَٰلٖbir sapıklıkمُّبِينٍaçık
 
ANLAMI
And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.
Ayet 165 Arapça Ayet
أَوَلَمَّآiçin mi?أَصَٰبَتۡكُمsize geldiğiمُّصِيبَةٞbir belaقَدۡdoğrusuأَصَبۡتُمonların başlarına getirdiğiniz haldeمِّثۡلَيۡهَاonun iki katınıقُلۡتُمۡdedinizأَنَّىٰnereden (başımıza geldi)هَٰذَاۖbuقُلۡde kiهُوَO (bela)مِنۡkendinizdendirعِندِ*أَنفُسِكُمۡۗ*إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞkadirdir
 
ANLAMI
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
SAYFA 72
Ayet 166 Arapça Ayet
وَمَآve şeyأَصَٰبَكُمۡsizin başınıza gelenيَوۡمَgünٱلۡتَقَىkarşılaştığıٱلۡجَمۡعَانِiki topluluğunفَبِإِذۡنِancak izniyledirٱللَّهِAllah'ınوَلِيَعۡلَمَve bilmesi içindirٱلۡمُؤۡمِنِينَinananları
 
ANLAMI
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Ayet 167 Arapça Ayet
وَلِيَعۡلَمَve bilmesi içindirٱلَّذِينَkimseleriنَافَقُواْۚiki yüzlülük edenleriوَقِيلَdendiği haldeلَهُمۡonlaraتَعَالَوۡاْgelinقَٰتِلُواْsavaşınفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahأَوِya daٱدۡفَعُواْۖsavununقَالُواْdedilerلَوۡeğerنَعۡلَمُbilseydikقِتَالٗاsavaş (olacağını)لَّٱتَّبَعۡنَٰكُمۡۗsizinle gelirdikهُمۡonlarلِلۡكُفۡرِküfreيَوۡمَئِذٍo günأَقۡرَبُyakın idilerمِنۡهُمۡondanلِلۡإِيمَٰنِۚimandan (çok)يَقُولُونَsöylüyorlarبِأَفۡوَٰهِهِمağızlarıylaمَّاolmayanıلَيۡسَ*فِيiçindeقُلُوبِهِمۡۚkalblerininوَٱللَّهُhalbuki Allahأَعۡلَمُçok iyi bilmektedirبِمَاşeyiيَكۡتُمُونَiçlerinde sakladıkları
 
ANLAMI
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Ayet 168 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselereقَالُواْdiyen(lere)لِإِخۡوَٰنِهِمۡkardeşleri içinوَقَعَدُواْ(Savaştan geri kalıp) oturarakلَوۡeğerأَطَاعُونَاbizim sözümüzü tutsalardıمَاöldürülmezlerdiقُتِلُواْۗ*قُلۡde kiفَٱدۡرَءُواْhaydi savınعَنۡkendinizdenأَنفُسِكُمُ*ٱلۡمَوۡتَölümüإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğrulardan
 
ANLAMI
Onlar oturup, kardeşleri için: "Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi" dediler. De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, ölümü kendinizden savın".
Ayet 169 Arapça Ayet
وَلَاsanmaتَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimseleriقُتِلُواْöldürülenleriفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahأَمۡوَٰتَۢاۚölülerبَلۡbilakisأَحۡيَآءٌ(onlar) diridirlerعِندَkatındaرَبِّهِمۡRableriيُرۡزَقُونَrızıklanmaktadırlar
 
ANLAMI
Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.
Ayet 170 Arapça Ayet
فَرِحِينَsevinirlerبِمَآşeylerdenءَاتَىٰهُمُkendilerine verdikleriٱللَّهُAllah'ınمِنlutfundanفَضۡلِهِۦ*وَيَسۡتَبۡشِرُونَve müjdelemek isterlerبِٱلَّذِينَkimselereلَمۡhenüz yetişemeyen(lere)يَلۡحَقُواْ*بِهِمkendilerineمِّنۡarkalarındanخَلۡفِهِمۡ*أَلَّاkorku olmadığınaخَوۡفٌ*عَلَيۡهِمۡonlaraوَلَاonlarınهُمۡ*يَحۡزَنُونَüzüntüye uğramayacaklarına
 
ANLAMI
Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.
Ayet 171 Arapça Ayet
۞يَسۡتَبۡشِرُونَmüjdelerler (sevinirler)بِنِعۡمَةٖni'metiniمِّنَAllah'ınٱللَّهِ*وَفَضۡلٖve lutfunuوَأَنَّve muhakkakٱللَّهَAllah'ınلَاzayi etmeyeceğiniيُضِيعُ*أَجۡرَecriniٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlerin
 
ANLAMI
Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.
Ayet 172 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَO(mü'mi)nler kiٱسۡتَجَابُواْçağrısına uydularلِلَّهِAllah'ınوَٱلرَّسُولِve Elçininمِنۢsonra bileبَعۡدِ*مَآne kiأَصَابَهُمُisabet ettiٱلۡقَرۡحُۚbir yaraلِلَّذِينَonlar için vardırأَحۡسَنُواْgüzel davrananlarمِنۡهُمۡonlardanوَٱتَّقَوۡاْve korunanlar içinأَجۡرٌbir ecirعَظِيمٌpek büyük
 
ANLAMI
Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır.
Ayet 173 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiقَالَdeyinceلَهُمُkendilerineٱلنَّاسُhalkإِنَّelbetteٱلنَّاسَ(Düşman) İnsanlarقَدۡmuhakkakجَمَعُواْ(ordu) toplamışlarلَكُمۡsize karşıفَٱخۡشَوۡهُمۡonlardan korkunفَزَادَهُمۡ(bu söz) onların artırdıإِيمَٰنٗاimanınıوَقَالُواْve dediler kiحَسۡبُنَاbize yeterٱللَّهُAllahوَنِعۡمَve ne güzelٱلۡوَكِيلُvekildir
 
ANLAMI
İnsanlar onlara: "Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter. O ne güzel Vekil'dir" dediler.
SAYFA 73
Ayet 174 Arapça Ayet
فَٱنقَلَبُواْgeri döndülerبِنِعۡمَةٖbir ni'metleمِّنَAllahtanٱللَّهِ*وَفَضۡلٖve bolluklaلَّمۡkendilerine dokunmadıيَمۡسَسۡهُمۡ*سُوٓءٞhiçbir kötülükوَٱتَّبَعُواْve uydularرِضۡوَٰنَrızasınaٱللَّهِۗAllah'ınوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirفَضۡلٍlutufعَظِيمٍbüyük
 
ANLAMI
Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.
Ayet 175 Arapça Ayet
إِنَّمَاşüphesizذَٰلِكُمُişte oٱلشَّيۡطَٰنُşeytanيُخَوِّفُsizi korkutuyorأَوۡلِيَآءَهُۥkendi dostlarındanفَلَاonlardan korkmayınتَخَافُوهُمۡ*وَخَافُونِbenden korkunإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَinanmış
 
ANLAMI
İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur, inanmışsanız onlardan korkmayın, Benden korkun.
Ayet 176 Arapça Ayet
وَلَاseni üzmesinيَحۡزُنكَ*ٱلَّذِينَkimselerيُسَٰرِعُونَkoşan(lar)فِيinkaraٱلۡكُفۡرِۚ*إِنَّهُمۡelbette onlarلَنzarar veremezlerيَضُرُّواْ*ٱللَّهَAllah'aشَيۡـٔٗاۚhiçbirيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahأَلَّاkoymamakيَجۡعَلَ*لَهُمۡonlaraحَظّٗاhiçbir nasipفِيahiretteٱلۡأٓخِرَةِۖ*وَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük
 
ANLAMI
Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah'a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara büyük azab vardır.
Ayet 177 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerٱشۡتَرَوُاْsatın alan(lar)ٱلۡكُفۡرَinkarıبِٱلۡإِيمَٰنِiman karşılığındaلَنzarar vermezlerيَضُرُّواْ*ٱللَّهَAllah'aشَيۡـٔٗاۖhiçbirوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
İmanı inkara değişenler, şüphesiz Allah’a bir zarar veremiyeceklerdir. Elem verici azab onlaradır.
Ayet 178 Arapça Ayet
وَلَاsanmasınlarيَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓاْinkar edenlerأَنَّمَاkiنُمۡلِيsüre vermemizلَهُمۡkendilerineخَيۡرٞhayırlıdırلِّأَنفُسِهِمۡۚkendileri içinإِنَّمَاbiz süre veriyoruzنُمۡلِي*لَهُمۡonlaraلِيَزۡدَادُوٓاْartırsınlar diyeإِثۡمٗاۖgünahıوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٞbir azabمُّهِينٞalçaltıcı
 
ANLAMI
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.
Ayet 179 Arapça Ayet
مَّاdeğildirكَانَ*ٱللَّهُAllahلِيَذَرَbırakacakٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minleriعَلَىٰ(şu) üzerindeمَآbulunduğunuzأَنتُمۡsizinعَلَيۡهِ(hal) üzereحَتَّىٰkadarيَمِيزَayırıncayaٱلۡخَبِيثَpis olanıمِنَtemizdenٱلطَّيِّبِۗ*وَمَاve değildirكَانَ*ٱللَّهُAllahلِيُطۡلِعَكُمۡsizi vâkıf kılacakعَلَىüzerineٱلۡغَيۡبِgaybوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيَجۡتَبِيseçerمِنelçilerindenرُّسُلِهِۦ*مَنkimiيَشَآءُۖdiliyorsaفَـَٔامِنُواْo halde inanınبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦۚve elçilerineوَإِنeğerتُؤۡمِنُواْinanırوَتَتَّقُواْve korunursanızفَلَكُمۡsizin için vardırأَجۡرٌbir mükafatعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
Ayet 180 Arapça Ayet
وَلَاsanmasınlarيَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimselerيَبۡخَلُونَcimrilik eden(ler)بِمَآne kiءَاتَىٰهُمُkendilerine vermiştirٱللَّهُAllahمِنlütfundanفَضۡلِهِۦ*هُوَoخَيۡرٗاhayırlıdırلَّهُمۖkendileri içinبَلۡ(hayır) bilakisهُوَoشَرّٞşerlidirلَّهُمۡۖkendileri içinسَيُطَوَّقُونَboyunlarına dolandırılacaktırمَاşeylerبَخِلُواْcimrilik ettikleriبِهِۦonunlaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۗkıyametوَلِلَّهِAllah'ındırمِيرَٰثُmirasıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۗve yerinوَٱللَّهُAllahبِمَاne kiتَعۡمَلُونَyapıyorsunuzخَبِيرٞhaber alandır
 
ANLAMI
Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.
SAYFA 74
Ayet 181 Arapça Ayet
لَّقَدۡdoğrusuسَمِعَişittiٱللَّهُAllahقَوۡلَsözünüٱلَّذِينَkimselerinقَالُوٓاْdiyen(lerin)إِنَّmuhakkakٱللَّهَAllahفَقِيرٞfakirdirوَنَحۡنُve bizأَغۡنِيَآءُۘzenginizسَنَكۡتُبُyazacağızمَاşeyleriقَالُواْonların dedikleriوَقَتۡلَهُمُve öldürmeleriniٱلۡأَنۢبِيَآءَpeygamberleriبِغَيۡرِhaksız yereحَقّٖ*وَنَقُولُve diyeceğizذُوقُواْtadınعَذَابَazabınıٱلۡحَرِيقِyangın
 
ANLAMI
And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, "Yakıcı azabı tadın" diyeceğiz.
Ayet 182 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbuبِمَاkarşılığıdırقَدَّمَتۡyapıp öne sürdürdüğününأَيۡدِيكُمۡsizin ellerinizinوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahلَيۡسَasla değildirبِظَلَّامٖzulmediciلِّلۡعَبِيدِkullara
 
ANLAMI
"Bu, yaptığınızın karşılığıdır". Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Ayet 183 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiقَالُوٓاْdedilerإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَهِدَand verdiإِلَيۡنَآbizeأَلَّاinanmayalımنُؤۡمِنَ*لِرَسُولٍhiçbir elçiye;حَتَّىٰkadarيَأۡتِيَنَاbize getirinceyeبِقُرۡبَانٖbir kurbanتَأۡكُلُهُyiyeceğiٱلنَّارُۗateşinقُلۡde kiقَدۡelbetteجَآءَكُمۡsize gelmiştiرُسُلٞelçilerمِّنbenden önceقَبۡلِي*بِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık delillerleوَبِٱلَّذِيve bu dediğinizleقُلۡتُمۡ*فَلِمَniçinقَتَلۡتُمُوهُمۡonları öldürdünüzإِنeğerكُنتُمۡidiysenizصَٰدِقِينَdoğru
 
ANLAMI
"Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen, de ki: "Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?"
Ayet 184 Arapça Ayet
فَإِنeğerكَذَّبُوكَseni yalanladılarsaفَقَدۡdoğrusuكُذِّبَyalanlanmıştıرُسُلٞpeygamberler deمِّنsenden önceقَبۡلِكَ*جَآءُوgetirenبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık delillerوَٱلزُّبُرِhikmetli sahifelerوَٱلۡكِتَٰبِve Kitabıٱلۡمُنِيرِaydınlatıcı
 
ANLAMI
Seni yalancı saydılarsa, senden önce belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Ayet 185 Arapça Ayet
كُلُّherنَفۡسٖcanذَآئِقَةُtadacaktırٱلۡمَوۡتِۗölümüوَإِنَّمَاşüphesizتُوَفَّوۡنَsize eksiksiz verilecektirأُجُورَكُمۡecirlerinizيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۖkıyametفَمَنkim ki hemenزُحۡزِحَçekilip kurtarılırعَنِateş(in elin)denٱلنَّارِ*وَأُدۡخِلَve sokulursaٱلۡجَنَّةَcenneteفَقَدۡişte oفَازَۗkurtuluşa ermiştirوَمَاve değildirٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَآdünyaإِلَّاbaşka bir şeyمَتَٰعُzevktenٱلۡغُرُورِaldatıcı
 
ANLAMI
Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.
Ayet 186 Arapça Ayet
۞لَتُبۡلَوُنَّdeneneceksinizفِيٓhususundaأَمۡوَٰلِكُمۡmallarınızوَأَنفُسِكُمۡve canlarınızوَلَتَسۡمَعُنَّve (sözler) duyacaksınızمِنَkendilerineٱلَّذِينَ*أُوتُواْverilenlerdenٱلۡكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبۡلِكُمۡ*وَمِنَkimselerdenٱلَّذِينَ*أَشۡرَكُوٓاْortak koşan(lar)أَذٗىinciticiكَثِيرٗاۚçokوَإِنamaتَصۡبِرُواْsabrederوَتَتَّقُواْve korunursanızفَإِنَّşüphesizذَٰلِكَişte bunlarمِنۡyapmağa değerعَزۡمِ*ٱلۡأُمُورِişlerdendir
 
ANLAMI
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.
SAYFA 75
Ayet 187 Arapça Ayet
وَإِذۡhaniأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözٱلَّذِينَkendilerineأُوتُواْverilenlerdenٱلۡكِتَٰبَKitapلَتُبَيِّنُنَّهُۥonu mutlaka açıklayacaksınızلِلنَّاسِinsanlaraوَلَاgizlemeyeceksinizتَكۡتُمُونَهُۥ*فَنَبَذُوهُfakat onlar (verdikleri sözü) attılarوَرَآءَardınaظُهُورِهِمۡsırtlarınınوَٱشۡتَرَوۡاْve aldılarبِهِۦkarşılığındaثَمَنٗاbir paraقَلِيلٗاۖazıcıkفَبِئۡسَne kötüمَاşeyيَشۡتَرُونَsatın alıyorlar
 
ANLAMI
Allah, Kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz, diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp az bir değere değiştiler. Alış verişleri ne kötüdür!
Ayet 188 Arapça Ayet
لَاsanmaتَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimseleriيَفۡرَحُونَsevinenبِمَآo ettiklerineأَتَواْ*وَّيُحِبُّونَve sevenlerinأَنövülmeyiيُحۡمَدُواْ*بِمَاşeylerleلَمۡyapmadıklarıيَفۡعَلُواْ*فَلَاve zannetmeتَحۡسَبَنَّهُم*بِمَفَازَةٖkurtulacaklarınıمِّنَazabdanٱلۡعَذَابِۖ*وَلَهُمۡonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.
Ayet 189 Arapça Ayet
وَلِلَّهِve Allah'ındırمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۗve yerinوَٱللَّهُAllahعَلَىٰheكُلِّ*شَيۡءٖşeyeقَدِيرٌkadirdir
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye Kadir'dir.
Ayet 190 Arapça Ayet
إِنَّelbetteفِيyaratılışındaخَلۡقِ*ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِve yerinوَٱخۡتِلَٰفِve gidip gelişindeٱلَّيۡلِgeceninوَٱلنَّهَارِve gündüzünلَأٓيَٰتٖibretler vardırلِّأُوْلِيsahipleri içinٱلۡأَلۡبَٰبِsağduyu
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine şüphesiz deliller vardır.
Ayet 191 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيَذۡكُرُونَanarlarٱللَّهَAllah'ıقِيَٰمٗاayaktaوَقُعُودٗاve oturarakوَعَلَىٰve üzerineجُنُوبِهِمۡyanlarıوَيَتَفَكَّرُونَve düşünürlerفِيhakkındaخَلۡقِyaratılışıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِve yerinرَبَّنَاRabbimiz (derler)مَاyaratmadınخَلَقۡتَ*هَٰذَاbunuبَٰطِلٗاboş yereسُبۡحَٰنَكَsen yücesinفَقِنَاbizi koruعَذَابَazabındanٱلنَّارِateş
 
ANLAMI
Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru"
Ayet 192 Arapça Ayet
رَبَّنَآRabbimizإِنَّكَşüphesiz senمَنkimiتُدۡخِلِsokarsanٱلنَّارَateşeفَقَدۡmuhakkak kiأَخۡزَيۡتَهُۥۖonu perişan etmişsindirوَمَاyokturلِلظَّـٰلِمِينَzalimlerinمِنۡhiçbirأَنصَارٖyardımcıları
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Sen ateşe kimi sokarsan, onu şüphesiz rezil etmiş olursun, zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur".
Ayet 193 Arapça Ayet
رَّبَّنَآRabbimizإِنَّنَاşüphesiz bizسَمِعۡنَاişittikمُنَادِيٗاbir davetçiيُنَادِيçağıranلِلۡإِيمَٰنِimanaأَنۡinanın (diyerek)ءَامِنُواْ*بِرَبِّكُمۡRabbinizeفَـَٔامَنَّاۚhemen inandıkرَبَّنَاRabbimizفَٱغۡفِرۡbağışlaلَنَاbizimذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَكَفِّرۡve örtعَنَّاkötülüklerimiziسَيِّـَٔاتِنَا*وَتَوَفَّنَاve canımızı alمَعَberaberٱلۡأَبۡرَارِiyilerle
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Doğrusu biz Rabbinize inanın diye inanmaya çağıran bir çağırıcıyı işittik de iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bize bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızi iyilerle beraber al".
Ayet 194 Arapça Ayet
رَبَّنَاRabbimizوَءَاتِنَاve bize verمَاşeyiوَعَدتَّنَاva'dettiğinعَلَىٰelçilerineرُسُلِكَ*وَلَاbizi rezil perişan etme'تُخۡزِنَا*يَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۖkıyametإِنَّكَzira senلَاcaymazsınتُخۡلِفُ*ٱلۡمِيعَادَverdiğin sözden
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın".
SAYFA 76
Ayet 195 Arapça Ayet
فَٱسۡتَجَابَve karşılık verdiلَهُمۡonlaraرَبُّهُمۡRableriأَنِّيelbette benلَآzayi etmeyeceğimأُضِيعُ*عَمَلَişiniعَٰمِلٖ(hiçbir) çalışanınمِّنكُمsizdenمِّنerkekذَكَرٍ*أَوۡveyaأُنثَىٰۖkadınبَعۡضُكُمhepinizمِّنۢbirbirinizdensinizبَعۡضٖۖ*فَٱلَّذِينَkimselerهَاجَرُواْgöç eden(ler)وَأُخۡرِجُواْve çıkarılanlarمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمۡ*وَأُوذُواْve işkence edilenlerفِيbenim yolumdaسَبِيلِي*وَقَٰتَلُواْve vuruşanlarوَقُتِلُواْve öldürülenlerلَأُكَفِّرَنَّelbette örteceğimعَنۡهُمۡonlarınسَيِّـَٔاتِهِمۡkötülükleriniوَلَأُدۡخِلَنَّهُمۡve onları sokacağımجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarثَوَابٗاbir karşılık olarakمِّنۡkatındanعِندِ*ٱللَّهِۚAllahوَٱللَّهُAllahعِندَهُۥkatındadırحُسۡنُen güzeliٱلثَّوَابِkarşılıkların
 
ANLAMI
Rableri dualarını kabul etti: "Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır".
Ayet 196 Arapça Ayet
لَاseni aldatmasınيَغُرَّنَّكَ*تَقَلُّبُgezip dolaşmasıٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar eden(lerin)فِيşehirlerdeٱلۡبِلَٰدِ*
 
ANLAMI
İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü duraktır!..
Ayet 197 Arapça Ayet
مَتَٰعٞbir geçimdirقَلِيلٞazıcıkثُمَّsonraمَأۡوَىٰهُمۡgidecekleri yerجَهَنَّمُۖcehennemdirوَبِئۡسَve ne kötüٱلۡمِهَادُyataktır (orası)
 
ANLAMI
İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü duraktır!..
Ayet 198 Arapça Ayet
لَٰكِنِfakatٱلَّذِينَkimselereٱتَّقَوۡاْkorkan(lara)رَبَّهُمۡRablerindenلَهُمۡvardırجَنَّـٰتٞcennetlerتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarفِيهَاoradaنُزُلٗاağırlanacaklardırمِّنۡtarafındanعِندِ*ٱللَّهِۗAllahوَمَاbulunanlar iseعِندَyanındaٱللَّهِAllahخَيۡرٞdaha hayırlıdırلِّلۡأَبۡرَارِiyiler için
 
ANLAMI
Fakat Rablerinden sakınanlara, Allah katından konukluklar bulunan, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katındaki şeyler, iyi olanlar için daha hayırlıdır.
Ayet 199 Arapça Ayet
وَإِنَّdoğrusuمِنۡehlindenأَهۡلِ*ٱلۡكِتَٰبِKitapلَمَنöyleleri var kiيُؤۡمِنُinanırlarبِٱللَّهِAllah'aوَمَآve şeyeأُنزِلَindirileneإِلَيۡكُمۡsizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirileneإِلَيۡهِمۡkendilerineخَٰشِعِينَsaygılıdırlarلِلَّهِAllah'a karşıلَاsatmazlarيَشۡتَرُونَ*بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınثَمَنٗاparayaقَلِيلًاۚazıcıkأُوْلَـٰٓئِكَonlarınلَهُمۡvardırأَجۡرُهُمۡödülleriعِندَkatındaرَبِّهِمۡۗRableriإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلۡحِسَابِhesabı
 
ANLAMI
Kitap ehlinden Allah'a huşu duyarak inanıp, Allah'ın ayetlerini az bir değere değişmeyenler vardır. İşte onların ecirleri Rablerinin katındadır. Şüphesiz Allah'ın hesabı çabuktur.
Ayet 200 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)ٱصۡبِرُواْsabredinوَصَابِرُواْve sabırda direninوَرَابِطُواْve savaşa hazırlıklı uyanık bulunun'وَٱتَّقُواْve korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمۡumulur kiتُفۡلِحُونَbaşarıya eresiniz
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz.