ANKEBUT SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


Ayet 1
 Arapça Ayet
الٓمٓElif lam mim
 
ANLAMI
Elif, Lam, Mim.
Ayet 2 Arapça Ayet
أَحَسِبَinsanlar-mı sandılar?ٱلنَّاسُinsanlarأَنbırakılacaklarınıيُتۡرَكُوٓاْ*أَنdemekleيَقُولُوٓاْ*ءَامَنَّاinandıkوَهُمۡonlarلَاhiçيُفۡتَنُونَsınanmadan
 
ANLAMI
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunفَتَنَّاbiz sınadıkٱلَّذِينَkimseleriمِنonlardan öncekilerdenقَبۡلِهِمۡۖ*فَلَيَعۡلَمَنَّelbette bilecektirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriصَدَقُواْdoğrularıوَلَيَعۡلَمَنَّve bilecektirٱلۡكَٰذِبِينَyalancıları
 
ANLAMI
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
Ayet 4 Arapça Ayet
أَمۡyoksaحَسِبَkimseler-mı sandılar?ٱلَّذِينَkimselerيَعۡمَلُونَyapan(lar)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleriأَنbizi geçecekleriniيَسۡبِقُونَاۚ*سَآءَne kötüمَاhüküm veriyorlarيَحۡكُمُونَ*
 
ANLAMI
Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ayet 5 Arapça Ayet
مَنkimكَانَiseيَرۡجُواْumuyorلِقَآءَile buluşmayıٱللَّهِAllahفَإِنَّşüphesizأَجَلَ(buluşma) vaktiٱللَّهِAllah'ınلَأٓتٖۚgelmektedirوَهُوَve Oٱلسَّمِيعُişitendirٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَمَنve kimجَٰهَدَcihad ederseفَإِنَّمَاancakيُجَٰهِدُcihad ederلِنَفۡسِهِۦٓۚkendi yararınaإِنَّelbetteٱللَّهَAllahلَغَنِيٌّzengindirعَنِalemlerdenٱلۡعَٰلَمِينَ*
 
ANLAMI
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.
SAYFA 397
Ayet 7 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُواْinananlarوَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَنُكَفِّرَنَّmutlaka örteceğizعَنۡهُمۡonlarınسَيِّـَٔاتِهِمۡkötülükleriniوَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡve onları mükafatlandıracağızأَحۡسَنَen güzeliyleٱلَّذِيolduklarınınكَانُواْ*يَعۡمَلُونَyapmış
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenlerin kötülüklerini, and olsun ki, örteriz; onları, yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَوَصَّيۡنَاve biz tavsiye ettikٱلۡإِنسَٰنَinsanaبِوَٰلِدَيۡهِana babasınaحُسۡنٗاۖiyilik etmeyiوَإِنve eğerجَٰهَدَاكَonlar seni zorlarlarsaلِتُشۡرِكَortak koşman içinبِيbanaمَاbir şeyiلَيۡسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلۡمٞbilginفَلَاaslaتُطِعۡهُمَآۚonlara ita'at etmeإِلَيَّbanadırمَرۡجِعُكُمۡdönüşünüzفَأُنَبِّئُكُمsize haber veririmبِمَاşeyleriكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapmış
 
ANLAMI
Biz, insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer ana baba, seni bir şeyi körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Yaptıklarınızı size bildiririm.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُواْinananlarıوَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَنُدۡخِلَنَّهُمۡsokarızفِيarasınaٱلصَّـٰلِحِينَsalihler
 
ANLAMI
İnanıp, yararlı iş işleyenleri, and olsun, iyilerin arasına koyarız.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimisiيَقُولُderءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aفَإِذَآfakatأُوذِيَeziyet edilinceفِيuğrundaٱللَّهِAllahجَعَلَsayarفِتۡنَةَişkencesiniٱلنَّاسِinsanlarınكَعَذَابِazabı gibiٱللَّهِۖAllah'ınوَلَئِنamaجَآءَgelseنَصۡرٞbir yardımمِّنRabbindenرَّبِّكَ*لَيَقُولُنَّandolsun derler kiإِنَّاelbette biz deكُنَّاsizinle beraberdikمَعَكُمۡۚ*أَوَلَيۡسَdeğil midir?ٱللَّهُAllahبِأَعۡلَمَdaha iyi bilenبِمَاbulunanıفِيgöğüslerindeصُدُورِ*ٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
İnsanlardan: "Allah'a inandık" diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah'ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, "Doğrusu biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?
Ayet 11 Arapça Ayet
وَلَيَعۡلَمَنَّve elbette bilirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinananlarıوَلَيَعۡلَمَنَّve elbette bilirٱلۡمُنَٰفِقِينَiki yüzlüleri
 
ANLAMI
Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi(ler)ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar edenlerلِلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinananlaraٱتَّبِعُواْsiz uyunسَبِيلَنَاbizim yolumuzaوَلۡنَحۡمِلۡve biz taşırızخَطَٰيَٰكُمۡsizin hatalarınızıوَمَاoysa değillerdirهُمkendileriبِحَٰمِلِينَtaşıyacakمِنۡonların hatalarındanخَطَٰيَٰهُم*مِّنhiçbirشَيۡءٍۖşeyإِنَّهُمۡelbette onlarلَكَٰذِبُونَtamamen yalancıdırlar
 
ANLAMI
İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَلَيَحۡمِلُنَّve onlar taşıyacaklarأَثۡقَالَهُمۡkendi yükleriniوَأَثۡقَالٗاve (başka) yükleriمَّعَberaberأَثۡقَالِهِمۡۖkendi yükleriyleوَلَيُسۡـَٔلُنَّve elbette sorguya çekileceklerdirيَوۡمَgünündeٱلۡقِيَٰمَةِkıyametعَمَّاşeylerdenكَانُواْolduklarıيَفۡتَرُونَuyduruyor(lar)
 
ANLAMI
Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikنُوحًاNuh'uإِلَىٰkavmineقَوۡمِهِۦ*فَلَبِثَkaldıفِيهِمۡonların arasındaأَلۡفَbinسَنَةٍsenedenإِلَّاeksikخَمۡسِينَelliعَامٗاyılفَأَخَذَهُمُsonunda yakaladıٱلطُّوفَانُTufanوَهُمۡhaksızlık edenleriظَٰلِمُونَ*
 
ANLAMI
And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi.
SAYFA 398
Ayet 15 Arapça Ayet
فَأَنجَيۡنَٰهُfakat onu kurtardıkوَأَصۡحَٰبَve halkınıٱلسَّفِينَةِgemiوَجَعَلۡنَٰهَآve onu yaptıkءَايَةٗbir ibretلِّلۡعَٰلَمِينَalemlere
 
ANLAMI
Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.
Ayet 16 Arapça Ayet
وَإِبۡرَٰهِيمَve İbrahim(i gönderdik)إِذۡhaniقَالَdedi kiلِقَوۡمِهِkavmineٱعۡبُدُواْkulluk edinٱللَّهَAllah'aوَٱتَّقُوهُۖve O'ndan korkunذَٰلِكُمۡbuخَيۡرٞdaha hayırlıdırلَّكُمۡsizin içinإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡلَمُونَbiliyor(lar)
 
ANLAMI
İbrahim'i de gönderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir" dedi.
Ayet 17 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakتَعۡبُدُونَsiz tapıyorsunuzمِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanأَوۡثَٰنٗاbir takım putlaraوَتَخۡلُقُونَve uyduruyorsunuzإِفۡكًاۚyalan şeylerإِنَّşüphesizٱلَّذِينَsizin taptıklarınızتَعۡبُدُونَ*مِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanلَاgüçleri yetmezيَمۡلِكُونَ*لَكُمۡsizeرِزۡقٗاrızık vermeyeفَٱبۡتَغُواْsiz arayınعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınٱلرِّزۡقَrızkıوَٱعۡبُدُوهُve O'na tapınوَٱشۡكُرُواْve şükredinلَهُۥٓۖO'naإِلَيۡهِO'naتُرۡجَعُونَdöndürüleceksiniz
 
ANLAMI
Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَإِنve eğerتُكَذِّبُواْyalanlarsanızفَقَدۡelbetteكَذَّبَyalanlamışlardıأُمَمٞümmetler deمِّنsizden öncekiقَبۡلِكُمۡۖ*وَمَاve yokturعَلَىdüşenٱلرَّسُولِelçiyeإِلَّاbaşka bir şeyٱلۡبَلَٰغُtebliğ etmektenٱلۡمُبِينُaçıkça
 
ANLAMI
Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.
Ayet 19 Arapça Ayet
أَوَلَمۡgörmediler mi?يَرَوۡاْ*كَيۡفَnasılيُبۡدِئُbaşlatıyorٱللَّهُAllahٱلۡخَلۡقَyaratmayıثُمَّsonraيُعِيدُهُۥٓۚonu iade ediyorإِنَّşüphesizذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرٞkolaydır
 
ANLAMI
Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
Ayet 20 Arapça Ayet
قُلۡde kiسِيرُواْgezinفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَٱنظُرُواْve bakınكَيۡفَnasılبَدَأَbaşladıٱلۡخَلۡقَۚyaratmağaثُمَّsonraٱللَّهُAllahيُنشِئُyapacaktırٱلنَّشۡأَةَyaratmayı daٱلۡأٓخِرَةَۚsonإِنَّçünküٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞgücü yeter
 
ANLAMI
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
Ayet 21 Arapça Ayet
يُعَذِّبُazabederمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiوَيَرۡحَمُve acırمَنkimseyeيَشَآءُۖdilediğiوَإِلَيۡهِve hepiniz O'naتُقۡلَبُونَçevrilirsiniz
 
ANLAMI
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَمَآve değilsinizأَنتُمsizبِمُعۡجِزِينَaciz bırakacakفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*وَلَاve ne deفِيgökteٱلسَّمَآءِۖ*وَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanمِنhiçbirوَلِيّٖkoruyucu(nuz)وَلَاve ne deنَصِيرٖbir yardımcı(nız)
 
ANLAMI
Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz."
Ayet 23 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَلِقَآئِهِۦٓve O'nunla buluşmayıأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarيَئِسُواْümidi kesmişlerdirمِنbenim rahmetimdenرَّحۡمَتِي*وَأُوْلَـٰٓئِكَve işteلَهُمۡonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklı
 
ANLAMI
Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azap onlar içindir.
SAYFA 399
Ayet 24 Arapça Ayet
فَمَاveكَانَolmadıجَوَابَcevabıقَوۡمِهِۦٓkavmininإِلَّآbaşka bir şeyأَنdemelerindenقَالُواْ*ٱقۡتُلُوهُonu öldürünأَوۡyahutحَرِّقُوهُonu yakınفَأَنجَىٰهُfakat onu kurtardıٱللَّهُAllahمِنَateştenٱلنَّارِۚ*إِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَٰتٖibretlerلِّقَوۡمٖbir toplum içinيُؤۡمِنُونَinanan
 
ANLAMI
İbrahim'in sözlerine milletinin cevabı sadece: "Onu öldürün yahut yakın" demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiإِنَّمَاşüphesizٱتَّخَذۡتُمsiz edindinizمِّنbırakıpدُونِ*ٱللَّهِAllah'ıأَوۡثَٰنٗاbirtakım putlarمَّوَدَّةَsevmek içinبَيۡنِكُمۡbirbiriniziفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاۖdünyaثُمَّsonraيَوۡمَgünündeٱلۡقِيَٰمَةِkıyametيَكۡفُرُinkar edersinizبَعۡضُكُمbir kısmınızبِبَعۡضٖdiğeriniوَيَلۡعَنُve la'netlersinizبَعۡضُكُمbir kısmınızبَعۡضٗاdiğeriniوَمَأۡوَىٰكُمُve varacağınız yerٱلنَّارُateştirوَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنhiçbirنَّـٰصِرِينَyardımcı
 
ANLAMI
İbrahim şöyle demişti: "Dünya hayatında, Allah'ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyamet günü, birbirinize küfreder ve karşılıklı lanet okursunuz. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur."
Ayet 26 Arapça Ayet
۞فَـَٔامَنَbunun üzerine inandıلَهُۥonaلُوطٞۘLutوَقَالَve dedi kiإِنِّيelbette benمُهَاجِرٌhicret edeceğimإِلَىٰRabbimeرَبِّيٓۖ*إِنَّهُۥkuşkusuz OهُوَOٱلۡعَزِيزُAzizdirٱلۡحَكِيمُHakimdir
 
ANLAMI
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim "Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir" dedi.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَوَهَبۡنَاve biz armağan ettikلَهُۥٓonaإِسۡحَٰقَİshak'ıوَيَعۡقُوبَve Ya'kub'uوَجَعَلۡنَاve verdikفِيiçindekilereذُرِّيَّتِهِonun nesliٱلنُّبُوَّةَpeygamberlikوَٱلۡكِتَٰبَve Kitapوَءَاتَيۡنَٰهُve ona verdikأَجۡرَهُۥkarşılığınıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَاۖ*وَإِنَّهُۥve şüphesiz oفِيahiretteٱلۡأٓخِرَةِ*لَمِنَelbetteٱلصَّـٰلِحِينَiyilerdendir
 
ANLAMI
İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık; doğrusu o ahirette de iyilerdendir.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَلُوطًاve Lutإِذۡhaniقَالَdedi kiلِقَوۡمِهِۦٓkavmineإِنَّكُمۡşüphesiz sizلَتَأۡتُونَgidiyorsunuzٱلۡفَٰحِشَةَbir fuhşaمَاyapmadığıسَبَقَكُمsizden önceبِهَاonuمِنۡhiçأَحَدٖkimseninمِّنَalemlerdenٱلۡعَٰلَمِينَ*
 
ANLAMI
Lut da, milletine şöyle demişti: "Doğrusu siz dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz."
Ayet 29 Arapça Ayet
أَئِنَّكُمۡsiz ha?لَتَأۡتُونَgidiyorsunuzٱلرِّجَالَerkeklereوَتَقۡطَعُونَve kesiyorsunuzٱلسَّبِيلَyolوَتَأۡتُونَve yapıyorsunuzفِيtoplantılarınızdaنَادِيكُمُ*ٱلۡمُنكَرَۖedepsizce şeylerفَمَاfakatكَانَolmadıجَوَابَcevabıقَوۡمِهِۦٓKavmi'ninإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُواْ*ٱئۡتِنَاhaydi getirبِعَذَابِazabınıٱللَّهِAllah'ınإِنeğerكُنتَisenمِنَdoğrulardanٱلصَّـٰدِقِينَ*
 
ANLAMI
"Erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?" Milletinin cevabı: "Doğru sözlü isen bize Allah'ın azabını getir" demek oldu.
Ayet 30 Arapça Ayet
قَالَ(Lut) dediرَبِّRabbimٱنصُرۡنِيbana yardım etعَلَىkarşıٱلۡقَوۡمِşu kavmeٱلۡمُفۡسِدِينَbozguncu
 
ANLAMI
Lut: "Rabbim! Bozgunculara karşı bana yardım et" dedi.
SAYFA 400
Ayet 31 Arapça Ayet
وَلَمَّاzamanجَآءَتۡgeldikleriرُسُلُنَآelçilerimizإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'eبِٱلۡبُشۡرَىٰbir müjde ileقَالُوٓاْdediler kiإِنَّاmuhakkak bizمُهۡلِكُوٓاْhelak edeceğizأَهۡلِhalkınıهَٰذِهِşuٱلۡقَرۡيَةِۖ(Sodom) kentinإِنَّçünküأَهۡلَهَاoranın halkıكَانُواْoldularظَٰلِمِينَzalimler(den)
 
ANLAMI
Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldiklerinde: "Biz şu kent halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir" dediler.
Ayet 32 Arapça Ayet
قَالَ(İbrahim) dedi kiإِنَّamaفِيهَاorada vardırلُوطٗاۚLutقَالُواْdediler kiنَحۡنُbizأَعۡلَمُdaha iyi bilirizبِمَنkimin bulunduğunuفِيهَاۖoradaلَنُنَجِّيَنَّهُۥonu kurtaracağızوَأَهۡلَهُۥٓve ailesiniإِلَّاyalnızٱمۡرَأَتَهُۥkarısıكَانَتۡolmuşturمِنَkalacaklardanٱلۡغَٰبِرِينَ*
 
ANLAMI
İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَلَمَّآne zaman kiأَنgeldiجَآءَتۡ*رُسُلُنَاelçilerimizلُوطٗاLut'aسِيٓءَfenalaştıبِهِمۡonlar yüzündenوَضَاقَve daraldıبِهِمۡonlar hakkındaذَرۡعٗاۖhuzursuzcaوَقَالُواْve dedilerلَاkorkmaتَخَفۡ*وَلَاve ne deتَحۡزَنۡüzülmeإِنَّاelbette bizمُنَجُّوكَseni kurtaracağızوَأَهۡلَكَve aileniإِلَّاyalnızٱمۡرَأَتَكَkarınكَانَتۡolmuşturمِنَkalacaklardanٱلۡغَٰبِرِينَ*
 
ANLAMI
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
Ayet 34 Arapça Ayet
إِنَّاşüphesiz bizمُنزِلُونَindireceğizعَلَىٰٓüstüneأَهۡلِhalkınınهَٰذِهِşuٱلۡقَرۡيَةِülkeرِجۡزٗاbir azabمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*بِمَاsebebiyleكَانُواْolmalarıيَفۡسُقُونَfasıklık yapıyor(lar)
 
ANLAMI
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
Ayet 35 Arapça Ayet
وَلَقَدve andolsunتَّرَكۡنَاbiz bırakmışızdırمِنۡهَآondanءَايَةَۢbir işaretبَيِّنَةٗaçıkلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَعۡقِلُونَaklını kullanan
 
ANLAMI
And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.
Ayet 36 Arapça Ayet
وَإِلَىٰveمَدۡيَنَMedyen'eأَخَاهُمۡkardeşleriشُعَيۡبٗاŞuayb'i (gönderdik)فَقَالَdediيَٰقَوۡمِey kavmimٱعۡبُدُواْkuluk edinٱللَّهَAllah'aوَٱرۡجُواْve umunٱلۡيَوۡمَgününüٱلۡأٓخِرَahiretوَلَاve aslaتَعۡثَوۡاْkarışıklık çıkarmayınفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*مُفۡسِدِينَbozgunculukla
 
ANLAMI
Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. O, "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
Ayet 37 Arapça Ayet
فَكَذَّبُوهُonu yalanladılarفَأَخَذَتۡهُمُbu yüzden onları yakaladıٱلرَّجۡفَةُdepremفَأَصۡبَحُواْve kaldılarفِيyurtlarındaدَارِهِمۡ*جَٰثِمِينَdiz üstü çöküp
 
ANLAMI
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Ayet 38 Arapça Ayet
وَعَادٗاve Ad'ıوَثَمُودَاْve Semud'uوَقَدve gerçektenتَّبَيَّنَbu belli olmaktadırلَكُمsizeمِّنoturdukları yerlerdenمَّسَٰكِنِهِمۡۖ*وَزَيَّنَve süslediلَهُمُonlaraٱلشَّيۡطَٰنُşeytanأَعۡمَٰلَهُمۡyaptıkları işleriniفَصَدَّهُمۡve onları çıkardıعَنِyoldanٱلسَّبِيلِ*وَكَانُواْve oldularمُسۡتَبۡصِرِينَgörenlerden
 
ANLAMI
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
SAYFA 401
Ayet 39 Arapça Ayet
وَقَٰرُونَve Kaarun'uوَفِرۡعَوۡنَve Fir'avn'ıوَهَٰمَٰنَۖve Haman'ıوَلَقَدۡve andolsunجَآءَهُمonlara geldiمُّوسَىٰMusaبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarlaفَٱسۡتَكۡبَرُواْfakat onlar büyüklük tasladılarفِيo yerdeٱلۡأَرۡضِ*وَمَاamaكَانُواْdeğillerdiسَٰبِقِينَgeçip gidecek
 
ANLAMI
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
Ayet 40 Arapça Ayet
فَكُلًّاnitekim hepsiniأَخَذۡنَاyakaladıkبِذَنۢبِهِۦۖgünahıylaفَمِنۡهُمonlardanمَّنۡkimininأَرۡسَلۡنَاgönderdikعَلَيۡهِüstüneحَاصِبٗاtaş yağdıran bir fırtınaوَمِنۡهُمve onlardanمَّنۡkiminiأَخَذَتۡهُyakaladıٱلصَّيۡحَةُkorkunç bir sesوَمِنۡهُمve onlardanمَّنۡkiminiخَسَفۡنَاbatırdıkبِهِonunlaٱلۡأَرۡضَyereوَمِنۡهُمve onlardanمَّنۡkiminiأَغۡرَقۡنَاۚboğdukوَمَاveكَانَdeğildiٱللَّهُAllahلِيَظۡلِمَهُمۡonlara zulmedecekوَلَٰكِنfakatكَانُوٓاْonlarأَنفُسَهُمۡkendi kendilerineيَظۡلِمُونَzulmediyorlardı
 
ANLAMI
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Ayet 41 Arapça Ayet
مَثَلُmisaliٱلَّذِينَkimselerinٱتَّخَذُواْedinen(lerin)مِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanأَوۡلِيَآءَdostlarكَمَثَلِmisali gibidirٱلۡعَنكَبُوتِörümcekٱتَّخَذَتۡedinenبَيۡتٗاۖbir evوَإِنَّşüphesizأَوۡهَنَen gevşeğiٱلۡبُيُوتِevlerinلَبَيۡتُelbette evidirٱلۡعَنكَبُوتِۚörümcekلَوۡkeşkeكَانُواْidiيَعۡلَمُونَbilseler
 
ANLAMI
Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
Ayet 42 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَعۡلَمُbilirمَاşeyleriيَدۡعُونَonların yalvardıklarınıمِنkendisinden başkaدُونِهِۦ*مِنne gibiشَيۡءٖۚşeylereوَهُوَOٱلۡعَزِيزُüstündürٱلۡحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim'dir.
Ayet 43 Arapça Ayet
وَتِلۡكَve buٱلۡأَمۡثَٰلُmisalleriنَضۡرِبُهَاbiz anlatıyoruzلِلنَّاسِۖinsanlaraوَمَاamaيَعۡقِلُهَآonları düşünüp anlamazإِلَّاbaşkasıٱلۡعَٰلِمُونَbilenlerden
 
ANLAMI
Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
Ayet 44 Arapça Ayet
خَلَقَyarattıٱللَّهُAllahٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriبِٱلۡحَقِّۚhak ileإِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَةٗbir ibretلِّلۡمُؤۡمِنِينَinananlar için
 
ANLAMI
Allah gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Doğrusu bunda inananlara bir ders vardır.
Ayet 45 Arapça Ayet
ٱتۡلُokuمَآşeyiأُوحِيَvahyedileniإِلَيۡكَsanaمِنَkitaptanٱلۡكِتَٰبِ*وَأَقِمِve kılٱلصَّلَوٰةَۖnamazıإِنَّelbetteٱلصَّلَوٰةَnamazتَنۡهَىٰmen'ederعَنِiğrenç şeylerden;ٱلۡفَحۡشَآءِ*وَٱلۡمُنكَرِۗve kötülükler(den)وَلَذِكۡرُelbette anmakٱللَّهِAllah'ıأَكۡبَرُۗen büyük(ibadet)tirوَٱللَّهُve Allahيَعۡلَمُbilirمَاneتَصۡنَعُونَyapıyorsunuz
 
ANLAMI
Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.
SAYFA 402  •  CÜZ 21
Ayet 46 Arapça Ayet
۞وَلَاve aslaتُجَٰدِلُوٓاْtartışmayınأَهۡلَehliyleٱلۡكِتَٰبِkitapإِلَّاbaşka şekildeبِٱلَّتِي(tarzdan)هِيَoأَحۡسَنُen güzelإِلَّاdışındaٱلَّذِينَhaksızlık edenleriظَلَمُواْ*مِنۡهُمۡۖonlarınوَقُولُوٓاْve deyin kiءَامَنَّاinandıkبِٱلَّذِيٓindirileneأُنزِلَ*إِلَيۡنَاbizeوَأُنزِلَve indirileneإِلَيۡكُمۡsizeوَإِلَٰهُنَاve tanrımızوَإِلَٰهُكُمۡve tanrınızوَٰحِدٞbirdirوَنَحۡنُve biz deلَهُۥO'naمُسۡلِمُونَteslim olanlarız
 
ANLAMI
Kitap ehlinden zulmedenler bir yana, onlarla en güzel şekilde mücadele edin, şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim Tanrımız da, sizin Tanrınız da birdir, biz O'na teslim olmuşuzdur."
Ayet 47 Arapça Ayet
وَكَذَٰلِكَve işte böyleceأَنزَلۡنَآindirdikإِلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَۚKitabıفَٱلَّذِينَkimselerءَاتَيۡنَٰهُمُkendilerine verdiklerimizٱلۡكِتَٰبَKitabıيُؤۡمِنُونَinanırlarبِهِۦۖonaوَمِنۡveهَـٰٓؤُلَآءِşunlardan (Araplardan)مَنkimselerيُؤۡمِنُinananırlarبِهِۦۚonaوَمَاveيَجۡحَدُinkar etmezبِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiziإِلَّاbaşkasıٱلۡكَٰفِرُونَkafirlerden
 
ANLAMI
Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَمَاveكُنتَsen değildinتَتۡلُواْokuyanمِنbundan önceقَبۡلِهِۦ*مِنKitaptanكِتَٰبٖ*وَلَاveتَخُطُّهُۥonu yazmıyordunبِيَمِينِكَۖelinleإِذٗاöyle olsaydıلَّٱرۡتَابَkuşkulanırlardıٱلۡمُبۡطِلُونَbatılda olanlar
 
ANLAMI
Sen daha önce bir kitabtan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Öyle olsaydı, batıl söze uyanlar şüpheye düşerlerdi.
Ayet 49 Arapça Ayet
بَلۡhayırهُوَoءَايَٰتُۢayetlerdirبَيِّنَٰتٞaçık açıkفِيbulunanصُدُورِgöğüslerdeٱلَّذِينَolanlarınأُوتُواْverilmişٱلۡعِلۡمَۚbilgiوَمَاveيَجۡحَدُinkar etmezبِـَٔايَٰتِنَآbizim ayetlerimiziإِلَّاbaşkasıٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerden
 
ANLAMI
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.
Ayet 50 Arapça Ayet
وَقَالُواْve dediler kiلَوۡلَآdeğil miydi?أُنزِلَindirilmeliعَلَيۡهِonaءَايَٰتٞayetlerمِّنRabbindenرَّبِّهِۦۚ*قُلۡde kiإِنَّمَاşüphesizٱلۡأٓيَٰتُayetler (mu'cizeler)عِندَyanındadırٱللَّهِAllah'ınوَإِنَّمَآve şüphesizأَنَا۠ben ancakنَذِيرٞbir uyarıcıyımمُّبِينٌapaçık
 
ANLAMI
"Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Ayet 51 Arapça Ayet
أَوَلَمۡonlara yetmedi mi?يَكۡفِهِمۡ*أَنَّآindirdik-ki bizأَنزَلۡنَاindirdikعَلَيۡكَsanaٱلۡكِتَٰبَKitabıيُتۡلَىٰokunanعَلَيۡهِمۡۚkendilerineإِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَرَحۡمَةٗbir rahmetوَذِكۡرَىٰve öğütلِقَوۡمٖbir toplum içinيُؤۡمِنُونَinanan
 
ANLAMI
Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
Ayet 52 Arapça Ayet
قُلۡde kiكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahبَيۡنِيbenimleوَبَيۡنَكُمۡsizin aranızdaشَهِيدٗاۖşahid olarakيَعۡلَمُO bilirمَاolanlarıفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۗve yerdeوَٱلَّذِينَveءَامَنُواْinananlarبِٱلۡبَٰطِلِbatılaوَكَفَرُواْve inkar edenlerبِٱللَّهِAllah'ıأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar
 
ANLAMI
De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahit olarak yeter. O, göklerde ve yerde olanı, batıla inananları ve Allah'ı inkar edenleri bilir." İşte kaybedenler bunlardır.
SAYFA 403
Ayet 53 Arapça Ayet
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَsenden çabuk istiyorlarبِٱلۡعَذَابِazabıوَلَوۡلَآeğer olmasaydıأَجَلٞbir süreمُّسَمّٗىbelirtilmişلَّجَآءَهُمُonlara hemen gelirdiٱلۡعَذَابُۚazabوَلَيَأۡتِيَنَّهُمve o kendilerine gelecektirبَغۡتَةٗansızınوَهُمۡve onlarلَاhiçيَشۡعُرُونَfarkında değillerken
 
ANLAMI
Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.
Ayet 54 Arapça Ayet
يَسۡتَعۡجِلُونَكَsenden çabucak istiyorlarبِٱلۡعَذَابِazabıوَإِنَّve şüphesizجَهَنَّمَcehennemلَمُحِيطَةُۢkuşatmış ikenبِٱلۡكَٰفِرِينَinkarcıları
 
ANLAMI
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
Ayet 55 Arapça Ayet
يَوۡمَo günيَغۡشَىٰهُمُonları örterٱلۡعَذَابُazabمِنüstlerindenفَوۡقِهِمۡ*وَمِنveتَحۡتِaltındanأَرۡجُلِهِمۡayaklarınınوَيَقُولُve (Allah) der kiذُوقُواْtadınمَاneكُنتُمۡidiysenizتَعۡمَلُونَyapıyor
 
ANLAMI
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
Ayet 56 Arapça Ayet
يَٰعِبَادِيَey kullarımٱلَّذِينَinananءَامَنُوٓاْ*إِنَّşüphesizأَرۡضِيbenim arzımوَٰسِعَةٞgeniştirفَإِيَّـٰيَo halde banaفَٱعۡبُدُونِkulluk edin
 
ANLAMI
Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.
Ayet 57 Arapça Ayet
كُلُّherنَفۡسٖcanذَآئِقَةُtadacaktırٱلۡمَوۡتِۖölümüثُمَّsonraإِلَيۡنَاbizeتُرۡجَعُونَdöndürüleceksiniz
 
ANLAMI
Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döneceksiniz.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُواْinananlarıوَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَنُبَوِّئَنَّهُمyerleştiririzمِّنَcennettenٱلۡجَنَّةِ*غُرَفٗاyüksek odalaraتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalırlarفِيهَاۚoradaنِعۡمَne güzeldirأَجۡرُücretiٱلۡعَٰمِلِينَçalışanların
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!
Ayet 59 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiصَبَرُواْsabrettilerوَعَلَىٰveرَبِّهِمۡRabblerineيَتَوَكَّلُونَdayanmaktadırlar
 
ANLAMI
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!
Ayet 60 Arapça Ayet
وَكَأَيِّنnicesi var kiمِّنcanlı(lar)danدَآبَّةٖ*لَّاtaşıyamazتَحۡمِلُ*رِزۡقَهَاrızkınıٱللَّهُAllahيَرۡزُقُهَاonları da beslerوَإِيَّاكُمۡۚsizi deوَهُوَve Oٱلسَّمِيعُişitendirٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.
Ayet 61 Arapça Ayet
وَلَئِنandolsun eğerسَأَلۡتَهُمonlara desen kiمَّنۡkimخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriوَسَخَّرَve (kim) boyun eğdirdi?ٱلشَّمۡسَgüneşiوَٱلۡقَمَرَve ayıلَيَقُولُنَّelbette derlerٱللَّهُۖAllahفَأَنَّىٰnasıl?يُؤۡفَكُونَdöndürülüyorsunuz
 
ANLAMI
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz "Allah'tır" derler. Öyleyse niçin döndürülüyorlar?
Ayet 62 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahيَبۡسُطُaçarٱلرِّزۡقَrızkıلِمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنۡkullarındanعِبَادِهِۦ*وَيَقۡدِرُve kısarلَهُۥٓۚonaإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Ayet 63 Arapça Ayet
وَلَئِنve eğerسَأَلۡتَهُمonlara sorsanمَّنkimنَّزَّلَindirdiمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗsuyuفَأَحۡيَاve dirilttiبِهِonunlaٱلۡأَرۡضَyeriمِنۢsonraبَعۡدِ*مَوۡتِهَاöldüktenلَيَقُولُنَّelbette derlerٱللَّهُۚAllahقُلِde kiٱلۡحَمۡدُhamd (övgü)لِلَّهِۚAllah'adırبَلۡdoğrusuأَكۡثَرُهُمۡçoklarıلَاdüşünmezlerيَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
And olsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akletmezler.
SAYFA 404
Ayet 64 Arapça Ayet
وَمَاve değildirهَٰذِهِbuٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَآdünyaإِلَّاbaşka bir şeyلَهۡوٞeğlencedenوَلَعِبٞۚve oyundanوَإِنَّve elbetteٱلدَّارَyurduٱلۡأٓخِرَةَahiretلَهِيَişte odurٱلۡحَيَوَانُۚasıl hayatلَوۡkeşkeكَانُواْolsalardıيَعۡلَمُونَbiliyor(lar)
 
ANLAMI
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!
Ayet 65 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanرَكِبُواْbindikleriفِيgemiyeٱلۡفُلۡكِ*دَعَوُاْyalvarırlarٱللَّهَAllah'aمُخۡلِصِينَhalis kılarakلَهُyalnız O'naٱلدِّينَdiniفَلَمَّاfakatنَجَّىٰهُمۡonları salimen çıkarıncaإِلَىkarayaٱلۡبَرِّ*إِذَاhemenهُمۡonlarيُشۡرِكُونَortak koşarlar
 
ANLAMI
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Ayet 66 Arapça Ayet
لِيَكۡفُرُواْnankörlük etmek içinبِمَآşeyeءَاتَيۡنَٰهُمۡkendilerine verdiğimizوَلِيَتَمَتَّعُواْۚve zevk içinde yaşasınlar diyeفَسَوۡفَama yakındaيَعۡلَمُونَbileceklerdir
 
ANLAMI
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Ayet 67 Arapça Ayet
أَوَلَمۡgörmediler mi?يَرَوۡاْ*أَنَّاbizجَعَلۡنَا(Mekke'yi) kıldıkحَرَمًاdokunulmazءَامِنٗاgüvenliوَيُتَخَطَّفُkaçırılırkenٱلنَّاسُinsanlarمِنۡçevrelerindenحَوۡلِهِمۡۚ*أَفَبِٱلۡبَٰطِلِhâlâ batıla mı?يُؤۡمِنُونَinanıyorlarوَبِنِعۡمَةِve ni'metineٱللَّهِAllah'ınيَكۡفُرُونَnankörlük ediyorlar
 
ANLAMI
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken Bizim Mekke'yi güven içinde ve kutsal bir yer kıldığımızı görmediler mi Batıla inanıp Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Ayet 68 Arapça Ayet
وَمَنۡve kimdir?أَظۡلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفۡتَرَىٰiftira atanعَلَىüzerineٱللَّهِAllah'ınكَذِبًاyalanıأَوۡveyaكَذَّبَyalanlayandanبِٱلۡحَقِّgerçeğiلَمَّاkendisine gelenجَآءَهُۥٓۚ*أَلَيۡسَyok mudur?فِيcehennemdeجَهَنَّمَ*مَثۡوٗىbir yerلِّلۡكَٰفِرِينَkafirler için
 
ANLAMI
Allah'a karşı yalan uydurandan veya hak kendisine gelmişken onu yalanlayandan daha zalim kimdir Cehennemde inkarcılar için durak yok mudur?
Ayet 69 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimseleriجَٰهَدُواْcihad eden(leri)فِينَاbiz(im uğrumuz)daلَنَهۡدِيَنَّهُمۡbiz elbette iletirizسُبُلَنَاۚyollarımızaوَإِنَّve muhakkak kiٱللَّهَAllahلَمَعَberaberdirٱلۡمُحۡسِنِينَiyilik edenlerle
 
ANLAMI
Ama Bizim uğrumuzda cihat edenleri elbette yollarımıza eriştireceğiz. Allah şüphesiz, iyi davrananlarla beraberdir.