NUR SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 350
Ayet 1 Arapça Ayet
سُورَةٌbir suredirأَنزَلۡنَٰهَاbu indirdiğimizوَفَرَضۡنَٰهَاve farz kıldığımızوَأَنزَلۡنَاve indirdikفِيهَآondaءَايَٰتِۭayetlerبَيِّنَٰتٖaçık açıkلَّعَلَّكُمۡbelkiتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırsınız
 
ANLAMI
Bu, indirip, hükümlerini kesinleştirdiğimiz suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
Ayet 2 Arapça Ayet
ٱلزَّانِيَةُzina eden kadınaوَٱلزَّانِيve zina eden erkeğeفَٱجۡلِدُواْvurunكُلَّherوَٰحِدٖbirineمِّنۡهُمَاonlardanمِاْئَةَyüzجَلۡدَةٖۖdeğnekوَلَاve aslaتَأۡخُذۡكُمsizi tutmasınبِهِمَاonlara karşıرَأۡفَةٞacıma duygusuفِيdininde (cezasını uygulamada)دِينِ*ٱللَّهِAllah'ınإِنeğerكُنتُمۡisenizتُؤۡمِنُونَinananlarبِٱللَّهِAllah'aوَٱلۡيَوۡمِve gününeٱلۡأٓخِرِۖahiretوَلۡيَشۡهَدۡve şahid olsunعَذَابَهُمَاonlara yapılan azabaطَآئِفَةٞbir grupمِّنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*
 
ANLAMI
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.
Ayet 3 Arapça Ayet
ٱلزَّانِيzina eden erkekلَاevlenmezيَنكِحُ*إِلَّاbaşkasıylaزَانِيَةًzina eden kadındanأَوۡveyaمُشۡرِكَةٗmüşrik kadındanوَٱلزَّانِيَةُve zina eden kadınلَاevlenmezيَنكِحُهَآ*إِلَّاbaşkasıylaزَانٍzina eden erkektenأَوۡveyaمُشۡرِكٞۚmüşrik erkektenوَحُرِّمَharam kılınmıştırذَٰلِكَbuعَلَىüzerineٱلۡمُؤۡمِنِينَmü'minler
 
ANLAMI
Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَzina ile suçlayanيَرۡمُونَ*ٱلۡمُحۡصَنَٰتِnamuslu kadınlarıثُمَّsonraلَمۡgetirmeyenlereيَأۡتُواْ*بِأَرۡبَعَةِdörtشُهَدَآءَşahidفَٱجۡلِدُوهُمۡvurun onlaraثَمَٰنِينَseksenجَلۡدَةٗdeğnekوَلَاve artıkتَقۡبَلُواْkabul etmeyinلَهُمۡonlarınشَهَٰدَةًşahidliğiniأَبَدٗاۚaslaوَأُوْلَـٰٓئِكَve işteهُمُonlarٱلۡفَٰسِقُونَyoldan çıkmış kimselerdir
 
ANLAMI
İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.
Ayet 5 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçtirٱلَّذِينَkimselerتَابُواْtevbe eden(ler)مِنۢsonraبَعۡدِ*ذَٰلِكَbundanوَأَصۡلَحُواْve uslananlarفَإِنَّçünküٱللَّهَAllahغَفُورٞçok bağışlayandırرَّحِيمٞçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimselerيَرۡمُونَzina ile suçlayanأَزۡوَٰجَهُمۡeşleriniوَلَمۡveيَكُنbulunmayanlarلَّهُمۡonlarınشُهَدَآءُşahidleriإِلَّآbaşkaأَنفُسُهُمۡkendilerindenفَشَهَٰدَةُ(o halde) şahidliğiأَحَدِهِمۡonlardan her birininأَرۡبَعُdört defaشَهَٰدَٰتِۭşahid tutmasıdırبِٱللَّهِAllah'ıإِنَّهُۥkendisinin mutlakaلَمِنَdoğru söyleyenlerden olduğunaٱلصَّـٰدِقِينَ*
 
ANLAMI
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَٱلۡخَٰمِسَةُbeşinci defasındaأَنَّkuşkusuzلَعۡنَتَla'netininٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡهِkendi üzerine olmasını dilerإِنeğerكَانَiseمِنَyalan söyleyenlerdenٱلۡكَٰذِبِينَ*
 
ANLAMI
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَيَدۡرَؤُاْve kaldırırعَنۡهَاkendisindenٱلۡعَذَابَazabıأَنkadının şahidlik etmesiتَشۡهَدَ*أَرۡبَعَdört defaشَهَٰدَٰتِۭşahid tutupبِٱللَّهِAllah'ıإِنَّهُۥonun (kocasının)لَمِنَyalan söyleyenlerden olduğunaٱلۡكَٰذِبِينَ*
 
ANLAMI
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَٱلۡخَٰمِسَةَbeşinci defa daأَنَّkuşkusuzغَضَبَgazabınınٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡهَآkendi üzerine olmasını dilerإِنeğerكَانَ(kocası) iseمِنَdoğrulardanٱلصَّـٰدِقِينَ*
 
ANLAMI
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَلَوۡلَاya olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsizeوَرَحۡمَتُهُۥve rahmetiوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahتَوَّابٌtevbeleri çok kabul edendirحَكِيمٌhikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah'ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakim olmasaydı suçlunun hemen cezasını verirdi.
SAYFA 351
Ayet 11 Arapça Ayet
إِنَّkuşkusuzٱلَّذِينَgetirenlerجَآءُو*بِٱلۡإِفۡكِiftirayıعُصۡبَةٞbir toplulukturمِّنكُمۡۚiçinizdenلَاonu sanmayınتَحۡسَبُوهُ*شَرّٗاşerلَّكُمۖsizin içinبَلۡbilakisهُوَoخَيۡرٞhayırdırلَّكُمۡۚsizin içinلِكُلِّher (karşılığını görecektir)ٱمۡرِيٕٖkişiمِّنۡهُمonlardanمَّاneٱكۡتَسَبَişledi (ise)مِنَgünahınınٱلۡإِثۡمِۚ*وَٱلَّذِيkimseyeتَوَلَّىٰyüklenenكِبۡرَهُۥen büyüğünüمِنۡهُمۡonlardanلَهُۥonun (yalanın)عَذَابٌbir azab (vardır)عَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.
Ayet 12 Arapça Ayet
لَّوۡلَآgerekmez miydi?إِذۡzamanسَمِعۡتُمُوهُonu işittiğinizظَنَّzanda bulunupٱلۡمُؤۡمِنُونَinanan erkeklerinوَٱلۡمُؤۡمِنَٰتُve inanan kadınlarınبِأَنفُسِهِمۡkendiliklerindenخَيۡرٗاgüzelوَقَالُواْve demeleriهَٰذَآbuإِفۡكٞbir iftiradırمُّبِينٞapaçık
 
ANLAMI
Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?
Ayet 13 Arapça Ayet
لَّوۡلَاgerekmez miydi?جَآءُوgetirmeleriعَلَيۡهِonaبِأَرۡبَعَةِdörtشُهَدَآءَۚşahidفَإِذۡmadem kiلَمۡgetirmedilerيَأۡتُواْ*بِٱلشُّهَدَآءِşahidleriفَأُوْلَـٰٓئِكَo halde onlarعِندَyanındaٱللَّهِAllahهُمُonlarٱلۡكَٰذِبُونَyalancılardır
 
ANLAMI
Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَلَوۡلَاve eğer olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsizeوَرَحۡمَتُهُۥve rahmetiفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteلَمَسَّكُمۡsize mutlaka dokunurduفِيhakkındaمَآşey (iftira)أَفَضۡتُمۡdaldığınızفِيهِiçineعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük
 
ANLAMI
Allah'ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.
Ayet 15 Arapça Ayet
إِذۡçünküتَلَقَّوۡنَهُۥsiz onu alıveriyorsunuzبِأَلۡسِنَتِكُمۡdillerinizleوَتَقُولُونَve söylüyorsunuzبِأَفۡوَاهِكُمağızlarınızlaمَّاbir şeyiلَيۡسَhiç olmayanلَكُمsizinبِهِۦhakkındaعِلۡمٞbilgi(niz)وَتَحۡسَبُونَهُۥve onu sanıyorsunuzهَيِّنٗاönemsiz bir işوَهُوَoysa oعِندَyanındaٱللَّهِAllahعَظِيمٞbüyüktür
 
ANLAMI
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.
Ayet 16 Arapça Ayet
وَلَوۡلَآgerekmez miydi?إِذۡzamanسَمِعۡتُمُوهُonu işittiğinizقُلۡتُمdemenizمَّاyakışmazيَكُونُ*لَنَآbizeأَنkonuşmamızنَّتَكَلَّمَ*بِهَٰذَاbunuسُبۡحَٰنَكَSeni tenzih ederizهَٰذَاbuبُهۡتَٰنٌbir iftiradırعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
O'nu işittiğinizde: "Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Ayet 17 Arapça Ayet
يَعِظُكُمُsize öğüt veriyorٱللَّهُAllahأَنdönmemeniz içinتَعُودُواْ*لِمِثۡلِهِۦٓböyle bir şeyeأَبَدًاbir daha aslaإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤۡمِنِينَinananlar
 
ANLAMI
Eğer mümin kişilerdenseniz, Allah buna benzer bir şeye bir daha dönmemenizi tavsiye eder.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَيُبَيِّنُve açıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمُsizeٱلۡأٓيَٰتِۚayetleri(ni)وَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Allah size ayetleri açıkça bildirir. Allah bilendir, Hakim'dir.
Ayet 19 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereيُحِبُّونَisteyenlereأَنyayılmasınıتَشِيعَ*ٱلۡفَٰحِشَةُedepsizliğinفِيiçindeٱلَّذِينَinananlarءَامَنُواْ*لَهُمۡvardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٞacıklıفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِۚve ahiretteوَٱللَّهُve Allahيَعۡلَمُbilirوَأَنتُمۡancak sizلَاbilmezsinizتَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Müminler arasından hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَلَوۡلَاve eğer olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsizeوَرَحۡمَتُهُۥve rahmetiوَأَنَّve kuşkusuzٱللَّهَAllahرَءُوفٞçok şefkatlidirرَّحِيمٞmerhametlidir
 
ANLAMI
Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.
SAYFA 352
Ayet 21 Arapça Ayet
۞يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاizlemeyinتَتَّبِعُواْ*خُطُوَٰتِadımlarınıٱلشَّيۡطَٰنِۚşeytanınوَمَنve kimيَتَّبِعۡizlerseخُطُوَٰتِadımlarınıٱلشَّيۡطَٰنِşeytanınفَإِنَّهُۥmuhakkak oيَأۡمُرُ(ona) emrederبِٱلۡفَحۡشَآءِedepsizliğiوَٱلۡمُنكَرِۚve kötülüğüوَلَوۡلَاve eğer olmasaydıفَضۡلُlutfuٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡكُمۡsizeوَرَحۡمَتُهُۥve rahmetiمَاtemizlemezdiزَكَىٰ*مِنكُمsizdenمِّنۡhiçأَحَدٍbiriniziأَبَدٗاaslaوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيُزَكِّيarındırırمَنkimseyiيَشَآءُۗdilediğiوَٱللَّهُve Allahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Ey İnananlar! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَلَاveيَأۡتَلِyemin etmesinlerأُوْلُواْsahipleriٱلۡفَضۡلِfaziletمِنكُمۡsizdenوَٱلسَّعَةِve servetأَن(bir şey) vermemeğeيُؤۡتُوٓاْ*أُوْلِيsahipleri (akrabalara)ٱلۡقُرۡبَىٰyakınlık (akrabalara)وَٱلۡمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱلۡمُهَٰجِرِينَve hicret edenlereفِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِۖAllahوَلۡيَعۡفُواْve affetsinlerوَلۡيَصۡفَحُوٓاْۗve hoşgörsünlerأَلَاsevmez misiniz?تُحِبُّونَ*أَنbağışlamasınıيَغۡفِرَ*ٱللَّهُAllah'ınلَكُمۡۚsiziوَٱللَّهُve Allahغَفُورٞbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir
 
ANLAMI
İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız Allah bağışlayandır, merhametli olandır.
Ayet 23 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَedenlerيَرۡمُونَzina iftirasıٱلۡمُحۡصَنَٰتِnamuslu kadınlaraٱلۡغَٰفِلَٰتِbir şeyden habersizٱلۡمُؤۡمِنَٰتِinanmış kadınlaraلُعِنُواْla'netlenmişlerdirفِيdünya'daٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteوَلَهُمۡve onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٞbüyük
 
ANLAMI
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
Ayet 24 Arapça Ayet
يَوۡمَo günتَشۡهَدُşahidlik edecektirعَلَيۡهِمۡkendilerineأَلۡسِنَتُهُمۡdilleriوَأَيۡدِيهِمۡve elleriوَأَرۡجُلُهُمve ayaklarıبِمَاşeylereكَانُواْolduklarıيَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
Ayet 25 Arapça Ayet
يَوۡمَئِذٖo günيُوَفِّيهِمُonlara tam verirٱللَّهُAllahدِينَهُمُcezalarınıٱلۡحَقَّhak ettikleriوَيَعۡلَمُونَve onlar bilirlerأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡحَقُّHak'tırٱلۡمُبِينُapaçık
 
ANLAMI
O gün, Allah onlara kesinleşmiş cezalarını verecektir. Allah'ın apaçık hak olduğunu bileceklerdir.
Ayet 26 Arapça Ayet
ٱلۡخَبِيثَٰتُkötü kadınlarلِلۡخَبِيثِينَkötü erkeklereوَٱلۡخَبِيثُونَkötü erkeklerلِلۡخَبِيثَٰتِۖkötü kadınlaraوَٱلطَّيِّبَٰتُiyi kadınlarلِلطَّيِّبِينَiyi erkeklereوَٱلطَّيِّبُونَiyi erkeklerلِلطَّيِّبَٰتِۚiyi kadınlaraأُوْلَـٰٓئِكَbunlarمُبَرَّءُونَuzaktırlarمِمَّاşeylerdenيَقُولُونَۖonların söyledikleriلَهُمbunlara vardırمَّغۡفِرَةٞbir bağışlamaوَرِزۡقٞve bir rızıkكَرِيمٞcömertçe
 
ANLAMI
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışırlar. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışırlar. Bunlar, onların söylediklerinden uzaktırlar. İşte bunlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Ayet 27 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لَاgirmeyinتَدۡخُلُواْ*بُيُوتًاevlereغَيۡرَbaşkaبُيُوتِكُمۡkendi evlerinizdenحَتَّىٰta kiتَسۡتَأۡنِسُواْizin almadanوَتُسَلِّمُواْve selam vermedenعَلَىٰٓüzerineأَهۡلِهَاۚ(ev) halkıذَٰلِكُمۡherhalde buخَيۡرٞdaha hayırlıdırلَّكُمۡsizin içinلَعَلَّكُمۡumulur kiتَذَكَّرُونَdüşünüp anlarsınız
 
ANLAMI
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.
SAYFA 353
Ayet 28 Arapça Ayet
فَإِنeğerلَّمۡbulamazsanızتَجِدُواْ*فِيهَآoradaأَحَدٗاkimseyiفَلَاoraya girmeyinتَدۡخُلُوهَا*حَتَّىٰkadarيُؤۡذَنَizin verilinceyeلَكُمۡۖsizeوَإِنve eğerقِيلَdenirseلَكُمُsizeٱرۡجِعُواْdönün!فَٱرۡجِعُواْۖo halde dönünهُوَoأَزۡكَىٰdaha temizdirلَكُمۡۚsizin içinوَٱللَّهُve Allahبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size "Dönün" denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.
Ayet 29 Arapça Ayet
لَّيۡسَyokturعَلَيۡكُمۡsizeجُنَاحٌbir günahأَن(izinsiz) girmenizden dolayıتَدۡخُلُواْ*بُيُوتًاevlereغَيۡرَoturulmayanمَسۡكُونَةٖ*فِيهَاiçindeمَتَٰعٞeşyanız bulunanلَّكُمۡۚsizinوَٱللَّهُve Allahيَعۡلَمُbilirمَاşeyiتُبۡدُونَaçığa vurduğunuzوَمَاve şeyiتَكۡتُمُونَgizlediğiniz
 
ANLAMI
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Ayet 30 Arapça Ayet
قُلsöyleلِّلۡمُؤۡمِنِينَinanan erkeklereيَغُضُّواْsakınsınlarمِنۡbakışlarınıأَبۡصَٰرِهِمۡ*وَيَحۡفَظُواْve korusunlarفُرُوجَهُمۡۚırzlarınıذَٰلِكَbuأَزۡكَىٰdaha temizdirلَهُمۡۚonlar içinإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahخَبِيرُۢhaber almaktadırبِمَاşeyleriيَصۡنَعُونَher yaptıkları
 
ANLAMI
Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.
Ayet 31 Arapça Ayet
وَقُلve söyleلِّلۡمُؤۡمِنَٰتِinanan kadınlaraيَغۡضُضۡنَsakınsınlarمِنۡbakışlarınıأَبۡصَٰرِهِنَّ*وَيَحۡفَظۡنَve korusunlarفُرُوجَهُنَّırzlarınıوَلَاveيُبۡدِينَgöstermesinlerزِينَتَهُنَّsüsleriniإِلَّاancak hariçمَاgörünenlerظَهَرَ*مِنۡهَاۖondanوَلۡيَضۡرِبۡنَve koysunlarبِخُمُرِهِنَّbaşörtüleriniعَلَىٰüstüneجُيُوبِهِنَّۖ(göğüs) yırtmaçlarınınوَلَاveيُبۡدِينَgöstermesinlerزِينَتَهُنَّsüsleriniإِلَّاdışındakilereلِبُعُولَتِهِنَّkocalarıأَوۡyahutءَابَآئِهِنَّbabalarıأَوۡyahutءَابَآءِbabalarıبُعُولَتِهِنَّkocalarınınأَوۡyahutأَبۡنَآئِهِنَّoğullarıأَوۡyahutأَبۡنَآءِoğullarıبُعُولَتِهِنَّkocalarınınأَوۡyahutإِخۡوَٰنِهِنَّkardeşleriأَوۡyahutبَنِيٓoğullarıإِخۡوَٰنِهِنَّkardeşlerininأَوۡyahutبَنِيٓoğullarıأَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerininأَوۡyahutنِسَآئِهِنَّkadınlarıأَوۡyahutمَاsahip oldukları (köleleri)مَلَكَتۡ*أَيۡمَٰنُهُنَّellerininأَوِyahutٱلتَّـٰبِعِينَtabi'leri (hizmetlileri)غَيۡرِbulunmayanأُوْلِيkadına ihtiyacıٱلۡإِرۡبَةِ*مِنَerkeklerdenٱلرِّجَالِ*أَوِyahutٱلطِّفۡلِçocuklaraٱلَّذِينَonlar kiلَمۡhenüz anlamazlarيَظۡهَرُواْ*عَلَىٰmahrem yerlerini;عَوۡرَٰتِ*ٱلنِّسَآءِۖkadınlarınوَلَاveيَضۡرِبۡنَvurmasınlarبِأَرۡجُلِهِنَّayaklarınıلِيُعۡلَمَbilinmesi içinمَاşeylerinيُخۡفِينَgizledikleriمِنsüslerindenزِينَتِهِنَّۚ*وَتُوبُوٓاْve tevbe edinإِلَىAllah'aٱللَّهِ*جَمِيعًاtoplucaأَيُّهَeyٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerلَعَلَّكُمۡumulur kiتُفۡلِحُونَfelaha erersiniz
 
ANLAMI
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün.
SAYFA 354
Ayet 32 Arapça Ayet
وَأَنكِحُواْve evlendirinٱلۡأَيَٰمَىٰbekarlarıمِنكُمۡiçinizdenوَٱلصَّـٰلِحِينَve iyileriمِنۡkölelerinizdenعِبَادِكُمۡ*وَإِمَآئِكُمۡۚve cariyeleriniz(den)إِنeğerيَكُونُواْiselerفُقَرَآءَyoksulيُغۡنِهِمُonları zengin ederٱللَّهُAllahمِنlutfundanفَضۡلِهِۦۗ*وَٱللَّهُve Allahınوَٰسِعٌ(mülkü) geniştirعَلِيمٞ(her şeyi) bilendir
 
ANLAMI
İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَلۡيَسۡتَعۡفِفِve iffetlerini korusunlarٱلَّذِينَkimselerلَاbulamayan(lar)يَجِدُونَ*نِكَاحًاevlenme (imkanı)حَتَّىٰkadarيُغۡنِيَهُمُkendilerini zengin edinceyeٱللَّهُAllahمِنlutfundanفَضۡلِهِۦۗ*وَٱلَّذِينَve kimselerleيَبۡتَغُونَisteyen(lerle)ٱلۡكِتَٰبَmükatebe (sözleşme) yapmakمِمَّاsahip olduklarındanمَلَكَتۡ*أَيۡمَٰنُكُمۡellerinizinفَكَاتِبُوهُمۡmükatebe yapınإِنۡeğerعَلِمۡتُمۡbilirsenizفِيهِمۡonlar hakındaخَيۡرٗاۖhayırlı olduğunuوَءَاتُوهُمve onlara verinمِّنmalındanمَّالِ*ٱللَّهِAllah'ınٱلَّذِيٓsize verdiğiءَاتَىٰكُمۡۚ*وَلَاveتُكۡرِهُواْzorlamayınفَتَيَٰتِكُمۡcariyeleriniziعَلَىfuhşaٱلۡبِغَآءِ*إِنۡeğerأَرَدۡنَistiyorlarsaتَحَصُّنٗاnamuslu kalmayıلِّتَبۡتَغُواْelde etmek içinعَرَضَgeçici menfaatiniٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاۚdünyaوَمَنve kimيُكۡرِههُّنَّonları zorlarsaفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمِنۢsonraبَعۡدِ*إِكۡرَٰهِهِنَّzorlanmalarındanغَفُورٞbağışlayıcıرَّحِيمٞesirgeyicidir
 
ANLAMI
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.
Ayet 34 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsun kiأَنزَلۡنَآindirdikإِلَيۡكُمۡsizeءَايَٰتٖayetlerمُّبَيِّنَٰتٖaçıklayıcıوَمَثَلٗاve bir temsilمِّنَkimselerdenٱلَّذِينَ*خَلَوۡاْgelip geçenمِنsizden önceقَبۡلِكُمۡ*وَمَوۡعِظَةٗve bir öğütلِّلۡمُتَّقِينَmuttakiler için
 
ANLAMI
And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.
Ayet 35 Arapça Ayet
۞ٱللَّهُAllahنُورُnurudurٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۚve yerinمَثَلُbenzerنُورِهِۦO'nun nuruكَمِشۡكَوٰةٖbir kandileفِيهَاiçinde bulunanمِصۡبَاحٌۖlambaٱلۡمِصۡبَاحُlambaفِيiçerisindedirزُجَاجَةٍۖcamٱلزُّجَاجَةُcamكَأَنَّهَاsanki (gibidir)كَوۡكَبٞbir yıldızدُرِّيّٞincidenيُوقَدُyakılırمِنbir ağacı(nın yağı)ndanشَجَرَةٖ*مُّبَٰرَكَةٖmübarekزَيۡتُونَةٖzeytinلَّاneشَرۡقِيَّةٖdoğudanوَلَاve ne deغَرۡبِيَّةٖbatıdanيَكَادُöyle ki neredeyseزَيۡتُهَاonun yağıيُضِيٓءُışık verirوَلَوۡve eğerلَمۡdeğmese (bile)تَمۡسَسۡهُ*نَارٞۚateşنُّورٌnurعَلَىٰüstüneنُورٖۚnurيَهۡدِيhidayet ederٱللَّهُAllahلِنُورِهِۦnurunaمَنkimseyiيَشَآءُۚdilediğiوَيَضۡرِبُmisaller verirٱللَّهُAllahٱلۡأَمۡثَٰلَbenzetmelerleلِلنَّاسِۗinsanlaraوَٱللَّهُve Allahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمٞbilir
 
ANLAMI
Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.
Ayet 36 Arapça Ayet
فِيevlerdedirبُيُوتٍ*أَذِنَizin verdiğiٱللَّهُAllah'ınأَنyükseltilmesineتُرۡفَعَ*وَيُذۡكَرَve anılmasınaفِيهَاiçlerindeٱسۡمُهُۥadınınيُسَبِّحُtesbih ederlerلَهُۥO'nuفِيهَاonların içindeبِٱلۡغُدُوِّsabahوَٱلۡأٓصَالِve akşam
 
ANLAMI
Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler.
SAYFA 355
Ayet 37 Arapça Ayet
رِجَالٞerkekler (ki)لَّاkendilerini alıkoymazتُلۡهِيهِمۡ*تِجَٰرَةٞticaretوَلَاve ne deبَيۡعٌalışverişعَنanmaktanذِكۡرِ*ٱللَّهِAllah'ıوَإِقَامِve kılmaktanٱلصَّلَوٰةِnamazوَإِيتَآءِve vermektenٱلزَّكَوٰةِzekatيَخَافُونَonlar korkarlarيَوۡمٗاgündenتَتَقَلَّبُters döneceğiفِيهِondaٱلۡقُلُوبُyüreklerinوَٱلۡأَبۡصَٰرُve gözlerin
 
ANLAMI
Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.
Ayet 38 Arapça Ayet
لِيَجۡزِيَهُمُkarşılığını vermesi içinٱللَّهُAllahأَحۡسَنَen güzelمَاşeylerinعَمِلُواْyaptıklarıوَيَزِيدَهُمve daha fazlası içinمِّنlutfundanفَضۡلِهِۦۗ*وَٱللَّهُve Allahيَرۡزُقُrızıklandırırمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiبِغَيۡرِhesapsız olarakحِسَابٖ*
 
ANLAMI
Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.
Ayet 39 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُوٓاْinkar eden(ler)أَعۡمَٰلُهُمۡonların işleriكَسَرَابِۭserap gibidirبِقِيعَةٖdüz arazidekiيَحۡسَبُهُonu sanırٱلظَّمۡـَٔانُsusayanمَآءًsuحَتَّىٰٓfakatإِذَاne zaman kiجَآءَهُۥyanına gelinceلَمۡbulamazيَجِدۡهُ*شَيۡـٔٗاhiçbir şeyوَوَجَدَve bulurٱللَّهَAllah'ıعِندَهُۥyanındaفَوَفَّىٰهُtam görürحِسَابَهُۥۗonun hesabınıوَٱللَّهُve Allahسَرِيعُçabuk görendirٱلۡحِسَابِhesabı
 
ANLAMI
İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.
Ayet 40 Arapça Ayet
أَوۡyahutكَظُلُمَٰتٖkaranlıklar gibidirفِيiçindekiبَحۡرٖbir denizلُّجِّيّٖderinيَغۡشَىٰهُki üstünü örtenمَوۡجٞbir dalgaمِّنonun üstündenفَوۡقِهِۦ*مَوۡجٞbir dalgaمِّنonun üstündenفَوۡقِهِۦ*سَحَابٞۚbir bulutظُلُمَٰتُۢkaranlıklarبَعۡضُهَاonun biriفَوۡقَüstüneبَعۡضٍdiğerininإِذَآne zaman kiأَخۡرَجَçıkarsaيَدَهُۥeliniلَمۡneredeyseيَكَدۡ*يَرَىٰهَاۗonu dahi göremezوَمَنbir kimseyeلَّمۡvermemişseيَجۡعَلِ*ٱللَّهُAllahلَهُۥonaنُورٗاbir nurفَمَاartık olmazلَهُۥonunمِنhiçbirنُّورٍnuru
 
ANLAMI
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.
Ayet 41 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*أَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ıيُسَبِّحُtesbih ederlerلَهُۥonuمَنkimselerفِيolanٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَٱلۡأَرۡضِve yerde olanوَٱلطَّيۡرُve kuşlarصَـٰٓفَّـٰتٖۖsaflar halinde uçanكُلّٞher biriقَدۡandolsunعَلِمَbilirصَلَاتَهُۥkendi du'asınıوَتَسۡبِيحَهُۥۗve tesbihiniوَٱللَّهُve Allahعَلِيمُۢbilmektedirبِمَاşeyleriيَفۡعَلُونَonların yaptıkları
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَلِلَّهِve Allah'ındırمُلۡكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِۖve yerinوَإِلَىveٱللَّهِAllah'adırٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş Allah'adır.
Ayet 43 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*أَنَّşüphesiz kiٱللَّهَAllahيُزۡجِيsürerسَحَابٗاbulutlarıثُمَّsonraيُؤَلِّفُbirleştirirبَيۡنَهُۥonların arasınıثُمَّsonraيَجۡعَلُهُۥonları yığar (sıkıştırır)رُكَامٗاbirbiri üstüneفَتَرَىsonra görürsünٱلۡوَدۡقَyağmurunيَخۡرُجُçıktığınıمِنۡarasındanخِلَٰلِهِۦ*وَيُنَزِّلُve indirirمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مِنdağlardanجِبَالٖ*فِيهَاoradaمِنۢbir doluبَرَدٖ*فَيُصِيبُvururبِهِۦonunlaمَنdilediğiniيَشَآءُ*وَيَصۡرِفُهُۥve onu öteye çevirirعَنdilediğindenمَّن*يَشَآءُۖ*يَكَادُneredeyseسَنَاparıltısıبَرۡقِهِۦşimşeğininيَذۡهَبُalırبِٱلۡأَبۡصَٰرِgözleri
 
ANLAMI
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
SAYFA 356
Ayet 44 Arapça Ayet
يُقَلِّبُçevirirٱللَّهُAllahٱلَّيۡلَgeceوَٱلنَّهَارَۚve gündüzüإِنَّkuşkusuzفِيvardırذَٰلِكَbundaلَعِبۡرَةٗbir ibretلِّأُوْلِيolanlar içinٱلۡأَبۡصَٰرِgözleri
 
ANLAMI
Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.
Ayet 45 Arapça Ayet
وَٱللَّهُve Allahخَلَقَyarattıكُلَّherدَآبَّةٖcanlıyıمِّنsudanمَّآءٖۖ*فَمِنۡهُمonlardanمَّنkimiيَمۡشِيyürürعَلَىٰüzerinde (sürünerek)بَطۡنِهِۦkarnıوَمِنۡهُمve onlardanمَّنkimiيَمۡشِيyürürعَلَىٰüstündeرِجۡلَيۡنِiki ayakوَمِنۡهُمve onlardanمَّنkimiيَمۡشِيyürürعَلَىٰٓüstündeأَرۡبَعٖۚdört (ayak)يَخۡلُقُyaratırٱللَّهُAllahمَاneيَشَآءُۚdilerseإِنَّçünküٱللَّهَAllahعَلَىٰzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞkadirdir
 
ANLAMI
Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir'dir.
Ayet 46 Arapça Ayet
لَّقَدۡandolsunأَنزَلۡنَآbiz indirdikءَايَٰتٖayetlerمُّبَيِّنَٰتٖۚ(gerçekleri) açıklayanوَٱللَّهُve Allahيَهۡدِيiletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiإِلَىٰyolaصِرَٰطٖ*مُّسۡتَقِيمٖdoğru
 
ANLAMI
And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَيَقُولُونَve diyorlarءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَبِٱلرَّسُولِve Rasuleوَأَطَعۡنَاve ita'at ettikثُمَّsonraيَتَوَلَّىٰdönüyorفَرِيقٞbir grupمِّنۡهُمonladanمِّنۢardındanبَعۡدِ*ذَٰلِكَۚbununوَمَآve değillerdirأُوْلَـٰٓئِكَbunlarبِٱلۡمُؤۡمِنِينَinanmış
 
ANLAMI
Münafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَإِذَاzamanدُعُوٓاْçağırıldıklarıإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦve Rasulüneلِيَحۡكُمَhükmetmesi içinبَيۡنَهُمۡaralarındaإِذَاhemenفَرِيقٞbir grupمِّنۡهُمonlardanمُّعۡرِضُونَyüz çevirirler
 
ANLAMI
Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağırıldıkları zaman, bir takımı hemen yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
Ayet 49 Arapça Ayet
وَإِنve eğerيَكُنolursaلَّهُمُkendi lehlerineٱلۡحَقُّhükümيَأۡتُوٓاْgelirlerإِلَيۡهِonaمُذۡعِنِينَita'at ederek
 
ANLAMI
Ama hak kendilerinden tarafa ise, itaatle koşa koşa gelirler.
Ayet 50 Arapça Ayet
أَفِيkalblerinde-mı var?قُلُوبِهِمkalblerindeمَّرَضٌ*أَمِyoksaٱرۡتَابُوٓاْşüphe mi ettiler?أَمۡyoksaيَخَافُونَkorkuyorlar mı?أَنdiyeيَحِيفَhaksızlık yapacakٱللَّهُAllah'ınعَلَيۡهِمۡkendilerineوَرَسُولُهُۥۚve Elçisininبَلۡhayırأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerdir
 
ANLAMI
Kalplerinde hastalık mı var, yoksa şüphelenmişler midir, yahut Allah'ın ve Peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar Hayır; onlar sadece zalimdirler.
Ayet 51 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakكَانَsözüقَوۡلَ*ٱلۡمُؤۡمِنِينَinananlarınإِذَاzamanدُعُوٓاْçağırıldıklarıإِلَىAllah'aٱللَّهِ*وَرَسُولِهِۦve Rasulüneلِيَحۡكُمَhükmetmesi içinبَيۡنَهُمۡaralarındaأَنdemeleridirيَقُولُواْ*سَمِعۡنَاişittikوَأَطَعۡنَاۚve ita'at ettikوَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡمُفۡلِحُونَkurtuluşa erenler
 
ANLAMI
Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: "İşittik, itaat ettik" demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.
Ayet 52 Arapça Ayet
وَمَنve kim(ler)يُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Resulüneوَيَخۡشَve korkarsaٱللَّهَAllah'tanوَيَتَّقۡهِve sakınırsaفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡفَآئِزُونَkazananlar
 
ANLAMI
Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.
Ayet 53 Arapça Ayet
۞وَأَقۡسَمُواْve yemin ettilerبِٱللَّهِAllah'aجَهۡدَvar gücüyleأَيۡمَٰنِهِمۡyeminlerininلَئِنۡeğerأَمَرۡتَهُمۡonlara emredersenلَيَخۡرُجُنَّۖ(savaşa) çıkacaklarınaقُلde kiلَّاyemin etmeyinتُقۡسِمُواْۖ*طَاعَةٞitaatinizمَّعۡرُوفَةٌۚmalumdurإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahخَبِيرُۢhaberdardırبِمَاşeylerdenتَعۡمَلُونَyaptıklarınız
 
ANLAMI
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır."
SAYFA 357
Ayet 54 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَطِيعُواْita'at edinٱللَّهَAllah'aوَأَطِيعُواْve ita'at edinٱلرَّسُولَۖRasuleفَإِنeğerتَوَلَّوۡاْdönersenizفَإِنَّمَاartık ancakعَلَيۡهِonun sorumluluğuمَاşeydirحُمِّلَkendisine yükletilenوَعَلَيۡكُمve sizin sorumluluğunuzمَّاşeydirحُمِّلۡتُمۡۖsize yükletilenوَإِنve eğerتُطِيعُوهُona ita'at edersenizتَهۡتَدُواْۚdoğru yolu bulursunuzوَمَاve değildirعَلَىdüşenٱلرَّسُولِRasuleإِلَّاbaşka bir şeyٱلۡبَلَٰغُduyurmaktanٱلۡمُبِينُaçık bir şekilde
 
ANLAMI
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
Ayet 55 Arapça Ayet
وَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْinanan(lara)مِنكُمۡsizdenوَعَمِلُواْve yapanlaraٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَيَسۡتَخۡلِفَنَّهُمۡonları hükümran kılacaktırفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*كَمَاgibiٱسۡتَخۡلَفَhükümran kıldığıٱلَّذِينَkimseleriمِنonlardan öncekiقَبۡلِهِمۡ*وَلَيُمَكِّنَنَّve sağlamlaştıracaktırلَهُمۡkendilerineدِينَهُمُdinleriniٱلَّذِيrazı olduğuٱرۡتَضَىٰ*لَهُمۡkendileri içinوَلَيُبَدِّلَنَّهُمve onları erdirecektirمِّنۢardındanبَعۡدِ*خَوۡفِهِمۡkorkularınınأَمۡنٗاۚ(tam) bir güveneيَعۡبُدُونَنِيbana kulluk edeceklerلَاortak koşmayacaklarيُشۡرِكُونَ*بِيbanaشَيۡـٔٗاۚhiçbir şeyiوَمَنama kim(ler)كَفَرَinkar ederseبَعۡدَsonraذَٰلِكَbundanفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡفَٰسِقُونَyoldan çıkanlardır
 
ANLAMI
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.
Ayet 56 Arapça Ayet
وَأَقِيمُواْve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُواْve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıوَأَطِيعُواْve ita'at edinٱلرَّسُولَElçiyeلَعَلَّكُمۡumulur kiتُرۡحَمُونَmerhamet olunursunuz
 
ANLAMI
Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
Ayet 57 Arapça Ayet
لَاsanmaتَحۡسَبَنَّ*ٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar eden(lerin)مُعۡجِزِينَ(Allah'ı) aciz bırakacaklarınıفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِۚ*وَمَأۡوَىٰهُمُve onların varacağı yerٱلنَّارُۖateştirوَلَبِئۡسَve ne kötüٱلۡمَصِيرُbir varış yeridir
 
ANLAMI
İnkar edenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer ateştir. Ne kötü dönüştür!
Ayet 58 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)لِيَسۡتَـٔۡذِنكُمُizin istesinlerٱلَّذِينَkimselerمَلَكَتۡaltında bulunan (köle ve hizmetçi)أَيۡمَٰنُكُمۡellerinizinوَٱلَّذِينَve olanlarلَمۡhenüz ermemişيَبۡلُغُواْ*ٱلۡحُلُمَerginliğeمِنكُمۡsizdenثَلَٰثَüçمَرَّـٰتٖۚvakitteمِّنönceقَبۡلِ*صَلَوٰةِnamazındanٱلۡفَجۡرِsabahوَحِينَve zamanتَضَعُونَçıkar(ıp yat)acağınızثِيَابَكُمelbiseniziمِّنَöğle vaktiٱلظَّهِيرَةِ*وَمِنۢveبَعۡدِsonraصَلَوٰةِnamazındanٱلۡعِشَآءِۚyatsıثَلَٰثُüç vakittirعَوۡرَٰتٖmahrem olanلَّكُمۡۚsizin içinلَيۡسَyokturعَلَيۡكُمۡsizeوَلَاve yokturعَلَيۡهِمۡonlaraجُنَاحُۢbir günahبَعۡدَهُنَّۚbunların dışındaطَوَّـٰفُونَgirip çıkarsınızعَلَيۡكُمyanınaبَعۡضُكُمۡbirinizعَلَىٰdiğerininبَعۡضٖۚ*كَذَٰلِكَböyleيُبَيِّنُaçıklarٱللَّهُAllahلَكُمُsizeٱلۡأٓيَٰتِۗayetleriوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
SAYFA 358
Ayet 59 Arapça Ayet
وَإِذَاzamanبَلَغَerdikleriٱلۡأَطۡفَٰلُçocuklarınızمِنكُمُsizinٱلۡحُلُمَerginlik çağınaفَلۡيَسۡتَـٔۡذِنُواْizin istesinlerكَمَاgibiٱسۡتَـٔۡذَنَizin istedikleriٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden öncekiقَبۡلِهِمۡۚ*كَذَٰلِكَişte böyleيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمۡsizeءَايَٰتِهِۦۗayetleriniوَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌbilendirحَكِيمٞhüküm ve hikmet sahibidir
 
ANLAMI
Çocuklarınız erginlik çağına gelince, büyüklerinin izin istediği gibi, onlar da her defasında izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
Ayet 60 Arapça Ayet
وَٱلۡقَوَٰعِدُve (ihtiyar) oturanمِنَkadınlardanٱلنِّسَآءِ*ٱلَّـٰتِيkiلَاümidi kalmamıştırيَرۡجُونَ*نِكَاحٗاevlenmeyeفَلَيۡسَyokturعَلَيۡهِنَّkendileri içinجُنَاحٌbir günahأَنbırakmalarındaيَضَعۡنَ*ثِيَابَهُنَّdış örtüleriniغَيۡرَgöstermedenمُتَبَرِّجَٰتِۭ*بِزِينَةٖۖsüsleriniوَأَنamaيَسۡتَعۡفِفۡنَsakınmalarıخَيۡرٞdaha hayırlıdırلَّهُنَّۗkendileri içinوَٱللَّهُve Allahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٞbilendir
 
ANLAMI
Evlenme ümidi kalmayan, ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara, süslerini açığa vurmamak şartiyle, dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur; ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. Allah işitir ve bilir.
Ayet 61 Arapça Ayet
لَّيۡسَyokturعَلَىüzerineٱلۡأَعۡمَىٰkörحَرَجٞbir güçlükوَلَاve yokturعَلَىüzerineٱلۡأَعۡرَجِtopalحَرَجٞbir güçlükوَلَاve yokturعَلَىüzerineٱلۡمَرِيضِhastaحَرَجٞgüçlükوَلَاve (bir güçlük) yokturعَلَىٰٓüzerinizeأَنفُسِكُمۡsizinأَنyemenizdeتَأۡكُلُواْ*مِنۢkendi evlerinizdenبُيُوتِكُمۡ*أَوۡyahutبُيُوتِevlerindenءَابَآئِكُمۡbabalarınızınأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenأُمَّهَٰتِكُمۡannelerinizinأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenإِخۡوَٰنِكُمۡkardeşlerinizinأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenأَخَوَٰتِكُمۡkızkardeşlerinizinأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenأَعۡمَٰمِكُمۡamcalarınızınأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenعَمَّـٰتِكُمۡhalalarınızınأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenأَخۡوَٰلِكُمۡdayılarınızınأَوۡyahutبُيُوتِevlerindenخَٰلَٰتِكُمۡteyzelerinizinأَوۡyahutمَاsahip olduğunuzunمَلَكۡتُم*مَّفَاتِحَهُۥٓanahtarlarınaأَوۡyahutصَدِيقِكُمۡۚarkadaşınızınلَيۡسَyokturعَلَيۡكُمۡüzerinizeجُنَاحٌbir günahأَنyemenizdeتَأۡكُلُواْ*جَمِيعًاtoplu olarakأَوۡyahutأَشۡتَاتٗاۚayrı ayrıفَإِذَاzamanدَخَلۡتُمgirdiğinizبُيُوتٗاevlereفَسَلِّمُواْselam verin;عَلَىٰٓkendinizeأَنفُسِكُمۡ*تَحِيَّةٗ(bir yaşam) dileğiyleمِّنۡtarafındanعِندِ*ٱللَّهِAllahمُبَٰرَكَةٗbereketliطَيِّبَةٗۚgüzelكَذَٰلِكَişte böyleيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمُsizeٱلۡأٓيَٰتِayetleriلَعَلَّكُمۡumulur kiتَعۡقِلُونَaklınızı kullanırsınız
 
ANLAMI
Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar.
SAYFA 359
Ayet 62 Arapça Ayet
إِنَّمَاşüphesizٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minlerٱلَّذِينَinanırlarءَامَنُواْ*بِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineوَإِذَاve ne zaman kiكَانُواْolurlarمَعَهُۥonunla beraberعَلَىٰٓiçinأَمۡرٖbir işجَامِعٖtoplumsalلَّمۡgitmezlerيَذۡهَبُواْ*حَتَّىٰkadarيَسۡتَـٔۡذِنُوهُۚondan izin alıncayaإِنَّşüphesizٱلَّذِينَsenden izin alanlarيَسۡتَـٔۡذِنُونَكَ*أُوْلَـٰٓئِكَişte onlardırٱلَّذِينَinananlarيُؤۡمِنُونَ*بِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦۚve Elçisineفَإِذَاzamanٱسۡتَـٔۡذَنُوكَsenden izin istedikleriلِبَعۡضِbazıشَأۡنِهِمۡişleri içinفَأۡذَنizin verلِّمَنkimseyeشِئۡتَdilediğinمِنۡهُمۡonlardanوَٱسۡتَغۡفِرۡve mağfiret dileلَهُمُonlar içinٱللَّهَۚAllah'tanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٞçok bağışlayandırرَّحِيمٞçok esirgeyendir
 
ANLAMI
Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah'tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
Ayet 63 Arapça Ayet
لَّاbir tutmayınتَجۡعَلُواْ*دُعَآءَdavetiniٱلرَّسُولِRasulünبَيۡنَكُمۡaranızdaكَدُعَآءِdaveti gibiبَعۡضِكُمherhangi birinizinبَعۡضٗاۚdiğeriniقَدۡandolsunيَعۡلَمُbilirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَsıvışıp gidenleriيَتَسَلَّلُونَ*مِنكُمۡiçinizdenلِوَاذٗاۚbirbirinin arkasına gizlenerekفَلۡيَحۡذَرِo halde sakınsınlarٱلَّذِينَkimselerيُخَالِفُونَaykırı davranan(lar)عَنۡonun emrineأَمۡرِهِۦٓ*أَنkendilerine uğramasındanتُصِيبَهُمۡ*فِتۡنَةٌbir belanınأَوۡyahutيُصِيبَهُمۡonlara çarpmasındanعَذَابٌbir azabınأَلِيمٌacıklı
 
ANLAMI
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Ayet 64 Arapça Ayet
أَلَآiyi bilinkiإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۖve yerdeقَدۡandolsunيَعۡلَمُbilirمَآne işأَنتُمۡsizinعَلَيۡهِüzerinde olduğunuzuوَيَوۡمَve günيُرۡجَعُونَdöndürül(üp götürül)dükleriإِلَيۡهِO'naفَيُنَبِّئُهُمonlara haber verirبِمَاneعَمِلُواْۗyaptıklarınıوَٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَيۡءٍşeyiعَلِيمُۢbilendir
 
ANLAMI
Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.