ANLAMI
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir
çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık,
kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık:
Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!
ANLAMI
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve
üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık
veren zeytin ağacını var ettik.
Ayet 20Arapça
Ayet
وَشَجَرَةٗve
bir ağaçتَخۡرُجُçıkanمِنTur-i-danطُورِTur-iسَيۡنَآءَ*تَنۢبُتُbitenبِٱلدُّهۡنِyağlı
olarakوَصِبۡغٖ(ekmeklerini)
batıracaklarıلِّلۡأٓكِلِينَyiyenlerin
ANLAMI
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve
üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık
veren zeytin ağacını var ettik.
Ayet 21Arapça
Ayet
وَإِنَّve
şüphesizلَكُمۡsizin
için vardırفِيhayvanlardaٱلۡأَنۡعَٰمِ*لَعِبۡرَةٗۖibretنُّسۡقِيكُمsize
içiriyoruzمِّمَّاiçindekindenفِي*بُطُونِهَاkarınlarınınوَلَكُمۡve
sizin içinفِيهَاonlarda
vardırمَنَٰفِعُfaydalarكَثِيرَةٞdaha
birçokوَمِنۡهَاve
onlardanتَأۡكُلُونَyersiniz
ANLAMI
Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size
içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan
yersiniz.
Ayet 22Arapça
Ayet
وَعَلَيۡهَاve
onların üzerindeوَعَلَىve
üzerindeٱلۡفُلۡكِgemilerتُحۡمَلُونَtaşınırsınız
ANLAMI
Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.
ANLAMI
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim!
Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz
mısınız?" dedi.
Ayet 24Arapça
Ayet
فَقَالَ(şöyle)
dediٱلۡمَلَؤُاْileri
gelenlerٱلَّذِينَkimselerdenكَفَرُواْinkar
edenمِنkavmindenقَوۡمِهِۦ*مَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka
bir şeyبَشَرٞbir
insandanمِّثۡلُكُمۡsizin
gibiيُرِيدُistiyorأَنüstün
gelmekيَتَفَضَّلَ*عَلَيۡكُمۡsizeوَلَوۡve
eğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahلَأَنزَلَelbette
indirirdiمَلَـٰٓئِكَةٗmelekleriمَّاyokturسَمِعۡنَاişitiğimizبِهَٰذَاböyle
bir şeyفِيٓbabalarımızdanءَابَآئِنَا*ٱلۡأَوَّلِينَgeçmişteki
ANLAMI
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan
başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş
olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey
işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar
onu gözetleyin" dediler.
Ayet 25Arapça
Ayet
إِنۡdeğildirهُوَOإِلَّاbaşka
bir şeyرَجُلُۢbir
adam(dan)بِهِۦkendisindeجِنَّةٞdelilik
bulunanفَتَرَبَّصُواْhele
gözetleyinبِهِۦonuحَتَّىٰkadarحِينٖbir
süreye
ANLAMI
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan
başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş
olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey
işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar
onu gözetleyin" dediler.
Ayet 26Arapça
Ayet
قَالَ(Nuh)
dedi kiرَبِّRabbimٱنصُرۡنِيbana
yardım etبِمَاkarşısındaكَذَّبُونِyalanlamaları
ANLAMI
Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et"
dedi.
Ayet 27Arapça
Ayet
فَأَوۡحَيۡنَآbiz
de vahyettikإِلَيۡهِonaأَنِkiٱصۡنَعِyapٱلۡفُلۡكَgemiyiبِأَعۡيُنِنَاgözlerimizin
önündeوَوَحۡيِنَاve
vahyimizleفَإِذَاne
zaman kiجَآءَgelinceأَمۡرُنَاbizim
buyruğumuzوَفَارَve
kaynayıncaٱلتَّنُّورُtandırفَٱسۡلُكۡsok
(bindir)فِيهَاonaمِنher
(cins)tenكُلّٖ*زَوۡجَيۡنِçiftٱثۡنَيۡنِikiوَأَهۡلَكَve
aileniإِلَّاhariçمَنkimselerسَبَقَgeçmişعَلَيۡهِalehylerineٱلۡقَوۡلُsözمِنۡهُمۡۖonlar
içindeوَلَاveتُخَٰطِبۡنِيbana
yalvarmaفِيhakkındaٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوٓاْzulmeden(ler)إِنَّهُمonlar
mutlakaمُّغۡرَقُونَboğulacaklardır
ANLAMI
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana
bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular
kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş
olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir.
Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda
boğulacaklardır."
ANLAMI
Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız
yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
Ayet 33Arapça
Ayet
وَقَالَve
dedi kiٱلۡمَلَأُileri
gelenlerمِنkavmindenقَوۡمِهِ*ٱلَّذِينَinkar
edenlerكَفَرُواْ*وَكَذَّبُواْve
yalanlayanlarبِلِقَآءِbuluşmasınıٱلۡأٓخِرَةِahiretوَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡve
kendilerine refah verdiklerimizفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaمَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka
bir şeyبَشَرٞbir
insandanمِّثۡلُكُمۡsizin
gibiيَأۡكُلُyiyorمِمَّاsizin
yediğinizdenتَأۡكُلُونَ*مِنۡهُondanوَيَشۡرَبُve
içiyorمِمَّاsizin
içtiğinizdenتَشۡرَبُونَ*
ANLAMI
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri
gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle
dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi
bir insandan başka birşey değildir."
ANLAMI
"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar
dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"
Ayet 36Arapça
Ayet
۞هَيۡهَاتَheyhat
(ne kadar uzak)هَيۡهَاتَheyhat
(ne kadar uzak)لِمَاşeyتُوعَدُونَsize
va'dedilen
ANLAMI
"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"
Ayet 37Arapça
Ayet
إِنۡdeğildirهِيَbuإِلَّاbaşka
bir şeyحَيَاتُنَاhayatımız(dan)ٱلدُّنۡيَاdünyaنَمُوتُölürüzوَنَحۡيَاve
yaşarızوَمَاve
değilizنَحۡنُbizبِمَبۡعُوثِينَtekrar
diriltilecek
ANLAMI
"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür
kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."
Ayet 38Arapça
Ayet
إِنۡdeğildirهُوَOإِلَّاbaşka
bir şeyرَجُلٌbir
adam(dan)ٱفۡتَرَىٰuyduranعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahكَذِبٗاyalanوَمَاve
değilizنَحۡنُbizلَهُۥonaبِمُؤۡمِنِينَinanıcı(insan)lar
ANLAMI
"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona
inanmayız."
Ayet 39Arapça
Ayet
قَالَdediرَبِّRabbimٱنصُرۡنِيbana
yardım etبِمَاkarşısındaكَذَّبُونِbeni
yalanlamaları
ANLAMI
O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana
yardım et" dedi.
ANLAMI
Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de
geciktirebilir.
Ayet 44Arapça
Ayet
ثُمَّsonraأَرۡسَلۡنَاgönderdikرُسُلَنَاelçilerimiziتَتۡرَاۖardı
ardınaكُلَّne
zamanمَا*جَآءَgeldiyseأُمَّةٗbir
ümmeteرَّسُولُهَاelçileriكَذَّبُوهُۖonlar
onu yalanladılarفَأَتۡبَعۡنَاbiz
de onları devirdikبَعۡضَهُمbirbiri
ardıncaبَعۡضٗاbirbiri
ardıncaوَجَعَلۡنَٰهُمۡve
hepsini yaptıkأَحَادِيثَۚbirer
ibret hikayesiفَبُعۡدٗاuzak
olsunلِّقَوۡمٖtoplumلَّاinanmayanيُؤۡمِنُونَ*
ANLAMI
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete
peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri
peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet,
rahmetden ırak olsun!
Ayet 45Arapça
Ayet
ثُمَّsonraأَرۡسَلۡنَاgönderdikمُوسَىٰMusa'yıوَأَخَاهُve
kardeşiهَٰرُونَHarun'uبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleوَسُلۡطَٰنٖve
bir delilleمُّبِينٍapaçık
ANLAMI
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz
ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur
bir topluluktular.
Ayet 46Arapça
Ayet
إِلَىٰFir'avn'eفِرۡعَوۡنَ*وَمَلَإِيْهِۦve
ileri gelen adamlarınaفَٱسۡتَكۡبَرُواْonlar
büyüklük tasladılarوَكَانُواْve
oldularقَوۡمًاbir
toplulukعَالِينَböbürlenen
ANLAMI
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz
ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur
bir topluluktular.
Ayet 47Arapça
Ayet
فَقَالُوٓاْdedilerأَنُؤۡمِنُinanacak
mıyız?لِبَشَرَيۡنِşu
iki insanaمِثۡلِنَاbizim
gibiوَقَوۡمُهُمَاiki
adamın kavmiلَنَاbizeعَٰبِدُونَkölelik
ederken
ANLAMI
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı
inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok
edildiler.
ANLAMI
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı
inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok
edildiler.
Ayet 49Arapça
Ayet
وَلَقَدۡve
andolsunءَاتَيۡنَاbiz
verdikمُوسَىMusa'yaٱلۡكِتَٰبَKitabı
(Tevrat'ı)لَعَلَّهُمۡbelki
onlarيَهۡتَدُونَdoğru
yolu bulurlar diye
ANLAMI
And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.
Ayet 50Arapça
Ayet
وَجَعَلۡنَاve
kıldıkٱبۡنَoğlunuمَرۡيَمَMeryemوَأُمَّهُۥٓve
annesiniءَايَةٗbir
mu'cizeوَءَاوَيۡنَٰهُمَآve
onları yerleştirdikإِلَىٰbir
tepeyeرَبۡوَةٖ*ذَاتِoturmaya
uygunقَرَارٖ*وَمَعِينٖve
suyu bulunan
ANLAMI
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de,
pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine
inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için
kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi
işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 58Arapça
Ayet
وَٱلَّذِينَve
onlar kiهُمonlarبِـَٔايَٰتِayetlerineرَبِّهِمۡRablerininيُؤۡمِنُونَinanırlar
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine
inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için
kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi
işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 59Arapça
Ayet
وَٱلَّذِينَve
onlar kiهُمonlarبِرَبِّهِمۡRablerineلَاortak
koşmazlarيُشۡرِكُونَ*
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine
inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için
kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi
işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
SAYFA 346
Ayet 60Arapça
Ayet
وَٱلَّذِينَve
onlar kiيُؤۡتُونَverirlerمَآşeyiءَاتَواْverdikleriوَّقُلُوبُهُمۡkalbleriوَجِلَةٌürpererekأَنَّهُمۡşüphesiz
onlarإِلَىٰRablerinin
huzurunaرَبِّهِمۡ*رَٰجِعُونَdönecekler
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine
inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için
kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi
işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine
inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için
kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi
işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 62Arapça
Ayet
وَلَاveنُكَلِّفُbiz
teklif etmeyizنَفۡسًاhiç
kimseyeإِلَّاbaşkasınıوُسۡعَهَاۚgücünün
yetiğindenوَلَدَيۡنَاve
katımızda vardırكِتَٰبٞbir
Kitapيَنطِقُsöyleyenبِٱلۡحَقِّgerçeğiوَهُمۡve
onlaraلَاaslaيُظۡلَمُونَhaksızlık
edilmez
ANLAMI
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda
gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa
uğratılmazlar.
Ayet 63Arapça
Ayet
بَلۡfakatقُلُوبُهُمۡonların
kalbleriفِيiçindedirغَمۡرَةٖgafletمِّنۡbundanهَٰذَا*وَلَهُمۡonların
vardır kiأَعۡمَٰلٞişleriمِّنbaşkaدُونِ*ذَٰلِكَbundanهُمۡonlarلَهَا(hep)
o (işler) içinعَٰمِلُونَçalışırlar
ANLAMI
Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da
onların yapageldikleri işler de vardır.
أَفَلَمۡonlar
iyice düşünmediler mi?يَدَّبَّرُواْ*ٱلۡقَوۡلَo
sözü (Kur'an'ı)أَمۡyoksaجَآءَهُمonlara
geldi (mi)?مَّاbir
şeyلَمۡgelmeyenيَأۡتِ*ءَابَآءَهُمُatalarınaٱلۡأَوَّلِينَönceki
ANLAMI
Söyleneni hiç düşünmezler mi Yoksa onlara, ilk atalarına
gelmeyen bir şey mi geldi?
ANLAMI
Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar
ediyorlar?
Ayet 70Arapça
Ayet
أَمۡyoksaيَقُولُونَ(-mı)
diyorlar?بِهِۦondaجِنَّةُۢۚbir
delilik varبَلۡhayırجَآءَهُمo
kendilerine getirdiبِٱلۡحَقِّhakkıوَأَكۡثَرُهُمۡfakat
çoklarıلِلۡحَقِّhaktanكَٰرِهُونَhoşlanmıyorlar
ANLAMI
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi Hayır; onlara
gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
Ayet 71Arapça
Ayet
وَلَوِve
eğerٱتَّبَعَuysaydıٱلۡحَقُّhakأَهۡوَآءَهُمۡonların
keyiflerineلَفَسَدَتِbozulur
giderdiٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerوَٱلۡأَرۡضُve
yerوَمَنve
kimselerفِيهِنَّۚbunların
içinde bulunanبَلۡbilakisأَتَيۡنَٰهُمbiz
onlara getirdikبِذِكۡرِهِمۡZikir'leriniفَهُمۡfakat
onlarعَنZikirlerindenذِكۡرِهِم*مُّعۡرِضُونَyüz
çeviriyorlar
ANLAMI
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda
bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir
şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
ANLAMI
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete
inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
SAYFA 347
Ayet 75Arapça
Ayet
۞وَلَوۡve
eğerرَحِمۡنَٰهُمۡbiz
onlara acısaydıkوَكَشَفۡنَاve
kaldırsaydıkمَاolanıبِهِمkendilerindeمِّنsıkıntıdanضُرّٖ*لَّلَجُّواْyine
devam ederlerdiفِيazgınlıklarındaطُغۡيَٰنِهِمۡ*يَعۡمَهُونَbocalamaya
ANLAMI
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile,
azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.
Ayet 76Arapça
Ayet
وَلَقَدۡandolsunأَخَذۡنَٰهُمbiz
onları yakaladıkبِٱلۡعَذَابِazab
ileفَمَاama
yineٱسۡتَكَانُواْboyun
eğmedilerلِرَبِّهِمۡRabblerineوَمَاveيَتَضَرَّعُونَO'na
yalvarmıyorlar
ANLAMI
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine
boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.
Ayet 77Arapça
Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanفَتَحۡنَاaçtığımızعَلَيۡهِمüzerlerineبَابٗاkapısıذَاbir
azabعَذَابٖ*شَدِيدٍşiddetliإِذَاderhalهُمۡonlarفِيهِO'nun
içindeمُبۡلِسُونَşaşkın
ve umutsuz kalırlar
ANLAMI
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz
kalıverdiler.
ANLAMI
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı
diriltileceğiz And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız
tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey
değildir" demişlerdi.
Ayet 83Arapça
Ayet
لَقَدۡandolsunوُعِدۡنَاyapıldıنَحۡنُbizeوَءَابَآؤُنَاve
atalarımızaهَٰذَاbu
(tehdid)مِنbizden
önceقَبۡلُ*إِنۡdeğildirهَٰذَآbuإِلَّآbaşka
bir şeyأَسَٰطِيرُmasallarındanٱلۡأَوَّلِينَevvelkilerin
ANLAMI
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı
diriltileceğiz And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız
tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey
değildir" demişlerdi.
ANLAMI
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
SAYFA 348
Ayet 90Arapça
Ayet
بَلۡdoğrusuأَتَيۡنَٰهُمbiz
onlara getirdikبِٱلۡحَقِّhakkıوَإِنَّهُمۡonlarsaلَكَٰذِبُونَyalancıdırlar
ANLAMI
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Ayet 91Arapça
Ayet
مَاedinmemiştirٱتَّخَذَ*ٱللَّهُAllahمِنhiçbirوَلَدٖçocukوَمَاveكَانَyokturمَعَهُۥO'nunla
beraberمِنۡhiçbirإِلَٰهٍۚtanrıإِذٗاöyle
olsaydıلَّذَهَبَgötürürdüكُلُّherإِلَٰهِۭtanrıبِمَاkendi
yarattığınıخَلَقَ*وَلَعَلَاve
üstün gelmeğe çalışırdıبَعۡضُهُمۡonlardan
biriعَلَىٰüzerineبَعۡضٖۚdiğeriسُبۡحَٰنَmünezehtir
(uzaktır)ٱللَّهِAllahعَمَّاonların
tanımlamalarındanيَصِفُونَ*
ANLAMI
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur,
olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve
birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların
vasıflandırdıklarından münezzehtir.
Ayet 92Arapça
Ayet
عَٰلِمِ(O)
bilirٱلۡغَيۡبِgörünmeyeniوَٱلشَّهَٰدَةِve
görüneniفَتَعَٰلَىٰve
yücedirعَمَّاşeylerdenيُشۡرِكُونَonların
ortak koştukları
ANLAMI
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan
yücedir.
Ayet 93Arapça
Ayet
قُلde
kiرَّبِّRabbimإِمَّاeğerتُرِيَنِّيmutlaka
bana göstereceksenمَاşeyiيُوعَدُونَonların
tehdidedildikleri
ANLAMI
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka
göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma
Yarabbi."
ANLAMI
"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
Ayet 99Arapça
Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَحَدَهُمُonlardan
birineٱلۡمَوۡتُölümقَالَder
kiرَبِّRabbimٱرۡجِعُونِbeni
geri döndür
ANLAMI
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki,
yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu
söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne
kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel
vardır.
Ayet 100Arapça
Ayet
لَعَلِّيٓböylelikleأَعۡمَلُyapayımصَٰلِحٗاyararlı
bir işفِيمَاyerde
(dünyada)تَرَكۡتُۚterk
ettiğimكَلَّآۚhayırإِنَّهَاşüphesiz
buكَلِمَةٌbir
sözdürهُوَoقَآئِلُهَاۖonun
söylediğiوَمِنveوَرَآئِهِمönlerinde
vardırبَرۡزَخٌbir
berzahإِلَىٰkadarيَوۡمِgüneيُبۡعَثُونَdiriltilecekleri;
ANLAMI
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki,
yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu
söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne
kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel
vardır.
ANLAMI
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil
mi?" der.
Ayet 106Arapça
Ayet
قَالُواْdedilerرَبَّنَاRabbimizغَلَبَتۡyendiعَلَيۡنَاbiziشِقۡوَتُنَاbahtsızlığımızوَكُنَّاve
biz oldukقَوۡمٗاbir
toplulukضَآلِّينَsapık
ANLAMI
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir
millet olmuştuk."
Ayet 107Arapça
Ayet
رَبَّنَآRabbimizأَخۡرِجۡنَاbizi
çıkarمِنۡهَاbundanفَإِنۡeğerعُدۡنَاbir
daha dönersekفَإِنَّاartık
biz gerçektenظَٰلِمُونَzalimleriz
ANLAMI
"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu
zulmetmiş oluruz."
Ayet 108Arapça
Ayet
قَالَbuyurdu
kiٱخۡسَـُٔواْsininفِيهَاoradaوَلَاveتُكَلِّمُونِbana
bir şey söylemeyin
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir
topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen
acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya
alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu.
Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları
mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 109Arapça
Ayet
إِنَّهُۥgerçek
şu kiكَانَidiفَرِيقٞbir
zümreمِّنۡkullarımdanعِبَادِي*يَقُولُونَdiyorlarرَبَّنَآRabbimizءَامَنَّاinandıkفَٱغۡفِرۡbağışlaلَنَاbiziوَٱرۡحَمۡنَاve
bize acıوَأَنتَve
senخَيۡرُen
hayırlısısınٱلرَّـٰحِمِينَacıyanların
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir
topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen
acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya
alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu.
Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları
mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 110Arapça
Ayet
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡsiz
onları aldınızسِخۡرِيًّاalayaحَتَّىٰٓnihayetأَنسَوۡكُمۡsize
unutturdularذِكۡرِيbeni
anmayıوَكُنتُمve
sizمِّنۡهُمۡonlaraتَضۡحَكُونَdaima
gülüyordunuz
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir
topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen
acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya
alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu.
Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları
mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir
topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen
acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya
alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu.
Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları
mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.