MÜMİNUN SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 342  •  CÜZ 18
Ayet 1 Arapça Ayet
قَدۡandolsunأَفۡلَحَfelaha ulaştıٱلۡمُؤۡمِنُونَmü'minler
 
ANLAMI
Müminler saadete ermişlerdir.
Ayet 2 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkiهُمۡonlarفِيnamazlarındaصَلَاتِهِمۡ*خَٰشِعُونَsaygılıdırlar
 
ANLAMI
Onlar namazda huşu içindedirler.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveهُمۡonlarعَنِboş şeylerdenٱللَّغۡوِ*مُعۡرِضُونَyüz çevirirler
 
ANLAMI
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveهُمۡonlarلِلزَّكَوٰةِzekatıفَٰعِلُونَverirler
 
ANLAMI
Onlar zekatlarını verirler.
Ayet 5 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveهُمۡonlarلِفُرُوجِهِمۡırzlarınıحَٰفِظُونَkorurlar
 
ANLAMI
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
Ayet 6 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçعَلَىٰٓeşleriأَزۡوَٰجِهِمۡ*أَوۡyahutمَا(cariyeler)مَلَكَتۡsahip olduklarıأَيۡمَٰنُهُمۡellerininفَإِنَّهُمۡelbette onlarغَيۡرُdeğildirمَلُومِينَkınanacak
 
ANLAMI
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
Ayet 7 Arapça Ayet
فَمَنِo halde kimٱبۡتَغَىٰgitmek isterseوَرَآءَötesineذَٰلِكَbununفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡعَادُونَhaddi aşanlardır
 
ANLAMI
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveهُمۡonlarلِأَمَٰنَٰتِهِمۡemanetlerineوَعَهۡدِهِمۡve ahidlerineرَٰعُونَözen gösterirler
 
ANLAMI
Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
Ayet 9 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveهُمۡonlarعَلَىٰnamazlarınıصَلَوَٰتِهِمۡ*يُحَافِظُونَkorurlar
 
ANLAMI
Namazlarına riayet ederler.
Ayet 10 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلۡوَٰرِثُونَvaris olacaklar
 
ANLAMI
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
Ayet 11 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيَرِثُونَvaris olacaklarٱلۡفِرۡدَوۡسَFirdevs'eهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır
 
ANLAMI
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunخَلَقۡنَاbiz yarattıkٱلۡإِنسَٰنَinsanıمِنsüzmesindenسُلَٰلَةٖ*مِّنçamurunطِينٖ*
 
ANLAMI
And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.
Ayet 13 Arapça Ayet
ثُمَّsonraجَعَلۡنَٰهُonu koydukنُطۡفَةٗbir nutfe (sperm) olarakفِيbir karar yerineقَرَارٖ*مَّكِينٖsağlam
 
ANLAMI
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
Ayet 14 Arapça Ayet
ثُمَّsonraخَلَقۡنَاçevirdikٱلنُّطۡفَةَnutfeyiعَلَقَةٗalaka(embriyo)yaفَخَلَقۡنَاsonra çevirdikٱلۡعَلَقَةَalaka(embriyo)yıمُضۡغَةٗbir çiğnemlik eteفَخَلَقۡنَاsonre çevirdikٱلۡمُضۡغَةَbir çiğnemlik etiعِظَٰمٗاkemiklereفَكَسَوۡنَاsonre giydirdikٱلۡعِظَٰمَkemiklereلَحۡمٗاetثُمَّsonraأَنشَأۡنَٰهُonu yaptıkخَلۡقًاbir yaratıkءَاخَرَۚbambaşkaفَتَبَارَكَne yücedirٱللَّهُAllahأَحۡسَنُen güzeliٱلۡخَٰلِقِينَyaratanların
 
ANLAMI
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!
Ayet 15 Arapça Ayet
ثُمَّsonraإِنَّكُمşüphesiz sizبَعۡدَardındanذَٰلِكَbununلَمَيِّتُونَöleceksiniz
 
ANLAMI
Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.
Ayet 16 Arapça Ayet
ثُمَّsonraإِنَّكُمۡmuhakkak sizيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametتُبۡعَثُونَdiriltileceksiniz
 
ANLAMI
Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.
Ayet 17 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunخَلَقۡنَاyarattıkفَوۡقَكُمۡüstünüzdeسَبۡعَyediطَرَآئِقَtabaka (gök)وَمَاveكُنَّاbiz değilizعَنِyaratmaktanٱلۡخَلۡقِ*غَٰفِلِينَgafil
 
ANLAMI
And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
SAYFA 343
Ayet 18 Arapça Ayet
وَأَنزَلۡنَاve indirdikمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءَۢsuبِقَدَرٖbelli ölçüdeفَأَسۡكَنَّـٰهُve onu durdurdukفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۖ*وَإِنَّاelbette bizعَلَىٰgidermeğe deذَهَابِۭ*بِهِۦonuلَقَٰدِرُونَkadiriz
 
ANLAMI
Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.
Ayet 19 Arapça Ayet
فَأَنشَأۡنَاsonra yetiştirdikلَكُمsizeبِهِۦonunla (suyla)جَنَّـٰتٖbahçeleriمِّنhurmaنَّخِيلٖ*وَأَعۡنَٰبٖve üzümلَّكُمۡsizin içinفِيهَاiçlerinde bulunanفَوَٰكِهُmeyvalarكَثِيرَةٞbirçokوَمِنۡهَاve onlardanتَأۡكُلُونَyiyorsunuz
 
ANLAMI
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَشَجَرَةٗve bir ağaçتَخۡرُجُçıkanمِنTur-i-danطُورِTur-iسَيۡنَآءَ*تَنۢبُتُbitenبِٱلدُّهۡنِyağlı olarakوَصِبۡغٖ(ekmeklerini) batıracaklarıلِّلۡأٓكِلِينَyiyenlerin
 
ANLAMI
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizلَكُمۡsizin için vardırفِيhayvanlardaٱلۡأَنۡعَٰمِ*لَعِبۡرَةٗۖibretنُّسۡقِيكُمsize içiriyoruzمِّمَّاiçindekindenفِي*بُطُونِهَاkarınlarınınوَلَكُمۡve sizin içinفِيهَاonlarda vardırمَنَٰفِعُfaydalarكَثِيرَةٞdaha birçokوَمِنۡهَاve onlardanتَأۡكُلُونَyersiniz
 
ANLAMI
Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَعَلَيۡهَاve onların üzerindeوَعَلَىve üzerindeٱلۡفُلۡكِgemilerتُحۡمَلُونَtaşınırsınız
 
ANLAMI
Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikنُوحًاNuh'uإِلَىٰkavmineقَوۡمِهِۦ*فَقَالَdediيَٰقَوۡمِey kavmimٱعۡبُدُواْkulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizin içinمِّنۡhiçbirإِلَٰهٍilahغَيۡرُهُۥٓۚO'ndan başkaأَفَلَاkorunmaz mısınız?تَتَّقُونَ*
 
ANLAMI
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.
Ayet 24 Arapça Ayet
فَقَالَ(şöyle) dediٱلۡمَلَؤُاْileri gelenlerٱلَّذِينَkimselerdenكَفَرُواْinkar edenمِنkavmindenقَوۡمِهِۦ*مَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka bir şeyبَشَرٞbir insandanمِّثۡلُكُمۡsizin gibiيُرِيدُistiyorأَنüstün gelmekيَتَفَضَّلَ*عَلَيۡكُمۡsizeوَلَوۡve eğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahلَأَنزَلَelbette indirirdiمَلَـٰٓئِكَةٗmelekleriمَّاyokturسَمِعۡنَاişitiğimizبِهَٰذَاböyle bir şeyفِيٓbabalarımızdanءَابَآئِنَا*ٱلۡأَوَّلِينَgeçmişteki
 
ANLAMI
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
Ayet 25 Arapça Ayet
إِنۡdeğildirهُوَOإِلَّاbaşka bir şeyرَجُلُۢbir adam(dan)بِهِۦkendisindeجِنَّةٞdelilik bulunanفَتَرَبَّصُواْhele gözetleyinبِهِۦonuحَتَّىٰkadarحِينٖbir süreye
 
ANLAMI
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
Ayet 26 Arapça Ayet
قَالَ(Nuh) dedi kiرَبِّRabbimٱنصُرۡنِيbana yardım etبِمَاkarşısındaكَذَّبُونِyalanlamaları
 
ANLAMI
Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
Ayet 27 Arapça Ayet
فَأَوۡحَيۡنَآbiz de vahyettikإِلَيۡهِonaأَنِkiٱصۡنَعِyapٱلۡفُلۡكَgemiyiبِأَعۡيُنِنَاgözlerimizin önündeوَوَحۡيِنَاve vahyimizleفَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceأَمۡرُنَاbizim buyruğumuzوَفَارَve kaynayıncaٱلتَّنُّورُtandırفَٱسۡلُكۡsok (bindir)فِيهَاonaمِنher (cins)tenكُلّٖ*زَوۡجَيۡنِçiftٱثۡنَيۡنِikiوَأَهۡلَكَve aileniإِلَّاhariçمَنkimselerسَبَقَgeçmişعَلَيۡهِalehylerineٱلۡقَوۡلُsözمِنۡهُمۡۖonlar içindeوَلَاveتُخَٰطِبۡنِيbana yalvarmaفِيhakkındaٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوٓاْzulmeden(ler)إِنَّهُمonlar mutlakaمُّغۡرَقُونَboğulacaklardır
 
ANLAMI
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."
SAYFA 344
Ayet 28 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanٱسۡتَوَيۡتَyerleştiğinizأَنتَsenوَمَنve kimselerمَّعَكَyanındakiعَلَىüzerineٱلۡفُلۡكِgemiفَقُلِde kiٱلۡحَمۡدُhamdolsunلِلَّهِAllah'aٱلَّذِيbizi kurtaranنَجَّىٰنَا*مِنَkavimdenٱلۡقَوۡمِ*ٱلظَّـٰلِمِينَzalim
 
ANLAMI
Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
Ayet 29 Arapça Ayet
وَقُلve de kiرَّبِّRabbimأَنزِلۡنِيbeni indirمُنزَلٗاbir inişleمُّبَارَكٗاmübarekوَأَنتَve senخَيۡرُen hayırlısısınٱلۡمُنزِلِينَkonuklayanların
 
ANLAMI
"Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.
Ayet 30 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizفِيvardırذَٰلِكَbundaلَأٓيَٰتٖnice ibretlerوَإِنgerçiكُنَّاbizلَمُبۡتَلِينَ(onları) sınıyorduk
 
ANLAMI
Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.
Ayet 31 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَنشَأۡنَاyetiştirdikمِنۢonların ardındanبَعۡدِهِمۡ*قَرۡنًاbir nesilءَاخَرِينَbaşka
 
ANLAMI
Bunların ardından başka nesiller varettik.
Ayet 32 Arapça Ayet
فَأَرۡسَلۡنَاve gönderdikفِيهِمۡkendi içlerindenرَسُولٗاbir elçiمِّنۡهُمۡonlaraأَنِdiyeٱعۡبُدُواْkulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizin içinمِّنۡhiçbirإِلَٰهٍilahغَيۡرُهُۥٓۚO'ndan başkaأَفَلَاkorunmaz mısınız?تَتَّقُونَ*
 
ANLAMI
Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
Ayet 33 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiٱلۡمَلَأُileri gelenlerمِنkavmindenقَوۡمِهِ*ٱلَّذِينَinkar edenlerكَفَرُواْ*وَكَذَّبُواْve yalanlayanlarبِلِقَآءِbuluşmasınıٱلۡأٓخِرَةِahiretوَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡve kendilerine refah verdiklerimizفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaمَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka bir şeyبَشَرٞbir insandanمِّثۡلُكُمۡsizin gibiيَأۡكُلُyiyorمِمَّاsizin yediğinizdenتَأۡكُلُونَ*مِنۡهُondanوَيَشۡرَبُve içiyorمِمَّاsizin içtiğinizdenتَشۡرَبُونَ*
 
ANLAMI
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."
Ayet 34 Arapça Ayet
وَلَئِنۡve eğerأَطَعۡتُمita'at edersenizبَشَرٗاbir insanaمِّثۡلَكُمۡsizin gibiإِنَّكُمۡgerçekten sizإِذٗاo takdirdeلَّخَٰسِرُونَmutlaka ziyana uğrayanlarsınız
 
ANLAMI
"Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."
Ayet 35 Arapça Ayet
أَيَعِدُكُمۡO size va'dediyor mu?أَنَّكُمۡsizإِذَاzamanمِتُّمۡöldüğünüzوَكُنتُمۡve olduğunuzتُرَابٗاtoprakوَعِظَٰمًاve kemikأَنَّكُمsizinمُّخۡرَجُونَ(yeniden hayata) çıkarılacağınızı
 
ANLAMI
"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"
Ayet 36 Arapça Ayet
۞هَيۡهَاتَheyhat (ne kadar uzak)هَيۡهَاتَheyhat (ne kadar uzak)لِمَاşeyتُوعَدُونَsize va'dedilen
 
ANLAMI
"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"
Ayet 37 Arapça Ayet
إِنۡdeğildirهِيَbuإِلَّاbaşka bir şeyحَيَاتُنَاhayatımız(dan)ٱلدُّنۡيَاdünyaنَمُوتُölürüzوَنَحۡيَاve yaşarızوَمَاve değilizنَحۡنُbizبِمَبۡعُوثِينَtekrar diriltilecek
 
ANLAMI
"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."
Ayet 38 Arapça Ayet
إِنۡdeğildirهُوَOإِلَّاbaşka bir şeyرَجُلٌbir adam(dan)ٱفۡتَرَىٰuyduranعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahكَذِبٗاyalanوَمَاve değilizنَحۡنُbizلَهُۥonaبِمُؤۡمِنِينَinanıcı(insan)lar
 
ANLAMI
"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."
Ayet 39 Arapça Ayet
قَالَdediرَبِّRabbimٱنصُرۡنِيbana yardım etبِمَاkarşısındaكَذَّبُونِbeni yalanlamaları
 
ANLAMI
O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.
Ayet 40 Arapça Ayet
قَالَ(Allah) dedi kiعَمَّاaz sonraقَلِيلٖ*لَّيُصۡبِحُنَّonlar olacaklarنَٰدِمِينَpişman
 
ANLAMI
Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.
Ayet 41 Arapça Ayet
فَأَخَذَتۡهُمُderken onları yakaladıٱلصَّيۡحَةُo korkunç sesبِٱلۡحَقِّgerçektenفَجَعَلۡنَٰهُمۡve onları getirdikغُثَآءٗۚsel süprüntüsü halineفَبُعۡدٗاuzak olsunلِّلۡقَوۡمِkavimٱلظَّـٰلِمِينَo zalim
 
ANLAMI
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
Ayet 42 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَنشَأۡنَاyetiştirdikمِنۢonların ardındanبَعۡدِهِمۡ*قُرُونًاnesillerءَاخَرِينَbaşka
 
ANLAMI
Ardlarından başka nesiller varettik.
SAYFA 345
Ayet 43 Arapça Ayet
مَاileri geçemezتَسۡبِقُ*مِنۡhiçbirأُمَّةٍümmetأَجَلَهَاsüresindenوَمَاveيَسۡتَـٔۡخِرُونَgeri kalamaz
 
ANLAMI
Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.
Ayet 44 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَرۡسَلۡنَاgönderdikرُسُلَنَاelçilerimiziتَتۡرَاۖardı ardınaكُلَّne zamanمَا*جَآءَgeldiyseأُمَّةٗbir ümmeteرَّسُولُهَاelçileriكَذَّبُوهُۖonlar onu yalanladılarفَأَتۡبَعۡنَاbiz de onları devirdikبَعۡضَهُمbirbiri ardıncaبَعۡضٗاbirbiri ardıncaوَجَعَلۡنَٰهُمۡve hepsini yaptıkأَحَادِيثَۚbirer ibret hikayesiفَبُعۡدٗاuzak olsunلِّقَوۡمٖtoplumلَّاinanmayanيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
Ayet 45 Arapça Ayet
ثُمَّsonraأَرۡسَلۡنَاgönderdikمُوسَىٰMusa'yıوَأَخَاهُve kardeşiهَٰرُونَHarun'uبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleوَسُلۡطَٰنٖve bir delilleمُّبِينٍapaçık
 
ANLAMI
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
Ayet 46 Arapça Ayet
إِلَىٰFir'avn'eفِرۡعَوۡنَ*وَمَلَإِيْهِۦve ileri gelen adamlarınaفَٱسۡتَكۡبَرُواْonlar büyüklük tasladılarوَكَانُواْve oldularقَوۡمًاbir toplulukعَالِينَböbürlenen
 
ANLAMI
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
Ayet 47 Arapça Ayet
فَقَالُوٓاْdedilerأَنُؤۡمِنُinanacak mıyız?لِبَشَرَيۡنِşu iki insanaمِثۡلِنَاbizim gibiوَقَوۡمُهُمَاiki adamın kavmiلَنَاbizeعَٰبِدُونَkölelik ederken
 
ANLAMI
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
Ayet 48 Arapça Ayet
فَكَذَّبُوهُمَاonları yalanladılarفَكَانُواْve oldularمِنَhelak edilenlerdenٱلۡمُهۡلَكِينَ*
 
ANLAMI
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
Ayet 49 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاbiz verdikمُوسَىMusa'yaٱلۡكِتَٰبَKitabı (Tevrat'ı)لَعَلَّهُمۡbelki onlarيَهۡتَدُونَdoğru yolu bulurlar diye
 
ANLAMI
And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.
Ayet 50 Arapça Ayet
وَجَعَلۡنَاve kıldıkٱبۡنَoğlunuمَرۡيَمَMeryemوَأُمَّهُۥٓve annesiniءَايَةٗbir mu'cizeوَءَاوَيۡنَٰهُمَآve onları yerleştirdikإِلَىٰbir tepeyeرَبۡوَةٖ*ذَاتِoturmaya uygunقَرَارٖ*وَمَعِينٖve suyu bulunan
 
ANLAMI
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
Ayet 51 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلرُّسُلُelçilerكُلُواْyeyinمِنَgüzel şeylerdenٱلطَّيِّبَٰتِ*وَٱعۡمَلُواْve yapınصَٰلِحًاۖyararlı işإِنِّيçünkü benبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınızعَلِيمٞbilmekteyim
 
ANLAMI
Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.
Ayet 52 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizهَٰذِهِۦٓbuأُمَّتُكُمۡsizin ümmetinizأُمَّةٗümmettirوَٰحِدَةٗbir tekوَأَنَا۠ve ben deرَبُّكُمۡsizin Rabbinizimفَٱتَّقُونِbenden korkun
 
ANLAMI
Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.
Ayet 53 Arapça Ayet
فَتَقَطَّعُوٓاْfakat parçalayıp ayırdılarأَمۡرَهُمişleriniبَيۡنَهُمۡaralarındaزُبُرٗاۖKitaplaraكُلُّherحِزۡبِۭgurupبِمَاbulunanlaلَدَيۡهِمۡkendi yanındaفَرِحُونَsevinmektedir
 
ANLAMI
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Ayet 54 Arapça Ayet
فَذَرۡهُمۡonları bırakفِيiçindeغَمۡرَتِهِمۡgafletleriحَتَّىٰkadarحِينٍbir süreye
 
ANLAMI
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
Ayet 55 Arapça Ayet
أَيَحۡسَبُونَonlar sanıyorlar mı?أَنَّمَاileنُمِدُّهُمkendilerine verdiğimizبِهِۦmalمِن*مَّالٖ*وَبَنِينَve oğullar
 
ANLAMI
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler Hayır; farkında değiller.
Ayet 56 Arapça Ayet
نُسَارِعُkoşuyoruzلَهُمۡonlarınفِيiyiliklerineٱلۡخَيۡرَٰتِۚ*بَلbilakisلَّاdeğillerيَشۡعُرُونَonlar farkında
 
ANLAMI
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler Hayır; farkında değiller.
Ayet 57 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlar kiهُمonlarمِّنۡsaygıdanخَشۡيَةِ*رَبِّهِمRablerineمُّشۡفِقُونَtitrerler
 
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlar kiهُمonlarبِـَٔايَٰتِayetlerineرَبِّهِمۡRablerininيُؤۡمِنُونَinanırlar
 
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 59 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlar kiهُمonlarبِرَبِّهِمۡRablerineلَاortak koşmazlarيُشۡرِكُونَ*
 
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
SAYFA 346
Ayet 60 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlar kiيُؤۡتُونَverirlerمَآşeyiءَاتَواْverdikleriوَّقُلُوبُهُمۡkalbleriوَجِلَةٌürpererekأَنَّهُمۡşüphesiz onlarإِلَىٰRablerinin huzurunaرَبِّهِمۡ*رَٰجِعُونَdönecekler
 
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 61 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişte onlarيُسَٰرِعُونَkoşarlarفِيhayır işlerineٱلۡخَيۡرَٰتِ*وَهُمۡve onlarلَهَا(hayır) içinسَٰبِقُونَönde giderler
 
ANLAMI
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Ayet 62 Arapça Ayet
وَلَاveنُكَلِّفُbiz teklif etmeyizنَفۡسًاhiç kimseyeإِلَّاbaşkasınıوُسۡعَهَاۚgücünün yetiğindenوَلَدَيۡنَاve katımızda vardırكِتَٰبٞbir Kitapيَنطِقُsöyleyenبِٱلۡحَقِّgerçeğiوَهُمۡve onlaraلَاaslaيُظۡلَمُونَhaksızlık edilmez
 
ANLAMI
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Ayet 63 Arapça Ayet
بَلۡfakatقُلُوبُهُمۡonların kalbleriفِيiçindedirغَمۡرَةٖgafletمِّنۡbundanهَٰذَا*وَلَهُمۡonların vardır kiأَعۡمَٰلٞişleriمِّنbaşkaدُونِ*ذَٰلِكَbundanهُمۡonlarلَهَا(hep) o (işler) içinعَٰمِلُونَçalışırlar
 
ANLAMI
Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.
Ayet 64 Arapça Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَآzamanأَخَذۡنَاyakaladığımızمُتۡرَفِيهِمvarlıklılarınıبِٱلۡعَذَابِazab ileإِذَاhemenهُمۡonlarيَجۡـَٔرُونَferyada başlarlar
 
ANLAMI
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.
Ayet 65 Arapça Ayet
لَاartık feryadetmeyinتَجۡـَٔرُواْ*ٱلۡيَوۡمَۖbugünإِنَّكُمşüphesiz sizeمِّنَّاbize karşıلَاyardım olunmazتُنصَرُونَ*
 
ANLAMI
Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."
Ayet 66 Arapça Ayet
قَدۡgerçektenكَانَتۡidiءَايَٰتِيayetlerimتُتۡلَىٰokunuyorعَلَيۡكُمۡsizeفَكُنتُمۡfakat sizعَلَىٰٓüzereأَعۡقَٰبِكُمۡarkanızتَنكِصُونَdönüyordunuz
 
ANLAMI
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
Ayet 67 Arapça Ayet
مُسۡتَكۡبِرِينَkibirlenerekبِهِۦona (ayetlerime) karşıسَٰمِرٗاgeceleyinتَهۡجُرُونَsaçmalıyordunuz
 
ANLAMI
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
Ayet 68 Arapça Ayet
أَفَلَمۡonlar iyice düşünmediler mi?يَدَّبَّرُواْ*ٱلۡقَوۡلَo sözü (Kur'an'ı)أَمۡyoksaجَآءَهُمonlara geldi (mi)?مَّاbir şeyلَمۡgelmeyenيَأۡتِ*ءَابَآءَهُمُatalarınaٱلۡأَوَّلِينَönceki
 
ANLAMI
Söyleneni hiç düşünmezler mi Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
Ayet 69 Arapça Ayet
أَمۡyoksaلَمۡtanımadıkları (için mi?)يَعۡرِفُواْ*رَسُولَهُمۡelçileriniفَهُمۡonlarلَهُۥonuمُنكِرُونَinkar ediyorlar
 
ANLAMI
Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
Ayet 70 Arapça Ayet
أَمۡyoksaيَقُولُونَ(-mı) diyorlar?بِهِۦondaجِنَّةُۢۚbir delilik varبَلۡhayırجَآءَهُمo kendilerine getirdiبِٱلۡحَقِّhakkıوَأَكۡثَرُهُمۡfakat çoklarıلِلۡحَقِّhaktanكَٰرِهُونَhoşlanmıyorlar
 
ANLAMI
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
Ayet 71 Arapça Ayet
وَلَوِve eğerٱتَّبَعَuysaydıٱلۡحَقُّhakأَهۡوَآءَهُمۡonların keyiflerineلَفَسَدَتِbozulur giderdiٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerوَٱلۡأَرۡضُve yerوَمَنve kimselerفِيهِنَّۚbunların içinde bulunanبَلۡbilakisأَتَيۡنَٰهُمbiz onlara getirdikبِذِكۡرِهِمۡZikir'leriniفَهُمۡfakat onlarعَنZikirlerindenذِكۡرِهِم*مُّعۡرِضُونَyüz çeviriyorlar
 
ANLAMI
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
Ayet 72 Arapça Ayet
أَمۡyoksaتَسۡـَٔلُهُمۡonlardan istiyor musun?خَرۡجٗاbir vergiفَخَرَاجُvergisiرَبِّكَRabbininخَيۡرٞۖdaha hayırlıdırوَهُوَve Oخَيۡرُen hayırlısıdırٱلرَّـٰزِقِينَrızık verenlerin
 
ANLAMI
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Ayet 73 Arapça Ayet
وَإِنَّكَve şüphesiz senلَتَدۡعُوهُمۡonları çağırıyorsunإِلَىٰbir yolaصِرَٰطٖ*مُّسۡتَقِيمٖdoğru
 
ANLAMI
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
Ayet 74 Arapça Ayet
وَإِنَّve kuşkusuzٱلَّذِينَkimselerلَاinanmayan(lar)يُؤۡمِنُونَ*بِٱلۡأٓخِرَةِahireteعَنِyoldanٱلصِّرَٰطِ*لَنَٰكِبُونَsapıyorlar
 
ANLAMI
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
SAYFA 347
Ayet 75 Arapça Ayet
۞وَلَوۡve eğerرَحِمۡنَٰهُمۡbiz onlara acısaydıkوَكَشَفۡنَاve kaldırsaydıkمَاolanıبِهِمkendilerindeمِّنsıkıntıdanضُرّٖ*لَّلَجُّواْyine devam ederlerdiفِيazgınlıklarındaطُغۡيَٰنِهِمۡ*يَعۡمَهُونَbocalamaya
 
ANLAMI
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.
Ayet 76 Arapça Ayet
وَلَقَدۡandolsunأَخَذۡنَٰهُمbiz onları yakaladıkبِٱلۡعَذَابِazab ileفَمَاama yineٱسۡتَكَانُواْboyun eğmedilerلِرَبِّهِمۡRabblerineوَمَاveيَتَضَرَّعُونَO'na yalvarmıyorlar
 
ANLAMI
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.
Ayet 77 Arapça Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanفَتَحۡنَاaçtığımızعَلَيۡهِمüzerlerineبَابٗاkapısıذَاbir azabعَذَابٖ*شَدِيدٍşiddetliإِذَاderhalهُمۡonlarفِيهِO'nun içindeمُبۡلِسُونَşaşkın ve umutsuz kalırlar
 
ANLAMI
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
Ayet 78 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيٓinşa edenأَنشَأَ*لَكُمُsizin içinٱلسَّمۡعَkulağıوَٱلۡأَبۡصَٰرَve gözleriوَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚve gönülleriقَلِيلٗاazمَّاne kadarتَشۡكُرُونَşükrediyorsunuz
 
ANLAMI
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.
Ayet 79 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيsizi yaratıp yayanذَرَأَكُمۡ*فِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*وَإِلَيۡهِve O'nun (huzurunda)تُحۡشَرُونَtoplanacaksınız
 
ANLAMI
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Ayet 80 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيyaşatanيُحۡيِۦ*وَيُمِيتُve öldürenوَلَهُve O'nun(eseri)dirٱخۡتِلَٰفُdeğişmesiٱلَّيۡلِgeceninوَٱلنَّهَارِۚve gündüzünأَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz?تَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?
Ayet 81 Arapça Ayet
بَلۡhayırقَالُواْonlar da dedilerمِثۡلَgibiمَاneقَالَdedi (ise)ٱلۡأَوَّلُونَevvelkiler
 
ANLAMI
Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.
Ayet 82 Arapça Ayet
قَالُوٓاْdediler kiأَءِذَاzaman mı?مِتۡنَاöldüğümüzوَكُنَّاve olduğumuzتُرَابٗاtoprakوَعِظَٰمًاve kemikأَءِنَّاbiz mi?لَمَبۡعُوثُونَdiriltileceğiz
 
ANLAMI
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
Ayet 83 Arapça Ayet
لَقَدۡandolsunوُعِدۡنَاyapıldıنَحۡنُbizeوَءَابَآؤُنَاve atalarımızaهَٰذَاbu (tehdid)مِنbizden önceقَبۡلُ*إِنۡdeğildirهَٰذَآbuإِلَّآbaşka bir şeyأَسَٰطِيرُmasallarındanٱلۡأَوَّلِينَevvelkilerin
 
ANLAMI
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
Ayet 84 Arapça Ayet
قُلde kiلِّمَنِkimindir?ٱلۡأَرۡضُdünyaوَمَنve bulunanlarفِيهَآiçindeإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡلَمُونَbiliyor
 
ANLAMI
De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"
Ayet 85 Arapça Ayet
سَيَقُولُونَdiyeceklerلِلَّهِۚAllah'ındırقُلۡde kiأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?تَذَكَّرُونَ*
 
ANLAMI
"Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.
Ayet 86 Arapça Ayet
قُلۡde kiمَنkimdir?رَّبُّRabbiٱلسَّمَٰوَٰتِgöğünٱلسَّبۡعِyediوَرَبُّve RabbiٱلۡعَرۡشِArş'ınٱلۡعَظِيمِbüyük
 
ANLAMI
"Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.
Ayet 87 Arapça Ayet
سَيَقُولُونَdiyeceklerلِلَّهِۚAllah'ındırقُلۡde kiأَفَلَاkorkmuyor musunuz?تَتَّقُونَ*
 
ANLAMI
"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Ayet 88 Arapça Ayet
قُلۡde kiمَنۢkimdir?بِيَدِهِۦelinde olanمَلَكُوتُmelekutu (mülkü ve yönetimi)كُلِّherشَيۡءٖşeyinوَهُوَve Oيُجِيرُkoruyup kollayanوَلَاfakatيُجَارُkorunup kollanmayanعَلَيۡهِkendisiإِنeğerكُنتُمۡisenizتَعۡلَمُونَbiliyor
 
ANLAMI
"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
Ayet 89 Arapça Ayet
سَيَقُولُونَdiyeceklerلِلَّهِۚAllah'a aittirقُلۡde kiفَأَنَّىٰnasıl?تُسۡحَرُونَbüyüleniyorsunuz
 
ANLAMI
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
SAYFA 348
Ayet 90 Arapça Ayet
بَلۡdoğrusuأَتَيۡنَٰهُمbiz onlara getirdikبِٱلۡحَقِّhakkıوَإِنَّهُمۡonlarsaلَكَٰذِبُونَyalancıdırlar
 
ANLAMI
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Ayet 91 Arapça Ayet
مَاedinmemiştirٱتَّخَذَ*ٱللَّهُAllahمِنhiçbirوَلَدٖçocukوَمَاveكَانَyokturمَعَهُۥO'nunla beraberمِنۡhiçbirإِلَٰهٍۚtanrıإِذٗاöyle olsaydıلَّذَهَبَgötürürdüكُلُّherإِلَٰهِۭtanrıبِمَاkendi yarattığınıخَلَقَ*وَلَعَلَاve üstün gelmeğe çalışırdıبَعۡضُهُمۡonlardan biriعَلَىٰüzerineبَعۡضٖۚdiğeriسُبۡحَٰنَmünezehtir (uzaktır)ٱللَّهِAllahعَمَّاonların tanımlamalarındanيَصِفُونَ*
 
ANLAMI
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
Ayet 92 Arapça Ayet
عَٰلِمِ(O) bilirٱلۡغَيۡبِgörünmeyeniوَٱلشَّهَٰدَةِve görüneniفَتَعَٰلَىٰve yücedirعَمَّاşeylerdenيُشۡرِكُونَonların ortak koştukları
 
ANLAMI
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Ayet 93 Arapça Ayet
قُلde kiرَّبِّRabbimإِمَّاeğerتُرِيَنِّيmutlaka bana göstereceksenمَاşeyiيُوعَدُونَonların tehdidedildikleri
 
ANLAMI
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Ayet 94 Arapça Ayet
رَبِّRabbimفَلَاbeni bırakmaتَجۡعَلۡنِي*فِيiçindeٱلۡقَوۡمِkavminٱلظَّـٰلِمِينَzalim
 
ANLAMI
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Ayet 95 Arapça Ayet
وَإِنَّاşüphesiz bizعَلَىٰٓsana göstermeğeأَن*نُّرِيَكَ*مَاşeyiنَعِدُهُمۡonları tehdidettiğimizلَقَٰدِرُونَelbette kadiriz
 
ANLAMI
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Ayet 96 Arapça Ayet
ٱدۡفَعۡsavuşturبِٱلَّتِيşeyleهِيَoأَحۡسَنُen güzelٱلسَّيِّئَةَۚkötülüğüنَحۡنُbizأَعۡلَمُbiliyoruzبِمَا(seni) nasıl vasıflandıracaklarınıيَصِفُونَ*
 
ANLAMI
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
Ayet 97 Arapça Ayet
وَقُلve de kiرَّبِّRabbimأَعُوذُsığınırımبِكَsanaمِنۡkışkırtmalarındanهَمَزَٰتِ*ٱلشَّيَٰطِينِşeytanların
 
ANLAMI
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."
Ayet 98 Arapça Ayet
وَأَعُوذُve sığınırımبِكَsanaرَبِّRabbimأَنyanıma uğramalarındanيَحۡضُرُونِ*
 
ANLAMI
"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
Ayet 99 Arapça Ayet
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَحَدَهُمُonlardan birineٱلۡمَوۡتُölümقَالَder kiرَبِّRabbimٱرۡجِعُونِbeni geri döndür
 
ANLAMI
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Ayet 100 Arapça Ayet
لَعَلِّيٓböylelikleأَعۡمَلُyapayımصَٰلِحٗاyararlı bir işفِيمَاyerde (dünyada)تَرَكۡتُۚterk ettiğimكَلَّآۚhayırإِنَّهَاşüphesiz buكَلِمَةٌbir sözdürهُوَoقَآئِلُهَاۖonun söylediğiوَمِنveوَرَآئِهِمönlerinde vardırبَرۡزَخٌbir berzahإِلَىٰkadarيَوۡمِgüneيُبۡعَثُونَdiriltilecekleri;
 
ANLAMI
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Ayet 101 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanنُفِخَüflendiğiفِيSur'aٱلصُّورِ*فَلَآartık yokturأَنسَابَsoylarبَيۡنَهُمۡaralarındaيَوۡمَئِذٖo günوَلَاveيَتَسَآءَلُونَsormazlar
 
ANLAMI
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
Ayet 102 Arapça Ayet
فَمَنkimlerinثَقُلَتۡağır gelirseمَوَٰزِينُهُۥtartılarıفَأُوْلَـٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلۡمُفۡلِحُونَkurtuluşa erenlerdir
 
ANLAMI
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Ayet 103 Arapça Ayet
وَمَنۡve kimlerinخَفَّتۡhafif gelirseمَوَٰزِينُهُۥtartılarıفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirخَسِرُوٓاْziyana sokan(lar)أَنفُسَهُمۡkendileriniفِيcehennemdeجَهَنَّمَ*خَٰلِدُونَsürekli kalanlardır
 
ANLAMI
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
Ayet 104 Arapça Ayet
تَلۡفَحُyalarوُجُوهَهُمُyüzleriniٱلنَّارُateşوَهُمۡve onlarınفِيهَا(ateşin) içindeكَٰلِحُونَdişleri açıkta kalır
 
ANLAMI
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
SAYFA 349
Ayet 105 Arapça Ayet
أَلَمۡdeğil mi?تَكُنۡ*ءَايَٰتِيayetlerimتُتۡلَىٰokunurduعَلَيۡكُمۡsizeفَكُنتُمoysa sizبِهَاonlarıتُكَذِّبُونَyalanlardınız
 
ANLAMI
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
Ayet 106 Arapça Ayet
قَالُواْdedilerرَبَّنَاRabbimizغَلَبَتۡyendiعَلَيۡنَاbiziشِقۡوَتُنَاbahtsızlığımızوَكُنَّاve biz oldukقَوۡمٗاbir toplulukضَآلِّينَsapık
 
ANLAMI
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."
Ayet 107 Arapça Ayet
رَبَّنَآRabbimizأَخۡرِجۡنَاbizi çıkarمِنۡهَاbundanفَإِنۡeğerعُدۡنَاbir daha dönersekفَإِنَّاartık biz gerçektenظَٰلِمُونَzalimleriz
 
ANLAMI
"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."
Ayet 108 Arapça Ayet
قَالَbuyurdu kiٱخۡسَـُٔواْsininفِيهَاoradaوَلَاveتُكَلِّمُونِbana bir şey söylemeyin
 
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 109 Arapça Ayet
إِنَّهُۥgerçek şu kiكَانَidiفَرِيقٞbir zümreمِّنۡkullarımdanعِبَادِي*يَقُولُونَdiyorlarرَبَّنَآRabbimizءَامَنَّاinandıkفَٱغۡفِرۡbağışlaلَنَاbiziوَٱرۡحَمۡنَاve bize acıوَأَنتَve senخَيۡرُen hayırlısısınٱلرَّـٰحِمِينَacıyanların
 
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 110 Arapça Ayet
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡsiz onları aldınızسِخۡرِيًّاalayaحَتَّىٰٓnihayetأَنسَوۡكُمۡsize unutturdularذِكۡرِيbeni anmayıوَكُنتُمve sizمِّنۡهُمۡonlaraتَضۡحَكُونَdaima gülüyordunuz
 
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 111 Arapça Ayet
إِنِّيşüphesiz benجَزَيۡتُهُمُonlara verdimٱلۡيَوۡمَbugünبِمَاkarşılığınıصَبَرُوٓاْsabretmelerininأَنَّهُمۡişte onlardırهُمُonlarٱلۡفَآئِزُونَkurtulup murada erenler
 
ANLAMI
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Ayet 112 Arapça Ayet
قَٰلَve buyurduكَمۡne kadar?لَبِثۡتُمۡkaldınızفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*عَدَدَsayısıncaسِنِينَyıllar
 
ANLAMI
Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.
Ayet 113 Arapça Ayet
قَالُواْdedilerلَبِثۡنَاkaldıkيَوۡمًاbir günأَوۡyahutبَعۡضَbir kısmı kadarيَوۡمٖgününفَسۡـَٔلِsorٱلۡعَآدِّينَsayanlara
 
ANLAMI
"Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.
Ayet 114 Arapça Ayet
قَٰلَbuyurdu kiإِنkalmadınızلَّبِثۡتُمۡ*إِلَّاbaşkaقَلِيلٗاۖaz bir (zamandan)لَّوۡkeşkeأَنَّكُمۡsizكُنتُمۡbilseydinizتَعۡلَمُونَbizim-mi sandınız?
 
ANLAMI
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
Ayet 115 Arapça Ayet
أَفَحَسِبۡتُمۡbizimأَنَّمَاsizi yarattığımızıخَلَقۡنَٰكُمۡ*عَبَثٗاboş yereوَأَنَّكُمۡve sizinإِلَيۡنَاbizeلَاaslaتُرۡجَعُونَdöndürülmeyeceğinizi
 
ANLAMI
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
Ayet 116 Arapça Ayet
فَتَعَٰلَىpek yücedirٱللَّهُAllahٱلۡمَلِكُmutlak hakimٱلۡحَقُّۖhakلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanرَبُّrabbidirٱلۡعَرۡشِArş'ınٱلۡكَرِيمِKerim
 
ANLAMI
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.
Ayet 117 Arapça Ayet
وَمَنve kimيَدۡعُtaparsaمَعَile beraberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاbir tanrıyaءَاخَرَbaşkaلَاbulunmayanبُرۡهَٰنَhiçbir delilلَهُۥhakkındaبِهِۦonunفَإِنَّمَاşüphesizحِسَابُهُۥonun hesabıعِندَyanındadırرَبِّهِۦٓۚRabbininإِنَّهُۥçünkü (o)لَاaslaيُفۡلِحُiflah olmazlarٱلۡكَٰفِرُونَkafirler
 
ANLAMI
Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.
Ayet 118 Arapça Ayet
وَقُلve de kiرَّبِّRabbimٱغۡفِرۡbağışlaوَٱرۡحَمۡve acıوَأَنتَve senخَيۡرُen hayırlısısınٱلرَّـٰحِمِينَacıyanların
 
ANLAMI
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."