HAC SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 332
Ayet 1 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarٱتَّقُواْkorkunرَبَّكُمۡۚRabbinizdenإِنَّçünküزَلۡزَلَةَdepremiٱلسَّاعَةِsa'atinشَيۡءٌbir şeydirعَظِيمٞcidden korkunç
 
ANLAMI
Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.
Ayet 2 Arapça Ayet
يَوۡمَgünتَرَوۡنَهَاonu gördüğünüzتَذۡهَلُunuturكُلُّherمُرۡضِعَةٍemzirenعَمَّآemzirdiğiniأَرۡضَعَتۡ*وَتَضَعُve bırakırكُلُّherذَاتِ(sahibi) gebeحَمۡلٍ(yük) gebeحَمۡلَهَاyükünüوَتَرَىve görürsünٱلنَّاسَinsanlarıسُكَٰرَىٰsarhoşوَمَاoysa değillerdirهُمonlarبِسُكَٰرَىٰsarhoşوَلَٰكِنَّamaعَذَابَazabıٱللَّهِAllah'ınشَدِيدٞşiddetlidir
 
ANLAMI
Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler, fakat bu sadece Allah'ın azabının çetin olmasındandır.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimiيُجَٰدِلُtartışırفِيhakkındaٱللَّهِAllahبِغَيۡرِolmaksızınعِلۡمٖbilgisiوَيَتَّبِعُve uyarكُلَّherشَيۡطَٰنٖşeytanaمَّرِيدٖkaba (şarlatan)
 
ANLAMI
Allah hakkında bilmeden taşıyan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.
Ayet 4 Arapça Ayet
كُتِبَyazılmıştırعَلَيۡهِonun hakkındaأَنَّهُۥşüphesiz oمَنkimتَوَلَّاهُonu takibederseفَأَنَّهُۥmuhakkak buيُضِلُّهُۥonu saşırtırوَيَهۡدِيهِve onu götürürإِلَىٰazabınaعَذَابِ*ٱلسَّعِيرِalevli ateş
 
ANLAMI
Onun hakkında şöyle yazılmıştır: O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba götürür.
Ayet 5 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarإِنeğerكُنتُمۡisenizفِيiçindeرَيۡبٖkuşkuمِّنَyeniden dirilmektenٱلۡبَعۡثِ*فَإِنَّا(bilin ki) bizخَلَقۡنَٰكُمsizi yarattıkمِّن(önce) topraktanتُرَابٖ*ثُمَّsonraمِنnutfe(sperm)denنُّطۡفَةٖ*ثُمَّsonraمِنۡalaka(embriyo)danعَلَقَةٖ*ثُمَّsonraمِنbir çiğnem et parçasındanمُّضۡغَةٖ*مُّخَلَّقَةٖbiçimlenmişوَغَيۡرِveمُخَلَّقَةٖbiçimlenmemişلِّنُبَيِّنَaçıkça göstermek içinلَكُمۡۚsizeوَنُقِرُّve tutarızفِيrahimlerdeٱلۡأَرۡحَامِ*مَاdilediğimiziنَشَآءُ*إِلَىٰٓbir süreye kadarأَجَلٖ*مُّسَمّٗىbelirtilmişثُمَّsonraنُخۡرِجُكُمۡsizi çıkarırız;طِفۡلٗاbir bebek olarakثُمَّsonraلِتَبۡلُغُوٓاْermeniz içinأَشُدَّكُمۡۖgüçlerinizeوَمِنكُمve içinizdenمَّنkimiيُتَوَفَّىٰöldürülürوَمِنكُمve içinizdenمَّنkimi deيُرَدُّitilirإِلَىٰٓen kötü çağınaأَرۡذَلِ*ٱلۡعُمُرِömrünلِكَيۡلَاhale gelmesi içinيَعۡلَمَbilmezمِنۢsonraبَعۡدِ*عِلۡمٖbilen kimse ikenشَيۡـٔٗاۚbir şeyوَتَرَىve görürsünٱلۡأَرۡضَyeriهَامِدَةٗkurumuş ölmüşفَإِذَآzamanأَنزَلۡنَاbiz indirdiğimizعَلَيۡهَاonun üzerineٱلۡمَآءَsuyuٱهۡتَزَّتۡtitreşirوَرَبَتۡve kabarırوَأَنۢبَتَتۡve bitirirمِنherكُلِّ*زَوۡجِۭçiftiبَهِيجٖgüzel
 
ANLAMI
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.
SAYFA 333
Ayet 6 Arapça Ayet
ذَٰلِكَbu böyledirبِأَنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡحَقُّtek gerçektirوَأَنَّهُۥve Oيُحۡيِdiriltirٱلۡمَوۡتَىٰölüleriوَأَنَّهُۥve Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyقَدِيرٞkadirdir
 
ANLAMI
Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَأَنَّve muhakkakٱلسَّاعَةَo sa'atءَاتِيَةٞgelecektirلَّاyokturرَيۡبَşüpheفِيهَاondaوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahيَبۡعَثُdiriltecektirمَنolanlarıفِيkabirlerdeٱلۡقُبُورِ*
 
ANLAMI
Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.
Ayet 8 Arapça Ayet
وَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِ*مَنkimiيُجَٰدِلُtartışırفِيhakkındaٱللَّهِAllahبِغَيۡرِolmaksızınعِلۡمٖbilgisiوَلَاve olmadanهُدٗىbir yol göstereniوَلَاve olmadanكِتَٰبٖbir Kitabıمُّنِيرٖaydınlatıcı
 
ANLAMI
Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.
Ayet 9 Arapça Ayet
ثَانِيَöteye döndürürعِطۡفِهِۦboynunuلِيُضِلَّşaşırtmak içinعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِۖAllah'ınلَهُۥonun için vardırفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*خِزۡيٞۖbir kepazelikوَنُذِيقُهُۥve ona taddıracağızيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametعَذَابَazabınıٱلۡحَرِيقِyangın
 
ANLAMI
Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.
Ayet 10 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte buبِمَاyüzündendirقَدَّمَتۡönceden yaptıklarıيَدَاكَsenin ellerininوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahلَيۡسَdeğildirبِظَلَّـٰمٖzulmediciلِّلۡعَبِيدِkullara
 
ANLAMI
Ona: "Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür" denir, yoksa Allah, kullarına karşı hiç de zalim değildir.
Ayet 11 Arapça Ayet
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimiيَعۡبُدُibadet ederٱللَّهَAllah'aعَلَىٰbir kenardan (uçurumdan)حَرۡفٖۖ*فَإِنۡeğerأَصَابَهُۥkendisine gelirseخَيۡرٌbir hayırٱطۡمَأَنَّhuzura kavuşurبِهِۦۖonunlaوَإِنۡve eğerأَصَابَتۡهُbaşına gelirseفِتۡنَةٌbir kötülükٱنقَلَبَdönerعَلَىٰüstüوَجۡهِهِۦyüzخَسِرَo kaybetmiştirٱلدُّنۡيَاdünyayıوَٱلۡأٓخِرَةَۚve ahiretiذَٰلِكَişte budurهُوَoٱلۡخُسۡرَانُziyanٱلۡمُبِينُapaçık
 
ANLAMI
İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Ayet 12 Arapça Ayet
يَدۡعُواْyalvarırمِنayrı olarakدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanمَاşeylereلَاona zarar veremeyenيَضُرُّهُۥ*وَمَاve şeylereلَاyarar sağlamayanيَنفَعُهُۥۚ*ذَٰلِكَişte budurهُوَoٱلضَّلَٰلُsapmaٱلۡبَعِيدُuzak(lara)
 
ANLAMI
Allah'ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.
Ayet 13 Arapça Ayet
يَدۡعُواْyalvarırلَمَنolanaضَرُّهُۥٓzararıأَقۡرَبُdaha yakınمِنfaydasındanنَّفۡعِهِۦۚ*لَبِئۡسَne kötüٱلۡمَوۡلَىٰbir yardımcıوَلَبِئۡسَve ne kötüٱلۡعَشِيرُbir arkadaştır
 
ANLAMI
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır!
Ayet 14 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُدۡخِلُsokacaktırٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinananوَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُۚırmaklarإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَفۡعَلُyaparمَاşeyiيُرِيدُistediği
 
ANLAMI
Doğrusu Allah, inananları ve yararlı işler işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, şüphesiz, istediğini yapar.
Ayet 15 Arapça Ayet
مَنkimكَانَiseيَظُنُّsanıyorأَنdiyeلَّنkendisine yardım etmeyecekيَنصُرَهُ*ٱللَّهُAllahفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*وَٱلۡأٓخِرَةِve ahiretteفَلۡيَمۡدُدۡuzansınبِسَبَبٍbir sebep(ip)leإِلَىgöğeٱلسَّمَآءِ*ثُمَّsonraلۡيَقۡطَعۡkessinفَلۡيَنظُرۡve baksınهَلۡmi?يُذۡهِبَنَّgiderebilecekكَيۡدُهُۥbu düzeniمَاşeyiيَغِيظُöfkelendiği
 
ANLAMI
Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
SAYFA 334
Ayet 16 Arapça Ayet
وَكَذَٰلِكَve işte böyleأَنزَلۡنَٰهُbiz O'nu indirdikءَايَٰتِۭayetler olarakبَيِّنَٰتٖaçık açıkوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahيَهۡدِيdoğru yola iletirمَنkimseyiيُرِيدُdilediği
 
ANLAMI
İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.
Ayet 17 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinananlarوَٱلَّذِينَve kimselerهَادُواْyahudilerوَٱلصَّـٰبِـِٔينَve sabiilerوَٱلنَّصَٰرَىٰve hırıstiyanlarوَٱلۡمَجُوسَve mecusilerوَٱلَّذِينَve kimselerأَشۡرَكُوٓاْortak koşanlarإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَفۡصِلُhüküm verecektirبَيۡنَهُمۡbunlar arasındaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِۚkıyametإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَيۡءٖşeyشَهِيدٌşahittir
 
ANLAMI
Doğrusu, inananlar ve yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler, ortak koşanlar arasında, kıyamet günü Allah kesin hüküm verecektir. Doğrusu Allah herşeye şahiddir.
Ayet 18 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin miتَرَ*أَنَّkuşkusuzٱللَّهَAllah'aيَسۡجُدُۤsecde ediyorlarلَهُۥۤO'naمَنkimselerفِيgöklerdekiٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَنve kimselerفِيyerdekiٱلۡأَرۡضِ*وَٱلشَّمۡسُve güneşوَٱلۡقَمَرُve ayوَٱلنُّجُومُve yıldızlarوَٱلۡجِبَالُve dağlarوَٱلشَّجَرُve ağaçlarوَٱلدَّوَآبُّve hayvanlarوَكَثِيرٞve birçoğuمِّنَinsanlardanٱلنَّاسِۖ*وَكَثِيرٌama birçoğuحَقَّhak olmuşturعَلَيۡهِüzerineٱلۡعَذَابُۗazabوَمَنve kimiيُهِنِaşağılatırsaٱللَّهُAllahفَمَاartık olmazلَهُۥonaمِنhiçمُّكۡرِمٍۚdeğer verenإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَفۡعَلُyaparمَاşeyiيَشَآءُ۩dilediği
 
ANLAMI
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.
Ayet 19 Arapça Ayet
۞هَٰذَانِişte şunlarخَصۡمَانِiki hasım tarafٱخۡتَصَمُواْçekişenفِيhakkındaرَبِّهِمۡۖRableriفَٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)قُطِّعَتۡbiçildiلَهُمۡonlaraثِيَابٞgiysiمِّنateştenنَّارٖ*يُصَبُّdökülüyorمِنüstündenفَوۡقِ*رُءُوسِهِمُbaşlarınınٱلۡحَمِيمُkaynar su
 
ANLAMI
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Ayet 20 Arapça Ayet
يُصۡهَرُeritiliyorبِهِۦonunlaمَاşeylerفِيiçindekiبُطُونِهِمۡkarınlarınınوَٱلۡجُلُودُve derileri
 
ANLAMI
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَلَهُمve onlar için vardırمَّقَٰمِعُkamçılarمِنۡdemirdenحَدِيدٖ*
 
ANLAMI
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Ayet 22 Arapça Ayet
كُلَّمَآher seferأَرَادُوٓاْistedikleriأَنçıkmakيَخۡرُجُواْ*مِنۡهَاoradanمِنۡ(o) gamdanغَمٍّ*أُعِيدُواْgeri çevrilirlerفِيهَاorayaوَذُوقُواْve tadın (denilir)عَذَابَazabınıٱلۡحَرِيقِyangın
 
ANLAMI
Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: "Yakıcı azabı tadın" denir.
Ayet 23 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُدۡخِلُsokarٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْinanan(ları)وَعَمِلُواْve yapanlarıٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerجَنَّـٰتٖcennetlereتَجۡرِيakanمِنaltlarındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarيُحَلَّوۡنَtakınırlarفِيهَاoradaمِنۡbileziklerأَسَاوِرَ*مِنaltındanذَهَبٖ*وَلُؤۡلُؤٗاۖve inci(ler)وَلِبَاسُهُمۡve giysileriفِيهَاoradaحَرِيرٞipektir
 
ANLAMI
Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.
SAYFA 335
Ayet 24 Arapça Ayet
وَهُدُوٓاْve iletilmişlerdirإِلَىgüzelineٱلطَّيِّبِ*مِنَsözünٱلۡقَوۡلِ*وَهُدُوٓاْve iletilmişlerdirإِلَىٰyolunaصِرَٰطِ*ٱلۡحَمِيدِçok övülen(Allah)ın
 
ANLAMI
Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeğe layık olan Allah'ın yoluna eriştirilmişlerdir.
Ayet 25 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)وَيَصُدُّونَve geri çevirenlerعَنyolundanسَبِيلِ*ٱللَّهِAllah'ınوَٱلۡمَسۡجِدِve Mescid-i (Haram'dan)ٱلۡحَرَامِ(ve Mescid-i) Haram'danٱلَّذِيyaptığımızجَعَلۡنَٰهُ*لِلنَّاسِbütün insanlar içinسَوَآءًeşit (ibadet yeri)ٱلۡعَٰكِفُyerli olanفِيهِoradaوَٱلۡبَادِۚve dışarıdan gelenوَمَنve kimيُرِدۡisterseفِيهِorada (böyle)بِإِلۡحَادِۭhaktan sapmakبِظُلۡمٖzulüm ileنُّذِقۡهُona taddırırızمِنۡbir azabtanعَذَابٍ*أَلِيمٖacı
 
ANLAMI
Doğrusu inkar edenleri, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlış yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba uğratırız.
Ayet 26 Arapça Ayet
وَإِذۡbir zamanlarبَوَّأۡنَاkondurmuştukلِإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'iمَكَانَyerineٱلۡبَيۡتِBeyt(Ka'be'n)inأَنdiyeلَّاortak koşmaتُشۡرِكۡ*بِيbanaشَيۡـٔٗاhiçbir şeyiوَطَهِّرۡve temizleبَيۡتِيَevimiلِلطَّآئِفِينَtavaf edenler içinوَٱلۡقَآئِمِينَve ayakta duranlar içinوَٱلرُّكَّعِve rüku' edenler içinٱلسُّجُودِsecde edenler için
 
ANLAMI
"Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut" diye İbrahim'i Kabe'nin yerine yerleştirmiştik.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَأَذِّنve ilan etفِيiçindeٱلنَّاسِinsanlarبِٱلۡحَجِّhaccıيَأۡتُوكَsana gelsinlerرِجَالٗاyaya olarakوَعَلَىٰve üzerindeكُلِّherضَامِرٖyorgun deveيَأۡتِينَgelenمِن(türlü)كُلِّherفَجٍّyollardanعَمِيقٖuzak
 
ANLAMI
İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.
Ayet 28 Arapça Ayet
لِّيَشۡهَدُواْşahit olmaları içinمَنَٰفِعَbirtakım faydalaraلَهُمۡkendileri içinوَيَذۡكُرُواْve anmaları içinٱسۡمَadınıٱللَّهِAllah'ınفِيٓgünlerdeأَيَّامٖ*مَّعۡلُومَٰتٍbelirliعَلَىٰüzerineمَاşeyleriرَزَقَهُمonlara rızık olarak verilenمِّنۢyürüyen-danبَهِيمَةِyürüyenٱلۡأَنۡعَٰمِۖ*فَكُلُواْyeyinمِنۡهَاonlardanوَأَطۡعِمُواْve yedirinٱلۡبَآئِسَsıkıntı içinde bulunanٱلۡفَقِيرَfakire
 
ANLAMI
Taki kendi menfaatlerine şahid olsunlar; Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.
Ayet 29 Arapça Ayet
ثُمَّsonraلۡيَقۡضُواْgidersinlerتَفَثَهُمۡkirleriniوَلۡيُوفُواْve yerine getirsinlerنُذُورَهُمۡadaklarınıوَلۡيَطَّوَّفُواْve tavaf etsinlerبِٱلۡبَيۡتِ(Eski) Evi [Kâbe'yi]ٱلۡعَتِيقِEski (Evi) [Kâbe'yi]
 
ANLAMI
Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe'yi tavaf etsinler.
Ayet 30 Arapça Ayet
ذَٰلِكَۖişte öyleوَمَنve kimيُعَظِّمۡsaygı gösterirseحُرُمَٰتِyasaklarınaٱللَّهِAllah'ınفَهُوَişte oخَيۡرٞhayırlıdırلَّهُۥkendisi içinعِندَyanındaرَبِّهِۦۗRabbininوَأُحِلَّتۡve size helal kılınmıştırلَكُمُsizin içinٱلۡأَنۡعَٰمُhayvanlarإِلَّاdışındakiمَاşeylerيُتۡلَىٰoku(nup açıkla)nanعَلَيۡكُمۡۖsizeفَٱجۡتَنِبُواْartık kaçınınٱلرِّجۡسَpisمِنَputlardanٱلۡأَوۡثَٰنِ*وَٱجۡتَنِبُواْve kaçınınقَوۡلَsözdenٱلزُّورِyalan
 
ANLAMI
İşte böyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliğinedir. (Haram olduğu) size okunanlar dışında kalan hayvanlar, size helal kılındı. O halde pis putlardan sakının; yalan sözden kaçının.
SAYFA 336
Ayet 31 Arapça Ayet
حُنَفَآءَhanifler olunلِلَّهِAllah'ıغَيۡرَortak koşmadanمُشۡرِكِينَ*بِهِۦۚO'naوَمَنve kimيُشۡرِكۡortak koşarsaبِٱللَّهِAllah'aفَكَأَنَّمَاsanki gibidirخَرَّdüşmüşمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*فَتَخۡطَفُهُve kendisini kapıyorٱلطَّيۡرُkuşأَوۡveyaتَهۡوِيsürüklüyorبِهِonuٱلرِّيحُrüzgarفِيbir yereمَكَانٖ*سَحِيقٖuzak
 
ANLAMI
Allah'a ortak koşmaksızın O'na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden çekinin. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.
Ayet 32 Arapça Ayet
ذَٰلِكَۖişte böyleوَمَنve kimيُعَظِّمۡsaygı gösterirseشَعَـٰٓئِرَnişanlarınaٱللَّهِAllah'ınفَإِنَّهَاşüphesiz buمِنtakvasındandırتَقۡوَى*ٱلۡقُلُوبِkalblerin
 
ANLAMI
Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalblerin Allah'a karşı gelmekten sakınmasındandır.
Ayet 33 Arapça Ayet
لَكُمۡsizin için vardırفِيهَاonlardaمَنَٰفِعُmenfaatlerإِلَىٰٓbir süreye kadarأَجَلٖ*مُّسَمّٗىbelirliثُمَّsonraمَحِلُّهَآonların varacakları yerإِلَى(Eski) Ev'dir [Kâbe]ٱلۡبَيۡتِ*ٱلۡعَتِيقِEski (Ev'dir) [Kâbe]
 
ANLAMI
Bu nişanelerde sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra bunlar Beyti Atik'de, Kabe'de son bulurlar.
Ayet 34 Arapça Ayet
وَلِكُلِّve hepsi içinأُمَّةٖümmetinجَعَلۡنَاbiz koydukمَنسَكٗاbir kurban ibadetiلِّيَذۡكُرُواْanmaları içinٱسۡمَadınıٱللَّهِAllah'ınعَلَىٰüzerineمَاşeyرَزَقَهُمrızık olarak verilenمِّنۢhayvanlardanبَهِيمَةِ*ٱلۡأَنۡعَٰمِۗ(kurbanlık)فَإِلَٰهُكُمۡtanrınızإِلَٰهٞtanrıdırوَٰحِدٞbir tekفَلَهُۥٓyalnız O'naأَسۡلِمُواْۗteslim olunوَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُخۡبِتِينَsamimi insanları
 
ANLAMI
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.
Ayet 35 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiإِذَاzamanذُكِرَanıldığıٱللَّهُAllahوَجِلَتۡtitrerقُلُوبُهُمۡkalbleriوَٱلصَّـٰبِرِينَve sabrederlerعَلَىٰ(başlarına)مَآedeneأَصَابَهُمۡisabetوَٱلۡمُقِيمِيve kılarlarٱلصَّلَوٰةِnamazıوَمِمَّاve şeylerdenرَزَقۡنَٰهُمۡkendilerini rızıkandırdığımızيُنفِقُونَ(Allah yoluna) harcarlar
 
ANLAMI
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.
Ayet 36 Arapça Ayet
وَٱلۡبُدۡنَkurbanlık develeriجَعَلۡنَٰهَاyaptıkلَكُمsizin içinمِّنişaretlerindenشَعَـٰٓئِرِ*ٱللَّهِAllah'ınلَكُمۡsizin için vardırفِيهَاonlardaخَيۡرٞۖhayırفَٱذۡكُرُواْanın (da boğazlayın)ٱسۡمَadınıٱللَّهِAllah'ınعَلَيۡهَاüzerlerineصَوَآفَّۖ(kurban için) sıra halinde dururlarkenفَإِذَاzamanوَجَبَتۡdüştüğündeجُنُوبُهَاyanları üzerine (canları çıkınca)فَكُلُواْyeyinمِنۡهَاonlardanوَأَطۡعِمُواْve yedirinٱلۡقَانِعَkanaat edip isteyemeyeneوَٱلۡمُعۡتَرَّۚve isteyeneكَذَٰلِكَişte böyleسَخَّرۡنَٰهَاonları boyun eğdirdiلَكُمۡsizeلَعَلَّكُمۡumulur kiتَشۡكُرُونَşükredersiniz
 
ANLAMI
İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik.
Ayet 37 Arapça Ayet
لَنulaşmazيَنَالَ*ٱللَّهَAllah'aلُحُومُهَاonların etleriوَلَاve ne deدِمَآؤُهَاkanlarıوَلَٰكِنfakatيَنَالُهُO'na ulaşırٱلتَّقۡوَىٰtakvanızمِنكُمۡۚsizinكَذَٰلِكَböyleceسَخَّرَهَاonları boyun eğdirdiلَكُمۡsizeلِتُكَبِّرُواْanmanız içinٱللَّهَAllah'ıعَلَىٰüzereمَاdiyeهَدَىٰكُمۡۗsizi doğru yola ilettiوَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُحۡسِنِينَgüzel davrananları
 
ANLAMI
Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulaşacaktır. Allah'a ulaşacak olan ancak sizin O'nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah'ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanlara müjde et.
Ayet 38 Arapça Ayet
۞إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُدَٰفِعُdefeder (şerri)عَنِkimselerdenٱلَّذِينَ*ءَامَنُوٓاْۗinanan(lar)إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّ*كُلَّhiçbirخَوَّانٖhainكَفُورٍinkarcıyı
 
ANLAMI
Allah şüphesiz inananları savunur, çünkü hainleri ve nankörleri hiç sevmez.
SAYFA 337
Ayet 39 Arapça Ayet
أُذِنَizin verildiلِلَّذِينَkendileriyleيُقَٰتَلُونَsavaşılanlaraبِأَنَّهُمۡyüzündenظُلِمُواْۚonlara zulmedilmeleriوَإِنَّve şüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰonlara yardım etmeğeنَصۡرِهِمۡ*لَقَدِيرٌkadirdir
 
ANLAMI
Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kadir'dir.
Ayet 40 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlarأُخۡرِجُواْçıkarıldılarمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِم*بِغَيۡرِetmedikleri haldeحَقٍّhakإِلَّآsadeceأَنdiyeيَقُولُواْdiyorlarرَبُّنَاRabbimizٱللَّهُۗAllah'tırوَلَوۡلَاeğer olmasaydıدَفۡعُsavunmasıٱللَّهِAllah'ınٱلنَّاسَinsanlarınبَعۡضَهُمbazılarınıبِبَعۡضٖdiğer bazılarıyleلَّهُدِّمَتۡyıkılırdıصَوَٰمِعُmanastırlarوَبِيَعٞve kiliselerوَصَلَوَٰتٞve havralarوَمَسَٰجِدُve mescidlerيُذۡكَرُanılanفِيهَاiçlerindeٱسۡمُismiٱللَّهِAllah'ınكَثِيرٗاۗçokcaوَلَيَنصُرَنَّve elbette yardım ederٱللَّهُAllahمَنkimseyeيَنصُرُهُۥٓۚkendine yardım edenإِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahلَقَوِيٌّkuvvetlidirعَزِيزٌgalibdir
 
ANLAMI
Onlar haksız yere ve "Rabbimiz Allah'tır" dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Ayet 41 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَeğerإِن*مَّكَّنَّـٰهُمۡonları iktidara getirirsekفِيyer yüzündeٱلۡأَرۡضِ*أَقَامُواْkılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَوُاْve verirlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَأَمَرُواْve emrederlerبِٱلۡمَعۡرُوفِiyiliğiوَنَهَوۡاْve vazgeçirmeğe çalışırlarعَنِkötülüktenٱلۡمُنكَرِۗ*وَلِلَّهِve Allah'a aittirعَٰقِبَةُsonuٱلۡأُمُورِbütün işlerin
 
ANLAMI
Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَإِنve eğerيُكَذِّبُوكَseni yalanlıyorlarsaفَقَدۡgerçektenكَذَّبَتۡyalanlamıştıقَبۡلَهُمۡbunlardan önceقَوۡمُkavmi deنُوحٖNuhوَعَادٞve 'Adوَثَمُودُve Semud
 
ANLAMI
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Ayet 43 Arapça Ayet
وَقَوۡمُve kavmiإِبۡرَٰهِيمَİbrahimوَقَوۡمُve kavmiلُوطٖLut
 
ANLAMI
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Ayet 44 Arapça Ayet
وَأَصۡحَٰبُve halkıمَدۡيَنَۖMedyenوَكُذِّبَve yalanlanmıştıمُوسَىٰۖMusaفَأَمۡلَيۡتُben de bir süre vermiştimلِلۡكَٰفِرِينَkafirlereثُمَّsonraأَخَذۡتُهُمۡۖonları yakalamıştımفَكَيۡفَnasılكَانَolduنَكِيرِbenim inkarım
 
ANLAMI
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Ayet 45 Arapça Ayet
فَكَأَيِّنniceleri vardırمِّنkentlerdenقَرۡيَةٍ*أَهۡلَكۡنَٰهَاhelak ettiğimizوَهِيَoظَالِمَةٞzulmederkenفَهِيَve oخَاوِيَةٌçökmüştürعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاtavanlarıوَبِئۡرٖve kuyuمُّعَطَّلَةٖkullanılmaz olmuşturوَقَصۡرٖve saraylarمَّشِيدٍsağlam
 
ANLAMI
Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.
Ayet 46 Arapça Ayet
أَفَلَمۡhiçيَسِيرُواْgezmediler mi?فِيyer yüzündeٱلۡأَرۡضِ*فَتَكُونَolsunلَهُمۡonlarınقُلُوبٞkalbleriيَعۡقِلُونَdüşünecekleriبِهَآonunlaأَوۡveyahutءَاذَانٞkulaklarıيَسۡمَعُونَişitecekleriبِهَاۖonunlaفَإِنَّهَاziraلَاkör olmazتَعۡمَى*ٱلۡأَبۡصَٰرُgözlerوَلَٰكِنfakatتَعۡمَىkör olurٱلۡقُلُوبُkalblerٱلَّتِيiçindekiفِي*ٱلصُّدُورِgöğüsler
 
ANLAMI
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.
SAYFA 338
Ayet 47 Arapça Ayet
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَve senden çabucak istiyorlarبِٱلۡعَذَابِazabıوَلَنfakatيُخۡلِفَcaymazٱللَّهُAllahوَعۡدَهُۥۚsözündenوَإِنَّve şüphesiz;يَوۡمًاbir günعِندَyanındaرَبِّكَRabbininكَأَلۡفِbin (yıl) gibidirسَنَةٖyılمِّمَّاsizin saydıklarınızdanتَعُدُّونَ*
 
ANLAMI
Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَكَأَيِّنve niceleri var kiمِّنkentlerdenقَرۡيَةٍ*أَمۡلَيۡتُbiraz süre vermişimdirلَهَاonaوَهِيَoظَالِمَةٞzulmederkenثُمَّsonraأَخَذۡتُهَاonu yakalamışımdırوَإِلَيَّancak banadırٱلۡمَصِيرُdönüş
 
ANLAMI
Nice kasabalara, haksız oldukları halde, mehil vermiştim; sonunda onları yakalayıverdim. Dönüş ancak Bana'dır.
Ayet 49 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarإِنَّمَآşüphesizأَنَا۠benلَكُمۡsizin içinنَذِيرٞbir uyarıcıyımمُّبِينٞapaçık
 
ANLAMI
"Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.
Ayet 50 Arapça Ayet
فَٱلَّذِينَveءَامَنُواْinananlar içinوَعَمِلُواْve yapanlar içinٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerلَهُمonlara vardırمَّغۡفِرَةٞmağfiretوَرِزۡقٞve rızıkكَرِيمٞbol
 
ANLAMI
Cömertçe verilmiş rızık ve mağfiret, inanan ve yararlı iş işleyenleredir.
Ayet 51 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَçalışanlara gelinceسَعَوۡاْ*فِيٓeyetlerimiziءَايَٰتِنَا*مُعَٰجِزِينَetkisiz bırakmak içinأُوْلَـٰٓئِكَonlarأَصۡحَٰبُashabıdırٱلۡجَحِيمِcehennem
 
ANLAMI
Ayetlerimizi tartışarak bozmağa uğraşanlar, işte onlar cehennemliklerdir.
Ayet 52 Arapça Ayet
وَمَآveأَرۡسَلۡنَاgöndermemiştikمِنsenden önceقَبۡلِكَ*مِنhiçbirرَّسُولٖresulوَلَاve ne deنَبِيٍّnebiإِلَّآolmayanإِذَاzamanتَمَنَّىٰٓtemenni ettiğiأَلۡقَى(bir düşünce) atmışٱلشَّيۡطَٰنُşeytanفِيٓonun temennisineأُمۡنِيَّتِهِۦ*فَيَنسَخُfakat silerٱللَّهُAllahمَاşeyiيُلۡقِيattığıٱلشَّيۡطَٰنُşeytanınثُمَّsonraيُحۡكِمُsağlamlaştırırٱللَّهُAllahءَايَٰتِهِۦۗkendi ayetleriniوَٱللَّهُve Allahعَلِيمٌalim(bilen)dirحَكِيمٞhakimdir
 
ANLAMI
Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebi yoktur ki, birşeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun. Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ayet 53 Arapça Ayet
لِّيَجۡعَلَyapmak içinمَاşeyiيُلۡقِيattığıٱلشَّيۡطَٰنُşeytanınفِتۡنَةٗbir imtihanلِّلَّذِينَolanlaraفِيkalblerindeقُلُوبِهِم*مَّرَضٞbir hastalıkوَٱلۡقَاسِيَةِve katılaşanlaraقُلُوبُهُمۡۗkalbleriوَإِنَّve şüphesizٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerلَفِيiçindedirlerشِقَاقِۭbir ayrılıkبَعِيدٖuzak
 
ANLAMI
/. Allah şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamayı vesile kılar. Zalimler şüphesiz derin bir ayrılık içindedirler.
Ayet 54 Arapça Ayet
وَلِيَعۡلَمَve bilsinler diyeٱلَّذِينَkendilerineأُوتُواْverilenlerٱلۡعِلۡمَilimأَنَّهُonun (Kur'an'ın)ٱلۡحَقُّbir hak (gerçek) olduğunuمِنRabbindenرَّبِّكَ*فَيُؤۡمِنُواْve inansınlar diyeبِهِۦonaفَتُخۡبِتَböylece saygı duysunلَهُۥonaقُلُوبُهُمۡۗkalbleriوَإِنَّve şüphesizٱللَّهَAllahلَهَادِmutlaka iletirٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوٓاْinanan(ları)إِلَىٰyolaصِرَٰطٖ*مُّسۡتَقِيمٖdoğru
 
ANLAMI
Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'ın, senin Rabbin'den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.
Ayet 55 Arapça Ayet
وَلَاveيَزَالُbitmezٱلَّذِينَinkar edenlerinكَفَرُواْ*فِيiçinde (olmaları)مِرۡيَةٖkuşkuمِّنۡهُo(Kur'a)ndanحَتَّىٰkadarتَأۡتِيَهُمُkendilerine gelinceyeٱلسَّاعَةُo sa'atبَغۡتَةًansızınأَوۡyahutيَأۡتِيَهُمۡkendilerine gelinceye kadarعَذَابُazabıيَوۡمٍgününعَقِيمٍkısır (hayırsız)
 
ANLAMI
İnkar edenler, ceza saati kendilerine ansızın gelene veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar Kuran'dan şüphe etmekte devam ederler.
SAYFA 339
Ayet 56 Arapça Ayet
ٱلۡمُلۡكُmülkيَوۡمَئِذٖo günلِّلَّهِAllah'ındırيَحۡكُمُhükmederبَيۡنَهُمۡۚonların aralarındaفَٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinananlarوَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِiyi işlerفِيcennetlerindedirlerجَنَّـٰتِ*ٱلنَّعِيمِni'met
 
ANLAMI
İşte o gün hükümranlık Allah'ındır. O aralarında hükmeder. İnanıp yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
Ayet 57 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَveكَفَرُواْinkar edenlerوَكَذَّبُواْve yalanlayanlarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziفَأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarلَهُمۡonlara vardırعَذَابٞbir azabمُّهِينٞalçaltan
 
ANLAMI
İnkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, işte onlar için hakir düşüren azap vardır.
Ayet 58 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimselerهَاجَرُواْhicret eden(ler)فِيyolundaسَبِيلِ*ٱللَّهِAllahثُمَّsonraقُتِلُوٓاْöldürülenlerأَوۡveyaمَاتُواْölenlerلَيَرۡزُقَنَّهُمُonları rızıklandıracaktırٱللَّهُAllahرِزۡقًاbir rızıklaحَسَنٗاۚen güzelوَإِنَّve doğrusuٱللَّهَAllahلَهُوَelbette oخَيۡرُen hayırlısıdırٱلرَّـٰزِقِينَrızık verenlerin
 
ANLAMI
Allah yolunda hicret edenlere, sonra öldürülen veya ölenlere Allah, elbette onlara güzel bir rızık verecektir. Rızık verenlerin en hayırlısı yalnız Allah'tır.
Ayet 59 Arapça Ayet
لَيُدۡخِلَنَّهُمelbette onları sokacaktırمُّدۡخَلٗاbir yereيَرۡضَوۡنَهُۥۚrazı olacaklarıوَإِنَّve doğrusuٱللَّهَAllahلَعَلِيمٌbilendirحَلِيمٞhalimdir
 
ANLAMI
And olsun ki, onları hoşnut olacakları bir yere koyar. Şüphesiz Allah bilendir, Halim'dir.
Ayet 60 Arapça Ayet
۞ذَٰلِكَۖişte böyleوَمَنۡve kimعَاقَبَceza verir deبِمِثۡلِdengiyleمَاyapılan cezanınعُوقِبَ*بِهِۦkendisineثُمَّsonraبُغِيَtekrar saldırılırsaعَلَيۡهِkendisineلَيَنصُرَنَّهُelbette ona yardım ederٱللَّهُۚAllahإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَعَفُوٌّaffedendirغَفُورٞbağışlayındır
 
ANLAMI
Bu böyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah şüphesiz, affeder ve bağışlar.
Ayet 61 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte böyleبِأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُولِجُsokarٱلَّيۡلَgeceyiفِيiçineٱلنَّهَارِgündüzünوَيُولِجُve sokarٱلنَّهَارَgündüzüفِيiçineٱلَّيۡلِgeceninوَأَنَّve doğrusuٱللَّهَAllahسَمِيعُۢişitendirبَصِيرٞgörendir
 
ANLAMI
Böyledir; Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar ve Allah şüphesiz işitir ve görür.
Ayet 62 Arapça Ayet
ذَٰلِكَişte böyleبِأَنَّçünküٱللَّهَAllahهُوَoٱلۡحَقُّHak'tırوَأَنَّve gerçektenمَاşeylerيَدۡعُونَyalvardıklarıمِنO'ndan başkaدُونِهِۦ*هُوَoٱلۡبَٰطِلُbatıldırوَأَنَّve gerçek şu kiٱللَّهَAllahهُوَOٱلۡعَلِيُّçok yücedirٱلۡكَبِيرُçok büyüktür
 
ANLAMI
Keza Hak yalnız Allah'tır; O'nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.
Ayet 63 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin miتَرَ*أَنَّkesinlikleٱللَّهَAllahأَنزَلَindirirمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir suفَتُصۡبِحُböylece olurٱلۡأَرۡضُyeryüzüمُخۡضَرَّةًۚyemyeşilإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahلَطِيفٌlatiftirخَبِيرٞhabirdir
 
ANLAMI
Allah'ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin Doğrusu Allah Latif'dir, haberdardır.
Ayet 64 Arapça Ayet
لَّهُۥhep O'nundurمَاne varsaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve ne varsaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*وَإِنَّve ancakٱللَّهَAllahلَهُوَişte O'durٱلۡغَنِيُّzengin olanٱلۡحَمِيدُövülmeğe layık olan
 
ANLAMI
Göklerde olanlar, yerde olanlar O'nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
SAYFA 340
Ayet 65 Arapça Ayet
أَلَمۡgörmedin mi?تَرَ*أَنَّkiٱللَّهَAllahسَخَّرَbuyruğunuza verdiلَكُمsizinمَّاolanlarıفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*وَٱلۡفُلۡكَve gemileriتَجۡرِيakıp gidenفِيdenizdeٱلۡبَحۡرِ*بِأَمۡرِهِۦemriyleوَيُمۡسِكُve tutuyorٱلسَّمَآءَgöğüأَنdiyeتَقَعَdüşmesinعَلَىüstüneٱلۡأَرۡضِyerinإِلَّاdışındaبِإِذۡنِهِۦٓۚO'nun izniإِنَّçünküٱللَّهَAllahبِٱلنَّاسِinsanlaraلَرَءُوفٞçok şefkatlidirرَّحِيمٞçok merhametlidir
 
ANLAMI
Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.
Ayet 66 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيٓsizi diriltenأَحۡيَاكُمۡ*ثُمَّsonraيُمِيتُكُمۡsizi öldürenثُمَّsonra (yine)يُحۡيِيكُمۡۗsizi diriltenإِنَّgerçektenٱلۡإِنسَٰنَinsanلَكَفُورٞçok nankördür
 
ANLAMI
Sizi dirilten, sonra öldürecek sonra yine diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.
Ayet 67 Arapça Ayet
لِّكُلِّherأُمَّةٖümmeteجَعَلۡنَاbelirledikمَنسَكًاibadet şekliهُمۡonlarınنَاسِكُوهُۖuyduklarıفَلَاaslaيُنَٰزِعُنَّكَseninle çekişmesinlerفِيbu işteٱلۡأَمۡرِۚ*وَٱدۡعُçağırإِلَىٰRabbineرَبِّكَۖ*إِنَّكَkuşkusuz senلَعَلَىٰüzerindesinهُدٗىbir yolمُّسۡتَقِيمٖdosdoğru
 
ANLAMI
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.
Ayet 68 Arapça Ayet
وَإِنve eğerجَٰدَلُوكَseninle mücadele ederlerseفَقُلِde kiٱللَّهُAllahأَعۡلَمُdaha iyi bilirبِمَاşeyleriتَعۡمَلُونَyaptıklarınız
 
ANLAMI
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.
Ayet 69 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahيَحۡكُمُhükmedecektirبَيۡنَكُمۡaranızdaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاhususlardaكُنتُمۡolduğunuzفِيهِondaتَخۡتَلِفُونَayrılığa düşüyor
 
ANLAMI
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.
Ayet 70 Arapça Ayet
أَلَمۡbilmez misin?تَعۡلَمۡ*أَنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahيَعۡلَمُbilirمَاne varsaفِيgökteٱلسَّمَآءِ*وَٱلۡأَرۡضِۚve yerdeإِنَّkuşkusuzذَٰلِكَbunların hepsiفِيbir Kitaptadırكِتَٰبٍۚ*إِنَّşüphesizذَٰلِكَbuعَلَىiçinٱللَّهِAllahيَسِيرٞkolaydır
 
ANLAMI
Gökte ve yerde olanı Allah'ın bildiğini bilmez misin Bunlar hiç şüphesiz Kitap'dadır ve şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır.
Ayet 71 Arapça Ayet
وَيَعۡبُدُونَve tapıyorlarمِنşeylereدُونِdışındaٱللَّهِAllah'ınمَاindirmemiştirلَمۡ*يُنَزِّلۡ*بِهِۦonlaraسُلۡطَٰنٗاhiçbir delilوَمَاveلَيۡسَyokturلَهُمkendilerininبِهِۦonun hakkındaعِلۡمٞۗbir bilgileriوَمَاve yokturلِلظَّـٰلِمِينَo zalimlerinمِنhiçbirنَّصِيرٖyardımcısı
 
ANLAMI
Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.
Ayet 72 Arapça Ayet
وَإِذَاve zamanتُتۡلَىٰokunduğuعَلَيۡهِمۡkendilerineءَايَٰتُنَاayetlerimizبَيِّنَٰتٖapaçıkتَعۡرِفُanlarsınفِيyüzlerindeوُجُوهِ*ٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُواْinkar edenٱلۡمُنكَرَۖhoşnutsuzlukيَكَادُونَneredeyseيَسۡطُونَüzerine saldıracaklarبِٱلَّذِينَokuyanlarınيَتۡلُونَ*عَلَيۡهِمۡkendilerineءَايَٰتِنَاۗayetlerimiziقُلۡde kiأَفَأُنَبِّئُكُمsize haber vereyim mi?بِشَرّٖdaha kötü bir şeyمِّنbundanذَٰلِكُمُۚ*ٱلنَّارُateş!وَعَدَهَاve onu va'detmiştirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْۖinkar edenوَبِئۡسَve ne kötüٱلۡمَصِيرُsondur
 
ANLAMI
Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha fenasını haber vereyim mi Allah'ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..
SAYFA 341
Ayet 73 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarضُرِبَsize verildiمَثَلٞbir temsilفَٱسۡتَمِعُواْdinleyinلَهُۥٓۚonuإِنَّşüphesizٱلَّذِينَyalvardıklarınızتَدۡعُونَ*مِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanلَنyaratamazlarيَخۡلُقُواْ*ذُبَابٗاbir sinek dahiوَلَوِşayetٱجۡتَمَعُواْbir araya toplansalarلَهُۥۖonların hepsiوَإِنve eğerيَسۡلُبۡهُمُonlardan kapsaٱلذُّبَابُsinekشَيۡـٔٗاbir şeyلَّاbunu kurtaramazlarيَسۡتَنقِذُوهُ*مِنۡهُۚondanضَعُفَacizٱلطَّالِبُisteyen deوَٱلۡمَطۡلُوبُistenen de
 
ANLAMI
Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi onu dinleyin: Sizlerin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamıyacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de, istenen de aciz!
Ayet 74 Arapça Ayet
مَاtakdir edemedilerقَدَرُواْ*ٱللَّهَAllah'ıحَقَّhakkıyleقَدۡرِهِۦٓۚkadriniإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَقَوِيٌّkuvvetlidirعَزِيزٌüstündür
 
ANLAMI
Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Ayet 75 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahيَصۡطَفِيseçerمِنَmeleklerdenٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ*رُسُلٗاelçilerوَمِنَveٱلنَّاسِۚinsanlardanإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَمِيعُۢişitendirبَصِيرٞgörendir
 
ANLAMI
Allah meleklerden ve insanlardan peygamberler seçer. Doğrusu Allah işitir ve görür.
Ayet 76 Arapça Ayet
يَعۡلَمُbilirمَاolanıبَيۡنَarasında (önlerinde)أَيۡدِيهِمۡelleri (önlerinde)وَمَاve olanıخَلۡفَهُمۡۚarkalarındaوَإِلَىveٱللَّهِAllah'aتُرۡجَعُdöndürülürٱلۡأُمُورُbütün işler
 
ANLAMI
O, geçmişlerini geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döner.
Ayet 77 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinananٱرۡكَعُواْrüku' edinوَٱسۡجُدُواْۤve secde edinوَٱعۡبُدُواْve ibadet edinرَبَّكُمۡRabbinizeوَٱفۡعَلُواْve işleyinٱلۡخَيۡرَhayırلَعَلَّكُمۡumulur kiتُفۡلِحُونَ۩kurtuluşa erersiniz
 
ANLAMI
Ey inananlar! Rüku edin, secdeye varın, Rabbiniz'e kulluk edin, iyilik yapın ki saadete erişesiniz.
Ayet 78 Arapça Ayet
وَجَٰهِدُواْve cihad edinفِيuğrundaٱللَّهِAllahحَقَّhakkıylaجِهَادِهِۦۚcihadınهُوَOٱجۡتَبَىٰكُمۡsizi seçtiوَمَاveجَعَلَyüklemediعَلَيۡكُمۡsizeفِيdindeٱلدِّينِ*مِنۡhiç birحَرَجٖۚgüçlükمِّلَّةَdinineأَبِيكُمۡbabanızإِبۡرَٰهِيمَۚİbrahim'inهُوَOسَمَّىٰكُمُsize adını verdiٱلۡمُسۡلِمِينَmüslümanlarمِنbundan önceقَبۡلُ*وَفِيveهَٰذَاbu(Kur'a)ndaلِيَكُونَolması içinٱلرَّسُولُElçi'ninشَهِيدًاşahidعَلَيۡكُمۡsizeوَتَكُونُواْve sizin olmanız içinشُهَدَآءَşahidعَلَىüzerineٱلنَّاسِۚinsanlarفَأَقِيمُواْhaydi kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُواْve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱعۡتَصِمُواْve sarılınبِٱللَّهِAllah'aهُوَO'durمَوۡلَىٰكُمۡۖmevlanız (sahibiniz)فَنِعۡمَne güzelٱلۡمَوۡلَىٰmevladırوَنِعۡمَve ne güzelٱلنَّصِيرُyardımcıdır
 
ANLAMI
Allah uğrunda gereği gibi cihat edin. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!