ANLAMI
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri
gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli
toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey
midir Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
Ayet 3Arapça
Ayet
لَاهِيَةٗeğlencededirقُلُوبُهُمۡۗkalbleriوَأَسَرُّواْve
gizledilerٱلنَّجۡوَىaralarındaki
konuşmayıٱلَّذِينَkimselerظَلَمُواْzulmeden(ler)هَلۡdeğil
mi?هَٰذَآbuإِلَّاancakبَشَرٞbir
insandırمِّثۡلُكُمۡۖsizin
gibiأَفَتَأۡتُونَşimdi
siz kapılacak mısınız?ٱلسِّحۡرَbüyüyeوَأَنتُمۡsizتُبۡصِرُونَgörüyorken
ANLAMI
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri
gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli
toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey
midir Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
ANLAMI
Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu
uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler
gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.
Ayet 6Arapça
Ayet
مَآinanmamıştıءَامَنَتۡ*قَبۡلَهُمbunlardan
önceمِّنhiçbirقَرۡيَةٍkent
(halkı)أَهۡلَكۡنَٰهَآۖhelak
ettiğimizأَفَهُمۡşimdi
bunlar mı?يُؤۡمِنُونَinanacaklar
ANLAMI
Onlardan önce yoketmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar,
bunlar mı inanacaklar?
ANLAMI
"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış
kimseleriz" dediler.
Ayet 15Arapça
Ayet
فَمَاkesilmediزَالَت*تِّلۡكَbuدَعۡوَىٰهُمۡmırıldanmalarıحَتَّىٰkadarجَعَلۡنَٰهُمۡbiz
onları yapıncayaحَصِيدًاbiçilmiş
(ekin gibi)خَٰمِدِينَsönmüş
ateş (gibi)
ANLAMI
Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar
haykırmaları devam etti.
Ayet 16Arapça
Ayet
وَمَاveخَلَقۡنَاbiz
yaratmadıkٱلسَّمَآءَgöğüوَٱلۡأَرۡضَve
yeriوَمَاve
bulunanlarıبَيۡنَهُمَاbunlar
arasındaلَٰعِبِينَeğlence
için
ANLAMI
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye
yaratmadık.
ANLAMI
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar;
böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız
vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!
ANLAMI
Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri
diriltecekler?
Ayet 22Arapça
Ayet
لَوۡeğerكَانَolsaydıفِيهِمَآikisindeءَالِهَةٌtanrılarإِلَّاbaşkaٱللَّهُAllah'tanلَفَسَدَتَاۚikisi
de bozulup gitmiştiفَسُبۡحَٰنَyüce(münezzeh)dirٱللَّهِAllahرَبِّsahibiٱلۡعَرۡشِarş'ınعَمَّاşeylerdenيَصِفُونَnitelendirdikleri
ANLAMI
Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de
bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların
vasıflandırdıklarından münezzehtir.
ANLAMI
O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu
tutulacaklardır.
Ayet 24Arapça
Ayet
أَمِyoksaٱتَّخَذُواْmı
edindiler?مِنO'ndan
başkaدُونِهِۦٓ*ءَالِهَةٗۖtanrılarقُلۡde
kiهَاتُواْgetirinبُرۡهَٰنَكُمۡۖdeliliniziهَٰذَاişte
budurذِكۡرُöğütüمَنolanlarınمَّعِيَbenimle
beraberوَذِكۡرُve
öğütüمَنbenden
öncekilerinقَبۡلِيۚ*بَلۡamaأَكۡثَرُهُمۡçoklarıلَاbilmezlerيَعۡلَمُونَ*ٱلۡحَقَّۖhakkıفَهُمbundan
dolayı onlarمُّعۡرِضُونَ(haktan)
yüz çevirirler
ANLAMI
O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler De ki: "Kesin delilinizi
getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap'ı ve senden öncekilerin
kitapları." Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz
çevirirler.
ANLAMI
Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar
Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler;
O'nun korkusundan titrerler.
Ayet 29Arapça
Ayet
۞وَمَنve
her kimيَقُلۡderseمِنۡهُمۡonlardanإِنِّيٓbenإِلَٰهٞbir
tanrıyımمِّنO'ndan
başkaدُونِهِۦ*فَذَٰلِكَböyleceنَجۡزِيهِonu
cezalandırırızجَهَنَّمَۚcehennemleكَذَٰلِكَböyleنَجۡزِيbiz
cezalandırırızٱلظَّـٰلِمِينَzalimleri
ANLAMI
Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse,
işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle
veririz.
Ayet 30Arapça
Ayet
أَوَلَمۡgörmediler
mi?يَرَ*ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓاْinkar
eden(ler)أَنَّşüphesizٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerوَٱلۡأَرۡضَve
yerكَانَتَاidiرَتۡقٗاbitişikفَفَتَقۡنَٰهُمَاۖbiz
onları ayırdıkوَجَعَلۡنَاve
yarattıkمِنَsudanٱلۡمَآءِ*كُلَّherشَيۡءٍşeyiحَيٍّۚcanlıأَفَلَاhala
inanmıyorlar mı?يُؤۡمِنُونَ*
ANLAMI
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve
bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi
İnanmıyorlar mı?
ANLAMI
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan
başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu
mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.
ANLAMI
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.
Ayet 39Arapça
Ayet
لَوۡeğerيَعۡلَمُbir
bilselerdiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar
eden(ler)حِينَzamanıلَاsavamayacaklarıيَكُفُّونَ*عَنyüzlerindenوُجُوهِهِمُ*ٱلنَّارَateşiوَلَاne
deعَنsırtlarındanظُهُورِهِمۡ*وَلَاveهُمۡonlaraيُنصَرُونَyardım
da olunmayacakları
ANLAMI
Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri
ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.
Ayet 40Arapça
Ayet
بَلۡdoğrusuتَأۡتِيهِمo
onlara gelecekبَغۡتَةٗansızınفَتَبۡهَتُهُمۡonları
şaşırtacakفَلَاgüçleri
yetmeyecekيَسۡتَطِيعُونَ*رَدَّهَاonu
reddetmeyeوَلَاve
ne deهُمۡkendilerineيُنظَرُونَsüre
verilecek
ANLAMI
Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri
çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
Ayet 41Arapça
Ayet
وَلَقَدِve
andolsunٱسۡتُهۡزِئَalay
edildiبِرُسُلٖpeygamberlerleمِّنsenden
öncekiقَبۡلِكَ*فَحَاقَama
kuşatıverdiبِٱلَّذِينَkimseleriسَخِرُواْalay
eden(leri)مِنۡهُمonlarlaمَّاşeyكَانُواْonlarınبِهِۦonunlaيَسۡتَهۡزِءُونَalay
ettikleri
ANLAMI
And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da,
alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.
ANLAMI
De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?"
Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.
Ayet 43Arapça
Ayet
أَمۡyoksaلَهُمۡmı
var?ءَالِهَةٞtanrılarıتَمۡنَعُهُمonları
koruyacakمِّنkarşıدُونِنَاۚbizeلَاonların
gücü yetmezيَسۡتَطِيعُونَ*نَصۡرَyardım
etmeyeأَنفُسِهِمۡkendilerineوَلَاne
deهُمonlaraمِّنَّاbizim
tarafımızdanيُصۡحَبُونَsahip
çıkılır
ANLAMI
Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var O
tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da
dostluk görmezler.
Ayet 44Arapça
Ayet
بَلۡbilakisمَتَّعۡنَاbiz
yaşattıkهَـٰٓؤُلَآءِonlarıوَءَابَآءَهُمۡve
atalarınıحَتَّىٰnihayetطَالَuzun
geldiعَلَيۡهِمُkendilerineٱلۡعُمُرُۗömürأَفَلَاgörmüyorlar
mı?يَرَوۡنَ*أَنَّاbizimنَأۡتِيgelipٱلۡأَرۡضَyerlerini
(topraklarını)نَنقُصُهَاeksilttiğimiziمِنۡuçlarındanأَطۡرَافِهَآۚ*أَفَهُمُonlar
mı?ٱلۡغَٰلِبُونَüstün
gelen
ANLAMI
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı;
şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı
Üstün gelen onlar mıdır?
ANLAMI
Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu
biz haksızdık" derler.
Ayet 47Arapça
Ayet
وَنَضَعُkurarızٱلۡمَوَٰزِينَterazileriٱلۡقِسۡطَadaletلِيَوۡمِgünü
içinٱلۡقِيَٰمَةِkıyametفَلَاaslaتُظۡلَمُhaksızlık
edilmezنَفۡسٞkimseyeشَيۡـٔٗاۖhiçbirوَإِنve
eğerكَانَolsaمِثۡقَالَağırlığıncaحَبَّةٖdanesiمِّنۡbir
hardalخَرۡدَلٍ*أَتَيۡنَاgetiririzبِهَاۗonuوَكَفَىٰve
biz yeterizبِنَاolarakحَٰسِبِينَhesab
gören
ANLAMI
Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir
haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı
ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.
Ayet 48Arapça
Ayet
وَلَقَدۡve
andolsunءَاتَيۡنَاbiz
verdikمُوسَىٰMusa'yaوَهَٰرُونَve
Harun'aٱلۡفُرۡقَانَFurkan'ıوَضِيَآءٗve
bir ışıkوَذِكۡرٗاve
bir öğütلِّلۡمُتَّقِينَmuttakiler
için
ANLAMI
And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı
sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.
ANLAMI
Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet
saatinden de titrerler.
Ayet 50Arapça
Ayet
وَهَٰذَاbu
(Kur'an)ذِكۡرٞbir
öğüttürمُّبَارَكٌmübarekأَنزَلۡنَٰهُۚona
indirdiğimizأَفَأَنتُمۡşimdi
siz ediyor musunuz?لَهُۥonuمُنكِرُونَinkar
ANLAMI
İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar
ediyorsunuz?
Ayet 51Arapça
Ayet
۞وَلَقَدۡve
andolsunءَاتَيۡنَآbiz
vermiştikإِبۡرَٰهِيمَİbrahim'eرُشۡدَهُۥdoğru
yolu bulma yeteneğiniمِنdaha
öncedenقَبۡلُ*وَكُنَّاve
biz idikبِهِۦonuعَٰلِمِينَbiliyor
ANLAMI
And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı
göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
ANLAMI
Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı Doğrusu o zalimlerden
biridir" dediler.
Ayet 60Arapça
Ayet
قَالُواْdedilerسَمِعۡنَاişittikفَتٗىbir
gençيَذۡكُرُهُمۡonları
diline dolayanيُقَالُdeniliyormuşلَهُۥٓkendisineإِبۡرَٰهِيمُİbrahim
ANLAMI
Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını
duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için
onu halkın gözü önüne getirin" dediler.
ANLAMI
Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını
duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için
onu halkın gözü önüne getirin" dediler.
Ayet 62Arapça
Ayet
قَالُوٓاْdediler
kiءَأَنتَsen
mi?فَعَلۡتَyaptınهَٰذَاbunuبِـَٔالِهَتِنَاtanrılarımızaيَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُey
İbrahim
ANLAMI
İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi
yaptın?" dediler.
ANLAMI
Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında
olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların
konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.
ANLAMI
Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında
olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların
konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.
ANLAMI
İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar
veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız Size de, Allah'ı
bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?"
dedi.
ANLAMI
İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar
veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız Size de, Allah'ı
bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?"
dedi.
Ayet 68Arapça
Ayet
قَالُواْdediler
kiحَرِّقُوهُonu
(İbrahim'i) yakınوَٱنصُرُوٓاْve
yardım edinءَالِهَتَكُمۡtanrılarınızaإِنeğerكُنتُمۡsizفَٰعِلِينَ(bir
iş) yapacaksanız
ANLAMI
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım
edin" dediler.
Ayet 69Arapça
Ayet
قُلۡنَاbiz
de dedik kiيَٰنَارُey
ateşكُونِيolبَرۡدٗاserinوَسَلَٰمًاve
esenlikعَلَىٰٓİbrahim'eإِبۡرَٰهِيمَ*
ANLAMI
Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
Ayet 70Arapça
Ayet
وَأَرَادُواْve
istedilerبِهِۦonaكَيۡدٗاbir
tuzak kurmakفَجَعَلۡنَٰهُمُbiz
de kendilerini uğrattıkٱلۡأَخۡسَرِينَhüsrana
ANLAMI
Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.
Ayet 71Arapça
Ayet
وَنَجَّيۡنَٰهُve
onu kurtardıkوَلُوطًاve
Lut'uإِلَى(getirerek)ٱلۡأَرۡضِbir
yereٱلَّتِيbereketli
kıldığımızبَٰرَكۡنَا*فِيهَاalemlereلِلۡعَٰلَمِينَ*
ANLAMI
Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp
kurtardık.
ANLAMI
İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini
iyi kimseler kıldık.
SAYFA 328
Ayet 73Arapça
Ayet
وَجَعَلۡنَٰهُمۡve
onları yaptıkأَئِمَّةٗönderlerيَهۡدُونَdoğru
yolu gösterenبِأَمۡرِنَاemrimizleوَأَوۡحَيۡنَآve
vahyettikإِلَيۡهِمۡonlaraفِعۡلَişler
yapmayıٱلۡخَيۡرَٰتِhayırlıوَإِقَامَve
kılmayıٱلصَّلَوٰةِnamazوَإِيتَآءَve
vermeyiٱلزَّكَوٰةِۖzekatوَكَانُواْve
(insanlar) idilerلَنَاbizeعَٰبِدِينَkulluk
eden
ANLAMI
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler
yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi
vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.
Ayet 74Arapça
Ayet
وَلُوطًاve
Lut'aءَاتَيۡنَٰهُverdikحُكۡمٗاhükümوَعِلۡمٗاve
ilimوَنَجَّيۡنَٰهُve
onu kurtardıkمِنَbir
kenttenٱلۡقَرۡيَةِ*ٱلَّتِيki
(onlar)كَانَتidilerتَّعۡمَلُişler
yapıyorٱلۡخَبَـٰٓئِثَۚçirkinإِنَّهُمۡgerçekten
onlarكَانُواْidilerقَوۡمَbir
kavimسَوۡءٖkötüفَٰسِقِينَyoldan
çıkan
ANLAMI
Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen
kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir
milletti.
Ayet 75Arapça
Ayet
وَأَدۡخَلۡنَٰهُve
onu soktukفِيiçineرَحۡمَتِنَآۖrahmetimizinإِنَّهُۥçünkü
oمِنَ-Salihler-den
idiٱلصَّـٰلِحِينَve
Nuh'u da-Salihler
ANLAMI
Lut'u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi.
Ayet 76Arapça
Ayet
وَنُوحًاve
Nuh'u daإِذۡhaniنَادَىٰbize
yalvarmıştıمِنbunlardan
önceقَبۡلُ*فَٱسۡتَجَبۡنَاbiz
de kabul etmiştikلَهُۥonun
(du'asını)فَنَجَّيۡنَٰهُkendisini
kurtarmıştıkوَأَهۡلَهُۥve
ailesiniمِنَsıkıntıdanٱلۡكَرۡبِ*ٱلۡعَظِيمِbüyük
ANLAMI
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip,
kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ayet 77Arapça
Ayet
وَنَصَرۡنَٰهُve
onu korudukمِنَkavmindenٱلۡقَوۡمِ*ٱلَّذِينَkimselerinكَذَّبُواْyalanlayanبِـَٔايَٰتِنَآۚayetlerimiziإِنَّهُمۡçünkü
onlarكَانُواْolmuşlardıقَوۡمَbir
kavimسَوۡءٖkötüفَأَغۡرَقۡنَٰهُمۡbiz
de onları boğmuştukأَجۡمَعِينَhepsini
ANLAMI
Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu
onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.
Ayet 78Arapça
Ayet
وَدَاوُۥدَve
Davud'uوَسُلَيۡمَٰنَve
Süleyman'ıإِذۡhaniيَحۡكُمَانِonlar
hükmediyorlardıفِيhakkındaٱلۡحَرۡثِbir
ekinإِذۡzamanنَفَشَتۡyayıldığıفِيهِoradaغَنَمُdavarınınٱلۡقَوۡمِtoplumunوَكُنَّاbiz
de idikلِحُكۡمِهِمۡonların
hükümlerineشَٰهِدِينَşahid
ANLAMI
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin
hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.
ANLAMI
Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm
ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları
ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.
Ayet 80Arapça
Ayet
وَعَلَّمۡنَٰهُve
ona öğretmiştikصَنۡعَةَyapmayıلَبُوسٖzırhلَّكُمۡsizin
içinلِتُحۡصِنَكُمsizi
korumak içinمِّنۢsavaşın
şiddetindenبَأۡسِكُمۡۖ*فَهَلۡ(o
halde) misiniz?أَنتُمۡsizشَٰكِرُونَşükredenlerden
ANLAMI
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik,
artık şükreder misiniz?
ANLAMI
Eyyub da: "Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen
merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmişti.
Ayet 84Arapça
Ayet
فَٱسۡتَجَبۡنَاbiz
de kabul ettikلَهُۥonu(n
du'asını)فَكَشَفۡنَاve
kaldırdıkمَاne
varsaبِهِۦonunمِنderdiضُرّٖۖ*وَءَاتَيۡنَٰهُve
ona verdikأَهۡلَهُۥailesiniوَمِثۡلَهُمve
bir katını dahaمَّعَهُمۡonlarla
beraberرَحۡمَةٗbir
rahmetمِّنۡtarafımızdanعِندِنَا*وَذِكۡرَىٰve
bir öğüt olarakلِلۡعَٰبِدِينَibadet
edenler için
ANLAMI
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri
kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir
hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir
mislini daha vermiştik.
ANLAMI
Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O,
öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı
sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı
yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim"
diye seslenmişti.
Ayet 88Arapça
Ayet
فَٱسۡتَجَبۡنَاbiz
de kabul ettikلَهُۥonu(n
du'asını)وَنَجَّيۡنَٰهُve
onu kurtardıkمِنَtasadanٱلۡغَمِّۚ*وَكَذَٰلِكَişte
böyleنُـۨجِيbiz
kurtarırızٱلۡمُؤۡمِنِينَinananları
ANLAMI
Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları
böyle kurtarırız.
ANLAMI
Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en
hayırlısısın" diye nida etmişti.
Ayet 90Arapça
Ayet
فَٱسۡتَجَبۡنَاkabul
buyurdukلَهُۥonu(n
du'asını)وَوَهَبۡنَاve
armağan ettikلَهُۥonaيَحۡيَىٰYahya'yıوَأَصۡلَحۡنَاve
ıslah ettikلَهُۥkendisi
içinزَوۡجَهُۥٓۚeşiniإِنَّهُمۡgerçekten
onlarكَانُواْidilerيُسَٰرِعُونَkoşuyor(lar)فِيhayır
(işlere)ٱلۡخَيۡرَٰتِ*وَيَدۡعُونَنَاve
bize du'a ederlerdiرَغَبٗاumarakوَرَهَبٗاۖve
korkarakوَكَانُواْve
idilerلَنَاbizeخَٰشِعِينَderin
bir saygı içinde
ANLAMI
Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum
yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde
yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize
karşı gönülden saygı duyuyorlardı.
SAYFA 330
Ayet 91Arapça
Ayet
وَٱلَّتِيٓolanı
(Meryemi)أَحۡصَنَتۡkorumuşفَرۡجَهَاırzınıفَنَفَخۡنَاve
üflemiştikفِيهَاonaمِنruhumuzdanرُّوحِنَا*وَجَعَلۡنَٰهَاve
onu yapmıştıkوَٱبۡنَهَآve
oğlunuءَايَةٗbir
ibretلِّلۡعَٰلَمِينَalemlere
ANLAMI
Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve
oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.
Ayet 92Arapça
Ayet
إِنَّişteهَٰذِهِۦٓbuأُمَّتُكُمۡsizin
ümmetinizأُمَّةٗümmettirوَٰحِدَةٗbir
tekوَأَنَا۠şüphesiz
benimرَبُّكُمۡsizin
Rabbinizفَٱعۡبُدُونِyalnız
bana kulluk edin
ANLAMI
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin
dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.
ANLAMI
Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk
başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar
var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.