HİCR SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 262  •  CÜZ 14
Ayet 1 Arapça Ayet
الٓرۚElif Lam RaتِلۡكَşunlarءَايَٰتُayetleridirٱلۡكِتَٰبِKitabınوَقُرۡءَانٖve Kur'an'ınمُّبِينٖapaçık
 
ANLAMI
Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.
Ayet 2 Arapça Ayet
رُّبَمَاbir zaman gelir kiيَوَدُّarzu ederlerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَوۡkeşkeكَانُواْolsaydılar (diye)مُسۡلِمِينَmüslüman
 
ANLAMI
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.
Ayet 3 Arapça Ayet
ذَرۡهُمۡbırak onlarıيَأۡكُلُواْyesinlerوَيَتَمَتَّعُواْve eğlensinlerوَيُلۡهِهِمُve onları oyalasınٱلۡأَمَلُۖarzuفَسَوۡفَyakındaيَعۡلَمُونَbileceklerdir
 
ANLAMI
Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَمَآbiz yok etmedikأَهۡلَكۡنَا*مِنhiçbirقَرۡيَةٍkentiإِلَّاdışındaوَلَهَاolanlarınكِتَابٞbir yazısıمَّعۡلُومٞbilinen
 
ANLAMI
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
مَّاneتَسۡبِقُgeçebilirمِنۡhiçbirأُمَّةٍmilletأَجَلَهَاsüresiniوَمَاne deيَسۡتَـٔۡخِرُونَgeri kalır
 
ANLAMI
Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.
Ayet 6 Arapça Ayet
وَقَالُواْdediler kiيَـٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِيkimseنُزِّلَindirilmiş olanعَلَيۡهِkendisineٱلذِّكۡرُZikir (Kitap)إِنَّكَsen mutlakaلَمَجۡنُونٞdelisin
 
ANLAMI
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
Ayet 7 Arapça Ayet
لَّوۡnedenمَاbize getirmiyorsunتَأۡتِينَا*بِٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِmelekleriإِنeğerكُنتَisenمِنَsalihlerdenٱلصَّـٰدِقِينَ*
 
ANLAMI
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
Ayet 8 Arapça Ayet
مَاbiz indirmeyizنُنَزِّلُ*ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَmelekleriإِلَّاolmaksızınبِٱلۡحَقِّhak ileوَمَاve olmazكَانُوٓاْonlarınإِذٗاo zaman daمُّنظَرِينَmühletleri
 
ANLAMI
Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.
Ayet 9 Arapça Ayet
إِنَّاşüphesizنَحۡنُbizنَزَّلۡنَاindirdikٱلذِّكۡرَO Zikri (Kitap)ıوَإِنَّاve elbette bizizلَهُۥO'nunلَحَٰفِظُونَkoruyucuları
 
ANLAMI
Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.
Ayet 10 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاelçiler gönderdikمِنsenden öncekiقَبۡلِكَ*فِيiçineشِيَعِmilletlerinٱلۡأَوَّلِينَgeçmiş
 
ANLAMI
And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.
Ayet 11 Arapça Ayet
وَمَاonlara gelmezdiيَأۡتِيهِم*مِّنhiçbirرَّسُولٍelçiإِلَّاolmadıklarıكَانُواْ*بِهِۦonunlaيَسۡتَهۡزِءُونَalay ediyor
 
ANLAMI
Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.
Ayet 12 Arapça Ayet
كَذَٰلِكَişte böyleنَسۡلُكُهُۥonu sokarızفِيiçineقُلُوبِkalbleriٱلۡمُجۡرِمِينَsuçluların
 
ANLAMI
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
Ayet 13 Arapça Ayet
لَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*بِهِۦonaوَقَدۡelbetteخَلَتۡgeçtiği haldeسُنَّةُsünnetiٱلۡأَوَّلِينَöncekilerin
 
ANLAMI
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
Ayet 14 Arapça Ayet
وَلَوۡşayetفَتَحۡنَاaçsak daعَلَيۡهِمonlaraبَابٗاbir kapıمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*فَظَلُّواْolsalardıفِيهِorayaيَعۡرُجُونَçıkacak
 
ANLAMI
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
Ayet 15 Arapça Ayet
لَقَالُوٓاْderlerdiإِنَّمَاherhaldeسُكِّرَتۡdöndürüldüأَبۡصَٰرُنَاgözlerimizبَلۡdoğrusuنَحۡنُbizقَوۡمٞbir topluluğuzمَّسۡحُورُونَbüyülenmiş
 
ANLAMI
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
SAYFA 263
Ayet 16 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunجَعَلۡنَاbiz yaptıkفِيgökteٱلسَّمَآءِ*بُرُوجٗاburçlarوَزَيَّنَّـٰهَاve onu süsledikلِلنَّـٰظِرِينَbakanlar için
 
ANLAMI
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.
Ayet 17 Arapça Ayet
وَحَفِظۡنَٰهَاve onu korudukمِنherكُلِّ*شَيۡطَٰنٖşeytandanرَّجِيمٍrecim (taşlanmış)
 
ANLAMI
Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.
Ayet 18 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçtirمَنِkimseٱسۡتَرَقَhırsızlığı edenٱلسَّمۡعَkulakفَأَتۡبَعَهُۥonu kovalarشِهَابٞbir alevمُّبِينٞparlak
 
ANLAMI
Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.
Ayet 19 Arapça Ayet
وَٱلۡأَرۡضَve arzıمَدَدۡنَٰهَاyaydıkوَأَلۡقَيۡنَاve attıkفِيهَاorayaرَوَٰسِيَsağlam dağlarوَأَنۢبَتۡنَاve bitirdikفِيهَاoradaمِنherكُلِّ*شَيۡءٖşey(den)مَّوۡزُونٖölçülü mütenasib
 
ANLAMI
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَجَعَلۡنَاve var ettikلَكُمۡsizin içinفِيهَاoradaمَعَٰيِشَgeçimliklerوَمَنve canlılar içinلَّسۡتُمۡolmadığınızلَهُۥonlarıبِرَٰزِقِينَrızıklandırıcı
 
ANLAMI
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَإِنve yokturمِّنhiçbirشَيۡءٍşeyإِلَّاsadeceعِندَنَاbizim yanımızdadırخَزَآئِنُهُۥhazineleriوَمَاveنُنَزِّلُهُۥٓbiz indirmeyizإِلَّاdışındaبِقَدَرٖbir miktarمَّعۡلُومٖbilinen
 
ANLAMI
Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَأَرۡسَلۡنَاve gönderdikٱلرِّيَٰحَrüzgarlarıلَوَٰقِحَaşılayıcı olarakفَأَنزَلۡنَاindirdikمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗsuفَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُböylece sizi suladıkوَمَآve değilsinizأَنتُمۡsizلَهُۥonuبِخَٰزِنِينَdepolayan
 
ANLAMI
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.
Ayet 23 Arapça Ayet
وَإِنَّاbizizلَنَحۡنُelbette bizنُحۡيِۦyaşatırız;وَنُمِيتُve öldürürüzوَنَحۡنُve bizizٱلۡوَٰرِثُونَgerçek varis olan
 
ANLAMI
Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.
Ayet 24 Arapça Ayet
وَلَقَدۡandolsunعَلِمۡنَاbilirizٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَönce geçenleriمِنكُمۡsizdenوَلَقَدۡve elbetteعَلِمۡنَاbilirizٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَgeri kalanları da
 
ANLAMI
And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَإِنَّve gerçektenرَبَّكَRabbindirهُوَOيَحۡشُرُهُمۡۚonları toplayacak olanإِنَّهُۥmuhakak OحَكِيمٌHakîmdirعَلِيمٞBilendir
 
ANLAMI
Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir.
Ayet 26 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunخَلَقۡنَاbiz yarattıkٱلۡإِنسَٰنَinsanıمِنpişmemiş çamurdanصَلۡصَٰلٖ*مِّنۡcıvık balçıktanحَمَإٖ*مَّسۡنُونٖdeğişmiş
 
ANLAMI
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَٱلۡجَآنَّve Cinleriخَلَقۡنَٰهُyarattıkمِنdaha önceقَبۡلُ*مِنateştenنَّارِ*ٱلسَّمُومِnüfuz eden
 
ANLAMI
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَإِذۡve bir zamanقَالَdemişti kiرَبُّكَRabbinلِلۡمَلَـٰٓئِكَةِmeleklereإِنِّيmuhakkak benخَٰلِقُۢyaratacağımبَشَرٗاbir insanمِّنkupkuru çamurdanصَلۡصَٰلٖ*مِّنۡbalçıktanحَمَإٖ*مَّسۡنُونٖdeğişken
 
ANLAMI
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
Ayet 29 Arapça Ayet
فَإِذَاzamanسَوَّيۡتُهُۥonu düzenlediğimوَنَفَخۡتُve üflediğimdeفِيهِonaمِنruhumdanرُّوحِي*فَقَعُواْhemen kapanınلَهُۥonaسَٰجِدِينَsecdeye
 
ANLAMI
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
Ayet 30 Arapça Ayet
فَسَجَدَsecde ettilerٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerكُلُّهُمۡhepsiأَجۡمَعُونَtopluca
 
ANLAMI
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
Ayet 31 Arapça Ayet
إِلَّآyalnızإِبۡلِيسَİblisأَبَىٰٓkabul etmediأَنolmayıيَكُونَ*مَعَberaberٱلسَّـٰجِدِينَsecde edenlerle
 
ANLAMI
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
SAYFA 264
Ayet 32 Arapça Ayet
قَالَdedi kiيَـٰٓإِبۡلِيسُEy İblisمَاne (oldu)لَكَsanaأَلَّاsen olmadınتَكُونَ*مَعَberaberٱلسَّـٰجِدِينَsecde edenlerle
 
ANLAMI
Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.
Ayet 33 Arapça Ayet
قَالَdediلَمۡben edememأَكُن*لِّأَسۡجُدَsecdeلِبَشَرٍinsanaخَلَقۡتَهُۥyarattığınمِنbir çamurdanصَلۡصَٰلٖ*مِّنۡbir balçıktanحَمَإٖ*مَّسۡنُونٖdeğişken
 
ANLAMI
O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi.
Ayet 34 Arapça Ayet
قَالَdediفَٱخۡرُجۡöyleyse çıkمِنۡهَاoradanفَإِنَّكَçünkü senرَجِيمٞkovuldun
 
ANLAMI
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
Ayet 35 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizعَلَيۡكَüzerineٱللَّعۡنَةَla'net edilecektirإِلَىٰkadarيَوۡمِgününeٱلدِّينِceza
 
ANLAMI
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
Ayet 36 Arapça Ayet
قَالَdedi kiرَبِّRabbimفَأَنظِرۡنِيٓ(bari) beni erteleإِلَىٰkadarيَوۡمِgüneيُبۡعَثُونَtekrar dirilecekleri
 
ANLAMI
"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.
Ayet 37 Arapça Ayet
قَالَdediفَإِنَّكَhaydi senمِنَertelenmişlerdensinٱلۡمُنظَرِينَ*
 
ANLAMI
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
Ayet 38 Arapça Ayet
إِلَىٰkadarيَوۡمِgününeٱلۡوَقۡتِvaktinٱلۡمَعۡلُومِbilinen
 
ANLAMI
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
Ayet 39 Arapça Ayet
قَالَdediرَبِّRabbimبِمَآötürüأَغۡوَيۡتَنِيbeni azdırmandanلَأُزَيِّنَنَّandolsun (günahları) süsleyeceğimلَهُمۡonlaraفِيyer yüzündeٱلۡأَرۡضِ*وَلَأُغۡوِيَنَّهُمۡve onları azdıracağımأَجۡمَعِينَhepsini
 
ANLAMI
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
Ayet 40 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçعِبَادَكَkullarınمِنۡهُمُiçlerindenٱلۡمُخۡلَصِينَihlâslı
 
ANLAMI
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
Ayet 41 Arapça Ayet
قَالَbuyurdu kiهَٰذَاişte budurصِرَٰطٌyolعَلَيَّbana varanمُسۡتَقِيمٌdosdoğru
 
ANLAMI
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
Ayet 42 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizعِبَادِيbenim kullarımلَيۡسَyokturلَكَseninعَلَيۡهِمۡüzerindeسُلۡطَٰنٌbir gücünإِلَّاdışındaمَنِkimselerٱتَّبَعَكَsana uyanمِنَazgınlardanٱلۡغَاوِينَ*
 
ANLAMI
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
Ayet 43 Arapça Ayet
وَإِنَّve şüphesizجَهَنَّمَCehennemلَمَوۡعِدُهُمۡonların buluşma yeridirأَجۡمَعِينَhepsinin
 
ANLAMI
"Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."
Ayet 44 Arapça Ayet
لَهَاonun vardırسَبۡعَةُyediأَبۡوَٰبٖkapısıلِّكُلِّherبَابٖkapıyaمِّنۡهُمۡonlardanجُزۡءٞbir bölümمَّقۡسُومٌayrılmıştır
 
ANLAMI
O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.
Ayet 45 Arapça Ayet
إِنَّmuhakkakٱلۡمُتَّقِينَmuttakilerفِيcennetlerdeجَنَّـٰتٖ*وَعُيُونٍpınar başlarındadırlar
 
ANLAMI
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
Ayet 46 Arapça Ayet
ٱدۡخُلُوهَاoraya girinبِسَلَٰمٍesenlikleءَامِنِينَgüven içinde
 
ANLAMI
"Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَنَزَعۡنَاçıkarıp atmışızdırمَاolanفِيgöğüslerindekiصُدُورِهِم*مِّنۡkiniغِلٍّ*إِخۡوَٰنًاkardeşler olarakعَلَىٰüzerindeسُرُرٖdivanlarمُّتَقَٰبِلِينَkarşı karşıya otururlar
 
ANLAMI
Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.
Ayet 48 Arapça Ayet
لَاonlara dokunmazيَمَسُّهُمۡ*فِيهَاoradaنَصَبٞhiçbir yorgunlukوَمَاve değillerdirهُمonlarمِّنۡهَاoradanبِمُخۡرَجِينَçıkarılacak
 
ANLAMI
Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir.
Ayet 49 Arapça Ayet
۞نَبِّئۡhaber verعِبَادِيٓkullarımaأَنِّيٓşüphesizأَنَاbenٱلۡغَفُورُbağışlayanımٱلرَّحِيمُesirgeyenim
 
ANLAMI
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
Ayet 50 Arapça Ayet
وَأَنَّfakatعَذَابِيbenim azabımهُوَoٱلۡعَذَابُbir azabdırٱلۡأَلِيمُçok acı
 
ANLAMI
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
Ayet 51 Arapça Ayet
وَنَبِّئۡهُمۡonlara haber verعَنkonuklarındanضَيۡفِ*إِبۡرَٰهِيمَİbrahim'in
 
ANLAMI
Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:
SAYFA 265
Ayet 52 Arapça Ayet
إِذۡne zaman kiدَخَلُواْgirmdilerعَلَيۡهِonun yanınaفَقَالُواْve dedilerسَلَٰمٗاSelamقَالَdedi kiإِنَّاelbette bizمِنكُمۡsizdenوَجِلُونَkorkuyoruz
 
ANLAMI
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
Ayet 53 Arapça Ayet
قَالُواْdedilerلَاkorkmaتَوۡجَلۡ*إِنَّاbizنُبَشِّرُكَsana müjdelerizبِغُلَٰمٍbir çocukعَلِيمٖbilgin
 
ANLAMI
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
Ayet 54 Arapça Ayet
قَالَdedi kiأَبَشَّرۡتُمُونِيbeni mi müjdelediniz?عَلَىٰٓ(rağmen)أَنbana dokunasınaمَّسَّنِيَ*ٱلۡكِبَرُihtiyarlıkفَبِمَne tuhafتُبَشِّرُونَmüjdeliyorsunuz
 
ANLAMI
"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:
Ayet 55 Arapça Ayet
قَالُواْdedilerبَشَّرۡنَٰكَsana müjdeledikبِٱلۡحَقِّgerçeğiفَلَاaslaتَكُنolmaمِّنَumut kesenlerdenٱلۡقَٰنِطِينَ*
 
ANLAMI
"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.
Ayet 56 Arapça Ayet
قَالَdediوَمَنkimيَقۡنَطُumut keserمِنrahmetindenرَّحۡمَةِ*رَبِّهِۦٓRabbininإِلَّاbaşkaٱلضَّآلُّونَsapıklardan
 
ANLAMI
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
Ayet 57 Arapça Ayet
قَالَdediفَمَاnedir?خَطۡبُكُمۡişinizأَيُّهَاEyٱلۡمُرۡسَلُونَelçiler
 
ANLAMI
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
Ayet 58 Arapça Ayet
قَالُوٓاْdedilerإِنَّآşüphesiz bizأُرۡسِلۡنَآgönderildikإِلَىٰbir kavmeقَوۡمٖ*مُّجۡرِمِينَsuç işleyen
 
ANLAMI
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
Ayet 59 Arapça Ayet
إِلَّآyalnız hariçءَالَailesiلُوطٍLutإِنَّاelbette bizلَمُنَجُّوهُمۡonları kurtaracağızأَجۡمَعِينَhepsini
 
ANLAMI
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
Ayet 60 Arapça Ayet
إِلَّاancak hariçٱمۡرَأَتَهُۥkarısıقَدَّرۡنَآolmasını uygun gördükإِنَّهَاonunلَمِنَgeri kalanlardanٱلۡغَٰبِرِينَ*
 
ANLAMI
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
Ayet 61 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَgeldiklerindeءَالَailesineلُوطٍLutٱلۡمُرۡسَلُونَElçiler
 
ANLAMI
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Ayet 62 Arapça Ayet
قَالَdediإِنَّكُمۡşüphesiz sizقَوۡمٞkimselersinizمُّنكَرُونَhiç tanınmamış
 
ANLAMI
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Ayet 63 Arapça Ayet
قَالُواْdediler kiبَلۡdoğrusuجِئۡنَٰكَbiz sana getirdikبِمَاolduklarınıكَانُواْ*فِيهِhakkındaيَمۡتَرُونَşüphe etmekte
 
ANLAMI
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
Ayet 64 Arapça Ayet
وَأَتَيۡنَٰكَve sana getirdikبِٱلۡحَقِّgerçeğiوَإِنَّاve biz elbetteلَصَٰدِقُونَdoğru söyleyenleriz
 
ANLAMI
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
Ayet 65 Arapça Ayet
فَأَسۡرِhemen yürütبِأَهۡلِكَaileniبِقِطۡعٖbir parçasındaمِّنَgeceninٱلَّيۡلِ*وَٱتَّبِعۡve gitأَدۡبَٰرَهُمۡarkalarındanوَلَاardına dönüp bakmasınيَلۡتَفِتۡ*مِنكُمۡiçinizdenأَحَدٞhiç kimseوَٱمۡضُواْve gidinحَيۡثُyereتُؤۡمَرُونَemredildiğiniz
 
ANLAMI
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
Ayet 66 Arapça Ayet
وَقَضَيۡنَآve bildirdikإِلَيۡهِonaذَٰلِكَşuٱلۡأَمۡرَbuyruğuأَنَّmutlakaدَابِرَarkalarıهَـٰٓؤُلَآءِşunlarınمَقۡطُوعٞkesilecektirمُّصۡبِحِينَsabaha girerlerken
 
ANLAMI
Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.
Ayet 67 Arapça Ayet
وَجَآءَve geldilerأَهۡلُhalkıٱلۡمَدِينَةِşehrinيَسۡتَبۡشِرُونَsevinerek
 
ANLAMI
Şehir halkı, sevinerek geldiler.
Ayet 68 Arapça Ayet
قَالَdediإِنَّşüphesizهَـٰٓؤُلَآءِbunlarضَيۡفِيbenim konuğumdurفَلَاbeni mahcubetmeyinتَفۡضَحُونِ*
 
ANLAMI
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
Ayet 69 Arapça Ayet
وَٱتَّقُواْve korkunٱللَّهَAllah'tanوَلَاveتُخۡزُونِbeni rezil etmeyin
 
ANLAMI
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
Ayet 70 Arapça Ayet
قَالُوٓاْdedilerأَوَلَمۡseni menetmemiş miydik?نَنۡهَكَ*عَنِalemlerdenٱلۡعَٰلَمِينَ*
 
ANLAMI
"Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler.
SAYFA 266
Ayet 71 Arapça Ayet
قَالَdediهَـٰٓؤُلَآءِişteبَنَاتِيٓkızlarımإِنeğerكُنتُمۡsizفَٰعِلِينَyapacaksanız
 
ANLAMI
Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi.
Ayet 72 Arapça Ayet
لَعَمۡرُكَömrüne andolsun kiإِنَّهُمۡonlarلَفِيiçindeسَكۡرَتِهِمۡsarhoşluklarıيَعۡمَهُونَbocalıyorlardı
 
ANLAMI
Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ayet 73 Arapça Ayet
فَأَخَذَتۡهُمُonları yakaladıٱلصَّيۡحَةُkorkunç bir sesمُشۡرِقِينَgüneşin doğarken
 
ANLAMI
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
Ayet 74 Arapça Ayet
فَجَعَلۡنَاve getirdikعَٰلِيَهَاüstünüسَافِلَهَاaltınaوَأَمۡطَرۡنَاve yağdırdıkعَلَيۡهِمۡüzerlerineحِجَارَةٗtaşlarمِّنçamurdan pişmişسِجِّيلٍ*
 
ANLAMI
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.
Ayet 75 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَٰتٖibretler vardırلِّلۡمُتَوَسِّمِينَişaretten anlayanlara
 
ANLAMI
Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır.
Ayet 76 Arapça Ayet
وَإِنَّهَاve şüphesiz oلَبِسَبِيلٖbir yol üzerindeمُّقِيمٍdurmaktadır
 
ANLAMI
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
Ayet 77 Arapça Ayet
إِنَّelbetteفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَةٗbir ibret vardırلِّلۡمُؤۡمِنِينَinananlar için
 
ANLAMI
Bunda inananlar için ibret vardır.
Ayet 78 Arapça Ayet
وَإِنve gerçektenكَانَidilerأَصۡحَٰبُhalkıٱلۡأَيۡكَةِEykeلَظَٰلِمِينَzalim kimseler
 
ANLAMI
Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.
Ayet 79 Arapça Ayet
فَٱنتَقَمۡنَاöcümüzü aldıkمِنۡهُمۡonlardanوَإِنَّهُمَاher ikisi deلَبِإِمَامٖ(gözler) ön(ün)dedirمُّبِينٖapaçık
 
ANLAMI
Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.
Ayet 80 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunكَذَّبَyalanladılarأَصۡحَٰبُhalkıٱلۡحِجۡرِHicrٱلۡمُرۡسَلِينَpeygamberleri
 
ANLAMI
And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.
Ayet 81 Arapça Ayet
وَءَاتَيۡنَٰهُمۡve onlara verdikءَايَٰتِنَاayetlerimiziفَكَانُواْfakat idilerعَنۡهَاonlardanمُعۡرِضِينَyüz çeviriyorlar
 
ANLAMI
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.
Ayet 82 Arapça Ayet
وَكَانُواْveيَنۡحِتُونَyontuyorlardıمِنَdağlardanٱلۡجِبَالِ*بُيُوتًاevlerءَامِنِينَgüvenli
 
ANLAMI
Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.
Ayet 83 Arapça Ayet
فَأَخَذَتۡهُمُfakat onları da yakaladıٱلصَّيۡحَةُ(o) korkunç sesمُصۡبِحِينَsabaha girerlerken
 
ANLAMI
Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.
Ayet 84 Arapça Ayet
فَمَآhiçbir şeyi savamadıأَغۡنَىٰ*عَنۡهُمkendilerindenمَّاşeylerكَانُواْolduklarıيَكۡسِبُونَkazanıyor(lar)
 
ANLAMI
Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı.
Ayet 85 Arapça Ayet
وَمَاveخَلَقۡنَاbiz yaratmadıkٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriوَمَاve ne deبَيۡنَهُمَآbunlar arasındakileriإِلَّاancak (yarattık)بِٱلۡحَقِّۗhak ileوَإِنَّve mutlakaٱلسَّاعَةَo sa'atلَأٓتِيَةٞۖgelecektirفَٱصۡفَحِşimdi sen hareket etٱلصَّفۡحَbir hoşgörü ileٱلۡجَمِيلَgüzel
 
ANLAMI
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.
Ayet 86 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinهُوَOٱلۡخَلَّـٰقُyaratandırٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.
Ayet 87 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَٰكَsana verdikسَبۡعٗاyediمِّنَikililerdenٱلۡمَثَانِي*وَٱلۡقُرۡءَانَve Kur'an'ıٱلۡعَظِيمَbüyük
 
ANLAMI
And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.
Ayet 88 Arapça Ayet
لَاdikmeتَمُدَّنَّ*عَيۡنَيۡكَgözleriniإِلَىٰverdiğimiz dünyalığaمَا*مَتَّعۡنَا*بِهِۦٓonunlaأَزۡوَٰجٗاbazı çiftlereمِّنۡهُمۡonlardanوَلَاveتَحۡزَنۡüzülmeعَلَيۡهِمۡonlaraوَٱخۡفِضۡve indirجَنَاحَكَkanadınıلِلۡمُؤۡمِنِينَmü'minlere
 
ANLAMI
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.
Ayet 89 Arapça Ayet
وَقُلۡve de kiإِنِّيٓben ancakأَنَاbenٱلنَّذِيرُbir uyarıcıyımٱلۡمُبِينُapaçık
 
ANLAMI
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."
Ayet 90 Arapça Ayet
كَمَآgibiأَنزَلۡنَاindirdiğimizعَلَىkısımlara ayıranlaraٱلۡمُقۡتَسِمِينَ*
 
ANLAMI
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
SAYFA 267
Ayet 91 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiجَعَلُواْettilerٱلۡقُرۡءَانَKur'an'ıعِضِينَbölük bölük
 
ANLAMI
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Ayet 92 Arapça Ayet
فَوَرَبِّكَRabbin hakkı içinلَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡbiz mutlaka soracağızأَجۡمَعِينَhepsine
 
ANLAMI
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Ayet 93 Arapça Ayet
عَمَّاşeylerdenكَانُواْ*يَعۡمَلُونَyaptıkları
 
ANLAMI
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Ayet 94 Arapça Ayet
فَٱصۡدَعۡaçıkça söyleبِمَاşeyiتُؤۡمَرُemrolunduğunوَأَعۡرِضۡve aldırmaعَنِortak koşanlaraٱلۡمُشۡرِكِينَ*
 
ANLAMI
Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.
Ayet 95 Arapça Ayet
إِنَّاşüphesiz bizكَفَيۡنَٰكَsana yeterizٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَalay edenler(e karşı)
 
ANLAMI
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
Ayet 96 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerيَجۡعَلُونَedinen(ler)مَعَile beraberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاtanrıءَاخَرَۚbaşkaفَسَوۡفَyakındaيَعۡلَمُونَbileceklerdir
 
ANLAMI
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
Ayet 97 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunنَعۡلَمُbiliyoruz (ki)أَنَّكَseninيَضِيقُdaralıyorصَدۡرُكَgöğsünبِمَاşeylereيَقُولُونَonların söylediklerine
 
ANLAMI
And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
Ayet 98 Arapça Ayet
فَسَبِّحۡ(o halde) tesbih etبِحَمۡدِhamd ileرَبِّكَRabbiniوَكُنve olمِّنَsecde edenlerdenٱلسَّـٰجِدِينَ*
 
ANLAMI
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.
Ayet 99 Arapça Ayet
وَٱعۡبُدۡve kulluk etرَبَّكَRabbineحَتَّىٰkadarيَأۡتِيَكَsana gelinceyeٱلۡيَقِينُyakîn
 
ANLAMI
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.