RAD SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


SAYFA 249
Ayet 1 Arapça Ayet
الٓمٓرۚElif Lam Mim RaتِلۡكَşunlarءَايَٰتُayetleridirٱلۡكِتَٰبِۗKitabınوَٱلَّذِيٓindirilenأُنزِلَ*إِلَيۡكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَ*ٱلۡحَقُّhaktırوَلَٰكِنَّve fakatأَكۡثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاinanmazlarيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitap haktır; fakat insanların çoğu inanmazlar.
Ayet 2 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahٱلَّذِيodur kiرَفَعَyükselttiٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriبِغَيۡرِolmadanعَمَدٖbir direkتَرَوۡنَهَاۖgörebileceğinizثُمَّsonraٱسۡتَوَىٰistiva ettiعَلَىüzerineٱلۡعَرۡشِۖArşوَسَخَّرَve boyun eğdirdiٱلشَّمۡسَgüneşiوَٱلۡقَمَرَۖve ay'ıكُلّٞher biriيَجۡرِيakıp gitmektedirلِأَجَلٖbir süre içinمُّسَمّٗىۚbelirliيُدَبِّرُdüzenliyorٱلۡأَمۡرَişi(ni)يُفَصِّلُaçıklıyorٱلۡأٓيَٰتِayerleriلَعَلَّكُمböyleceبِلِقَآءِkarşılaşacağınızaرَبِّكُمۡRabbinizleتُوقِنُونَkesin olarak inanırsınız
 
ANLAMI
Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay'ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah'tır; ola ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Ayet 3 Arapça Ayet
وَهُوَve O'durٱلَّذِيkiمَدَّuzattıٱلۡأَرۡضَarzıوَجَعَلَve var ettiفِيهَاoradaرَوَٰسِيَsabit dağlarوَأَنۡهَٰرٗاۖve ırmaklarوَمِنveكُلِّherٱلثَّمَرَٰتِmeyvadanجَعَلَyarattıفِيهَاoradaزَوۡجَيۡنِçift (erkek-dişi)ٱثۡنَيۡنِۖikiيُغۡشِيörterٱلَّيۡلَgeceyiٱلنَّهَارَۚgündüz(ün üzerine)إِنَّşüphesizفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَٰتٖayetler vardırلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَتَفَكَّرُونَdüşünen
 
ANLAMI
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.
Ayet 4 Arapça Ayet
وَفِيve (vardır)ٱلۡأَرۡضِarzdaقِطَعٞkıt'alarمُّتَجَٰوِرَٰتٞbirbirine komşuوَجَنَّـٰتٞve bağlar(ı vardır)مِّنۡüzümأَعۡنَٰبٖ*وَزَرۡعٞve ekinlerوَنَخِيلٞve hurmalıklarصِنۡوَانٞçatallıوَغَيۡرُve olmadanصِنۡوَانٖçatalıيُسۡقَىٰ(bunların hepsi) sulanırبِمَآءٖsu ileوَٰحِدٖbirوَنُفَضِّلُama üstün yaparızبَعۡضَهَاbirbiriniعَلَىٰüzerineبَعۡضٖdiğerininفِيürünlerindeٱلۡأُكُلِۚ*إِنَّşüphesizفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَٰتٖayetler vardırلِّقَوۡمٖbir toplum içinيَعۡقِلُونَaklını kullanan
 
ANLAMI
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bunda ibretler vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
۞وَإِنeğerتَعۡجَبۡşaşacaksanفَعَجَبٞşaşmak lazımقَوۡلُهُمۡonların şu sözlerineأَءِذَاzaman mı?كُنَّاbiz olduğumuzتُرَٰبًاtoprakأَءِنَّاgerçekten biz mi?لَفِيiçinde (olacağız)خَلۡقٖbir yaratılışجَدِيدٍۗyenidenأُوْلَـٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirكَفَرُواْinkar eden(lerdir)بِرَبِّهِمۡۖRableriniوَأُوْلَـٰٓئِكَve onlar (bulunanlardır)ٱلۡأَغۡلَٰلُhalkalarفِيٓboyunlarındaأَعۡنَاقِهِمۡۖ*وَأُوْلَـٰٓئِكَve onlarأَصۡحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِۖateşهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır
 
ANLAMI
Şaşacaksan, onların: "Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?" demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
SAYFA 250
Ayet 6 Arapça Ayet
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَve senden acele istiyorlarبِٱلسَّيِّئَةِkötülüğüقَبۡلَönceٱلۡحَسَنَةِiyiliktenوَقَدۡve oysaخَلَتۡgelip geçtiمِنonlardan önceقَبۡلِهِمُ*ٱلۡمَثُلَٰتُۗbenzerleriوَإِنَّve şüphesizرَبَّكَRabbinلَذُوsahibidirمَغۡفِرَةٖmağfiretلِّلنَّاسِinsanlar içinعَلَىٰkarşıظُلۡمِهِمۡۖzulümlerineوَإِنَّve şüphesizرَبَّكَRabbininلَشَدِيدُpek çetindirٱلۡعِقَابِazabı
 
ANLAMI
Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması çetindir.
Ayet 7 Arapça Ayet
وَيَقُولُve diyorlar kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَوۡلَآdeğil miydi?أُنزِلَindirmeliعَلَيۡهِonaءَايَةٞbir ayetمِّنRabbindenرَّبِّهِۦٓۗ*إِنَّمَآşüphesizأَنتَsenمُنذِرٞۖbir uyarıcısınوَلِكُلِّve hepsi için vardırقَوۡمٍtoplumunهَادٍbir yol göstericisi
 
ANLAMI
İnkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstereni vardır.
Ayet 8 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahيَعۡلَمُbilirمَاneyiتَحۡمِلُyüklendiğiniكُلُّherأُنثَىٰdişininوَمَاve neyiتَغِيضُeksilttiğiniٱلۡأَرۡحَامُrahimlerinوَمَاve neyiتَزۡدَادُۚartırdığınıوَكُلُّve herشَيۡءٍşeyعِندَهُۥonun yanındaبِمِقۡدَارٍbir ölçü iledir
 
ANLAMI
Allah her dişinin rahminde taşıdığını, rahimlerin düşürdüğünü ve alıkoyduğunu bilir. O'nun katında her şey bir ölçüye göredir.
Ayet 9 Arapça Ayet
عَٰلِمُ(O) bilendirٱلۡغَيۡبِgizliyiوَٱلشَّهَٰدَةِve aşikareyiٱلۡكَبِيرُbüyüktürٱلۡمُتَعَالِyücedir
 
ANLAMI
Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah'a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.
Ayet 10 Arapça Ayet
سَوَآءٞbirdirمِّنكُمaranızdanمَّنۡkimseأَسَرَّgizleyenٱلۡقَوۡلَsözüوَمَنve kimseجَهَرَaçık (söyleyen)بِهِۦonuوَمَنۡve kimseهُوَoمُسۡتَخۡفِۭgizlenendirبِٱلَّيۡلِgeceleyinوَسَارِبُۢve görünendirبِٱلنَّهَارِgündüzün
 
ANLAMI
Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah'a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.
Ayet 11 Arapça Ayet
لَهُۥO(insa)nın vardırمُعَقِّبَٰتٞizleyenlerمِّنۢönündenبَيۡنِ*يَدَيۡهِ*وَمِنۡveخَلۡفِهِۦarkasındanيَحۡفَظُونَهُۥonu korurlarمِنۡemrindenأَمۡرِ*ٱللَّهِۗAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَا(durumlarını) değiştirmezيُغَيِّرُ*مَاbir miletبِقَوۡمٍ*حَتَّىٰsüreceيُغَيِّرُواْdeğiştirmediğiمَاkendi (durumlarını)بِأَنفُسِهِمۡۗ*وَإِذَآzamanأَرَادَistediğiٱللَّهُAllahبِقَوۡمٖbir kavmeسُوٓءٗاkötülükفَلَاartık yokturمَرَدَّgeri çevirecekلَهُۥۚonuوَمَاzaten yokturلَهُمonlarınمِّنO'ndan başkaدُونِهِۦ*مِنkoruyucularıوَالٍ*
 
ANLAMI
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah'tan başka hamide bulunmaz.
Ayet 12 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيsize gösterenيُرِيكُمُ*ٱلۡبَرۡقَşimşeğiخَوۡفٗاkorkuوَطَمَعٗاve umud içindeوَيُنشِئُve yapanٱلسَّحَابَbulutlarıٱلثِّقَالَağır (yüklü)
 
ANLAMI
Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَيُسَبِّحُve tesbih ederlerٱلرَّعۡدُgök gürültüsüبِحَمۡدِهِۦonun övgüsüyleوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُve meleklerمِنۡkorkusundanخِيفَتِهِۦ*وَيُرۡسِلُve gönderirٱلصَّوَٰعِقَyıldırımlarفَيُصِيبُçarparبِهَاonlarlaمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَهُمۡve onlarيُجَٰدِلُونَtartışmaktadırlarفِيhakkındaٱللَّهِAllahوَهُوَve O'nunشَدِيدُpek çetindirٱلۡمِحَالِtuzağı (cezası)
 
ANLAMI
O'nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.
SAYFA 251
Ayet 14 Arapça Ayet
لَهُۥancak O'nadırدَعۡوَةُdu'aٱلۡحَقِّۚgerçekوَٱلَّذِينَkimseler iseيَدۡعُونَdu'a ettikleriمِنO'ndan başkaدُونِهِۦ*لَاisteklerini karşılayamazlarيَسۡتَجِيبُونَ*لَهُمkendilerininبِشَيۡءٍhiçbirإِلَّاancakكَبَٰسِطِuzatan kimse gibidirكَفَّيۡهِavuçlarınıإِلَىsuyaٱلۡمَآءِ*لِيَبۡلُغَgelsin diyeفَاهُağzınaوَمَاoysaهُوَoبِبَٰلِغِهِۦۚon(un ağzın)a gelmezوَمَاve (işte)دُعَآءُdu'asıٱلۡكَٰفِرِينَkafirlerinإِلَّاancakفِيboşa giderضَلَٰلٖ*
 
ANLAMI
Gerçek dua ve ibadet ancak O'nadır. O'ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler. Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin yalvarışıda böyle, boşunadır.
Ayet 15 Arapça Ayet
وَلِلَّهِۤve Allah'aيَسۡجُدُۤsecde ederlerمَنolanların hepsiفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِve yerdeطَوۡعٗاgönüllüوَكَرۡهٗا(veya) zorakiوَظِلَٰلُهُمve gölgeleri deبِٱلۡغُدُوِّsabahوَٱلۡأٓصَالِ۩akşam
 
ANLAMI
Yerde ve göklerdeki kimseler de, gölgeleri de, sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler.
Ayet 16 Arapça Ayet
قُلۡde kiمَنkimdir?رَّبُّRabbiٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلۡأَرۡضِve yerinقُلِde kiٱللَّهُۚAllah!قُلۡO halde de'أَفَٱتَّخَذۡتُمmi edindiniz?مِّنO'ndan başkaدُونِهِۦٓ*أَوۡلِيَآءَvelilerلَاgücü olmayanيَمۡلِكُونَ*لِأَنفُسِهِمۡkendilerineنَفۡعٗاbir faydaوَلَاve veremeyenضَرّٗاۚbir zararقُلۡde kiهَلۡbir olur mu?يَسۡتَوِي*ٱلۡأَعۡمَىٰkörوَٱلۡبَصِيرُve görenأَمۡyahutهَلۡbir olur mu?تَسۡتَوِي*ٱلظُّلُمَٰتُkaranlıklarوَٱلنُّورُۗve aydınlıkأَمۡyoksaجَعَلُواْbuldular daلِلَّهِAllah'aشُرَكَآءَortaklarخَلَقُواْyaratanكَخَلۡقِهِۦO'nun yarattığı gibiفَتَشَٰبَهَbenzer (mi) göründüٱلۡخَلۡقُbu yaratmaعَلَيۡهِمۡۚonlaraقُلِde kiٱللَّهُAllah'tırخَٰلِقُyaratıcısıكُلِّherشَيۡءٖşeyinوَهُوَve Oٱلۡوَٰحِدُtektirٱلۡقَهَّـٰرُkahredendir
 
ANLAMI
De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?", "Allah'tır" de. "Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?" de. "Kör ile gören bir olur mu Veya karanlıkla aydınlık bir midir?" de. Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler De ki: "Her şeyi yaratan Allah'tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı'dır."
Ayet 17 Arapça Ayet
أَنزَلَindirdiمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*مَآءٗbir suفَسَالَتۡçağlayıp aktıأَوۡدِيَةُۢderelerبِقَدَرِهَاkendi ölçüsünceفَٱحۡتَمَلَve taşıdıٱلسَّيۡلُselزَبَدٗاköpüğüرَّابِيٗاۖüste çıkanوَمِمَّاve vardırيُوقِدُونَyak(ıp erit)tikleri madenlerden deعَلَيۡهِonlarınفِيateşteٱلنَّارِ*ٱبۡتِغَآءَyapmak içinحِلۡيَةٍsüsأَوۡyahutمَتَٰعٖeşyaزَبَدٞbir köpükمِّثۡلُهُۥۚbunun gibiكَذَٰلِكَböyleيَضۡرِبُbenzetme ile anlatırٱللَّهُAllahٱلۡحَقَّhakkıوَٱلۡبَٰطِلَۚve batılıفَأَمَّاne zaman kiٱلزَّبَدُköpükفَيَذۡهَبُgiderجُفَآءٗۖyok olupوَأَمَّاveمَاşey iseيَنفَعُyararlı olanٱلنَّاسَinsanlaraفَيَمۡكُثُkalırفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِۚ*كَذَٰلِكَişte böyleيَضۡرِبُörnek verirٱللَّهُAllahٱلۡأَمۡثَالَmisaller
 
ANLAMI
Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.
Ayet 18 Arapça Ayet
لِلَّذِينَiçin vardırٱسۡتَجَابُواْbuyruğuna uyanlarلِرَبِّهِمُRablerininٱلۡحُسۡنَىٰۚen güzel (karşılık)وَٱلَّذِينَve kimseler iseلَمۡuymayan(lar)يَسۡتَجِيبُواْ*لَهُۥonaلَوۡşayetأَنَّkendilerinin olsaلَهُم*مَّاbulunalarınفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*جَمِيعٗاhepsiوَمِثۡلَهُۥve bir misli dahaمَعَهُۥyanındaلَٱفۡتَدَوۡاْfidye verirlerdiبِهِۦٓۚonuأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمۡonlarınسُوٓءُçok kötüdürٱلۡحِسَابِhesabıوَمَأۡوَىٰهُمۡve varacakları yerجَهَنَّمُۖcehennemdirوَبِئۡسَve ne kötüٱلۡمِهَادُbir yataktır
 
ANLAMI
Rablerinin çağrısına gelenlere en güzel karşılık vardır. O'nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kötü konaktır!
SAYFA 252
Ayet 19 Arapça Ayet
۞أَفَمَنolur mu?يَعۡلَمُbilenأَنَّمَآindirileninأُنزِلَ*إِلَيۡكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَ*ٱلۡحَقُّhak olduğunuكَمَنۡkimse gibiهُوَo (kendisi)أَعۡمَىٰٓۚkör (olan)إِنَّمَاancakيَتَذَكَّرُöğüt alırأُوْلُواْsahipleriٱلۡأَلۡبَٰبِsağduyu
 
ANLAMI
Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi Ancak akıl sahipleri ibret alırlar.
Ayet 20 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlar kiيُوفُونَyerine getirirlerبِعَهۡدِahdiniٱللَّهِAllah'ınوَلَاveيَنقُضُونَbozmazlarٱلۡمِيثَٰقَandlaşmayı
 
ANLAMI
Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar.
Ayet 21 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlarيَصِلُونَbitiştirirlerمَآşeyiأَمَرَistediğiٱللَّهُAllah'ınبِهِۦٓkendisiyleأَنbitiştirilmesiniيُوصَلَ*وَيَخۡشَوۡنَve saygılı olurرَبَّهُمۡRablerine karşıوَيَخَافُونَve korkarlarسُوٓءَen kötüٱلۡحِسَابِhesaptan
 
ANLAMI
Onlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rablerinden korkarlar; kötü hesaptan ürkerler.
Ayet 22 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve onlarصَبَرُواْsabrederlerٱبۡتِغَآءَarzu ederekوَجۡهِyüzünü (rızasını)رَبِّهِمۡRablerininوَأَقَامُواْve kılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَأَنفَقُواْve harcarlarمِمَّاşeydenرَزَقۡنَٰهُمۡrızıklandırdığımızسِرّٗاgizliceوَعَلَانِيَةٗve alenenوَيَدۡرَءُونَve savarlarبِٱلۡحَسَنَةِiyilikleٱلسَّيِّئَةَkötülüğüأُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمۡonlarındırعُقۡبَىsonuٱلدَّارِşu yurdun
 
ANLAMI
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!" derler.
Ayet 23 Arapça Ayet
جَنَّـٰتُcennetlerineعَدۡنٖAdnيَدۡخُلُونَهَاgirerlerوَمَنve kimselerصَلَحَiyi olanمِنۡbabalarındanءَابَآئِهِمۡ*وَأَزۡوَٰجِهِمۡve eşlerinden;وَذُرِّيَّـٰتِهِمۡۖve çocuklarındanوَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُve melekler deيَدۡخُلُونَgirerlerعَلَيۡهِمyanlarınaمِّنherكُلِّ*بَابٖkapıdan
 
ANLAMI
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!" derler.
Ayet 24 Arapça Ayet
سَلَٰمٌselamعَلَيۡكُمsizeبِمَاkarşılıkصَبَرۡتُمۡۚsabretmenizeفَنِعۡمَne güzelعُقۡبَىsonuٱلدَّارِyurdun
 
ANLAMI
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!" derler.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimselerيَنقُضُونَbozan(lar)عَهۡدَverdikleri sözüٱللَّهِAllah'aمِنۢsonraبَعۡدِ*مِيثَٰقِهِۦiyice pekiştirdiktenوَيَقۡطَعُونَve kesenlerمَآşeyiأَمَرَistediğiٱللَّهُAllah'ınبِهِۦٓonunlaأَنbitiştirilmesiniيُوصَلَ*وَيُفۡسِدُونَve bozgunculuk yapanlarفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*أُوْلَـٰٓئِكَişteلَهُمُonlaradırٱللَّعۡنَةُla'netوَلَهُمۡve onlaradırسُوٓءُkötü (sonucu)ٱلدَّارِyurdun
 
ANLAMI
Sağlam söz verdikten sonra Allah'ın ahdini bozanlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini ayıranlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar, işte lanet onlara ve kötü yurt, cehennem, onlaradır.
Ayet 26 Arapça Ayet
ٱللَّهُAllahيَبۡسُطُbollaştırırٱلرِّزۡقَrızkıلِمَنkimse içinيَشَآءُdilediğiوَيَقۡدِرُۚve kısarوَفَرِحُواْve sevindilerبِٱلۡحَيَوٰةِhayatıyleٱلدُّنۡيَاdünyaوَمَاoysaٱلۡحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنۡيَاdünyaفِيahiretin yanındaٱلۡأٓخِرَةِ*إِلَّاancakمَتَٰعٞbir geçimdir
 
ANLAMI
Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. Dünya hayatıyla övünenler bilsinler ki dünyadaki hayat ahiret yanında sadece bir geçimlikten ibarettir.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَيَقُولُve diyorlarٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَوۡلَآdeğil miydi?أُنزِلَindirilmeliعَلَيۡهِonaءَايَةٞbir ayetمِّنRabbindenرَّبِّهِۦۚ*قُلۡde kiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُضِلُّsaptırırمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيَهۡدِيٓve iletirإِلَيۡهِkendisineمَنۡkimseyiأَنَابَyönelen
 
ANLAMI
İnkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: "Doğrusu Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yöneleni doğru yola eriştirir."
Ayet 28 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَonlarءَامَنُواْinananlardırوَتَطۡمَئِنُّve tatmin olanlardırقُلُوبُهُمgönülleriبِذِكۡرِanmaklaٱللَّهِۗAllah'ıأَلَاiyi bilin ki ancakبِذِكۡرِanmaklaٱللَّهِAllah'ıتَطۡمَئِنُّhuzur bulurٱلۡقُلُوبُgönüller
 
ANLAMI
Onlar inanmışlar, kalbleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalbler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur.
SAYFA 253
Ayet 29 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimselerءَامَنُواْinanan(lar)وَعَمِلُواْve yapanlarٱلصَّـٰلِحَٰتِgüzel işlerطُوبَىٰmutlulukلَهُمۡonlar içindirوَحُسۡنُve güzelمَـَٔابٖgelecek
 
ANLAMI
İnanan ve yararlı iş işleyen kimseler için hoş bir hayat ve dönülecek güzel bir yer vardır.
Ayet 30 Arapça Ayet
كَذَٰلِكَböyleceأَرۡسَلۡنَٰكَseni gönderdikفِيٓiçineأُمَّةٖbir milletقَدۡelbetteخَلَتۡgeçmiş bulunanمِنkendilerinden önceقَبۡلِهَآ*أُمَمٞ(nice) milletlerلِّتَتۡلُوَاْokuyasın diyeعَلَيۡهِمُonlaraٱلَّذِيٓşeyleriأَوۡحَيۡنَآvahyettiğimizإِلَيۡكَsanaوَهُمۡoysa onlarيَكۡفُرُونَnankörlük ederlerبِٱلرَّحۡمَٰنِۚRahman'aقُلۡde kiهُوَOرَبِّيbenim RabbimdirلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanعَلَيۡهِO'naتَوَكَّلۡتُdayandımوَإِلَيۡهِve yalnız O'nadırمَتَابِtevbem
 
ANLAMI
Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah'ı inkar eder; de ki: "O benim Rabbim'dir, O'ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O'na güvenirim, dönüşüm de O'nadır."
Ayet 31 Arapça Ayet
وَلَوۡeğer olsaydıأَنَّbir Kur'anقُرۡءَانٗا*سُيِّرَتۡyürütüldüğüبِهِkendisiyleٱلۡجِبَالُdağlarınأَوۡyahutقُطِّعَتۡparçalandığıبِهِkendisiyleٱلۡأَرۡضُarzınأَوۡyahutكُلِّمَkonuşturulduğuبِهِkendisiyleٱلۡمَوۡتَىٰۗölülerinبَلhayırلِّلَّهِAllah'a aittirٱلۡأَمۡرُişlerجَمِيعًاۗbütünأَفَلَمۡhala anlamadılar mı?يَاْيۡـَٔسِ*ٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓاْinanan(lar)أَنşayetلَّوۡ*يَشَآءُdileseydiٱللَّهُAllahلَهَدَىhidayet verirdiٱلنَّاسَinsanlaraجَمِيعٗاۗbütünوَلَاveيَزَالُgeri durmazٱلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)تُصِيبُهُمisabet etmesiبِمَاyüzündenصَنَعُواْyaptıkları işlerقَارِعَةٌbir belaأَوۡyahutتَحُلُّkonarقَرِيبٗاyakınınaمِّنyurtlarınınدَارِهِمۡ*حَتَّىٰkadarيَأۡتِيَgelinceyeوَعۡدُva'diٱللَّهِۚAllah'ınإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاcaymazيُخۡلِفُ*ٱلۡمِيعَادَsözünden
 
ANLAMI
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah'a aittir. İnananların, "Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir" gerçeğini akılları kesmedi mi Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.
Ayet 32 Arapça Ayet
وَلَقَدِve andolsunٱسۡتُهۡزِئَalay edildiبِرُسُلٖpeygamberlerleمِّنsenden öncekiقَبۡلِكَ*فَأَمۡلَيۡتُfakat bir süre verdimلِلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)ثُمَّsonraأَخَذۡتُهُمۡۖonları yakaladımفَكَيۡفَnasılكَانَimişعِقَابِcezam
 
ANLAMI
And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?
Ayet 33 Arapça Ayet
أَفَمَنۡkimse gibi midir?هُوَoقَآئِمٌduranعَلَىٰüzerindeكُلِّherنَفۡسِۭnefsinبِمَاyaptığı işinكَسَبَتۡۗ*وَجَعَلُواْonlar koştularلِلَّهِAllah'aشُرَكَآءَortaklarقُلۡde kiسَمُّوهُمۡۚonları isimlendirinأَمۡyoksaتُنَبِّـُٔونَهُۥsiz haber mi veriyorsunuz?بِمَاbir şeyiلَا(Allah'ın) bilmediğiيَعۡلَمُ*فِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*أَمyoksaبِظَٰهِرٖboşمِّنَsöz mü (söylüyorsunuz)?ٱلۡقَوۡلِۗ*بَلۡhayırزُيِّنَsüslü gösterildiلِلَّذِينَkimselereكَفَرُواْinkar eden(lere)مَكۡرُهُمۡtuzaklarıوَصُدُّواْve çıkarıldılarعَنِyoldanٱلسَّبِيلِۗ*وَمَنve kimiيُضۡلِلِşaşırtırsaٱللَّهُAllahفَمَاartık olmaz!لَهُۥonaمِنۡhiçbirهَادٖyol gösteren
 
ANLAMI
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu Onlar Allah'a ortak koştular. De ki: "Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah'ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.
Ayet 34 Arapça Ayet
لَّهُمۡonlar için vardırعَذَابٞazabفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاۖdünyaوَلَعَذَابُve azabı iseٱلۡأٓخِرَةِahiretأَشَقُّۖdaha zordurوَمَاve yokturلَهُمonlar içinمِّنَAllahdanٱللَّهِ*مِنhiçbirوَاقٖkoruyacak (kimse)
 
ANLAMI
Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah'a karşı onları bir koruyan da yoktur.
SAYFA 254
Ayet 35 Arapça Ayet
۞مَّثَلُdurumuٱلۡجَنَّةِcennetinٱلَّتِيşöyledirوُعِدَva'dedilenٱلۡمُتَّقُونَۖkorunanlaraتَجۡرِيakarمِنaltındanتَحۡتِهَا*ٱلۡأَنۡهَٰرُۖırmaklarأُكُلُهَاmeyvesiدَآئِمٞsüreklidirوَظِلُّهَاۚve gölgesi deتِلۡكَişte budurعُقۡبَىsonuٱلَّذِينَkimselerinٱتَّقَواْۚkorunan(ların)وَّعُقۡبَىve sonu iseٱلۡكَٰفِرِينَinkar edenlerinٱلنَّارُateştir
 
ANLAMI
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen cennetin altından ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkarcıların varacağı sonuç ise ateştir.
Ayet 36 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَve kimselerءَاتَيۡنَٰهُمُverdiğimizٱلۡكِتَٰبَKitapيَفۡرَحُونَsevinirlerبِمَآindirileneأُنزِلَ*إِلَيۡكَۖsanaوَمِنَfakat (vardır)ٱلۡأَحۡزَابِkabilelerdenمَنkimselerيُنكِرُinkar eden(ler)بَعۡضَهُۥۚonun bir kısmınıقُلۡde kiإِنَّمَآyalnızأُمِرۡتُbana emredildiأَنۡkulluk etmemأَعۡبُدَ*ٱللَّهَAllah'aوَلَآveأُشۡرِكَortak koşmamamبِهِۦٓۚO'naإِلَيۡهِO'naأَدۡعُواْda'vet ederimوَإِلَيۡهِve O'nadırمَـَٔابِdönüşüm
 
ANLAMI
Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karşı guruplar içinde ise, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na asla ortak koşmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O'na çağırıyorum vedönüşüm O'nadır."
Ayet 37 Arapça Ayet
وَكَذَٰلِكَve işteأَنزَلۡنَٰهُbiz onu indirdikحُكۡمًاbir hüküm olarakعَرَبِيّٗاۚarapçaوَلَئِنِve eğerٱتَّبَعۡتَuyarsanأَهۡوَآءَهُمonların keyiflerineبَعۡدَمَاsonraجَآءَكَsana gelenمِنَilimdenٱلۡعِلۡمِ*مَاartık yokturلَكَsenin içinمِنَAllah'tanٱللَّهِ*مِنhiçbirوَلِيّٖdostوَلَاne deوَاقٖbir koruyucu
 
ANLAMI
Böylece Biz Kuran'ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.
Ayet 38 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَرۡسَلۡنَاbiz gönderdikرُسُلٗاelçilerمِّنsenden önceقَبۡلِكَ*وَجَعَلۡنَاve verdikلَهُمۡonlaraأَزۡوَٰجٗاeşlerوَذُرِّيَّةٗۚve çocuklarوَمَاdeğildirكَانَmümkünلِرَسُولٍhiçbir elçininأَنgetirmesiيَأۡتِيَ*بِـَٔايَةٍbir ayetإِلَّاolmadanبِإِذۡنِizniٱللَّهِۗAllah'ınلِكُلِّherأَجَلٖsüreninكِتَابٞbir yazısı (vardır)
 
ANLAMI
And olsun ki, senden önce nice peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.
Ayet 39 Arapça Ayet
يَمۡحُواْsilerٱللَّهُAllahمَاdilediğiniيَشَآءُ*وَيُثۡبِتُۖve (dilediğini) bırakırوَعِندَهُۥٓO'nun yanındadırأُمُّanaٱلۡكِتَٰبِKitap
 
ANLAMI
Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır; Ana Kitap O'nun katındadır.
Ayet 40 Arapça Ayet
وَإِنyaمَّاsana gösteririzنُرِيَنَّكَ*بَعۡضَbir kısmınıٱلَّذِيonları uyardığımızınنَعِدُهُمۡ*أَوۡya daنَتَوَفَّيَنَّكَsenin canını alırızفَإِنَّمَاşüphesizعَلَيۡكَsana düşenٱلۡبَلَٰغُsadece duyurmaktırوَعَلَيۡنَاve bize düşerٱلۡحِسَابُhesap görmek
 
ANLAMI
Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de senin canını alsak da, vazifen sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek Bize düşer.
Ayet 41 Arapça Ayet
أَوَلَمۡgörmediler mi?يَرَوۡاْ*أَنَّاbizimنَأۡتِيgeldiğimiziٱلۡأَرۡضَyeryüzüneنَنقُصُهَاonu eksilttiğimiziمِنۡuçlarındanأَطۡرَافِهَاۚ*وَٱللَّهُAllah'tırيَحۡكُمُhüküm verenلَاyokturمُعَقِّبَiptal edecekلِحُكۡمِهِۦۚO'nun hükmünüوَهُوَve O'nunسَرِيعُçabukturٱلۡحِسَابِhesabı
 
ANLAMI
Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah'ındır, O'nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَقَدۡve kuşkusuzمَكَرَtuzak kurmuştuٱلَّذِينَkimselerمِنonlardan önceki(ler)قَبۡلِهِمۡ*فَلِلَّهِfakat Allah'ındırٱلۡمَكۡرُtuzaklarجَمِيعٗاۖbütünيَعۡلَمُbilirمَاneتَكۡسِبُkazandığınıكُلُّherنَفۡسٖۗnefsinوَسَيَعۡلَمُve bileceklerdirٱلۡكُفَّـٰرُkafirlerلِمَنۡkimin olacağınıعُقۡبَىsonununٱلدَّارِbu yurdun
 
ANLAMI
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah'ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.
SAYFA 255
Ayet 43 Arapça Ayet
وَيَقُولُve diyorlar kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُواْinkar eden(ler)لَسۡتَsen değilsinمُرۡسَلٗاۚgönderilmiş bir elçiقُلۡde kiكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllah'ınشَهِيدَۢاşahid olmasıبَيۡنِيbenimleوَبَيۡنَكُمۡsizin aranızdaوَمَنۡve bulunanlarınعِندَهُۥyanındaعِلۡمُbilgisiٱلۡكِتَٰبِKitap
 
ANLAMI
İnkar edenler: "Sen peygamber değilsin" derler; de ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitap'ı bilenler yeter."