YUNUS SURESİ            ANASAYFAYA DÖN

SAYFA 208

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ayet 1 Arapça Ayet

الٓرۚElif Lâm RâتِلۡكَbunlarءَايَٰتُayetleridirٱلۡكِتَٰبِKitab'ınٱلۡحَكِيمِhikmetli
 
ANLAMI
Elif, Lam, Ra. İşte bunlar hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
Ayet 2 Arapça Ayet
أَكَانَmı geldi?لِلنَّاسِinsanlaraعَجَبًاtuhafأَنۡvahyetmemizأَوۡحَيۡنَآ*إِلَىٰbir adamaرَجُلٖ*مِّنۡهُمۡiçlerindenأَنۡdiyeأَنذِرِuyarsınٱلنَّاسَinsanlarıوَبَشِّرِve müjdelesinٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوٓاْiman edenlereأَنَّ(ki) şüphesizلَهُمۡonlar için vardırقَدَمَmakamıصِدۡقٍdoğrulukعِندَkatındaرَبِّهِمۡۗRableriقَالَdediler kiٱلۡكَٰفِرُونَkâfirlerإِنَّşüphesizهَٰذَاbuلَسَٰحِرٞbir büyücüdürمُّبِينٌapaçık
 
ANLAMI
İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler?
Ayet 3 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُsizin RabbinizٱللَّهُAllah'tırٱلَّذِيkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلۡأَرۡضَve yeriفِيaltıسِتَّةِ*أَيَّامٖgündeثُمَّsonraٱسۡتَوَىٰkuşattıعَلَىArş'ıٱلۡعَرۡشِۖ*يُدَبِّرُdüzene koyduٱلۡأَمۡرَۖişleriمَاyokturمِنkimseشَفِيعٍşefaat edecekإِلَّاdışındaمِنۢO'nun izniبَعۡدِ*إِذۡنِهِۦۚ*ذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمۡRabbiniz olanفَٱعۡبُدُوهُۚO'na kulluk edinأَفَلَاDüşünüp öğüt almaz mısınız?تَذَكَّرُونَ*
 
ANLAMI
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz?
Ayet 4 Arapça Ayet
إِلَيۡهِO'nadırمَرۡجِعُكُمۡdönüşüجَمِيعٗاۖhepinizinوَعۡدَvaadiٱللَّهِAllah'ınحَقًّاۚgerçektirإِنَّهُۥO'durيَبۡدَؤُاْilk kez başlatanٱلۡخَلۡقَyaratmayıثُمَّsonraيُعِيدُهُۥonu tekrarlayanلِيَجۡزِيَkarşılıklarını vermek üzereٱلَّذِينَkimselereءَامَنُواْiman eden(lere)وَعَمِلُواْve ameller işleyen(lere)ٱلصَّـٰلِحَٰتِsalihبِٱلۡقِسۡطِۚadaletli bir şekildeوَٱلَّذِينَve kiimselereكَفَرُواْinkâr eden(lere)لَهُمۡvardırشَرَابٞbir içecekمِّنۡkaynar sudanحَمِيمٖ*وَعَذَابٌve bir azapأَلِيمُۢacıklıبِمَاdolayıكَانُواْolmalarındanيَكۡفُرُونَinkâr ediyor(lar)
 
ANLAMI
Hepinizin dönüşü, O'nadır. Allah'ın vadi haktır. O, önce yaratır, sonra inanıp yararlı işler yapanların ve inkar edenlerin hareketlerinin karşılığını adaletle vermek için tekrar diriltir. İnkarcılara, inkarlarından ötürü kızgın bir içecek ve can yakıcı azab vardır.
Ayet 5 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيyapanجَعَلَ*ٱلشَّمۡسَgüneşiضِيَآءٗbir ışıkوَٱلۡقَمَرَve ayıنُورٗاbir nurوَقَدَّرَهُۥve düzenleyenمَنَازِلَbelli menzillere göreلِتَعۡلَمُواْbilmeniz içinعَدَدَsayısınıٱلسِّنِينَyıllarınوَٱلۡحِسَابَۚve hesabınıمَاyaratmamıştırخَلَقَ*ٱللَّهُAllahذَٰلِكَbütün bunlarıإِلَّاdışındaبِٱلۡحَقِّۚhak olmakيُفَصِّلُetraflıca açıklıyorٱلۡأٓيَٰتِayetleriniلِقَوۡمٖbir topluluk içinيَعۡلَمُونَbilen
 
ANLAMI
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.
Ayet 6 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizفِيardarda gelmesindeٱخۡتِلَٰفِ*ٱلَّيۡلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzünوَمَاyarattıklarındaخَلَقَ*ٱللَّهُAllah'ınفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِve yerdeلَأٓيَٰتٖayetler vardırلِّقَوۡمٖbir topluluk içinيَتَّقُونَsakınan
 
ANLAMI
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında, O'na karşı gelmekten sakınan kimseler için ayetler vardır.
SAYFA 209
Ayet 7 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerلَاummayan(lar)يَرۡجُونَ*لِقَآءَنَاbize kavuşmayıوَرَضُواْve razı olan(lar)بِٱلۡحَيَوٰةِhayatınaٱلدُّنۡيَاdünyaوَٱطۡمَأَنُّواْve gönüllerini kaptıran(lar)بِهَاonaوَٱلَّذِينَve olanlarهُمۡonlarعَنۡbizim ayetlerimizdenءَايَٰتِنَا*غَٰفِلُونَgafil(ler)
 
ANLAMI
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
Ayet 8 Arapça Ayet
أُوْلَـٰٓئِكَişte bunlarınمَأۡوَىٰهُمُvaracakları yerٱلنَّارُcehennemdirبِمَاkarşılıkكَانُواْolduklarınaيَكۡسِبُونَkazanıyor(lar)
 
ANLAMI
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
Ayet 9 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُواْiman eden(leri)وَعَمِلُواْve ameller işleyen(leri)ٱلصَّـٰلِحَٰتِsalihيَهۡدِيهِمۡdoğru yola iletirرَبُّهُمRableriبِإِيمَٰنِهِمۡۖimanları dolayısıylaتَجۡرِيakarمِنonların altlarındanتَحۡتِهِمُ*ٱلۡأَنۡهَٰرُırmaklarفِيcennetlerindeجَنَّـٰتِ*ٱلنَّعِيمِnaim
 
ANLAMI
İnananlar ve yararlı iş yapanları, imanlarına karşılık Rableri doğru yola eriştirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar.
Ayet 10 Arapça Ayet
دَعۡوَىٰهُمۡonların dualarıفِيهَاoradaسُبۡحَٰنَكَsenin şanın pek yücedirٱللَّهُمَّEy Allah'ımوَتَحِيَّتُهُمۡve dilekleri (de)فِيهَاaralarındakiسَلَٰمٞۚSelâm'dırوَءَاخِرُve sonu (ise)دَعۡوَىٰهُمۡdualarınınأَنِhamdolsun'durٱلۡحَمۡدُ*لِلَّهِAllah'aرَبِّRabbiٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
Oradaki duaları: "Münezzehsin ey Allah'ım", dirlik temennileri: "Selam size" ve dualarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun"dur.
Ayet 11 Arapça Ayet
۞وَلَوۡve eğerيُعَجِّلُacele verseydiٱللَّهُAllahلِلنَّاسِinsanlaraٱلشَّرَّkötülüğüٱسۡتِعۡجَالَهُمacele istemeleri gibiبِٱلۡخَيۡرِiyiliğiلَقُضِيَhemen bitmiş olurduإِلَيۡهِمۡonlarınأَجَلُهُمۡۖsüreleriفَنَذَرُböyle bırakırızٱلَّذِينَkimseleriلَاummayanlarıيَرۡجُونَ*لِقَآءَنَاbize kavuşmayıفِيtaşkınlıkları içindeطُغۡيَٰنِهِمۡ*يَعۡمَهُونَbocalar bir halde
 
ANLAMI
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.
Ayet 12 Arapça Ayet
وَإِذَاve ne zaman kiمَسَّdokunduğundaٱلۡإِنسَٰنَinsanaٱلضُّرُّbir darlıkدَعَانَاbize dua ederلِجَنۢبِهِۦٓyan yatarkenأَوۡveyaقَاعِدًاotururkenأَوۡyahutقَآئِمٗاayaktaفَلَمَّاancakكَشَفۡنَاgiderdiğimizdeعَنۡهُondanضُرَّهُۥdarlığınıمَرَّhareket ederكَأَنgibiلَّمۡbize dua etmemişيَدۡعُنَآ*إِلَىٰdarlıktan dolayıضُرّٖ*مَّسَّهُۥۚkendisine dokunmuş olanكَذَٰلِكَişte böyleزُيِّنَsüslü gösterilmiştirلِلۡمُسۡرِفِينَaşırıya gidenlereمَاşeylerكَانُواْolduklarıيَعۡمَلُونَyapıyor(lar)
 
ANLAMI
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.
Ayet 13 Arapça Ayet
وَلَقَدۡve andolsunأَهۡلَكۡنَاhelak ettikٱلۡقُرُونَnice nesilleriمِنsizden önceقَبۡلِكُمۡ*لَمَّاhaksızlık ettiklerindenظَلَمُواْ*وَجَآءَتۡهُمۡkendilerine geldiği haldeرُسُلُهُمpeygamberleriبِٱلۡبَيِّنَٰتِapaçık delillerleوَمَاve iman etmeyecekleri içinكَانُواْ*لِيُؤۡمِنُواْۚ*كَذَٰلِكَişte böyleنَجۡزِيcezalandırırızٱلۡقَوۡمَtopluluğunuٱلۡمُجۡرِمِينَsuçlular
 
ANLAMI
And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.
Ayet 14 Arapça Ayet
ثُمَّsonraجَعَلۡنَٰكُمۡsizi kıldıkخَلَـٰٓئِفَhalifelerفِيyeryüzüneٱلۡأَرۡضِ*مِنۢonların ardındanبَعۡدِهِمۡ*لِنَنظُرَgörmek içinكَيۡفَnelerتَعۡمَلُونَyapacağınızı
 
ANLAMI
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.
SAYFA 210
Ayet 15 Arapça Ayet
وَإِذَاne zaman kiتُتۡلَىٰokunduğundaعَلَيۡهِمۡonlaraءَايَاتُنَاayetlerimizبَيِّنَٰتٖapaçık bir şekildeقَالَderlerٱلَّذِينَkimselerلَاummayanlarيَرۡجُونَ*لِقَآءَنَاbize kavuşmayıٱئۡتِgetirبِقُرۡءَانٍbir Kur'anغَيۡرِbaşkaهَٰذَآbundanأَوۡveyaبَدِّلۡهُۚbunu değiştirقُلۡde kiمَا(sözkonusu) olamazيَكُونُ*لِيٓbenimأَنۡonu değiştirmemأُبَدِّلَهُۥ*مِنtarafımdanتِلۡقَآيِٕ*نَفۡسِيٓۖkendiإِنۡben uyuyorumأَتَّبِعُ*إِلَّاancakمَاvahyedileneيُوحَىٰٓ*إِلَيَّۖbanaإِنِّيٓşüphesiz benأَخَافُkorkarımإِنۡkarşı gelirsemعَصَيۡتُ*رَبِّيRabbimeعَذَابَazabındanيَوۡمٍbir gününعَظِيمٖbüyük
 
ANLAMI
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım."
Ayet 16 Arapça Ayet
قُلde kiلَّوۡşayetشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahمَاbunu okumazdımتَلَوۡتُهُۥ*عَلَيۡكُمۡsizeوَلَآve size hiç bildirmezdiأَدۡرَىٰكُم*بِهِۦۖbunuفَقَدۡelbetteلَبِثۡتُgeçirdimفِيكُمۡsizin aranızdaعُمُرٗاbelli bir ömürمِّنdaha önceقَبۡلِهِۦٓۚ*أَفَلَاhiç düşünmüyor musunuz?تَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?"
Ayet 17 Arapça Ayet
فَمَنۡkim olabilir?أَظۡلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفۡتَرَىٰuyduranعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aكَذِبًاyalanأَوۡyahutكَذَّبَyalanlayandanبِـَٔايَٰتِهِۦٓۚO'nun ayetleriniإِنَّهُۥşüphesizلَاkurtuluşa eremezlerيُفۡلِحُ*ٱلۡمُجۡرِمُونَsuçlular
 
ANLAMI
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir Suçlular elbette saadete erişemezler.
Ayet 18 Arapça Ayet
وَيَعۡبُدُونَve ibadet ediyorlarمِنbırakıpدُونِ*ٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاhiçيَضُرُّهُمۡbir zararı olmayanوَلَاveيَنفَعُهُمۡyararı olmayanوَيَقُولُونَve diyorlar kiهَـٰٓؤُلَآءِbunlarشُفَعَـٰٓؤُنَاbizim şefaatçilerimizdirعِندَkatındaٱللَّهِۚAllahقُلۡde kiأَتُنَبِّـُٔونَbildiriyor musunuz?ٱللَّهَAllah'aبِمَاbir şeyiلَاbilmediğiيَعۡلَمُ*فِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَلَاveفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*سُبۡحَٰنَهُۥO münezzehtirوَتَعَٰلَىٰve yücedirعَمَّاortak koştuklarındanيُشۡرِكُونَ*
 
ANLAMI
Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Ayet 19 Arapça Ayet
وَمَاveكَانَdeğildirٱلنَّاسُinsanlarإِلَّآancakأُمَّةٗbir ümmettirوَٰحِدَةٗtekفَٱخۡتَلَفُواْۚsonradan ayrılığa düştülerوَلَوۡلَاeğer olmasaydıكَلِمَةٞbir takdirسَبَقَتۡönceden belirlenmişمِنRabbin tarafındanرَّبِّكَ*لَقُضِيَkesin hüküm verilirdiبَيۡنَهُمۡaralarındaفِيمَاşeylerdeفِيهِondaيَخۡتَلِفُونَayrılığa düştükleri
 
ANLAMI
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.
Ayet 20 Arapça Ayet
وَيَقُولُونَve diyorlarلَوۡلَآkeşkeأُنزِلَindirilseعَلَيۡهِonaءَايَةٞbir mucizeمِّنRabbindenرَّبِّهِۦۖ*فَقُلۡde kiإِنَّمَاancakٱلۡغَيۡبُgaybلِلَّهِAllah'ındırفَٱنتَظِرُوٓاْbekleyinإِنِّيelbette ben deمَعَكُمsizinle birlikteمِّنَbekleyenlerdenimٱلۡمُنتَظِرِينَ*
 
ANLAMI
"Rabbinden ona (Muhammed'e) bir mucize indirilse ne olur!" derler. Onlara de ki: "Gaybı bilmek Allah'a mahsustur; bekleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim."
SAYFA 211
Ayet 21 Arapça Ayet
وَإِذَآve zamanأَذَقۡنَاtattırdığımızٱلنَّاسَinsanlaraرَحۡمَةٗgenişlikمِّنۢsonraبَعۡدِ*ضَرَّآءَbir darlıktanمَسَّتۡهُمۡkendilerine dokunanإِذَاhemenلَهُمonların vardırمَّكۡرٞhileleriفِيٓhakkındaءَايَاتِنَاۚayetlerimizقُلِde kiٱللَّهُAllahأَسۡرَعُdaha hızlıdırمَكۡرًاۚdüzen kurmadaإِنَّşüphesizرُسُلَنَاelçilerimizيَكۡتُبُونَyazmaktadırlarمَاsizin hileleriniziتَمۡكُرُونَ*
 
ANLAMI
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: "Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur." Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.
Ayet 22 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيsizi gezdirenيُسَيِّرُكُمۡ*فِيkaradaٱلۡبَرِّ*وَٱلۡبَحۡرِۖve denizdeحَتَّىٰٓhattaإِذَاzamanكُنتُمۡolduğunuzفِيgemideٱلۡفُلۡكِ*وَجَرَيۡنَve yürüttüğü (zaman)بِهِمbununlaبِرِيحٖbir rüzgârınطَيِّبَةٖtatlıوَفَرِحُواْve neşelendikleri sıradaبِهَاonların bununla;جَآءَتۡهَاbirden çıkıpرِيحٌbir fırtınaعَاصِفٞsertوَجَآءَهُمُve geldiğindeٱلۡمَوۡجُdalgalarمِنherكُلِّ*مَكَانٖyöndenوَظَنُّوٓاْve kanaat getirdiklerindeأَنَّهُمۡmuhakkak onlarأُحِيطَkuşatıldıklarınaبِهِمۡkendilerininدَعَوُاْdua etmeye başlarlarٱللَّهَAllah'aمُخۡلِصِينَhas kılarakلَهُO'naٱلدِّينَdiniلَئِنۡeğerأَنجَيۡتَنَاbizi kurtarırsanمِنۡbundanهَٰذِهِۦ*لَنَكُونَنَّelbette olacağızمِنَşükredenlerdenٱلشَّـٰكِرِينَ*
 
ANLAMI
Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah'ın dinine sarılarak, "Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye O'na yalvarırlar.
Ayet 23 Arapça Ayet
فَلَمَّآne zaman kiأَنجَىٰهُمۡkurtarır onlarıإِذَاhemenهُمۡonlarيَبۡغُونَtaşkınlık etmeye başlarlarفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*بِغَيۡرِhaksız yereٱلۡحَقِّۗ*يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarإِنَّمَاgerçekteبَغۡيُكُمۡtaşkınlığınızعَلَىٰٓaleyhinize olanأَنفُسِكُمۖkendinizinمَّتَٰعَgeçici zevkleridirٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاۖdünyaثُمَّsonraإِلَيۡنَاbizedirمَرۡجِعُكُمۡdönüşünüzفَنُنَبِّئُكُمve size bildiririzبِمَاşeyiكُنتُمۡolduğunuzتَعۡمَلُونَyapıyor
 
ANLAMI
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.
Ayet 24 Arapça Ayet
إِنَّمَاancakمَثَلُörneğiٱلۡحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنۡيَاdünyaكَمَآءٍsuya benzerأَنزَلۡنَٰهُindirdiğimizمِنَgöktenٱلسَّمَآءِ*فَٱخۡتَلَطَbirbirine karıştığıبِهِۦonunlaنَبَاتُbitkilerininٱلۡأَرۡضِyeryüzüمِمَّاöyle kiيَأۡكُلُyerٱلنَّاسُinsanlarوَٱلۡأَنۡعَٰمُve hayvanlarحَتَّىٰٓsonuçtaإِذَآsıradaأَخَذَتِalıpٱلۡأَرۡضُyeryüzüزُخۡرُفَهَاgüzelliğiniوَٱزَّيَّنَتۡve süslendiğiوَظَنَّve sandıklarıأَهۡلُهَآsahiplerininأَنَّهُمۡgerçektenقَٰدِرُونَkadir olduklarınıعَلَيۡهَآbunlaraأَتَىٰهَآgelirأَمۡرُنَاemrimizلَيۡلًاgeceأَوۡveyaنَهَارٗاgündüzفَجَعَلۡنَٰهَاböylece onları çeviririzحَصِيدٗاbiçilmiş haleكَأَنgibiلَّمۡhiç yokmuşتَغۡنَ*بِٱلۡأَمۡسِۚbir gün önceكَذَٰلِكَişte böyleنُفَصِّلُayrıntılı olarak açıklıyoruzٱلۡأٓيَٰتِayetlerimiziلِقَوۡمٖtopluluk içinيَتَفَكَّرُونَdüşünen
 
ANLAMI
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.
Ayet 25 Arapça Ayet
وَٱللَّهُAllahيَدۡعُوٓاْçağırırإِلَىٰyurdunaدَارِ*ٱلسَّلَٰمِesenlikوَيَهۡدِيve iletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiإِلَىٰyolaصِرَٰطٖ*مُّسۡتَقِيمٖdoğru
 
ANLAMI
Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.
SAYFA 212
Ayet 26 Arapça Ayet
۞لِّلَّذِينَkimselere vardırأَحۡسَنُواْiyilik eden(lere)ٱلۡحُسۡنَىٰdaha iyisiوَزِيَادَةٞۖve fazlasıوَلَاbürümezيَرۡهَقُ*وُجُوهَهُمۡonların yüzleriniقَتَرٞkaralıkوَلَاve aşağılıkذِلَّةٌۚ*أُوْلَـٰٓئِكَişte bunlarأَصۡحَٰبُehlidirlerٱلۡجَنَّةِۖcennetهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar
 
ANLAMI
İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.
Ayet 27 Arapça Ayet
وَٱلَّذِينَkimselere gelinceكَسَبُواْkazanan(lara)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerجَزَآءُceza verilirسَيِّئَةِۭbir kötülüğeبِمِثۡلِهَاaynıylaوَتَرۡهَقُهُمۡve bürürذِلَّةٞۖbir aşağılıkمَّاyokturلَهُمonlar içinمِّنَAllahtanٱللَّهِ*مِنۡkurtaracakعَاصِمٖۖ*كَأَنَّمَآgibidirأُغۡشِيَتۡkaplanmışوُجُوهُهُمۡyüzleriقِطَعٗاparçalarıylaمِّنَbir geceninٱلَّيۡلِ*مُظۡلِمًاۚkapkaranlıkأُوْلَـٰٓئِكَbunlarأَصۡحَٰبُehlidirlerٱلنَّارِۖcehennemهُمۡonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar
 
ANLAMI
Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah'a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.
Ayet 28 Arapça Ayet
وَيَوۡمَve o günنَحۡشُرُهُمۡonları biraraya toplarızجَمِيعٗاtümünüثُمَّsonraنَقُولُderizلِلَّذِينَkimselereأَشۡرَكُواْortak koşan(lara)مَكَانَكُمۡ(haydi) yerlerinize!أَنتُمۡsizوَشُرَكَآؤُكُمۡۚve ortak koştuklarınızفَزَيَّلۡنَاböylece ayırırızبَيۡنَهُمۡۖonları birbirlerindenوَقَالَve (şöyle) derlerشُرَكَآؤُهُمkoştukları ortaklarمَّاsiz değildinizكُنتُمۡ*إِيَّانَاbizeتَعۡبُدُونَibadet ediyor
 
ANLAMI
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.
Ayet 29 Arapça Ayet
فَكَفَىٰşimdi yeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدَۢاşahit olarakبَيۡنَنَاaramızdaوَبَيۡنَكُمۡve sizin aranızdaإِنşüphesizكُنَّاbiz idikعَنۡsizin tapınmanızdanعِبَادَتِكُمۡ*لَغَٰفِلِينَhabersiz
 
ANLAMI
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.
Ayet 30 Arapça Ayet
هُنَالِكَişte oradaتَبۡلُواْhesabını verirكُلُّherنَفۡسٖcanمَّآönceden işlemiş olduğununأَسۡلَفَتۡۚ*وَرُدُّوٓاْve döndürülmüşlerdirإِلَىAllah'aٱللَّهِ*مَوۡلَىٰهُمُmevlaları olanٱلۡحَقِّۖgerçekوَضَلَّve kaybolmuşturعَنۡهُمkendilerindenمَّاşeyler iseكَانُواْolduklarıيَفۡتَرُونَuyduruyor(lar)
 
ANLAMI
İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah'a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.
Ayet 31 Arapça Ayet
قُلۡde kiمَنkimdir?يَرۡزُقُكُمsizi rızıklandıranمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِ*وَٱلۡأَرۡضِve yerdenأَمَّنyahut kimdir?يَمۡلِكُsahip olanٱلسَّمۡعَkulaklaraوَٱلۡأَبۡصَٰرَve gözlereوَمَنve kimdir?يُخۡرِجُçıkaranٱلۡحَيَّdiriyiمِنَölüdenٱلۡمَيِّتِ*وَيُخۡرِجُve çıkaranٱلۡمَيِّتَölüyüمِنَdiridenٱلۡحَيِّ*وَمَنve kimdir?يُدَبِّرُdüzene koyanٱلۡأَمۡرَۚişleriفَسَيَقُولُونَdiyeceklerٱللَّهُۚAllahفَقُلۡde kiأَفَلَاöyleyseتَتَّقُونَsakınmıyor musunuz?
 
ANLAMI
De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir Kulak ve gözlerin sahibi kimdir Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Ayet 32 Arapça Ayet
فَذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمُsizin Rabbiniz olanٱلۡحَقُّۖgerçekفَمَاذَاne vardır?بَعۡدَdışındaٱلۡحَقِّgerçeğinإِلَّاbaşkaٱلضَّلَٰلُۖsapıklıktanفَأَنَّىٰöyleyse nasıl?تُصۡرَفُونَdöndürülüyorsunuz
 
ANLAMI
İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?
Ayet 33 Arapça Ayet
كَذَٰلِكَböyleceحَقَّتۡgerçekleşmiş olduكَلِمَتُsözüرَبِّكَRabbininعَلَىhakkındakiٱلَّذِينَkimselerفَسَقُوٓاْyoldan çıkmış(lar)أَنَّهُمۡonlarلَاiman etmezlerيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.
SAYFA 213
Ayet 34 Arapça Ayet
قُلۡde kiهَلۡvar mıdır?مِنsizin ortak koştuklarınızdanشُرَكَآئِكُم*مَّنbir kimseيَبۡدَؤُاْilk kez gerçekleştiripٱلۡخَلۡقَyaratma işiniثُمَّsonraيُعِيدُهُۥۚyeniden diriltecekقُلِde kiٱللَّهُAllahيَبۡدَؤُاْilk kez gerçekleştiripٱلۡخَلۡقَyaratma işiniثُمَّsonraيُعِيدُهُۥۖyeniden diriltirفَأَنَّىٰartık nasıl?تُؤۡفَكُونَçevriliyorsunuz
 
ANLAMI
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan, önce yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır?" De ki: "Allah önce yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da döndürülürsünüz! "
Ayet 35 Arapça Ayet
قُلۡde kiهَلۡvar mıdır?مِنsizin ortak koştuklarınızdanشُرَكَآئِكُم*مَّنbir kimseيَهۡدِيٓiletecekإِلَىhakkaٱلۡحَقِّۚ*قُلِde kiٱللَّهُAllahيَهۡدِيiletirلِلۡحَقِّۗhakkaأَفَمَنkimse mi?يَهۡدِيٓiletenإِلَىhakkaٱلۡحَقِّ*أَحَقُّdaha lâyıktırأَنuyulmayaيُتَّبَعَ*أَمَّنyoksa kimse mi?لَّاdoğru yolu bulamayanيَهِدِّيٓ*إِلَّآdışındaأَنkendisi yöneltilmesiيُهۡدَىٰۖ*فَمَاne oluyorلَكُمۡsizeكَيۡفَnasılتَحۡكُمُونَhüküm veriyorsunuz
 
ANLAMI
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?" De ki: "Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"
Ayet 36 Arapça Ayet
وَمَاveيَتَّبِعُuymamaktadırأَكۡثَرُهُمۡonların çoğuإِلَّاbaşkasınaظَنًّاۚzandanإِنَّşüphesizٱلظَّنَّzan iseلَاkazandırmazيُغۡنِي*مِنَgerçek açısındanٱلۡحَقِّ*شَيۡـًٔاۚbir şeyإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمُۢbilmektedirبِمَاşeyleriيَفۡعَلُونَonların yaptıkları
 
ANLAMI
Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.
Ayet 37 Arapça Ayet
وَمَاveكَانَdeğildirهَٰذَاbuٱلۡقُرۡءَانُKur'anأَنuydurulmuşيُفۡتَرَىٰ*مِنbaşkası tarafındanدُونِ*ٱللَّهِAllah'tandırوَلَٰكِنve ancakتَصۡدِيقَdoğrulayıcıdırٱلَّذِيarasındakiniبَيۡنَ*يَدَيۡهِiki eliوَتَفۡصِيلَve açıklayıcıdırٱلۡكِتَٰبِKitab'ıلَاşüphe yokturرَيۡبَ*فِيهِondaمِنRabbi'ndendirرَّبِّ*ٱلۡعَٰلَمِينَalemlerin
 
ANLAMI
Bu Kuran, Allah'tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini doğrular ve O Kitap'ı açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur.
Ayet 38 Arapça Ayet
أَمۡyoksaيَقُولُونَdiyorlarٱفۡتَرَىٰهُۖO'nu kendisi uydurduقُلۡde kiفَأۡتُواْgetirinبِسُورَةٖbir sureمِّثۡلِهِۦonun benzeriوَٱدۡعُواْve çağırınمَنِgücünüz yeteniٱسۡتَطَعۡتُم*مِّنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğru sözlü
 
ANLAMI
Senin için, "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."
Ayet 39 Arapça Ayet
بَلۡhayırكَذَّبُواْyalanladılarبِمَاşeyiلَمۡkavrayamadıklarıيُحِيطُواْ*بِعِلۡمِهِۦilminiوَلَمَّاveيَأۡتِهِمۡkendilerine gelmeyenتَأۡوِيلُهُۥۚyorumuكَذَٰلِكَböyleكَذَّبَyalanlamışlardıٱلَّذِينَkimseler deمِنonlardan önceki(ler)قَبۡلِهِمۡۖ*فَٱنظُرۡbir bakكَيۡفَnasılكَانَolduğunaعَٰقِبَةُsonlarınınٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerin
 
ANLAMI
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Ayet 40 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمve içlerinde vardırمَّنkimseيُؤۡمِنُiman edenبِهِۦonaوَمِنۡهُمve içlerinde vardırمَّنkimseلَّاiman etmeyen deيُؤۡمِنُ*بِهِۦۚonaوَرَبُّكَve Rabbinأَعۡلَمُdaha iyi bilirبِٱلۡمُفۡسِدِينَbozguncuları
 
ANLAMI
Aralarında ona inanan ve inanmayan vardır. Rabbin, bozguncuları daha iyi bilir.
Ayet 41 Arapça Ayet
وَإِنve eğerكَذَّبُوكَseni yalanlarlarsaفَقُلde kiلِّيbanadırعَمَلِيbenim yaptığımوَلَكُمۡve sizedirعَمَلُكُمۡۖsizin yaptığınızأَنتُمsizبَرِيٓـُٔونَuzaksınızمِمَّآbenim yaptığımdanأَعۡمَلُ*وَأَنَا۠ve ben deبَرِيٓءٞuzağımمِّمَّاsizin yaptıklarınızdanتَعۡمَلُونَ*
 
ANLAMI
Seni yalanlarlarsa, "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim" de.
Ayet 42 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمiçlerinde vardırمَّنkimselerيَسۡتَمِعُونَdinleyenlerإِلَيۡكَۚseniأَفَأَنتَsenتُسۡمِعُduyurabilecek misin?ٱلصُّمَّsağırlaraوَلَوۡüstelikكَانُواْakıl etmiyorlarsaلَا*يَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
Aralarında sana kulak veren vardır. Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin?
SAYFA 214
Ayet 43 Arapça Ayet
وَمِنۡهُمve onlardan vardırمَّنkimselerيَنظُرُbakan(lar)إِلَيۡكَۚsanaأَفَأَنتَsenتَهۡدِيdoğru yola iletebilecek misin?ٱلۡعُمۡيَkörleriوَلَوۡve eğerكَانُواْgörmüyorlarsaلَا*يُبۡصِرُونَ*
 
ANLAMI
Aralarında sana bakan vardır. Sen körleri, görmezlerken doğru yola iletebilir misin?
Ayet 44 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاhaksızlık etmezيَظۡلِمُ*ٱلنَّاسَinsanlaraشَيۡـٔٗاhiçbirوَلَٰكِنَّancakٱلنَّاسَinsanlarأَنفُسَهُمۡkendi kendilerineيَظۡلِمُونَhaksızlık ederler
 
ANLAMI
Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Ayet 45 Arapça Ayet
وَيَوۡمَve günيَحۡشُرُهُمۡonları toplayacağımızكَأَنsanki gibiلَّمۡkalmamışlarيَلۡبَثُوٓاْ*إِلَّاbileسَاعَةٗbir anı kadarمِّنَgündüzdenٱلنَّهَارِ*يَتَعَارَفُونَtanışırlarبَيۡنَهُمۡۚkendi aralarındaقَدۡmuhakkakخَسِرَzarara uğramışlardırٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُواْyalanlayan(lar)بِلِقَآءِkavuşmayıٱللَّهِAllah'aوَمَاveكَانُواْdoğru yola girmeyenlerمُهۡتَدِينَ*
 
ANLAMI
Onları toplayacağı kıyamet günü, sanki gündüz, birbirleriyle sadece tanışacakları bir saat kadar kalmış gibidirler. Allah'ın karşısına çıkmayı yalan sayanlar kaybetmişlerdir.
Ayet 46 Arapça Ayet
وَإِمَّاveyaنُرِيَنَّكَsana göstersekبَعۡضَbir kısmınıٱلَّذِيonlara vaadettiklerimizinنَعِدُهُمۡ*أَوۡya daنَتَوَفَّيَنَّكَseni vefat ettirsekفَإِلَيۡنَاsonuçta bizedirمَرۡجِعُهُمۡonların dönüşüثُمَّsonraٱللَّهُAllahشَهِيدٌşahittirعَلَىٰüzerineمَاşeyيَفۡعَلُونَonların yaptıkları
 
ANLAMI
Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.
Ayet 47 Arapça Ayet
وَلِكُلِّve hepsi için vardırأُمَّةٖümmetinرَّسُولٞۖbir peygamberiفَإِذَاne zaman kiجَآءَgeldiğindeرَسُولُهُمۡPeygamberleriقُضِيَhükmedilirبَيۡنَهُمaralarındaبِٱلۡقِسۡطِadaletleوَهُمۡve onlarلَاhaksızlığa uğratılmazlarيُظۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hüküm verilmiş olur. Onların hakları yenmez.
Ayet 48 Arapça Ayet
وَيَقُولُونَve diyorlar kiمَتَىٰne zamandır?هَٰذَاbuٱلۡوَعۡدُvaad edilenإِنeğerكُنتُمۡisenizصَٰدِقِينَdoğru sözlü
 
ANLAMI
"Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerçekleşmesi ne zamandır söyle" derler.
Ayet 49 Arapça Ayet
قُلde kiلَّآben dokunduramamأَمۡلِكُ*لِنَفۡسِيkendimeضَرّٗاbir zararوَلَاveyaنَفۡعًاyararإِلَّاbaşkaمَاdilediğindenشَآءَ*ٱللَّهُۗAllah'ınلِكُلِّhepsi için vardırأُمَّةٍümmetinأَجَلٌۚbir eceliإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَجَلُهُمۡecelleriفَلَاneيَسۡتَـٔۡخِرُونَöne alınırlarسَاعَةٗbir saatوَلَاne deيَسۡتَقۡدِمُونَgeriye bırakılırlar
 
ANLAMI
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar."
Ayet 50 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَرَءَيۡتُمۡsöyleyin bakalımإِنۡeğerأَتَىٰكُمۡsize gelirseعَذَابُهُۥO'nun azabıبَيَٰتًاgece vaktiأَوۡveyaنَهَارٗاgündüzمَّاذَاne diyeيَسۡتَعۡجِلُacele ediyorlarمِنۡهُbundaٱلۡمُجۡرِمُونَsuçlular
 
ANLAMI
De ki: "Allah'ın azabı size gece veya gündüz gelirse, ne yaparsınız Suçlular neye bunda acele ediyorlar?"
Ayet 51 Arapça Ayet
أَثُمَّ(ondan) sonra mı?إِذَاzaman kiمَاneوَقَعَgerçekleştiءَامَنتُمinanacaksınızبِهِۦٓۚonaءَآلۡـَٰٔنَşimdi mi?وَقَدۡelbetteكُنتُمsizبِهِۦonuتَسۡتَعۡجِلُونَacele istiyordunuz
 
ANLAMI
Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız İnanmayanlar azabı görünce, "şimdi miydi?" derler. "Elbette, siz onu acele istiyordunuz" denir.
Ayet 52 Arapça Ayet
ثُمَّsonraقِيلَdenilirلِلَّذِينَkimselereظَلَمُواْzulmeden(lere)ذُوقُواْtadınعَذَابَazabıٱلۡخُلۡدِsonsuzهَلۡmusunuz?تُجۡزَوۡنَcezalandırılıyorإِلَّاbaşkasıylaبِمَاolduklarınızdanكُنتُمۡ*تَكۡسِبُونَkazanıyor(lar)
 
ANLAMI
Haksızlık edenlere de: "Sürekli azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz" denir.
Ayet 53 Arapça Ayet
۞وَيَسۡتَنۢبِـُٔونَكَsenden soruyorlarأَحَقٌّgerçek mi?هُوَۖOقُلۡde kiإِيevetوَرَبِّيٓRabbime yemin ederim kiإِنَّهُۥşüphesiz oلَحَقّٞۖgerçektirوَمَآve değil(siniz)أَنتُمsizبِمُعۡجِزِينَaciz bırakacak
 
ANLAMI
"O gerçek midir?" diye senden sorarlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir, siz aciz kılamazsınız (önleyemezsiniz)."
SAYFA 215
Ayet 54 Arapça Ayet
وَلَوۡve şayetأَنَّşüphesizلِكُلِّherنَفۡسٖnefisظَلَمَتۡzulmedenمَاne varsaفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*لَٱفۡتَدَتۡfidye olarak verirdiبِهِۦۗonuوَأَسَرُّواْve açığa vururlarٱلنَّدَامَةَpişmanlıklarınıلَمَّاzamanرَأَوُاْgördükleriٱلۡعَذَابَۖazabıوَقُضِيَve hüküm verilirبَيۡنَهُمaralarındaبِٱلۡقِسۡطِadaletleوَهُمۡve onlarلَاhaksızlığa uğratılmazlarيُظۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.
Ayet 55 Arapça Ayet
أَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَاolanların tümüفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۗve yerdeأَلَآİyi bilin kiإِنَّşüphesizوَعۡدَvaadettiğiٱللَّهِAllah'ınحَقّٞgerçektirوَلَٰكِنَّancakأَكۡثَرَهُمۡonların çoğuلَاbilmiyorlarيَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
İyi bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir, ama çoğu bunu bilmez.
Ayet 56 Arapça Ayet
هُوَOيُحۡيِۦdiriltirوَيُمِيتُve öldürürوَإِلَيۡهِve O'naتُرۡجَعُونَdöndürülürsünüz
 
ANLAMI
Dirilten ve öldüren O'dur. O'na döneceksiniz.
Ayet 57 Arapça Ayet
يَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدۡmuhakkakجَآءَتۡكُمsize gelmiştirمَّوۡعِظَةٞbir öğütمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمۡ*وَشِفَآءٞve bir şifaلِّمَاolanlar içinفِيgönüllerdeٱلصُّدُورِ*وَهُدٗىve bir hidayetوَرَحۡمَةٞve rahmetلِّلۡمُؤۡمِنِينَmü'minler için
 
ANLAMI
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.
Ayet 58 Arapça Ayet
قُلۡde kiبِفَضۡلِlütfuylaٱللَّهِAllah'ınوَبِرَحۡمَتِهِۦve rahmetiyleفَبِذَٰلِكَişte bununlaفَلۡيَفۡرَحُواْsevinsinlerهُوَbuخَيۡرٞhayırlıdırمِّمَّاşeylerdenيَجۡمَعُونَbiriktirdikleri
 
ANLAMI
De ki: "Bunlar, Allah'ın bol nimeti ve rahmetiyledir." Buna sevinsinler. O, onların topladıklarından daha hayırlıdır.
Ayet 59 Arapça Ayet
قُلۡde kiأَرَءَيۡتُمgörmüyor musunuz?مَّآindirdiğiniأَنزَلَ*ٱللَّهُAllah'ınلَكُمsizeمِّنrızıktanرِّزۡقٖ*فَجَعَلۡتُمve sizin kıldığınızıمِّنۡهُondanحَرَامٗا(bir kısmını) haramوَحَلَٰلٗا(bir kısmını) helalقُلۡde kiءَآللَّهُAllah mı?أَذِنَizin verdiلَكُمۡۖsizeأَمۡyoksaعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aتَفۡتَرُونَiftira (mı) ediyorsunuz
 
ANLAMI
De ki: "Allah'ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldığınızı görmüyor musunuz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a karşı yalan mı uyduruyorsunuz?"
Ayet 60 Arapça Ayet
وَمَاve nedir?ظَنُّzanlarıٱلَّذِينَkimselerinيَفۡتَرُونَuyduranlarınعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلۡكَذِبَyalanيَوۡمَgünü (hakkında)ٱلۡقِيَٰمَةِۗkıyametإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَذُوsahibidirفَضۡلٍlütufعَلَىkarşıٱلنَّاسِinsanlaraوَلَٰكِنَّve ancakأَكۡثَرَهُمۡonların çoğuلَاşükretmezlerيَشۡكُرُونَ*
 
ANLAMI
Allah'a karşı yalan uyduranlar kıyamet gününü ne zannederler Doğrusu Allah'ın insanlara olan nimeti boldur, fakat çoğu şükretmezler.
Ayet 61 Arapça Ayet
وَمَاve neتَكُونُolsanızفِيdurumdaشَأۡنٖ*وَمَاve neتَتۡلُواْokusanızمِنۡهُonun hakkındaمِنKur'andanقُرۡءَانٖ*وَلَاne neتَعۡمَلُونَyapsanızمِنۡyapılacaklardanعَمَلٍ*إِلَّاancakكُنَّاbizعَلَيۡكُمۡsizin üzerinizeشُهُودًاşahidizإِذۡzamanتُفِيضُونَsiz daldığınızفِيهِۚonaوَمَاdeğildirيَعۡزُبُgizliعَنRabbindenرَّبِّكَ*مِن(bir şey)مِّثۡقَالِağırlığıncaذَرَّةٖzerreفِيyerdeٱلۡأَرۡضِ*وَلَاne deفِيgökteٱلسَّمَآءِ*وَلَآne deأَصۡغَرَdaha küçüğüمِنbundanذَٰلِكَ*وَلَآve ne deأَكۡبَرَdaha büyüğüإِلَّاancakفِيkitaptadırكِتَٰبٖ*مُّبِينٍapaçık
 
ANLAMI
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.
SAYFA 216
Ayet 62 Arapça Ayet
أَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizأَوۡلِيَآءَdostları içinٱللَّهِAllah'ınلَاyokturخَوۡفٌkorkuعَلَيۡهِمۡonlaraوَلَاveهُمۡonlarيَحۡزَنُونَüzülmeyeceklerdir
 
ANLAMI
İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet 63 Arapça Ayet
ٱلَّذِينَkimseler;ءَامَنُواْonlar iman edenوَكَانُواْveيَتَّقُونَsakınanlar
 
ANLAMI
Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır.
Ayet 64 Arapça Ayet
لَهُمُonlar için vardırٱلۡبُشۡرَىٰmüjdelerفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaوَفِيveٱلۡأٓخِرَةِۚahiretteلَاolmazتَبۡدِيلَdeğişmeلِكَلِمَٰتِsözlerindeٱللَّهِۚAllah'ınذَٰلِكَişteهُوَbuٱلۡفَوۡزُkurtuluşturٱلۡعَظِيمُbüyük
 
ANLAMI
Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.
Ayet 65 Arapça Ayet
وَلَاseni üzmesinيَحۡزُنكَ*قَوۡلُهُمۡۘonların sözleriإِنَّşüphesizٱلۡعِزَّةَyücelikلِلَّهِAllah'ındırجَمِيعًاۚtamamenهُوَOٱلسَّمِيعُduyandırٱلۡعَلِيمُbilendir
 
ANLAMI
İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
Ayet 66 Arapça Ayet
أَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَنkim varsaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَنve kim varsaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۗ*وَمَاveيَتَّبِعُuymuyorlarٱلَّذِينَkimselerيَدۡعُونَtapınan(lar)مِنbaşkalarınaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanشُرَكَآءَۚortak koştuklarınaإِنancakيَتَّبِعُونَonlar uyuyorlarإِلَّاsadeceٱلظَّنَّzannaوَإِنۡveهُمۡonlarإِلَّاsadeceيَخۡرُصُونَsaçmalıyorlar
 
ANLAMI
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'ı bırakıp ortak koşanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar.
Ayet 67 Arapça Ayet
هُوَO'durٱلَّذِيo kiجَعَلَyaratanلَكُمُsizin içinٱلَّيۡلَgeceyiلِتَسۡكُنُواْdinlenmeniz içinفِيهِondaوَٱلنَّهَارَve gündüzüمُبۡصِرًاۚaydınlatıcı olarakإِنَّşüphesizفِيbundaذَٰلِكَ*لَأٓيَٰتٖayetler vardırلِّقَوۡمٖbir topluluk içinيَسۡمَعُونَduyan
 
ANLAMI
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır.
Ayet 68 Arapça Ayet
قَالُواْdedilerٱتَّخَذَedindiٱللَّهُAllahوَلَدٗاۗçocukسُبۡحَٰنَهُۥۖO bundan münezzehtirهُوَOٱلۡغَنِيُّۖhiç bir şeye ihtiyacı olmayandırلَهُۥO'nundurمَاne varsaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَمَاve ne varsaفِيyerdeٱلۡأَرۡضِۚ*إِنۡyokturعِندَكُمsizinمِّنhiçbirسُلۡطَٰنِۭdelilinizبِهَٰذَآۚbu konudaأَتَقُولُونَsöylüyor musunuz?عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاşeyiلَاbilmediğinizتَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
"Allah çocuk edindi" dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı nasıl söylüyorsunuz?
Ayet 69 Arapça Ayet
قُلۡde kiإِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَفۡتَرُونَuyduran(lar)عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahٱلۡكَذِبَyalanلَاkurtuluşa eremezlerيُفۡلِحُونَ*
 
ANLAMI
De ki: "Allah'a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa erişemezler."
Ayet 70 Arapça Ayet
مَتَٰعٞbir geçim sürerlerفِيdünyadaٱلدُّنۡيَا*ثُمَّsonraإِلَيۡنَاbizedirمَرۡجِعُهُمۡdönüşleriثُمَّsonraنُذِيقُهُمُtattırırızٱلۡعَذَابَazabıٱلشَّدِيدَşiddetliبِمَاdolayıكَانُواْolmalarındanيَكۡفُرُونَinkâr ediyor(lar)
 
ANLAMI
Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.
SAYFA 217
Ayet 71 Arapça Ayet
۞وَٱتۡلُokuعَلَيۡهِمۡonlaraنَبَأَkıssasınıنُوحٍNuh'unإِذۡhaniقَالَşöyle söylemiştiلِقَوۡمِهِۦkavmineيَٰقَوۡمِEy kavmimإِنeğerكَانَiseكَبُرَağırعَلَيۡكُمsizeمَّقَامِيaranızda durmamوَتَذۡكِيرِيve size hatırlatmamبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَعَلَىbilin kiٱللَّهِAllah'aتَوَكَّلۡتُgüvendimفَأَجۡمِعُوٓاْsiz de toplanınأَمۡرَكُمۡişiniz hakkındaوَشُرَكَآءَكُمۡortaklarınızlaثُمَّsonraلَاolmasınيَكُنۡ*أَمۡرُكُمۡişinizعَلَيۡكُمۡkendi aranızdaغُمَّةٗbir dertثُمَّsonraٱقۡضُوٓاْuygulayınإِلَيَّbana karşıوَلَاveتُنظِرُونِbana mühlet vermeyin
 
ANLAMI
Onlara Nuh'un başından geçenleri anlat: Milletine, "Ey milletim! Eğer durumum, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah'a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin" demişti.
Ayet 72 Arapça Ayet
فَإِنeğerتَوَلَّيۡتُمۡyüz çevirirsenizفَمَاsizden istemiş değilimسَأَلۡتُكُم*مِّنۡhiç birأَجۡرٍۖücretإِنۡbenim ecrimأَجۡرِيَ*إِلَّاancakعَلَىaittirٱللَّهِۖAllah'aوَأُمِرۡتُve ben emrolundumأَنۡolmaklaأَكُونَ*مِنَMüslümanlardanٱلۡمُسۡلِمِينَ*
 
ANLAMI
"Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aiddir. Müslimlerden olmakla emrolundum."
Ayet 73 Arapça Ayet
فَكَذَّبُوهُyine de onu yalanladılarفَنَجَّيۡنَٰهُancak biz onu kurtardıkوَمَنve olanlarıمَّعَهُۥonunla beraberفِيgemideٱلۡفُلۡكِ*وَجَعَلۡنَٰهُمۡve onları yaptıkخَلَـٰٓئِفَhalifelerوَأَغۡرَقۡنَاve suda boğdukٱلَّذِينَkimseleriكَذَّبُواْyalanlayan(ları)بِـَٔايَٰتِنَاۖayetlerimiziفَٱنظُرۡbir bakكَيۡفَnasılكَانَolduğunaعَٰقِبَةُsonlarınınٱلۡمُنذَرِينَuyarılanların
 
ANLAMI
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.
Ayet 74 Arapça Ayet
ثُمَّsonraبَعَثۡنَاgönderdikمِنۢonun ardındanبَعۡدِهِۦ*رُسُلًاpeygamberleriإِلَىٰkavimlerineقَوۡمِهِمۡ*فَجَآءُوهُمgetirdilerبِٱلۡبَيِّنَٰتِaçık belgelerفَمَاancakكَانُواْonlarلِيُؤۡمِنُواْinanmadılarبِمَاşeylereكَذَّبُواْyalanladıklarıبِهِۦonuمِنdaha önceقَبۡلُۚ*كَذَٰلِكَişte böyleنَطۡبَعُmühürlerizعَلَىٰüzeriniقُلُوبِkalpleriٱلۡمُعۡتَدِينَaşırı gidenlerin
 
ANLAMI
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.
Ayet 75 Arapça Ayet
ثُمَّsonraبَعَثۡنَاgönderdikمِنۢonların ardındanبَعۡدِهِم*مُّوسَىٰMusa'yıوَهَٰرُونَve Harun'uإِلَىٰFiravunaفِرۡعَوۡنَ*وَمَلَإِيْهِۦve onun ileri gelenlerineبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleفَٱسۡتَكۡبَرُواْancak onlar büyüklendilerوَكَانُواْve oldularقَوۡمٗاbir toplulukمُّجۡرِمِينَsuçlu
 
ANLAMI
Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun'u gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir millet oldular.
Ayet 76 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَهُمُonlara gelinceٱلۡحَقُّgerçekمِنۡkatımızdanعِندِنَا*قَالُوٓاْdedilerإِنَّşüphesizهَٰذَاbuلَسِحۡرٞbir sihirdirمُّبِينٞapaçık
 
ANLAMI
Gerçek, katımızdan onlara gelince: "Doğrusu bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayet 77 Arapça Ayet
قَالَdediمُوسَىٰٓMusaأَتَقُولُونَböyle mi diyorsunuz?لِلۡحَقِّgerçekلَمَّاzamanجَآءَكُمۡۖsize geldiğiأَسِحۡرٌsihir midir?هَٰذَاbuوَلَاveيُفۡلِحُkurtuluşa ermezlerٱلسَّـٰحِرُونَsihirbazlar
 
ANLAMI
Musa: "Size gelen gerçeğe dil mi uzatırsınız Bu sihir midir Sihirbazlar zaten başarı kazanamazlar" dedi.
Ayet 78 Arapça Ayet
قَالُوٓاْdedilerأَجِئۡتَنَاmi geldiniz?لِتَلۡفِتَنَاbizi çevirmek içinعَمَّا(yol)danوَجَدۡنَاbulduğumuzعَلَيۡهِüzerindeءَابَآءَنَاatalarımızıوَتَكُونَve olmasıلَكُمَاikiniz içinٱلۡكِبۡرِيَآءُbüyüklüğünفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*وَمَا(fakat) değilizنَحۡنُbizلَكُمَاsizeبِمُؤۡمِنِينَiman edecek
 
ANLAMI
"Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz Biz size inanmıyoruz" dediler.
SAYFA 218
Ayet 79 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiفِرۡعَوۡنُFiravunٱئۡتُونِيbana getirinبِكُلِّbütünسَٰحِرٍsihirbazlarıعَلِيمٖbilgin
 
ANLAMI
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin" dedi.
Ayet 80 Arapça Ayet
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelinceٱلسَّحَرَةُSihirbazlarقَالَdediلَهُمonlaraمُّوسَىٰٓMusaأَلۡقُواْatınمَآşeyleriأَنتُمsizمُّلۡقُونَatacağınız
 
ANLAMI
Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Atacağınızı atın" dedi.
Ayet 81 Arapça Ayet
فَلَمَّآzamanأَلۡقَوۡاْattıklarıقَالَdedi kiمُوسَىٰMusaمَاşeylerجِئۡتُمsizin getirdiğinizبِهِ(onunla)ٱلسِّحۡرُۖsihirdirإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَيُبۡطِلُهُۥٓonu boşa çıkaracaktırإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdüzeltmezيُصۡلِحُ*عَمَلَişleriniٱلۡمُفۡسِدِينَbozguncuların
 
ANLAMI
Attıklarında, Musa: "Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir" dedi.
Ayet 82 Arapça Ayet
وَيُحِقُّortaya çıkarırٱللَّهُAllahٱلۡحَقَّhakkıبِكَلِمَٰتِهِۦsözleriyleوَلَوۡşayetكَرِهَhoşlanmasalar daٱلۡمُجۡرِمُونَsuçlular
 
ANLAMI
Attıklarında, Musa: "Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir" dedi.
Ayet 83 Arapça Ayet
فَمَآolmadıءَامَنَiman edenلِمُوسَىٰٓMusa'yaإِلَّاbaşkaذُرِّيَّةٞbir genç takımdanمِّنkavmindenقَوۡمِهِۦ*عَلَىٰkorkusuylaخَوۡفٖ*مِّنFiravundanفِرۡعَوۡنَ*وَمَلَإِيْهِمۡve adamlarınınأَنkötülük etmeleriيَفۡتِنَهُمۡۚ*وَإِنَّve şüphesizفِرۡعَوۡنَFiravunلَعَالٖiyice büyüklenmiştiفِيyeryüzündeٱلۡأَرۡضِ*وَإِنَّهُۥve şüphesiz oلَمِنَkimselerdendiٱلۡمُسۡرِفِينَçok aşırı giden
 
ANLAMI
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Ayet 84 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiمُوسَىٰMusaيَٰقَوۡمِEy kavmimإِنeğerكُنتُمۡsizءَامَنتُمiman ettiysenizبِٱللَّهِAllah'aفَعَلَيۡهِO'naتَوَكَّلُوٓاْgüveninإِنeğerكُنتُمsizمُّسۡلِمِينَteslim olduysanız
 
ANLAMI
Musa: "Ey milletim! Allah'a inanıyorsanız ve teslim olmuşsanız O'na güvenin" dedi.
Ayet 85 Arapça Ayet
فَقَالُواْonlar da dediler kiعَلَىAllah'aٱللَّهِ*تَوَكَّلۡنَاgüvendikرَبَّنَاRabbimizلَاbizi kılmaتَجۡعَلۡنَا*فِتۡنَةٗbir fitneلِّلۡقَوۡمِtopluluğu içinٱلظَّـٰلِمِينَzalimler
 
ANLAMI
"Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Ayet 86 Arapça Ayet
وَنَجِّنَاve bizi kurtarبِرَحۡمَتِكَrahmetinleمِنَtopluluğundanٱلۡقَوۡمِ*ٱلۡكَٰفِرِينَkâfirler
 
ANLAMI
"Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Ayet 87 Arapça Ayet
وَأَوۡحَيۡنَآve vahyettikإِلَىٰMusa'yaمُوسَىٰ*وَأَخِيهِve kardeşineأَنdiyeتَبَوَّءَاhazırlayınلِقَوۡمِكُمَاkavminiz içinبِمِصۡرَMısır'daبُيُوتٗاevlerوَٱجۡعَلُواْve edinin (diye)بُيُوتَكُمۡevleriniziقِبۡلَةٗibadethaneوَأَقِيمُواْve kılın (diye)ٱلصَّلَوٰةَۗnamazوَبَشِّرِve müjdeleٱلۡمُؤۡمِنِينَMü'minleri
 
ANLAMI
Musa ve kardeşine: "Mısır'da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın" diye vahyettik, "İnananlara müjde et."
Ayet 88 Arapça Ayet
وَقَالَve dedi kiمُوسَىٰMusaرَبَّنَآRabbimizإِنَّكَşüphesiz senءَاتَيۡتَverdinفِرۡعَوۡنَFiravun'aوَمَلَأَهُۥve adamlarınaزِينَةٗsüs(ler)وَأَمۡوَٰلٗاve mallarفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaرَبَّنَاRabbimizلِيُضِلُّواْsaptırmaları için mi?عَنsenin yolundanسَبِيلِكَۖ*رَبَّنَاRabbimizٱطۡمِسۡyok etعَلَىٰٓonların mallarınıأَمۡوَٰلِهِمۡ*وَٱشۡدُدۡve bağlaعَلَىٰüzeriniقُلُوبِهِمۡkalplerininفَلَا(ki) iman etmesinlerيُؤۡمِنُواْ*حَتَّىٰkadarيَرَوُاْgörünceyeٱلۡعَذَابَazabıٱلۡأَلِيمَacıklı
 
ANLAMI
Musa: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar" dedi.
SAYFA 219
Ayet 89 Arapça Ayet
قَالَ(Allah) dedi kiقَدۡmuhakkakأُجِيبَتkabul edildiدَّعۡوَتُكُمَاduanızفَٱسۡتَقِيمَاdoğru yolda devam edinوَلَاveتَتَّبِعَآنِّuymayınسَبِيلَyollarınaٱلَّذِينَkimselerinلَاbilmeyen(lerin)يَعۡلَمُونَ*
 
ANLAMI
Allah: "İkinizin duası kabul olundu. Dürüst hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın" dedi.
Ayet 90 Arapça Ayet
۞وَجَٰوَزۡنَاve geçirdikبِبَنِيٓoğullarınıإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailٱلۡبَحۡرَdenizdenفَأَتۡبَعَهُمۡonların peşlerine düştülerفِرۡعَوۡنُFiravunوَجُنُودُهُۥve askerleri deبَغۡيٗاtaşkınlıklaوَعَدۡوًاۖve düşmanlıklaحَتَّىٰٓsonundaإِذَآzamanأَدۡرَكَهُonu yakaladığıٱلۡغَرَقُboğulmaقَالَdediءَامَنتُiman ettimأَنَّهُۥelbetteلَآolmadığınaإِلَٰهَilahإِلَّاbaşkaٱلَّذِيٓkimsedenءَامَنَتۡiman ettiğiبِهِۦkendisineبَنُوٓاْoğullarınınإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailوَأَنَا۠ve ben deمِنَMüslümanlardanımٱلۡمُسۡلِمِينَ*
 
ANLAMI
İsrailoğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım" dedi.
Ayet 91 Arapça Ayet
ءَآلۡـَٰٔنَşimdi mi?وَقَدۡoysaعَصَيۡتَisyan etmiştinقَبۡلُdaha önceوَكُنتَve olmuştunمِنَbozgunculardanٱلۡمُفۡسِدِينَ*
 
ANLAMI
O'na: "Şimdi mi inandın Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin" dendi.
Ayet 92 Arapça Ayet
فَٱلۡيَوۡمَbugünنُنَجِّيكَkurtaracağızبِبَدَنِكَsenin bedeniniلِتَكُونَolman içinلِمَنۡkimseler içinخَلۡفَكَkendinden sonrakiءَايَةٗۚbir ibretوَإِنَّgerçekte iseكَثِيرٗاçoğuمِّنَinsanlardanٱلنَّاسِ*عَنۡayetlerimizdenءَايَٰتِنَا*لَغَٰفِلُونَhabersizdirler
 
ANLAMI
"Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız" dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.
Ayet 93 Arapça Ayet
وَلَقَدۡandolsunبَوَّأۡنَاyerleştirdikبَنِيٓoğullarınıإِسۡرَـٰٓءِيلَİsrailمُبَوَّأَbir yereصِدۡقٖiyiوَرَزَقۡنَٰهُمve onları rızıklandırdıkمِّنَtemiz şeylerleٱلطَّيِّبَٰتِ*فَمَاayrılığa düşmedilerٱخۡتَلَفُواْ*حَتَّىٰkadarجَآءَهُمُkendilerine gelinceyeٱلۡعِلۡمُۚilimإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinيَقۡضِيhükmünü verirبَيۡنَهُمۡaralarındaيَوۡمَgünüٱلۡقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاhususlardaكَانُواْolduklarıفِيهِondaيَخۡتَلِفُونَayrılığa düştükleri
 
ANLAMI
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.
Ayet 94 Arapça Ayet
فَإِنeğerكُنتَisenفِيiçindeشَكّٖkuşkuمِّمَّآşeydenأَنزَلۡنَآindirdiğimizإِلَيۡكَsanaفَسۡـَٔلِo halde sorٱلَّذِينَkimselereيَقۡرَءُونَokuyan(lara)ٱلۡكِتَٰبَkitapمِنsenden önceقَبۡلِكَۚ*لَقَدۡandolsun kiجَآءَكَsana geldiٱلۡحَقُّgerçekمِنRabbindenرَّبِّكَ*فَلَاsakınتَكُونَنَّolmaمِنَşüpheye düşenlerdenٱلۡمُمۡتَرِينَ*
 
ANLAMI
Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.
Ayet 95 Arapça Ayet
وَلَاve sakınتَكُونَنَّolmaمِنَkimselerdenٱلَّذِينَ*كَذَّبُواْyalanlayan(lar)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَتَكُونَyoksa olursunمِنَhüsrana uğrayanlardanٱلۡخَٰسِرِينَ*
 
ANLAMI
Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun.
Ayet 96 Arapça Ayet
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerحَقَّتۡkesinleşmiş olan(lar)عَلَيۡهِمۡhaklarındaكَلِمَتُsözüرَبِّكَRabbininلَاiman etmezlerيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
Ayet 97 Arapça Ayet
وَلَوۡbileجَآءَتۡهُمۡgelseكُلُّbütünءَايَةٍayetlerحَتَّىٰkadarيَرَوُاْgörünceyeٱلۡعَذَابَazabıٱلۡأَلِيمَacıklı
 
ANLAMI
Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
SAYFA 220
Ayet 98 Arapça Ayet
فَلَوۡلَاbulunsaydı ya!كَانَتۡbir kasabaقَرۡيَةٌ*ءَامَنَتۡiman edenفَنَفَعَهَآkendine yarar sağlayanإِيمَٰنُهَآimanıإِلَّاdışındaقَوۡمَkavmininيُونُسَYunusلَمَّآne zaman kiءَامَنُواْiman ettilerكَشَفۡنَاkaldırdıkعَنۡهُمۡüzerlerindenعَذَابَazabınıٱلۡخِزۡيِrezillikفِيhayatındaٱلۡحَيَوٰةِ*ٱلدُّنۡيَاdünyaوَمَتَّعۡنَٰهُمۡve onları yararlandırdıkإِلَىٰbelli bir süreye kadarحِينٖ*
 
ANLAMI
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.
Ayet 99 Arapça Ayet
وَلَوۡve şayetشَآءَdileseydiرَبُّكَRabbinلَأٓمَنَiman ederdiمَنkimselerفِيbulunanٱلۡأَرۡضِyeryüzündeكُلُّهُمۡhepsiجَمِيعًاۚtoplucaأَفَأَنتَsen mi?تُكۡرِهُzorlayacaksınٱلنَّاسَinsanlarıحَتَّىٰkadarيَكُونُواْoluncayaمُؤۡمِنِينَmü'min
 
ANLAMI
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?
Ayet 100 Arapça Ayet
وَمَاdeğildirكَانَmümkünلِنَفۡسٍhiç kimseninأَنiman etmesiتُؤۡمِنَ*إِلَّاdışındaبِإِذۡنِizniٱللَّهِۚAllah'ınوَيَجۡعَلُO gönderirٱلرِّجۡسَiğrenç azabıعَلَىüzerlerineٱلَّذِينَkimselerinلَاakıl erdiremeyen(ler)يَعۡقِلُونَ*
 
ANLAMI
Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.
Ayet 101 Arapça Ayet
قُلِde kiٱنظُرُواْbir bakınمَاذَاneler olduğunaفِيgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِ*وَٱلۡأَرۡضِۚve yerdeوَمَاbir şey kazandırmazتُغۡنِي*ٱلۡأٓيَٰتُayetlerوَٱلنُّذُرُve uyarılarعَنbir topluluğaقَوۡمٖ*لَّاiman etmeyenيُؤۡمِنُونَ*
 
ANLAMI
"Göklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.
Ayet 102 Arapça Ayet
فَهَلۡmı?يَنتَظِرُونَbekliyorlarإِلَّاbaşkasınıمِثۡلَbenzerindenأَيَّامِ(başlarına gelen) günlerinٱلَّذِينَgeçmiş olanlarınخَلَوۡاْ*مِنkendilerinden önceقَبۡلِهِمۡۚ*قُلۡde kiفَٱنتَظِرُوٓاْbekleyin bakalımإِنِّيşüphesiz ben deمَعَكُمsizinle birlikteمِّنَbekleyenlerdenimٱلۡمُنتَظِرِينَ*
 
ANLAMI
Kendilerinden önce geçenlerin başlarına gelen olaylardan başka bir şey mi bekliyorlar "Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim" de.
Ayet 103 Arapça Ayet
ثُمَّSonraنُنَجِّيkurtarırızرُسُلَنَاpeygamberlerimiziوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُواْۚiman eden(leri)كَذَٰلِكَişte böyleحَقًّاbir haktırعَلَيۡنَاüzerimizeنُنجِkurtarmakٱلۡمُؤۡمِنِينَMü'minleri
 
ANLAMI
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.
Ayet 104 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarإِنeğerكُنتُمۡisenizفِيiçindeشَكّٖbir kuşkuمِّنbenim dinimdenدِينِي*فَلَآ(bilin ki)أَعۡبُدُben tapmıyorumٱلَّذِينَşeylereتَعۡبُدُونَsizin taptıklarınızمِنbaşkaدُونِ*ٱللَّهِAllah'tanوَلَٰكِنۡancakأَعۡبُدُkulluk ederimٱللَّهَAllah'aٱلَّذِيsizin canınızı alacak olanيَتَوَفَّىٰكُمۡۖ*وَأُمِرۡتُve ben emrolundumأَنۡolmaklaأَكُونَ*مِنَmü'minlerdenٱلۡمُؤۡمِنِينَ*
 
ANLAMI
De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz bilin ki ben Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. İnananlardan olmakla emrolundum."
Ayet 105 Arapça Ayet
وَأَنۡveأَقِمۡçevirوَجۡهَكَyüzünüلِلدِّينِdineحَنِيفٗاhanif olanوَلَاveتَكُونَنَّolmaمِنَortak koşanlardanٱلۡمُشۡرِكِينَ*
 
ANLAMI
(Muhammed'e) "Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun" denildi.
Ayet 106 Arapça Ayet
وَلَاveتَدۡعُtapmaمِنbırakıpدُونِ*ٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاsana yararı dokunmayanيَنفَعُكَ*وَلَاne deيَضُرُّكَۖsana zararı dokunmayanفَإِنeğerفَعَلۡتَböyle yaparsanفَإِنَّكَşüphesiz senإِذٗاo zamanمِّنَzalimlerden olursunٱلظَّـٰلِمِينَ*
 
ANLAMI
(Muhammed'e) "Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun" denildi.
SAYFA 221
Ayet 107 Arapça Ayet
وَإِنeğerيَمۡسَسۡكَsana verirseٱللَّهُAllahبِضُرّٖbir sıkıntıفَلَاyokturكَاشِفَgiderecekلَهُۥٓonuإِلَّاbaşkaهُوَۖO'ndanوَإِنve eğerيُرِدۡكَsenin için dilerseبِخَيۡرٖbir iyilikفَلَاyokturرَآدَّgeri çevirecekلِفَضۡلِهِۦۚO'nun lütfunuيُصِيبُverirبِهِۦbunuمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنۡkullarındanعِبَادِهِۦۚ*وَهُوَve Oٱلۡغَفُورُbağışlayıcıdırٱلرَّحِيمُmerhamet edicidir
 
ANLAMI
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.
Ayet 108 Arapça Ayet
قُلۡde kiيَـٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدۡmuhakkakجَآءَكُمُsize gelmiştirٱلۡحَقُّhakمِنRabbinizdenرَّبِّكُمۡۖ*فَمَنِkimٱهۡتَدَىٰhidayet bulursaفَإِنَّمَاşüphesizيَهۡتَدِيhidayet bulmuşturلِنَفۡسِهِۦۖkendi yararınaوَمَنve kim deضَلَّsapıtırsa;فَإِنَّمَاşüphesizيَضِلُّsapıtmıştırعَلَيۡهَاۖkendi aleyhineوَمَآdeğilimأَنَا۠benعَلَيۡكُمsizin üzerinizeبِوَكِيلٖbir vekil
 
ANLAMI
De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim."
Ayet 109 Arapça Ayet
وَٱتَّبِعۡuyمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyedilenإِلَيۡكَsanaوَٱصۡبِرۡve sabretحَتَّىٰkadarيَحۡكُمَhükmünü verinceyeٱللَّهُۚAllahوَهُوَve Oخَيۡرُen hayırlısıdırٱلۡحَٰكِمِينَhüküm verenlerin
 
ANLAMI
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.